TÜRK ANAYASA HUKUKU SİTESİ [www.anayasa.gen.tr]

Türk Anayasa Hukuku Derslerİ - Kemal Gözler

 

Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Bursa Ekin Kitabevi Yayınları, Üçüncü Baskı, 2005, XVI+ 432 s. (www.anayasa.gen.tr/tahd.htm  28.09.2005).

 

ISBN: 975-7338-60-5

Genişletilmiş ve Güncelleştirilmiş Dördüncü Baskı Şubat 2006'da çıkıyor!

Yayınevi: Ekin Kitabevi

Burç Pasajı no: 27

Altıparmak - BURSA

Tel: (0224) 220 16 72                                          Online Alış: www.seckin.com.tr

Fax: (0224) 223 04 37                                          Ana Sayfa: www.anayasa.gen.tr

Türk Anayasa Hukuku Dersleri başlıklı bu kitap 2000 yılında Bursa’da Ekin Kitabevi Yayınları arasından çıkan 560 sayfalık aynı başlıklı kitabın özetlenmiş ikinci baskısıdır. Zaten bu 560 sayfalık kitap da aynı yayınevinden 2000 yılında çıkan 1071 sayfalık Türk Anayasa Hukuku isimli kitabımızın özetiydi. Her iki kitap da maalesef “kalın” bulundu ve pek tutulmadı. Bunun üzerine 560 sayfalık Türk Anayasa Hukuku Dersleri isimli kitabımızı da özetlemek ve 400 sayfaya indirme düşüncesi ortaya çıktı. İşte elinizde tuttuğunuz bu kitap böyle bir düşüncenin ürünüdür.

Yukarıda açıklanan nedenlerle bu kitabın fazla kalın olmamasına özen gösterilmiştir. Bununla birlikte kitap, Türk anayasa hukukunun bütün konularını kapsamaktadır. Bu kitapta konular üniversite birinci sınıf öğrencilerinin anlayabileceği bir açıklıkta işlenmiştir. Konuların fazla ayrıntılarına girilmemiştir. Ayrıntıları merak edenler 1071 sayfalık Türk Anayasa Hukuku isimli kitabımıza bakabilirler.

Bu kitapta bazı yeni yöntemler kullanılmıştır. Her bölümde o konuyla ilgili bazı ayrıntı sayılabilecek bilgiler, metin içinde verilmek yerine, metinden ayrı “kutular” içinde verilmiştir. Kitapta toplam 139 adet kutu vardır. Keza metin içinde verilen bilgiler, bazı yerlerde ayrıca “tablolar” hâlinde özetlenmiştir. Aynı şekilde, metin içinde yapılan bazı sınıflandırmalar, “şema” olarak da gösterilmiştir. Kitabımızda üniversite ders kitaplarında pek rastlanmayan bir yenilik daha vardır: Birçok bölüme o bölümle ilgili “resimler” konulmuştur. Kitapta toplam 52 adet resim vardır.

Kitabımızda başka yenilikler de vardır: Her bölümünün sonuna o bölümün “özeti” eklenmiştir. Bu özetler sınavlara hazırlanan öğrencilere yararlı olacaktır. Bu özetlerde yer alan maddeler o konunun “püf noktaları”dır.

Kitapta her bölümünün sonuna, “daha fazlası için” başlığı altında o konuyla ilgili daha fazla bilgi edinmek isteyen öğrencilerin bakabilecekleri kaynaklar verilmiştir. Yine her bölümün sonuna, o bölümde verilen bilgilerin hatırlanmasını sağlayacak “anahtar terimler” sıralanmıştır. Her bölümün sonunda ayrıca o konuyla ilgili “pratik kur (uygulamalı çalışma)” niteliğinde olan “problemler” ve “tartışmalar”. verilmiştir. Toplam 55 adet problem ve 28 adet tartışma sorusu vardır. Bunlarda gerçek veya hayali örnek olaylar verilmekte ve öğrenciden o bölümde öğrendiği bilgileri kullanarak bu olaylardaki problemleri çözmesi ve sorunları tartışması istenmektedir.

Keza bölüm içlerinde veya sonlarında öğrenciye “ödevler” verilmekte ve bu şekilde öğrenci araştırma ve incelemeye sevk edilmektedir. Toplam 43 adet ödev konusu vardır. Yine bazı bölüm sonlarında veya bölüm içlerinde örnek Anayasa Mahkemesi kararları verilmekte öğrenciden bu kararları incelemesi istenmektedir.

Kitaptaki diğer bir yenilik de, her bölümün sonuna çoktan seçmeli test usûlüyle hazırlanmış “test soruları”nın konulmasıdır. Kitapta toplam 326 adet test sorusu vardır. Bu soruları cevaplayarak öğrenciler, o bölümü öğrenip öğrenmediklerini kendi kendilerine sınayabileceklerdir. Dahası bu test soruları, öğrencilerin başta KPSS olmak üzere, müfettişlik, kaymakamlık, hakimlik, uzman yardımcılığı gibi meslek sınavlarına hazırlanmalarına yardımcı olacaktır.

KİTABIN BÖLÜMLERİ

Bölüm 1: Türk Anayasa Hukukunun Bilgi Kaynakları

Bölüm 2: Osmanlı Anayasal Gelişmeleri

Bölüm 3: Cumhuriyet Dönemi Anayasal Gelişmeleri

Bölüm 4: Temel İlkeler

Bölüm 5: Temel Hak ve Hürriyetler

Bölüm 6: TBMM Üyelerinin Seçimi

Bölüm 7: TBMM Üyelerinin Hukukî Statüsü

Bölüm 8: TBMM’nin İçyapısı ve Çalışma Düzeni

Bölüm 9: Yasama Fonksiyonu

Bölüm 10: TBMM’nin  Görev ve Yetkileri

Bölüm 11: Cumhurbaşkanı

Bölüm 12: Bakanlar Kurulu

Bölüm 13: Yürütme Organının Düzenleyici İşlemleri

Bölüm 14: Olağanüstü Yönetim Usûlleri

Bölüm 15: Yargı

Bölüm 16: Anayasa Yargısı

Bölüm 17: Anayasanın Değiştirilmesi

 

 

Kitabın içindekiler kısmını görmek için burasını tıklayınız

 

Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Bursa Ekin Kitabevi Yayınları, Üçüncü Baskı, 2005, XVI+ 432 s.

Bölüm 1
TÜRK ANAHAYASA HUKUKUNUN BİLGİ KAYNAKLARI
[1]

 

 

 

“Türk anayasa hukukunun bilgi kaynakları[2], Türk anayasa hukuku kurallarının bulunacağı yerleri ve bunların kapsamları hakkında bilgi edinilecek belgeleri ifade eder. Türk anayasa hukukunun bilgi kaynaklarını “mevzuat”, “yargı kararları” ve “bilimsel eserler” olmak üzere üçe ayırıp inceleyebiliriz:

I. Mevzuat (anayasalar, Kanunlar, kanun hükmünde kararnameler, VS.) 

Şüphesiz anayasa hukukunun bilgi kaynakları arasında en önemlisi anayasalardır. Doğal olarak bir anayasal meseleyle karşılaşıldığında yapılması gereken ilk şey, o konuda anayasada bir kural olup olmadığına bakmaktır. Keza pek çok anayasal meselenin çözümü için, kanun, kanun hükmünde kararname, TBMM İçtüzüğü gibi çeşitli pozitif hukuk metinlerine bakmak gerekir. İşte bu tür pozitif hukuk metinlerinin hepsine birden genel olarak “mevzuat” denir. Mevzuatın bulunabileceği yerler, “resmî kaynaklar” ve “özel kaynaklar” olarak iki gruba ayrılabilir.

A. Resmî Kaynaklar

Resmî kaynaklar arasında Resmî Gazete, Düstur, Külliyatlar ve TBMM Tutanak Dergisi yer alır.

1. Resmî Gazete.- Resmî Gazete, Ankara’da 1920’de kurulmuştur. 1927’den beri düzenli olarak yayınlanmaktadır. Resmî Gazete, RG harfleriyle kısaltılır. Resmî Gazete, Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü tarafından Ankara’da yayımlanmaktadır. Gazete bayilerinde satılmaz. Abone olanlara gönderilir. Resmî Gazete kural olarak günlüktür; ancak bazen acele yayınlanması lazım gelen bir metin için aynı gün ikinci bir sayı daha çıkarılır. Buna “mükerrer sayı” denir. Resmî Gazetenin  1997 yılında buyana olan sayılarına bir ücretli site olan http://www.rega. com.tr adresinden ulaşılabilir ve bu sitede arama yapabilir. 2000 yılından beri Resmî Gazetenin sayılarına ücretsiz olarak http://rega.basbakanlik.gov.tr  adresinden ulaşılabilmektedir. Resmî Gazeteye atıf usûlü genellikle şöyledir (örnek): RG, 3.5.2002, Sayı 24744, s.20.

2. Düstur.- Osmanlı Devleti döneminde devlet mevzuatının bir araya getirilerek bastırılması ilk defa 1851 yılında gerçekleştirilmiştir. Fakat bu alanda ilk önemli eser, “Düstur” adı altında 1863 yılında çıkarılma başlanmıştır. Düsturun Cumhuriyet döneminde de yayınlanmasına devam edilmektedir. Bu eser beş gruba (tertibe) ayrılır.

Birinci Tertip: 1908 yılına kadar yayınlanan mevzuatı içerir.

İkinci Tertip: 1908-1920 yıllarını kapsar. 12 cilttir.

Üçüncü Tertip: 23 Nisan 1923’ten 27 Mayıs 1960 tarihine kadar yayınlanan kanunları içerir. Toplam 41 cilttir.

Dördüncü Tertip: 27 Mayıs 1960 ile 7 Eylül 1961 tarihleri arasında Millî Birlik Komitesi ve Kurucu Meclis tarafından yayınlanan kanunlar bir cilt halinde dördüncü tertip düstur olarak basılmıştır.

Beşinci Tertip: 1 Kasım 1961 tarihinden bu güne yayınlanan kanunlar beşinci tertibi oluşturur.

Düstura atıf usûlü genellikle şöyledir (örnek): Düstur, Tertip 5, Cilt 22, s.3.

3. Külliyatlar.- Anayasa, anayasa değişiklikleri, kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük ve Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan yönetmelikler, Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan şu değişir yapraklı ciltler şeklinde olan şu külliyatlarda toplanmıştır:

Yürürlükteki Kanunlar Külliyatı  (6 Cilt)
Kanun Hükmünde Kararnameler Külliyatı  (3 Cilt)
Yürürlükteki Tüzükler Külliyatı  (3 Cilt)
Bakanlar Kurulu Kararıyla Yürürlüğe Konulan Yönetmelikler Külliyatı  (2 Cilt)

Bu külliyatlar, Başbakanlık Basımevi Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü tarafından CD olarak da çıkarılmıştır. Keza bunlara internet üzerinden Başbakanlık “Mevzuat Bilgi Sistemi”nden (http://mevzuat.basbakanlik. gov.tr) de ulaşılabilir.

4. TBMM Tutanak Dergisi.- Eski adı Zabıt Ceridesi olan Tutanak Dergisi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan Genel Kurul görüşmelerinin tutanaklarını ve bu görüşmelere dayanak teşkil eden metinleri, özellikle kanun teklif ve tasarılarını, komisyon raporlarını vs. içerir. Şu halde bir anayasa değişikliği teklif veya tasarı metinlerinin gerekçesini ve bu metinde komisyonlarda ne gibi değişiklikler olduğunu tespit etmek için tutanak dergilerine bakmak gerekir. Dolayısıyla anayasa değişikliklerinin hazırlık çalışmaları (travaux préparatoires) için TBMM Tutanak Dergisi çok önemli bir kaynaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarına internet üzerinden http://www.tbmm.gov.tr adresinden de ulaşılabilir.

1961 Anayasasının hazırlık çalışmaları için Temsilciler Meclisi Tutanak Dergisine bakmak gerekir. 1982 Anayasasının hazırlık çalışmaları için ise Danışma Meclisi Tutanak Dergisine bakılabilir.

B. Özel kaynaklar

Yukarıda belirtilen resmî kaynakların dışında birçok özel kişinin yaptığı anayasa derlemeleri ve anayasa hukukuyla ilgili kanun derlemeleri de vardır.

- Suna Kili  ve Şeref Gözübüyük, Türk Anayasa Metinleri, Ankara, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2000 (Bu derleme 1808’den bu yana bütün Türk anayasalarını ve anayasal belgelerini içermektedir).
- Server Tanilli, Anayasalar ve Siyasal Belgeler, İstanbul, Cem Yayınevi, 1976. (Bu derleme 1808’den bu yana bütün Türk anayasalarını [1982 Anayasası hariç] ve anayasal belgelerini ve keza bazı yabancı anayasaları içermektedir).
- Kazım Öztürk , Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Ankara, Ajans Türk Matbaası, 1966, 2 cilt. (Bu derleme 1961 Anayasasının hazırlık çalışmalarını içermektedir).
- Osman Selim Kocahanoğlu, Gerekçeli ve Açıklamalı Anayasa, İstanbul, Temel Yayınları, 1993, 636 s.  (Bu derleme 1982 Anayasasının hazırlık çalışmalarını içermektedir).
- Kemal Gözler, Türk Anayasaları, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 1999.
- Kemal Gözler, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2003. (Her yıl yeni baskısı yapılır).

Türk anayasa metinlerine internet üzerinden pek çok adresten ulaşılabilir. Örneğin: http://www.tbmm.gov.tr; http://www.anayasa.gov.tr/aym03.htm; http://www.yargitay.gov.tr; http://www.basbakanlik.gov.tr.

Gerek anayasa, gerekse kanun metinlerine çeşitli özel kuruluşların hazırladıkları mevzuat CD’lerinden de ulaşılabilir. Bunların arasında Kazancı Bilişim Teknolojileri Ticaret Limited Şirketinin hazırladığı ve piyasaya sunduğu “T.C. Ana Mevzuat” CD’si sayılabilir. Bu CD her ay güncelleştirilmektedir. İnternette çeşitli özel kişi ve kurumların hazırladığı mevzuat siteleri de vardır. Bunların arasında Kazancı Lkt.Şti.’nin hazırladığı http://www. kazanci.com.tr adresinde yer alan siteyi önemle zikretmek gerekir. Bu sitede ücretsiz olarak mevzuat araştırması yapılabilir. Ama bulunan mevzuatın tam metnine ulaşmak için abone olmak gerekir. İnternette daha pek çok, ücretli veya ücretsiz mevzuat sitesi vardır.

Ayrıca kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük ve başlıca yönetmeliklere Yargıtayın http://www.yargitay.gov.tr  adresindeki sitesinden ücretsiz olarak da ulaşılabilir. Ancak bu site zamanında güncelleştirilmemektedir. Yeni kabul edilen kanunların metinlerine ve keza gerekçe ve meclis görüşmelerine http://www.tbmm.gov.tr  adresinde yer alan Türkiye Büyük Millet Meclisinin sitesinden ulaşılabilir.

Mevzuat ararken, internette, o mevzuatla ilgili olan kamu kurum ve kuruluşunun web sayfaları da ziyaret edilebilir. Örneğin TBMM İçtüzüğü, TBMM’nin internet sitesinden (www.tbmm.gov.tr) indirilebilir. Anayasa Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usûlleri Hakkında Kanun ve keza Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü Anayasa Mahkemesinin internet sitesinden (www.anayasa.gov.tr) sağlanabilir.

II. Yargı Kararları

Türk anayasa hukukunun diğer kaynakları yüksek mahkemelerinin vermiş olduğu kararlardır. Bu yüksek mahkemelerin başında haliyle Anayasa Mahkemesi gelir.

A. Anayasa Mahkemesi Kararları

Bir anayasal mesele hakkında anayasada kural yoksa o konuda Anayasa Mahkemesinin kararlarına bakmak gerekir. Keza bir anayasal mesele hakkında Anayasada kural olsa bile bu kuralın Anayasa Mahkemesinin tarafından nasıl yorumlandığını bilmek gerekir. Bunun için de yine Anayasa Mahkemesi kararlarına başvurmak lazımdır.

Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede ve Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi nde yayınlanmaktadır. Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisinin ilk sayısı 1964 yılında yayınlanmıştır. En son olarak 37’nci sayısı yayınlanmıştır. Bu Dergi Üniversite Kütüphanelerinde genellikle bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarına örnek olarak şu şekilde atıf yapılır: Anayasa Mahkemesi, 23 Haziran 1998 Tarih ve E.1998/3, K.1998/28 Sayılı Karar,  AMKD, Sayı 35, Cilt 1, s.211. Türk Anayasa Mahkemesi kararlarına http://www.anayasa.gov.tr adresinde bulunan Anayasa Mahkemesinin resmî internet sitesinden ulaşmak mümkündür. Anayasa Mahkemesi kararları hakkında şu değişir yapraklı dört ciltlik derlemeyi de zikretmek gerekir: Mustafa S. Aykonu ve E. Aydın Özkul, Anayasa Yargısı, Ankara, Anayasa Mahkemesi Yayınları, Cilt I ve II: 1981; Cilt III: 1987; Cilt IV. Keza Anayasa Mahkemesi kararlarına Kazancı  Ltd.Şti. tarafından hazırlanan “İçtihat Bilgi Bankası” CD’sinden ve www.kazanci.com.tr adresinde bulunan siteden de ulaşılabilir. Anayasa Mahkemesi kararına bir CD’den veya internetten ulaşılmışsa, bu karara atıf yapılırken kaynak olarak Anayasa Mahkemesi kararının tarih ve sayı numaralarından CD’nin adı veya internet sitesinin adresi belirtilmelidir.

B. Diğer yüksek mahkeme Kararları

Anayasa Mahkemesi dışındaki diğer yüksek mahkemelerin pek çok kararı da anayasa hukukuyla ilgilidir. Bu nedenle Danıştay, Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, Uyuşmazlık Mahkemesi gibi yüksek mahkemelerin kararlarının nerelerde bulunacaklarını da bilmek gerekir.

1. Danıştay Kararları.- Danıştay kararları 1937-1971 yılları arasında Danıştay Kararlar Dergisinde; 1971-2002 yılları arasında Danıştay Dergisinde yayınlanmıştır. 2003 yılından itibaren ise Danıştay kararları Danıştay Kararlar Dergisi isimli yeni bir dergide yayınlanmaya başlanmıştır. Bu dergi yılda üç defa çıkmaktadır. Danıştay kararlarına örneğin şöyle atıf yapılır: Danıştay Sekizinci Dairesi, 27 Haziran 2000 Tarih ve E.1998/5912, K.2000/4951 Sayılı Karar, Danıştay Dergisi, Sayı 104, s.415-418. Danıştay kararlarına Kazancı Ltd.Şti. tarafından hazırlanan “İçtihat Bilgi Bankası” CD’sinden (ve keza www.kazanci.com.tr adresinden) de ulaşılabilir.

2. Yargıtay Kararları.- Yargıtay kararları Yargıtay Kararlar Dergisinde (YKD) yayınlanmaktadır. Bu dergi YKD şeklinde kısaltılmaktadır. Yargıtay kararlarına ayrıca internet üzerinden http://vakif.yargitay.gov.tr adresinden ulaşılabilir. Yargıtay kararlarına atıf usûlü örneğin şöyledir: Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi, 17 Kasım 1986 Tarih ve E.1986/4898, K.1986/ 7786 Sayılı Karar, Yargıtay Kararlar Dergisi, Cilt 13, Sayı 2, s.200. Yargıtay kararlarına Kazancı Ltd.Şti. tarafından hazırlanan “İçtihat Bilgi Bankası” CD’sinden (ve keza www.kazanci.com.tr adresinden) de ulaşılabilir.

4. Askerî Yüksek İdare Mahkemesi  Kararları.- Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kararları Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Dergisinde  yayınlanmaktadır. Bu dergi, AYİMD şeklinde kısaltılmaktadır. Bu derginin en son 2002 yılında 17’nci sayısı yayınlanmıştır. Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kararlarına internet üzerinden http://www.msb.gov.tr/prgs/ayim/Ayim_ kararlar.asp adresinden ulaşılabilir. Askerî Yüksek İdare Mahkemesi kararlarına atıf usûlü örneğin şöyledir: Askerî Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesi, 28 Mart 2001 Tarih ve E.2000/583, K.2001/253, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Dergisi, Sayı 16, s.260-266.

5. Uyuşmazlık Mahkemesi Kararları.- Uyuşmazlık Mahkemesinin kararlarının yayınlandığı bir dergi yoktur. Uyuşmazlık Mahkemesinin kararları Resmî Gazetede yayınlanmaktadır. Dolayısıyla bu kararları Resmî Gazetede aramak gerekir. Uyuşmazlık Mahkemesinin bir internet sitesi yoktur. Bununla birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına Kazancı Ltd.Şti. tarafından hazırlanan “İçtihat Bilgi Bankası” CD’sinden (ve keza www.kazanci. com.tr adresinden) de ulaşılabilir. Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına atıf usûlü örneğin şöyledir: Uyuşmazlık Mahkemesi, 3 Mayıs 1999 Tarih ve E.1999/1, K.1999/11 Sayılı Karar, Resmî Gazete, 8 Haziran 1999, Sayı 23719, s.25.

6. Yüksek Seçim Kurulu Kararları.- Yüksek Seçim Kurulu bir yüksek mahkeme, bir yargı organı değildir. Ama seçim uyuşmazlıklarını hakkında kesin karar verme yetkisine sahip bur yüksek kuruldur. Yüksek Seçim Kurulunun kararları Türk seçim hukukunun, dolayısıyla Türk anayasa hukukunun bir kısmının doğrudan doğruya kaynağıdır. Yüksek Seçim Kurulunun bazı önemli kararları Resmî Gazete’de yayınlanır. Yüksek Seçim Kurulunun kararlarının yayınlandığı özel bir dergi yoktur. Bununla birlikte kararların toplandığı çeşitli yayınlar söz konusudur. Örneğin: Yüksek Seçim Kurulu Kararları: 1991-1992 Yılları, Ankara, 1993; Yüksek Seçim Kurulu Kararları: 1993-1994 Yılları, Ankara, 1996; Yüksek Seçim Kurulu İlke Kararları: 1995-1996-1997 Yılları, Ankara, 1999.

III. Bilimsel Eserler

Türk anayasa hukukunun üçüncü bilgi kaynağı bilimsel eserlerdir. Bilimsel eserler genel eserler, monografiler ve makaleler olarak üç grup altında toplanabilir. Genel eserler Türk anayasa hukukunun bütünü hakkında bilgi verirler. Monografiler Türk anayasa hukuku alanında belirli bir konuyu derinlemesine inceleyen kitaplardır. Örneğin kanun hükmünde kararnameler üzerine yazılmış bir kitap bir monografidir. Makaleler ise belirli bir konu hakkında yazılmış ve bir monografi teşkil etmeyecek uzunlukta kısa inceleme yazılarıdır. Makaleler dergilerde yayınlanır.

A. Genel Eserler

Türk anayasa hukuku alanında yazılmış başlıca genel eserler şunlardır:

ALDIKAÇTI (Orhan), Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi ve 1961 Anayasası, İstanbul, İ.Ü. Hukuk Fakültesi Yayınları, Dördüncü Baskı, 1982, 410 s.

ARSEL (İlhan), Türk Anayasa Hukukunun Umumî Esasları (Birinci Kitap: Cumhuriyetin Temel Kuruluşu), Ankara, Mars Matbaası, 1965, 471 s.

BAŞGİL (Ali Fuat), Esas Teşkilat Hukuku: Türkiye Siyasî Rejimi ve Anayasa Prensipleri (Cilt I, Fasikül I), İstanbul, Baha Matbaası, 1960, 272 s.

DAL (Kemal), Türk Esas Teşkilât Hukuku, Ankara, Bilim Yayınları, İkinci Baskı, 1986, 304 s.

ESEN (Bülent), Türk Anayasa Hukuku, Ankara, Ayyıldız Matbaası, 1971, 156 s.

GÖREN (Zafer), Anayasa Hukukuna Giriş, İzmir, Barış Yayınları, 1997, 558 s.

GÖZLER (Kemal), Türk Anayasa Hukuku, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, 1071 s.

GÖZLER (Kemal), Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, 560 s.

Özbudun (Ergun), Türk Anayasa Hukuku, Ankara, Yetkin Yayınları, Yedinci Baskı, 2002, 436 s.

ÖZÇELİK (Selçuk), Esas Teşkilât Hukuku Dersleri (İkinci Cilt: Türkiye’nin Siyasî Rejimi  ve Müesseseleri), İstanbul, İ.Ü. Hukuk Fakültesi Yayınları, 1976, 305 s.

RUMPF (Christian), Türk Anayasa Hukukuna Giriş, Ankara, 1995, 201 s.

SABUNCU (Yavuz), Anayasaya Giriş, Ankara, İmaj Yayıncılık, Dokuzuncu Baskı, 2003, 360 s.

Soysal (Mümtaz), 100 Soruda Anayasanın Anlamı, İstanbul, Gerçek Yayınevi, Onbirinci Baskı, 1997, 281 s.

TANÖR (Bülent) ve YÜZBAŞIOĞLU (Necmi), 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku, İstanbul, YKY Yayınları, İkinci Baskı, 2002, 536 s.

- Bunlara şu iki “pratik çalışma” kitabını da eklemek gerekir:

TUNÇ (Tunç) ve BİLİR (Faruk), Anayasa Hukuku Uygulamaları, Ankara, Nobel Yayın Dağıtım, 2002, 137 s.

ODER (Bertil Emrah) ve KANADOĞLU (O. Korkut), Aktif Öğrenme İçin Anayasa Hukuku Pratik Çalışmaları, İstanbul, Beta Yayınları, 2001, 120 s.

B. Monografiler

Anayasa hukukunu bütünüyle inceleyen sistematik eserlerin aksine, monografiler bu hukuk dalındaki sadece bir konuyu derinlemesine inceler. Bu tür eserler, inceledikleri konunun ince ayrıntılarına kadar iner. Yüksek lisans tezleri, doktora tezleri, eskiden mevcut olan doçentlik tezleri ve profesörlük takdim çalışmaları monografik nitelikte eserlerdir. Tüm anayasa hukuku monografilerinin bir listesini yapmak mümkün değildir. Burada monografilere örnek olsun diye birkaç çalışmayı sadece zikrediyoruz:

ANAYURT (Ömer), Türk Anayasa Hukukunda Toplanma Hürriyeti, İstanbul, kazancı Yayınları, 1998, 208 s.

BİLİR (Faruk), Türkiye’de Milletvekilliği ve Milletvekilliğinin Sona Ermesi, Ankara, Nobel Yayın Dağıtım, 2001, 194 s.

GÖZLER (Kemal), Kanun Hükmünde Kararnamelerin Hukukî Rejimi, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, 300 s.

İBA (Şeref), Türkiye’de Meclis Başkanlığı ve Başkanlık Divanı, Ankara, Nobel Yayın Dağıtım, 2001, 296 s.

KUZU (Burhan), Olağanüstü Hal Kavramı ve Türk Anayasa Hukukunda Olağanüstü Hal Rejimi, İstanbul, Kazancı Yayınları, 1993, 487 s.

Onar (Erdal), 1982 Anayasasında Anayasayı Değiştirme Sorunu, Ankara, 1993, 201 s.

