TÜRK ANAYASA HUKUKU SİTESİ

(www.anayasa.gen.tr)

 


Kemal Gözler, “Zeki Hafızoğulları’yla İlgili Anılar ve Hafızoğulları’nın Türkiye’de Hukukun Genel Teorisi Çalışmalarına Katkısı”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (Prof. Zeki Hafızoğulları Armağanı), Cilt 65, Sayı 4, 2016, s.XIV-XX.


 
 
 
ZEKİ HAFIZOĞULLARI’YLA İLGİLİ ANILAR VE HAFIZOĞULLARI’NIN TÜRKİYE’DE HUKUKUN GENEL TEORİSİ ÇALIŞMALARINA KATKISI

 

 

 

Kemal Gözler*

Artık armağanlara yazı yazmanın tadı tuzu kalmadı. Armağan esasen emekli olan kıdemli bir hocaya eski öğrencilerinin ve meslektaşlarının sunduğu bir nevi emeklilik hediyesidir. Ne var ki Türkiye’de vakıf üniversiteleri çıktığından beri hukuk hocaları artık “emekli” olmuyorlar! O nedenle bu hocalara armağan çıkarmanın zamanı gecikiyor. Zamanı geciktikçe armağan için yazı yazmanın zevki de kalmıyor. Armağan için yazı, vefa ve şükran duygularıyla yazılır. Bu duygular da armağanın sunulduğu kişinin öğrencilerinin ve mesai arkadaşlarının arasından ayrıldığı günlerde ortaya çıkar.

Artık armağanlarda yayınlanan makalelerin konuları da değişti. Eskiden armağanlarda sadece armağanın sunulduğu hocanın çalıştığı alanla ilgili makaleler olurdu. Anayasa hukuku hocasına sunulan armağanda anayasa hukuku makaleleri, medenî hukuk hocasına sunulan armağanda medenî hukuk makaleleri olurdu. Şimdi bakıyorum da anayasa hukuku hocasının armağanında medenî hukuk, medenî hukuk hocasının armağanında anayasa hukuku makaleleri oluyor. Doğruyu söylemek gerekirse yeni çıkan armağanların konu bakımından fakülte dergilerinden bir farkı kalmadı. Zaten bazen dürüstçe davranıp, bir fakülte dergisinin belli bir sayısını belli bir hocaya armağan olarak çıkarıyorlar.

Artık armağanların yazarları da değişti. Eskiden armağanlarda sadece armağanın sunulduğu hocanın eski öğrencileri ve mesai arkadaşı olan meslektaşları yazarlardı. Hocayla tanışıklığı olmayan adamdan hocanın armağanına yazı yazması istenmezdi. Şimdi bakıyorum da bir hocaya armağan çıkarılırken neredeyse bütün hukuk fakültelerinin öğretim üyelerine genel duyuru yapılıp armağan için makale isteniyor. Benden şimdiye kadar hayatımda yüzünü görmediğim hocalar için makale istendi. Genel duyuruyu alan bazı kişiler de davete icabet edip, hocayı tanımıyor ve hocayla aynı alanda çalışmıyor olsa bile armağan için makale gönderiyor.

Artık armağanların niteliği de değişti. Pek çok armağan, artık “hakemli armağan” olarak çıkıyor. “Hakemli armağan”da yazısı yayınlanan yazar, doçentlik başvurusunda veya diğer akademik terfilerinde şu kadar puan alıyor; hakemsiz armağanda makalesi yayınlanan yazar ise daha az puan alıyor veya avucunu yalıyor. O nedenle genç akademisyenlerden bir armağan için makale istendiğinde ilk sordukları şey armağanın “hakemli” olup olmadığıdır. Oysa bir armağan doğası gereği hiçbir zaman “hakemli” olamaz. Varsayalım ki, hakem veya hakemler, hocanın eski asistanı olan yakın bir meslektaşının gönderdiği makalenin yayınlanamaz nitelikte olduğuna karar verdiler. Armağan yayın kurulunun bu makaleyi yayınlamayı reddetmesi, “armağan” denen şeyin doğasıyla bağdaşmaz. Böyle bir şey bir doğum günü hediyesinin reddi kadar çirkindir. 

Ben bu sebeplerle armağanlarda yazı yazmayı, kişisel olarak bana emeği geçmiş, kendisinden pek çok yardım gördüğüm birkaç hocam için çıkarılan armağan haricinde, hep reddettim. Ancak Zeki Hafızoğulları için çıkarılacak armağana katkıda bulunmaya davet edildiğimde bundan büyük bir onur duydum ve tereddütsüz Zeki Hafızoğulları Armağanına ben de katkıda bulunmak istedim.

