TÜRK ANAYASA HUKUKU SİTESİ [www.anayasa.gen.tr]


Kemal Gözler, Anayasa Hukukuna Giriş, Bursa Ekin Kitabevi Yayınları, 2004, s.146-159'dan alınmıştır. (www.anayasa.gen.tr/temelhaklar.htm. 15 Mayıs 2004).


NOT: Metindeki bir çok başlık altında açıklama yoktur. Bunlar için yukarıdaki kitabın aslına bakınız.

Ana Sayfa: www.anayasa.gen.tr


Temel Hak ve Hürrİyetler
[1]

Kemal Gözler

 

 

I. Kavramlar............................................................................................................................ 146

II. Temel Hak ve Hürriyetler Konusundaki Anlayışlar.......................................................... 148

III. Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınıflandırılması: Jellinek’in Üçlüsü..................................... 149

IV. Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması................................................................... 151

V. Temel Hak ve Hürriyetlerin Kullanılmasında sistemler..................................................... 153

VI. Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması........................................................................... 155

    A. İç Koruma..................................................................................................................... 155

    B. Uluslararası Koruma..................................................................................................... 156

 

I. Kavramlar[2]

Temel hak ve hürriyetler alanında “hürriyet (özgürlük)”, “hak”, “insan hakları”, “kamu hürriyetleri”, “kişi hakları”, “vatandaş hakları”, “temel haklar”, “anayasal haklar” gibi değişik terimler kullanılmaktadır. Çoğunlukla bunlar eş anlamda kullanılan kavramlardır. Ancak bununla birlikte bunlar arasında birtakım farklılıklar vardır.

Hürriyet.- Doktrinde “hürriyet (özgürlük, liberty, liberté çok değişik şekillerde tanımlanmış ve anlaşılmış bir kavramdır[3]. Hürriyet, bir şeyi yapma veya yapmama, belli bir şekilde davranıp davranmama erki olarak tanımlanabilir[4]. Daha kısa bir ifadeyle hürriyet, “serbest hareket etme gücü”dür[5]. Bu tanımda dikkati çekmesi gereken nokta, hürriyetin insan fiilinin bir niteliği olarak kullanıldığıdır. Dolayısıyla hürriyetten “serbest insan fiili” anlaşılabilir. Seyahat hürriyeti, yerleşme hürriyeti, haberleşme hürriyeti, düşünce hürriyeti, basın hürriyeti gibi çeşitli hürriyetlerden bahsedilmektedir. Bu hürriyetlerin içeriği aslında bir “insan fiili”nden ibarettir. Örneğin seyahat hürriyeti, gelip gitme; yerleşme hürriyeti, bir yerde devamlı olarak oturma; haberleşme hürriyeti, mektup gönderme, telefonla konuşma vb.; basın hürriyeti gazete çıkarma vb. fiillerden oluşmaktadır. Bu hürriyetleri anayasada tanıyarak anayasa koyucu, insanların o konuda “serbest hareket etme güçleri”nin olduğunu kabul etmiş olmaktadır.

Hak.- “Hak (right, droit)”, hürriyetin somutlaştırılmış biçimidir. Hak, hürriyetin somutta gerçekleştirilmesinin aracıdır[6]. Örneğin “hak arama hürriyeti”, “dava hakkı” ile gerçekleşir. Hak bir hürriyetin sağlanması için kişiye anayasa ve kanunlar ile tanınmış yetkilerdir[7]. Eğer bir kişinin, bir konuda hakkı var ise, devletten veya diğer kişilerden onun yerine getirilmesini “isteme yetkisi”ne sahiptir demektir. Hukukun genel teorisinde hak kavramı çok değişik şekillerde tanımlanmakta ise de, bu tanımlardan en eskisi ve yaygınına göre hak, kişilere hukuk düzeni tarafından verilen bir irade kudreti, bir isteme yetkisidir[8]. Bu tanım anayasa hukuku alanına da uygulanabilir. Anayasa hukuku alanında hak, kişiye anayasa tarafından verilmiş bir irade kudreti, bir isteme yetkisidir.

“Hürriyet”-“Hak” Ayrımı.- “Hürriyet” ve “hak” kavramları bu şekilde tanımlanırsa aralarında şu farklar ortaya çıkmaktadır: (1) Hürriyet soyut, hak somuttur. Hak hürriyetin uygulanması aşamasında ortaya çıkar[9]. (2) Haklar mahkeme önünde ileri sürülebilir[10]. (3) Hürriyetlerin gerçekleşmesi için başkalarının veya devletin bir şey yapmaması gerekir. Hürriyet, kişinin kendi fiilî ile gerçekleşir. Hakkın gerçekleşmesi için ise, diğer kişilerin veya devletin hak sahibi kişi lehine birtakım edimlerde bulunması gerekir. Hakkı gerçekleştiren fiil, hak sahibinin değil, başka kişilerin veya devletin fiilidir.

     KUTU 12.1: KAVRAMLAR

    İnsan Hakları  (Human Rights, Droits de l’homme)”.- Bu alandaki en kapsamlı kavramdır. “İnsan hakları”, ırk, din, dil ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu haklardan yararlanmak bakımından vatandaş ve yabancı arasında fark yoktur. Diğer yandan “insan hakları” terimi bir ideali içerir. Bu terimi kullananlar, bu alanda olanı değil, “olması gerekeni” dile getirirler (Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.14). “İnsan hakları” terimini daha çok tabiî hukuk anlayışına mensup yazarlar kullanmaktadır.

    Kamu Hürriyetleri (Libertés publiques).- “Kamu hürriyetleri, insan haklarının devlet tarafından tanınmış ve pozitif hukuka girmiş olan bölümünü ifade eder” (Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.14). Diğer bir ifadeyle kamu hürriyetleri, anayasa ve kanunlar tarafından düzenlenmiş, sınırları belirlenmiş ve böylece kişilerin onları pratik olarak kullanmalarına imkân tanınmıştır (Ibid).

