[Ana Sayfa]


Perfectus Belaslatinas
KURBAĞA MANASTIRI
(Abbatia Ranae)
(Kemal Gözler’in Sunuşu ve Çevirisiyle)
Kırmızı Kedi Yayınevi, Turuncu Kitaplar Dizisi, Nisan 2021, 128 s.





Perfectus Belaslatinas hakkında tek bildiğimiz şey, 1300’lerde “Kurbağa Manastırı” isimli bir manastırda yaşamış olması. Belaslatinas, “Historia Abbatiae Ranae (Kurbağa Manastırı Tarihi)” isimli elyazmasında, manastırların potestas ordinis tarafından nasıl safha safha ele geçirildiğini ve manastırların nasıl adım adım çöktüğünün hikâyesini anlatıyor.

“Korktuk. Dünya nimetlerinden vazgeçip, manastırlara kapanan biz rahiplerin, meğerse yitirecek ne kadar da çok şeyi varmış! Başkalarına sadece Tanrı’dan korktuğumuzu söyleyip gerçekte kendi gölgemizden korktuk! Başkalarına ‘devotus Deo’ olduğumuzu söyleyip, kendimizi nelere nelere adadık! Kendimizin ‘servus Dei’ olduğunu ilân edip, kimlere kimlere hizmet ettik! Manastırlarımızın kapısına ‘non sub homine, sed sub Deo et lege’ yazıp, kimlere kimlere itaat ettik!”



KİTABIN BÖLÜMLERİ


SUNUŞ

Liber Primus: Magna Ruina

Liber Secundus: Dominatio in Abbatias

Liber Tertius: Abbatia Ultima

Liber Quartus: Singulae Tragoediae aut Ελεγεια

Epilogus

Glossarium






KİTAPTAN SEÇİLMİŞ BAZI PARAGRAFLAR



SUNUŞ’tan



Artık internet üzerinden Ortaçağda yazılmış bazı elyazması kitaplara bile ulaşmak mümkün. Birkaç ay önce, bir elyazmaları dijital kütüphanesinde, Aziz Thomas Aquinas’ın 1265-1274 yılları arasında yazılmış ünlü eseri Summa Theologica’nın Latince nüshasını ararken, rastlantı sonucu, 1300’lerde, Latince olarak kaleme alınmış “Historia Abbatiae Ranae”, yani Türkçe olarak söylersek “Kurbağa Manastırı Tarihi” başlıklı ilginç bir elyazmasının dijital kopyasına rastladım. Aşağıda bu kitabın tarafımdan yapılmış bir özet çevirisini bulacaksınız.

...

Yazar (Auctor).- Kitabın yazarı Perfectus Belaslatinas isimli bir rahip. Yaptığım pek çok araştırmaya rağmen bu rahibin kim olduğu konusunda bir bilgiye ulaşamadım. Bu ismi başka kaynaklarda ve keza kütüphane kataloglarında da bulamadım. Kitapta Perfectus Belaslatinas’ın 1300’lerin ilk yarısında “Abbatia Ranae” isimli bir manastırda rahip olduğu anlaşılıyor. Kitapta yazara ilişkin başkaca bir bilgi yok. Belki de yazara ilişkin bilgiler kitabın eksik sayfalarında bulunuyordu.

(...)

Kurbağa Manastırı (Abbatia Ranae).- Kitaptaki olaylar “Abbatia Ranae (Kurbağa Manastırı)” isimli bir manastırda geçiyor.

(...)

Kurbağa Manastırı (Abbatia Ranae) Nerede? Bu konuda bir bilgim yok. Perfectus Belaslatinas, “Kurbağa Manastırı”nın nerede olduğunu yazmıyor.

(...)

“Abbatia ranae”, kelime anlamıyla “kurbağa manastırı” demek. Neden bu manastıra bu isim verilmiştir? Acaba manastır, kurbağaların bol olduğu bir su kenarında mıydı? Yoksa manastırın içinde bolca kurbağa mı vardı? Bilemiyorum.

(...)

Bir manastırın böyle bir isim taşıması insana garip geliyor. Manastır isimleri, genellikle, ya bulunduğu yerin, ya kurucusu olan rahibin, ya da ithaf edildiği azizin ismine izafeten veriliyor.

Ortaçağ Avrupasındaki manastırları gösteren pek çok liste var. Bunların hiçbirinde Abbatia Ranae yer almıyor.

Gittikçe böyle bir manastırın gerçekte mevcut olmadığını ve Perfectus Belaslatinas’ın olayların yaşandığı manastır ve belki de manastırları ifade etmek için böyle alegorik bir isim uydurduğunu düşünmeye başladım. Belki Belaslatinas, perseküsyondan çekinerek böyle bir isim kullanmayı tercih etti. Belki de Perfectus Belaslatinas, “Historia Abbatiae Ranae” ile bir “tragoedia sine nomine”, yani bir “isimsiz trajedi” yazmayı amaçladı.

