TÜRK ANAYASA HUKUKU SİTESİ

 anayasa.gen.tr

Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.297-333-354'ten alınmıştır.

 
Bölüm 10
TBMM'nin İç Yapısı ve Çalışma Düzenİ

 

Kemal Gözler

I. İçtüzük................................................................................................................................. 333

II. TBMM'nin İç Yapısı......................................................................................................... 337

    A. Başkanlık Divanı........................................................................................................... 337

    B. Siyasî Parti Grupları...................................................................................................... 339

    C. Danışma Kurulu............................................................................................................ 341

    D. Komisyonlar................................................................................................................. 341

III. TBMM'nin Çalışma Düzeni............................................................................................. 342

A. Kavramlar..................................................................................................................... 342

    1. Yasama Dönemi........................................................................................................ 342

    2. Yasama Yılı............................................................................................................... 343

    3. Birleşim.................................................................................................................... 343

    4. Oturum..................................................................................................................... 343

B. Türkiye Büyük Millet Meclisinin Toplanması ve Tatili.............................................. 344

    1. Kendiliğinden Toplanma.......................................................................................... 344

    2. Tatil.......................................................................................................................... 344

    3. Ara Verme................................................................................................................ 345

    4. Olağanüstü Toplantı................................................................................................. 345

C. Toplantı Yetersayısı..................................................................................................... 347

    1. Üye Tamsayısı......................................................................................................... 347

    2. Toplantı Yetersayısı................................................................................................. 347

D. Karar Yetersayısı.......................................................................................................... 348

    1. Toplantıya Katılanlar............................................................................................... 349

    2. Salt Çoğunluk........................................................................................................... 349

    3. Örnekler.................................................................................................................... 350

    4. Özel Karar Yetersayıları........................................................................................... 351

E. Oylama Usûlleri............................................................................................................ 352

    1. İşaretle Oylama........................................................................................................ 352

    2. Açık Oylama............................................................................................................ 353

    3. Gizli Oylama............................................................................................................ 353

F. Meclis Görüşmeleri....................................................................................................... 354

 

 


Bibliyografya.-
Arsel, Türk Anayasa Hukukunun Umumî Esasları, op. cit., s.269-323; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.193-198, 259-265; Teziç, Anayasa Hukuku, op. cit., s.57-60; Teziç, Türk Parlâmento Hukukunun..., op. cit. s.18-35; 176-228; Fahri Bakırcı, TBMM'nin Çalışma Yöntemi, Ankara, İmge Kitabevi Yayınları, 2000, s.38-40, 73-197; 259-393; Gözübüyük, Anayasa Hukuku, op. cit. s.198-208; Aldıkaçtı, Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi ve 1961 Anayasası, op. cit. s.265-271, 281-282; Kuzu, 1982 Anayasasının Temel Nitelikleri, op. cit. s.65-67; Rumpf, Türk Anayasa Hukukuna Giriş, op. cit. s.71-73; Sabuncu, Anayasaya Giriş, op. cit., s.134-138; Tunçer Karamustafaoğlu, Yasama Meclisinde Komisyonlar, Ankara, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1965; Servet Armağan, Memleketimizde İçtüzükler, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1972; Ergun Özbudun, “Parlâmento Kararları ve Yasama Meclislerinin İçtüzükleri”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 1979, Cilt XXXVI, Sayı 1-4, s.16--26; Rona Aybay, “Yasama Meclislerinin İçtüzükleri”, Türk Parlâmentoculuğunun İlk Yüzyılı: 1876-1976, Ankara, Siyasî İlimler Türk Derneği Yayınları, s.283-314; Léon Duguit, Traité de droit constitutionnel, Paris, Anciennes Maisons Thorin et Fontemoing, 2e édition, 1924, Cilt IV, 270-273; Pierre Avril ve Jean Gicquel, Droit parlementaire, Paris, Montchrestien, 1988; J. Laporte ve M. J. Tulard, Le droit parlementaire, Paris, PUF, “Que sais-je?”, 1988.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin kendine özgü bir iç yapısı ve çalışma düzeni vardır. Bu bölümde bunları göreceğiz. Türkiye Büyük Millet Meclisinin iç yapısı ve çalışma düzeni kısmen Anayasada düzenlenmiştir. Ancak Anayasada iç yapının ve çalışma düzeninin ayrıntılarıyla düzenlenmesi mümkün olmadığı için Anayasa, düzenlemeyi “İçtüzüğe” bırakmıştır. Anayasanın 95’inci  maddesine göre, “Türkiye Büyük Millet Meclisi, çalışmalarını, kendi yaptığı içtüzük hükümlerine göre yürütür”. O nedenle burada Türkiye Büyük Millet Meclisinin iç yapısını ve çalışma düzenini görmeden önce “İçtüzük” hakkında bilgi vermek gerekir.

I. İÇTÜZÜK

İçtüzük .- Yasama meclislerinin kendi iç çalışmalarını düzenlemek amacıyla koydukları kurallara içtüzük denir[1]. İçtüzük, her meclisin bir nevi “iç kanunu” olarak kabul edilebilir[2]. Anayasamızın 95’inci maddesinin 1’inci fıkrası “Türkiye Büyük Millet Meclisi, çalışmalarını kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürütür” demektedir.

Yöntemsel Bağımsızlık .- Yasama meclislerinin kendi içtüzüklerini bizzat yapmalarını, onların diğer devlet organları özellikle yürütme organı karşısındaki bağımsızlıklarının bir göstergesidir[3]. Buna yasama meclislerinin “yöntemsel bağımsızlığı” denir[4]. Anayasada açık bir hüküm olmasa bile meclislerin kendi içtüzüklerini yapma yetkisine sahip oldukları kabul edilmektedir[5]. Bu yasama meclislerinin özerkliği ilkesinin bir sonucudur[6].

İsimlendirme.- Ülkemizde “içtüzük (dahilî nizamname )” ismini taşıyan başka işlemler de vardır: Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü[7], Askerî Yüksek İdare Mahkemesi İçtüzüğü[8] gibi. Bağımsızlığa sahip kurumların kendi iç çalışmalarını düzenlemeleri amacıyla kendi koydukları kurallara “içtüzük” ismi verilmektedir. Bakanlar Kurulunun Anayasamızın 115’inci maddesi uyarınca çıkardığı “tüzükler” bu anlamda bir “içtüzük” değildir. İsimleri benzese de “içtüzük” ile “tüzük” karıştırılmamalıdır.

İçtüzüğün Düzenleme Konusu .- Anayasamızın 95’inci maddesine göre, İçtüzüğün düzenleme konusu Türkiye Büyük Millet Meclisinin “çalışmaları”dır. O halde, Meclis çalışmalarıyla ilgili her konu içtüzük ile düzenlenebilir. Ama Meclis çalışmalarıyla ilgili olmayan bir konu İçtüzükle düzenlenemez. Özellikle İçtüzük ile vatandaşlar için bağlayıcı hukuk kuralları konamaz. İçtüzük ile vatandaşlara hak ve yükümlülük altına sokulamaz. Zira, Anayasamızın 13’üncü maddesine göre, temel hak ve özgürlükler ancak kanunla sınırlanabilir.

İçtüzüğün düzenleme konusu, Anayasa Mahkemesinin 22 Şubat 1977 tarih ve K.1974/17  sayılı Kararıyla şu şekilde açıklığa kavuşturulmuştur:

“(Bir) konunun içtüzükle düzenlenebilmesi için onun, Meclisin çalışma alanı içinde olması gereklidir. Meclislerin Anayasa gereği olarak görev ve yetkileri içinde olmayan konulara ilişkin çalışmaların içtüzük hükümleriyle düzenlenmesi ve o yoldan Meclislerin görev alanı içine sokulması olanaksızdır”[9].

İçtüzük-Kanun .- İçtüzük hukukî niteliği itibarıyla bir kanun değildir. Kanunlar iki meclisli bir sistemde iki meclisin ortak iradesinin ürünüdür. Oysa her meclis, kendi içtüzüğünü kendi yapar[10]. Kanunla içtüzük arasında önemli bir fark, konuları bakımındandır. Kanunlar vatandaşlara haklar ve yükümlülükler getirebilir. Oysa, içtüzük ile sadece meclisin teşkilatına ve çalışma düzenine ilişkin hükümler getirilebilir. İçtüzük sadece milletvekillerini bağlar[11]. İçtüzükle vatandaşlara haklar ve borçlar getirmek mümkün değildir. Anayasa Mahkemesi 2 Mart 1965 tarih ve K.1965/11 sayılı Kararında içtüzüklerin bu özelliğini şu şekilde vurgulamıştır:

“Meclislerin içtüzükleri kendi çalışmalarıyla ilgili olmayan ve onların sınırlarını aşan konuları düzenleyici... hüküm koyamazlar. Zira içtüzüklerin hükümleri sadece ilgili meclisin çalışmalarında uygulanacağından ancak o meclis üyelerini bağlayabilir”[12].

Demek ki İçtüzük ile kanun niteliğinde düzenleme yapılamaz. Yapılırsa bu Anayasaya aykırı olur. İçtüzükler Anayasa Mahkemesinin denetimine tâbi olduğundan böyle bir İçtüzük iptal edilir. Peki ama bir kanunla İçtüzük alanına giren bir konu düzenlenebilir mi? Yani Türkiye Büyük Millet Meclisinin iç düzeni, çalışmaları bir kanunla düzenlenebilir mi?

