TÜRK ANAYASA HUKUKU SİTESİ [www.anayasa.gen.tr]


Kemal Gözler,  Anayasa Hukukuna Giriş, Bursa Ekin Kitabevi Yayınları, 2004, s.20-28'den alınmıştır.   (www.anayasa.gen.tr/anayasayargisi.htm. 15 Mayıs 2004).


Ana Sayfa: www.anayasa.gen.tr

 

Kanunların anayasaya UygunluK denetİmİ:
anayasa Yargısı
[1] 

 

Doç. Dr. Kemal Gözler

(gozler@uludag.edu.tr) 

 PLAN

A. Anayasa Yargısı Modelleri............................................................................................. 21

    1. Amerikan Modeli....................................................................................................... 21

    2. Avrupa Modeli........................................................................................................... 22

B. Anayasaya Uygunluk Denetiminin Türleri..................................................................... 24

    1. A Priori Denetim........................................................................................................ 24

    2. A Posteriori Denetim.................................................................................................. 25

C. Anayasaya Uygunluk Denetiminin Yolları..................................................................... 25

    1. Soyut Norm Denetimi (İptal Davası)......................................................................... 25

    2. Somut Norm Denetimi (İtiraz Yolu).......................................................................... 26

    3. Bireylerin Başvurusu Üzerine Denetim (Anayasa Şikayeti)...................................... 26

D. Anayasaya Uygunluk Denetiminin Sonuçları................................................................. 27

 

 

Yukarıda anayasayı biçimsel anlamda normlar hiyerarşisinde kanunların üstünde yer alan ve kanunlardan daha zor değiştirilebilen bir metin olarak tanımlamıştık. Anayasanın normlar hiyerarşisinde kanunların üstünde ve en üst basamakta yer almasına “anayasanın üstünlüğü (suprématie de la consti-tution, constitutional supremacy)” ilkesi denir. Bu şu anlama gelir ki, kanunlar anayasaya aykırı olmamalıdırlar. Keza, katı bir anayasaya sahip bir sistemde, yasama organının anayasaya aykırı bir norm koyabilmesi için, bu normu üye tamsayısının nitelikli çoğunluğuyla kabul etmesi gerekir. Yasama organının bunu anayasa değiştirme usûlüyle değil de, kanunla yapması anayasanın katılığı ilkesine aykırı olur.

KUTU 4.1: Anayasa yargısı  (judicial review, justice cons-titutionnelle), kanunların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimine verilen isimdir.

 

KUTU 4.2: Anayasa mahkemesi  (constitutional court, cour constitutionnelle), kanunların anayasaya uygunluğunu denetlemekle görevli, genel mahkemelerin dışında kurulmuş özel bir mahkemedir. Amerikan modeli anayasa yargısında, bu görev ülkenin normal yüksek mahkemesi tarafından yerine getirilir.

İşte gerek anayasanın üstünlüğü, gerekse anayasanın katılığı ilkeleri, normal yasama organının anayasaya aykırı kanun yapmamasını gerektirir. Peki ama, buna rağmen, bir yasama organı anayasaya aykırı kanun yaparsa, bu kanun ne gibi bir müeyyide ile karşılaşacaktır? İşte bu soruya cevap olarak, kanunların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimi sistemi, yani anayasa yargısı bulunmuştur. Buna göre, anayasa yargısının varlık sebebi kanunların anayasaya uygun olması zorunluluğunda yatmaktadır.

Normlar hiyerarşisinde yer alan bir normun üst norma uygun olup olmadığını, normal olarak o normu uygulayan mahkeme araştırır. Bu şekilde, normlar hiyerarşisinde yer alan kanun dışındaki diğer normların (tüzüklerin, yönetmeliklerin) kanunlara ve anayasaya uygunluğu normal mahkemeler tarafından her zaman araştırılmış ve denetlenmiştir. Ancak, tarihsel olarak Amerika Birleşik Devletleri dışındaki ülkelerde ve özellikle kara Avrupası ülkelerinde normal mahkemeler kendilerini genellikle kanunların anayasaya uygunluğunu denetlemekte yetkisiz görmüşler; neticede İkinci Dünya Savaşına kadar genellikle kanunların Anayasaya uygun olması gerekliliği pratikte müeyyidelendirilememiştir. İkinci Dünya Savaşından sonra ise, batı Avrupa ülkelerinde kanunların anayasaya uygunluğunu denetlemekle görevli anayasa mahkemeleri kurulmaya başlanmıştır.