TURHAN (Mehmet), Hükûmet Sistemleri ve 1982 Anayasası, Ankara Gündo-ğan Yayınları, İkinci Baskı, 1993, 211 s.

TÜLEN (Hikmet), Türk Anayasa Hukukunda Bakanların Cezaî Sorumluluğu ve Meclis Soruşturması, Konya, Mimoza, 1999, 204 s.

C. Makaleler: Dergiler (Süreli Yayınlar)

Makaleler, monografi gibi sadece tek bir konuyu inceleyen ama monografiden çok daha kısa olan çalışmalardır. Makaleler bilimsel ve meslekî dergilerde yayınlanırlar. Burada Türk anayasa hukuku alanında yazılmış bütün makalelerin listesini yapmak haliyle imkansızdır. Aşağıdaki makaleler sırf örnek oluşturması için bir iki makale örneği verilmiştir:

ARSLAN (Zühtü), “Temel Hak Ve Hürriyetlerin Sınırlanması: Anayasanın 13. Maddesi Üzerine Bazı Düşünceler”, Anayasa Yargısı, Ankara, Anayasa Mahkemesi Yayınları, 2002, Cilt 19, s.216-231.

GÖZLER (Kemal), “Türk Anayasa Yargısında Anayasallık Bloğu Kavramına İhtiyaç var mıdır?”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Cilt 55, sayı 3, Temmuz-Eylül 2000, s.81-103.

HAKYEMEZ (Yusuf Şevki), “2001 Yılında Yapılan Anayasa Değişikliklerinin Siyasal Parti Özgürlüğü Üzerindeki Etkileri”, Anayasa Yargısı, Ankara, Anayasa Mahkemesi Yayınları, 2002, Cilt 19, 550-572.

SEVİNÇ (Murat) , “Güncel Gelişmeler Işığında 1982 Anayasasına Göre Cumhurbaşkanı”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Cilt 57, Sayı 2, Nisan-Haziran 2002, s.107-135.

TURHAN (Mehmet), “Anayasaya Aykırı Anayasa Değişiklikleri”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt XXXIII, 1976, Sayı 1‑4, s.63-104.

Makalelere ulaşmak için bunların yayınlandıkları dergilerin bilinmesi gerekir. Türkiye’de anayasa hukukuna has bir bilimsel dergi yoktur. Anayasa hukuku alanındaki makaleler genel hukuk, yahut siyasal bilim, hatta kamu yönetimi dergilerinde yayınlanmaktadır. Anayasa hukuku alanında makalelerin bulunabileceği başlıca dergiler şunlardır:

Amme İdaresi Dergisi
Ankara Barosu Dergisi
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi
Atatürk Üniversitesi Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi
Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
Hukuk Araştırmaları (Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi)
İdare Hukuku İlimleri Dergisi
İnsan Hakları Yıllığı
İstanbul Barosu Dergisi
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
Türkiye Barolar Birliği Dergisi
- Anayasa Yargısı, Ankara, Anayasa Mahkemesi Yayınları, Yılda Bir Kez (Bu yayın Anayasa Mahkemesinin kuruluş yıldönümü münasebetiyle yılda bir kere Nisan ayında düzenlenen sempozyumlarda sunulan bildiri metinlerini kapsamaktadır. Türk anayasa hukukunun önemli bir bilgi kaynağı hâline gelmiştir. En son 20’nci cildi yayınlanmıştır. Son ciltlere http://www.anayasa.gov.tr/ayargi.htm adresinden ulaşmak da mümkündür).

Maalesef yukarıda saydığımız fakülte dergilerinin çoğunluğu düzenli aralıklarla çıkmamaktadır. Yukarıda sayılan akademik dergilerin yanında, Türkiye Günlüğü, Birikim, Toplum ve Bilim, Yeni Türkiye, Liberal Düşünce gibi kitapçılarda ve bazen gazete bayilerinde satılan, uzman olmayan okuyucu kitlesine hitap eden vulgarizasyon dergilerinde de doğrudan veya dolaylı olarak anayasa hukukunu ilgilendiren makalelere rastlanabilir.

Kaynak Tarama[3] 

Yukarıda Türk anayasa hukukunun bilgi kaynaklarını gördük. Ancak aranılan kaynağın bulunabilmesi için ilk önce kaynak taraması yapmak gerekir. Kaynak taraması yapmanın çeşitli usûlleri vardır. İlk usûl kütüphaneye giderek kataloglardan (çekmecelerdeki fişlerden) kaynak taraması yapmadır. İkinci usûl bilgisayarla kaynak taramadır. Bu usûlde kaynak taramayı yapmak için çoğunlukla kütüphaneye de gitmeye gerek yoktur. Aşağıdaki kütüphanelerde internet aracılığıyla kaynak taraması yapılabilir:

Millî Kütüphane : http://www.mkutup.gov.tr
Türkiye Büyük Millet Meclisi Kütüphanesi: http://www.tbmm.gov.tr
Ankara Üniversitesi Hukuk ve SBF Kütüphaneleri: http://bil-sis.ankara.edu.tr
Gazi Üniversitesi Merkez Kütüphanesi: http://bliss.gazi.edu.tr
Bilkent Üniversitesi Merkez Kütüphanesi: http://bliss.bilkent.edu.tr
Anadolu Üniversitesi Merkez Kütüphanesi: http://kybele.anadolu.edu.tr/
Uludağ Üniversitesi Merkez Kütüphanesi: http://kybele.uludag.edu.tr/

Piyasa da bulunan kitaplar bakımından http://www.ideefixe.com.tr veya http://www.seckin.com.tr adreslerinden tarama yapılabilmekte ve bulunursa sipariş edilebilmektedir.

 

DAHA FAZLASI İÇİN

Kemal Gözler, Anayasa Hukukunun Metodolojisi, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 1999, s.1-130.

Yaşar Karayalçın, Hukukda Öğretim-Kaynaklar-Metod: Problem Çözme, Ankara, BTHAE Yayınları, Dördüncü Baskı, 1994.

Zeynel Dinler, Bilimsel Araştırma ve İnternet’e Bağlı Bilgi Merkezleri El Kitabı, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 1998.

Halil Seyidoğlu, Bilimsel Araştırma ve Yazma El Kitabı, İstanbul, Güzem Yayınları, Yedinci  Baskı, 1997.

 

ANAHTAR TERİMLER

Bilgi kaynağı

Düstur

Kaynak tarama

Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi

Resmî Gazete

TBMM Tutanak Dergisi

Mükerrer Sayı

Tertip

Külliyat

 

BAZI İNTERNET ADRESLERİ

http://www.anayasa.gov.tr

http://www.rega.com.tr

http://www.basbakanlik.gov.tr

http://www.tbmm.gov.tr

http://www.yargitay.gov.tr

http://www.kazanci.com.tr

http://www.turkhukuksitesi.com  

http://kitap.mkutup.gov.tr

http://bil-sis.ankara.edu.tr

http://bliss.gazi.edu.tr

http://bliss.bilkent.edu.tr

http://kybele.anadolu.edu.tr/

http://www.ideefixe.com.tr

http://www.seckin.com.tr

http://www.idealhukuk.com

 

ÖDEV

ÖDEV 1.1: Öğrenim gördüğünüz fakültenizin kütüphanesinde veya üniversitenizin merkez kütüphanesinde aşağıda listelenen kaynakların bulunup bulunmadığını araştırınız. Varsa bunların yerini (ve numaralarını öğreniniz) ve bunların her birini tek tek alıp inceleyiniz. Bunlardan örnek olarak birkaç kanun, karar, vs.nin metnini fotokopi ettiriniz. Keza söz konusu kaynaklara kütüphanenizden CD olarak veya internet yoluyla ulaşıp ulaşamadığınızı araştırınız. Aradığınız bu kaynaklar (dergiler, CD’ler, vs.) kütüphanede yoksa bunlara kütüphanenin abone olması için kütüphane müdürlüğüne başvurunuz.

- Resmî Gazete,

- Düstur,

- Yürürlükteki Kanunlar Külliyatı  (6 Cilt),

- Kanun Hükmünde Kararnameler Külliyatı (3 Cilt)

- Yürürlükteki Tüzükler Külliyatı  (3 Cilt),

- Bakanlar Kurulu Kararıyla Yürürlüğe Konulan Yönetmelikler Külliyatı (2 Cilt),

- TBMM Tutanak Dergisi,

- Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi

- Danıştay Dergisi,

- Danıştay Kararlar Dergisi,

- Yargıtay Kararlar Dergisi

- Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Dergisi,

- Anayasa Yargısı (20 Cilt) Sempozyum Kitapları,

- Anayasa Yargısı (4 Cilt) Karar Derlemesi

ÖDEV 1.2: Kütüphanenize giderek yukarıda s.8-9’da yer alan anayasa hukuku genel eserlerinden hangilerinin bulunduğunu tespit ediniz. Bunların yerlerini öğreniniz. Çünkü bunlara sık sık ihtiyacınız olacaktır. Bunları tek tek alıp inceleyiniz. Söz konusu kitaplardan kütüphanede eksik olan varsa bunun alınması için kütüphane müdürlüğüne başvurunuz.

ÖDEV 1.3: Kütüphanenize giderek yukarıda s.10’da yer alan dergilerden hangilerinin bulunduğunu tespit ediniz. Bunların yerlerini öğreniniz. Çünkü bunlara sık sık ihtiyacınız olacaktır. Bunları tek tek alıp inceleyiniz. Söz konusu kitaplardan kütüphanede eksik olan varsa bunun alınması için kütüphane müdürlüğüne başvurunuz.

ÖDEV 1.4: Seçeceğiniz bir konu (örneğin izleyen bölümde göreceğimiz “Tanzimat Fermanı” veya “Islahat Fermanı”) hakkında fakülteniz veya üniversiteniz merkez kütüphanesine giderek, önce kataloglardan (çekmecelerdeki fişlerden); sonra da kütüphaneniz bilgisayarı aracılığıyla kütüphaneniz kataloğundan; daha sonra da internet aracılığıyla s.11’de belirtilen adreslerden kaynak taraması yapınız.

 

TEST

SORU 1.1: Aşağıdakilerden hangisi Türk anayasa hukukunun “resmî bilgi kaynakları” arasında yer almaz?

a) Resmî Gazete

b) Düstur

c) Yürürlükteki Kanunlar Külliyatı

d) TBMM Tutanak Dergisi

e) Öztürk , Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

 

SORU 1.2: 1808 tarihli Sened-i İttifakın metnini aşağıdaki kaynaklardan hangisinde bulabiliriz?

a) Özbudun, Türk Anayasa Hukuku

b) Öztürk , Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

c) Kili  ve Gözübüyük , Türk Anayasa Metinleri.

d) Kocahanoğlu, Gerekçeli ve Açıklamalı Anayasa

e) Gözler, Türk Anayasa Hukuku

 

SORU 1.3: Bir anayasa değişikliği hakkında Anayasa Komisyonunun hazırladığı raporu aşağıdaki kaynaklardan hangisinde bulabiliriz?

a) Resmî Gazete

b) Düstur

c) Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi

d) Danışma Meclisi Tutanak Dergisi

e) Yürürlükteki Kanunlar Külliyatı

 

SORU 1.4: Aşağıdakilerden hangisi bir “monografi”dir?

a) Yusuf Şevki Hakyemez, “2001 Yılında Yapılan Anayasa Değişikliklerinin Siyasal Parti Özgürlüğü Üzerindeki Etkileri”, Anayasa Yargısı, Cilt 19, 550-572.

b) Ergun Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, Ankara, Yetkin Yayınları, Yedinci Baskı, 2002, 436 s.

c) Murat Sevinç , “Güncel Gelişmeler Işığında 1982 Anayasasına Göre Cumhurbaşkanı”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Cilt 57, Sayı 2, Nisan-Haziran 2002, s.107-135.

d) Faruk Bilir, Türkiye’de Milletvekilliği ve Milletvekilliğinin Sona Ermesi, Ankara, Nobel Yay. 2001, 194 s.

e) Yavuz Sabuncu, Anayasaya Giriş, Ankara, İmaj Yayıncılık, Dokuzuncu Baskı, 2003, 360 s.

SORU 1.5: 1954 yılında kabul edilen bir kanun hangi tertip düsturda bulunur?

a) Birinci Tertip

b) İkinci Tertip

c) Üçüncü Tertip

d) Dördüncü Tertip

e) Beşinci Tertip

SORU 1.6: Resmî Gazete hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Ankara’da Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanır.

b) Kural olarak günlüktür.

c) Gazete bayilerinde satılmaz. Abone olanlara
gönderilir.

d) Aynı gün çıkan ikinci sayısına “mükerrer” denir.

e) RG harfleriyle kısaltılır

 

 


 

[1]. Bu konuda daha geniş bilgi için bkz.: Kemal Gözler, Anayasa Hukukunun Metodolojisi, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 1999, s.27-54.

[2]. Genel olarak hukukun bilgi kaynakları konusunda bkz.: Yaşar Karayalçın, Hukukda Öğretim-Kaynaklar-Metod: Problem Çözme, Ankara, BTHAE Yayınları, Dördüncü Baskı, 1994, s.48.

[3]. Bu konuda bilgi edinmek için bkz. Gözler, Anayasa Hukukunun Metodolojisi, op. cit., s.55-67.

 

Bölüm 2
Osmanlı anayasal Gelişmeleri
[1]

 

 

 

 
 
 
Bibliyografya.- Orhan Aldıkaçtı, Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi ve 1961 Anayasası, İstanbul, İÜHF Yayınları, 1982, s.7-76; Bülent Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri: 1789-1980, İstanbul, Der Yayınları, İkinci Baskı, 1995, s.15-180; Recai Galip Okandan, Amme Hukukumuzun Anahatları, İstanbul, İÜHF Yayınları, 1968; Yavuz Abadan ve Bahri Savcı, Türkiye’de Anayasa Gelişmelerine Bir Bakış, Ankara, AÜSBF Yayınları, 1959; Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.3-44; Ali Fuat Başgil, Esas Teşkilat Hukuku: Türkiye Siyasî Rejimi ve Anayasa Prensipleri (Cilt I, Fasikül I), İstanbul, Baha Matbaası, 1960, s.65-106; Mustafa Erdoğan, Türkiye’de Anayasalar ve Siyaset, Ankara, Liberte Yayınları, Üçüncü Baskı, 2001, s.3-31; Christian Rumpf, Türk Anayasa Hukukuna Giriş, Ankara, 1995, s.7-21; Tarık Zafer Tunaya, Siyasî Müesseseler ve Anayasa Hukuku, İstanbul, İÜHF Yayınları, 1975, s.233-260; Coşkun Üçok ve Ahmet Mumcu, Türk Hukuk Tarihi, AÜHF Yayınları, Üçüncü Baskı, 1982, s.304-347. 1808 Sonrası Osmanlı Tarihi İçin Bkz.: Ahmed Cevdet Paşa, Tarih-i Cevdet, İstanbul, Üçdal Neşriyat, 1994, Cilt 4-6; İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihî Kronolojisi, İstanbul, Türkiye Yayınevi, 1972, Cilt IV, s.93-709; Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihî, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1994, Cilt 5-9; Kemal H. Karpat, Türk Demokrasi Tarihi, İstanbul, Afa Yayınları, İkinci Baskı, 1996, s.29-49; Bernard Lewis, Modern Türkiye’nin Doğuşu, Çeviren Metin Kıratlı, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1984.

Osmanlı İmparatorluğunda anayasacılık hareketleri, 1808 tarihli Sened-i İttifakla  başlamakta, 1839 Tanzimat ve 1856 Islahat Fermanıyla gelişmektedir. İlk Anayasa da 1876 tarihli Kanun-u Esasîdir. Şimdi bunları kısaca inceleyelim:

I. Sened-i İttifak (1808)[2]

Hazırlanışı.- 1807 yılında İstanbul’da Kabakçı Mustafa’nın yönetiminde Üçüncü Selim’e karşı bir ayaklanma oldu. Üçüncü Selim tahtan indirildi ve yerine Dördüncü Mustafa geçirildi. Üçüncü Selim’i tekrar tahta oturtmak için Rusçuk âyanı Alemdar Mustafa Paşa İstanbul’a yürüdü. Bunun üzerine Üçüncü Selim öldürüldü. Alemdar Mustafa Paşa tahta İkinci Mahmut ’u geçirdi. Kendisi de sadrazam oldu[3]. Alemdar Mustafa Paşa, devletin otoritesini İstanbul’da tekrar kurdu. Ancak bu devirde, merkezî otorite taşrada tamamıyla etkisizdi. Rumeli ve Anadolu’da âyanlar âdeta bağımsız idareler kurmuşlar ve merkezin otoritesini tanımamaya başlamışlardı[4]. Alemdar Mustafa Paşa, merkezî otoriteyi taşrada hâkim kılmak için Rumeli ve Anadolu âyanlarını İstanbul’a davet etti. Âyanlar İstanbul’a kendi askerleriyle birlikte geldiler ve şehir dışında konakladılar[5]. Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa başkanlığında bir tarafta âyanlar, diğer tarafta devletin ileri gelenleri arasında 29 Eylül 1808’de[6] Kağıthane’de bir toplantı (meşveret-i amme) yapıldı[7]. Toplantıda varılan kararlar “Sened-i İttifak” adı verilen bir belgede tespit edildi ve bu belge Sadrazam, Şeyhülislâm, vezirler ve ayanlar tarafından imzalanıp mühürlendi (7 Ekim 1808)[8] ve Padişaha sunuldu. Daha sonra Padişah İkinci Mahmut Sened-i İttifakı onayladı[9].

Getirdikleri.- Senet bir “giriş”, yedi “şart” ve bir “zeyl (ek)”den oluşmaktadır. Sened-i İttifak ne gibi yenilikler getirmektedir? Sened-i İttifak’ın getirdiklerini üç ayrı grupta toplanabilir[10]:

 

KUTU 2.1: Sened-i İttifak.- Şartı evvel: (...) Gerek vüzera ve ulema ve rical ve gerek hanedanan ve gerek bilcümle ocaklar taraflarından kavlen  ve fiilen, sırren ve alenen bir gûna ihanet ve hilafı emru rıza tavru hareket zuhur ederse, bâdettahkik cesaret edenin tedip ve ibret kılınmasına dahilen ve haricen cümlemiz bilittifak ikdam ve gayret edüp...

(Kaynak: Kili ve Gözübüyük, op. cit., s.3)

1. Merkezin Kazanımları .- Padişahın ve devletin otoritesini herkesin kabul etmesi (şart 1); sadrazama itaat (şart 4); vergi toplanmasına ilişkin emirlere uyma (şart 3); asker ocaklarının Padişaha itaati (şart 1, 2, ve 6); âyanların kendi toprakları dışına müdahale etmemesi (şart 5).

2. Âyanların Kazanımları .- Sadrazamın keyfi eylemlerinin önlenmesi (şart 4); suçsuz âyanlara haksızlık edilmemesi; hanedan haklarının babadan oğula geçmesinin kabul edilmesi; büyük âyanların idare alanlarının tanınması, büyük âyanların kendilerine bağlı küçük âyanlar üzerindeki egemenliklerinin tanınması (şart 5).

3. Genel Kazanımlar.- Sened-i İttifakta “fukara ve reaya ile ilgili şartlar da vardır. Sened “fukara ve reayanın himayet ve siyanetinin esas” aldığını (şart 7) açıkça ilân ediyordu. Sened-i İttifak, “fukara ve reaya”nın korunmasını, “fukara ve reayanın” vergilendirilmesinde ölçülü (hadd-i itidale riayet) davranılmasını (şart 7); ve keza “fukara ve reaya”ya zulüm edilmemesini öngörüyordu (şart 5 ve 7). Sened-i İttifakta genel koruyucu şartlar da vardır. Sadrazamın kanuna aykırı işlere girişmemesi (şart 4); suç işlenmesi durumunda soruşturma yapılmadan ceza verilmemesi (şart 5) gibi. Özetle, kazanımlar sadece merkez ve âyanları değil, geneli ve kamuyu, kısacası halkı da ilgilendirmektedir[11].

Uygulanması.- Sened-i İttifak, 7 Ekim 1808’de imzalanmıştır. Sened-i İttifakın arkasındaki güç olan Alemdar Mustafa Paşa  ise, 15 Kasım 1808’de yeniçeriler tarafından çıkarılan olaylar neticesinde ölmüştür[12]. Böylece Sened-i İttifak etkisini büyük ölçüde yitirmiş, kendisinden bahsedilmez olmuştur. Keza Sened-i İttifakın zeylinde her yeni sadrazam tarafından senedin imzalanması öngörülmüştü. Oysa Sened-i İttifak, Alemdar Mustafa Paşa’nın yerine geçen sadrazamlar tarafından imzalanmamıştır.

Niteliği ve Önemi.- Sened-i İttifak anayasa değil; bir “anayasal belge”dir. İçeriği itibarıyla devlet iktidarının sınırlandırılmasına ilişkindir. Sened-i İttifak fevkalâde önemlidir; çünkü, Türk tarihinde ilk kez devlet iktidarının sınırlandırılabileceği düşüncesi Sened-i İttifak ile ortaya çıkmıştır.

Biçimi: Misak.- Sened-i İttifak, hukukî biçimi olarak “misak” niteliğindedir. Misak, devlet iktidarın sınırlandıran iki taraflı bir belge, bir “sözleşme (mukavele, akit)”dir. Bu itibarla, Sened-i İttifak 1215 tarihli İngiliz Magna Carta sına benzemektedir[13].

II. Tanzimat Fermanı (1839)[14]

1839 yılında İkinci Mahmut’un ölmesi nden sonra yerine Abdülme-cit  geçmiştir. Abdülmecit devletin kuruluşunu yeniden tanzim eden bir ferman ısdar etmiştir. Bu ferman 3 Kasım 1839’da Padişahın, yabancı elçilerin ve halkın huzurunda Gül-hane’de fermanı yazan zamanın Dışişleri Bakanı Mustafa Reşit Paşa  tarafından okunmuştur[15]. Bu nedenle Tanzimat Fermanına “Gül-hane Hatt-ı Hümayunu” da denir.

 

Resim 2.1: Tanzimat Fermanını Mustafa Reşit Paşa Gülhane’de Okuyor (3 Kasım 1839)[16]

Hükümleri.- Tanzimat Fer-manında bir yandan birçok temel hak ve hürriyet tanınmış, diğer yandan da devlet iktidarının kullanılmasına ve sınırlandırılmasına ilişkin birçok ilke kabul edilmiştir. Ancak bu haklar ve ilkeler oldukça dağınık ve iç içe girmiştir. Tanzimat Fermanının değişik yerlerinde tanıdığı haklar ve benimsediği ilkeler şu şekilde özetlenebilir:

 

KUTU 2.2: Tanzimat Fermanı.- (...) Bundan böyle devleti aliye ve memaliki mahrusa-mızın hüsnü idaresi zımmında bazı kavanini cedide vaz ve tesisi lazım ve mühim görünerek işbu kavanini mukteziyenin mevaddı esasiyesi dahi emniyeti can ve mahfuziyeti ırz ve namus ve mal, tayini vergi ve asakiri mukte-ziyenin sureti celp  ve müddeti istihdamı kaziyelerinden ibaret olup (...)

Hemen Rabbimiz Taâla Hazretleri cümlemizi muvaffak buyursun ve bu kavanini müessesenin hilâfına hareket edenler Allahı Taâla Hazretlerinin lânetine mazhar olsunlar ve ilelebed felah bulmasınlar. Amin.                Fi 26 Şaban sene 1255, yevm Pazar.

(Kaynak: Kili ve Gözübüyük, op. cit., s.11-13)

 

         

 

1. Malî güce göre vergi  ilkesi

2. Devlet harcamalarının kanunîliği ilkesi

3. Irz ve namus (şeref ve haysiyet) dokunulmazlığı

4. Ceza yargılamasına ilişkin güvenceler (“yargılanma hakkı”, “yargılamanın aleniliği” ilkeleri)

5. Asker almada adalet ilkesi

6. Can güvenliği  

7. Mülkiyet hakkı

8. Müsadere yasağı

9. Eşitlik ilkesi

10. Kanunun üstünlüğü ilkesi  

 

Temel Haklar Beyannamesi.- Yukarıda görüldüğü gibi, Tanzimat Fermanında kişinin temel hak ve hürriyetleri açısından eksik de olsa derli toplu bir liste bulunmaktadır. Bu bakımdan, aksini düşünenler varsa da, Tanzimat Fermanını  Türklerin ilk “temel haklar beyannamesi” veya “haklar fermanı” olarak görülebilir[17].

Kanunların Hazırlanması: Meclis-i Ahkâm-ı Adliye .- Tanzimat Fermanı kanunların hazırlanması konusunda yeni bir usûl öngörmüştür. Kanunlar kendisine “Meclis-i Ahkâm-ı Adliye” ismi verilen bir kurul tarafından hazırlanacak ve Padişah tarafından onaylanıp yürürlüğe konulacaktır.

Hukukî Niteliği: Ferman.- Tanzimat Fermanı da bir “anayasa” değil, “anayasal belge”dir. Tanzimat Fermanı, hukukî biçimi itibarıyla , Sened-i İttifak gibi iki-yanlı bir işlem, yani bir “misak” değil, tek-yanlı bir işlem, bir “ferman  (octroi) ”dır[18]. Ferman usûlünde hükümdar, tek taraflı olarak, kendi isteğiyle, kendi kendini sınırlandırmakta (auto-limitation)[19], tebaasına birtakım haklar bahşetmektedir. Gerçekten de Padişah Abdülmecit, Tanzimat Fermanında, tebaasına tanıdığı haklardan “müsaadatı şahane” olarak bahsetmekte, “ahaliye taraf-ı şahanesinden emniyet-i kamile verilmiş” olduğunu belirtmektedir. Bu ifadeler Gülhane Hatt-ı Hümayünunun tek yanlı bir işlem, bir “ferman (octroi)” niteliğinde olduğunu göstermektedir.

Tanzimat Fermanının Müeyyidesi.- Tanzimat Fermanının müeyyidesi olarak Padişah, fermanda ilân edilen ilkelere ve konacak kanunlara uyacağına yemin etmektedir. Aynı yeminin ulema ve vüzera tarafından yapılması da Tanzimat Fermanında öngörülmüştür.

III. Islahat Fermanı (1856)[20]

Islahat Fermanı, Kırım Harbinin son yıllarında hazırlanarak Paris Andlaşmasının imzalanmasından altı hafta önce, 28 Şubat 1856’da Bâb-ı Âlî’de bütün bakanlar, yüksek memurlar, şeyhülislâm, patrikler, hahambaşı ve cemaat ileri gelenleri önünde okunarak ilân edildi ve Paris Andlaşmasını hazırlayan devletlere bildirildi[21]. Kitaplarda Islahat Fermanının “dış baskı ” sonucu çıkarıldığının yazılması âdettir. Kırım Harbinde, İngiltere, Fransa ve Avusturya Osmanlı İmparatorluğunu Rusya’ya karşı desteklemişti. 1856 Paris Konferansı öncesinde, Osmanlı İmparatorluğunu Rusya’nın müdahalelerine karşı korumanın bedeli ve Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa Devletleri ailesine katılma sının şartı olarak Avrupa Devletleri birtakım şartlar ileri sürdüler. Bu şartlar Islahat Fermanının esasları olarak Ali Paşa ile İstanbul’daki İngiliz ve Fransız elçileri arasında kararlaştırıldı[22]. Islahat Fermanı da Tanzimat Fermanı gibi Padişah Abdülmecit tarafından ısdar edilmiştir.