Erdoğan Teziç  bu soruya olumsuz yanıt vermektedir. Yazara göre,

“meclislerin iç faaliyetlerinin, çalışmalarının düzenlenmesi bir kanunla yapılamaz. İçtüzük hükümleri ile bir kanunun değiştirilmesi söz konusu olamayacağı gibi, Türk pozitif kamu hukukuna göre, meclislerin iç çalışmalarının düzenlenmesi ilke olarak kanun biçimindeki işlem türü ile yapılamaz”[13].

Kanımızca bu soruya Teziç’in yaptığı gibi, bir “ilke” cevabı verilemez. Zira, aşağıda göreceğimiz gibi, yasama yetkisi genel bir yetkidir; konu itibarıyla sınırlandırılmamıştır. Ülkemizde “kanun alanı” diye bir şey yoktur. Bu nedenle, “ilke” kanunla her alanın, bu arada meclis çalışmaları alanının da düzenlenebilmesidir. Ancak, 1982 Anayasası ortamında, Türkiye Büyük Millet Meclisi kendi “çalışmalarını”, İçtüzük ile değil de, yapacağı bir kanun ile düzenlerse, bu Anayasanın 95’inci  maddesinin birinci fıkrasına aykırı olur. Zira, bu fıkra, Türkiye Büyük Millet Meclisinin “çalışmalarının” kendi yapacağı bir İçtüzük ile düzenlenmesini öngörmektedir. Eğer Türkiye Büyük Millet Meclisi kendi çalışmalarını düzenleyen bir kanun çıkarırsa, bu kanun konu bakımından Anayasanın 95’inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı olacaktır ve bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilebilecektir.

İçtüzüğün Hukukî Niteliği : Parlâmento Kararı.- İçtüzük, biçimsel bakımdan, yukarıda gördüğümüz bir “parlâmento kararı” biçimindedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından kabul edilirler. Bunlar Cumhurbaşkanı tarafından “yayımlanmaya” tâbi olmadan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından “karar” başlığı altında Resmî Gazetede yayımlanır.

İçtüzüğün Değiştirilmesi Usûlü .- İçtüzüğün değiştirilmesi usûlü Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 181’inci maddesinde hükme bağlanmıştır. Bu maddeye göre, “içtüzükte değişiklik yapılmasını öngören teklifler, milletvekillerince yapılabilir”. Yani, Bakanlar Kurulu İçtüzük değişiklik tasarısı sunamaz. Bu Meclisin yöntemsel özerkliğinin bir göstergesidir. Aynı madde, İçtüzük değişiklik teklifleri hakkında, kanun teklifleri hakkındaki hükümlerin uygulanacağını öngörmüştür. İçtüzük değişiklik teklifleri, “Anayasa Komisyonunda incelendikten sonra, bu Komisyon raporu esas olmak üzere Genel Kurulda görüşülür ve sonuçlandırılır” (İçtüzük, m.181/2). Aynı maddenin son fıkrasına göre, “İçtüzük değişiklikleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı olarak Resmî Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girer; kararda, ileriye ait başkaca bir yürürlük tarihi de gösterilebilir”.

İçtüzüğün Denetimi .- İçtüzükler hukukî niteliği itibarıyla bir parlâmento kararı olmakla birlikte, diğer parlâmento kararlarından farklı olarak, Anayasa Mahkemesinin denetimine tâbidirler. Bu husus, Anayasamızın 148’inci maddesinde açıkça hükme bağlanmıştır. İçtüzüğün Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmesine imkân verilmesinin bir nedeni pek muhtemelen, İçtüzüklerin taşıdıkları siyasal önemdir. Taşıdıkları siyasal önem nedeniyle, Maurice Hauriou, içtüzükleri “en önemli metinler”[14] olarak görmektedir. İçtüzükleri bu nedenle bir “sessiz anayasa” olarak gören yazarlar da vardır[15]. İçtüzükler, parlâmentoda iktidar-muhalefet ilişkilerini etkileyen önemli belgelerdir. Örneğin, 1957 yılında o zaman yürürlükte olan Dahilî Nizamnamede değişiklik yapılarak muhalefetin parlâmentodaki denetim imkanları kısıtlanmıştır. Bu değişiklik iktidar-muhalefet ilişkilerinin hızla bozulmasına yol açmıştır[16].

Anayasa Mahkemesi, İçtüzük üzerinde sadece iptal davası yoluyla denetim yapabilir. İtiraz yoluyla Anayasa Mahkemesinin bir İçtüzük hükmünü denetlemesi pek mümkün değildir. Zira İçtüzükte milletvekilleri dışındaki kişiler için uyulması zorunlu kurallar olmadığından genel mahkemelerin görev alanına girebilecek bir uyuşmazlığın ortaya çıkması ihtimal dışıdır[17]. Nitekim, itiraz yolunu düzenleyen Anayasanın 152’nci maddesinde, içtüzükten bahsedilmemiş olması da bunu kanıtlar niteliktedir.

Yürürlükteki İçtüzük .- 1982 Anayasasının geçici 6’ncı maddesi, yeni İçtüzük yapılıncaya kadar 1961 Anayasası döneminde kabul edilen 5 Mart 1973 tarih ve 584 sayılı Millet Meclisi İçtüzüğünün 1982 Anayasasına aykırı olmayan kurallarının uygulanacağını öngörmekteydi. Yeni İçtüzük, 16 Mayıs 1996 tarih ve 424 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile kabul edilmiş ve “Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü” başlığı altında 24 Mayıs 1996 gün ve 22645 sayılı Resmî Gazetede yayınlanarak 1 Haziran 1996 günü yürürlüğe girmiştir. Bu yeni İçtüzük , yepyeni bir İçtüzük değildir. 1973 tarihli eski İçtüzüğün biraz değiştirilerek yürürlüğe konmasından ibarettir.

II. TBMM'nin iç Yapısı

Bilindiği gibi birçok kişinin bir araya gelmesiyle oluşan bir meclisin çalışabilmesi için örgütlenmiş olması lâzımdır. Bir meclisin örgütlenmesi için ise, en azından kendisine bir başkan, bir yönetim kurulu ve gerekiyorsa komisyonlar seçmesi gerekir. İşte şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanını görelim.

A. Başkanlık Divanı

Kuruluşu.- Anayasanın 94’üncü maddesine göre, “Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanı, Meclis üyeleri arasından seçilen Meclis Başkanı , Başkanvekilleri, Katip Üyeleri ve İdare Amirlerinden oluşur”. Yine aynı maddenin 5’inci fıkrasına göre, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekillerinin, Katip Üyelerinin ve İdare Amirlerinin adedi, seçim nisabı, oylama sayısı ve usûlleri Meclis İçtüzüğünde belirlenir”. İçtüzüğün 9’uncu maddesine göre, “Başkanlık Divanı, bir Başkan, dört Başkanvekili, yedi Katip Üye, üç İdare Amirinden kurulur”.

Anayasa Başkanlık Divanının, sadece iktidar partisinin milletvekillerinden oluşmasını istememiştir. Bu nedenle, 94’üncü maddenin 2’nci fıkrasında “Başkanlık Divanı, Meclisteki siyasî parti gruplarının üye sayısı oranında Divana katılmalarını sağlayacak şekilde kurulur” esası getirilmiştir.

Meclis Başkanının Seçimi .- Anayasa Meclis Başkanının seçimini kendisi düzenlemiştir. Meclisin kendi başkanını kendi üyeleri arasından seçme ilkesi geçerlidir. Meclisin kendi Başkanını kendisinin seçmesi, Meclisin özerkliğinin bir göstergesidir[18].

Anayasanın bu düzenlemeyi yaparken, Meclis Başkanının tarafsızlığını amaçladığı gözlemlenmektedir. Bu amaçla bir kere “siyasî parti grupları Başkanlık için aday gösteremezler” hükmünü getirmiştir (m.94/2). İkinci olarak, başkanlık seçiminin “gizli oy” ile yapılacağı öngörülmüştür (m.94/3). Nihayet, Meclis Başkanının seçimi için anayasa kural olarak, partilerin uzlaşmasını öngörmüştür. Zira, Anayasa başkan seçimi için ilk iki oylamada üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunu aramaktadır (m.94/4). İlk iki oylamada başkan seçilemezse üçüncü oylamaya gidilir. Bu oylamada, üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Bu oylamada da başkan seçilemezse, dördüncü tur oylamaya en çok oy almış iki aday katılır. Bunlardan fazla oy alan seçilmiş olur (m.94/4).

Görüldüğü gibi Anayasa, öngördüğü seçim usûlünde hem Başkanın tarafsızlığını sağlamaya, hem de Başkan seçiminde ortaya çıkabilecek tıkanmayı çözmeye yönelmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Meclis Başkanı seçme kararı bir parlâmento kararı niteliğindedir.