KUTU 4.3: Anayasa Yargısının Ön Koşulları .- Bir ülkede anayasa yargısının olabilmesi için öncelikle o ülkede “yazılı” ve “katı” bir anayasanın olması gerekir. Yazısız anayasa sistemine sahip ülkelerde, örneğin İngiltere’de anayasa yargısı olamaz. Zira kanunların kendisine uygunluğunun araştırılacağı bir metin yoktur. Keza, yumuşak anayasa sistemine sahip bir ülkede, yani anayasanın normal kanunlar gibi değiştirilebildiği ülkede de, anayasa olamaz. Çünkü, yasama organı normal kanun yoluyla anayasayı değiştirmiş olur.

 

KUTU 4.4: Anayasa Yargısının Meşruluğu Sorunu .- Anayasa yargısının varlık nedeni, kanunlar ile Anayasa arasında hiyerarşi olduğuna göre, Anayasa yargısının fonksiyonu bu hiyerarşinin müeyyidelendirilmesinden başka bir şey değildir. Anayasa mahkemeleri, kanunların anayasaya uygunluğunu değil de, bir başka şeylere uygunluğunu denetlerlerse meşruluklarını yitirirler. Kanunların anayasaya uygunluğu denetimine meşruluk kazandıran şey, bu denetimin kıstasının anayasa olmasından ibarettir. O halde, anayasa mahkemeleri, kanunların anayasaya uygunluğunu denetlerken çok dikkatli olmalı, bu denetimde ölçü olarak münhasıran “anayasa normları”nı kullanmalıdırlar. Anayasa mahkemeleri, ölçü olarak, anayasa normlarını değil de, “adalet”, “sosyal dayanışma” gibi birtakım genel, soyut kavramları veya “anayasaüstü ilkeler”, “hukukun genel ilkeleri” gibi birtakım pozitif temelden yoksun ilkeleri kullanırlarsa meşruluklarını yitirirler. (Bu konuda Bkz.: Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.860-861; Mauro Cappelletti, “Necessité et légitimité de la justice constitutionnelle”, in Louis Favoreu (der.), Cours constitutionnelles européennes et droits fondamentaux, Paris, Economica, 1982, s.461-493; Chagnollaud, op. cit., s.42-45; Zoller, op. cit., s.122-126).

A. Anayasa Yargısı Modelleri

Kanunların anayasaya uygunluğu denetiminin, bu denetimi yapan organ bakımından iki ayrı çeşidi vardır:

1. Amerikan Modeli[2]

Kanunların anayasaya uygunluğunun normal mahkemeler tarafından denetlenmesine “Amerikan modeli anayasa yargısı (modèle américan de justice constitutionnelle[3], “adem-i merkezî tipte anayasa yargısı (decentra-lized type of judicial control[4] veya “genel mahkeme sistemi” denmektedir[5]. Amerika’da bu denetim oldukça eskidir. Federal Yüksek Mahkeme, ilk defa 1803 tarihli Marbury v. Madison davasında kanunların Anayasaya uygunluğunun araştırılabileceğine ve Anayasaya aykırı bulunan kanunun uygulanmayacağına karar vermiştir. Amerikan modeli, Amerika Birleşik Devletleri dışında, Avustralya, Kanada, Arjantin, Hindistan ve Japonya gibi ülkelerde uygulanmaktadır[6].