 

Resim 2.2: Islahat Fermanı[23]

KUTU 2.3: Islahat Fermanı.- Malum olaki yedi müeyyide mülûkâneme vediai cenabı bârî olan kâffei sunufi tebaî şahanemin her cihetle temamii husuli saadeti hâli akdemi efkârı hayriyet disarı padişahanem olarak... memaliki mahrusai şahanemde bulunan hristiyan ve sair tebai gayri müslime cemaatlerine ecdadı izamım taraflarından verilmiş ve sinini ahirede ita ve ihsan kılınmış olan bilcümle imtiyazat ve muafiyatı ruhaniye bu kere dahi takrir ve ibka kılınıp...

(...) Bir mezhebe tâbi olanların adedi ne miktar olursa olsun, ol mezhebin kemali serbesti ile icra olunmasını temin için tedabiri lazime ve kaviyyenin ittihaz kılınması, ve mezhep ve lisan veyahut cinsiyet cihetleriyle sunufı tebaai saltanatı seniyemden bir sınıfın aher sınıfından aşağı tutulmamasını...  

(...) Memaliki mahrusamda bulunan... hiçbir kimesne bulunduğu dinin ayinini icradan menolunmaması ve bundan dolayı çevrü eza görmemesi ve tebdili din ve mezhep etmek üzere kimse icbar olunmaması ve saltanatı seniyyemizin memurin ve hademesinin intihap ve nasbı tensip ve iradei şahaneme menut olarak tebeai Devleti aliyyemin cümlesi herhangi milletten olursa olsun devletin hizmet ve memuriyetlerine kabul olunacakları...

(...) Bundan böyle ahkamı celilesinin daima ve müstemiren meriyülicra tutulması esbabı lazime ve vesaili kaviyyesinin istihsal ve istikmali hususuna bezli celli himmet eyliyesiz şöyle bilesiz alameti şerifeme itimat kılıasız tahriren faaliyeti evali şehri cemaziyel uhra sene isna ve sebin mieteyn ve elf.

(Kaynak: Kili ve Gözübüyük, op. cit., s.11-13)

Islahat Fermanı Tanzimat Fermanından daha kapsamlıdır. Islahat Fermanının ana hedefi, Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında her yönden tam bir eşitlik sağlamaktı. Din, vergi, askerlik, yargılama, eğitim, memurluk ve temsil alanında o zamana kadar olan farklar kaldırılıyordu. Din bakımından ayrımcılık kaldırılıyor; dini dolayısıyla kimsenin aşağılanmaması öngörülüyor; din değiştirme hakkı kabul ediliyor23a; İslâm dininden çıkmanın ölüm cezasıyla cezalandırılması usûlüne son veriliyordu. Vergi bakımından olan eşitsizlikler de kaldırılıyordu. Keza askerlik bakımından da eşitlik sağlanıyordu. Tanzimata kadar Hristiyan tebaa askere alınmazdı. Islahat Fermanı gayrimüslimlerin de askerlik hizmeti yapmaları prensibini açıkça kabul etmiştir. Ancak askerlik hizmetini yapmak istemeyenler için ise “bedel-i nakdi (=bedelli askerlik)” formülü bulunmuştur. Bu bir derece haraç vergisinin devamı demekti; ama böylece artık Müslümanların da bedel-i nakdi vererek askere gitmeme hakları tanınmış oluyordu[24]. Mahkemelerde gayrimüslimler aleyhine olan eşitsizlikler kaldırılmıştır. Gayrimüslimlerin, Rumlar hariç, devlet memurluklarına geçme hakları yoktu. Islahat Fermanı bu eşitsizliği de gidermiştir. Gerek askerlik, gerek memurluk, bunları hazırlayan okullarla ilgili olduğundan gayrimüslimlerin de askerî ve mülkî okullara girebilmesi esası kabul edilmiştir. Gayrimüslimlere eyalet meclislerinde ve Meclis-i Vâlâda temsil hakkı verilerek onların siyasal hakları da tanınmıştır.

Islahat Fermanının hukukî biçimi de Tanzimat Fermanınınki gibidir; yani bir misak değil, “ferman” niteliğindedir.

Osmanlı imparatorluğunda Islahat Fermanıyla  tebaaya o dönem Avrupa ülkelerinde tanınan temel hak ve hürriyetlerinin önemli bir kısmının tanındığını görmekteyiz.

IV. Kanun-u Esasî: Birinci Meşrutiyet (1876)[25]

Hazırlanışı.- Sultan Abdülaziz  30 Mayıs 1876’da hal edildi. Yerine veliaht Murat Efendi , Beşinci Murat  unvanı ile tahta geçirildi. Beşinci Murat kısa bir süre sonra delirdi. Veliaht Abdülhamit , Mithat Paşa ya haber göndererek Kanun-u Esasîyi ilân edeceği konusunda söz vererek tahta geçirilmesini istedi. 31 Ağustos 1876’da Beşinci Murat hal edildi ve yerine İkinci Abdülhamit  geçirildi[26]. Abdülhamit  söz verdiği üzere Kanun-u Esasîyi 23 Aralık 1876 günü    bir ferman ile ısdar etmiştir. Kanun-u Esasî, halkı temsil eden bir kurucu meclis tarafından hazırlanmamıştır. Keza Kanun-u Esasînin kabulü için bir kurucu referandum da yapılmamıştır. Kanun-u Esasî, hukukî olarak Padişahın tek yanlı bir işleminden doğmuştur. Kanun-u Esasî monokratik anayasa yapma usullerinden biri olan “ferman (octroi) ” usûlüyle yapılmıştır[27].

 

Resim 2.3: Kanun-u Esasînin İlânı (23 Aralık 1876)[28]

Üstünlüğü, Katılığı ve Değiştirilişi.- Kanun-u Esasî kendi üstünlüğünü ve bağlayıcılığını açıkça ilân etmiştir (m.115). Keza Kanun-u Esasî, katı bir anayasadır. Kanun-u Esasînin değiştirilebilmesi için değişiklik teklifinin önce Meclis-i Mebusan ve sonra Heyet-i Âyan tarafından üye tamsayılarının üçte iki çoğunluğuyla kabul edilmesi ve Padişah tarafından onaylanması gerekirdi (m.116). Yani Kanun-u Esasîde tali kurucu iktidar (=anayasayı değiştirme iktidarı) Meclis-i Mebusan ile Padişah arasında paylaştırılmıştı.

Şimdi Kanun-u Esasînin kurduğu anayasal düzeni görelim. İlk önce Kanun-u Esasînin temel ilkelerini, sonra Kanun-u Esasînin vatandaşlara tanıdığı temel haklar ve hürriyetleri, daha sonra da Kanun-u Esasîye göre devletin temel kuruluşunu görelim.

A. Temel İlkeler

1876 Kanun-u Esasîsine göre Osmanlı Devleti bir monarşidir. Yani devlet başkanlığı (saltanat) irsî olarak intikal etmektedir (m.3). Osmanlı devleti bir federal devlet değil, bir üniter devlet idi (m.1). Osmanlı Devleti laik değildi; devletin resmî bir dini vardı; o da “din-i İslâm ” idi (m.11). Kanun-u Esasî ye göre devletin resmî bir dili  vardı; o da Türkçeydi (m.18). Devlet hizmetine girmek için bu dili bilmek gerekmekteydi (m.18).

B. Temel Hak ve Hürriyetler[29]

Kanun-u Esasî 8 ilâ 26’ncı maddelerinde “Tebaa-i Devlet-i Osmaniye’nin Hukuku Umumîye si” başlığı altında Osmanlı tebaasının temel hak ve hürriyetlerini düzenlemiştir. Düzenlenen temel hak ve hürriyetler şunlardır: Vatandaşlık hakkı (m.8), kişi hürriyeti (m.9), kişi güvenliği (m.10), ibadet hürriyeti (m.11), basın hürriyeti (m.12), şirket kurma hürriyeti (m.13), dilekçe hakkı (m.14), öğretim hürriyeti (m.15), eşitlik ilkesi (m.17), devlet memurluğuna girme hakkı (m.19), malî güce göre vergi ilkesi (m.20), konut dokunulmazlığı (m.22), kanunî hâkim güvencesi (m.23), müsadere, angarya yasağı (m.24), vergilerin kanunîliği ilkesi (m.25), işkence yasağı (m.26).

 

KUTU 2.4:     KANUN-U ESASİ

Kabul Tarihi: 7 Zilhicce 1293 (23 Aralık 1876)

Düstur, Birinci Tertip, Cilt 4, s.1-40.

 

Memaliki Devleti Osmaniye

     MADDE 1.- Devleti Osmaniye memalik ve kıtaatı hazırayı ve eyalatı mümtazeyi muhtevi ve yek vücud olmakla hiçbir zamanda hiç bir sebeple tefrik kabul etmez.

    MADDE 2.- Devleti Osmaniyenin payı-tahtı İstanbul şehridir ve şehri mezkurun sair biladı Osmaniyeden ayru olarak bir gûne imtiyaz ve muafiyeti yoktur.

    MADDE 3.- Saltanatı Seniyei Osmaniye hilâfeti kübrayı İslâmiyeyi haiz olarak sülalei âli Osmandan usulü kadimesi veçhile ekber evlada aittir.

MADDE 4.- Zatı Hazreti Padişahi hasbel hilâfe dini İslâmın hâmisi ve bilcümle tebeai Osmaniyenin hükümdar ve padişahıdır.

MADDE 5.- Zatı Hazreti Padişahinin nefsi hümayunu mukaddes ve gayri mesuldür.   (...)

C. Devletin Temel Organları

1876 Kanun-u Esasîsinde, devletin temel organları, modern sistematiğe uygun olarak yasama, yürütme ve yargı olarak üçe ayrılarak düzenlenmiştir.

1. Yasama Organı: Meclis-i Umumî

Türk tarihinde bir yasama organı, yani “parlâmento”, ilk defa Kanun-u Esasîyle kurulmuştur.  Kanun-u Esasînin kurduğu yasama organının adı “Meclis-i Umumî”dir (m.42-80). Mec-lis-i Umumî, “Heyet-i Âyan” ve “Heyet-i Me-busan” isimli iki heyetten oluşmaktadır (m.42). Yani Osmanlı Parlâmentosu iki-meclisli bir parlâmentoydu.

 

Resim 2.4: Meclis-i Umuminin Açılışı (19 Mart 1877)[30]

a) Heyet-i Âyan .- Heyet-i Âyan günümüzün senatolarına tekabül eden bir ikinci meclistir. Heyet-i Âyan azası doğrudan doğruya Padişah tarafından atanır (m.60). Üye sayısı Heyet-i Mebusanın üye sayısını üçte birini geçmeyecektir (m.60). Heyet-i Âyan üyeliği ömür boyudur (kayd-ı hayat) (m.62).

      b) Heyet-i Mebusan.- Heyet-i Mebusan  üyeleri ise Osmanlı tebaasından her ellibin erkek nüfusa bir temsilci seçilmesiyle kurulur (m.65). Seçimler dört yılda bir kere yapılır (m.69). Seçimlerde “gizli oy ilkesi (rey-i hafî  kaidesi)”kabul edilmiştir (m.66). 28 Ekim 1876’da yürürlüğe konulan Talimat-i Muvakkateye[31] gö-

 

Resim 2.5: 1876 Yılında Kasımpaşa'da Birinci Seçmen Seçimi[32]

re, seçimler iki dereceli idi. Yani önce “birinci seçmen (müntehib-i evvel)”leri, “ikinci (münte-hib-i sani)”leri seçiyor, sonra da ikinci seçmenler, “mebusları” seçiyorlardı. Seçim sistemi olarak basit çoğunluk sistemi uygulanıyordu[33].

Kanun Yapma Usûlü.- Kanun teklif etme hakkı Heyet-i Vükelaya  ve kendi görev alanlarında Meclisi Mebusana ve  Heyet-i Âyan’a ve aitti. Kanun teklifleri önce Padişaha iletilir ve onun izni istenirdi (m.53). Padişah izin verirse, teklif Şura-ı Devlete gönderilir; Şura-ı Devlet bir kanun lahiyası hazırlar (m.54); bu lahiya  (tasarı) önce Heyet-i Mebusanda, daha sonra Heyet-i Âyanda görüşülürdü (m.54). Tasarı her iki Meclis tarafından da kabul edilirse, tasdik için Padişaha sunulurdu. Padişah bir “irade-i seniyye” ile tasdik ederse, kanun yürürlüğe girerdi (m.54). Görüldüğü gibi, kanunlar üzerinde Padişahın “mutlak veto ” yetkisi vardır.

2. Yürütme Organı: Padişah ve Heyet-i Vükela

Kanun-u Esasînin kurduğu yürütme organı ikili yapıdadır. Bir tarafta devlet başkanı olarak Padişah, diğer tarafta da Hükûmet vardır.

a) Padişah .- Kanun-u Esasîye göre saltanat Osmanlı sülalesine aittir (m.3). Bu sülalenin içinde ise saltanat, “ekber evlat (seniorat)” sistemine göre geçer (m.3). Yani ölen Padişahın yerine en büyük oğlu değil, Osmanlı ailesinin en yaşlı erkek üyesi geçer. Kanun-u Esasîye göre, Padişah aynı zamanda Halifedir (m.4). Tüm monarşilerde olduğu gibi[34], Osmanlı İmparatorluğunda da Padişah sorumsuz ve kutsaldı (m.5). Yani Padişah ne siyasal nedenlerle görevden alınabilir; ne de Padişah hakkında hukuk veya ceza davası açılabilirdi. Bunun herhangi bir istisnası da yoktu. Padişahın yürütme organının başı olarak birçok yetkileri vardır (m.7): Bakanların tayin ve azli, rütbe ve nişan verilmesi, para basılması, uluslararası andlaşma yapma yetkisi, “harb ve sulh ilânı”, kara ve deniz kuvvetlerinin komutanlığı, kanun ve şeriat hükümlerinin uygulanması, “nizamnamelerin tanzimi”, cezaların hafifletilmesi ve affı, Meclis-i Umumînin toplantıya çağrılması ve tatil edilmesi, Heyet-i Mebusanı fesih hakkı, vb. Bunlara kanunları veto etme yetkisi (m.54) ve istediği kişileri sürgüne gönderme yetkisi (m.113) de eklenebilir.

b) Heyet-i Vükelâ.- “Heyet-i Vükelâ” bakanlar kuruludur. Heyet-i Vükelânın başkanı Sadrazamdır (m.28). Heyet-i Vükelâda Sadrazamdan başka Şeyhülislâm ve diğer vekiller bulunur. Sadrazam, Şeyhülislâm ve diğer vekiller (bakanlar) doğrudan doğruya Padişah tarafından atanır ve azledilirler (m.7, 27). Yani Heyet-i Vükela, Meclis-i Mebusana karşı değil, Padişaha karşı sorumludur. Meclis-i Mebusan güvensizlik oyuyla Heyet-i Vükelayı düşüremez. Kanun-u Esasînin ilk şeklinin kurduğu hükûmet sistemi esas itibarıyla parlâmenter hükûmet sistemine benzemektedir. Ancak yukarıda açıklanan nedenle, Kanun-u Esasînin kurduğu hükûmet sistemini tam anlamıyla “parlâmenter sistem” olarak nitelemek oldukça güçtür. Padişahın sahip olduğu olağanüstü yetkiler de göz önüne alınırsa, Kanun-u Esasînin bir “parlâmenter monarşi”, bir “sınırlı monarşi” kurduğunu söylemek oldukça zordur[35].

3. Yargı Organı

Kanun-u Esasî yargı organını  “mehakim (mahkemeler)” başlığı altında 81 ilâ 91’inci maddelerinde düzenlemiştir. 1876 Kanun-u Esasîsinin yargı konusunda getirdiği güvenceler günümüz Anayasalarının güvencelerden hiç de az değildir. Yargılama faaliyeti önemli güvencelere bağlanmıştır. Kanun-u Esasî de, “hakimlerin azlolunamayacağı ilkesi” (m.81), “mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi” (m.87), “yargılamanın alenîliği ilkesi” (m.82), “hak arama özgürlüğü” (m.83), “mahkemelerin ihkak-ı haktan imtina edemeyecekleri ilkesi” (m.84), “kanunî hâkim güvencesi” (m.85) gibi önemli ilke ve güvenceler tanınmıştır.  Kanun-u Esasînin yargıya ilişkin hükümleri döneminin Batı Avrupa ülkelerinin Anayasalarıyla tamamıyla boy ölçüşebilir niteliktedir. 1876 Kanun-u Esasîsinde yargı yetkisi sahibi artık Padişah değildir. Bu yetki bağımsız mahkemeler tarafından kullanılmaktadır.

Kanun-u Esasînin Değeri.- Kanun-u Esasînin tam anlamıyla “sınırlı (meşrutî) monarşi” kurduğunu sistem kurduğunu söylemek oldukça güçtür. Bunun nedenlerini yukarıda gördük. Bir kere yasama yetkisinin kullanımına Padişahın çok önemli müdahaleleri vardır (kanun teklifinin görüşülebilmesi için Padişahın izni ve yürürlüğe girmesi için onayı gerekir). Bakanlar Kurulu, parlamentoya karşı değil, Padişaha karşı sorumludur. Özetle yasama ve yürütme fonksiyonu hâlâ büyük ölçüde Padişaha bağımlıdır. Bu iki fonksiyon bakımından Padişahının yetkileri anlamlı bir şekilde sınırlandırılmış olduğunu söylemek oldukça güçtür. Ancak bununla birlikte, yargı fonksiyonu artık Padişahın egemenliğinden çıkmıştır. Yargı fonksiyonu bağımsız mahkemelere verilmiştir. Diğer yandan birçok temel hak ve hürriyet de tanınmıştır. Özetle, parlâmenter meşrutî monarşi tam anlamıyla kurulamamış olsa da, artık mutlak monarşiden çıkılmıştır.

Uygulama.- Abdülhamit, daha Meclis-i Mebusan toplanmadan Mithat Paşayı azletti ve sürgüne gönderdi (5 Şubat 1877). Meclis ilk içtimaını 20 Mart 1877’de yapmıştır. Bu tarihten itibaren 56 içtima (toplantı) yaptıktan sonra 28 Haziran 1877’de feshedilmiştir. 1877’de ikinci seçimler yapılmış ve 13 Aralık 1877’de Meclis-i Umumî tekrar toplanmış ve 29 toplantı yaptıktan sonra 14 Şubat 1878’de Abdülhamit tarafından “tatil” edilmiş ve bir daha 1908 yılına kadar toplantıya çağrılmamıştır[36]. Abdülhamit bundan sonra adım adım mutlakıyetçi bir rejim kurmuştur.

V. 1909 Kanun-u Esasî Değişiklikleri 
(İkinci Meşrutiyet
)[37]

Olaylar.- İttihat ve Terakki örgütü Abdülhamit’in istibdat rejimine karşı mücadele ediyordu. 1908 Temmuzunda Abdülhamit’e karşı yapılan toplantı ve mitingler bütün Rumeli’yi sardı. 400 kişilik çetesiyle birlikte kolağası Niyazi Bey, Resne’de dağa çıktı. 23 Temmuz 1908 günü İttihat ve Terakki Manastır’da hürriyet ilân etti. Aynı günün gecesi Abdülhamit Kanun-u Esasîyi yeniden yürürlüğe koydu ve böylece İkinci Meşrutîyet ilân edilmiş oldu. Abdülhamit, nazırları da değiştirdi. Bu durumda da İttihat ve Terakki Cemiyeti Abdülhamit’in tahtta kalmasına rıza gösterdi[38].

Heyet-i Mebusan Seçimleri.- Yeni Meclis-i Mebusanın oluşturulması için Kasım-Aralık 1908’de seçimler yapıldı. Seçimlerde İttihat ve Terakki Cemiyeti listeleri kazandı[39]. Yeni Meclis-i Umumî 17 Aralık 1908 günü Padişahın nutkuyla açıldı. Epey bir süre etkili bir şekilde çalıştı. Zamanla İttihat ve Terakkiye karşı muhalefet arttı ve 13 Nisan 1909 (31 Mart 1325)’da, İstanbul’da tarihimizde “31 Mart Vak’ası” şeklinde bilinen ayaklanma oldu. Ayaklanmayı bastırmak için İttihat ve Terakkinin güçlü olduğu Selanik’ten Hareket Ordusu  İstanbul’a yürüdü ve 24 Nisan 1909’da İstanbul’a girdi ve ayaklanmayı bastırdı. 27 Nisan 1909’da Meclis-i Umumî-i Millet İstanbul’da toplandı ve Abdülhamit’in “tahtan indirilmesine” ve Mehmet Reşat’ın “tahta çıkarılmasına” karar verdi. Abdülhamit Selanik’e  gönderildi[40]. Bu tarihten (27 Nisan 1909) sonra Padişahın siyasal sistemdeki etkisi kırılmıştır. Osmanlı Padişahı bu tarihten sonra meşrutî monarşideki bir hükümdar gibi, sembolik yetkileri olan bir devlet başkanı konumuna düşmüştür. Böylece ülkede meşrutî monarşi gerçekleşmiş oluyordu. Hareket Ordusunun müdahalesi, ülkemizde siyasal iktidara karşı ordunun yapmış olduğu ilk doğrudan müdahaledir. Ülkemizde bunun örneklerine daha sonra da rastlanılacaktır[41].

Ayaklanmanın bastırılması ve Padişahın değiştirilmesinden sonra Meclis-i Umumî yoğun bir çalışma içine girdi. 1876 Kanun-u Esasîsi, kendi öngördüğü usûle uyularak 8 Ağustos 1909 tarihli kanunla büyük ölçüde değiştirildi. Toplam olarak 21 maddede değişiklik yapıldı. Bir madde kaldırıldı ve üç yeni madde eklendi[42]. Şimdi 1909 değişikliklerinin neler getirdiklerini özetleyelim:

Temel Hak ve Hürriyetlerle İlgili Değişiklikler.- Temel hak ve hürriyetler alanında şu yenilikler yapılmıştır: Kanun dışı tutuklama yasağı (m.10), sansür yasağı (m.12) getirilmiştir. Haberleşme gizliliği esası (m.119) benimsenmiş, toplanma (m.120) ve dernek kurma hakları (m.120) tanınmış, padişahın sürgün yetkisi (m.113) kaldırılmıştır.

Yasamayla İlgili Değişiklikler.- Meclis-i Mebusan ve Heyet-i Âyanın kuruluşlarında bir değişiklik olmamıştır. Ancak yasama yetkisinin kullanılmasında önemli değişiklikler yapılmıştır. Bir kere kanun teklif etmek için Padişahın iznini alma şartı kaldırılmıştır. İkinci olarak kanun tekliflerinin ilk önce Şura-ı Devlette görüşülmeleri usûlü ilga edilmiştir. Üçüncü olarak Kanun-u Esasînin ilk şeklinde olan Padişahın mutlak veto yetkisi, 1909 değişikliği ile “geciktirici ve zorlaştırıcı veto yetkisi”ne dönüştürülmüştür. Meclis-i Umumî Padişahın veto ettiği kanunları üçte iki çoğunluğuyla kabul ederse Padişah kanunu tasdik etmek zorunda kalmaktadır. Bu şu anlama gelmektedir ki, artık Padişah “egemen” değildir. Zira, Parlâmento bir kanunu Padişaha rağmen çıkarabilmektedir.

Yürütmeyle İlgili Değişiklikler.- Kanun-u Esasîde Padişah ve Heyet-i Vükelayla ilgili şu değişiklikler yapılmıştır:

a) Padişahla İlgili Değişiklikler.- 1876 Kanun-u Esasîsinin ilk şeklindeki Padişahın görev ve yetkileri, 1909 değişikliğinde de esas itibarıyla korunmuştur (m.7). Ancak artık Padişah, bu yetkilerini sadrazam ve ilgili vekilin karşı-imzasıyla kullanabilir[43]. 1909 değişiklikleriyle Padişahın 113’üncü maddede öngörülen “sürgüne gönderme” yetkisi kaldırılmış, 35’inci maddede öngörülen “fesih hakkı” da kullanılamaz hale getirilmiştir. Diğer yandan Padişahın milletlerarası andlaşma “akdetme” yetkisi Meclis-i Umumînin tasdiki şartına bağlanmıştır (m.7).

b) Heyet-i Vükelâyla İlgili Değişiklikler .- Heyet-i Vükelânın kuruluş tarzı tamamen değiştirilmiştir. 1909 değişikliğine göre, sadrazam (başbakan) Padişah tarafından atanacak, diğer vekiller (bakanlar) ise sadrazam tarafından seçilecektir (m.29). Hükûmetin kuruluş şemasının parlâmenter sisteme tam anlamıyla uygun olduğunu söyleyebiliriz. 1909 değişiklikleri ile Heyet-i Vükelânın (Bakanlar Kurulunun) Padişaha karşı değil, Meclis-i Mebusana karşı sorumlu olduğu esası kabul edilmiştir (m.30). 1909 değişikliği bakanların kolektif ve bireysel sorumluluklarını açıkça kabul etmektedir. Meclis-i Umumî Heyet-i Vükelayı güvensizlik oyuyla düşürebilecektir. Yukarıda 1876 Kanun-u Esasîsinin ilk şeklinde yürütme organının aslî unsurunun Padişah olduğunu görmüştük. 1909 değişikliğinden sonra ise yukarıda gördüğümüz gibi yürütme organının aslî unsuru artık “Heyet-i Vükelâ (Bakanlar Kurulu)”dır. Yürütme yetkisinin Padişahtan Heyet-i Vükelâya doğru kaydığını söyleyebiliriz. Bu değişikliklerle Kanun-u Esasînin benimsediği hükûmet sisteminin parlâmenter hükûmet sistemi olduğunu söyleyebiliriz.

Yargıyla İlgili Değişiklikler.- 1876 Kanun-u Esasînin ilk şeklinin de yargıya ilişkin hükümlerinin döneminin koşullarında mükemmel olduğunu söylemiştik. Her halde bu nedenle olsa gerek, 1909 değişikliklerinde yargıya ilişkin bir değişiklik yapılması ihtiyacı hissedilmemiştir.

1909 Anayasa Değişikliklerinin Değerlendirilmesi.- 1909 değişikleriyle artık Osmanlı rejimi bir “meşrutî (sınırlı, anayasal) monarşi” haline gelmiştir. Böyle bir sistem esas itibarıyla demokratiktir. Böyle bir sistemde yasama yetkisi halkın temsilcilerinden oluşan yasama organı; yürütme yetkisi ise esas itibarıyla yasamanın güvenine dayanan hükûmet tarafından kullanılır. Padişahın gerek yasama ve gerek yürütme alanındaki yetkileri semboliktir. 1909 değişiklikleriyle Osmanlı İmparatorluğunun mutlak monarşiden kesin olarak çıktığını ve “sınırlı monarşi” dönemine girdiğini söyleyebiliriz.

Uygulama.- Ancak bilindiği gibi rejim, kısa bir süre sonra İttihat ve Terakki diktatörlüğüne dönüşmüştür. Bu dönemdeki uygulamaları demokratik olarak nitelendirebilmek oldukça güçtür. En azından yapılan seçimlerin serbestliği pek şüphelidir. Seçimlerde İttihat ve Terakkinin baskıları söz konusudur. Osmanlı İmparatorluğu 1909 değişikliklerini izleyen dönemde, Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı gibi oldukça güç günler yaşamıştır. Birinci Dünya Savaşından yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğunun ülkesinin önemli bir kısmı (başkent dahil) işgal altına girdi.