Örnek 4: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Seçme Kararı
(Resmî Gazete, 21 Mayıs 1999, Sayı 23701, s.1)

TBMM Kararı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Ankara Milletvekili
Yıldırım Akbulut'un
 Seçildiğine Dair

Karar No. 638                                                                                                                                                                                        Karar Tarihi: 20.5.1999

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına, Genel Kurulun 20.5.1999 tarihli 4 üncü Birleşiminde Ankara Milletvekili Yıldırım AKBULUT seçilmiştir.

Anayasa Meclis Başkanının ve Başkanvekillerinin çalışmalarında tarafsızlığı esasını benimsemiş, bu amaçla, 94’üncü maddenin son fıkrasında, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasî partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine; görevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar; Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar” hükmünü getirmiştir.

Başkanlık Divanının Görev Süresi .- Anayasa bir yasama döneminde iki Başkanlık Divanının oluşturulmasını öngörmüştür. 94’üncü maddenin 3’üncü fıkrasına göre, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı  için, bir yasama döneminde iki seçim yapılır. İlk seçilenlerin görev süresi iki, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi üç yıldır”.

Meclis Başkanının Görev ve Yetkileri.- Anayasamıza göre Meclis Başkanının çok önemli görev ve yetkileri vardır. Bu görev ve yetkilerin bir çoğu Anayasadan çıkmaktadır. Ancak İçtüzüğün 14’üncü maddesinde derli toplu sayılmıştır. 15’inci madde de sayılan görevler şunlardır:

1.   Türkiye Büyük Millet Meclisini Meclis dışında temsil etmek;

2.   Genel Kurul görüşmelerini yönetmek.

3.   Tutanak Dergisi ile tutanak özetinin düzenlenmesini sağlamak.

4.   Başkanlık Divanına başkanlık etmek ve Divanın gündemini hazırlamak.

5.   Danışma Kuruluna başkanlık etmek.

6.   Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarını denetlemek; işlerde birikme olması halinde komisyon başkanı ve üyeleri uyarmak ve durumu Genel Kurulun bilgisine sunmak.

7.   Başkanlık Divanının kararlarını uygulamak.

8.   Türkiye Büyük Millet Meclisinin idarî, malî, işleri ile kolluk işlerini yürütmek ve denetlemek.

9.   Başkanlık Divanı bünyesinde oluşturulacak “Türkiye Büyük Millet Meclisi Kültür ve Sanat Yayın Kurulu” aracılığıyla Meclisi ve çalışmalarını yurt dışında tanıtıcı tedbirler almak ve yayın yapmak.

10.                     Kendisine, Anayasa, kanunlar ve içtüzükler gereğince verilen görevleri yerine getirmek.

Anayasanın Meclis Başkanına verdiği görevler arasında ise başlıca şunlar sayılabilir:

1.   Türkiye Büyük Millet Meclisini, doğrudan doğruya veya üyelerin beşte birinin yazılı istemi üzerine toplantıya çağırmak (Anayasa, m.93/3);

2.   Cumhurbaşkanına vekillik etmek (Anayasa, m.106);

3.   Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün bina, tesis, eklenti ve arazisinde kolluk ve yönetim hizmetleri Meclis Başkanlığı eliyle düzenlenir ve yürütülür. Emniyet ve diğer kolluk hizmetleri için yeteri kadar kuvvet ilgili makamlarca Meclis Başkanlığına tahsis edilir (Anayasa, m.95/son).

b. Siyasî Parti Grupları

Siyasî partiler, Meclis çalışmalarına, parti Meclis grupları  aracılığıyla katılırlar[19]. Partiler yasama çalışmalarında alacakları tavrı genellikle parti gruplarında kararlaştırırlar. Parti gruplarında alınan kararlar sayesinde partili milletvekillerinin ortak hareket etmesi sağlanır[20]. Anayasanın 95’inci maddesinin 2’nci fıkrasına göre, “siyasî parti grupları en az yirmi üyeden meydana gelir”. Yirmi üyeden az milletvekiline sahip partiler Meclis grubu kuramazlar. İçtüzük (m.18) ve Siyasî Partiler Kanunu (m.22-28), Mecliste parti gruplarının kuruluşu ve çalışma usûllerini düzenlenmiştir. Siyasî Partiler Kanununun 26’ncı maddesine göre, “partinin genel başkanı milletvekili ise parti grubunun da başkanıdır; değilse grup başkanı grup üyeleri arasından iç yönetmelikte gösterilen yöntemle seçilir”. Bu Kanunun 27’nci maddesine göre, “grup Genel Kurulunda seçimlere ait oylamalar ile milletvekillerini bağlayıcı nitelikteki konulara ilişkin kararların oylamaları gizli oyla yapılır”. Bu hükümden anlaşılacağı gibi grup Genel Kurulu, grup üyesi olan milletvekillerinin nasıl oy kullanacakları konusunda bağlayıcı kararlar alabilir[21]. Bir milletvekilinin bu karara uymaması, partinin o milletvekiline disiplin müeyyidesi uygulamasına yol açabilir. Özbudun’un belirttiği gibi bu husus, partinin bir iç sorunudur[22]. Siyasî Partiler Kanununun 18’inci maddesine göre, “Bakanlar Kuruluna veya bir bakana Türkiye Büyük Millet Meclisinde güven veya güvensizlik oyu verilmesi konusunda karar alma yetkisi, grup Genel Kuruluna aittir. Bu yetki başka bir organa veya mercie bırakılamaz”. Diğer yandan aynı madde, Bakanlar Kuruluna katılacak üyelerin parti gruplarında ve diğer parti organlarında tespit edilmesini yasaklamaktadır.

Anayasamız, Meclis İçtüzüğü ve Siyasî Partiler Kanunu, parti gruplarına önemli yetki ve görevler vermiştir[23].

-   Bir kere Anayasamızın 95’inci  maddesinin 2’nci fıkrası, “siyasî parti gruplarının Meclisin bütün faaliyetlerine üye sayısı oranında katılmalarını” öngörmüştür.

-   Siyasî parti grupları üye sayıları oranında Meclis Başkanlık Divanına katılır (Anayasa, m.94/2).

-   Siyasî parti grupları gensoru önergesi verebilir ve gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı hakkındaki meclis görüşmelerinde, siyasî parti grupları adına birer milletvekiline söz verilir (Anayasa, m.99).

-   Siyasî parti grupları, genel görüşme ve meclis araştırması isteyebilir (İçtüzük, m.100, 102).

-   Siyasî parti grupları kapalı oturum yapılmasını isteyebilir (İçtüzük, m.71).

-   Siyasî parti grupları, diğer milletvekillerinden farklı ve öncelikli söz hakkına sahiptir. Kural olarak, parti grupları adına yapılacak konuşma süresi 20, milletvekillerinin kendi adına yapacakları konuşma süresi 10 dakikadır (İçtüzük, m.60/son).

-   Cumhurbaşkanınca seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi durumunda kurulacak Geçici Bakanlar kuruluna siyasî parti gruplarının oranlarına göre üye alınır (Anayasa, m.114/3).

-   İktidar ve anamuhalefet partisi meclis gruplarının Anayasa Mahkemesi iptal davası açma yetkileri vardır (Anayasa, m.150).

-   Siyasî parti grupları iktidar grubuna veya gruplarına ayrılan özel kontenjan dışında Bütçe Komisyonlarında oranlarına göre temsil edilir (Anayasa, m.162/2).

Buna karşılık, Anayasamız, siyasî parti gruplarının yapamayacakları bazı işleri de öngörmüştür[24]:

-   Siyasî parti gruplarında yasama dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz (m.83/son).

-   Siyasî parti gruplarında meclis soruşturması ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz (m.100/son).

-   Siyasî parti grupları Meclis Başkanlığı için adaya gösteremezler (m.94/2).

C. Danışma Kurulu

Siyasî parti gruplarının Mecliste uyumlu bir şekilde çalışmalarını sağlamak amacı ile İçtüzüğünün 19’uncu maddesinde Danışma Kurulu kurmuştur. Bu maddeye göre, “Danışma Kurulu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının başkanlığında siyasî parti gruplarının başkanları veya vekillerinden birisi veya onların yazılı olarak görevlendirdiği birer milletvekilinden kurulur. Bu Kurul, İçtüzükte kendisine verilen görevleri yerine getirir ve Başkanın istemi üzerine danışma niteliğinde görüş bildirir”. Açıkça madde de görüldüğü gibi, Kulun kararları bağlayıcı değil; istişarî niteliktedir. Anayasa Mahkemesi de aynı yönde K.1977/120  sayılı Kararında, “Danışma Kurulu kararlarını, Genel Kurulu bağlayıcı nitelikte karar saymak, meclislerin iradesini, Danışma Meclisinin iradesine bağlamak olur” diye karar vermiştir[25].

D. Komisyonlar [26]

Türkiye Büyük Millet Meclisinin 550 üyesi vardır. Bu kadar kalabalık bir kurulun bir ön hazırlık olmaksızın görüşme yapması, bir metin hazırlayıp oylaması mümkün değildir. Bu nedenle, Genel Kurulun çalışmalarını hazırlamak için daha küçük kurullara ihtiyaç vardır. İşte bu daha küçük kurullar, “komisyonlar ”dır. “Komisyonlar, bir konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna gelmeden önce görüşülüp olgunlaştırıldığı kurullardır”[27]. Komisyonlar kendilerine gönderilen işleri inceleyip bir rapor hazırlarlar. Bu rapor Meclis Başkanlığına gönderilir. Komisyon raporları bastırılıp milletvekillerine dağıtılır.