(...)

1334-1357 Yılları.- Perfectus Belaslatinas’ın anlattığı olaylar, 1334-1357 yıllarında yaşanıyor. Bu yıllar, “Geç Ortaçağ”da, yani artık Ortaçağın sonuna yaklaşıldığı bir dönemde yer alıyor. Avrupa tarihinde bu yıllar, zor ama önemli yıllardır.

Zor yıllardır; çünkü bu yıllar, siyasal ve dinsel çekişmelerin zirveye çıktığı yıllardır. Bu yıllar entrikaların, engizisyonun, perseküsyonun, korkunun hüküm sürdüğü ve kimsenin kendinden emin olmadığı yıllardır. Bu zorluk yetmiyormuş gibi, bir de bu yıllarda Avrupa, 1340’ların sonlarından itibaren Çin’den gelen ve kendisine “mors atra” denen “kara veba” salgınıyla kavrulmuştur.

Bu yıllar aynı zamanda çok önemli yıllardır; çünkü bu yıllar, Cesena’lı Michele (1270-1342), Ockham’lı William (1287-1347) gibi “Avignon Papalığı” ile mücadele etme cesareti gösteren önemli düşünürlerin çıktığı yıllardır. Bu yıllar, insanlığın korkudan kurtuluşunun mayasının atıldığı, eski Yunan ve Roma felsefesi ve biliminin yeniden doğmaya başladığı yıllardır.

Perfectus Belaslatinas, kitabında olağanüstü karanlık bir manzara çiziyorsa da, bu karanlık, güneşin doğumundan önceki karanlık gibidir. Ne var ki, Perfectus Belaslatinas’ın ömrü, güneşin doğuşunu görmeye yetmemiştir.

Kemal Gözler





HISTORIA ABBATIAE RANAE'den



Efendimizin doğumunun 1334’üncü yılından itibaren manastırlarımızda aşağıda anlatacağım üzücü olaylar yaşandı. Ben “Kurbağa Manastırı”nda bir rahip olarak bu üzücü olayların bir kısmına bizzat şahit oldum. Bazı olayları da bu olayları yaşayan rahip kardeşlerimden duydum. Gördüğüm veya duyduğum olayları bu kitapta aynen ve tamı tamına anlattım. Quae diligenter inspecta accuratissime narrantur.

(...)

Yukarıda belirttiğim dönemde manastırlarımızın üzerine bir karanlık çöktü. Pek çok rahip hakkında inquisitio açıldı. Bazı rahipler haeresis ile suçlandılar ve excommunicatio’ya uğradılar. “Decretum pontificale extra ordinem”ler ile yüzlerce rahip hakkında expulsio kararı alındı. Tutuklanan ve hapse atılan rahipler de oldu. Persecutio’dan çekinen bazı rahipler de resignatio’larını sunup manastırlardan kendileri ayrıldılar. Bazıları başka ordo’ların manastırlarına sığındılar. Kalanlar ise kendi hücrelerine çekildiler; hücrelerinde dahi yüksek sesle konuşmaktan korktular. Korku ikiz kardeşimiz hâline geldi. Korkunun gelmesiyle özgürlük yok olup gitti. Büyük ustanın dediği gibi “tenebrae factae sunt et libertas periit”.

(...)

Oysa bizler bütün ömrümüzü manastırlarda geçirmiş insanlarız. Manastırlar bize sığınak olmuştu. Biz hep manastırlarımızın kalın duvarlarının bizi koruyacağını sanmıştık. Manastırların da korunmaya ihtiyaç duyabileceği hiç aklımıza gelmemişti. Meğerse yanılmışız. Manastırların da korunmaya ihtiyacı varmış. Çok geç fark ettik. Affet bizi sevgili manastırlarımız!

(...)

Rahiplerin seçilmesi ve yükselmesinde sadece akrabalığın değil, aynı bölgeden, aynı kasabadan, aynı köyden gelmenin de rol oynadığı ileri sürüldü. Böylece yeni bir “favoritizm” türü ortaya çıktı. Bu favoritizm türünü ifade etmek için “compatriotismus” diye bir kelime uyduruldu. Bu kelime kilisemizin dili olan Latincede yoktu. Zira Roma döneminden beri Kilisemizde hiçbir zaman bu tarz bir kayırmacılık olmamıştı. Roma İmparatorluğunda olduğu gibi Kilisemizde de Europa, Asia ve Africa’nın her köşesinden gelen ve Kilisemizin en üst mevkilerine kadar yükselen rahipler olmuştu. Roma İmparatorluğu tarihinde Afrikalı İmparatorlar olduğu gibi Kilisemizin tarihinde de Afrikalı Papalar olmuştu. Çünkü mühim olan patria değil, dignitas idi.