- Osmanlı Anayasal Gelişmeleri Hakkında Genel Bir Değerlendirme

Genelde ülkemizde anayasacılık hareketlerinin geç başladığı, demokrasi deneyimimizin az olduğu, Batıda demokrasi uğrunda yüzyıllarca savaş verildiği, ülkemizde ise bu işe yeni başlandığı gibi fikirler hakimdir. Hemen belirtelim ki, bu yöndeki genel kanılar yanlıştır ve maalesef bu yanlışlığı görmemiz için bir Alman hukukçudan, Cristian Rumpf’tan, şu satırları okumayı bekledik:

“Anayasa tarihinin ayrıntılı olarak incelenmesi, Osmanlı İmparatorluğundaki makropolitik demokrasi kurumlarının, ‘Avrupa’da ortaya çıkan benzerlerini sadece birkaç yıl gecikmeyle izlediğini gösterir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin Almanya’dan daha fazla demokrasi deneyimi vardır”[44].

Gerçekten yukarıda üçüncü bölümde gördüğümüz gibi Dünyada ilk Anayasa, 1787 tarihli Amerikan Anayasasıdır. İkinci Anayasa ise 1791 tarihli Fransız Anayasasıdır. Diğer anayasalar tarih olarak şöyle sıralanabilir: 1812 İspanyol, 1814 Norveç, 1831 Belçika, 1848 İtalya (Statut Albertin), 1848 İsviçre, 1887 Hollanda, 1889 Japonya Anayasalar [45]. Görüldüğü gibi ilk Osmanlı Anayasasının tarihi olan 1876 Dünya anayasacılık tarihinde oldukça erken bir tarihtir. Hele 1808 Sened-i İttifakı, 1839 Tanzimat Fermanı ve 1856 Islahat Fermanının içerikleri bakımından anayasal nitelikte olan belgeler olduğu hatırlanırsa, Osmanlı İmparatorluğunun bu alanda Batılı örneklerinden pek de geri kalmadığı, hatta birçok ülkeden önde bile olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Yukarıda da gördüğümüz gibi ülkemizde devlet iktidarının sınırlandırılması ve temel hak ve hürriyetlerin tanınması ve korunması fikri 1808’den bu yana vardır. 1808 tarihli Sened-i İttifakta birçok temel hak ve hürriyet tanınmıştır. Yine bu belgede Hükümdarın yetkilerinin sınırlandırılması ilkesi benimsenmiştir. 1839 Tanzimat Fermanında ise temel hak ve hürriyetler konusunda oldukça ileri bir liste vardır. 1856 Islahat Fermanında bu liste geliştirilmiş; özellikle din ve mezhep bakımından eşitlik ilkesi tanınmıştır. 1876 Kanun-u Esasîsi biçimsel anlamda anayasa özelliklerini yerine getiren, yani kanunlardan üstün ve katı bir anayasadır. Temel hak ve hürriyetleri eksiksiz tanımıştır. Devletin temel kuruluşunu bu Anayasa düzenlemiştir. Yargı yetkisi bağımsız mahkemelere verilmiş ve zamanı için mükemmel sayılacak güvencelere bağlanmıştır. Yargı yetkisinin sahibi ülkemizde 1876’dan sonra kesin bir şekilde artık Padişah değildir. 1876 Kanun-u Esasîsinin ilk şeklinde yasama ve yürütme yetkilerinin hâlâ büyük ölçüde Padişaha bağımlı olduğunu yukarıda gördük. Bu nedenle tam bir meşrutî monarşinin kurulamamış olduğuna işaret ettik. Ancak 1909 anayasa değişiklikleri ile ülkemizde bu anayasal monarşi kurulabildiğini söyledik. 1909’dan sonra, artık, sadece yargı değil, yasama ve yürütme de Padişahın elinde değildir. Yasama yetkisi Meclise, yürütme yetkisi de yasamanın güvenine dayanan Heyet-i Vükelâya aittir. Ülkemizde daha 1909 yılında, demokrasinin tüm anayasal kurumları hukukî planda kurulmuştur. Şüphesiz bu, ülkenin bu dönemde fiilen de demokratik bir şekilde yönetildiği anlamına gelmez. Ancak demokrasinin hukukî kurumları konusunda Türkiye’nin çok eskiye dayanan önemli deneyimi vardır. Kaldı ki, o dönemin demokratikliğini o dönemin koşullarına göre değerlendirmek gerekir. O dönemde diğer ülkelerde de bugünkü anladığımız anlamda bir demokrasi yoktur.

 

ÖZET

Sened-i İttifak: 1. Osmanlı anayasal gelişmeleri Sened-i İttifak ile başlar. 2. Sened-i İttifak, merkez ile ayanlar arasında yapılmış bir pazarlığın sonucudur. 3. Hukukî niteliği itibarıyla ”misak” niteliğindedir. 

Tanzimat Fermanı:  1. Türklerin ilk haklar beyannamesidir. 2. Bir anayasa değil, anayasal belgedir. 3. Hukukî niteliği itibarıyla bir “ferman”dır. 4.  Türkiye’de hukuk devletine geçişisin ilk adamıdır (Kanunların üstünlüğü ilkesini tanıdığı için).

Islahat Fermanı:  Müslim  ve gayri müslim teb’a arasında eşitlik ilkesini tanımıştır.

Kanun-u Esasî: 1. İlk Türk anayasasıdır. 2. Kanun-u Esasînin ilân edilmesine “Birinci Meşrutiyet” denir (1876). 3. Kanun-u Esasî, “meşrutî (sınırlı) monarşi” kurmaya çalışmıştır. Ancak bunda başarılı olamamıştır. 4. İki meclisli bir parlâmento kurmuştur (Meclisi Mebusan+Meclisi Ayan=Meclisi Umumî). 5. Bu dönemde iki-dereceli seçim esası uygulanmıştır.

1909 Anayasa Değişiklikleri (İkinci Meşrutiyet): 1. 1909 değişiklikleriyle (İkinci meşrutiyet) Osmanlı anayasal sistemi “meşrutî monarşi (sınırlı, anayasal monarşi)” hâline gelmiştir. 2. Padişahın sürgün yetkisi kaldırılmıştır. 3. Sansür ilk defa yasaklanmıştır. 4. Padişahın fesih yetkisi kullanılamaz hâle getirilmiştir. 5. Bakanların parlâmento karşısında kolektif ve bireysel siyasal sorumlulukları ilk kez 1909 değişiklikleri (ikinci meşrutiyette) kabul edilmiştir.

 

ANAHTAR TERİMLER

1909 değişiklikleri

31 Mart Vak’ası

Âyanlar

Can güvenliği

Ekber evlat

Ferman

Fukara ve reaya

Gülhane Hattı Hümayunu

Hareket Ordusu

Heyet-i Âyan

Heyet-i Mebusan

Heyet-i Vükelâ

Islahat Fermanı

İkinci Meşrutiyet

İttihat ve Terakki

Kanunî hâkim ilkesi

Kanun-u Esasî

Kırım Harbi

Malî güce göre vergi

Meclis-i Ahkâm-ı Adliye

Meclis-i Umumî

Meşveret-i Amme
Mutlak veto

Padişah

Paris Andlaşması

Resmî dil

Sadrazam

Saltanat

Sened-i ittifak

Seniorat

Sınırlı monarşi

Sürgüne gönderme

Şeyhülislâm

Tanzimat Fermanı

İSİMLER

Abdülaziz

Abdülmecit

Alemdar Mustafa Paşa

Âli Paşa

İkinci Abdülhamit

İkinci Mahmut

Kabakçı Mustafa

Mithat Paşa

Murat Efendi

Mustafa Reşit Paşa

Üçüncü Selim

 

DAHA FAZLASI İÇİN

Orhan Aldıkaçtı, Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi ve 1961 Anayasası, İstanbul, İÜHF Y.,1982, s.7-76.

Bülent Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri: 1789-1980, İstanbul, Der Yayınları, 1995, s.15-180.

Recai Galip Okandan, Amme Hukukumuzun Anahatları, İstanbul, İÜHF Yayınları, 1968.

Mustafa Erdoğan, Türkiye’de Anayasalar ve Siyaset, Ankara, Liberte Yayınları, 3. Baskı, 2001, s.1-43.

ÖDEV

ÖDEV 2.1: Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, Kanun-u Esasînin metinlerini bulup okuyunuz (Bkz.: Suna Kili ve A. Şeref Gözübüyük, Türk Anayasa Metinleri, Ankara, Türkiye İş Bankası Yayınları, 2000; Server Tanilli, Anayasalar ve Siyasal Belgeler, İstanbul, Cem Yayınevi, 1976). Ne kadarını anladınız? Bir de aynı metinlerinin İngilizce çevirilerini bulup okuyunuz. Ne kadar anladınız? (Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı ve Kanun-u Esasînin İngilizce çevirilerine Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsünün internet sitesinden (http://www.ata.boun.edu.tr/ Department%20Webpages/ATA_517/resources.html) ulaşabilirsiniz.

ÖDEV 2.2: Tanzimat Fermanı ve Islahat Fermanını modern kanun yazma tekniğine uygun olarak ve günümüz Türkçesiyle madde madde tekrar kaleme almaya çalışınız.

ÖDEV 2.3: Sened-i İttifakın gerek içerik, gerek biçim ve hukukî nitelik itibarıyla 1205 tarihli İngiliz Magna Cartası ile karşılaştırınız. Benzerlikler ve farklılıklar nelerdir?

ÖDEV 2.4: 1910 yılı itibarıyla Osmanlı İmparatorluğu acaba bir demokrasi olarak kabul edilebilir mi? Tartışınız?

TEST

SORU 2.1: Türkiye’de Anayasacılık hareketleri aşağıdakilerden hangisiyle başlamaktadır?

a) Fatih Kanunnamesi

b) Tanzimat Fermanı

c) Islahat Fermanı

d) Sened-i İttifak

e) Kanun-u Esasî

SORU 2.2: Türk tarihindeki ilk Anayasa aşağıdakilerden hangisidir?

a) Sened-i İttifak

b) Kanun-u Esasî

c) Tanzimat Fermanı

d) Islahat Fermanı

e) 1921 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu

SORU 2.3: Aşağıdaki sıralamalardan hangisi tarihsel olarak doğrudur?

a) Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, Kanun-u Esasî.

b) Islahat Fermanı, Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı; Kanun-u Esasî. 

c) Sened-i İttifak, Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı, Kanun-u Esasî.

d) Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı, Sened-i İttifak, Kanun-u Esasî.

e) Sened-i İttifak, Kanun-u Esasi, Tanzimat Fermanı. Islahat Fermanı.

SORU 2.4: Aşağıdakilerden hangisinin hukukî biçimi “misak”tır?

a) Sened-i İttifak

b) Tanzimat Fermanı

c) Islahat Fermanı

d) Kanun-u Esasî

e) Teşkilât-ı Esasiye Kanunu

c) Sened-i İttifak, sadece ayanların değil, aynı zamanda halkın haklarını da koruyordu.

d) Türk anayasa gelişmeleri Sened-i İttifak ile başlar.

e) Sened-i İttifak hukukî biçim olarak “ferman” niteliğindedir.

SORU 2.9: 1839 Tanzimat Fermanı hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane’de okunmuştur.

b) Bir haklar beyannamesi olarak görülebilir. .

c) Hukukî biçimi itibarıyla bir “misak” niteliğindedir.

d) Müeyyide olarak, Padişahın yemini vardır.

e) Kanunların hazırlanmasıyla görevli bir Meclis-i Ahkam-ı Adliye isimli bir kurul kurmuştur.

SORU 2.10: Islahat Fermanı  hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?

a) Islahat Fermanı , Kırım Harbinin  son yıllarında, Paris Konferansı  öncesinde hazırlanmıştır.

b) Islahat Fermanının genellikle “dış baskı ” sonucu çıkarıldığı kabul edilmektedir.

c) Islahat Fermanı Padişah Abdülmecit  tarafından ısdar edilmiştir.

d) Islahat Fermanı Tanzimat Fermanından daha dar kapsamlıdır.

e) Islahat Fermanının ana hedefi, Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında her yönden tam bir eşitlik sağlamaktı.

SORU 2.11: 1876 Kanun-u Esasîsinin ilk şekline göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Devlet şekli olarak “üniter devlet” benimsenmiştir

b) Padişah Meclis-i Mebusanı feshedebilir.

c) Heyeti Vükela Heyeti Mebusana karşı sorumludur.

d) Kurduğu Parlâmento iki-meclislidir.

e) Padişahın kanunlar üzerinde mutlak veto yetkisi vardır.

SORU 2.12: 1876 Kanunu Esasisinin öngördüğü günümüzde “senato ”lara tekabül edebilecek olan ikinci meclisin ismi nedir?

a) Şurayı Devlet

b) Heyet-i Mebusan

c) Heyet-i Ayan  

d) Divanı Ali

e) Meclis-i Ahkâm-ı Adliye

SORU 2.13: Kanunu Esasisinin 1909 değişikleriyle (İkinci Meşrutiyet) aşağıdakilerden hangisi yapılmamıştır?

a) Kanun teklif etmek için Padişahın izni şartı kaldırılmıştır.

b) Padişahın mutlak veto yetkisi, zorlaştırıcı veto yetkisine dönüştürülmüştür.

SORU 2.5: Ayanların haklarının merkeze karşı güvence altına alındığı anayasal belge aşağıdakilerden hangisidir?

a) Sened-i İttifak

b) Tanzimat Fermanı

c) Islahat Fermanı

d) Kanun-u Esasî

e) İkinci Meşrutiyet

SORU 2.6: Gayrimüslim tebaanın da askerlik hizmeti yapmaları prensibi ilk defa aşağıdakilerden hangisiyle kabul edilmiştir?

a) Sened-i İttifak

b) Tanzimat Fermanı

c) Islahat Fermanı

d) Kanun-u Esasî

e) İkinci Meşrutiyet

SORU 2.7: Osmanlı İmparatorluğu tam anlamıyla bir “meşrutî (sınırlı) monarşi” hâline ilk defa aşağıdakilerden hangisiyle gelmiştir?

a) Sened-i İttifak

b) Tanzimat Fermanı

c) Islahat Fermanı

d) Kanun-u Esasî

e) İkinci Meşrutiyet

SORU 2.8: Sened-i İttifak hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Sened-i İttifak, 1808’de Kağıthane’de Alemdar Mustafa Paşa başkanlığında Meşveret-i Amme isimli bir toplantıda hazırlandı.

b) Türk tarihinde devlet iktidarının sınırlandırılabileceği düşüncesi ilk defa Sened-i İttifakla ortaya çıkmıştır.

 

c) Mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi kabul edilmiştir.

d) Vekillerin (bakanların) kolektif ve bireysel sorumlulukları kabul edilmiştir.

e) Vekillerin (bakanların) Sadrazam tarafından seçilmesi esası getirilmiştir.

SORU 2.14: Aşağıdaki ikililerden hangisi arasında bir ilişki yoktur?

a) Sened-i  İttifak – Alemdar Mustafa Paşa.

b) Tanzimat Fermanı – Mustafa Reşit paşa

c) Islahat Fermanı –  Ahmet Cevdet Paşa.

d) Kanun-u Esasi – Mithat Paşa

e) İkinci Meşrutiyet ­– İttihat ve Terakki Cemiyeti

SORU 2.15: Aşağıdaki ilkelerden hangisi Sened-i İttifakın kabul ettiği ilkelerden (hükümlerden, şartlardan) biri değildir?

a) Vergi toplanmasına ilişkin emirlere uyma şartı.

b) Asker ocaklarının padişaha itaati şartı

c) Hanedan (âyan) haklarının babadan oğula geçmesi şartı.

d) Fukara ve reayanın korunması şartı.

e) Mülkiyet hakkı.

SORU 2.16: Aşağıdaki ilkelerden hangisi Tanzimat Fermanı tarafından kabul edilmiş ilkelerden birisi değildir?

a) Malî güve göre vergi ilkesi.

b) Devlet harcamalarının kanuniliği ilkesi

c) Asker almada adalet ilkesi.

d) Gaşrimüslimlerin eyalet meclislerinde temsil hakkı

e) Müsadere yasağı

SORU 2.17: Aşağıdaki ilkelerden hangisi Islahat Fermanı tarafından kabul edilmiş ilkelerden birisi değildir?

a) Din bakımından ayrımcılık yasağı.

b) Din değiştirme hakkı.

c) Gayrimüslim teb’aya da askerlik hakkı tanınması.

d) Gayrimüslimlere devlet memuru olma hakkının tanınması.

e) Angarya yasağı.

SORU 2.18: Kanunu Esasisinin 1909 değişikleriyle (İkinci Meşrutiyet) aşağıdakilerden hangisi yapılmamıştır?

a) Padişahın sürgün yetkisi kaldırılmıştır.

b) Hakimlerin azledilemeyeceği ilkesi kabul edilmiştir.

c)  Haberleşmenin gizliliği esası kabul edilmiştir.

d) Toplanma ve dernek kurma hürriyeti kabul edilmiştir.

e) Sansür yasağı kabul edilmiştir.

SORU 2.19: Kanun-u Esasîye göre Heyet-i Âyan üyelerinin görev süresi ne kadardır?

a) 2 yıl        b) 3 yıl      c) 4 yıl    

         d) 5 yıl         e) Hayat boyudur

 


 

[1]. Bu bölüm Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.3-42’den özetlenmiştir.

[2]. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.3-12; Selçuk Özçelik, “Sened-i İttifak”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt, XXIV, 1958, No 1-4, s.1 vd; Halil İnalcık, “Sened-i İttifak ve Gülhane Hatt-ı Hümayunu”, Belleten, Cilt XXXVIII, 1962, Sayı 112, s.603 vd; Hayati Hazır, “Sened-i İttifakın Kamu Hukuku Bakımından Önemi”, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 1984, Sayı 2, s.24 vd; Aldıkaçtı, op. cit., s.35-39; Bülent Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri: 1789-1980, İstanbul, Der Yayınları, İkinci Baskı, 1995, s.33-52; Sened-i İttifakın metni için bkz.: Suna Kili ve A. Şeref Gözübüyük, Türk Anayasa Metinleri, Ankara, Türkiye İş Bankası Yayınları, 1985, s.3-7; Server Tanilli, Anayasalar ve Siyasal Belgeler, İstanbul, Cem Yayınevi, 1976, s.3-8.

[3]. Olayların tarihsel gelişimi için bkz. Ahmed Cevdet Paşa, Tarih-i Cevdet, İstanbul, Üçdal Neşriyat, 1994, Cilt 4, s.2180-2200; İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihî Kronolojisi, İstanbul, Türkiye Yayınevi, 1972, Cilt IV, 93-97; Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1994, Cilt 5, s.81-95.

[4]. Cevdet Paşa, op. cit., c.V, s.2239; Karal, op. cit., c.V, s.90.

[5]. Cevdet Paşa, op. cit., c.V, s.2240-2241.

[6]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.35.

[7]. Cevdet Paşa, op. cit., c.V, s.2239.

[8]. Tarih için bkz. Arsel, Türk Anayasa Hukuku..., op. cit., s.16.

[9]. Cevdet Paşa, op. cit., c.V, s.2243.

[10]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.37-38.

[11]. Ibid., s.38. 

[12]. Danişmend, op. cit., c.IV, s.95-97.

[13]. Özçelik, op. cit., c.II, s.49; Aldıkaçtı, op. cit., s.38.

[14]. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.12-19; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.69-77; Üçok ve Mumcu, op. cit., s.311-314; Okandan, op. cit., s.63-70; Aldıkaçtı, Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi..., op. cit., s.40-46; Arsel, Türk Anayasa Hukuku..., op. cit., s.18-19; Özçelik, Esas Teşkilat Hukuku Dersleri, op. cit., c.II., s.52-55; Rumpf, Türk Anayasa Hukukuna Giriş, op. cit., s.9-10; Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.92-98; Ahmet Mumcu, İnsan Hakları ve Kamu Hürriyetleri, Ankara, Savaş Yayınları, 1994, s.185-196; Tarihsel Gelişim için bkz.: Karal, Osmanlı Tarihi, op. cit., c.V, s.169-191. Tanzimat Fermanının metni için bkz: Düstur, Birinci Tertip, Cilt 1, s.-7; Kili ve Gözübüyük, op. cit., s.11-13; Tanilli, Anayasalar ve Siyasal Belgeler, op. cit., s.8-11.

[15]. Aldıkaçtı, op. cit., s.42; Üçok ve Mumcu, op. cit., s.309;

[16]. Resmî ben Mümtaz Soysal ve Fazıl Sağlam, “Türkiye’de Anayasalar”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, İstanbul, İletişim Yayınları, 1983, Cilt I, s.21’den aldım. Resmin kimin çizdiğini ve ilk defa nerede yayınlandığını tespit edemedim. 

[17]. Üçok ve Mumcu, op. cit., s.313. Karşı görüş için bkz.: Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.96.

[18]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.69; Rumpf, op. cit., s..9.

[19]. Özçelik, Esas Teşkilat Hukuku Dersleri, op. cit., c.II., s.55.

[20]. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.19-23; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.78-79; Üçok ve Mumcu, op. cit., s.314-316; Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.98-101; Rumpf, Türk Anayasa Hukukuna Giriş, op. cit., s.10; Arsel, Türk Anayasa Hukukunun Umumî Esasları, op. cit., s.19-20; Okandan, op. cit., s.73-75; Karal, Osmanlı Tarihi, op. cit., c.V, s.248-252. Islahat Fermanının Metni İçin Bkz.: Düstur, Birinci Tertip, Cilt I, s.7; Kili ve Gözübüyük, op. cit., s.14-18; Tanilli, Anayasalar ve Siyasal Belgeler, op. cit., s.11-17.

[21]. Karal, Osmanlı Tarihi, c.V, s.248.

[22]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.78.

[23]. Resmin Kaynağı: http://www.hukukmuzesi.com/hukukmuzesi/hm212d.html.

23a. Bu arada belirtelim ki, Türkiye’de 1856’da tanınan din değiştirme hakkı, Yunanistan’da hâlâ yoktur. 1975 Yunan Anayasası din değiştirmeyi açıkça yasaklamaktadır (m.13/2: Proselytism is prohibited) (http://www.hri.org/MFA/syntagma/artcl50.html).(Erdoğan, Anayasa ve Özgürlük, op. cit., s.308).

[24]. Karal, Osmanlı Tarihi, op. cit., c.V, s.252.

[25]. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.23-36; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.101-183; Okandan, Amme Hukukumuzun Anahatları, op. cit., s.116-481; Aldıkaçtı, Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi..., op. cit., s.47-74; Arsel, Türk Anayasa Hukukunun..., op. cit., s.22-40; Özçelik, c.II, s.60-98; Soysal, op. cit., s.21-25; Rumpf, op. cit., s.11-12; Eroğul, op. cit., s.184-194; Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.101-107; Ömer Anayurt, “1876 Kanun-u Esasisî ve 1909 Değişikliklerinde Temel Hak ve Hürriyetler”, Yeni Türkiye, Yıl 4, Sayı 21, (Mayıs-Haziran 1988), s.660-672. Toplu Eserler: Türk Parlâmentoculuğunun İlk Yüzyılı: 1876-1976, Ankara, Siyasî İlimler Türk Derneği Yayınları, Tarihsiz (1977?); Armağan: Kanun-u Esasînin 100. Yılı, Ankara, 1978.

[26]. Olaylar için bkz. Karal, Osmanlı Tarihi, op. cit., c.VII, s.101-112, 352-367.

[27]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.111.

[28]. Resmî ben Mümtaz Soysal ve Fazıl Sağlam, “Türkiye’de Anayasalar”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, İstanbul, İletişim Yayınları, 1983, Cilt I, s.19’dan aldım. Resmin kimin çizdiğini ve ilk defa nerede yayınlandığını tespit edemedim.

[29]. Ömer Anayurt, “1876 Kanun-ı Esasisî ve 1909 Değişikliklerinde Temel Hak ve Hürriyetler”, Yeni Türkiye, Yıl 4, Sayı 21, Mayıs-Haziran 1998, s.660-672.

[30]. Resmî ben http://www.tbmm.gov.tr/tarihce/ilkparldolmabahce.jpg adresinden indirdim. Resmî kimin çizdiğini ve ilk defa nerede yayınlandığını ise tespit edemedim.

[31]. Aldıkaçtı, op. cit., s.61.

[32]. Resmî ben Tarih Vakfının internet sitesinden (http://www.tarihvakfı.org.tr/sergiler/insan_hak-ları/23.gif) aldım. Orada kaynak olarak “İletişim arşivi” gösterilmektedir. Resmi kimin çizdiğini ve ilk defa nerede yayınlandığını ise tespit edemedim.

[33]. Aldıkaçtı, op. cit., s.61-62; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.127-129.

[34]. Günümüzde de aynı kural geçerlidir. Bkz.: Gözler, Devlet Başkanları, op. cit., s.80, 85-86, 108-111.

[35]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.120; Aldıkaçtı, op. cit., s.64; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.4.

[36]. Aldıkaçtı, op. cit., s.62.

[37]. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, 36-42; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.139-183; Tarık Zafer Tunaya, “İkinci Meşrutiyetin Siyasal Hayatımızdaki Yeri”, Türk Parlâmentoculuğunun İlk Yüzyılı: 1876-1976, Ankara, Siyasî İlimler Türk Derneği Yayınları, Tarihsiz (1977?), s.79-90; Tarık Zafer Tunaya, “1876 Kanun-u Esasî ve Türkiye’de Anayasa Geleneği”, Tanzimattan Cumhuriyete Türkiye Ansiklopedisi, İstanbul, 1985, Cilt 1, s.36-45; Okandan, Amme Hukukumuzun Anahatları, op. cit., s.231-282; Aldıkaçtı, Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi..., op. cit., s.47-74; Arsel, Türk Anayasa Hukukunun Umumî Esasları, op. cit., s.31-40; Özçelik, Esas Teşkilat Hukuku Dersleri, op. cit., c.II, s.88-98.

[38]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.146-149; Aldıkaçtı, op. cit., s.68-69.

[39]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.152.

[40]. Ibid., s.158.

[41]. Ibid., s.159.

[42]. Aldıkaçtı, op. cit., s.70.

[43]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.161.

[44]. Rumpf, Türk Anayasa Hukukuna Giriş, op. cit., s.5.

[45]. Değişik ülkelerdeki anayasacılık hareketleri konusunda bkz. Paola Biscaretti di Ruffia ve Stefan Rozmaryn, La Constitution comme loi fondamentale dans les Etats de l’Europe occidentale, Paris, LGDJ, 1966, s.9-22.

[46]. Resmî ben Mümtaz Soysal ve Fazıl Sağlam, “Türkiye’de Anayasalar”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, İstanbul, İletişim Yayınları, 1983, Cilt I, s.21’den aldım. Resmin kimin çizdiğini ve ilk defa nerede yayınlandığını tespit edemedim. 

[47]. Resmin Kaynağı: http://www.hukukmuzesi.com/hukukmuzesi/hm212d.html.