Meclis komisyonları İçtüzüğün 16 Mayıs 1996 tarih ve 424 sayılı Karar ile değişik 20’nci maddesinde belirlenmiştir. Bunlar:

 

1.        Anayasa Komisyonu

2.        Adalet Komisyonu

3.        Millî Savunma Komisyonu

4.        İçişleri Komisyonu

5.        Dışişleri Komisyonu

6.        Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu

7.        Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu

8.        Çevre Komisyonu

9.        Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu

10.     Tarım, Orman ve Köy işleri Komisyonu

11.     Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu

12.     Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu

13.     Dilekçe Komisyonu

14.     Plân ve Bütçe Komisyonu

15.     Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonu

16.     İnsan Hakları İnceleme Komisyonu

Komisyonların her birinin üye sayısı Danışma Kurulunun teklifi üzerine Genel Kurulca işaret oyuyla belirlenir (İçtüzük, m.20). Komisyonlarda, siyasî parti grupları üye sayıları oranında temsil edilir. Siyasî parti grupları adaylarını belli bir süre içinde Meclis Başkanlığına bildirirler. Bütün komisyonlar için, siyasî parti gruplarınca bildirilen adayların isimleri gösterir listelerin Genel Kurulca işaret oyuyla onaylanması suretiyle seçim tamamlanmış olur (İçtüzük, m.21). Komisyonlar için, her yasama döneminde iki seçim yapılır. İlk seçilenlerin görev süresi iki, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi üç yıldır (İçtüzük, m.20).

III. TBMM'nin Çalışma Düzeni

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Anayasa ve İçtüzük ile belirlenmiş kendine has bir çalışma düzeni vardır.

A. Kavramlar

Meclisin çalışmaları “yasama dönemi”, “yasama yılı (toplantı)”, “birleşim” ve “oturum”lardan oluşur. Bu kavramlar Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 1’inci maddesinde tanımlanmıştır. İlk önce bu kavramları kısaca görelim.

1. Yasama Dönemi

“Yasama dönemi[28] iki milletvekili genel seçimi arasındaki süre olup bu süre, Anayasa uyarınca uzatılmadığı veya seçimler yenilenmediği takdirde beş yıldır” (İçtüzük, m.1/1). Yasama döneminin, kural olarak, beş seneden ibaret olduğu Anayasanın 77’nci maddesinden de anlaşılmaktadır. Ancak erken seçimler nedeniyle bu dönemler daha kısa olmaktadır. 18 Nisan 1999 genel seçimlerinden sonra başlayan ve içinde bulunduğumuz yasama dönemi 21’inci dönemdir. Yasama dönemi “ilk toplantı” ile başlar. TBMM İçtüzüğünün 3’üncü maddesine göre, “milletvekili genel seçimi kesin sonuçlarının Yüksek Seçim Kurulunca Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu kanallarında ilânını takibeden beşinci gün saat 15.00’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu çağrısız olarak toplanır”.

2. Yasama Yılı  

“Yasama yılı[29] , 1 Ekimde başlayıp 30 Eylülde sona erer” (İçtüzük, m.1/2). Anayasamızın 93’üncü maddesine göre de, “Türkiye Büyük Millet Meclisi her yıl Ekim ayının ilk günü kendiliğinden toplanır”. Kural olarak yasama yılının süresi de bir yıldır. Ancak erken seçimler durumunda, belli bir yasama döneminin son yasama yılı ve izleyen yasama döneminin ilk yasama yılı bir yıldan daha kısa olacaktır. Örneğin XX’inci Yasama Döneminin 1 Ekim 1999 tarihinde başlayan son yasama yılı, 18 Nisan 1999 erken seçimleri nedeniyle bir yıl dolmadan sona ermiştir. Aynı şekilde 18 Nisan 1999 seçimlerinden sonra XXI’inci yasama döneminin ilk yılı da bir yıllık süreyi tamamlamadan 30 Eylül 1999 tarihinde sona ermiştir.

3. Birleşim

“Birleşim[30] , Genel Kurulun belli bir gününde açılan toplantısıdır” (İçtüzük, m.1/3). Burada geçen “belli bir gün” ifadesinden Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplantı yaptığı günler anlaşılır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplantı günleri ise, İçtüzüğün 54’üncü maddesinde şu şekilde belirlenmiştir:

“Resmî tatile rastlamadığı takdirde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, Salı, Çarşamba, Perşembe günleri saat 15.00 ten 19.00 a kadar toplanır. Danışma Kurulunun teklifi üzerine Genel Kurul, toplantı hafta, gün ve saatlerini değiştirebileceği gibi, diğer günlerde de toplantı yapılmasına karar verebilir”.

4. Oturum

“Oturum[31] , bir birleşimin ara ile bölünen kısımlarından her biridir” (İçtüzük, m.1/son). Burada “ara ile bölünme” ifadesi üzerinde durmak gerekir. Şu durumlarda Genel Kurul, bir birleşim içindeki çalışmalarını ara ile bölebilmektedir:

a) Toplantı Yetersayısının Yokluğu.- Yoklama sonucunda toplantı yetersayısı yoksa birleşime ara verilir. İçtüzüğün 57’nci maddesinin son fıkrasına göre, ara süresi en fazla bir saattir.

b) Gürültü ve Kavga.- İçtüzüğün 68’inci maddesine göre, görüşmeler sırasında gürültü veya kavga çıkarsa, Başkan toplantıya ara vereceğini ihtar eder. “Buna rağmen gürültü ve kavga devam ederse oturuma en çok bir saat ara verir”.

c) Başkanın Gerekli Görmesi.- İçtüzüğün 55’inci maddesine göre, Başkan gerekli görürse oturumu kapatır. İçtüzük bu gerekliliğin ne olduğunu belirlememiş, bunu Başkanın takdirine bırakmıştır. Uygulamada, Başkanlar uzun süren bir konunun görüşülmesi tamamlandıktan sonra veya usûl hakkında siyasî parti gruplarının kendi aralarında uzlaşmalarına imkân sağlamak amacıyla 10-15 dakikalık aralar verdiği gözlemlenmiştir[32].

B. Türkiye Büyük Millet Meclisinin Toplanması  ve Tatili  

1. Kendiliğinden Toplanma

Anayasamızın 93’üncü maddesine göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi, her yıl Ekim ayının ilk günü kendiliğinden toplanır; yani toplanması için bir çağrıya gerek yoktur. Anayasa, Meclisin toplanmasının başlangıç tarihini belirtmiş, ama bitiş tarihini belirtmemiştir. Anayasa bunu Meclisin takdirine bırakmıştır. Ancak bu takdirde de “Türkiye Büyük Millet Meclisi bir yasama yılında en çok üç ay tatil yapabilir” (m.93/2) diyerek buna bir üst sınır koymuştur.

2. Tatil

“Tatil, Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarının belli bir süre ertelenmesidir” (İçtüzük, m.5). Danışma Kurulunun önerisi üzerine Genel Kurulca başka bir karar alınmadıkça, Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Temmuz günü tatile girer (İçtüzük, m.5/2). Meclis, bir yasama yılında en çok üç ay tatil yapabilir (Anayasa, m.93/2). Buna göre kural olarak[33] Türkiye Büyük Millet Meclisi Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarını tatilde geçirir. Burada belirtelim ki, İçtüzüğün 5’inci maddesinin ikinci fıkrasına göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi aksine karar almamışsa, 1 Temmuz da otomatik olarak tatile girer. Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi, tatile girmek için değil, tatile girmemek için karar almak zorundadır[34].

Örnek 5: Tatile Girmeme Kararı
(Resmî Gazete, 2 Temmuz 1999, Sayı 23743)

TBMM Kararı

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Çalışma Süresinin Uzatılmasına Dair

Karar No. 643                                                                                                                                                                                        Karar Tarihi: 28.6.1999

Anayasanın 93 üncü, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 5 inci maddelerine göre 1 Temmuz 1999 Perşembe günü tatile girmesi gereken Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma süresinin ikinci bir karara kadar uzatılması; Genel Kurulun 28/6/1999 tarihli 25 inci Birleşiminde kararlaştırılmıştır.

3. Ara Verme

Ancak bu üç aylık tatilin dışında, Türkiye Büyük Millet Meclisi daha kısa sürelerle de çalışmalarına ara verebilir. “Ara verme, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onbeş günü geçmemek üzere çalışmalarını ertelemesidir” (İçtüzük, m.61/1). Ara verme  kararı, Danışma Kurulunun bu konudaki görüşü alındıktan sonra teklifin Genel Kurulca oylanması suretiyle olur (İçtüzük, m.6/2). Türkiye Büyük Millet Meclisinin “ara vermesi” konusundaki tek sınırlama, ara verme süresinin on beş günü geçmemesidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi birden fazla defa ara verme yoluna gidebilir.