 

   

     Vatandaş Hakları .- Bu terim, Anayasa ve kanunlar tarafından tanınmış ve düzenlenmiş hak ve hürriyetlerden sadece “vatandaşların” kullanabileceği hak ve hürriyetleri ifade eder (Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.13). Bu hakları yabancılar değil, sadece vatandaşlar kullanabilir. Örneğin seçme ve seçilme hakkı, kamu hizmetine girme hakkı gibi siyasal haklar birer “vatandaş hakları” niteliğindedir.

    Temel Hak ve Hürriyetler (Droits et libertés fondamentaux, Die Grund-recht) ”.- Bu terim, “kamu hürriyetleri” karşılığında kullanılmaktadır (Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.14). Yani “temel hak ve hürriyetler” insan haklarının pozitif hukuk tarafından tanınmış ve düzenlenmiş kısmıdır (Chagnollaud, op. cit., s.46; Favoreu et al., op. cit., s.783).

 

Kişi Hak ve Hürriyetleri  (Ferdi Hürriyetler, Libertés individuelles .- Bu terim 18’inci yüzyılın ferdiyetçi doktrinin ürünü olan “klasik hakları” anlatmak için kullanılmaktadır (Kapani, Kamu Hürriyetleri, op.cit., s.14). Örneğin kişi dokunulmazlığı, zorla çalıştırma yasağı, özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı gibi temel hak ve hürriyetler, “kişi hakkı ve hürriyeti” veya “ferdi hak ve hürriyetler” niteliğindedir.

 

Anayasal Haklar.- Temel hak ve hürriyetler yerine “anayasal haklar (droits constitutionnels) ” teriminin kullanıldığı da olur. Anayasal hakları, anayasa tarafından tanınmış ve güvence altına alınmış haklar olarak tanımlayabiliriz. Hangi hak ve hürriyetin “anayasal” bir hak ve hürriyet olduğu tartışmasız bir şekilde bellidir. Anayasada düzenlenmiş olan temel hak ve hürriyetler, anayasal hak ve hürriyetlerdir.

II. Temel Hak Ve Hürriyet Anlayışları

1. Tabiî Hak Anlayışı[11].- Tabiî hak doktrinine göre, insan, sırf insan olmaktan dolayı, doğuştan bazı hak ve hürriyetlere sahiptir[12]. İnsanın sahip olduğu haklar, devletten önce gelir; bu haklar insana devlet tarafından verilmemiştir; dolayısıyla bu hak ve hürriyetlere devlet dokunamaz. Tabiî hak doktrinini savunan yazarlara göre, devletin kurulmasından önce insanlar “tabiat hâli” denen bir dönemde yaşıyorlardı. Bu dönemde tam ve mutlak bir özgürlüğe sahiptiler. İnsanlar sonradan aralarında “sosyal sözleşme” yaparak siyasal topluma geçtiler ve devleti kurdular. Bunu yaparken doğal yaşamda sahip oldukları özgürlüklerden bir kısmını devlete devrettiler. Ancak hepsini, özellikle de en önemlilerini devlete devretmediler; kendi yanlarında muhafaza ettiler. Bundan çıkan sonuç şudur: İnsanlar, devletten önce birtakım tabiî haklara sahiptirler. O hâlde devlet kendi tarafından verilmemiş olan, kendisinden önce mevcut olan tabiî haklara saygı göstermek zorundadır[13]. Tabiî hak doktrini

2. Pozitivist Hak Anlayışı.- Pozitivist anlayışa göre, hukukun tanımadığı ve korumadığı bir temel hak ve hürriyetin bireylere sağlayabileceği herhangi bir güvence yoktur. Temel hak ve hürriyetlerin sözde kalmaması, gerçekten bireylere birtakım güvenceler sağlayabilmesi için hukuk kuralları tarafından tanınması ve müeyyideye

KUTU 12.2: Marksist Özgürlük Anlayışı: “Biçimsel Özgürlükler”e Karşı “Gerçek Özgürlükler” ya da “Özgürlüğe” Karşı “Özgürleştirme ”.- Marksizme göre, liberal-kapitalist devletlerdeki özgürlükler “biçimsel özgürlükler (libertés formelles)”dir; yani bunlar göstermeliktir. Zira, bu özgürlükler sadece burjuva sınıfına hizmet etmektedir. Evsiz bir insan için konut dokunulmazlığının; aç bir insan için düşünce hürriyetinin; gazete çıkaracak parasal imkanlara sahip olmayan işçi sınıfı için basın hürriyetinin bir anlamı yoktur. Marksist anlayışa göre, devlet kişilerin özgürlüklerini sınırlandıran ekonomik ve sos-

 

yal engelleri kaldırmalı, onlara bu hürriyetleri kullanmalarını sağlayacak imkanlar vermeli, insanı “özgürleştirmeli”dir. Ancak bu şekilde “gerçek özgürlük (liberté réelle)” sağlanabilir. Dolayısıyla Marksizmde “özgürlük (liberté)” değil, “özgürleştirme (libération)” kavramı önemlidir. Marksizme göre, bireyin özgürleştirilmesi ise ancak, proletarya ihtilalinden sonra, sosyalist-komünist toplumda mümkündür. Belirtelim ki, eski sosyalist ülkelerde insan hakları tam anlamıyla ve en ağır bir şekilde çiğnenmiştir (Marksist özgürlük anlayışı hakkında bkz. Madiot, Droits de l’homme, op. cit., s.58-65; Jacques Robert, Libertés publiques et droits de l’hommes, Paris, Montchrestien, 1988, s.16-17; Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.155-161).

III. Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınıflandırılması: Jellinek’in ÜÇLÜSÜ[15]

Temel hak ve hürriyetler Georg Jellinek’in [16] klasikleşen ayrımına göre üç gruba ayrılır: Negatif statü hakları, pozitif statü hakları, aktif statü hakları.

1. Negatif Statü Hakları.- Negatif statü (status negativus) hakları, kişinin devlet tarafından aşılamayacak ve dokunula

2. Pozitif Statü Hakları.- Pozitif statü (status positivus) hakları, bireylere devletten olumlu bir davranış, bir hizmet, bir yardım isteme imkanını tanıyan haklardır[20]. Örneğin çalışma hakkı, sağlık hakkı, konut hakkı, sosyal güvenlik hakkı bu tür haklarda

    3. Aktif Statü Hakları.- Aktif statü (status activus) hakları, kişinin devlet yönetimine katılmasını sağlayan haklardır[22]. Bu haklara bu nedenle “katılma hakları” da denir[23]. Seçme ve seçilme hakkı, siyasî parti kurma hakkı, siyasî faaliyette bulunma hakkı, kamu hizmetine girme hakkı, dilekçe hakkı aktif statü haklarına örnek gösterilebilir. Bu haklara “siyasî haklar” da denir.