Armağanlar hakkında yukarıda dile getirdiğim eleştirilerin, bir armağan için yazılmış bu yazıda yer almasının ne derece yerinde olduğunu bilemiyorum. Zaten hayatım boyunca hiçbir zaman “yerinde” davranamadım. Ancak Zeki Hafızoğulları Hocamın buna kızmayacağını, tersine sevineceğini, “az bile demiş” diyeceğini umuyorum. Çünkü geçmişte kendisini az da olsa tanıma fırsatım oldu. Kendisinden her zaman hoşgörü, sevgi ve destek gördüm.

Lisans eğitimimde Zeki Hafızoğulları’ndan ders almadım. Ben Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 1984-1985 öğretim yılında 2A ve izleyen öğretim yılında 3A şubesinde öğrenciydim. Bu yıllarda Zeki Hafızoğulları 2B ve 3B şubelerinde ceza hukuku dersleri veriyordu. B şubesindeki arkadaşlarımızdan Zeki Hafızoğulları hakkında yığınla şey duyuyorduk. Ortada Zeki Hafızoğulları’na atfen doğru veya yanlış, “inci” niteliğinde pek çok söz dolaşıyordu. Örneğin bunlardan bir tanesi “mahkumlar cezaevi yönetimine karışıyorlar mı da, öğrenciler üniversite yönetimine karışacaklar” sözüdür.

Benim Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki bütün öğrenciliğim döneminde ve aynı yerde araştırma görevliliğimin ilk yıllarında Zeki Hafızoğulları dekan yardımcısıydı. 12 Eylül’ün sonrasına ve YÖK’ün ilk yıllarına rastlayan bu dönemde, yöneticilik yapmanın zor olduğunu tahmin ediyorum. Bu dönemde görev almış bütün yöneticiler, ağır ideolojik önyargılarla damgalanıyordu. Zeki Hafızoğulları’nın durumu da bundan istisna değildi. Bu yıllarda Cumhuriyet gazetesinde Uğur Mumcu’nun Zeki Hafızoğulları hakkında ismini açıkça vererek oldukça ağır eleştiriler içeren köşe yazıları yazdığını hatırlıyorum. Ben o yıllarda sadık bir Cumhuriyet gazetesi okuru olarak Zeki Hafızoğulları’na karşı oldukça olumsuz düşünceler içerisindeydim.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 1987 yılının Kasım ayında açılan araştırma görevliliği sınavını kazandım ve 1 Şubat 1988 tarihinde Genel Kamu Hukuku Anabilim Dalına araştırma görevlisi olarak atandım. Zeki Hafızoğulları dekan yardımcısıydı. Bundan sonra Zeki Hafızoğulları’nı adım adım yakından tanıma imkânım oldu. Bende oluşan algının tam tersine, oldukça samimi, açık fikirli, tartışmaya açık, pırıl pırıl beyni olan, birinci sınıf bir bilim adamıyla karşılaştım. Yine yönetici olarak, öğrencileri seven, onlar için didinen, kendi altındaki akademik ve idari personeli sevip koruyan bir dekan yardımcısını gördüm.

Şubat 1988’de ben dâhil beş araştırma görevlisi yeni göreve başlamıştık. Sanıyorum ilk vize sınavlarında yaptığımız sınav gözetmenliğinden memnun kalmayan salon başkanı hocalarımız bizim kusurlarımızı dekanlığa iletmişler. Zeki Hafızoğulları bizim beşimizi toplu olarak Dekan Yardımcılığına davet etti. Bizim gönlümüzü okşayarak, sınav gözetmenliğinin nasıl yapıldığını, nelere dikkat etmemiz gerektiğini bize dostça anlattı.

Zeki Hafızoğulları yüksek lisans eğitimimde hocam oldu. Kendisinden “Ceza Hukuku” dersi aldım. Adı geçen derste “ceza normu” konusunu işledik. Bu derste Zeki Hafızoğulları’nı bir hoca ve bir bilim adamı olarak yakından tanıma fırsatım oldu. Bu derste “hukukun genel teorisi”, “geçerlilik”, “adillik” “etkililik” gibi kavramları ilk defa duydum. Bu derste ilk defa bir hukukî sorunun, ideolojilere saplanmadan, nasıl yapısal ve biçimsel açıdan incelenebileceğini gördüm. Hukuk normunun, hukuk bilimi açısından içerik değil, bir biçim olduğunu yine bu derste anladım.