Örnek 6: Ara Verme Kararı 
(Resmî Gazete, 30.12.1999, Sayı 23922, s.4)

TBMM Kararı

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Çalışmalarına Ara Vermesine Dair

Karar No. 659                                                                                                                                                                        Karar Tarihi: 26.12.1999

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 30.12.1999 Perşembe gününden başlamak üzere çalışmalarına 15 gün ara vermesine, Genel Kurulun 26.12.1999 tarihli 44 üncü Birleşiminde karar verilmiştir.

4. Olağanüstü Toplantı

Türkiye Büyük Millet Meclisinin ara verme veya tatil sırasındayken toplanmasına “olağanüstü toplantı” denir. Olağanüstü toplantı çağrısı Cumhurbaşkanı veya Meclis Başkanı tarafından yapılır.

a) Cumhurbaşkanı Tarafından Çağrı.- Cumhurbaşkanı tarafından olağanüstü toplantı çağrısı, ya doğrudan doğruya ya da Bakanlar Kurulunun istemi üzerine yapılır (Anayasa, m.93). Bakanlar Kurulu istemde bulunmuşsa, Cumhurbaşkanı Meclisini toplantıya çağırmak zorundadır. Anayasada (m.93) ve İçtüzükte (m.7) kullanılan kelimeler, Cumhurbaşkanına bir takdir hakkı bırakır nitelikte değildir.

b) Meclis Başkanı Tarafından Çağrı.- TBMM Başkanı tarafından yapılan olağanüstü toplantı çağrısı da, ya doğrudan doğruya veya TBMM üyelerinin beşte birinin yazılı istemi üzerine yapılır. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte birinin istemi varsa, Meclis Başkanı Meclisi toplantıya çağırmak zorundadır. Anayasada (m.93) ve İçtüzükte (m.7) kullanılan ifade, Meclis Başkanına bir takdir hakkı vermemiştir. İçtüzük, Meclis Başkanının toplantıya çağırma konusunda mecburiyetini çok daha açıkça belirtmiştir: “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı... üyelerin beşte birinin imzasını taşıyan gerekçeli önergedeki çağrı istemini en geç yedi gün içinde yerine getirir” (İçtüzük, m.7/3).

Cumhurbaşkanının veya Meclis Başkanının çağrısı üzerine bu şekilde toplanan Meclisin yaptığı toplantıya “olağanüstü toplantı” denir. Anayasaya göre “ara verme veya tatil sırasında toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisinde, öncelikle bu toplantıyı gerektiren konu görüşülmeden ara verme veya tatile devam edilemez” (m.93/son). Ancak, toplanan Mecliste yeterli çoğunluk sağlanamazsa, toplantı çağrısı düşer (İçtüzük, m.7). Birleşim yeterli çoğunlukla açılabildiği takdirde, Başkan ilk önce çağrı yazısını okutur ve toplantıyı gerektiren konu görüşülür (İçtüzük, m.7).

Acaba bu konu görüşüldükten sonra, Meclis, tekrar otomatik olarak tatile ve ara vermeye mi devam eder? Yoksa, başka çalışmalara da geçebilir mi? Kanımızca bu soruya olumlu cevap verebiliriz. Zira, TBMM İçtüzüğünün 7’nci maddesinin son fıkrasında açıkça, “konu üzerinde gerekli işlemler tamamlanınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarına devam kararı vermediği takdirde, tatile veya ara vermeye devam olunur” denmiştir. İtalikle verdiğimiz ifadeden de açıkça anlaşılacağı üzere, olağanüstü toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi, toplantı konusunu görüştükten sonra, Meclis çalışmalarına devam kararı alabilir.

Bu sorun Türkiye’de Mart 1999’da yaşanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 10 Şubat 1999 tarihli kararıyla, 18 Nisan 1999 Pazar günü yapılacak Milletvekili Genel Seçimlerinin kesin sonuçlarının Yüksek Seçim Kurulunca ilânını takip eden beşinci gün saat 15.00’da toplanmak üzere 16 Şubat 1999 gününden itibaren tatile girmesine karar vermiştir. 8 Mart 1999 günü 116 milletvekili Türkiye Büyük Millet Meclisi olağanüstü toplantıya çağırması için TBMM Başkanına başvurmuş ve TBMM Başkanı da, Meclisi 13 Mart 1999 günü saat 15.00’da toplantıya çağırmıştır. Bu gün ve saatte Meclis yeterli çoğunlukla açılmış ve aynı gün saat 19’00’a gelindiğinde olağanüstü toplantının konusu olan genel görüşmenin açılması kabul edilmiştir. Bunun üzerine TBMM'nin çalışmalarına devam etmesi konusunda önerge verilmiş ve bu önerge Genel Kurul tarafından kabul edilmiş ve böylece Meclis bir süre daha çalışmalarına devam etmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmalarına devam etmesi konusunda aldığı 13 Mart 1999 tarihli Genel Kurul Kararının iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine iptal başvurusunda bulunulmuş, Anayasa Mahkemesi, “İçtüzük değişikliği ya da yeni bir İçtüzük kuralı niteliğinde olmadı(ğından) bu karar(a) ilişkin iptal isteminin görevsizlik nedeniyle reddine” 25 Mart 1999 tarih ve K.1999/5  sayılı Kararıyla[35] karar vermişse de, kararın gerekçesinde,

“TBMM, çalışmalarının sürdürülmesine ilişkin düzenlemeye de İçtüzüğün 7. maddesinin son fıkrasında yer verilmiştir. Fıkrada ‘...TBMM, çalışmalarına devama karar vermediği takdirde, tatil veya ara vermeye devam olunur...’ denilmiştir. Buna göre, Genel Kurul’un devam kararı alabileceği açıktır”[36]

demeyi de ihmal etmemiştir.

C. Toplantı Yetersayısı 

Anayasanın 96’ncı maddesine göre, “Anayasada, başkaca bir hüküm yoksa, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte biri ile toplanır”.

1. Üye tamsayısı

Toplantı yetersayısını sayı olarak söyleyebilmek için ilk önce üye tamsayısının ne olduğunu söylemek gerekir. Anayasanın 75’inci maddesine göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 550 milletvekilinden oluşur. Keza, İçtüzüğün 2’nci maddesine göre, “üye tamsayısı beşyüzellidir”. Acaba, ölüm, istifa, düşme gibi sebeplerle boşalan üyelikler, üye tamsayısından düşürülür mü? Bu soruya İçtüzüğün 2’nci maddesi açıkça olumsuz cevap vermiştir: “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması üye tamsayısını değiştirmez”. O halde, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının her halükârda 550 olduğunu söyleyebiliriz.

2. Toplantı Yetersayısı

Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısı 550 olduğuna göre, toplantı yetersayısı, bunun üçte biri, yani 184’tür. Başkan birleşimi açtıktan sonra toplantı yetersayısının olmadığı konusunda tereddüde düşerse yoklama[37] yapar (İçtüzük, m.57/1). Toplantı başladıktan sonra, toplantı süresince yetersayının korunduğu karine olarak kabul edilir. Ancak bu karinenin çürütülmesi mümkündür: İçtüzüğün 57’nci maddesine göre, “görüşmeler sırasında, işaretle oylamaya geçilirken yirmi milletvekili ayağa kalkmak veya önerge vermek suretiyle yoklama yapılmasını isteyebilir”. Yoklama [38] sonucunda toplantı yetersayısının, yani üye tamsayısının üçte birinin olmadığı anlaşılırsa, oturum en geç bir saat sonrasına ertelenebilir. Bu oturumda da toplantı yetersayısı  yoksa, birleşim kapatılır (İçtüzük, m.57/son).

1961 Anayasası, toplantı yetersayısı  olarak üye tamsayısının salt çoğunluğunu arıyordu. 1982 Anayasası Meclis çalışmalarını kolaylaştırmak için daha düşük toplantı yetersayısı tespit etmiştir. Ancak üye tamsayısının üçte biri olan toplantı yetersayısı hâlâ çok yüksek olduğu, bu sayıyı sağlamanın kolay olmadığı yolunda düşünceler ileri sürülmektedir. Meclis çalışmalarının aksamaması için, toplantı yetersayısının daha da düşürülmesi veya tümden ortadan kaldırılması önerilmektedir. Bu yönde bir Anayasa değişikliği olursa, kanımızca, bu değişikliğin demokrasi ilkesine aykırı olduğu ileri sürülemez. Zira, milletvekillerinin Genel Kurula gelmesi engellenmiyorsa, yani milletvekilleri kendi istekleriyle Genel Kurula gelmiyorlarsa, burada demokrasi açısından bir sakınca yoktur. Zira, milletvekilleri, kendilerini görüşülen konuyla ilgili görürlerse, her zaman Genel Kurula gelip görüşmelere katılma imkanına sahiplerdir.

D. Karar Yetersayısı 

Anayasamızın 96’ncı maddesine göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi, “toplantıya katılanların salt çoğunluğu  ile karar verir; ancak karar yetersayısı hiç bir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz”. Üye tamsayısı 550 olduğuna göre, mümkün olan en küçük karar yetersayısı 139’dur[39].

Karar yetersayısı yukarıdaki koşullarda toplantıya katılanların salt çoğunluğu olduğuna göre, burada “toplantıya katılanlar” ve “salt çoğunluk” ifadeleri üzerinde durmak gerekir.