 

KUTU 12.3: Hürriyetlerin Bütünlüğü (Monizmi).- Her ne kadar temel hak ve hürriyetler konusunda çeşitli ayrımlar yapılıyorsa da, temel hak ve hürriyetler bir bütündür. Bir kişi ancak, temel hak ve hürriyetlerin bütününe sahip olmak şartıyla özgür olabilir. Şüphesiz ki, kişinin özgür olması için her şeyden önce negatif statü haklarına, yani bireysel haklara sahip olması gerekir. Ancak, kişi aç ise, evsiz ise bu haklara sahip olmasının bir anlamı kalmaz. O nedenle kişinin pozitif statü haklarına, yani sosyal haklara da sahip olması gerekir. Nihayet, bu bireysel ve sosyal haklara sahip olan kişinin, aktif statü haklarına yani siyasal haklara da sahip olması gerekir. Çünkü, yönetimine katılamadığı bir devlette kişinin bu hakları geri alınabilir. Görüldüğü gibi hürriyet özünde bütündür. Buna hürriyetin monizmi ismi verilir (Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.6-7; Ömer Anayurt, “Hakların Bütünlüğü İlkesi Açısından İnsan haklarına İlişikin Sınıflandırmaların Değerlendirilmesi”, Türkiye’de İnsan Hakları, TODAİE Yayınları, 2000, s.47-59).

Diğer Tasnifler.- Temel hak ve hürriyetler daha pek çok açıdan tasnife tâbi tutulmuşlardır. Temel hak ve hürriyetler örneğin konularına göre, “kişinin fizik hürriyetleri”[24], “düşünce hürriyetleri”[25] ve “kolektif hürriyetleri”[26] olmak üzere üçe[27]; kullanılış biçimlerine göre “bireysel hürriyetler” ve “kolektif hürriyetler ” olarak ikiye[28]; tarihsel ortaya

KUTU 12.4: Birinci-İkinci-Üçüncü Kuşak Haklar.- Birinci kuşak haklar, tarihsel olarak ilk ortaya çıkan haklardır. Bunlar kişi haklarını (örneğin kişi güvenliği, konut dokunulmazlığı, düşünce hürriyeti) ve siyasal hakları (seçme ve seçilme, siyasal faaliyette bulunma hakları) içerir. İkinci kuşak haklar çalışma, dinlenme, emeklilik, sağlık hakkı gibi sosyal ve ekonomik hakları içerir. Bu haklar Birinci Dünya Savaşından sonra ortaya çıkmış büyük ölçüde İkinci Dünya Savaşından sonra uygulanmaya başlanmıştır. Üçüncü Kuşak haklar ise çevre hakkı, barış hakkı, gelişme hakkı gibi haklardan oluşur. Bunlar en son çıkan haklar olup, bunlara “yeni insan hakları”, dayanışma hakları” da dendiği olur (Kaboğlu, Kolektif Özgürlükler, op. cit., s.25-26).

IV. Temel Hak ve Hürriyetlerin sınırlanması[29]

Toplum hayatında temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması kaçınılmazdır[30]. Sınırsız, mutlak hürriyet kavramı toplum ve devlet hayatı içinde yer alamaz. Devletin ve toplumun var olabilmesi ve sürekliliğinin sağlanması için hürriyetlerin sınırlandırılması kaçınılmaz bir zorunluluk teşkil eder[31]. Ancak, demokratik bir toplumda, temel hak ve hürriyetler sınırlandırılsa bile, bu sınırlandırma sınırsız, keyfî bir şekilde olmamalı ve temel hak ve hürriyetler bütünüyle yok edilmemelidir. Yani sınırlandırmanın da sınırları olmalı, sınırlandırma birtakım şartlara bağlı olmalıdır. İşte şimdi “sınırlandırmanın sınırlarını  (limites aux limites, Schranken-Schranken)”, yani şartlarını görelim.

1. Sınırlama, Yasama Organı Tarafından Kanunla Yapılmalıdır[32]- 1789 Bildirgesinden beri kabul edilmiş bir prensibe göre, temel hak ve hürriyetler ancak yasama organı tarafından kanunla sınırla nabilir[33]. Bunun başlıca üç yararı vardır: (a) Temel hak ve hürriyetlere yürütme organının müdahale etmesi önlenmiş olur. Yani tüzük ile, yönetmelik ile temel hak ve hürriyetler sınırlana

2. Sınırlama Belli Sebeplere Dayanmalıdır.- Temel hak ve hürriyetler, keyfi olarak, zevk için değil, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel asayişin koruması

3. Sınırlamada Ölçülülük İlkesine Uyulmalıdır[36].- Sınırlama kanunla yapılsa ve kamu yararını amaçlasa dahi, temel hak ve hürriyetin sınırlandırılmasında başvurulan araç, ulaşılmak istenen amaçla ölçüsüz bir oran içinde bulunmamalıdır. Yani, temel hak

4. Sınırlama, Anayasaya Aykırı Olmamalıdır.- Temel hak ve hürriyetlerin anayasa tarafından tanındığı ve düzenlendiği bir sistemde kanunla yapılan temel h

5. Çekirdek Alana Dokunulmamalıdır.- Şüphesiz gerektiği ölçüde, kural olarak, bütün temel hak ve hürriyetler sınırlandırılabilir. Ancak, demokratik bir hukuk devletinde, ölüm cezaları dışında kişilerin öldürülmesi, hangi durumda olursa olsun kişilere işkence edilmesi kabul edilebilecek şeyler değildir. Bu nedenle, temel hak ve hürriyetler ne kadar sınırlanırsa sınırlansan, devlet, yaşama hakk

6. Ek Şartlar.- Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırmasında yukarıdaki şartların dışında bazı anayasalar ek şartlar da öngörmektedir. Örneğin 1961 T

KUTU 12.5.- Temel Hak ve Hürriyetlerin “Sınırlılığı ”.- “Anayasal sınırlar” ve “objektif sınırlar” durumunda temel hak ve hürriyetlerin “sınırlandırılması”ndan değil, “sınırlılığı”ndan bahsedilir.