Bu derste, Zeki Hafızoğulları’nın ders anlatma sürecinde yaptığı akıl yürütmeler ve çıkarımlar beni derinden etkiledi. Hukuka bakış açımın oluşmasına büyük katkıda bulundu. Bu derste, Zeki Hafızoğulları’nın, karşılaştığı bir hukukî soruna cevap vermeden önce sorunun analizinde kullanacağı teoriyi, metotları, kavramları, ilkeleri verdiğini, sorunu daha sonra genel olarak ortaya koyduğu bu teori, metot, kavram ve ilkelere göre çözmeye çalıştığını gördüm. Bu şekilde temel varsayımların önce açıklanması, sonra ilgili sorunun bu varsayımların uygulanması suretiyle çözümlenmesi, benim 1983-1987 yıllarında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde aldığım lisans eğitimimde pek de görmediğim bir şeydi. Hocalarımızın çoğunluğunun çok keskin ideolojik yargıları vardı ve tartıştıkları meseleyi her halükarda hangi yönde çözecekleri, ideolojilerine göre önceden belliydi. Pek çoğununun en ufak bir metodolojik kaygısı yoktu. Zeki Hafızoğulları ise birtakım ideolojik önyargılardan hareket etmiyor, tartıştığımız sorunu birtakım metodolojik ilkelerle, birtakım hipotezlere dayanarak çözmeye çalışıyordu. Ulaştığı sonuçlar konusunda her zaman hemfikir olmasam da hocamın akıl yürütme biçimine hak veriyordum. Zeki Hafızoğulları’nın akıl yürütme biçimi beni derinden etkiledi.

Dahası hukukî pozitivizmin, tabiî hukukun, sosyolojik hukuk akımının ne olduğunu ilk defa bu derste doğru dürüst öğrendim. Bu derste ilk defa duyduğum ve öğrendiğim geçerlilik, hukukîlik, normatiflik gibi kavram ve teoriler benim izleyen yıllarda ve bugün sahip olduğum hukuk anlayışını şekillendirdi. Sonraki yıllarda dilimden düşürmediğim bu gibi kavram ve teorilerin neredeyse tamamını ilk defa Zeki Hafızoğulları’ndan duydum. Zeki Hafızoğulları’ndan bu yüksek lisans dersini almasaydım, bugün muhtemelen çok farklı bir hukukçu olacaktım. Bana genel teori bakış açısını kazandıran Zeki Hafızoğulları’na bu nedenle minnettarım.

1990’da Fransa’ya gittim. Doktora tezimde karşılaştığım neredeyse bütün sorunları Ankara’da Zeki Hafızoğulları’ndan öğrendiğim kavram ve teorilerle çözdüm. Zeki Hafızoğulları’ndan öğrendiğim genel teori, “sihirli” bir teoriydi ve neredeyse hukukun her alanında uygulanabiliyordu; ben de bu teoriyi anayasa hukuku ve idare hukukunda karşılaştığım sorunları çözerken bolca uyguladım.

Şüphesiz Fransa’da hukukun genel teorisi alanında Ankara’da öğrendiklerimden daha ileri şeyler de öğrendim. Ancak yeni karşılaştığım her kavramın ne olduğunu Ankara’da Zeki Hafızoğulları’ndan öğrendiğim kavramların sayesinde kolayca anladım.

Daha sonraki yıllarda Fransızca ve İngilizce kaynaklar kullanarak doğrudan doğruya hukukun genel teorisi alanında veya hukukun genel teorisi yaklaşımıyla anayasa hukuku alanında Türkçe çalışmalar da yayınladım. Bunların hepsinde karşılaştığım yabancı kavram ve terimlerin Türkçeye çevrilmesinde Zeki Hafızoğulları’ndan öğrendiğim, geçerlilik, adillik, etkililik, hukukilik, normatiflik gibi Türkçe kavram ve terimlerin büyük katkısı oldu. Eğer Zeki Hafızoğulları’ndan yukarıda bahsettiğim yüksek lisans dersini almasaydım, şimdiye kadar yaptığım hukukun genel teorisi çalışmalarını yapmam pek muhtemelen mümkün olmazdı.