1. Toplantıya Katılanlar

Toplantıya ve oylamaya katılıp “çekimser ” oy verenlerin “toplantıya katılanlar” sayısına dahil olduğu tartışmasızdır. Toplantıya katılıp da oylamaya katılmayanların “toplantıya katılanlar” sayısına dahil edilip edilmeyeceği sorusu akla gelebilirse de, İçtüzüğün 146’ncı maddesinin ikinci fıkrasında bu soruya çok açık bir cevap verilmiştir: “Genel kurulda bulunup da oya katılmayanlar yetersayıya dahil edilirler”. Toplantıya katılıp da oy kullanmayanlar toplantı sayısına dahil olduğuna göre, toplantıya katılıp, toplantıda geçersiz veya boş oy kullananlar da evleviyetle toplantı sayısına dahildirler.

Erdoğan Teziç , “Genel Kurulda bulunup da oya katılmayanlar yetersayıya dahil edilirler” şeklindeki İçtüzüğün 146’ncı maddesinin ikinci fıkrası hükmünü eleştirmektedir. Yazara göre,

“bu içtüzük düzenlemesi karar yetersayısını artırıcı niteliktedir. Tabiî toplantıya katılıp oylamaya katılmayanların yetersayıya dahil edilmeleri bir anayasa kuralı değil, içtüzük düzenlemesidir. Meclis yapacağı içtüzük ile bunun aksini kararlaştırabilir. Böyle bir düzenleme de ister istemez karar yetersayısını azaltıcı olacaktır”[40].

Kanımca Erdoğan Teziç’in bu görüşüne katılmaya imkân yoktur. Salt çoğunluğun, “toplantıya katılanların” salt çoğunluğu olduğu bizzat Anayasanın 96’ncı maddesinde açıkça belirtilmiştir. TBMM İçtüzüğü bu hükmün aksi yönünde değiştirilirse, bu İçtüzük değişikliği Anayasanın 96’ncı maddesine aykırı olur ve bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilebilir.

Erdoğan Teziç’in görüşü benimsenirse, Anayasa tarafından öngörülen toplantıya katılanların “salt” çoğunluğu kuralı da, fiilen toplantıya katılanların “basit” çoğunluğu haline dönüşmüş olacaktır ki, bu da yine Anayasanın 96’ncı maddesine aykırı olacaktır. Kanımızca, salt çoğunluk daima toplantıya katılanlar üzerinden hesaplanır.

2. Salt Çoğunluk

İçtüzüğünün 146’ncı maddesinin ilk fıkrasında “salt çoğunluk belli bir sayının yarısından az olmayan çoğunluktur” denerek tanımlanmıştır. Bu tanım eksiktir. Belli bir sayının yarısına eşit olan çoğunluk da, o sayının “yarısından az olmayan çoğunluk”tur; ama salt çoğunluk değildir. Örneğin 150, 300 sayısının yarısından “az olmayan bir çoğunluk”tur; ama 300 sayısının salt çoğunluğu değildir. O halde, salt çoğunluğu “belli bir sayının yarısından fazla olan çoğunluk” olarak tanımlamak gerekir. Bazıları, salt çoğunluğu, “belli bir sayının yarısından bir fazlası” olarak tanımlamaktadırlar. Salt çoğunluğun bu şekilde tanımı çift sayılar için doğruysa da, tek sayılar için yanlıştır. Zira tek sayıların salt çoğunluğu bu tanıma göre, olması gerekenden bir sayı daha yüksek olmaktadır. Örneğin 101 sayısının salt çoğunluğu bu tanım kabul edilirse, 51 değil, 52 olur (101/2=50.5; 50.5+1=51.1; 51.5 à52). Salt çoğunluk, çift sayılarda sayının yarısından bir fazlası, ama tek sayılarda, salt çoğunluk sayının yarısını aşan çoğunluktur. Buna göre, 300 sayısının salt çoğunluğu, 151, ve 301 sayısının salt çoğunluğu yine 151’dir.

3. Örnekler

Toplantı ve karar yetersayısını çeşitli örneklerle somutlaştıralım:

Örnek 1: Genel Kurula 180 milletvekili gelmiştir. Soru: Toplantı yetersayısı var mıdır? Cevap:Yoktur. Kurul toplanamaz. Çünkü “toplantı yetersayısı” olan üye tamsayısının üçte birine, yani 184 milletvekiline ulaşılamamıştır.

Örnek 2: Genel Kurula 190 milletvekili katılmıştır. Oylamadan 120 kabul ve 70 ret oyu çıkmıştır. Soru: Toplantı ve karar yetersayısı var mıdır? Cevap: Toplantı yetersayısı vardır. Ancak karar yetersayısı yoktur. 120 oy her ne kadar toplantıya katılanların salt çoğunluğunun üzerindeyse de, Anayasanın öngördüğü taban olan üye tamsayısının dörtte birinden bir fazlası, yani 139’un altında kalmıştır.

Örnek 3: Genel Kurul toplantısına 300 milletvekili katılmıştır. Bunlardan 151’i kabul, 149’u ret oyu kullanmıştır. Soru: Karar yetersayısı var mıdır? Cevap: Vardır. 151 kabul oyu, toplantıya katılanların salt çoğunluğunu oluşturmaktadır. Keza bu sayı minimum karar yetersayısı olan 139’un da üzerindedir.

Örnek 4: Genel Kurul toplantısına 400 milletvekili katılmıştır. Oylamada 190 milletvekili “kabul”, 160 milletvekili “ret” 50 milletvekili ise “çekimser” oy kullanmıştır. Soru: Karar yetersayısı var mıdır? Cevap: Karar yetersayısı yoktur. Çünkü, her ne kadar kabul oyları, ret oylarından fazla ise de, kabul oylarının sayısı toplantıya katılanların salt çoğunluğu olan 201’e ulaşmamıştır (Anayasa, m.96; İçtüzük, m.146). Bu örnekte, toplantıya katılan, ve çekimser oy kullanan 50 milletvekili toplantıya katılmasaydı söz konusu kanun kabul edilmiş olacaktı. Bu örnekte görüldüğü gibi, Anayasa karar yetersayısı olarak toplantıya katılanların “salt (mutlak)” çoğunluğunu aramakta, “basit” çoğunluğunu yetersiz görmektedir. Yani “toplantıya katılanlar” tabirine, toplantıya katılıp çekimser oy kullananlar da dahildir.

Örnek 5: Genel Kurul 400 milletvekili ile toplanmıştır. Oylama neticesinde 190 kabul, 160 ret oyu çıkmış, Genel Kurul toplantısına katılan 50 milletvekili ise oy kullanmamıştır. Soru: Karar yetersayısı var mıdır? Cevap: Karar yetersayısı yoktur. Çünkü, her ne kadar “kabul” oyları, “ret” oylarından fazla ise de, “kabul” oylarının sayısı toplantıya katılanların salt çoğunluğu olan 201’e ulaşmamıştır (Anayasa, m.96; İçtüzük, m.146). Bu örnekte, toplantıya katılan ama oy kullanmayan 50 milletvekili, toplantıya katılmasaydı, söz konusu kanun kabul edilmiş olacaktı. Bu örnekte de görüldüğü gibi, toplantıya katılıp da oy kullanmayanlar da, karar yetersayısının hesaplanmasında dikkate alınmaktadır. Diğer bir ifadeyle, toplantıya katılıp da oy kullanmayanlar da “toplantıya katılanlar” tabirine dahildir. Örnek 5’teki bu sonuç İçtüzüğün 146’ncı maddesinin ikinci fıkrasından çok açık bir şekilde çıkmaktadır: “Genel Kurulda bulunup da oylamaya katılmayanlar yetersayıya dahil edilirler”.

Örnek 6: TBMM Genel Kuruluna 450 üye katılmıştır. Oylama neticesinde 220 kabul, 200 ret oyu, 20 boş ve 10 geçersiz oy kullanılmıştır. Soru: Karar yetersayısı var mıdır? Cevap: Karar yetersayısı yoktur. Çünkü, her ne kadar kabul oyları, ret oylarından fazla ise de, toplantıya katılanların salt çoğunluğu olan 226’ya ulaşmamıştır. Eğer boş ve geçersiz oy veren milletvekilleri toplantıya katılmasaydı, burada karar yetersayısı olacaktı.

Örnek 7: TBMM Genel Kurulu 500 üye ile toplanmıştır. Oylama neticesinde 230 kabul, 200 ret oyu, 30 çekimser oy, 20 boş oy, 10 geçersiz oy çıkmış, toplantıya katılan 10 milletvekili ise oy kullanmamıştır. Soru: Karar yetersayısı var mıdır? Cevap: Karar yetersayısı yoktur. Çünkü, her ne kadar kabul oyları, ret oylarından fazla ise de, kabul oyları toplantıya katılanların salt çoğunluğu olan 251’e ulaşmamıştır. Eğer çekimser, boş ve geçersiz oy kullananlar ile toplantıya katılıp da oy kullanmayanlar toplantıya katılmasaydı burada karar yetersayısı olacaktı.