Amerikan modeli anayasa yargısı sistemin mantığı açık ve basittir: Bir normu somut olayda uygulayacak olan mahkeme, bu norm ile bu normdan daha üst derecede bulunan bir normun çatıştığını kanısına varırsa, bu çatışmayı, lex superior  derogat legi inferiori (üst kanun alt kanunları ilga eder) ilkesine göre çözer. Yani mahkeme somut olayda, üst norma aykırı olan alt normu değil, üst normu uygular. Bir kanun ile anayasa arasında çatışma söz konusu olduğunda da aynı şey geçerlidir. Mahkeme davada uygulayacağı kanunun anayasaya aykırı olduğu kanısına varırsa, bu kanunu somut olayda “ihmal” eder; onun yerine doğrudan doğruya anayasanın hükmünü uygular. Bu sistemde, Anayasaya aykırı olan kanun, aslında resmen “iptal” edilmez; o kanun “ihmal” edilir. Dolayısıyla bu karar sadece taraflar arasında bağlayıcıdır, yani “inter partes etki ”ye sahiptir. Ama stare decisis ilkesi gereği bu karar diğer davalarda da tekrarlanır ve kanun fiilen herkes için geçerliliğini yitirmiş olur[7].

 

KUTU 4.5: Marbury v. Madison.- A.B.D. Yüksek Mahkemesinin 1803 tarihli Marbury v. Madison kararında şöyle deniyordu:

    “Şu tersi ileri sürülemeyecek kadar açık, yalın bir önermedir ki, ya anayasaya aykırı olan her yasama işlemi (kanun) denetime bağlı tutulur; ya da, yasama organı anayasayı bayağı bir kanunla değiştirebilir. Bu ikisi arasında ortalama bir yol yoktur. Anayasa ya bayağı kanunlar gibi değiştirilemeyen üstün, yüce bir kanundur, ya da yasama organının dilediği zaman değiştirebileceği, bayağı kanunlarla eşdeğer ve düzeyde bir kanundur. Bu yollardan birincisi doğru ise, yasama organının anayasaya aykırı olan bir işlemi kanun değildir; ikinci yol doğru ise, o zaman yazılı anayasalar halkın gerçekte sınırlandırmaya elverişli bulunmayan bir gücü, sınırlandırmak için giriştikleri boş ve anlamsız çabalardır. Yazılı anayasaları düzenleyen kimselerin hepsi, hiç kuşkusuz anayasanın ülke içinde temel ve üstün bir kanun olması ereğini gütmüşlerdir ve bundan dolayı da her hükümet sisteminde bu teoriye göre anayasaya aykırı bir yasama işleminin (bir kanunun) geçersiz olması gerekmiştir”[8].

   “... Eğer anayasaya aykırı olan bir yasama işlemi geçersiz ise, geçersizliğinden bağımsız olarak mahkemeleri bağlayacak, ona sonuçlar vermeye mahkemeleri zorlayacak mıdır? Veya bir kanun olmamasına rağmen, kanun kadar etkili bir kural mıdır? Bunu kabul etmek teoride kabul edilen şeyi pratikte tersine çevirmek demektir” (Marbury v. Madison, 1 Cranch 137, 2 L.Ed. 60 (1803). Kararın metni için bkz.: Paul C. Bartholomew, Ruling American Constitutional Law, New Jersey, Lettlefield, Adams & Company, 1970, s.2-7).