Anayasal Sınırlar.-  Bazı temel hak ve hürriyetlerin ayrıca kanunla sınırlandırılmasına gerek yoktur. Zira, bunlar bizzat anayasalar tarafından, daha tanınırken sınırlandırılmıştır. Örneğin Türkiye’de toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, 1982 Anayasasının 34’üncü maddesine göre, “silahsız ve saldırısız” olması koşuluyla mevcuttur. Keza, hak arama hürriyeti de aynı Anayasanın 36’ncı maddesine göre, “meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle” hak aramayı kapsar. Bu şu anlama gelmektedir ki, kişilerin zaten, “silahlı ve saldırılı” toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı yoktur. Kimse, “meşru vasıta ve yollar” dışında hak arama hürriyetine sahip değildir (Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.103; Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.221).

 

Objektif Sınırlar .- Ayrıca her hak ve hürriyetin, Anayasada belirtilmemiş olsa bile, o hürriyetin niteliğinden doğan, yani “eşyanın tabiatında mevcut olan”, objektif sınırları vardır (Özbudun, op. cit., s.103). Örneğin dilekçe hakkı , dilekçede bir başkasına hakaret edilmesine izin vermez; basın hürriyeti kişilerin şeref ve haysiyetine tecavüzü, düşünceyi açıklama hürriyeti suç işlenmesini kışkırtmayı kapsamaz. (Özbudun, op. cit., s.103-104; Sağlam, op. cit., s.50; Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.222).

 

KUTU 12.6: Temel Hak ve Hürriyetlerin Arasında Hiyerarşi  Var mıdır?- Şüphesiz ki değerleri bakımından hak ve hürriyetler arasında hiyerarşi olduğu düşünülebilir. Örneğin yaşama hakkının seyahat hürriyetinden daha değerli olduğu söylenebilir. Ancak, hukuk teorisi bakımından, kural olarak, aynı anayasa tarafından tanınmış temel hak ve hürriyetler arasında hiyerarşi kurulması mümkün değildir. Çünkü, pozitif bir hukuk sisteminde, temel hak ve hürriyetlerin arasında hiyerarşi kurulabilmesi için anayasa normları arasında hiyerarşinin olması gerekir ki, bu mümkün değildir. Anayasanın bütün maddeleri, hukukî geçerliliklerini aynı kurucu iktidardan alır ve hepsi normlar hiyerarşinde aynı basamakta bulunur. Anayasa normları arasında hiyerarşi yok ise, bu normlardan kaynaklanan temel hak ve hürriyetler arasında da hiyerarşi yoktur

-Olağanüstü Hâllerde  Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması[38]

Savaş, seferberlik, ayaklanma, deprem, salgın hastalıklar gibi olağanüstü hâllerde temel hak ve hürriyetlerin normal dönemlere göre çok daha aşırı ölçüde sınırlandırılmasına, hatta bu hürriyetlerin askıya alınmasına izin verilmektedir. Bu dönemlerde “zaruret hâli (état de nécessité)” teorisine göre[39], yürürlükteki hukuk düzeniyle bağlı olmaksızın temel hak ve hürriyetler sınırlandırılabilecektir (zaten birçok yazılı anayasa bunu ayrıca kabul etmek-

tedir). Bu dönemlerde, temel hak ve hürriyetler gibi önemli değerlere müdahale edilir. Ancak bu müdahale, zevk için değil, daha üstün değerleri korumak için yapılmaktadır. Örneğin kişilerin yaşamlarını korumak için sokağa çıkma hürriyetleri askıya alınmaktadır. Olağanüstü hâllerde temel hak ve hürriyetlere müdahale edilmesi, itfaiye erlerinin bir evin camlarını kırarak içeri girip yangını söndürmelerine benzetilebilir. Camların kırılması mülkiyet hakkına bir müdahaledir; ama bu yapılmazsa evin tamamı yanacaktır. Olağanüstü hâllerde bazı hürriyetlerin askıya alınabileceği kabul edilmezse çok daha büyük zararlar ortaya çıkar.

 

      KUTU 12.7: Zaruret Hâli Teorisi

- “Magna Carta prensipleriyle bir savaş idare edilemez” (Lord Scrutton) (Nakleden: Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.239).

- 1907 yılında Rusya’da Çarlık Hükümeti Başkanı Stolypin, kendisini, istisnaî mahkemeler kurmakla eleştiren muhalefete şu cevabı vermiştir: “Yanan bir evde camların kırılması mübah sayılır” (Nakleden: Kuzu, Olağanüstü Hâl Kavramı, op. cit., s.47).

- Muhalefetin “iktidarın elleri kanda” üzerine Stolypin, “şayet hükûmetin elleri kandaysa, bu onun olağanüstü bir ameliyat yapmak mecburiyetinde bulunan bir operatör durumunda olmasındandır” demiştir (Ibid., s.48).

- ABD Başkanı Abraham Lincoln iç savaş sırasında Habeas Corpus Act’a aykırı kararlar almakla kendini itham edenlere şu cevabı vermiştir: “Bazen bir hayatı kurtarmak için bir uzuv feda edilebilir; fakat bir uzvu kurtarmak için hayatın feda edilmesi akıllıca bir iş olmaz” (Nakleden: Kuzu, Kanun Hükmünde Kararnameler, op. cit., s.68).

- “Ev yanıyorsa, ona itfaiye göndermek için hâkimden izin istenmez” (Jean Romieu) (Nakleden:: Long et al., op. cit., s.68).

V. Temel Hak ve Hürriyetlerin KullanılmasınDA sistemler[40]

Temel hak ve hürriyetlerin toplum içinde kullanılması kamu düzeni bakımından bazı tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle temel hak ve hürriyetlerin kullanılması bazı usûllere bağlanmıştır. Bu konuda başlıca üç usûl vardır.