4. Özel Karar Yetersayıları

Anayasanın 96’ncı maddesinde öngörülen karar yetersayısı, “genel karar yetersayısı”dır. Bu genel karar yetersayısının istisnaları vardır. Aşağıda çeşitli bölümlerde göreceğimiz gibi, Anayasamız değişik konularda “özel karar yetersayıları” öngörmüştür. Bunlar şunlardır:

a) Anayasanın değiştirilmesi: Üye tamsayısının üçte ikisi veya beşte üçü (m.175).

b) Cumhurbaşkanının seçimi: Üye tamsayısının üçte ikisi veya üye tamsayısının salt çoğunluğu (m.102).

c) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının seçimi: Üye tamsayısının üçte ikisi veya üye tamsayısının salt çoğunluğu (m.94).

d) Gensoru neticesinde yapılan güven oylaması: Üye tamsayısının salt çoğunluğu (m.99/4).

e) Görev sırasında güven oyu: Üye tamsayısının salt çoğunluğu (m.111).

f) Yüce Divana sevk kararı: Üye tamsayısının salt çoğunluğu (m.100/3).

g) Cumhurbaşkanının vatana ihanetten dolayı suçlandırılması: Üye tamsayısının dörtte üçü (m.105).

“Vekaleten Oy ”.- Bakanlar Kurulu üyeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin katılamadıkları oturumlarında, kendileri yerine oy kullanmak üzere bir bakana yetki verebilirler. Ancak bir bakan kendi oyu ile birlikte en çok iki oy kullanabilir (Anayasa, m.76/2).

E. Oylama Usûlleri

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü 139 ve devamı maddelerinde üç tür oylama usûlü kabul etmiştir: İşaretle oylama, açık oylama ve gizli oylama.

1. İşaretle Oylama

İşaretle oylama , üyelerin el kaldırmasıyla olur. Tereddüt halinde, oylama üyelerin ayağa kalkmasıyla yapılır. Beş üye oylamaya ayağa kalkarak teklif ederlerse, salonda olumlu ve olumsuz oy verenler ikiye bölünerek sayılır (İçtüzük, m.139/2). İşaretle oylamanın usûlü İçtüzüğün 141’inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, Başkan önce kabul edenlerin, sonra da kabul etmeyenlerin el kaldırmasını ister. Başkan ve Başkanlık divanı üyeleri oyları sayarlar. Başkanlık Divanı üyeleri oyların sayımı bittikten sonra kendi oylarını başkana bildirirler. Oylama sonucu Başkan tarafından Genel Kurula, sayı olarak söylenerek değil, “kabul edilmiştir” veya “kabul edilmemiştir” denmek suretiyle ilân olunur. Sayım konusunda Başkan ve Başkanlık Divanı üyeleri aralarında anlaşamazlarsa veya tereddüde düşerlerse, Başkan oylamanın ayağa kalkmak suretiyle tekrarlanacağını bildirir. Bu oylamanın sonucuna da beş milletvekili ayağa kalkmak suretiyle itiraz ederlerse, oylama salonda ikiye bölünmek suretiyle yeniden yapılır.

İşaretle oylamada sonuç sayı ile bildirilmez. “Kabul edilmiştir” veya “kabul edilmemiştir” ifadeleriyle bildirilir. Dolayısıyla, işaretle oylamada, teknik olarak kaç adet, “kabul”, kaç adet “ret” oyu çıktığı belli değildir. Keza, işaretle oylamada, “çekimser oy”, “geçersiz oy”, “boş oy” kullanmak mümkün değildir. Nihayet, toplantıya katılıp, oy kullanmayanlarında karar yetersayısının hesabında dikkate alınması mümkün değildir.

Anayasada kanunlarda ve İçtüzükte açık veya gizli oylama yapılmasının zorunlu olduğu belirtilmeyen bütün hususlarda kural olarak işaretle oylama yapılır (İçtüzük, m.140). İçtüzükte, işaret oyuyla halledileceği belirtilen hususlarda, oylamaların işaretle yapılması zorunludur (İçtüzük, m.140)[41].

2. Açık Oylama

İçtüzüğün 139’uncu maddesinin üçüncü fıkrasına göre, açık oylama şu üç şekilden biriyle yapılır:

a) Üzerinde milletvekillerinin ad ve soyadlarıyla seçim çevrelerinin yazılı olduğu oy pusulalarının kutuya atılması suretiyle (Bunun de iki şekli vardır: Birincisinde oy pusulaları kürsüde bulunan bir kutuya sırası gelen milletvekili tarafından atılır. İkincisinde, kutular özel görevliler tarafından sıralar arasında dolaştırılır).

b) Elektronik oylama mekanizmasının çalıştırılması suretiyle.

c) Ad cetvelinin okunması üzerine adı okunan milletvekilinin ayağa kalkarak “kabul”, “çekimser” veya “ret” kelimelerinin birini yüksek sesle söylemesi ve böylece açıkladığı oyunun katip üyelerce kaydedilmesi suretiyle.

Bunlardan hangisine başvurulacağına Genel Kurul karar verir (m.139/4).

Açık oylama hangi hallerde yapılır? Açık oylamanın yapılacağı haller ikiye ayrılarak incelenebilir:

a) Zorunlu Açık Oylama .- Açık oylamanın zorunlu olduğu haller, İçtüzüğün 142’nci maddesinde belirtilmiştir. Burada uzun bir liste halinde bunlar sayılmıştır. Örneğin genel ve katma bütçe kanun tasarıları, vergi kanunları, milletlerarası andlaşmaların onaylanması, uzun vadeli kalkınma planı tasarıları açık oylama ile yapılır. 142’nci maddede belirtilenlerin dışında şu kararlar da açık oylama ile alınır: (1) Seçimlerin yenilenmesi kararı (İçtüzük, m.95). (2) Bakanlar Kurulunun göreve başlaması sırasında yapılan güven oylaması (İçtüzük, m.125/son). (3) Bakanlar Kurulunun kendi istemiyle görev sırasında yapılan güven oylaması (m.125/4).

b) 15 Milletvekilinin İstemiyle .- Bundan başka, işaret veya gizli oylamaya başvurulmasının zorunlu olmadığı diğer durumlarda, onbeş milletvekilinin yazılı istemiyle açık oylama yapılır (İçtüzük, m.143).

3. Gizli Oylama

Gizli oylama , üzerinde hiçbir işaret bulunmayan yuvarlakların kürsüden kutuya atılması suretiyle olur. Beyaz yuvarlak olumlu, yeşil yuvarlak çekimser, kırmızı yuvarlak olumsuz oy anlamına gelir (İçtüzük, m.139/4, 5).

a) Gizli Oylama Yasağı .- İçtüzüğün 147’nci maddesi uyarınca şu hallerde gizli oylama yapılamaz:

 

1. Anayasa veya kanun gereğince açık oylamanın zorunlu bulunduğu hallerde

2. İçtüzüğün işaret oyuyla hallinin zorunlu olduğunu belirttiği konularda

3. Açık oylamanın İçtüzük uyarınca istem üzerine yapıldığı durumlarda

b) İstem Üzerine Gizli Oylama .- Bu üç durum dışında, gizli oylama yapılabilmesi için yirmi milletvekilinin bir önerge ile bunu istemesi ve bu istemin Genel Kurulca kabulü lâzımdır. Karar görüşmesiz olarak işaret oyuyla alınır (İçtüzük, m.147).

c) Zorunlu Gizli Oylama.- Anayasa ve İçtüzük gereği bazı durumlarda gizli oylama yapılması zorunludur. Bunlar şunlardır:

1. Anayasa değişikliği tekliflerinin oylanması (Anayasa, m.175/1, İçtüzük, m.94).

2. Cumhurbaşkanının seçimi (Anayasa, m.102).

3. TBMM Başkanının seçimi (Anayasa, meclis kararı.94, İçtüzük, m.10/3).

4. Milletvekilliği ile bağdaşmayan bir görevi sürdürmekte ısrar eden milletvekilinin üyeliğinin düşmesi kararı (Anayasa, m.84/3, İçtüzük, m.137/4).

F. Meclis Görüşmeleri

Anayasamızın 97’nci maddesine göre, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulundaki görüşmeler açıktır ve tutanak dergisinde tam olarak yayımlanır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi içtüzük hükümlerine göre kapalı oturumlar yapabilir, bu oturumlardaki görüşmelerin yayımı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararına bağlıdır.

Meclisteki açık görüşmelerin, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başkaca bir karar alınmadıkça, her türlü vasıta ile yayımı serbesttir”.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşmeler bir “gündem”e göre yapılır. İçtüzüğün 49’uncu maddesinde gündem sırası şu şekilde belirtilmiştir:

1.        Başkanlığın Genel Kurula sunuşları

2.        Özel gündemde yer alacak işler

3.        Seçim

4.        Oylaması yapılacak işler

5.        Meclis soruşturması raporları

6.        Genel görüşmesi ve Meclis araştırması yapılmasına dair görüşmeler

7.        Sözlü sorular

8.        Kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler

Gündemdeki işlerin görüşme sırası Bakanlıkça alınış tarihlerine göre tespit edilir.

8’inci bentteki işlerin görüşme sırası Danışma Kurulunca Genel Kurula teklif olunabilir. Genel Kurul karar verirse örneğin sonraki tarihte verilmiş bir kanun tasarısının görüşülmesi öne alınabilir. Nihayette Genel Kurulun kendi gündemine hâkim olduğu söylenebilir.