2. Avrupa Modeli[9]

Kanunların anayasaya uygunluğunun, genel mahkemeler tarafından değil, bu işle görevlendirilen özel bir mahkeme tarafından denetlenmesine ise “Avrupa modeli anayasa yargısı  (modèle européen de justice constitution-nelle[10], “merkezî tipte anayasa yargısı (centralized type of judicial control[11] veya “özel mahkeme sistemi” denmektedir[12]. Bu sistemin ilk örneği 1920 Avusturya Anayasasıyla kurulan Avusturya Anayasa Mahkemesidir. Özelde Avusturya’daki anayasa yargısı, genelde de Avrupa tipi anayasa yargısı Hans Kelsen’in fikirlerine dayanır[13]. İkinci Dünya Savaşından sonra, 1947 İtalyan, 1949 Alman Anayasaları da merkezî tipte bir anayasa mahkemesi kurmuşlardır. 1958 Fransız Anayasası da bir Anayasa Konseyi kurmuştur. Ancak bu Konseyin özellikle 1974 yılına kadar anayasa yargısı organı olarak kabul edilebileceği pek şüphelidir. Daha sonra 1961 Anayasasıyla kurulan Türk Anayasa Mahkemesi gelmektedir. Türkiye’den sonra Anayasa Mahkemesi, 1976 Portekiz, 1978 İspanya Anayasaları tarafından kurulmuştur. Doğu Avrupa ülkelerinin de hemen hemen hepsinde sosyalist rejimlerin yıkılmasından sonra, 1990’lı yıllarda, birer anayasa mahkemesi kurulmuştur. Görüldüğü gibi merkezî tipte anayasa yargısı artık Avrupa düzeyinde oldukça yaygınlaşmıştır. Haliyle yazılı bir anayasaya sahip olmayan İngiltere’de anayasa yargısı yoktur. Hollanda’da ise yazılı Anayasa olmasına rağmen anayasa yargısı yoktur. Dahası 1983 Hollanda Anayasasının 120’nci maddesi kanunların Anayasaya uygunluğunun denetlenmesini açıkça yasaklamaktadır[14]. Danimarka, Norveç, İsveç, Finlandiya ve Lüksemburg’ta çok sınırlı bir anayasaya uygunluk denetimi vardır[15].

Avrupa modeli anayasa yargısı, genel mahkemelerin kanunlar ile anayasa arasındaki çatışmayı lex superior (üst kanun alt kanunu ilga eder) esasına göre çözmeyi başaramadıkları ülkelerde ortaya çıkmıştır. Bu sistemde, genel mahkemeler, bir kanunun anayasaya aykırı olduğu kanısına varırlarsa, o kanunu ihmal edip, lex superior (üst kanun) ilkesine göre doğrudan doğruya anayasa hükmünü uygulayamazlar. Böyle bir durumda, genel mahkemeler şartları gerçekleşmişse, Anayasa Mahkemesine başvururlar. Bu şu anlama gelir ki, bu sistemde, kanunla anayasa arasında çatışmayı çözmeye sadece ve sadece özel bir mahkeme (anayasa mahkemesi) yetkilidir. Diğer mahkemelerin, kanun ile anayasa arasındaki çatışmayı çözmek bakımından lex superior ilkesini uygulama yetkileri dışlanmıştır. Bu konuda yetkili olan mahkeme özel mahkemedir.

Her iki sisteminin de birbirine nazaran avantaj ve dezavantajları vardır. Avrupa modeli anayasa yargısı sisteminde, kanun çıkar çıkmaz veya daha çıkmadan anayasaya uygunluk denetimine tâbi olması mümkündür. Aşağıda göreceğimiz gibi buna “soyut norm denetimi (iptal davası)” denir. Amerikan modelinde ise böyle bir denetim, sistemin mahiyeti gereği yoktur. Buna karşılık, Amerikan modeli geleneksel hukuk mantığına daha uygun bir sistemdir. Kanun ile anayasa arasındaki çatışma, geleneksel bir çatışma çözme kuralı olan lex superior derogat legi priori (üst kanun alt kanunları ilga eder) ilkesine göre çözümlenmektedir. Keza, bu işlem mahkemelerin genel yetkisi içinde görülür. Bu çatışmanın çözümlenmesi bakımından mahkemelerin ayrıca ve açıkça yetkilendirilmesine gerek yoktur. Keza, bu çözme faaliyetinde, genel mahkemeler, bir mahkemenin sahip olduğu tüm yetkileri kullanabilir. Oysa, Avrupa tipi anayasa yargısında, anayasa mahkemesinin yetkisi, “genel yetki (compétence générale, compétence de droit commun)” değil, bir “verme yetki (compétence d’attribution)”, yani “istisnaî yetki (compétence d’exception)” niteliğindedir. Bu şu anlama gelmektedir ki, Avrupa tipi anayasa mahkemelerinin yetkisi, anayasanın kendisine açıkça verdiği yetkilerden ibarettir. Dolayısıyla Avrupa modelinde anayasa mahkemesi, kendisine ayrıca ve açıkça anayasa tarafından verilmemiş bir yetkiyi kullanamaz.