[48]. Resmî ben Mümtaz Soysal ve Fazıl Sağlam, “Türkiye’de Anayasalar”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, İstanbul, İletişim Yayınları, 1983, Cilt I, s.19’dan aldım. Resmin kimin çizdiğini ve ilk defa nerede yayınlandığını tespit edemedim.

[49]. Resmî ben http://www.tbmm.gov.tr/tarihce/ilkparldolmabahce.jpg adresinden indirdim. Resmî kimin çizdiğini ve ilk defa nerede yayınlandığını ise tespit edemedim.

[50]. Resmî ben Tarih Vakfının internet sitesinden (http://www.tarihvakfı.org.tr/sergiler/insan_hak-ları/23.gif) aldım. Orada kaynak olarak “İletişim arşivi” gösterilmektedir. Resmi kimin çizdiğini ve ilk defa nerede yayınlandığını ise tespit edemedim.

 

 

Bölüm 3
cumhuriyet Dönemi
anayasal Gelişmeleri
[1] 
 

 

 

Cumhuriyet dönemi anayasal gelişmeleri başlığı altında sırasıyla 1921[2], 1924 ve 1961 Anayasalarını kısaca göreceğiz.

I. 1921 anayasası[3]

Bibliyografya.- Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.45-56; Ergun Özbudun, 1921 Anayasası, Ankara, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, 1992; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit.,s.187-240; Aldıkaçtı, op. cit., s.76-86; Arsel, Türk Anayasa Hukukunun Umumî Esasları, op. cit., s.41-79; Taha Parla, Türkiye’de Anayasalar, İstanbul, İletişim Yayınları, 1989, s.12-18; Erdoğan, Türkiye’de Anayasalar ve Siyasal Hayat, op. cit., s.44-58; Ömür Sezgin, Türk Kurutuluş Savaşı ve Siyasal Rejim Sorunu, Ankara, Birey ve Toplum Yayıncılık, 1984; Ahmet Demirel, Birinci Mecliste Muhalefet, İstanbul, İletişim Yayınları, 1994; Gazi Mustafa Kemal, Nutuk, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, İkinci Baskı, 1987.

İlk önce belirtelim ki, 1921 Anayasasının resmî adı “Anayasa” değil, “Teşkilât-ı Esasiye Kanunu”dur. Biz burada, eğitsel sebeplerle ve terim birliği sağlamak amacıyla “Teşkilât-ı Esasiye Kanunu” yerine “Anayasa” kelimesini kullanacağız.

Olaylar.- 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi nden sonra Birinci Dünya Savaşının galip devletleri, ülkenin önemli bir kısmını işgal etmeye başladılar. İşgale karşı Anadolu ve Rumeli’de bir direniş başladı. Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı; 22 Haziran 1919’da Amasya Tamimini yayınladı[4] ve Erzurum’da bir kongre toplanmasını istedi. Erzurum Kongresi, 23 Temmuz 1919’dan 7 Ağustos 1919’a kadar devam etmiştir. Kongre sonunda, 7 Ağustos 1919’da Kongre Heyeti tarafından bir “Beyanname” yayınlandı[5]. Sivas Kongresi , 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında yapılmıştır. 11 Eylül 1919’da “Sivas Umumî Kongre Heyeti” bir “beyanname” yayınlamıştır[6]. 16 Mart 1920’de İstanbul işgal edildi. Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı 18 Mart 1920 günü son toplantısını yaptı ve çalışmalarına ara verme kararı aldı. İstanbul’un işgal edilmesi üzerine Mustafa Kemal, 19 Mart 1920 Heyet-i Temsiliye adına yayınladığı bir tamimle “salâhiyet-i fevkalâdeyi haiz bir meclis ”i Ankara’da toplantıya çağırmıştır[7]. “Salâhiyet-i fev-

kalâdeyi haiz bir meclis” deyimiyle kastedilen şey kurulacak meclisin bir “kurucu meclis” olacağıdır[8]. Bu Meclis, Büyük Millet Meclisi adı altında ilk defa 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da toplandı. İşte bu Meclis kuruluşundan aşağı yukarı 9 ay sonra, 20 Ocak 1921 tarihinde Teşkilât-ı Esasîye Kanununu kabul etmiştir. Zaten 1921 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu Büyük Millet Meclisi tarafından üçte iki gibi nitelikli bir çoğunlukla değil, kanunlar gibi adî çoğunluk kuralına uyularak yapılmıştır.

 

Fotoğraf 3.1: İlk Meclisten Bir Görüntü (1920)[9]

1921 Anayasasının Üstünlüğü ve Katılığı Sorunu.- 1921 Anayasasında kendisinin adî kanunlardan üstün olduğunu ilân eden bir hüküm yoktur. Keza, 1921 Anayasası kendi değiştirilişi için bir hüküm de getirmemektedir. O halde 1921 Anayasasının bir “yumuşak anayasa” olduğu, kanunlar gibi değiştirilebileceği sonucuna varabiliriz. Zaten 1921 Anayasası da yine kanunlar gibi nitelikli bir çoğunluk aranmadan yapılmıştır.

Kısalığı ve 1876 Kanun-u Esasîsinin Yürürlüğü.-  1921 Anayasası 23 maddelik çok kısa bir Anayasadır. 1921 Anayasası 1876 Kanun-u Esasîsini yürürlükten kaldırmamıştır. Aynı anda 1876 Kanun-u Esasîsi de yürürlüktedir. Şimdi bu kısa Anayasanın hükümlerini kısaca görelim:

 

KUTU 3.1

[1921] TEŞKİLÂTI ESASİYE KANUNU

 

Kanun No: 85        Tarih: 20 Kanunusani 1337 (1921)

     MADDE 1.- Hakimiyet bilâkaydü şart milletindir. İdare usulü, halkın mukadderatanı bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.

    MADDE 2.- İcra kudreti ve teşri salahiyeti milletin yegâne ve hakiki mümessili olan Büyük Millet Meclisinde tecelli ve temerküz eder.

     MADDE 3.- Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur ve hükûmeti "Büyük Millet Meclisi Hükûmeti" unvanını taşır. ( ... ) 

Millî Egemenlik İlkesi.- 1921 Anayasası çok açık bir şekilde, daha 1'inci maddesinde  millî egemenlik ilkesini ilân etmektedir: “Hakimiyet bilakaydü şart milletindir”. Aslında 1876 Kanun-u Esasîsi yürürlükten kaldırılmamış da olsa, 1921 Anayasasının egemenliğin hükümdara ait olduğu bir sistemden çok farklı bir sistemi benimsediği ortadadır[10].

Hükûmet Sistemi: Meclis Hükûmeti.- Meclis hükûmeti sistemi, yasama ve yürütme kuvvetlerinin mecliste toplandığı bir kuvvetler birliği hükûmet sistemidir. Şu nedenlerden dolayı 1921 Anayasasının hükûmet sistemi olarak “meclis hükûmeti  sistemi”ni benimsediğini söyleyebiliriz:

1. 1921 Anayasasının 2’nci maddesi, “yürütme kudreti ve yasama yetkisi milletin yegane ve hakikî temsilcisi olan Büyük Millet Meclisinde belirir ve toplanır” diyerek açıkça kuvvetler birliği ilkesini kabul etmektedir. Yani B.M.M. sadece yasama yetkisine değil, yürütme yetkisine de sahiptir.

2. 1921 Anayasasının 3’üncü maddesi de aynı yoldadır. Bu madde “Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur ve Hükûmeti Büyük Millet Meclisi Hükûmeti unvanını taşır” demektedir.

3. 1921 Anayasasının 8’inci maddesi yine meclis hükûmetinin kabul edildiğini göstermektedir. Bu madde, hükûmetin bölümlerinin (=bakanlık-ların) Meclisin seçtiği vekiller aracılığıyla yönetileceğini, bu vekillere meclisin yön vereceğini ve keza gerektiğinde bu vekillerin Meclis tarafından görevden alınacağını öngörmektedir. Dokuzuncu bölümde gördüğümüz gibi, meclisin doğrudan icra vekili (=bakan) seçmesi, onları kendi arzusuna göre istediğinde değiştirebilmesi ve onlara yön verebilmesi meclis hükûmeti sisteminin tipik özelliklerindendir[11].

4. Meclis hükûmeti sistemine uygun olarak 1921 Anayasasında  bir devlet başkanlığı makamı yoktur. 1921 Anayasası, normal olarak devlet başkanına ait olması gereken birtakım görev ve yetkileri “Büyük Millet Meclisi Reisi”ne vermektedir[12].

5. Meclis hükûmeti sistemine uygun olarak 1921 Anayasası uygulamasında icra vekilleri Meclis tarafından teker teker seçilmişlerdir.

Yargı Organının Durumu.- 1921 Anayasasında  yargı düzenlenmemiştir. Yargı konusunda 1876 Kanun-u Esasînin hükümlerinin yürürlükte olduğu düşünülebilir. Ancak uygulama hiç de öyle olmamıştır. Bu dönemde yargı yetkisinin de Meclisin elinde olduğu fikri hâkim olmuştur. Bu dönemin olağanüstü koşullarının etkisi altında “istiklâl mahkemeleri”  kurulmuştur. Bu mahkemelerin üyeleri Meclis tarafından kendi üyeleri arasından seçiliyordu. Haliyle bu mahkemelerin oluşum tarzı, hakimlerin bağımsızlığı ilkesine ve kanunî hâkim güvencesine tamamıyla aykırıydı.

Antlaşma Yapma Yetkisi.- 1921 Anayasasına göre (m.7) milletlerarası andlaşma yapma (muahede ve sulh akdî) yetkisi Büyük Millet Meclisine aittir.

Yerinden Yönetim.- 23 maddelik bu kısa Anayasanın toplam 14 maddesinin (m.10-23) merkezî idarenin taşra teşkilâtına ve yerel yönetimlere ayrılması hayret vericidir. Bakanların seçim usûlünü düzenlemeyen bu Anayasa, nahiyelerin idare heyetlerinin nasıl seçileceğini düzenlemeyi ihmal etmemiştir. 1921 Teşkilât-ı Esasîye Kanununun adem-i merkeziyete ve yerel yönetimlere çok önem verdiği gözlemlenebilir.

Saltanatın Kaldırılması.- Ulusal Kurtuluş Savaşının başarıyla sonuçlanmasından sonra, Osmanlı Saltanatı kaldırılmıştır. Bu konuda iki “Meclis Kararı”nı zikretmek gerekir. Birincisi 30 Ekim 1922 tarihli ve 307 sayılı “Osmanlı İmparatorluğunun İnkıraz Bulup, TBMM Hükûmet Teşekkül Etti-

ğine Dair Heyet-i Umumiye Kararı”dır. Bu “Meclis Karar”ıyla Osmanlı İmparatorluğunun sona erdiği ve onun yerine Türkiye Hükûme-tinin geçtiği ilân ediliyordu. Keza Büyük Millet Meclisinin, 1-2 Kasım 1922 tarih ve 308 sayılı “Heyet-i Umumîye Kararı”yla önce Saltanat ve Hilâfet makamları birbirinden ayrıl ıyor ve Saltanat 16 Mart 1920’den geçerli olmak üzere kaldırılıyor;  Hilâfet ise korunuyordu.

 

KUTU 3.2

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN
HUKUK-U HAKİMİYET VE HÜKÜMRANİNİN MÜMESSİL-İ HAKİKÎSİ OLDUĞUNA DAİR HEYET-İ UMUMÎYE KARARI

Karar No: 308             Tarih: 1-2 .11.1338 (1922)

    “....Türkiye halkı, hakimiyet-i şahsiyeye müstenit olan İstanbul’daki şekl-i hükûmeti, 16 Mart 1336 (1920) dan itibaren ve ebe-diyyen tarihe müntakil addeylemiştir.

     Hilâfet, hanedan-ı âli Osman’a ait olup, Halifeliğe Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bu hanedanın ilmen ve ahlaken erşet ve eslah olanı intihap olunur. Türkiye Devleti, makam-ı Hilâfetin istinatgahıdır”.

Birinci Meclisin Sonu.- Büyük Millet Meclisinin 1 Nisan 1923 tarihli oturumunda seçimlerin yenilenmesi kararı alındı. Birinci Meclis son toplantısını 15 Nisan 1923 tarihinde yapmıştır. Bir daha da toplanmamıştır. İkinci Meclis seçimleri  Haziran-Temmuz 1923’te yapılmıştır. Seçimlerde Mustafa Kemal Paşa, kendi grubu adına milletvekili adaylarını bizzat belirlemiştir. Birkaç bağımsız aday dışında, Mustafa Kemal Paşanın belirlediği listeler seçimleri kazanmıştır. İkinci Dönem Meclisi çalışmalarına 11 Ağustos 1923’te başlamıştır[13].

Cumhuriyetin İlânı.- Cumhuriyet “Birinci Meclis” tarafından değil, ikinci dönem Büyük Millet Meclisi tarafından ilân edilmiştir. Cumhuriyet 29 Ekim 1339 (1923) tarih ve 364 sayılı Teşkilât-ı Esasîye Kanunun Bazı Mevaddının Tavzihan Tadiline  Dair  Kanun  ile  ilân edilmiştir. Bu Kanun, bir anayasa değişikliği kanunudur. Kanun, 1921 Anayasasının 1’inci maddesine şu cümleyi ilâve ediyordu:

 

KUTU 3.3:
TEŞKİLÂT-I ESASİYE KANUNUN BAZI MEVAD-DININ TAVZİHAN TADİLİNE DAİR KANUN

 

Kanun No: 364                  Tarih: 29.10.1339 (1923)

   MADDE 1.- Hâkimiyet, bilâ kaydü şart Milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekli Hükümeti, Cumhuriyettir.

    MADDE 2.- Türkiye Devletinin dini, Dini İslamdır. Resmî lisanı Türkçedir. (...)

 “Türkiye Devletinin şekl-i Hükûmeti, Cumhuriyettir”. Böylece Cumhuriyet ilân edilmiş oluyordu. Cumhuriyeti ilân eden 29 Ekim 1923 tarih ve 364 sayılı Kanun ile 1921 Anayasasında  önemli değişiklikler yapılmıştır. Bir kere bir “Cumhurbaşkanlığı” makamı oluşturulmuştur (m.11). Cumhurbaşkanının TBMM tarafından kendi üyeleri arasından seçileceği öngörülmüştür (m.10). Hükûmetin kuruluş usûlü değiştirilmiştir. Hükûmetin kuruluş şeması bakımından meclis hükûmeti sisteminden uzaklaşarak parlâmenter sisteme yaklaşılmıştır.

Hilâfetin Kaldırılması .- Yukarıda 1-2 Kasım 1922 tarihli Meclis Kararıyla saltanatın kaldırıldığını, Hilâfetin ise korunduğunu söylemiştik. 3 Mart 1924 tarih ve 431 sayılı “Hilâfetin İlgası ve Hanedan-ı Osmanînin Türkiye Cumhuriyeti Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun”[14] ile de Hilâfet kaldırılmıştır. Yine aynı Kanunun 2’nci maddesi ise Halifenin ve Hanedanın diğer mensuplarının sürgün edilmesini öngörmüştür.

II. 1924 anayasası[15]

Bibliyografya.- Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.57-75; Arsel, Türk Anayasa Hukukunun..., op. cit., s.85-111; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.31-35; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.241-276; Aldıkaçtı, op. cit., s.86-123; Erdoğan, Türkiye’de Anayasalar, op. cit., s.59-81; Parla, Türkiye’de Anayasalar, op. cit., s.18-22; Ahmet Mumcu, “1924 Anayasası”, Atatürk Araştırma Merkezî Merkezî Dergisi, Cilt II, Mart 1986, Sayı 5, s.383-399; Kemal H. Karpat, Türk Demokrasi Tarihi, İstanbul, Afa Yayınları, İkinci Baskı, 1996, s.59-345; Esat Öz, Otoriterizm ve Siyaset: Türkiye’de Tek-Parti Rejimi ve Siyasal Katılma, Ankara, Yetkin Yayınları, 1996; A. Şeref Gözübüyük ve Zekâi Sezgin, 1924 Anayasası Hakkında Meclis Görüşmeleri, Ankara, AÜSBF Yayınları, 1957.

Önce 1924 Anayasasının resmî adının “Anayasa” değil, “Teşkilât-ı Esasiye Kanunu”olduğunu hatırlatalım. 1924 Anayasası ikinci dönem TBMM tarafından üçte iki çoğunlukla 20 Nisan 1340 (1924) günü kabul edildi[16]

Anayasanın Üstünlüğü.- Öncelikle belirtelim ki, 1924 Anayasası, 1876 Kanun-u Esasîsini ve 1921 Anayasasını açıkça yürürlükten kaldırıyordu (m.104). Böylece 1921 Anayasası döneminde yaşanan “ikili anayasal düzen”[17] son buluyordu. “Anayasanın üstünlüğü ilkesi” 1924 Anayasasının 103’üncü maddesinde açıkça ilân edilmiştir. Ancak bu dönemde kanunların Anayasası uygunluğunu denetleyecek bir Anayasa Mahkemesi yoktur. Yargıtay ve Danıştay da kanunların Anayasaya uygunluğunu denetleme yetki-

 

 

Fotoğraf 3.2: 1924 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu[18]

sini kendilerinde görmemiştir. Bu nedenle, 1924 Anayasası döneminde anayasanın üstünlüğü ilkesinin pratikte büyük ölçüde etkisiz kaldığı söylenebilir[19].

Anayasanın Katılığı.- 1924 Anayasası “katı” bir anayasadır. 1924 Anayasasının 102’nci maddesine göre, Anayasa değişikliği teklifi, TBMM üye tamsayısının en az üçte biri tarafından verilmeli ve Meclis üye tamsayısının en az üçte ikisi tarafından kabul edilmelidir. Anayasa değişikliği sürecinde Cumhurbaşkanına tanınan bir yetki (onay, veto vs.) yoktur. Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğuna ilişkin Anayasanın birinci maddesinin değiştirilmesi teklif dahi edilemez (m.102/son).

Hükümleri.- 1924 Anayasası 6 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde “genel hükümler” (madde 1-8); ikinci bölümde “yasama” (madde 9-30), üçüncü bölümde “yürütme” (madde 31-52); dördüncü bölümde “yargı” (madde 53-67), beşinci bölümde “temel hak ve hürriyetler” (madde 68-88); altıncı bölümde ise “değişik konular” düzenlenmiştir.

Genel Hükümler.- Anayasanın “genel hükümler (ahkam-ı umumiye)” başlıklı birinci faslında şu hususlar hükme bağlanmıştır:

Devlet Şekli.- 1924 Anayasasının 1’inci maddesine göre, “Türkiye Devleti bir Cumhûriyettir”. Keza devlet şeklinin cumhuriyet olduğu hükmünün değiştirilmesi 102’nci maddeyle yasaklanmıştır.

Din/Lâiklik.- 1924 Anayasasının ilk şekline göre, “Türkiye Devletinin dini, Din-i İslâmdır” (m.2). Bu hüküm Anayasadan 1928 yılında çıkarılmış; yerine 1937 yılında “lâiklik ilkesi” konulmuştur.

Egemenlik .- 1924 Anayasasının 3’üncü maddesine göre, “hâkimiyet bilâ kayd-ü-şart milletindir”. Yani 1924 Anayasasında da millî egemenlik ilkesi kabul edilmiştir.

“Altı Umde ”.- Cumhuriyet Halk Partisinin “altı umde”si (Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, lâiklik ve inkılâpçılık) 1937 yılında yapılan bir Anayasa değişikliğiyle 1924 Anayasasının 2’nci maddesine ilâve edilmiştir.

 

KUTU 3.4

[1924] TEŞKİLÂT-I ESÂSİYE KANÛNU
Kabul Tarihi: 20 Nisan 1340 (1924)                     Kanun No: 491

Birinci Fasıl

AHKÂM-I UMÛMİYE

MADDE 1.- Türkiye Devleti bir Cumhûriyettir.

MADDE 2 (10.1.1937 tarih ve 3115 sayılı Kanunla Değişik Şekli).- Türkiye Devleti, Cumhûriyetçi, Milliyetçi, Hâlkçı, Devletçi, Laik ve İnkılâpçıdır. Resmî dili Türkçe’dir. Makarrı Ankara şehridir.

MADDE 3.- Hâkimiyet bilâ kayd-ü-şart Milletindir.

MADDE 4.- Türkiye Büyük Millet Meclisi milletin yegâne ve hakîkî mümessili olup Millet nâmına hakk-ı hâkimiyeti istimâl eder.

MADDE 5.- Teşrî salâhiyeti ve icrâ kudreti Büyük Millet Meclisinde tecellî ve temerküz eder.

MADDE 6.- Meclis, teşri salahiyetini bizzat istimal eder.

MADDE 7.- Meclis, icra salahiyetini kendi tarafından mühtehap Reisicumhur ve onun tayin edeceği bir İcra Vekilleri Heyeti marifetiyle istimal eder. Meclis Hükümeti her vakit murakabe ve iskat edebilir.

MADDE 8.- Hakk-ı kaza, Millet namına usûlü ve kanunu dairesinde müstakil mehakim tarafından istimal olunur.

Yasama Organı.- Kuruluşu.- Yasama yetkisini TBMM kullanmaktadır. TBMM tek meclisli bir parlâmentodur. TBMM millet tarafından seçilen mebuslardan oluşur (m.9). Mebus (milletvekili) sayısı Anayasada belirtilmemiştir. Mebus seçilebilmek için otuz yaşını bitirmiş olmak gerekir (m.10). Seçme hakkına sahip olmak için baştan 18 yaşını doldurmuş olmak yeterli iken, bu sınır 1934’te 22’ye yükseltilmiştir. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı 1934 yılında tanınmıştır (m.10). Seçimler dört yılda bir yapılır (m.13). Mebuslar, yasama sorumsuzluğu ve dokunulmazlığına sahiptir (m.17).

Kanun Yapma.- Kanun yapma yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir (m.26). Meclisçe kabul edilen kanunların Cumhurbaşkanı tarafından onaylanması gerekir. Ancak Cumhurbaşkanının mutlak veya zorlaştırıcı bir veto yetkisi yoktur. Cumhurbaşkanına sadece geciktirici bir veto yetkisi tanınmıştır. Cumhurbaşkanı 10 gün içinde kanunu ya onaylamalıdır, ya da “bir daha müzakere edilmek üzere” Meclise iade etmelidir. Meclise bu şekilde iade edilen bir kanun, meclis tarafından tekrar kabul edilirse, Cumhurbaşkanı onu ilân etmek zorundadır (m.35). Burada ekleyelim ki, 1924 Anayasası kanunları “tefsir etme (yorumlama)” yetkisini de TBMM’ne vermiştir. Buna hukukun genel teorisinde “yasama yorumu” denir.

Yürütme Organı.- 1924 Anayasasına göre, yürütme organı ikili yapıdadır. Bir tarafta Cumhurbaşkanı, diğer tarafta ise “İcra Vekilleri Heyeti ” vardır.

a) Cumhurbaşkanı.- 1924 Anayasasının 31’inci maddesine göre, Cumhurbaşkanı (Reisicumhûr) Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından ve kendi üyeleri arasından bir seçim devresi (yani kural olarak 4 yıl) için seçilir. Seçilen Cumhurbaşkanı tekrar seçilebilir. Cumhurbaşkanının yetkileri sınırlı sayıda ve semboliktir. Anayasanın 39’uncu maddesine göre, Cumhurbaşkanının ısdar edeceği bütün kararların Başbakan ve ilgili bakan tarafından imza edilmesi gerekir. Yani 1924 Anayasası karşı-imza kuralını mutlak olarak kabul etmektedir. Cumhurbaşkanının siyasal sorumluluğu yoktur. Anayasaya göre Cumhurbaşkanı sadece “hıyanet-i vataniye halinde Büyük Millet Meclisine karşı mesuldür” (m.41). Cumhurbaşkanının ısdar edeceği diğer işlemlerden doğabilecek sorumluluk başbakan ve ilgili bakana aittir (m.41).

b) İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu).- 1924 Anayasasının 44’üncü maddesine göre, Başvekil (Başbakan), Cumhurbaşkanı tarafından ve Meclis üyeleri arasından tâyin olunur. Diğer vekiller (bakanlar) Başvekil tarafından, Meclis üyeleri arasından seçilerek hepsi Cumhurbaşkanı tasdiki ile Meclise arzolunur. Hükûmet bir hafta içinde programını Meclise sunmak ve güvenoyu (itimat) istemek zorundadır. Vekiller, Başvekilin başkanlığında İcra Vekilleri Heyetini oluşturmaktadır (m.45). 1924 Anayasasının 46’ncı maddesinde, İcra Vekilleri Heyetinin, Hükûmetin genel siyasetinden müştereken sorumlu olduğu (kolektif sorumluluk) ve keza vekillerin de kendi salâhiyeti dairesindeki icrâattan münferiden sorumlu oldukları (bireysel sorumluluk) öngörülmüştür. Özetle, 1924 Anayasası sisteminde, yürütme organının, gerek Cumhurbaşkanı, gerek Bakanlar Kurulu kanadı parlâmenter sistemin genel ilkelerine uygun olarak düzenlenmiştir.

Hükûmet Sistemi: Kuvvetler Birliği ve Görevler Ayrılığı Sistemi [20].- 1924 Anayasası, meclis hükûmeti ile parlâmenter sistem arasında karma bir hükûmet sistemi kurmuştur. Gerçekten de 1924 Anayasasında her iki hükûmet sistemini çağrıştıran özellikler vardır:

1. 1924 Anayasasında bulunan meclis hükûmeti sistemine benzeyen yönler şunlardır[21]: (a) 1924 Anayasasına göre, TBMM milletin yegâne ve hakîkî temsilcisi olup Millet nâmına hâkimiyet hakkını kullanır (m.4). (b) Anayasasına göre ise, yasama ve yürütme kuvvetleri Büyük Millet Meclisinde belirir ve toplanır (m.5). (c) 1924 Anayasasına göre, Meclis, Hükûmeti her vakit denetleyebilir ve düşürebilir (m.7/2). Buna karşılık hükümetin meclisi feshetme yetkisi yoktur.

2. Ne var ki, 1924 Anayasasının bazı yönleri de parlâmenter sistemin özelliklerine benzemektedir[22]: (a) Bir kere TBMM, yasama yetkisini kendi kullanabileceği halde (m.6), yürütme yetkisini ancak kendi seçeceği bir Cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği İcra Vekilleri Heyeti (=bakanlar kurulu) eliyle kullanabilir (m.7). Yani, TBMM yürütme yetkisine teorik olarak sahip olmakla birlikte, yürütme fonksiyonunu bizzat yerine getiremez. (b) 1924 Anayasasının benimsediği hükûmetin kurulması usûlü tamamıyla parlâmenter hükûmet sistemi modeline uygundur. Yukarıda gördüğümüz gibi, 1924 Anayasasının 44’üncü maddesine göre, Başbakan Cumhurbaşkanı; diğer bakanlar da Başbakan tarafından seçilmektedir. Bu şekilde seçilen Bakanlar Kurulu Cumhurbaşkanı tarafından “tasdik” edilmekte ve Meclisin güvenine sunulmaktadır. (c) Nihayet, parlâmenter hükûmet sisteminin temel ilkelerinden biri olan “hükûmetin kolektif sorumluluğu” ilkesi, 1924 Anayasasının 46’ncı maddesinde açıkça kabul edilmiştir.