* * *

Yasama organına ilişkin olarak şimdiye kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçimini, hukukî statüsünü ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin içyapısı ile çalışma düzenini gördük. Şimdi, aşağıdaki bölümlerde sırasıyla “yasama fonksiyonu”nu, “yasama işlemleri”ni ve “Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri”ni göreceğiz.


 


[1].   Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.193; Ergun Özbudun, “Parlâmento Kararları ve Yasama Meclislerinin İçtüzükleri”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 1979, Cilt 36, Sayı 1-4, s.16.

[2].   Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.193; Özbudun, “Parlâmento Kararları ve Yasama Meclislerinin İçtüzükleri”, op. cit. s.16.

[3].   Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.194; Özbudun, “Parlâmento Kararları ve Yasama Meclislerinin İçtüzükleri”, op. cit. s.16.

[4].   Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.194; Özbudun, “Parlâmento Kararları ve Yasama Meclislerinin İçtüzükleri”, op. cit. s.16.

[5].   Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.194; Özbudun, “Parlâmento Kararları ve Yasama Meclislerinin İçtüzükleri”, op. cit. s.16; Teziç, Anayasa Hukuku, op. cit., s.57.

[6].   Dmitri Georges Lavroff, Le droit constitutionnel de la Ve République, Paris, Dalloz, 1995, s.494.

[7].   Resmî Gazete, 3 Aralık 1986.

[8].   Resmî Gazete, 21 Mayıs 1979, Sayı 16643.

[9].   Anayasa Mahkemesi, 22 Şubat 1977 Tarih ve E.1977/6, K.1977/14 Sayılı Karar, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı 15, s.202.

[10]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.194.

[11]. Ibid.

[12]. Anayasa Mahkemesi, 2 Mart 1965 Tarih ve E.1964/19, K.1965/11 Sayılı Karar, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı 3, s.49.

[13]. Teziç, Türk Parlâmento Hukukunun Kaynakları..., op. cit., s.25.

[14]. Maurice Hauriou, Precis de droit constitutionnel, Paris, Sirey, Deuxième édition, 1929, s.500.

[15]. Tarık Zafer Tunaya, Siyasal Kurumlar ve Anayasa Hukuku, İstanbul, Araştırma, Eğitim, Ekin Yayınları, Beşinci Baskı, 1982, s.122; Léon Duguit, Traité de droit constitutionnel, Paris, Anciennes Maisons Thorin et Fontemoing, 2e édition, 1924, Cilt IV, 270.

[16]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.195.

[17]. Ibid., s.196.

[18]. Arsel, Türk Anayasa Hukukunun Umumî Esasları, op. cit., s.281.

[19]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.260.

[20]. Sabuncu, Anayasaya Giriş, op. cit., s.136.

[21]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.261.

[22]. Ibid.

[23]. Ibid.

[24]. Ibid.

[25]. Anayasa Mahkemesi, 4 Ekim 19777 Tarih ve E.1977/88, K.1977/120 Sayılı Karar, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı 15, s.487.

[26]. Bu konuda bkz.: Tunçer Karamustafaoğlu, Yasama Meclisinde Komisyonlar, Ankara, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1965.

[27]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.262.

[28]. Yasama dönemine eskiden “devre” denirdi.

[29]. Yasama yılına eskiden “toplantı” veya “içtima senesi” denirdi.

[30]. Birleşime eskiden “inikad” denirdi.

[31]. Oturuma eskiden “celse” denirdi.

[32]. Bakırcı, op. cit., s.116.

[33]. “Kural olarak” diyoruz, çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu aylarda tatil yapmayıp başka aylarda tatil yapmasını engelleyen bir hüküm yoktur. Meclis, bu aylarda değil, başka aylarda tatil yapmaya haliyle karar alabilir. Örneğin Türkiye Büyük Millet Meclisi 10 Şubat 1999 tarih ve 633 sayılı Kararıyla üzere, “Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, 18/4/1999 Pazar günü yapılması kararlaştırılan Milletvekili Genel Seçiminin kesin sonuçlarının, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 37 nci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 3 üncü maddelerine göre, Yüksek Seçim Kurulunca Türkiye Radyo ve Televizyonlarından ilanını takibeden beşinci gün saat 15.00'de toplanmak üzere, 16/2/1999 Salı gününden itibaren tatile girmesine” karar vermiştir (Resmî Gazete, 12 Şubat 1999, Sayı 23609).

[34]. Bakırcı, op. cit., s.91.

[35]. Anayasa Mahkemesi, 25 Mart 1999 Tarih ve E.1999/12, K.1999/5 Sayılı Karar, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı 35, Cilt 2, s.395.

[36]. Ibid.

[37]. O halde yoklama “Başkanın tereddüdü” veya “yirmi milletvekilinin istemi” üzerine yapılabilmektedir.

[38]. “Yoklama, elektronik oy düğmelerine basmak veya Başkan lüzum gördüğü zaman ad okunmak suretiyle yapılır” (İçtüzük, m.57/3).

[39]. Karar yetersayısı  olarak getirilen minimum sınır (üye tamsayısını dört birinden bir fazlası) nın da oldukça yüksek olduğu düşünülebilir. Yukarıda toplantı yetersayısının yüksek bir sayı olduğu yolundaki düşüncelere işaret etmiştik. Hiç olmazsa, karar yetersayısı için bu minimum sınır getirilmemiş olsaydı, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verilebilseydi, bu minimum sınır 93 olacaktı, böylece Meclis daha hızlı çalışabilecekti. Bu sayının düşük olması demokrasiye engel değildir. Milletvekillerinin Genel Kurula katılması engellenmemişse, kendi istekleriyle Genel Kurula gelmemişlerse ortada bir problem yoktur.

[40]. Teziç, Anayasa Hukuku, op. cit., s.43.

[41]. İşaretle oylama zorunluluğunun bulunduğu 16 durum vardır. Bunlar için bkz. Bakırcı, op. cit., s.169-270.

 


 

Copyright

(c) Kemal Gözler. 2001-2004. Bu sayfaya izin almadan link verilebilir. Ancak, bu web sayfası, önceden izin almaksızın ne suretle olursa olsun, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, tekrar yayınlanamaz, dağıtılamaz, başka internet sitelerine metin olarak konulamaz. İzin için kgozler@hotmail.com  adresine başvurunuz. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 3.3.2004 tarih ve 5101sayılı kanunla değişik 71 ve 72’nci maddeleri, bir kitabı herhangi bir yöntemle (fotokopi dahil) çoğaltanları, dağıtanları, satanları, elinde bulunduranları, paraya çevrilmeksizin, 2 (iki) yıldan 4 (dört) yıla kadar hapis cezası veya 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla veya zararın ağırlığı dikkate alınırık bunların her ikisiyle birden cezalandırmaktadır.

 

Alıntılar (İktibas) Konusunda Açıklamalar

Bu çalışmadan yapılacak alıntılarda (iktibaslarda) 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 35’inci maddesinde öngörülen şu şartlara uyulmalıdır: (1) İktibas, bir eserin “bazı cümle ve fıkralarının” bir başka esere alınmasıyla sınırlı olmalıdır (m.35/1). (2) İktibas, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderecatını aydınlatmak maksadıyla yapılmalıdır (m.35/3). (3) İktibas, belli olacak şekilde yapılmalıdır (m.35/5) [Bilimsel yazma kurallarına göre, aynen iktibasların tırnak içinde verilmesi ve iktibasın üç satırdan uzun olması durumunda iktibas edilen satırların girintili paragraf olarak dizilmesi gerekmektedir]. (4) İktibas ister aynen, ister mealen olsun, eserin ve eser sahibinin adı belirtilerek iktibasın kaynağı gösterilmelidir (m.35/5). (5) İktibas edilen kısmın alındığı yer belirtilmelidir (m.35/5).

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 21.2.2001 tarih ve 4630 sayılı Kanun ve 3.3.2004 tarih ve 5101 sayılı Kanunla değişik 71’inci maddesinin 4’üncü fıkrası, 35’inci maddeye aykırı olarak “kaynak göstermeyen veya yanlış yahut kifayetsiz veya aldatıcı kaynak” göstererek iktibas yapan kişileri, 2 (iki) yıldan 4 (dört) yıla kadar hapis veya 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla veya  zararın ağırlığı dikkate alınarak bunların her ikisiyle birdencezalandırmaktadır.

Ayrıca Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 18 Şubat 1981 tarih ve E.1980/1, K.1981/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre kararına göre, “iktibas hususunda kullanılan eser sahibinin ve eserinin adı belirtilse bile eser sahibi, haksız rekabet hükümlerine dayanarak Borçlar Kanununun 49. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi halinde manevi tazminat isteyebilir”.

Yukarıdaki şartlara uygun olarak alıntı yapılırken bu çalışmaya şu şekilde atıf yapılması önerilir:

Kemal Gözler,  “TBMM'nin İç Yapısı ve Çalışma Düzeni", www.anayasa.gen.tr/tbmm-secim (erişim tarihi)


23 Mayıs 2005
 

Editör: Kemal Gözler

E-Mail: kgozler@hotmail.com

Ana Sayfa: www.anayasa.gen.tr