 

B. Anayasaya Uygunluk denetiminin Türleri

Avrupa modeli anayasa yargısında kanunların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimi, denetimin yapılış zamanına göre “a priori denetim” ve “a posteriori” denetim olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

1. A Priori Denetim  [1]

“Önleyici denetim  (preventive type of control)” de denen “a priori denetim (a priori review)”, kanunun resmî gazetede yayınlanmasından önce yapılan anayasaya uygunluk denetimidir. Bu sistem 1958 Fransız Anayasası tarafından benimsenmiştir. Bu Anayasanın 61’inci maddesine göre kanunlar hakkında, Parlâmento tarafından kabul edildikten sonra, ama Cumhurbaşkanı tarafından ısdar edilmeden (imzalanıp Resmî Gazetede yayınlanmadan) önce (yani 15 gün içinde), yetkili kişiler Anayasa Konseyine başvuruda bulunabilir. Anayasa Konseyi de başvurunun kendisine gelmesinden itibaren bir ay içinde karar verir. Konsey kanunun Anayasaya aykırı olduğuna karar verirse, kanun Cumhurbaşkanı tarafından ısdar edilip yürürlüğe sokulamaz. A priori denetimin olumlu yanı, denetlenen kanunun henüz uygulanmamış olmasıdır. Dolayısıyla kanunun anayasaya aykırı olduğuna karar verilirse, kanun daha önceden uygulanmadığı için herhangi bir sakınca ortaya çıkmaz. Ancak bu sistemin, kısa bir sürede denetimi sonuçlandırmak gibi bir sakıncası vardır. Keza kanunun taşıdığı bazı anayasaya aykırılıklar ise ancak kanunun uygulanmasından sonra farkedilebilir.

2. A Posteriori Denetim  [2]

“Düzeltici denetim  (repressive of type control)” de denen “a posteriori denetim (a posteriori review)”, kanunun resmî gazetede yayınlanmasından sonra yapılan anayasaya uygunluk denetimidir. Türkiye, Almanya, İtalya gibi ülkelerde a posteri anayasaya uygunluk denetimi vardır. Bu sistemde, kanun önce yürürlüğe girer; kanun denetimi sonra yapılır. Hatta uzun bir süre uygulanmış, bütün hukukî sonuçlarını doğurmuş bir kanun sonradan iptal edilebilir. Bu durumda hukukî istikrar, kazanılmış haklar vs. bakımından birçok olumsuz sonuç ortaya çıkar. Ancak bu sistemin bazı yararları da vardır. Kanun uygulandıktan sonra anayasaya aykırı sonuçlar çıkarıp çıkarmadığı daha iyi anlaşılır. Ayrıca bu usûlde anayasa mahkemesinin denetimi sınırlı bir sürede bitirmek gibi bir durumu yoktur.


 

[1].   Aliefendioğlu, op. cit., s.46-47; Tunç, op. cit., s.56-57; Kaboğlu, op. cit., s.53-54.

[2].   Aliefendioğlu, op. cit., s.47; Tunç, op. cit., s.56-57; Kaboğlu, op. cit., s.55.