Özetle, 1924 Anayasasının kurduğu hükûmet sistemi, bazı yönleriyle meclis hükûmeti sistemine, diğer bazı yönleriyle de parlâmenter sisteme benzemektedir. Bu nedenle, 1924 Anayasasının bir “karma sistem” kurduğu söylenmektedir. Bu sisteme de “kuvvetler birliği ve görevler ayrılığı sistemi” ismi verilmektedir[23]. Gerçekten de yukarıda görüldüğü gibi, yasama ve yürütme kuvvetleri teorik olarak birleşmiştir ve bunlar Mecliste toplanmıştır (m.5). Ancak, Meclis sahip olduğu yürütme kuvvetini bizzat değil; Cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu marifetiyle kullanabilmektedir. Yani yürütme görevi veya fonksiyonu meclise değil, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kuruluna aittir. Özetle, kuvvetler bir, ama görevler veya fonksiyonlar ayrıdır.

Yargı Organı.- 1924 Anayasasının 8’inci maddesine göre, yargı yetkisi, millet nâmına, usûlü ve kanunu dairesinde bağımsız mahkemeler tarafından kullanılır. Yargı “kuvve-i kazaiyye (yargı kuvveti)” başlıklı dördüncü fasılda düzenlenmiştir (m.53-67). Bu faslın 61 ilâ 67’nci maddeleri “Divan-Âli (Yüce Divan)”ye ilişkindir. Divan-Âli, görevlerinden dolayı bakanları, Şura-yı Devlet (Danıştay) ve Temyiz Mahkemesi (Yargıtay) üyelerini yargılamak üzere kurulmuştu. 11 üye Yargıtay ve 10 üye ise Danıştay tarafından kendi üyeleri arasında seçiliyordu. 1924 Anayasası yüksek mahkemeleri düzenlememiştir. Şura-yı Devlet (Danıştay), yargı bölümünde değil, yürütme bölümünde düzenlenmiştir (m.51). Keza nizamnamelerin (tüzüklerin) kanunlara aykırılığını denetlemek görevi Şura-yı Devlete değil, Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir (m52/3). 1924 Anayasası, kanunların Anayasaya uygunluğunu denetlemekle görevli bir Anayasa Mahkemesi kurmamıştır. Dahası 1924 Anayasası, kanunların yorumlanması yetkisini mahkemelere değil, yasama organına vermiştir (m.26). (Buna “yasama yorumu” denir).

1924 Anayasası hakimlerin bağımsızlığı ilkesini tanımıştır (m.54). Ancak bunu sağlamak için gerekli güvenceleri öngörmemiştir. Keza 1924 Anayasası Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu benzeri bir bağımsız kurul da yoktur. Anayasa, yargılamanın aleniliği ilkesini tanımıştır (m.58).

1924 Anayasasında yargı ile ilgili bazı önemli eksiklikler vardır. 1924 Anayasası, olağanüstü mahkeme kurulmasını yasaklamamaktadır. Yani “kanunî hâkim ilkesi” veya “doğal yargıç ilkesi” denen ilke Anayasada kabul edilmemiştir[24]. Doğal yargıç ilkesi, kişilerin suç işledikleri tarihte mevcut olan normal mahkemeler tarafından yargılanmalarını, suçtan sonra sırf o kişileri yargılamak için özel mahkemeler kurulmamasını öngören bir ilkedir. Uygulamada da olaydan sonra kurulan İstiklal Mahkemeleriyle bu ilke ihlâl edilmiştir. Bu bakımdan 1924 Anayasası, kanunî hâkim ilkesini eksiksiz kabul eden 1876 Kanun-u Esasîsinden (m.89) çok daha geridir. Burada ayrıca belirtelim ki 1924 Anayasasında yargıya ilişkin getirilen sınırlı sayıdaki güvence de kanun koyucu karşısında etkili değildir; çünkü, 1924 Anayasası getirdiği güvencelerin ancak “kanun dairesinde” geçerli olduğunu hüküm altına almıştır (örneğin 8, 53, 55, 56). 

Temel Hak ve Hürriyetler [25].- 1924 Anayasası, “Türklerin Hukuk-u Ammesi  (Türklerin Kamu Hakları)” başlığı taşıyan beşinci faslında düzenlemiştir (m.68-88). 1924 Anayasası, temel hak ve hürriyetlerin felsefî kökeni

ve sınırları konusunda 18’inci yüzyıl filozoflarının geliştirdikleri tabiî hak doktrinini benimsemiştir[26]. 1924 Anayasasında şu temel hak ve hürriyetler ve ilkeler kabul edilmiştir: Eşitlik ilkesi (m.69), kişi dokunulmazlığı, kişi güvenliği (m.72), işkence ve eziyet yasa-

 

KUTU 3.5: 1924 ANAYASASI
Beşinci Fasıl

TÜRKLERİN HUKÛK-U AMMESİ

MADDE 68.- Her Türk hür doğar, hür yaşar.

Hürriyet, başkasına muzır olmıyacak her türlü tasarrufatta bulunmakdır.

Hukûk-u tabiîyeden olan hürriyetin herkes için hududu başkalarının hudûd-u hürriyetidir. Bu hudûd ancak kanûn mârifetiyle tesbit ve tâyin edilir.

ğı (m.73), mülkiyet hakkı (m.74), din hürriyeti (m.75), konut dokunulmazlığı (m.76), basın hürriyeti (m.77), seyahat hürriyeti (m.78), sözleşme (akit) hürriyeti, çalışma hürriyeti, mülk edinme ve tasarrufta bulunma hürriyeti, toplanma hürriyeti, dernek (cemiyet) kurma hürriyeti, şirket kurma hürriyeti (m.70, 79), eğitim hürriyeti (m.80), haberleşmenin gizliliği esası (m.81), dilekçe hakkı (m.82), vicdan hürriyeti, düşünce hürriyeti, söz hürriyeti (m.72). Dikkat edilirse tüm bu hak ve hürriyetler “negatif statü hakları” niteliğindedir. 1924 Anayasa koyucusu, sosyal ve ekonomik haklar akımına yabancı kalmıştır[27]. 1924 Anayasası, sosyal devlet anlayışından uzak, klasik, liberal bireyci bir felsefeye sahiptir[28]. Anayasada bazı siyasal haklar da tanınmıştı. Mebus seçme ve seçilme hakkı (m.10, 11), vatandaşlık hakkı (m.88), devlet memuriyetine girebilme hakkı (m.92), Türkiye Büyük Millet Meclisine başvurabilme hakkı (m.82) gibi. Temel hak ve hürriyetlere ilişkin şunu özellikle belirtelim ki, 1924 Anayasası, tanıdığı temel hak ve hürriyetler için yargısal güvenceler getirmemiştir.

Çok Partili Döneme Geçiş [29].- Hemen belirtelim ki, Türk tarihinde ilk kez çok partili döneme 1924 Anayasası döneminde 1946’da geçilmemiştir. Çok partili döneme İkinci Meşrutiyette (1908) geçilmiştir. Bu çok partili dönem, aslında birinci ve ikinci gruplar adı altında birinci TBMM döneminde de sürmüştür (1920-1923). Türkiye’de çok partili rejim, 1923’te faaliyete geçen ikinci TBMM ile kesintiye uğramış ve bu kesinti 1946’ya kadar sürmüştür. Celal Bayar , Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan 7 Ocak 1946’da Demokrat Partiyi kur dular[30]. Yeni seçimler, 21 Temmuz 1946 günü yapıldı. Seçimlerde çeşitli yolsuzluklar oldu. Nihayette seçimlerde gizli oy, açık sayım ve yargı denetimi de yoktu. Bu “şaibeli seçimler” sonucunda CHP 402, DP 54, bağımsızlar 8 üyelik elde ettiler[31]. 1950 seçimlerinden önce ise 1950 tarihli yeni Milletvekili Seçim Kanunu çıkarıldı. Bu Seçim Kanununda gizli oy, açık sayım ve yargı denetimi ilkeleri yerine getirildi. Bu koşullara uyularak yapılan 14 Mayıs 1950 tarihli seçimlerinden DP büyük bir zaferle çıktı. Böylece halk serbest iradesiyle yöneticilerini değiştirmiş oldu. Cumhuriyet döneminde tek partili rejimden çok partili rejime geçişte askerlerin bir rolü yoktur. Bu tamamıyla sivil bir süreçtir[32]. Çok partiye geçiş için bir anayasa değişikliği yapılmamıştır. Yapılan tek değişiklik Seçim Kanunundadır.

1924 Anayasasının Demokrasi Anlayışı.- 1924 Anayasası, “çoğulcu” değil, “çoğunlukçu demokrasi” anlayışı na sahipti. Çoğunlukçu demokrasi anlayışı na göre, çoğunluğun yönetme hakkı mutlaktır; bu hak azınlık hakları vb. nedenlerle sınırlandırılmamalıdır. Bunu, Anayasanın hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir (m.3) ve TBMM milletin tek ve gerçek temsilcisi olup millet namına hakimiyeti hakkını kullanır (m.4) diyen hükümlerinden anlıyoruz. Bu hükümler doğrultusunda Meclisin iradesinin sınırsız olduğunu ve Mecliste çoğunluğu elinde bulunduran parti veya grup istediğini yapmakta serbest olduğunu söyleyebiliriz[33]. 1924 Anayasasında tanınan hak ve hürriyetlerin yargısal güvencelerinin olmaması, temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasının ölçütlerinin gösterilmemiş bulunması, keza bu dönemde bir Anayasa Mahkemesinin kurulmamış ve yargı bağımsızlığının tam anlamıyla sağlanamamış  olması gibi hususlar da çoğunlukçu demokrasi anlayışının pekişmesine, azınlık haklarının korunamamasına yol açmıştır[34].

KUTU 3.6:  “1945 Anayasası ”.- 20 Nisan 1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilât-ı Esasîye Kanunu, 1945 yılında, dönemin öz Türkçecilik akımına uyularak, 10 Ocak 1945 tarih ve 4695 sayılı Kanunla (Resmî Gazete, 15 Ocak 1945, Sayı 5905), “mana ve kavramda bir değişiklik yapılmaksızın Türkçeleştirilmiş”tir. İşte 1924 Anayasasının 1945’te öz Türkçeleştirilen bu metnine “1945 Anayasası” ismini verebiliriz. Demokrat Parti iktidarı döneminde ise, 1952 yılında, 24 Aralık 1952 tarih ve 5997 sayılı Kanunla (Resmî Gazete, 31 Aralık 1952, Sayı 8297), 1945’te Türkçeleştirilen metin yürürlükten kaldırılarak, 24 Nisan 1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilât-ı Esasîye Kanunu tekrar yürürlüğe konmuştur.

III. 1961 Anayasası[35]  

Bibliyografya.- Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.77-92; Arsel, Türk Anayasa Hukukunun..., op. cit., s.137-468; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.17-26; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.303-362; Bülent Tanör, İki Anayasa: 1961-1982, İstanbul, Beta Yayınları, Üçüncü Tıpkı Basım, 1994, s.7-94; Aldıkaçtı, op. cit., s.124-360; Erdoğan, Türkiye’de Anayasalar ve Siyaset, op. cit., s.82-113; Suna Kili (der.), 27 Mayıs 1960 Devrimi: Kurucu Meclis ve 1961 Anayasası, İstanbul, Boyut Yayınları, 1998, passim; Soysal ve Sağlam, “Türkiye’de Anayasalar”, op. cit., s.28-42; Parla, Türkiye’de Anayasalar, op. cit., s.23-134; Soysal, Anayasanın Anlamı, op. cit., s.44-83; Rumpf, op. cit., s.28-37; Ergun Özbudun, Demokrasiye Geçiş Sürecinde Anayasa Yapımı, Ankara, Bilgi Yayınevi, 1993, s.58-70; Serap Yazıcı, Türkiye’de Askeri Müdahalelerin Anayasal Etkileri, Ankara, Yetkin Yayınları, 1997, s.51-100; Feroz Ahmad ve Bedia Turgay Ahmad, Türkiye’de Çok Partili Politikanın Açıklamalı Kronolojisi: 1945-1971, Ankara, Bilgi Yayınevi, 1976, s.215-475; Anayasanın hazırlık çalışmaları için bkz.: Kazım Öztürk, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Ankara, Ajans-Türk Matbaası, 1966, 2 Cilt.

A. OLAYLAR

27 Mayıs 1960 Askerî Müdahalesi.- 27 Mayıs 1960 sabahı bir grup genç subay yönetime el koydu. Bu subaylar Cumhurbaşkanını, Başbakanı, bakanları ve Demokrat Parti milletvekillerini tutukladılar. Bunları yargılamak için “Yüksek Adalet Divanı” isimli bir kurul kurdular. Bu Divanın üyeleri Askerî Müdahaleyi yapanlar tarafından suç sayılan olaylardan sonra

 

Foto 3.3: Menderes Yassıada’da

 

 

Fotoğraf 3.4: Yüksek Adalet Divanı (www.netpano.com/menderes)

Askerî Müdahaleyi yapanlar tarafından seçildi. Bu Divan, suç sayılan olaylardan sonra kurulan, iddia edilen suçun işlendiği sırada mevcut olmayan bir Divandı. Dolayısıyla bu Divan, kanunî hâkim güvencesi veya doğal yargıç ilkesi diye bilinen ilkeye aykırı, bir “olağanüstü mahkeme” niteliğindedir. Bu kurul, çok sayıda ağır hapis, ömür boyu hapis ve ölüm cezası vermiştir. Verdiği idam cezalarından üçü (Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan) de 16 ve 17 Eylül 1961’de infaz edilmiştir[36].

KUTU 3.7: Millî Birlik Komitesi.- Başkan: Cemal Gürsel, Üyeler: Ekrem Acuner, Fazıl Akkoyunlu, Refet Akso-yoğlu, Mucip Ataklı, İrfan Baştuğ, Rıfat Baykal, Emanullah Çelebi, Ahmet Er, Orhan Erkanlı, Vehbi Ersü, Numan Esin, Suphi Gürsoytırak, Orhan Kabi-bay, Kadri Kablan, Mustafa Kaplan, Suphi Karaman, Muzaffer Karan, Kamil Karavalioğlu, Osman Köksal, Münir Köseoğlu, Fikret Kuytak, Sami Küçük, Cemal Madanoğlu, Sezai Okan, Muzaffer Özdağ, Fahri Özdilek, Mehmet Özgüneş, Şükran Özkaya, Sela-hattin Özgür, İrfan Solmazer, Şefik Soyuyüce, Dündar Taşer, Haydar Tunç-kanat, Alparslan Türkeş, Sıtkı Ulay, Ahmet Yıldız, Muzaffer Yurdakuler (Kaynak: Meydan Larousse, Cilt 13, s.574).

 

 

Fotoğraf 3.5: Millî Birlik Komitesi[37]

1 Sayılı Kanun [38] ve Millî Birlik Komitesi.- 27 Mayıs müdahalesini yapanlar, 12 Haziran 1960 günü çıkardıkları 1 sayılı Kanunla 1924 Anayasasının bazı hükümlerini yürürlükten kaldırmışlardır. Bu Kanun geçiş dönemini düzenleyen bir nevi “geçici anayasa” niteliğindedir[39]. 1 sayılı Kanun, bir “Millî Birlik Komitesi” kuruyordu. Bu Komite, Orgeneral Cemal Gürsel başkanlığında 37 subaydan oluşuyordu. Millî Birlik Komitesi, TBMM'nin yetkilerine sahipti.

157 Sayılı Kanun  ve Kurucu Meclis .- 13 Aralık 1960 tarih ve 157 sayılı Kanun[40] ile Kurucu Meclis kurulmaktaydı. Kurucu Meclis, Millî Birlik Komitesi ve Temsilciler Meclisinden oluşuyordu. Temsilciler Meclisi  üyeleri, Devlet Başkanı, Millî Birlik Komitesi, İller, CHP, CKMP, Barolar, basın, Eski Muhripler Birliği, esnaf kuruluşları, işçi sendikaları, meslek odaları, öğretmen kuruluşları, tarım kuruluşları, üniversiteler, yargı organları tarafından seçilmiştir.

 

KUTU 3.8: Bir “Rapor”.- 27 Mayıs 1960 Askerî Müdahalesinin hemen sonra 28 Mayıs 1960 tarihinde İstanbul Üniversitesinden bir grup öğretim üyesi (S.S. Onar, N. Şensoy, H. V. Velidedeoğlu, H. N. Kubalı, R. Sarıca ve İ. Giritli) şu “rapor”u yayınlamışlardır: “Bugün içinde bulunduğumuz durumu adî ve siyasî bir hükûmet darbesi saymak doğru değildir... Millî Birlik Komitesi hareketini, yani, Devlet müessese ve kuvvetlerinin idareyi ele almasını bu mecburiyetin, yani Devlet nizamını bozan, halkı birbirine düşürerek anarşiye yol açan, sosyal müesseseleri işleyemez bir hâle koyan ve bu müesseselerin dayandığı ahlâk temellerini yok etmeye çalışan fiilî bir durumu önleyerek meşru ve sosyal nizamı tekrar kurmak ihtiyacının bir neticesi sayıyoruz...” (Kaynak: Tanilli, Anayasalar ve Siyasal Belgeler, op. cit., s.87-91).

 

Anayasanın Hazırlanması.- İki tane “ön tasarı” vardır. Bunlardan birincisi İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, ikincisi ise Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi çıkışlıdır[41]. Bunlardan birincisi “İstanbul Tasarısı”, ikincisi ise “Ankara Tasarısı” olarak anılır. Kurucu Meclis 6 Ocak 1961’de toplandı ve çalışmaya başladı. Bu Meclis içinde oluşturu-

 

 

Fotoğraf 3.6: İstanbul Komisyonu (S.S..Onar ve Arkadaş-ları) “İstanbul Tasarısı”nı MBK'ne Teslim Ederken[42]

lan “Anayasa Komisyonu” Anayasa tasarısını hazırlamada, “etüd metni” olarak “İstanbul Tasarısı”nı, “yardımcı metin” olarak da “Ankara Tasarısı”nı esas aldı[43]. Komisyon neticede bir Tasarı hazırladı ve Tasarıyı 9 Mart 1961’de

Temsilciler Meclisi Başkanlığına sundu[44]. Tasarı ilk önce Temsilciler Meclisinde tartışıldı. Bundan sonra Tasarı, Millî Birlik Komitesinde de görüşüldü. Neticede 27 Mayıs 1961’de yapılan Kurucu Meclis birleşik toplantısında 260 kabul ve 2 çekimser oyla tasarının son metni kabul edildi ve 9 Temmuz 1961 günü halkoylamasına sunuldu. Katılma oranı % 80’in üzerindeydi. Geçerli oyların % 61.5’i “evet”, % 38.5 “hayır” yönünde çıktı[45]. 15 Ekim 1961’de genel seçimler yapıldı. XII’nci dönem TBMM 25 Ekim 1961 günü toplandı. Böylece normal rejime geçilmiş oldu[46].

B. 1961 Anayasasının Hükümleri[47]

1961 Anayasası, “anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı” ilkesini (m.8) açıkça kabul eden katı bir anayasadır.

Genel Esaslar.- 1961 Anayasasının “Genel Esaslar” başlığını taşıyan birinci kısmında devletin şekli, cumhuriyetin nitelikleri gibi temel ilkeler düzenlenmiştir. Devletin şekli konusunda bir yenilik yoktur. Devlet şekli, cumhuriyettir (m.1). Cumhuriyetin nitelikleri   konusunda  ise 1961

 

KUTU 3.9

[1961] TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

Kabul Tarihi: 9 Temmuz 1961     Kanun No: 334

Birinci Kısım

GENEL ESASLAR

    I. Devletin Şekli

    MADDE 1.- Türkiye devleti bir Cumhuriyettir.

    II. Cumhuriyetin Nitelikleri

    MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, millî, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.   

Anayasası, 1924 Teşkilât-ı Esasîye Kanunundan oldukça farklıdır. Yukarıda gördüğümüz gibi, 1924 Teşkilât-ı Esasîye Kanunu 2’nci maddesinde devletin temel nitelikleri olarak cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık sayılmıştır. 1961 Anayasası bu altı ilkeden halkçılığı, devletçiliği ve inkılapçılığı kabul etmemiştir. Milliyetçilik ilkesini ise “millî devlet” olarak değiştirerek kabul etmiştir. Anayasa bunların yanında, “insan haklarına dayanan devlet”, “demokratik devlet”, “sosyal devlet”, “hukuk devleti” gibi yeni temel ilkeler kabul etmiştir. Bu ilkelerden hukuk devleti ilkesi gibi bazılarının temelleri eski Anayasalarımızda mevcuttur. Ancak sosyal devlet ilkesi tamamıyla bu Anayasanın bir yeniliğidir. Bu ilkelerin neler olduklarını 1982 Anayasasını incelediğimiz bölümlerde ayrıntılarıyla göreceğiz.

Temel Hak ve Özgürlükler.- 1961 Anayasasında temel hak ve özgürlükler ikinci kısımda düzenlenmiştir. Bu kısmın birinci bölümünde temel hak ve özgürlüklere ilişkin genel hükümler, ikinci bölümde kişinin hakları ve ödevleri, üçüncü bölümde sosyal ve iktisadî haklar ve ödevler, dördüncü bölümde ise siyasî haklar ve ödevler düzenlenmiştir. Sosyal hak ve ödevler, ilk defa sistematik olarak 1961 Anayasasında düzenlenmiştir. Bu 1961 Anayasasının önemli bir yeniliğidir. 1961 Anayasasının, 1924 Anayasasına göre, temel hak ve özgürlüklere daha geniş bir yer verdiği hemen gözlemlenmektedir. Keza bu Anayasa temel hak ve özgürlükler sınırlandırılmasını oldukça güvenceli bir sisteme bağlamıştır.

Yasama Organı.- 1961 Anayasası 1924 Anayasasından farklı olarak “çift-meclis sistemi”ni kabul etmiştir (61 AY, m.63). Ancak bu konuda ilk değildir; çünkü yukarıda gördüğümüz gibi 1876 Kanun-u Esasîsi de iki meclisli bir parlâmento kurmuştu.

1961 Anayasasına göre “yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinindir” (m.5). TBMM, “Millet Meclisi” ve “Cumhuriyet Senatosu” isimli iki ayrı meclisten kurulmuştur (m.63). Millet Meclisi, genel oyla seçilen 450 milletvekilinden oluşur (m.67). Cumhuriyet Senatosu  ise üç çeşit üyeden oluşmuştur. 150 adet olan birinci grup üyeler halk tarafından; 15 adet olan ikinci grup üyeler ise Cumhurbaşkanı tarafından seçilir. İlk iki grup üyelerin görev süresi altı yıldır. Üçüncü grup üyeler ise ömür boyu görev yapar. Ana yasa bunlara “tabiî üyeler” ismini demektedir. Bunlar da kendi içinde iki  gru-

gruba ayrılır. Bunlardan birincisi 13 Aralık 1960 tarih ve 157 sayılı Kanunun altında adları bulunan Millî Birlik Komitesi başkan ve üyeleridir[48]. İkincisi ise eski Cumhurbaşkanlarıdır.

 

Fotoğraf 3.7: Cumhuriyet Senatosu[49]

Cumhuriyet Senatosuna üye seçilebilmek için kırk yaşını doldurmuş olmak ve yüksek öğrenim yapmış olmak şartı aranmıştır (m.72). Buna karşılık milletvekili seçilebilmek için otuz yaşını bitirmiş olmak ve Türkçe okuyup yazmak koşulları yeterlidir (m.68). Milletvekillerinin görev süresi dört yıldır (m.69). Seçimler dört yılda bir yapılır. Cumhuriyet Senatosu üyelerinin (tabii üyeler dışındakiler) görev süresi ise altı yıldır (m.73). Ancak Cumhuriyet Senatosu seçimleri altı yılda bir değil, iki yılda bir yapılır. Her seçimde, Cumhuriyet Senatosu üyelerinin üçte biri yenilenir (m.73).

Millet Meclisinin yetkileri, Cumhuriyet Senatosunun yetkilerinden genellikle daha ağır basmaktadır. Hükûmet, Cumhuriyet Senatosuna karşı değil, Millet Meclisine karşı sorumludur. Güven oylaması sadece Millet Meclisinde yapılır (m.103). Cumhuriyet Senatosunun güvensizlik oyuyla hükûmeti düşürme yetkisi yoktur. Bütçe kanununun kabulünde son söz Millet Meclisine aittir (m.94). Kanun kabul etme sürecinde de son söz esas itibarıyla Millet Meclisine aittir. Ancak kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesinde Cumhuriyet Senatosunun da çok önemli yetkileri vardır. 1961 Anayasasına göre TBMM'nin kanun kabul etmesinin oldukça uzun ve karışık bir usûlü vardır[50]. Anayasanın değiştirilmesi usûlünde Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu eşit yetkilerle donatılmıştır. Anayasanın 155’inci maddesine göre, Anayasa değişikliği teklifinin kabulü için “Meclislerin ayrı ayrı üye tamsayılarının üçte iki çoğunluğunun oyu” gerekir.

Yürütme Organı.- 1961 Anayasası, yasama ve yargıdan bir “yetki” olarak bahsederken, 6’ncı maddesinde, yürütmeden bir “görev” olarak bahsetmiştir. Anayasaya göre, “yürütme görevi, kanunlar çerçevesinde, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından yerine getirilir”. 

a) Cumhurbaşkanı , Türkiye Büyük Millet Meclisince, kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış kendi üyeleri arasından, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli oyla yedi yıllık bir süre için seçilir; ilk iki oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, salt çoğunlukla yetinilir (m.95). Bir kişi iki defa Cumhurbaşkanı seçilemez.

b) Bakanlar Kurulu ise Başbakan ve Bakanlardan kuruludur. Başbakan, Cumhurbaşkanınca, TBMM üyeleri arasından atanır. Bakanlar, TBMM üyeleri veya milletvekili seçilme yeterliğine sahip olanlar arasından Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanınca atanır (m.102). Bu şekilde kurulan Bakanlar Kurulu, Millet Meclisinden güvenoyu almak zorundadır. Hükûme-tin kuruluş usûlü parlâmenter hükûmet sistemine tamamıyla uygundur. 1961 Anayasası, tartışmasız olarak parlâmenter hükûmet sistemini benimsemiştir.

Yargı Organı.- 1961 Anayasasının 7’nci maddesine göre, yargı yetkisi Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Yargı Anayasanın üçüncü kısmının üçüncü bölümünde düzenlenmiştir. Mahkemelerin bağımsızlığı, hakimlik teminatı tanınmıştır. 1961 Anayasasının yargı alanında getirdiği önemli bir yenilik hakimlerin bağımsızlığını sağlamak üzere kurduğu “Yüksek Hakimler Kurulu”dur. 1961 Anayasası, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Uyuşmazlık Mahkemesi gibi yüksek mahkemeleri tek tek düzenlemiştir. 1961 Anayasasının yargı alanında getirdiği en önemli yenilik şüphesiz kanunların Anayasa uygunluğunu denetlemekle görevli bir Anayasa Mahkemesini kurmasıdır. Anayasanın ilk şekline göre bu Mahkemenin 15 üyesinden beşini seçme yetkisi TBMM aitti. Anayasanın ilk şeklinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesi yoktu. Bu mahkeme Anayasaya 1971 değişiklikleriyle sokulmuştur.