(...)

Manastırlarımız, potestas ordinis’in egemenliği altına, şimdi sanıldığı gibi birden bire değil, yavaş yavaş, adım adım girdi. Bu süreç, önceden en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş ve ustaca tasarlanmış bir plâna göre işletildi. Plânın özü, potestas ordinis’in manastırlar üzerinde yavaş ama kesin bir şekilde egemen olması düşüncesine dayanıyordu. Bu nedenle bu plâna “paulatim ergo certe plânı” ismini verdiler.

Bu plâna göre, değişiklikleri birden bire yapıp rahipleri ürkütmemek gerekliydi. Özellikle de çok gürültü çıkarıp, uyuyan boğaları uyandırmamak lazımdı. O nedenle potestas ordinis’in strateji hücresinin duvarına, üzerinde “Silentium ut dormiant tauri!” cümlesinin yazılı olduğu ve uyuyan boğaları tasvir eden şu resmi astılar:

(...)

Dördüncü safhada, manastırlara potestas ordinis’e tamamıyla bağımlı başrahipler atandı. Bu başrahipler tam anlamıyla potestas ordinis’in manastırlar içindeki birer longa manus’u idiler. Manastırlar da artık otonomisini bütünüyle yitirdiler ve potestas ordinis’in bir devamı, onun bir continuitas’ı hâline geldiler.

(...)

Böylece ordo’muzdaki son manastır da, potestas ordinis’in tam anlamıyla dominatio’sunun altına girmiş oldu. Son manastırın rahiplerinin neredeyse hepsi başka ordo’lara hicret ettiler. Yerleri derhal provincia’dan catapulta ile atanmış rahiplerle dolduruldu.

(...)

Bu karanlık dönemden önce, pek çok rahip kardeşimizin cesur insanlar olduklarını sanıyorduk. Pek çoğu güzel günlerde cesurca ve yüksek sesle her şeye karşı çıkıyorlar; güzel oratio’lar atıyorlardı. Korku geldiğinde ise hepsi kürsülerinin altına saklandılar. Potestas ordinis’in adamları geldiğinde ise secta değiştirme declaratio’larını gözü kapalı imzaladılar.

Bu karanlık yıllarda, natura humana’nın da ne menem bir şey olduğunu öğrendik. Cesaretin ve korkunun ikiz kardeş gibi birbirine yakın olduklarını ve aralarındaki sınırın ne kadar ince ama keskin olduğunu gördük. Sıradan insanlardan kahramanların çıktığına, cesur sandığımız insanların ise ne kadar korkak olduklarına şahit olduk. Dışarıdan bakıldığında kahramanlık ve korkaklık sanki bir rastlantıdan ibaretti.

(...)




EPILOGUS



Artık bu hikayeyi bitirmenin zamanı geldi.

Yukarıda manastırlarımızın potestas ordinis’in dominatio’su altına nasıl adım adım girdiklerinin hikayesini anlatmaya çalıştım. Bugün baktığımda pişmanlık içinde şunu söylemek isterim: Belki biz rahipler, birinci safhada “hayır” deseydik, ikinci safhaya geçilemezdi. Belki ikinci safhada “yeter artık, burası bizim, manastırda dünyevî işlerin yeri yok, buradan çekip gidin” deseydik üçüncü safhaya geçilemezdi. Belki üçüncü safhada, “siz gitmiyorsanız, biz gidiyoruz” diyebilseydik, dördüncü safhaya geçilemezdi.

* * *

Carissimi lectores! İşte 1330’larda ve 1340’larda Kurbağa Manastırının hikâyesi! Ecce fabula! Fabula acta est!

Belki de bazılarınız anlattığım hikâyeye inanmadınız. “Quid non credis? Mutato nomine ac tempore et de te fabula narratur!”




ONLINE SATIN ALMA

www.kirmizikedi.com





COPYRIGHT (Bu Web Sayfasının)

Copyright ve Sorumluluk
İktibas (Alıntı) Koşulları
Atıf (Kaynak Gösterme) Usulleri



KÜNYE (Bu Web Sitesinin)

Editör: Kemal Gözler
E-Mail:
twitter.com/k_gozler
Ana Sayfa: www.anayasa.gen.tr
Bu Sayfa: www.anayasa.gen.tr/kurbaga-manastiri.htm
Yayın Tarihi: 20 Nisan 2021 (Kitap Tanıtım Sayfası Olarak)