 

(BUNDAN SONRASI İÇİN KİTABIN ASLINA BAKINIZ)

 

C. anayasaya Uygunluk Denetiminin  yolları[18]

 

1. Soyut Norm Denetimi (İptal Davası)[19]

 

2. Somut Norm Denetimi (İtiraz Yolu)[22]

 

3. Bireylerin Başvurusu Üzerine Denetim  (Anayasa Şikayeti)[24]

 

D. AnayasaYA Uygunluk denetiminin Sonuçları [27]

 

 

 

BAZI ÜLKELERİN ANAYASA MAHKEMELERİNİN İNTERNET SİTELERİNİN ADRESLERİ:

Türkiye: www.anayasa.gov.tr

ABD: www.supremecourtus.gov

Almanya: www.bverfg.de

Fransa: www.conseil-constitutionnel.fr

İtalya: www.cortecostituzionale.it                

İspanya: www.tribunalconstitucional.es    

Avusturya: www.vfgh.gv.at        

Portekiz: www.tribunalconstitucional.pt

- Çeşitli ülkelerdeki anayasa yargısı hakkında birçok bilgi için Venedik Komisyonunun internet sitesine bakılabilir: www.venice.coe.int

 

DAHA FAZLASI İÇİN

Yılmaz Aliefendioğlu, Anayasa Yargısı ve Türk Anayasa Mahkemesi, Ankara, Yetkin Yayınları, 1996.

İbrahim Kaboğlu, Anayasa Yargısı, Ankara, İmge Kitabevi, 2000.

Hasan Tunç, Karşılaştırmalı Anayasa Yargısı, Ankara, Yetkin Yayınları, 1997.

O. Korkut Kanadoğlu, Anayasa Mahkemesi, İstanbul, Beta Yayınları, 2004.

 

ANAHTAR TERİMLER

A posteriori denetim

A priori denetim

Adem-i merkezî tipte anayasa yargısı

Amerikan modeli

Amparo

Anayasa mahkemesi

Anayasa şikayeti

Anayasa yargısı

Anayasa yargısı modelleri

Anayasa yargısının meşruluğu

Anayasa yargısının ön koşulları

Anayasanın üstünlüğü

Avrupa modeli anayasa yargısı

Avusturya modeli

Def’i yolu

Denetimin sonuçları

Denetim şekilleri

Denetim türleri

Denetim yolları

Dönem yasağı

Düzeltici denetim

 

Erga omnes etki

Ex nunc etki

Ex tunc etki

Exceptio

Geçmişe yönelik etki

Geleceğe yönelik etki

Inter partes etki

İptal davası

İtiraz yolu

Kelsen modeli

Lex superior ilkesi

Marbury v. Madison

Merkezî tipte anayasa yargısı

Normlar hiyerarşisi

Önleyici denetim

Pro futuro etki

Pro praeterito etki

Somut norm denetimi

Soyut norm denetimi

Verfassungsbeschwerde

Yaygın denetim

 


 

[1]. Turhan Feyzioğlu, Kanunların Anayasaya Uygunluğunun Kazaî Murakabesi, Ankara, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, 1951; Metin Kıratlı, Anayasa Yargısında Somut Norm Denetimi: İtiraz Yolu, Ankara, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, 1966; Servet Armağan, Anayasa Mahkememizde Kazaî Murakabe Sistemi, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1967; Ö. İbrahim Kaboğlu, Anayasa Yargısı, Ankara, İmge Kitabevi Yayınları, 2000; Yılmaz Aliefendioğlu, Anayasa Yargısı ve Türk Anayasa Mahkemesi, Ankara, Yetkin Yayınları, 1996; Yılmaz Aliefendioğlu, Anayasa Yargısı, Ankara, Yetkin Yayınları, 1997; Hasan Tunç, Karşılaştırmalı Anayasa Yargısı, Ankara, Yetkin Yayınları, 1997; Louis Favoreu, Les Cours constitutionnelles, Paris, PUF, 1986, s.5-6; Dominique Rousseau, Droit du contentieux constitutionnel, Paris, Montchrestien, İkinci Baskı, 1992; Dominique Turpin, Contentieux constitutionnel, Paris, PUF, 1986; Mauro Cappelletti ve William Cohen, Comparative Constitutional Law, Indianapolis, New York, The Bobbs-Merrils Company, 1989, s.3-113; Vicki C. Jackson ve Mark Tushnet, Comparative Constitutional Law, 455-709; Zoller, op. cit., s.99-281.