Değiştiriliş Usulü.- Anayasanın değiştirilmesi TBMM üye tamsayısının en az üçte biri tarafından yazıyla teklif edilebilir. Değişiklik teklifinin Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu tarafından ayrı ayrı üye tamsayılarının üçte iki çoğunluğuyla kabul edilmesi gerekir (m.155). 1982 Anayasasından farklı olarak, 1961 Anayasası Anayasa değişiklikleri üzerinde Cumhurbaşkanına zorlaştırıcı veto yetkisi veya referanduma sunma yetkisi tanımamıştır. Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu yolundaki Anayasa hükmü değiştirilemez (m.9).

C. 1961 Anayasasının Uygulanması [51]

1961 Anayasası yürürlüğe girdikten sonra, 15 Ekim 1961’de genel seçimler yapıldı. Bu seçimlerde CHP % 36, Demokrat Partinin yerine kurulan Adalet Partisi % 34, Yeni Türkiye Partisi % 14, CKMP ise % 13 oranında oy aldılar. Bu oy oranları da yine 27 Mayıs müdahalesinin halk tarafından pek benimsenmediğini, seçmen çoğunluğunun yine Demokrat Parti eğiliminde olduğunu göstermektedir. İkinci genel seçimler 10 Ekim 1965’te yapıldı. Adalet Partisi, oyların % 53’ünü kazanarak 240 milletvekili çıkardı. Buna karşılık, CHP oyların % 29’unu kazanarak 134 milletvekili çıkarabilmiştir[52].

12 Mart Muhtırası [53].- Ülkede 1960’ların sonlarına doğru siyasal şiddet olayları arttı. Bu olayların önüne geçilemedi. 12 Mart 1971 tarihinde Genelkurmay Başkanı (Memduğ Tağmaç) ve Kuvvet Komutanları (Faruk Gürler, Celal Eyiceoğlu, Muhsin Batur) bir “muhtıra” vererek Başbakan Süleyman Demirel ’i istifaya zorladılar. Demirel istifa etti. Ordu desteğinde muhtırada istendiği gibi Nihat Erim’in Başbakanlığında “partiler üstü” bir hükûmet kuruldu. 14 Ekim 1973 genel seçimleriyle “12 Mart rejimi”, askerlerin “perde arkasından idare etmeyi seçtikleri bir yarım darbe” olarak nitelendirilmektedir[54]. 12 Mart döneminde 1961 Anayasasında pek çok önemli değişiklik yapılmıştır:

 

KUTU 3.10: 12 Mart Muhtırası.- “(...) Türk milletinin ve sinesinden çıkan Silahlı Kuvvetlerin bu vahim ortam hakkında duyduğu üzüntü ve ümitsizliği giderecek çarelerin partiler üstü bir anlayışla meclislerimizce değerlendirilerek mevcut anarşik durumu giderecek ve Anayasanın öngördüğü reformları Atatürkçü bir görüşle ele alacak ve inkılâp kanunlarını uygulayacak kuvvetli ve inandırıcı bir hükûmetin demokratik kurallar içinde teşkili zaruri görülmektedir. Bu husus süratle tahakkuk ettirilmediği takdirde Türk Silahlı Kuvvetleri kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyetini korumak ve kollamak görevini yerine getirerek idareye doğrudan doğruya üzerine almaya kararlıdır”. M.Tağmaç, F. Gürler, C. Eyiceoğlu, M. Batur. (Metin için bkz.: Tanilli, Anayasalar ve Siyasal Belgeler, op. cit., s.377-378.

1971-1973 Anayasa Değişiklikleri.- 1971-1973 ara döneminde 1961 Anayasasında iki köklü değişiklik yapıldı. 20 Eylül 1971 tarih ve 1488 sayılı Kanunla Anayasanın toplam 34 maddesinde değişiklik yapılmış ve Anayasaya yedi geçici madde eklenmiştir[55]. Keza 15 Mart 1973 tarih ve 1699 sayılı Kanunla Anayasanın 4 maddesinde değişiklik yapılmış, 2 yeni geçici madde daha eklenmiştir. Bu dönemde yapılan anayasa değişikliklerinin ana yönleri şöyledir[56]:

a) Yürütmenin Güçlendirilmesi Yönünde Değişiklikler: Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisinin verilmesi (m.64); vergi, resim ve harçların muafiyet ve istisnaları ile nispet ve hadlerine ilişkin hükümlerde değişiklik yapmaya Bakanlar Kurulunun yetkili kılınması (m.61); üniversite özerkliğinin zayıflatılması (m.120); TRT’nin özerkliğinin kaldırılması (m.121).

b) Temel Hak ve Özgürlüklere Getirilen Sınırlamalar: Bütün temel hak ve özgürlükleri için geçerli genel bir sınırlama hükmünün getirilmesi (m.11); temel hak ve özgürlükler için yasal sınırlama sebeplerinin artırılması (m.11); devlet memurlarının sendika kurma hakkının ortadan kaldırılması (m.119).

c) Yargı Denetimine Getirilen Sınırlamalar: Üyelerinin atanmasında Bakanlar Kurulunun aday gösterdiği Devlet Güvenlik Mahkemeleri nin kurulması (m.136); tabiî yargı yolu yerine kanunî yargı yolunun getirilmesi (m.32); küçük siyasal partilerin Anayasa Mahkemesine başvurma olanağının kaldırılması (m.149).

d) Ordu ile İlgili Değişiklikler: Askerî otorite sivil iktidardan yeni tavizler koparmıştır. Askerî yargı sivil yargının aleyhine genişlemiştir. Asker kişilerle ilgili idarî eylem ve işlemlerin yargısal denetimi, Danıştaydan alınarak yeni kurulan Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ne verilmiştir (m.140). Sıkıyönetime geçiş kolaylaştırılmıştır (m.124). Sivillerin askerî nitelikte olmayan suçlarından dolayı yargılanmaları mümkün kılınmıştır (m.138/2).

1961 Anayasasının Yıkılışı .- 1975’ten itibaren siyasal şiddet ve terör olayları tekrar tırmanmıştır. Bunların önüne de geçilememiştir. Üstelik siyasal sistemde de ciddî tıkanıklıklar oluşmuştur[57]. Örneğin 1980’de TBMM yeni Cumhurbaşkanını altı ay süreyle seçememiştir. Bu dönemde hükûmetler karar alamaz ve meclisler kanun çıkartamaz hale gelmiştir. Bu krizin sorumlusu olarak yürütmeyi ve devlet otoritesini zayıf bıraktığı düşünülen 1961 Anayasası görülmüştür. Çözüm olarak, 1961 Anayasasında köklü değişikliklerin yapılması fikri ortaya çıkmıştır[58]. Ancak, bu değişiklikler yapılamadığı gibi, ülkenin içine girdiği siyasal ve ekonomik krizden çıkılamamış, terör olaylarının önüne geçilememiştir.

Iv. 1982 Anayasasının Hazırlanması[59]

Bibliyografya.- Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.93-103’ten özetlenmiştir. Ayrıca bkz.: Burhan Kuzu, 1982 Anayasasının Temel Nitelikleri ve Getirdiği Yenilikler, İstanbul, Filiz Kitabevi, 1990, s.19-42; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.49-55; Tanör, İki Anayasa: 1961-1982, op. cit., s.95-115; Soysal ve Sağlam, “Türkiye’de Anayasalar”, op. cit., s.42-44; Parla, Türkiye’de Anayasalar, op. cit., s.23-134; Soysal, Anayasanın Anlamı, op. cit., s.84-110; Rusen Ergec, Regards sur la Constitution turque de 1982, Ankara, AÜSBF Yayınları, 1988, s.1-19; Ergun Özbudun, Demokrasiye Geçiş Sürecinde Anayasa Yapımı, Ankara, Bilgi Yayınevi, 1993, s.58-70; Serap Yazıcı, Türkiye’de Askeri Müdahalelerin Anayasal Etkileri, Ankara, Yetkin Yayınları, 1997, s.141-201; Anayasanın hazırlık çalışmaları için bkz.: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası: Komisyon Raporları ve Madde Gerekçeleri, Ankara, 1983; Osman Selim Kocahanoğlu, Gerekçeli ve Açıklamalı Anayasa, İstanbul, Temel Yayınları, 1993.

Burada 1982 Anayasasının sadece hazırlanmasını göreceğiz. Zira, 1982 Anayasasına ilişkin diğer hususlar, bu kitabın geri kalan kısmında incelenecektir.

12 Eylül Askerî Müdahalesi.- Yukarıda bahsedilen kriz ortamı sürerken, 12 Eylül 1980 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koymuştur. 12 Eylül Askerî Müdahalesi, 27 Mayıs Askerî Müdahalesinden farklı olarak “emir ve komuta zinciri içinde” yapılmıştır. 27 Mayıs 1961’de bir grup küçük ve orta rütbeli subay yönetime el koyarken, 12 Eylül 1980’de, ordu, genelkurmay başkanının ve kuvvet komutanlarının yönetiminde, bir bütün olarak, yani kendi hiyerarşisi içinde yönetime el koymuştur.

 

KUTU 3.11: 1 Numaralı Bildiri.- 12 Eylül Askerî Müdahalesinin amacı, Millî Güvenlik Konseyinin 1 numaralı Bildirisinde şöyle açıklanmıştır: “Girişilen Harekatın amacı, ülke bütünlüğünü korumak, millî birlik ve beraberliği sağlamak, muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek, Devletin otoritesini ve varlığını yeniden tesis etmek ve demokratik düzenin işlemesine mani olan sebepleri ortadan kaldırmak...”.

Kurucu Meclis Hakkında Kanun.- 29 Haziran 1981 tarih ve 2485 sayılı “Kurucu Meclis Hakkında Kanun”[60] ile yeni bir anayasa hazırlamakla görevli bir “Kurucu Meclis” kurulmuştur. Kurucu Meclis, “Millî Güvenlik Konseyi” ve “Danışma Meclisi”nden oluşmaktadır (m.1).

      a) Millî Güvenlik Konseyi, 12 Eylül 1980 müdahalesini yapan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren , Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun’dan oluşmuştur.

 

 

Fotoğraf 3.8: Millî Güvenlik Konseyi
(Org. K. Evren ve Arkadaşları)
[61]

b) Danışma Meclisi  ise 160 üyeden oluşmaktadır. Bu üyelerden 40’ı doğrudan doğruya Millî Güvenlik Konseyi tarafından; 120’si ise, her ilin valisi tarafından tespit ve teklif ettiği adaylar arasından Millî Güvenlik Konseyi tarafından seçilmektedir (m.3). Kurucu Meclisin bu iki kanadı arasında asıl yetkili olan Millî Güvenlik Konseyidir. Zira son söz Millî Güvenlik Konseyine aittir.

Anayasanın Hazırlanması ve Kabul Edilmesi.- Danışma Meclisi ilk önce kendi üyeleri arasından 15 üyeden oluşan bir “Anayasa Komisyonu ” seçti. Bu Komisyon 23 Kasım 1981 tarihinde çalışmaya başladı ve hazırladığı Anayasa taslağını 17 Temmuz 1982 tarihinde Danışma Meclisine sundu. Danışma Meclisi görüşmelerden sonra taslağı 23 Eylül 1982 tarihinde kabul etti. Tasarı 18 Ekim 1982 tarihinde Milli Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilerek, 7 Kasım 1982 Pazar günü yapılan halkoylamasına sunuldu. Tasarı halkoylamasında kullanılan geçerli oyların  % 91,3’ünü alarak kabul  edildi.

6 Kasım 1983’te milletvekili genel seçimleri yapılmış, TBMM Başkanlık Divanı da 6 Aralık 1983’te oluşmuştur. Bu tarihte, Anayasanın 177’-nci maddesi gereğince, Millî Güvenlik Konseyinin ve Danışma Meclisinin hukukî varlıkları sona ermiştir. Böylece normal demokratik rejime geçilmiştir.

 

Fotoğraf 3.9: Anayasa Komisyonu (O. Aldıkaçtı ve Arkadaşları)[62]

1961 ve 1982 Anayasalarının Hazırlanışları Bakımından Karşılaştırılması[63]

1961 ve 1982 Anayasaları arasında yapılışları bakımından bazı benzerlikler ve farklılıklar vardır. Bunları kısaca görmek uygun olacaktır.

1. Benzerlikleri.- Ergun Özbudun’u izleyerek bu iki Anayasanın hazırlanması konusunda benzerlikleri şu şekilde saptayabiliriz[64]:

a) Her iki Anayasa da askerî müdahaleler sonucu hazırlanmıştır.

b) Her iki Anayasa da, bir kısmı askerî müdahaleyi yapan bir kuruldan (Millî Birlik Kurulu ve Millî Güvenlik Konseyi), diğer kısmı ise sivillerden (Temsilciler Meclisi ve Danışma Meclisi) oluşan Kurucu Meclisler tarafından yapılmıştır.

c) Her iki Anayasanın hazırlanmasında da Kurucu Meclisin sivil kanadı (Temsilciler Meclisi ve Danışma Meclisi) seçimle oluşmamıştır.

d) Her iki durumda da, Kurucu Meclis tarafından hazırlanan Anayasa, halk oyuna sunulmak suretiyle kesinleşmiştir.

e) Her iki durumda da sivil kanadın (Temsilciler Meclisi ve Danışma Meclisi) Bakanlar Kurulunun kurulması ve düşürülmesine ilişkin yetkileri yoktur.

2. Farkları.- Yine Ergun Özbudun’u izleyerek bu iki Anayasanın hazırlanmasındaki farkları ise şu şekilde sayabiliriz[65]:

a) 1961 Temsilciler Meclisi, 1982 Danışma Meclisine oranla daha temsili niteliktedir.

b) Temsilciler Meclisinde kapatılan Demokrat Parti dışındaki iki parti (CHP ve CKMP) Anayasanın hazırlanmasına katılmışlardır. Oysa 1982 Anayasasının hazırlanmasına hiçbir siyasal parti katılmamıştır. Zira, Danışma Meclisine üye olmanın bir koşulu 11 Eylül 1980 tarihinde herhangi bir siyasî partinin üyesi olmamaktır.

c) 1961 Anayasasında halkoylamasına sunulan metnin kabul edilmemesi durumunda ne yapılacağı belirtilmişti. Bu durumda yeni Temsilciler Meclisi seçilecek, Anayasa hazırlama çalışmalarına tekrar başlanacaktı. 1982 Anayasasının hazırlanması sisteminde ise, halkoylamasına sunulan Anayasanın reddi halinde ne olacağı belirtilmemiştir. Bu nedenle tasarı reddedildiğinde askerî idarenin bir süre daha sürme düşüncesinin akla geldiğine işaret edilmiştir[66].

d) 1961 halkoylamasında Demokrat Parti dışında siyasal partiler kamuoyu oluşturulmasında aktif rol oynamışlardır. Oysa 1982 Anayasasının oylanmasında siyasal partilerin bir rolü olmamıştır.

e) 1961 halkoylamasının aksine, 1982 halkoylamasında Anayasanın kabulü, Cumhurbaşkanının seçimiyle birleştirilmiştir. 1982 Anayasasının geçici birinci maddesine göre “Anayasanın, halkoylaması sonucu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olarak kabul edildiğinin usûlünce ilânı ile birlikte, halkoylaması tarihindeki Millî Güvenlik Konseyi Başkanı ve Devlet Başkanı, Cumhurbaşkanı sıfatını kazanarak, yedi yıllık bir dönem için, Anayasa ile Cumhurbaşkanına tanınan görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır”.

1982 Anayasasının Başlıca Özellikleri [67]

Burada son olarak 1982 Anayasasının başlıca özelliklerine kısaca değinmek uygun olacaktır.

1. Kazuistik Yöntem .- 1982 Anayasası, devletin temel kuruluşunu ve temel hakları ana hatlarıyla belirleyen bir “çerçeve anayasa” değil, her şeyi her ayrıntısına kadar düzenlemek isteyen bir “düzenleyici anayasa”dır[68]. Diğer bir ifadeyle “kazuistik yöntem” ile hazırlanmış bir anayasadır[69]. 1961 Anayasası 1982 Anayasasına oranla daha kısa, daha az kazuistik olsa da, aynı husus 1961 Anayasası için de genel olarak söylenebilir.

2. Katılık.- 1982 Anayasası, değiştirilmesi adî kanunlardan daha zor usûllere bağlı olan, “katı” veya “sert” bir anayasadır. Anayasanın değiştirilmesi usûlünü aşağıda ayrı bir bölüm halinde inceleyeceğiz. 1982 Anayasası  anayasa değişikliği sürecine 1961 Anayasasında mevcut olmayan bir “onay” safhası eklenmiştir. Cumhurbaşkanı onaylamadığı Anayasa değişikliğini halkoylamasına sunabilmektedir[70].

3. Geçiş Dönemi .- 1982 Anayasası bir geçiş dönemi öngörmüştür. Bu “geçiş dönemi” Anayasanın altıncı kısmında yer alan geçici hükümlerinde düzenlenmiştir.

4. Güçlü Yürütme .- Dünyadaki genel eğilime[71] uygun olarak 1982 Anayasası devlet yapısı içinde yürütme organını güçlendirmiştir[72]. 1982 Anayasası bu güçlendirmeyi, bir yandan Cumhurbaşkanının yetkilerini artırarak, diğer yandan da, Bakanlar Kurulu içinde de Başbakana üstün konum vererek sağlamaya çalışmıştır[73].

5. Daha Az Katılmacı Demokrasi Modeli.- 1982 Anayasası, 1961 Anayasasına oranla daha az “katılmacı” bir demokrasi modelini benimsediği genel olarak kabul edilmektedir[74]. 1982 Anayasası, belli ölçüde bir depolitizasyonu, yani siyasetten uzaklaşmayı amaçlamıştır[75]. Örneğin 1982 Anayasasının ilk şekline göre, siyasî partilerin kadın kolu, gençlik kolu ve benzeri yan kuruluşlar kurmaları (m.68/6);  keza, dernekler, sendikalar, vakıflar, kooperatifler ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları ile siyasî ilişki ve işbirliği içinde bulunmaları yasaktı (m.69/2). Aynı şekilde  derneklerin (m.33/4), meslek kuruluşlarının (m.135/3,4) siyasî faaliyette bulunmaları yasaklanmıştı. Tüm bu yasaklar 23 Temmuz 1995 tarih ve 4121 sayılı Kanunla yapılan anayasa değişikliği ile yürürlükten kaldırılmışlardır.

6. Tıkanıklıkları Giderici Çözüm Yolları[76].- 1982 Anayasası siyasal sitemde ortaya çıkan tıkanıklıkları giderici çözüm yolları öngörmüştür. Bu yollar şunlardır:

a) Cumhurbaşkanına belli şartlarda Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçimlerini yenileme yetkisi verilmiştir (m.116). Bu yolla, belli süre içinde hükûmetin kurulamamış olması nedeniyle ortaya çıkan kriz çözülebilecektir. 1961 Anayasasında benzer bir hüküm olsaydı, 1970’li yıllarda ortaya çıkan birçok hükûmet krizi çözülebilecekti[77].

b) 1961 Anayasası döneminde Cumhurbaşkanı seçiminde tıkanıklar ortaya çıkmıştır. 1980’de Cumhurbaşkanı altı ay boyunca seçilememişti. 1982 Anayasası Cumhurbaşkanının seçim usûlünü tıkanıklığı önleyici bir tarzda belirlemiştir (m.102). Cumhurbaşkanının dördüncü turda seçilememesi durumunda TBMM seçimlerinin yenilenmesi usûlünü öngörmüştür. Bu usûlü aşağıda Cumhurbaşkanı inceleyeceğimiz bölümde göreceğiz.

c) Aynı şekilde 1961 Anayasası döneminde tıkanmalara yol açan Meclis Başkanlığı seçimlerinde de üye tamsayısının salt çoğunluğu şartından vazgeçilmiştir (m.94/4). Meclis Başkanının nasıl seçildiğini aşağıda TBMM'yi incelediğimiz bölümde ayrıca göreceğiz.

d) 1982 Anayasası Cumhuriyet Senatosunu kaldırarak tek meclis sistemini benimsemiştir. Bu da kanun çıkarma sürecini kısaltmıştır[78].

e) 1961 Anayasasına göre Meclislerin toplantı yetersayısı üye tamsayısının salt çoğunluğuydu (m.86). 1982 Anayasası toplantı yeter sayısını üye tamsayısının üçte birine düşürerek, Meclisin çalışmasını kolaylaştırmıştır.

f) 1982 Anayasası, siyasî partilerin Mecliste grup kurmaları için gerekli milletvekili sayısını 10’dan 20’ye çıkararak, grupların Meclis çalışmalarını engelleyici şekilde kullanma ihtimallerini azaltmıştır[79].

Parlâmenter sistemdeki tıkanmaları önleme amacını güden bu tür kurum ve kurallar Anayasa hukuku literatüründe “rasyonelleştirilmiş parlâmentarizm” olarak adlandırılmaktadır[80]. Özbudun’un işaret ettiği gibi, bu anlamda 1982 Anayasasının “rasyonelleştirilmiş parlâmentarizm” yönünde bir eğilim gösterdiği kabul edilebilir[81].

1982 Anayasasında Yapılan Değişiklikler. 1982 Anayasasında şimdiye kadar sekiz değişiklik yapılmıştır:

1. 17 Mayıs 1987 tarih ve 3361 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 18 Mayıs 1987, Sayı 19644 Mükerrer).

2. 8 Temmuz 1993 tarih ve 3913 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 10.7.1993, Sayı 21633).

3. 23 Temmuz 1995 tarih ve 4121 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 26.7.1995, Sayı 22355).

4. 18 Haziran 1999 tarih ve 4388 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 18 Haziran 1999, Sayı 23729 Mük.).

5. 13 Ağustos 1999 tarih ve 4446 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 14 Ağustos 1999, Sayı 23786).

6. 3 Ekim 2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 17 Ekim 2001, Sayı 24556, Mükerrer).

7. 21 Kasım 2001 tarih ve 4720 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 1 Aralık 2001, Sayı 24600, Mükerrer)

8. 27 Aralık 2002 tarih ve 4777 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 31 Aralık 2002, Sayı 24980, 3. Mük.).

 

ÖZET

1921 ANAYASASI:  1. 1876 Kanun-u Esasîsini yürürlükten kaldırmamıştır.  2. Kendi değiştiriliş usûlünü öngörmemiştir. Dolayısıyla 1921 Anayasası tarihimizdeki ilk ve tek “yumuşak anayasa”dır.  3. Türk tarihinde ilk defa “millî egemenlik ilkesi”ni ilân etmiştir.  4. Meclis hükûmeti sistemini kurmuştur. Yani yasama ve yürütme kuvvetleri mecliste toplanmıştır.  5. İcra vekilleri (bakanlar) doğrudan doğruya Meclis tarafından seçiliyordu.  6. Devlet başkanlığı, Başbakanlık yoktur.  7. Yerinden yönetim ilkesine büyük önem vermiştir.  8. Birinci Meclis, Nisan 1923’te dağılmıştır. Yerine Haziran-Temmuz 1923’te İkinci Meclis seçilmiştir.  9. Cumhuriyet, Anayasanın 1’inci maddesinin değiştirilmesi suretiyle 29 Ekim 1923’te ilân edilmiştir.

1924 ANAYASASI: 1. 1924 Anayasası, kurtuluş savaşını yürüten Birinci Meclis tarafından değil, İkinci Meclis tarafından yapılmıştır.  2. 1924 Anayasası katı bir anayasa dır.  3. İlk şekline göre devletin resmî dini var idi; o da İslam diniydi. Bu hüküm 1928’de Anayasada çıkarılmış yerine lâiklik ilkesi 1937 yılında konulmuştur.  4. CHP’nin “altı umde”si, veya Atatürkçülüğün ilkeleri olarak bilinen ilkeler 1937 yılında Anayasaya dahil edilmiştir.  5. 1924 Anayasası göre Cumhurbaşkanının görev süresi, yedi yıl değil, TBMM’nin secim devresi (yani 4 yıl) kadardır. Ancak seçilen Cumhurbaşkanı tekrar seçilebilir.  6. 1924 Anayasası, bir karma hükûmet sistemi benimsemiştir ki buna “kuvvetler birliği ve görevler ayrılığı sistemi” ismi verilmektedir.  7. 1924 Anayasası olağanüstü mahkeme kurulmasını yasaklamamış ve “kanunî hâkim ilkesi”ni tam olarak kabul etmemiştir.  8. 1924 Anayasası, temel hak ve hürriyetler alanında tabiî hak doktrininden esinlenmiştir.  9. Cumhuriyet döneminde çok partili hayata 1946 yılında Demokrat Partinin kurulmasıyla geçilmiştir.  10. 1924 Anayasası, “çoğulcu” değil, “çoğunlukçu demokrasi anlayışı”na sahiptir.  11. 1924 Anayasasının dili 1945 yılında öz Türkçeleştirildi, ama 1952 yılında eski metin tekrar yürürlüğe konuldu.  12. Cumhuriyet döneminde iktidar değişimi 1950 seçimleriyle olmuştur.   13. 1924 Anayasasına, 27 Mayıs 1960 askerî darbesiyle son verilmiştir.

1961 ANAYASASI:  1. 1961 Anayasası, bir tarafı, 27 Mayıs darbesini yapan Millî Birlik Komitesi ve diğer tarafı Temsilciler Meclisinden oluşan kurucu Meclis tarafından hazırlanmıştır. Daha sonra Anayasa tasarısı halkoylamasıyla kabul edilmiştir.  2. 1961 Anayasası, halkçılık ve devletçilik ilkelerini kabul etmemiş, milliyetçilik ilkesini ise “millî devlet” şeklinde kabul etmiştir. 3. 1961 Anayasası, sosyal devlet ilkesini ilk defa kabul etmiştir.  4. 1961 Anayasası sosyal ve ekonomik haklar ve ödevleri ilk defa anayasal düzeyde tanıyan Anayasadır. 5. 1961 Anayasası, iki meclisli bir parlâmento kurmuştur. Cumhuriyet döneminde ikinci meclis kuran tek Anayasa budur. Bu ikinci meclisin adı Cumhuriyet Senatosudur.  (Uyarı: 1876 Kanun-u Esasîde iki meclisli bir parlâmento kurmuştu).  6. Cumhurbaşkanı yedi yıllık bir süre için TBMM üyeleri arasında TBMM tarafından seçiliyordu. Aynı kişinin arka arkaya iki defa seçilmesi yasaktı.  7. 1961 Anayasası ilk defa Yüksek Hakimler Kurulunu kurmuştur.  8. 1961 Anayasası ilk defa Anayasa Mahkemesini kurmuştur.  9. 1961 Anayasası döneminde 12 Mart 1971 tarihinde sivil yönetime ordunun kısmî bir müdahalesi olmuştur.  10. 12 Mart döneminde (1971-1973) yılında 1961 Anayasası pek çok değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklikler, temel hak ve hürriyetleri sınırlandırmaya, yürütme organını güçlendirmeye, yargı denetimi zayıflatmaya yönelik değişikliklerdir.  11. Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ilk defa 1961 Anayasasında 1971 yılında yapılan değişikliklerle kurulmuştur.  12. 1961 Anayasası, 12 Eylül 1980 tarihinde yapılan askerî darbe sonucu yıkılmıştır.