1. İzin Usûlü [41].- Buna “önleyici sistem (régime préventif)”de denir. Bu usûlde, bazı temel hak ve hürriyetlerin kullanılması için idarî makamlardan önceden “izin (autoris

2. Bildirim Usûlü [42].- “Bildirim (déclaration préalable)” usûlünde temel hak ve hürriyetin kullanılabilmesi için önceden izin almaya gerek yoktur; sadece o temel hak ve hürriyetin kullanılacağı idarî makamlara bildirilir. Bundaki amaç, kamu düzeni bakımından tehlikeli olabilecek bir temel

3. Serbestlik Usûlü [43].- Bu usûle “düzeltici sistem (régime répressif)” de denir. Bu usûlde bir temel hak ve hürriyetin kullanılması için önceden bir izin almaya veya bildirimde bulunmaya gerek yoktur. İlgili kişi, temel hak ve hürriyetini, bütün sorumluluğu kendisine ait olmak üzere serbestçe k

Hangi Usûl Tercih Edilmeli?- Serbestlik usûlü, yani düzeltici sistem diğerlerine göre daha özgürlükçüdür. Liberal bir sistemde kişiler, kural olarak önceden izin almaksızın veya bildirimde bulunmaksızın diledikleri temel hak ve hürriyetlerini kullanabilmelidirler. Bu kişiler, hürriyetlerini kötüye kullanmışlar ise, bunun hesabını daha sonra verirler. Bununla birlikte, daha sonradan telafisi güç veya imkânsız zararlara yol açabilecek olan bazı temel hak ve hürriyetlerin kullanılması için yukarıda gördüğümüz izin veya bildirim usûlü uygulanır. Örneğin otomobil sürmesini bilmeden trafiğe çıkan biri, telafisi imkânsız kazalara yol açabilir. O nedenle bu hürriyetin kullanılabilmesi için “sürücü belgesi” almak gerekir. Keza, depreme dayanaksız yapılmış binanın daha sonra yıkılması durumunda telafisi imkânsız zararlar ortaya çıkabilir. İşte bina yapma hakkının kullanılması da bu nedenle “ruhsat” usûlüne bağlanmıştır. Nihayet, gösteri yürüyüşü yapan kişi

VI. Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması

Temel hak ve hürriyetlerin korunmasını “iç koruma” ve “uluslararası koruma” olarak ikiye ayırıp inceleyebiliriz.

A. İç KORUMA

Devletin kendi içinde, temel hak ve hürriyetlerin, yasama ve yürütme organlarına karşı ve keza özel kişilere karşı korunması gerekir.

1. Yasama Organına Karşı Koruma.- Temel hak ve hürriyetleri yasama organına karşı korumanın en bilinen yolu, temel hak ve hürriyetleri yazılı ve katı bir anayasada saymaktır. Bu durumda, temel hak ve hürriyetler, anayasanın koruması altına girmiş olur; artık yasama organı temel hak ve hürriyetlere dokunma imkanından mahrum kalır. Ancak, bunun tam olarak gerçekleşmesi için, ülkede bir anayasa yargısının da olması gerekir. Zira, anayas

2. Yürütme Organına Karşı Koruma.- Temel hak ve hürriyetler, yürütme organına karşı da korunmalıdır. Yürütme organı gerek, tüzük, yönetmelik gibi düzenleyici işlemleriyle, gerek bireysel işlemleriyle (yani idarî kararlarla), gerekse eylemleriyle temel hak ve hürriyetlere müdahale edebilir. İşte bu müdahalelere karşı temel hak ve hürriyetlerin korunabilmesi için, yürütme organının düzenleyici ve bireysel işlemlerine karşı yargı yolunun açık olmas

3. Özel Kişilere Karşı Koruma.- Nihayet özel kişiler de diğer özel kişilerin temel hak ve hürriyetlerini ihlâl edebilirler. Bir kişinin temel hak ve hürriyetlerine hukuka aykırı şekilde yapılan bir müdahale medenî hukuk bakımından “haksız fiil” ve ceza hukuku bakımından -yerine göre- “suç” oluşturur. Temel hak

B. Uluslararası Koruma [44]

Temel hak ve hürriyetler İkinci Dünya Savaşından sonra uluslararası alanda da korunmaya başlanmıştır. Temel hak ve hürriyetlerin uluslararası korunması alanında organlar oldukça çeşitlidir. “Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu”[45]; “İnsan Hakları Komitesi”[46], “Irk Ayrımcılığının Önlenmesi Komitesi”[47], “İşkencenin Önlenmesi Komitesi”[48] gibi çeşitli komisyon ve komiteler varsa da bunların arasında en önemlisi “Avrupa İns

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi [49].- Avrupa Konseyi çerçevesinde imzalanan 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi[50] birçok temel hak ve hürriyeti tanımakta ve bunların korunması için güvenceli bir sistem getirmektedir. Avrupa İnsan Hakları Söz-

leşmesi (1 Kasım 1998’de yürürlüğe giren 11 nolu Protokol[51] ile değiştirilen son şekline göre), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi isimli bir mahkeme kurmaktadır. Sözleşmede tanınan temel hak ve hürriyetleri, Sözleşmeyi imzalayan bir devlet tarafından ihlâl edilen kişiler, bu devlete karşı, bu Mahkemeye “bireysel başvuru ” denen bir usûlle başvurabilirler.

 

KUTU 12.8: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başvuru Adresi.- Monsieur le Greffier de la Cour europénne des droits de l’homme, Conseil de l’Europe, FR67075 Strasbourg, France. Veya: Registry of théorie European Court of Human Rights, FR67075 Strasbourg, France. Mahkemeye İngilizce, Fransızca veya Avrupa Konseyi üyelerinin birinin diliyle (örneğin Türkçe) yazılmış bir mektupla başvurulabilir. Mahkemenin internet adresi: http://wwww.echr.coe.int.

Bir kişinin Mahkemeye başvurabilmesi için öncelikle kendi ülkesinde hakkını araması, yani iç hukuk yollarını tüketmesi gerekmektedir (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m.35). Kişiler, iç hukukta hakkını aradıktan ve bu konuda olumsuz nihaî kararı aldıktan sonra altı ay içinde yazılı olarak Strasbourg’ta bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmalıdırlar (m.35/1). Mahkemenin yargılama dili İngilizce veya Fransızca’dır. Ancak, başvuru mektubu Konsey üyesi devletlerin birinin diliyle (örneğin Türkçe) de yazılabilir. Mahkeme, yapılan başvuruları önce ön koşullar açısından inceler ve bir eksiklik görmez ise başvurunun esastan incelenmesine karar verir. Ön koşulları taşımayan başvurunun reddine karar verir (m.35/2). Bu karar kesindir. Bu karara karşı başvuru yolu yoktur.