[2]. Favoreu et al., op. cit., s.215-225; Cappelletti ve Cohen, op. cit., s.96; Jackson ve Tushnet, op. cit., s.456-457;

[3]. Louis Favoreu, Les Cours constitutionnelles, Paris, PUF, 1986, s.5-6.

[4]. Mauro Cappelletti ve William Cohen, Comparative Constitutional Law, Indianapolis, New York, The Bobbs-Merrils Company, 1989, s.73.

[5]. Hatta buna “yaygın (diffuse)” denetim sistemi de denir (Jackson ve Tushnet, op. cit., s.456.

[6]. Cappelletti ve Cohen, op. cit., s.74; Jackson ve Tushnet, op. cit., s.456.

[7]. Cappelletti ve Cohen, op. cit., s.96.

[8].             Bu kısmın çevirisi Leslie Lipson, Politika Biliminin Temel Sorunları, Çev. Tunçer Karamustafaoğlu, Ankara, A.Ü. Hukuk Fakültesi Yayınları, 1978, s.296-297’den alınmıştır.

[9]. Favoreu et al., op. cit., s.225-235; Cappelletti ve Cohen, op. cit., s.73-74; Jackson ve Tushnet, op. cit., s.456-457.

[10]. Favoreu, op. cit., s.6.

[11]. Cappelletti ve Cohen, op. cit., s.73.

[12]. Bu modele, “Avusturya modeli” veya “Kelsen modeli” de denir (Jackson ve Tushnet, op. cit., s.457).

[13]. Zoller, op. cit., s.154-157; Hans Kelsen, “Garantie juridictionnelle de la constitution: la justice constitutionnelle”, Revue du droit public, 1928, s.197-257.

[14]. Gözler, Anayasa Normlarının Geçerliliği Sorunu, op. cit., s.275.

[15]. Chagnollaud, op. cit., s.38.

[16]. Aliefendioğlu, op. cit., s.46-47; Tunç, op. cit., s.56-57; Kaboğlu, op. cit., s.53-54.

[17]. Aliefendioğlu, op. cit., s.47; Tunç, op. cit., s.56-57; Kaboğlu, op. cit., s.55.

[18]. Aliefendioğlu, Anayasa Yargısı ve Türk Anayasa Mahkemesi, op. cit., s.57-61; 239-246; Tunç, op. cit., s.85-86; Kaboğlu, Anayasa Yargısı, op. cit., s.49-62; Armağan, Anayasa Mahkememizde Kazaî Murakabe Sistemi, op. cit., s.34-73; Yılmaz Aliefendioğlu, “Türk Anayasa Yargısında İptal Davası ve İtiraz Yolu”, Anayasa Yargısı, Ankara, Anayasa Mahkemesi Yayınları, 1984 (Cilt 1), s.101-137.

[19]. Aliefendioğlu, Anayasa Yargısı ve Türk Anayasa Mahkemesi, op. cit., s.57; Tunç, op. cit., s.86; Kaboğlu, Anayasa Yargısı, op. cit., s.61-68; Armağan, Anayasa Mahkememizde Kazaî Murakabe Sistemi, op. cit., s.34-73.

[20]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.368.

[21]. Ibid.

[22]. Kıratlı, Anayasa Yargısında Somut Norm Denetimi: İtiraz Yolu, op. cit., s.1966; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.371-381; Armağan, Anayasa Mahkememizde Kazaî Murakabe Sistemi, op. cit., s.73-97; Aliefendioğlu, “Türk Anayasa Yargısında İptal Davası ve İtiraz Yolu”, op. cit., s.115-137.

[23]. Kıratlı, Anayasa Yargısında Somut Norm Denetimi: İtiraz Yolu, op. cit., s.35.

[24]. Autexier, op. cit., s.81-84; Zoller, op. cit., s.167-169; Jackson ve Tushnet, op. cit., s.521-522; A+liefendioğlu, Anayasa Yargısı ve Türk Anayasa Mahkemesi, op. cit., s.58-60; Tunç, op. cit., s.86-87; Kaboğlu, Anayasa Yargısı, op. cit., s.73-78;

[25]. Jackson ve Tushnet, op. cit., s.521.