Zeki Hafızoğulları, Türkiye’de hukukun genel teorisine sadece dersleriyle değil, bu alanda yayınladığı eserleriyle de katkıda bulunmuştur. Öncelikle belirteyim ki, Türk hukuk literatüründe hukukun genel teorisi çalışmaları fevkalade azdır. Bunların çoğu da oldukça yeni tarihlidir[1]. Türkiye’de hukukun genel teorisinden sistemli olarak bahseden ilk yazar Zeki Hafızoğulları’dır. Yazar 1981 yılında yayınlanan “Hukuk ve Ceza Hukuku Biliminin Konusu ve Sınırları Sorunu” başlıklı makalesinde “hukukun genel teorisi”nden bu adla bahsetmekte ve bu açıdan “hukuk ve ceza hukuku biliminin konusu”nu incelemektedir[2].

Öte yandan Türkiye’de hukukun genel teorisi alanında bir monografik çalışma yapmak yine Zeki Hafızoğulları’na nasip olmuştur. Yazar 1987 yılında yayınlanan Ceza Normu: Normatif Bir Yapı Olarak Ceza Hukuku Düzeni isimli kitabında[3], ceza normunu tamamıyla hukukun genel teorisi açısından incelemektedir. Bu kitap her ne kadar 1987 yılında yayınlanmışsa da yazarın bu çalışmasının temelini 1970’li yıllarda doçentlik tezi olarak hazırladığı bilinmektedir[4]. Hafızoğulları’nın Ceza Normu’nun ikinci baskısının önsözünde belirttiğine göre, bu çalışma ilk kez 1978 yılında teksir olarak çıkarılmıştır[5]. Keza 1982 yılında bu kitap Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayın Komisyonu tarafından yayın planına alınmış; ama bu yayın gerçekleştirilememiştir[6]. Zeki Hafızoğulları’nın bu çalışması Türk hukuk literatüründe yapılmış, gerçek anlamıyla hukukun genel teorisi alanında ilk çalışmadır.

Şüphesiz, Hafızoğulları’nın Ceza Normu, genel olarak hukukun genel teorisi üzerine değil, bu genel teori açısından ceza normu ve ceza hukuku düzeni üzerinedir. Bununla birlikte yazar, her konuda ilk önce hukukun genel teorisinin açıklamalarını genel olarak vermektedir. İkinci aşamada bu açıklamaları ceza hukuku alanına uygulamaktadır. Örneğin ceza müeyyidesini tartışmadan önce hukukun genel teorisinin genel olarak müeyyide konusu hakkında yaptığı açıklamaları verir[7]. Daha sonra bu genel açıklamaları ceza hukuku alanına uygular. Dolayısıyla yazarın kitabında sadece ceza hukukunun genel teorisine ilişkin açıklamalar değil, aynı zamanda genel olarak hukukun genel teorisine ilişkin açıklamalar da bulunur. Bu açıklamalarda yazar, konu hakkında hukukun genel teorisi kavramlarını doyurucu bir şekilde vermektedir.

Ayrıca kitapta, özellikle geçerlilik, müeyyide gibi hukukun genel teorisinin kavramları başarıyla işlenmiş, hukukun önermeler mantığı bakımından tahlili, tespit edebildiğimiz kadarıyla, ülkemizde ilk kez bu kitapta yapılmıştır. Dolayısıyla bu kitabı Türkiye’de hukukun genel teorisi çalışmalarının öncüsü olarak kabul etmek gerekir.

Kendisinden hukukun genel teorisini öğrendiğim değerli hocam Zeki Hafızoğulları’nı saygıyla selamlıyor, kendisine sağlık, mutluluk ve uzun ömür diliyorum.

 

KAYNAKÇA

GÖZLER (Kemal), Hukukun Genel Teorisine Giriş: Hukuk Normlarının Geçerliliği ve Yorumu Sorunu, Ankara, US-A Yayıncılık, 1998.

HAFIZOĞULLARI (Zeki), “Hukuk ve Ceza Hukuku Biliminin Konusu ve Sınırları Sorunu”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt XXXV, 1978, Sayı 1-4, s.235-279.

HAFIZOĞULLARI (Zeki), Ceza Normu: Normatif Bir Yapı Olarak Ceza Hukuku Düzeni, Ankara, Seçkin Kitabevi, 1987.

IŞIKTAÇ (Yasemin), Hukuk Normunun Mantıksal Analiz ve Uygulaması, İstanbul, Filiz Kitabevi, İkinci Baskı, 2004.

IŞIKTAÇ (Yasemin) ve Sevtap Metin, Hukuk Metodolojisi, İstanbul, Filiz, Dördüncü Baskı, 2013.

SÖZER (Ali Nazım), Hukukta Yöntembilim, İstanbul, Beta, Dördüncü Baskı, 2013.