Mahkeme ön koşullar açısından kabul edilebilirlilik kararı verdikten sonra esas hakkında karar vermeden önce, taraflara “dostane çözüm” önerebilir (m.38). Taraflar (yani bireysel başvuru sahibi ile devlet) kendi aralarında uzlaşırlar ve bu uzlaşma da Mahkemece benimsenirse, başvuru sonuçlanmış olur (m.39).

Dostane çözüm  yoluyla bir sonuca ulaşılamamışsa, mahkeme başvuruyu esastan inceler; tarafların yazılı görüşlerini alır; gerekli görürse duruşma yapar, tanık dinler, keşif yapar. Mahkeme başvuru sahibinin Sözleşmede tanınan bir hakkının devlet tarafından ihlâl edildiği kanısına varırsa, “hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder” (m.41). Yani Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin hükmedebileceği müeyyide, devleti “tazminat” ödemeye mahkûm etmekten ibarettir. Mahkemenin, devletin Sözleşmeye aykırı işlemini

DAHA FAZLASI İÇİN

Münci Kapani, Kamu Hürriyetleri, Ankara, AÜHF Yayını, Altıncı Baskı, 1981.

İlhan F. Akın, Temel Hak ve Hürriyetler, İstanbul, İÜHF Yayınları, 1971.

Servet Armağan, Temel Haklar ve Ödevler, İstanbul, İÜHF Yayınları, 1980.

Oktay Uygun, 1982 Anayasasında Temel Hak ve Özgürlüklerin Temel Rejimi, İstanbul, Kazancı Y. 1992.

Şeref Ünal, Temel Hak ve Özgürlükler ve İnsan Hakları Hukuku, Ankara, Yetkin Yayınları, 1997.

İbrahim Ö. Kaboğlu, Özgürlükler Hukuku, İstanbul, Afa Yayınları, 1993.

Ahmet Mumcu, İnsan Hakları ve Kamu Özgürlükleri, Ankara, Savaş Yayınları, 1994.

Fazıl Sağlam, Temel Hakların Sınırlanması ve Özü, Ankara, AÜSBF Yayınları, 1982.

Bülent Tanör, Türkiye’nin İnsan Hakları Sorunu, İstanbul, BDS Yayını, 1990.

Zafer Gören, Temel Hak Genel Teorisi, İzmir, DEÜ Hukuk Fakültesi Yayınları, 1995.

Feyyaz Gölcüklü ve A. Şeref Gözübüyük, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması, Ankara, Turhan Kitabevi, 1996.

Durmuş Tezcan, Mustafa Ruhan Erdem ve Oğuz Sancakdar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Işığında Türkiye’nin İnsan Hakları Sorunu, Ankara, Seçkin Yayınları, 2002.

Mahmut Göçer, Uluslararası Hukuk ve İnsan Haklarının Uluslararası Korunması, Ankara, Seçkin Y., 2002.

Ayhan Döner, İnsan Haklarının Uluslararası Alanda Korunması ve Avrupa Sistemi, Ankara, Seçkin Y., 2003.

 

ANAHTAR TERİMLER

Adlî yargı yoluyla koruma

Aktif statü hakları

Anayasal haklar

Anayasal koruma

Anayasal sınırlar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Biçimsel özgürlükler

Bildirim usûlü

Bireysel başvuru

Bireysel hürriyetler

Birinci kuşak haklar

Çekirdek alan

Demokratik toplum düzeninin gerekleri

Dostane çözüm

Ferdi hürriyetler

Gerçek özgürlükler
Hak

Hiyerarşi

Hürriyet

Hürriyet-hak ayrımı

Hürriyetin bütünlüğü (monizmi)

İç koruma

İdarî yargı yoluyla koruma

İkinci kuşak haklar

İnsan hakları

İzin usûlü

Jellinek’in sınıflandırması

Kamu hürriyetleri

Kişi hak ve hürriyetleri

Kolektif hürriyetler

Locke’un hürriyet anlayışı

Marksist özgürlük anlayışı

Negatif statü hakları

 

Objektif sınırlar

Olağanüstü hâller

Ölçülülük ilkesi

Öze dokunma yasağı

Özgürleştirme

Özgürlük

Pozitif statü hakları

Pozitivist hak anlayışı

Serbestlik usûlü

Sınırlandırmanın sınırları

Tabiat hâli

Tabiî hak doktrini

Temel hak ve hürriyetler

THH'lerin sınırlandırılması

THH'lerin sınırlılığı

THH'lerin korunması

THH'lerin sınıflandırılması

Uluslararası koruma

Üçüncü kuşak haklar

Vatandaş hakları

Zaruret hâli

 

 


 


[1]. Yves Madiot, Droits de l’homme, Paris, Masson, 1991; Jacques Robert, Libertés publiques et droits de l’hommes, Paris, Montchrestien, 1988, s.96-100; Favoreu et al., op. cit., s.777-863; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.74-89; Erdoğan, Anayasal Demokrasi, op. cit., s.161-198; Münci Kapani, Kamu Hürriyetleri, Ankara, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, Altıncı Baskı, 1981; İlhan F. Akın, Temel Hak ve Hürriyetler, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1971; Oktay Uygun, 1982 Anayasasında Temel Hak ve Özgürlüklerin Temel Rejimi, İstanbul, Kazancı Yayınları, 1992; Şeref Ünal, Temel Hak ve Özgürlükler ve İnsan Hakları Hukuku, Ankara, Yetkin Yayınları, 1997; İbrahim Ö. Kaboğlu, Özgürlükler Hukuku, İstanbul, Afa Yayınları, 1993; Ahmet Mumcu, İnsan Hakları ve Kamu Özgürlükleri, Ankara, Savaş Yayınları, 1994; Fazıl Sağlam, Temel Hakların Sınırlanması ve Özü, Ankara, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, 1982; Bülent Tanör, Türkiye’nin İnsan Hakları Sorunu, İstanbul, BDS Yayını, 1990; Zafer Gören, Temel Hak Genel Teorisi, İzmir, DEÜHukuk Fakültesi DSİ Yayınları, Üçüncü Baskı, 1995; Durmuş Tezcan, Mustafa Ruhan Erdem ve Oğuz Sancakdar, Türkiye’nin İnsan Hakları Sorunu, Ankara, Seçkin Yayınları, 2002.