[26]. Autexier, op. cit., s.81.

[27]. Cappelletti ve Cohen, op. cit., s.95-111; Jackson ve Tushnet, op. cit., s.480-488; Aliefendioğlu, Anayasa Yargısı ve Türk Anayasa Mahkemesi, op. cit., s.61-62; Tunç, op. cit., s.86-87; Kaboğlu, Anayasa Yargısı, op. cit., s.101-119; Favoreu et al., op. cit., s.259-262;

[28]. Cappelletti ve Cohen, op. cit., s.99.

[29]. Ibid.

[30]. Cappelletti ve Cohen, op. cit., s.99; Jackson ve Tushnet, op. cit., s.486.

 

 


Copyright

c) Kemal Gözler. 2001-2004. Bu sayfaya izin almadan link verilebilir. Ancak, bu web sayfası, önceden izin almaksızın ne suretle olursa olsun, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, tekrar yayınlanamaz, dağıtılamaz, başka internet sitelerine metin olarak konulamaz. İzin için kgozler@hotmail.com  adresine başvurunuz. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 3.3.2004 tarih ve 5101sayılı kanunla değişik 71 ve 72’nci maddeleri, bir kitabı herhangi bir yöntemle (fotokopi dahil) çoğaltanları, dağıtanları, satanları, elinde bulunduranları, paraya çevrilmeksizin, 2 (iki) yıldan 4 (dört) yıla kadar hapis cezası veya 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla veya zararın ağırlığı dikkate alınırık bunların her ikisiyle birden cezalandırmaktadır.

Alıntılar (İktibas) Konusunda Açıklamalar

Bu çalışmadan yapılacak alıntılarda (iktibaslarda) 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 35’inci maddesinde öngörülen şu şartlara uyulmalıdır: (1) İktibas, bir eserin “bazı cümle ve fıkralarının” bir başka esere alınmasıyla sınırlı olmalıdır (m.35/1). (2) İktibas, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderecatını aydınlatmak maksadıyla yapılmalıdır (m.35/3). (3) İktibas, belli olacak şekilde yapılmalıdır (m.35/5) [Bilimsel yazma kurallarına göre, aynen iktibasların tırnak içinde verilmesi ve iktibasın üç satırdan uzun olması durumunda iktibas edilen satırların girintili paragraf olarak dizilmesi gerekmektedir]. (4) İktibas ister aynen, ister mealen olsun, eserin ve eser sahibinin adı belirtilerek iktibasın kaynağı gösterilmelidir (m.35/5). (5) İktibas edilen kısmın alındığı yer belirtilmelidir (m.35/5).

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 21.2.2001 tarih ve 4630 sayılı kanunla değişik 71’inci maddesinin 4’üncü fıkrası, 35’inci maddeye aykırı olarak “kaynak göstermeyen veya yanlış yahut kifayetsiz veya aldatıcı kaynak” göstererek iktibas yapan kişileri, 4 (dört) yıldan 6 (altı) yıla kadar hapis ve 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırmaktadır.

Ayrıca Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 18 Şubat 1981 tarih ve E.1980/1, K.1981/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre kararına göre, “iktibas hususunda kullanılan eser sahibinin ve eserinin adı belirtilse bile eser sahibi, haksız rekabet hükümlerine dayanarak Borçlar Kanununun 49. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi halinde manevi tazminat isteyebilir”.

Yukarıdaki şartlara uygun olarak alıntı yapılırken bu çalışmaya şu şekilde atıf yapılması önerilir:

Kemal Gözler,  Anayasa Hukukuna Giriş, Bursa Ekin Kitabevi YayInları, 2004, s.20-28 (www.anayasa.gen.tr/anayasayargisi.htm. 15 Mayıs 2004).

 


Editör: Kemal Gözler

E-Mail: kgozler@hotmail.com

Ana Sayfa: www.anayasa.gen.tr