UZUN (Ertuğrul), Hukuk Metodolojisi: Ders Kitabı, Ankara, Türkiye Adalet Akademisi Yayınları, 2014.


 

* Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi. E-Mail: kgozler[at]hotmail.com

[1].  Bunların arasında şu kitaplar sayılabilir: Kemal Gözler, Hukukun Genel Teorisine Giriş: Hukuk Normlarının Geçerliliği ve Yorumu Sorunu. Ankara, US-A Yayıncılık, 1998; Yasemin Işıktaç, Hukuk Normunun Mantıksal Analiz ve Uygulaması, İstanbul, Filiz Kitabevi, İkinci Baskı, 2004; Yasemin Işıktaç ve Sevtap Metin, Hukuk Metodolojisi, İstanbul, Filiz, Dördüncü Baskı, 2013; Ali Nazım Sözer, Hukukta Yöntembilim, İstanbul, Beta, dördüncü Baskı, 2013; Ertuğrul Uzun, Hukuk Metodolojisi: Ders Kitabı, Ankara, Türkiye Adalet Akademisi Yayınları, 2014. Esasen Türkiye’de hukukun genel teorisi alanında 2000’li yıllarda az da olsa bir “canlanma”dan bahsedilebilir. 2014 yılında Türkiye’de “Hukuk Kuramı” isimli bir elektronik dergi yayınlanmaya başlandı ve iki yılda 12 sayı çıkardı. Derginin adresi şudur: http://www.hukukkurami.net/. Dergide yayınlanan makaleler incelendiğinde geleneksel hukuk felsefesi tarzında makalelerin ağırlık olduğu görülmekle birlikte hukukun genel teorisi alanına girebilecek nitelikte norm, normatiflik, hukuk mantığı, argümantasyon, semantik, dil gibi konularda makaleler yayınlanmaktadır. Bugün Türkiye’de yer yer hukukun genel teorisi alanında çalışan ve bu alanda eserler veren yazarlar vardır. Bu açıdan Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dalı öğretim üyeleri Ahmet Haluk Atalay, Ertuğrul Uzun ve Kasım Akbaş’ın isimlerini özellikle zikretmek gerekir. Bunlardan başka bu alanda Yasemin Işıktaç, Sevtap Metin, Ali Nazım Sözer, Sercan Gürler, Ali Acar’ı sayabiliriz. Ayrıca Tekin Yayınevinden “Hukuk Poetikası Dizisi” altında hukukun genel teorisine yakın alanlarda birkaç önemli eser ve yine Cemal Bali Akal yönetiminde Dost Kitabevinden bu alana yakın birkaç önemli eser Türkçeye çevrilmiştir. Şüphesiz hukukun genel teorisinin temel eserleri hala Türkçeye çevrilmiş değildir. Örneğin Kelsen’in saf hukuk teorisinin Türkçesi yoktur. Ancak tüm bunlara rağmen Türkiye’de 2000’li yıllarda, önceki yıllara göre hukukun genel teorisi alanında çalışmaların arttığını söyleyebiliriz. 

[2]. Zeki Hafızoğulları, “Hukuk ve Ceza Hukuku Biliminin Konusu ve Sınırları Sorunu”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt XXXV, 1978, sayı 1-4, s.235-279; özellikle s.235-236, 238-239, 252-253.

[3]. Zeki Hafızoğulları, Ceza Normu: Normatif Bir Yapı Olarak Ceza Hukuku Düzeni, Ankara, Seçkin Kitabevi, 1987.

[4].  Burada belirtmek isterim ki, bu doçentlik tezinin zamanında doçentlik jürisi tarafından reddedildiği rivayet edilmektedir. Bu rivayet doğruysa, bu alanda yapılmış ve bu alanda Türk literatüründe çığır açan bu çalışmanın reddedilmiş olması, sanıyorum, çalışmayı reddeden jüri üyeleri açısından utanç verici ve Türk hukuk doktrini açısında ise üzücüdür. 

[5]. Zeki Hafızoğulları, Ceza Normu: Normatif Bir Yapı Olarak Ceza Hukuku Düzeni, Ankara, US-A Yayıncılık, İkinci Baskı, 1996, s.V. 

[6]. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayın Komisyonunun 7.12.1982 tarih ve 5 sayılı kararı.

[7]. Hafızoğulları, Ceza Normu, op. cit., s.137-170.

 

 

--------------

(c) Kemal Gözler

Ana Sayfa: www.arayasa.gen.tr

Bu Sayfa: www.anayasa.gen.tr/hafizogullari.htm

Konuluş Tarihi: 22 Ağustos 2019