[2]. Favoreu et al., op. cit., s.777-782; Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.13-14; Sabuncu, Anayasaya Giriş, op. cit., s.35; Uygun, 1982 Anayasasında Temel Hak ve Özgürlüklerin Temel Rejimi, op. cit., s.2-6; Mumcu, op. cit., s.12-26; Kaboğlu, Özgürlükler Hukuku, op. cit., s.11-14; Kaboğlu, Kolektif Özgürlükler, op. cit., s.13-24.

[3]. Çeşitli hürriyet tanımları için bkz. Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.3; Akın, Kamu Hukuku, s.259-264; Kaboğlu, Özgürlükler Hukuku, op. cit., s.11-14; Mumcu, İnsan Hakları, op. cit., s.13-17.

[4]. İbrahim Ö. Kaboğlu, Kolektif Özgürlükler, Diyarbakır, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1989, s.14; Oktay Uygun, 1982 Anayasasında Temel Hak ve Özgürlüklerin Temel Rejimi, İstanbul, Kazancı Yayınları, 1992, s.6.

[5]. Tunaya, Siyasal Kurumlar ve Anayasa Hukuku, op. cit., s.187.

[6]. Kaboğlu, Özgürlükler Hukuku, op. cit., s.12.

[7]. Tunaya, Siyasal Kurumlar ve Anayasa Hukuku, op. cit., s.187.

[8]. Hak kavramının çeşitli tanımları için bkz. Gözler, Hukuka Giriş, op. cit., s.318-320.

[9]. Kaboğlu, Özgürlükler Hukuku, op. cit., s.13.

[10]. Ibid.

[11]. Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.30.

[12]. Ibid., s.20.

[13]. Ibid., s.30-31.

[14]. Ibid.

[15]. Georg Jellinek, L’Etat modern et son droit (Traduction française par Georges Fardis), Paris, M. Giard & E. Brière, 1913, Cilt II, s.51-57; Autexier, op. cit., s.118-119; Favoreu et al., op. cit., s.789-790; Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.6; Erdoğan, Anayasal Demokrasi, op. cit., s.185-188; Sabuncu, Anayasaya Giriş, op. cit., s.36-37; Tikveş, op. cit., s.111-112; Şeref Ünal, Temel Hak ve Özgürlükler ve İnsan Hakları Hukuku, Ankara, Yetkin Yayınları, 1997, s.40-44; Ömer Anayurt, Türk Anayasa Hukukunda Toplanma Hürriyeti, İstanbul, Kazancı Yayınları, 1998, s.69.  

[16]. Jellinek, op. cit., c.II, s.51-57.

[17]. Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.6; Autexier, op. cit., s.118;

[18]. Ibid.

[19]. Gözübüyük, Anayasa Hukuku, op. cit., s.166.

[20]. Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.6; Autexier, op. cit., s.118-119;

[21]. Gözübüyük, Anayasa Hukuku, op. cit., s.167.

[22]. Kapani, Kamu Hürriyetleri op. cit., s.6; Autexier, op. cit., s.119;

[23]. Gözübüyük, Anayasa Hukuku, op. cit., s.151.

[24]. Kişi güvenliği, beden bütünlüğünün dokunulmazlığı, seyahat hürriyeti gibi.

[25]. Düşünce hürriyeti, inanç hürriyeti, basın, bilim, sanat hürriyetleri gibi.

[26]. Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hürriyeti, dernek kurma özgürlüğü, gibi.

[27]. Kaboğlu, Kolektif Özgürlükler, op. cit., s.25.

[28]. Ibid., s.30.

[29]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.99-108; Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.228-235; Uygun, Temel Hak ve Özgürlüklerin Temel Rejimi, op. cit., s.92-191; Kaboğlu, Kolektif Özgürlükler, op. cit., s.129-140, 218-235, 270, 286; Sağlam, Temel Hakların Sınırlanması ve Özü, op. cit., passim;

[30]. Sınırlandırmanın gereği konusunda bkz. Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.228-230.

[31]. Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.228.

[32]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.103; Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.230-232; Uygun, Temel Hak ve Özgürlüklerin Temel Rejimi, op. cit., s.90-114; Kaboğlu, Özgürlükler Hukuku, op. cit., s.55.

[33]. Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.230.

[34]. Ibid.

[35]. Ibid.

[36]. Ölçülülük ilkesi konusunda Taürkçede önemli bir çalışma için bkz.: Yüksel Metin, Ölçülülük İlkesi: Karşılaştırmalı Bir Anayasa Hukuku İncelemesi, Ankara, Seçkin Yayınları, 2002.

[37]. Sağlam, Temel Hakların Sınırlanması ve Özü, op. cit., s.110-128; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.105.

[38]. Burhan Kuzu, Olağanüstü Hal Kavramı ve Türk Anayasa Hukukunda Olağanüstü Hal Rejimi, İstanbul, Kazancı Yayınları, 1993; Mehmet Semih Gemalmaz, Olağanüstü Rejim Standartları, İstanbul, Beta Yayınları, 1994; Bülent Daver, Fevkalâde Hâl Rejimleri, Ankara, AÜSBF Yayınları, 1961.

[39]. Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.241; Kuzu, Olağanüstü Hal Kavramı, op. cit., s. s.7-35;

[40]. Gözler, İdare Hukuku Dersleri, op. cit., s.482-484; Anayurt, Toplanma Hürriyeti, op. cit., s.88-95; Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.236-239; Madiot, op. cit., s.165-171; Jacques Robert, Libertés publiques et droits de l’hommes, Paris, Montchrestien, 1988, s.96-100.

[41]. Gözler, İdare Hukuku Dersleri, op. cit., s.483-484; Anayurt, Toplanma Hürriyeti, op. cit., s.90-92; Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.236-238; Madiot, op. cit., s.170-171; Robert, op. cit., s..97-99.

[42]. Gözler, İdare Hukuku Dersleri, op. cit., s.484; Anayurt, Toplanma Hürriyeti, op. cit., s.9295; Madiot, op. cit., s.169-170; Robert, op. cit., s.98; Günday, op. cit., s.202-203.

[43]. Gözler, İdare Hukuku Dersleri, op. cit., s.483; Anayurt, Toplanma Hürriyeti, op. cit., s.88-90; Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.236; Madiot, op. cit., s.165-169; Robert, op. cit., s.96-97.

[44]. Madiot, op. cit., s.186-216; Chagnollaud, op. cit., s.54-56; Münci Kapani, İnsan Haklarının Uluslararası Boyutları, Ankara, Bilgi Yayınevi, 1987; Mahmut Göçer, Uluslararası Hukuk ve İnsan Haklarının Uluslararası Korunması, Ankara, Seçkin Yayınları, 2002; Ayhan Döner, İnsan Haklarının Uluslararası Alanda Korunması ve Avrupa Sistemi, Ankara, Seçkin Yayınları, 2003.    

[45]. Madiot, op. cit., s.188-189; Feyyaz Gölcüklü ve A. Şeref Gözübüyük, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması, Ankara, Turhan Kitabevi Yayınları, 1996, s.1-4;

[46]. 1966 tarihli Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar sözleşmesi ile kurulmuştur. Chagnollaud, op. cit., s.47;

[47]. 1965 tarihli Her Türlü Irk Ayrımcılığının Önlenmesi Sözleşmesi ile kurulmuştur.

[48]. 1984 tarihli Birleşmiş Milletler İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesiyle kurulmuştur.

[49]. Feyyaz Gölcüklü ve A. Şeref Gözübüyük, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması, Ankara, Turhan Kitabevi Yayınları, 1996; Tekin Akıllıoğlu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ankara, İmaj Yayınları, 2002; Döner, op. cit., s.79-182; Tezcan, Erdem ve Sancakdar, op. cit., s.53-422.

[50]. Bu sözleşme Türkiye tarafından 4 Kasım 1950’de imza edilmiş ve 18 mayıs 1954’te onaylanmıştır.

[51]. Resmî Gazete, 20.6.1997, Sayı 23025.

 

 

Objektif sınırlar

Olağanüstü hâller

Ölçülülük ilkesi

Öze dokunma yasağı

Özgürleştirme

Özgürlük

Pozitif statü hakları

Pozitivist hak anlayışı

Serbestlik usûlü

Sınırlandırmanın sınırları

Tabiat hâli

Tabiî hak doktrini

Temel hak ve hürriyetler

THH'lerin sınırlandırılması

THH'lerin sınırlılığı

THH'lerin korunması

THH'lerin sınıflandırılması

Uluslararası koruma

Üçüncü kuşak haklar

Vatandaş hakları

Zaruret hâli

 

 

 


Copyright

(c) Kemal Gözler. 2005. Bu sayfaya izin almadan link verilebilir. Ancak, bu web sayfası, önceden izin almaksızın ne suretle olursa olsun, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, tekrar yayınlanamaz, dağıtılamaz, başka internet sitelerine metin olarak konulamaz. İzin için kgozler[at]hotmail.com adresine başvurunuz. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 21.2.2001 tarih ve 4630 sayılı kanunla değişik 71 ve 72’nci maddeleri, bir fikir ve sanat eserini herhangi bir yöntemle çoğaltanları, dağıtanları, satanları, elinde bulunduranları, paraya çevrilmeksizin, 2 (iki) yıldan 6 (altı) yıla kadar hapis cezası ve 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırmaktadır.

Alıntılar (İktibas) Konusunda Açıklamalar

Bu çalışmadan yapılacak alıntılarda (iktibaslarda) 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 35’inci maddesinde öngörülen şu şartlara uyulmalıdır: (1) İktibas, bir eserin “bazı cümle ve fıkralarının” bir başka esere alınmasıyla sınırlı olmalıdır (m.35/1). (2) İktibas, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderecatını aydınlatmak maksadıyla yapılmalıdır (m.35/3). (3) İktibas, belli olacak şekilde yapılmalıdır (m.35/5) [Bilimsel yazma kurallarına göre, aynen iktibasların tırnak içinde verilmesi ve iktibasın üç satırdan uzun olması durumunda iktibas edilen satırların girintili paragraf olarak dizilmesi gerekmektedir]. (4) İktibas ister aynen, ister mealen olsun, eserin ve eser sahibinin adı belirtilerek iktibasın kaynağı gösterilmelidir (m.35/5). (5) İktibas edilen kısmın alındığı yer belirtilmelidir (m.35/5).

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 21.2.2001 tarih ve 4630 sayılı kanunla değişik 71’inci maddesinin 4’üncü fıkrası, 35’inci maddeye aykırı olarak “kaynak göstermeyen veya yanlış yahut kifayetsiz veya aldatıcı kaynak” göstererek iktibas yapan kişileri, 4 (dört) yıldan 6 (altı) yıla kadar hapis ve 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırmaktadır.

Ayrıca Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 18 Şubat 1981 tarih ve E.1980/1, K.1981/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre kararına göre, “iktibas hususunda kullanılan eser sahibinin ve eserinin adı belirtilse bile eser sahibi, haksız rekabet hükümlerine dayanarak Borçlar Kanununun 49. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi halinde manevi tazminat isteyebilir”.

Yukarıdaki şartlara uygun olarak alıntı yapılırken bu çalışmaya şu şekilde atıf yapılması önerilir:

Kemal Gözler, Anayasa Hukukuna Giriş, Bursa Ekin Kitabevi Yayınları, 2004, s.146-159'dan alınmıştır. (www.anayasa.gen.tr/temelhaklar.htm. 15 Mayıs 2004).

 


Editör: Kemal Gözler

kgozler[at]hotmail.com

Ana sayfa: www.anayasa.gen.tr

Bu sayfa: www.anayasa.gen.tr/temelhaklar.htm

Son Değişiklik: 2 Kasım 2006