1982 ANAYASASININ HAZIRLANMASI: 1. Anayasa, Kurucu Meclis tarafından hazırlanmıştır. Bu Meclis, Millî Güvenlik Konseyi ve Danışma Meclisinden oluşuyordu. Daha sonra Anayasa tasarısı halkoylamasıyla kabul edilmiştir.  2. 1982 Anayasasının hazırlanmasında siyasî partiler rol oynamamıştır.  3. 1982 Anayasasının halkoylaması, Cumhurbaşkanının seçimiyle birleştirilmiştir.  4. 1982 Anayasası güçlü yürütme oluşturmaya çalışmıştır.  5. 1982 Anayasası daha az katılmacı bir demokrasi modeli öngörmüştü (sonraki değişiklikler ile bu tür hükümlere son verilmiştir). 6. 1982 Anayasası tıkanıklıklara çözüm yolları getirmiştir. 7. 1982 Anayasası kazuistik bir yöntemle hazırlanmıştır (1961 Anayasası da öyledir). 

DAHA FAZLASI İÇİN

Genel Olarak: Kemal H. Karpat, Türk Demokrasi Tarihi, İstanbul, Afa Yayınları, İkinci Baskı, 1996.

Ergun Özbudun, Çağdaş Türk Politikası: Demokratik Pekişmenin Önündeki Engeller, Çev: Ali Rıza Usûl, İstanbul, Doğan Kitap, 2003.

Mustafa Erdoğan, Türkiye’de Anayasalar ve Siyaset, Ankara, Liberte Yayınları, 3. Baskı, 2001. 

Bülent Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, İstanbul, Der Yayınları, 1995, s.187-240.

1921 Anayasası Hakkında:

Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.45-55.

Ergun Özbudun, 1921 Anayasası, Ankara, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, 1992.

Bülent Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, İstanbul, Der Yayınları, 1995, s.187-240.

Orhan Aldıkaçtı, Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi ve 1961 Anayasası, İstanbul, İÜHF Yay.,1982,s.76-86.

Taha Parla, Türkiye’de Anayasalar, İstanbul, İletişim Yayınları, 1989.

Mustafa Erdoğan, Türkiye’de Anayasalar ve Siyaset, Ankara, Liberte Yayınları, 3. Baskı, 2001, s.36-46.

Ömür Sezgin, Türk Kurutuluş Savaşı ve Siyasal Rejim Sorunu, Ankara, Birey ve Toplum Yay., 1984.

Ahmet Demirel, Birinci Mecliste Muhalefet, İstanbul, İletişim Yayınları, 1994.

1924 Anayasası Hakkında:

Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.57-76.

Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.241-276.

Aldıkaçtı, Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi..., op. cit., s.86-123.

Esat Öz, Otoriterizm ve Siyaset: Türkiye’de Tek-Parti Rejimi ve Siyasal Katılma, Ankara, Yetkin Yayl., 1996.

1961 Anayasası Hakkında:

Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.77-93.

Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.303-362.

Bülent Tanör, İki Anayasa: 1961-1982, İstanbul, Beta Yayınları, 1994, s.7-94.

Aldıkaçtı, Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi..., op. cit., s.124-360.

Erdoğan, Türkiye’de Anayasalar ve Siyaset, op. cit., s.82-113.

Serap Yazıcı, Türkiye’de Askeri Müdahalelerin Anayasal Etkileri, Ankara, Yetkin Yayınları, 1997, s.51-100.

Suna Kili (der.), 27 Mayıs 1960 Devrimi: Kurucu Meclis ve 1961 Anayasası, İstanbul, Boyut Kitapları, 1998.

1982 Anayasasının Hazırlanması Hakkında:

Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.93-104.

Burhan Kuzu, 1982 Anayasasının Temel Nitelikleri ve Getirdiği Yenilikler, İstanbul, Filiz Kitabevi, 1990.

Bülent Tanör, İki Anayasa: 1961-1982, İstanbul, Beta Yayınları, 1994, s.95-177.

ANAHTAR TERİMLER

1 sayılı Kanun

1-2 Kasım 1922 tarihli karar

12 Mart Muhtırası

 “1945 Anayasası”

1946 Seçimleri

1971-1973 Anayasa değişiklikleri

3 Mart 1924 Tarih ve 431 Sayılı Kanun

Altı umde

Cumhuriyetin ilanı

Cumhuriyet Senatosu

Çok partili döneme geçiş

Danışma Meclisi

Demokrat Parti

Erzurum Kongresi

Halkoylaması (1961,1982)

Hilâfetin kaldırılması

İcra Vekilleri Heyeti

İstiklâl Mahkemeleri

Kazuistik yöntem

Kurucu Meclis

Kuvvetler birliği ve görevler ayrılığı sistemi

Meclis hükûmeti

Millet Meclisi

Millî Birlik Komitesi

Millî Güvenlik Konseyi

Mondros mütarekesi

Salâhiyet-i fevkalâdeyi haiz bir meclis

Saltanatın kaldırılması

Sivas Kongresi

Tabiî üyeler

Temsilciler Meclisi

Yüksek Adalet Divanı

İSİMLER

Adnan Menderes

Celal Bayar

Cemal Gürsel

Fatin Rüştü Zorlu

Fuat Köprülü

Hasan Polatkan

Kenan Evren

Mustafa Kemal

Refik Koraltan

 

 

ÖDEV

ÖDEV 3.1: Millî Mücadele Hareketinin hukukîliğini ve meşruluğunu tartışınız. Bu dönemde İstanbul’da bir hükûmet vardır. İstanbul Hükümeti mi, yoksa Ankara Hükümeti mi Türk Devletini temsil etmeye hukuken yetkilidir? Bu sorunu 1919 ilâ 1924 yılları arasında çeşitli tarihler alarak tartışınız?

ÖDEV 3.2: 1924 Anayasasıyla Türkiye Cumhuriyeti bugüne gelebilir miydi? 1924 Anayasası, günümüzün modern Türkiye’sinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir Anayasa mıydı? 1924 Anayasası bugün de yürürlükte olsaydı, şu anki anayasal organ ve kuruluşlar yerine hangi organ ve kuruluşlar olacak idi? Şu an bulunup, 1924 Anayasasına göre bulunmayacak olan organ ve kuruluşlar nelerdir? Bunların bir listesini yapınız.

ÖDEV 3.3: Türkiye’de 1946 yılında çok partili rejime geçilmiş, 1950 yılında da iktidar kansız, darbesiz bir şekilde el değiştirmiş ve çok partili demokrasi 1960’a kadar da devam etmiştir. Dünyada o yıllarda tek partili rejimden çok partili demokratik rejime barışçı yollardan geçebilen başka ülkeler var mıdır?  1946-1960 yılları itibarıyla Dünyada iktidarın serbest ve dürüst seçimlerle belirlendiği kaç devlet vardı?

ÖDEV 3.4: 27 Mayıs 1960 hükûmet darbesinden önce, bu darbeyi meşrulaştırmak için ülkemizde olduğu iddia edilen bunalım ile 12 Eylül 1980 hükûmet darbesinden önce, bu darbeyi meşrulaştırmak için ülkemizde olduğu iddia edilen bunalımı karşılaştırınız? Aralarında benzerlik veya farklılıklar nelerdir? 

ÖDEV 3.5: 27 Mayıs 1960 hükûmet darbesini yapan subayların rütbeleri ile 12 Eylül 1982 hükûmet darbesini yapan subayların rütbelerini karşılaştırınız.

ÖDEV 3.6: Türkiye’de 1960’lı yıllarda 27 Mayıs 1960 askerî darbesinden başka askerî darbe teşebbüsleri de olmuştur. Bunlar nelerdir? Nasıl gelişmişler ve sonuçlanmışlardır?

ÖDEV 3.7: Türkiye’de 1960 yılında kaç adet üniversite vardır? Bunlarda toplam kaç adet öğretim elemanı ve öğrenci bulunmaktadır? Aynı sayılar bugün ne kadardır?

TEST

SORU 3.1: Aşağıdaki şıklardan hangisinde Cumhuriyet dönemi anayasal gelişmelerinin doğru sıralaması yapılmıştır?

a) Birinci Meclisin Sonu - Saltanatın Kaldırılması - Cumhuriyetin İlânı - Hilafetin Kaldırılması

b) Cumhuriyetin İlânı - Saltanatın Kaldırılması - Birinci Meclisin Sonu - Hilafetin Kaldırılması

c) Saltanatın Kaldırılması - Hilafetin Kaldırılması - Cumhuriyetin İlânı - Birinci Meclisin Sonu 

d) Saltanatın Kaldırılması - Birinci Meclisin Sonu - Cumhuriyetin İlânı - Hilafetin Kaldırılması

e) Saltanatın Kaldırılması - Cumhuriyetin İlânı - Birinci Meclisin Sonu - Hilafetin Kaldırılması

SORU 3.2: 1921 Anayasasının ilk şeklinin  benimsediği hükümet sistemi aşağıdakilerden hangisidir?

a) Meclis Hükümeti

b) Kuvvetler Birliği ve Görevler Ayrılığı

c) Başkanlık Sistemi

d) Parlamenter Sistem

e) Yarı-Başkanlık Sistemi

SORU 3.3: 1921 Anayasasının ilk şekline göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Millî egemenlik ilkesi ilân edilmektedir.

b) İcra vekilleri Meclis tarafından teker teker
seçilirler.

c) 1921 Anayasası katı bir anayasadır.

d) Bir devlet başkanlığı makamı yoktur.

e) Yasama ve yürütme yetkileri Büyük Millet Meclisinde toplanmıştır.

SORU 3.4: 1924 Anayasasının benimsediği hükümet sistemi aşağıdakilerden hangisidir?

a) Meclis Hükümeti

b) Kuvvetler Birliği ve Görevler Ayrılığı

c) Başkanlık Sistemi

d) Parlamenter Sistem

e) Yarı-Başkanlık Sistemi

SORU 3.8: 1924 Anayasasına göre Cumhurbaşkanına ilişkin olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Cumhurbaşkanı T.B.M.M. tarafından yedi yıllık bir süre için seçilir.

b) Cumhurbaşkanı seçilecek kişinin TBMM üyesi olması şarttır.

c) Cumhurbaşkanı seçilen kişi daha sonra tekrar Cumhurbaşkanı seçilebilir.

d) Hastalık vb. hâllerde Cumhurbaşkanına TBMM Başkanı vekâlet eder.

e) Cumhurbaşkanının istisnasız bütün işlemleri Başbakan ve ilgili bakanın karşı imzasına tâbidir.

SORU 3.9: Cumhuriyet döneminde tek partili rejimden çok partili demokrasiye geçiş konusunda aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Cumhuriyet döneminde tek partili rejimden çok partili rejime 1946 yılında geçilmiştir.

b) Demokrat Parti, Celal Bayar,  Adnan Menderes,  Fuat Köprülü ve Refik Koraltan tarafından kurulmuştur.

c) Gizli oy  ve açık sayım ilkeleri ilk defa 1946 genel seçimlerinde uygulanmıştır.

d) Cumhuriyet döneminde iktidar değişimi 1950 seçimlerinde olmuştur.

e) Cumhuriyet döneminde tek partili  rejimden çok partili rejime geçişte askerlerin bir rolü olmamıştır.

SORU 3.10:

I. Cumhuriyetçilik          IV. Devletçilik

II. Milliyetçilik                V. Lâiklik

III. Halkçılık                  VI. İnkılapçılık

Yukarıdaki ilkelerden hangisi veya hangileri 1924 Anayasasının 2’nci maddesinde yer almakta, ama 1961 Anayasasının 2’nci maddesinde yer almamaktadır?

a) III, IV, VI

b) II, III, VI

c) Yalnız IV ve VI

d) Yalnız III ve IV

e) Yalnız III

SORU 3.11: Aşağıdakilerden hangisi 1961 Anayasasının getirdiği yeniliklerden biri değildir?

a) Sosyal devlet ilkesinin kabul edilmesi ve sosyal hakların Anayasa tarafından sayılması

b) Anayasa Mahkemesinin kurulması

c) Cumhuriyet Senatosunun kurulması

d) Yüksek Hakimler Kurulunun kurulması

e) Bakanlar Kurulunun kolektif sorumluluğu ilkesinin benimsenmesi

 

SORU 3.5: 1924 Anayasasının ilk şekline göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Bakanların kolektif sorumluluğu yoktur.

b) Yasama yetkisi ve icra kuvveti Büyük Millet Meclisinde toplanmaktadır.

c) Benimsediği hükûmet sistemine “kuvvetler birliği ve görevler ayrılığı sistemi” denir.

d) Cumhurbaşkanı T.B.M.M. tarafından bir seçim devresi için seçilir.

e) Başvekil (Başbakan) Cumhurbaşkanı tarafından atanmaktadır.

SORU 3.6: 1924 Anayasasına göre temel hak ve hürriyetlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) 1924 Anayasası temel hak ve hürriyetler alanında “tabiî hak doktrini”ni benimsemiştir.

b) 1924 Anayasası, negatif statü haklarını tanımıştır.

c) 1924 Anayasası siyasal hakları tanımamıştır.

c) 1924 Anayasası, sosyal ve ekonomik hakları tanımamıştır.

e) 1924 Anayasası, tanıdığı temel hak ve hürriyetler için yargısal güvenceler getirmemiştir.

SORU 3.7: 1924 Anayasasına göre yargıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) 1924 Anayasası olağanüstü mahkemeler kurulmasını yasaklamıştır.

b) 1924 Anayasasına göre yargı yetkisi millet adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

c) 1924 Anayasası kanunların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimi sistemini kabul etmemiştir.

d) 1924 Anayasası, tüzüklerin kanunlara uygunluğunu denetlemek görevini, Danıştaya değil, TBMM’ne vermiştir.

e) 1924 Anayasası, kanunları yorumlama yetkisini TBMM’ne vermiştir.

SORU 3.12: 1961 Anayasasına göre Cumhurbaşkanına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Cumhurbaşkanı adayının TBMM üyesi olması şarttır.

b) Cumhurbaşkanı TBMM üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun oyla seçilir; ilk iki oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, sonraki oylamalarda salt çoğunluk yeterlidir.

c) Cumhurbaşkanının görev süresi yedi yıldır;

d) Bir kişi iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.

e) Cumhurbaşkanı gizli oyla seçilir.

SORU 3.13: Yasama organına ilişkin olarak  1961 Anayasasına göre aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

a) TBMM, “Millet Meclisi” ve “Cumhuriyet Senatosu” isimli iki ayrı meclisten kurulmuştur.

b) Millet Meclisi , genel oyla seçilen 450 milletvekilinden oluşur.

c) Cumhuriyet Senatosu  Cumhurbaşkanı tarafından seçilen üyelerden ve 27 Mayıs ihtilalinin yapan Millî Birlik Komitesi başkan ve üyelerinden oluşur.

d) Hükûmet, Cumhuriyet Senatosuna karşı değil, Millet Meclisine karşı sorumludur.

e) Anayasanın değiştirilmesi usûlünde Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu eşit yetkilerle donatılmıştır.

SORU 3.14: Aşağıdakilerden hangisi “12 Mart Muhtırası”ndan sonra yapılan 1971-1973 anayasa değişikliklerinin ana yönlerinden biri değildir?

a) Yürütme organının güçlendirilmesi yönünde değişiklikler yapılmıştır.

b) Temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi yönünde değişiklikler yapılmıştır.

c) Yargı denetiminin sınırlandırılmasına ilişkin değişiklikler yapılmıştır.

d) Askerî yargının sivil yargının aleyhine genişlemesine yönelik değişiklikler yapılmıştır.

e) Askerî Yüksek İdare Mahkemesi kurulmuştur.

SORU 3.15: 1961 ve 1982 Anayasalarının hazırlanması bakımından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

a) Her iki Anayasa da askerî müdahaleler sonucu hazırlanmıştır.

b) Her iki Anayasa da, bir kısmı askerî müdahaleyi yapan bir kuruldan, diğer kısmı ise sivillerden oluşan Kurucu Meclisler tarafından yapılmıştır.

c) Her iki Anayasanın hazırlanmasında da Kurucu Meclisin sivil kanadı seçimle oluşmamıştır.

d) 1961 Temsilciler Meclisi, 1982 Danışma Meclisine oranla daha temsili niteliktedir.

e) Her iki Anayasanın hazırlanmasına da hiçbir siyasî parti katılmamıştır.

 


[1]. Bu bölüm, Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.45-103’ten özetlenmiştir. Bu konuda daha geniş bilgi edinmek için oraya bakınız. 

[2]. Hemen belirtelim ki,  1921 Anayasası Cumhuriyetin ilân edilmesinden önce yapılmıştır. O nedenle bu Anayasayı “Cumhuriyet dönemi anayasal gelişmeleri” başlığı altında incelemek esasen yanlıştır. Daha doğru olarak Osmanlı dönemi ile Cumhuriyet dönemi arasında bir geçiş dönemi olarak “Millî Mücadele Dönemi” bölümü koymak ve 1921 Anayasasını orada incelemek uygun olacaktı. Ancak, bu bölüm dört sayfalık olacak, bölümler arasında denge bozulacaktı. Biz de o nedenle 1921 Anayasasını “Cumhuriyet dönemi anayasal gelişmeleri” bölümünde altında vermeyi uygun bulduk.

[3]. Bu başlık Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.45-56’ten özetlenmiştir.

[4]. Tamimin metni için bkz.: Tanilli, Anayasalar ve Siyasal Belgeler, op. cit., s.94.

[5]. Beyannamenin metni için bkz. Tanilli, Anayasalar ve Siyasal Belgeler, op. cit., s.55-56.

[6]. Beyannamenin metni için bkz. Tanilli, Anayasalar ve Siyasal Belgeler, op. cit., s.56-57.

[7]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.191; Aldıkaçtı, op. cit., s.81.

[8]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.27.

[9].  Fotoğrafı ben Mümtaz Soysal ve Fazıl Sağlam, “Türkiye’de Anayasalar”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, İstanbul, İletişim Yayınları, 1983, Cilt I, s.22’den aldım. Fotoğrafın kimin tarafından çekildiğini ve ilk defa nerede yayınlandığını ise tespit edemedim.

[10]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.28.

[11]. Ibid.

[12]. Ibid.

[13]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., op. cit., s.234.

[14]. Düstur, Tertip 3, Cilt 5, s.323 (Kili ve Gözübüyük, op. cit., s.106).

[15]. Bu başlık Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.57-75’ten özetlenmiştir.

[16]. 20 Nisan 1340 (1924) tarih ve 491 sayılı Teşkilât-ı Esasîye Kanunu, Resmî Gazete, 24 Nisan 1924; Düstur, 3. Tertip, Cilt 5, s.576.

[17]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.259.

[18]. Fotoğrafın Kaynağı: TBMM, (BYEGM [Basın Yayın EnformasyonGM], Türkiye 2002, Ankara, 2002, s.150) (www.byegm.gov.tr/YAYINLARIMIZ/kitaplar/turkiye2002/turkce/site/turkce/html/150-151.htm).

[19]. Arsel, Türk Anayasa Hukukunun Umumî Esasları, op. cit., s.151-152. Benzer yorumlar için bkz.: Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.32; Bülent Tanör, İki Anayasa: 1961-1982, İstanbul, Beta Yayınları, Üçüncü Tıpkı Basım, 1994, s.19.

[20]. Arsel, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.96-103; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.31-32; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.252-254; Aldıkaçtı, op. cit., s.89-90; Ömer Anayurt, “1924 Anayasası'nda Meclis-Yürütme İlişkileri”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt 13, Sayı 39, 1997.

[21]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.31.

[22]. Ibid.

[23]. Ibid.

[24]. Gözübüyük ve Sezgin, 1924 Anayasası Hakkında Meclis Görüşmeleri, op. cit., s.414.

[25]. Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.108-115; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.256-259; Mustafa Erdoğan, Liberal Toplum, Liberal Siyaset, Ankara, Siyasal Kitabevi, 1998, s.363-376; Arsel, Türk Anayasa Hukukunun..., op. cit., s.10-104; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.33; Aldıkaçtı, op. cit., s.92.

[26]. Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.109; Arsel, Türk Anayasa Hukukunun Umumî Esasları,op. cit., s.104; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.256.

[27]. Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.109..

[28]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.256.

[29]. Kemal H. Karpat, Türk Demokrasi Tarihi, İstanbul, Afa Yayınları, İkinci Baskı, 1996, s.125-204; Cem Eroğul, Demokrat Parti: Tarihi ve İdeolojisi, Ankara,  İmge Kitabevi, Üçüncü Baskı, 1998; Feroz Ahmad ve Bedia Turgay Ahmad, Türkiye’de Çok Partili Politikanın Açıklamalı Kronolojisi, Ankara, Bilgi Yayınevi, 1976, s.12-77. 

[30]. Cem Eroğul, Demokrat Parti, op. cit., s.31.

[31]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.282.

[32]. Ibid., s.285.

[33]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.35.

[34]. Ibid.

[35]. Bu başlık Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.77-92’den özetlenmiştir.

[36]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.306; Erdoğan, Türkiye’de..., op. cit., s.85.

[37]. Fotoğrafı ben Mümtaz Soysal ve Fazıl Sağlam, “Türkiye’de Anayasalar”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, İstanbul, İletişim Yayınları, 1983, Cilt I, s.29’dan aldım. Fotoğrafı kimin çektiğini ve ilk defa nerede yayınlandığını ise tespit edemedim. 

[38]. Resmî Gazete, 14.6.1960-10625; Kili ve Gözübüyük, op. cit., s.137-139.

[39]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.306.

[40]. Düstur, Tertip 4, Cilt 1, s.741; Kili ve Gözübüyük, op. cit., s.143-155.

[41]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.309.

[42]. Ben fotoğrafı Mümtaz Soysal ve Fazıl Sağlam, “Türkiye’de Anayasalar”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, İstanbul, İletişim Yayınları, 1983, Cilt I, s.31’den aldım. Fotoğrafı kimin çektiği ve ilk defa nerede yayınlandığını tespit edmedim.  

[43]. Aldıkaçtı, op. cit., s.144-145; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.311.

[44]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.311.

[45]. Resmî Gazete, 20.7.1961-10859; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.313. Anayasa, 3 343 370 hayır oyuna karşılık 6 348 191 evet oyuyla kabul edilmiştir (Gözübüyük, op. cit., s.136).

[46]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.314.

[47]. Arsel, Türk Anayasa Hukuku..., op. cit., s.145-175; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.39-44; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.314-338; Tanör, İki Anayasa, op. cit., s.19-28; Aldıkaçtı, op. cit., s.160-206; Erdoğan, Türkiye’de Anayasalar ve Siyaset, op. cit., s.85-101; Rumpf, Türk Anayasa Hukukuna Giriş, op. cit., s.28-32.

[48]. Millî Birlik Komitesi başlangıçta 38 kişi idi. 13 Kasım 1960 ta 14 üye ihraç edildi. 1961 Anayasasının kabul edilmesinden sonra Komite Başkanı Cumhurbaşkanı olmuştur. Geriye kalan 23 üyeden birinin (İrfan Baştuğ) ölmesi, birinin de (Cemal Madanoğlu) istifa etmesi sonucu 21 üye tabiî senatör olmuştur.

[49]. Fotoğrafı ben Mümtaz Soysal ve Fazıl Sağlam, “Türkiye’de Anayasalar”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, İstanbul, İletişim Yayınları, 1983, Cilt I, s.31’deh aldım. Fotoğrafın kimin tarafından çekildiğini ve ilk defa nerede yayınlandığını ise tespit edemedim.

[50]. Bkz. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.87.

[51]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.44-45; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., 339-351; Erdoğan, Türkiye’de Anayasalar ve Siyaset, op. cit., s.101-119.

[52]. Erdoğan, Türkiye’de Anayasalar ve Siyasal Hayat, op. cit., s.101.

[53]. Serap Yazıcı, Türkiye’de Askeri Müdahalelerin Anayasal Etkileri, Ankara, Yetkin Yayınları, 1997, s.101-134.

[54]. Ergun Özbudun, Çağdaş Türk Politikası: Demokratik Pekişmenin Önündeki Engeller, Çev: Ali Rıza Usûl, İstanbul, Doğan Kitap, 2003, s.39.

[55]. Resmî Gazete, 22.9.1971-13964.

[56]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.46; Tanör, İki Anayasa, op. cit., s.54-60;

[57]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.46.

[58]. Ibid.

[59]. Bu Başlık Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.93-103’ten özetlenmiştir.

[60]. Resmî Gazete, 30 Haziran 1981, Sayı 17386 Mükerrer; Kili ve Gözübüyük, op. cit., s.237-245.

[61]. Fotoğrafın Kaynağı: www.byegm.gov.tr/YAYINLARIMIZ/yuzyıl/1980-1989.html (Rıza Erer)

[62]. Ben fotoğrafı: www.byegm.gov.tr/YAYINLARIMIZ/yuzyıl/1980-1989.html’den aldım. Fotoğrafı kimin çektiğini ve ilk defa nerede yayınlandığını tespit edemedim.

[63]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.57-67; Soysal, op. cit., s.97-103; Sabuncu, Anayasaya Giriş, op. cit., s.5-10. Genel olarak bu iki Anayasanın karşılaştırılması konusunda da bakınız: Kuzu, 1982 Anayasasının Temel Nitelikleri, op. cit., s.31-287; Tanör, İki-Anayasa, op. cit., s.95-176.

[64]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.52-53; Özbudun, Demokrasiye Geçiş Sürecinde Anayasa Yapımı, op. cit., s.60.

[65]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.53-54; Özbudun, Demokrasiye Geçiş..., op. cit., s.60-70..

[66]. Tanör, İki-Anayasa, op. cit., s.105; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.54.

[67]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op.cit., s.57-67; Kuzu, 1982 Anayasasının Temel Nitelikleri, op. cit., s.31-44; Soysal, Anayasanın Anlamı, op. cit., s.110-117.

[68]. Gözübüyük, Anayasa Hukuku, op. cit., s.147; Rumpf, op. cit., s.44.

[69]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.57; Kuzu, 1982 Anayasasının..., op. cit., s.32.

[70]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.59; Kuzu, 1982 Anayasasının..., op. cit., s.39-41.

[71]. Yürütme organının güçlendirilmesi eğilimi hakkında bkz. Burhan Kuzu, Anayasa Hukukumuzda Düzenleyici İşlem Yapma Yetkisi ve Güçlendirilmesi Eğilimi, İstanbul, Filiz Kitabevi, 1987, s.84-139.

[72]. Kuzu, 1982 Anayasasının..., op. cit., s.41; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.39.

[73]. Kuzu, 1982 Anayasasının Temel Nitelikleri, op. cit., s.41-42.

[74]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.64-65; Kuzu, 1982 Anayasasının..., op. cit., s.37.

[75]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.65.

[76]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.62-64; Kuzu, 1982 Anayasasının..., op. cit., s.42-44.

[77]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.62-63; Kuzu, 1982 Anayasasının..., op. cit., s.43-44.

[78]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.63; Kuzu, 1982 Anayasasının..., op. cit., s.42. d

[79]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.63; Kuzu, 1982 Anayasasının..., op. cit., s.42.

[80]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.64. 

[81]. Ibid.

[82].           Fotoğrafı ben Mümtaz Soysal ve Fazıl Sağlam, “Türkiye’de Anayasalar”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, İstanbul, İletişim Yayınları, 1983, Cilt I, s.22’den aldım. Fotoğrafın kimin tarafından çekildiğini ve ilk defa nerede yayınlandığını ise tespit edemedim.

[83]. Fotoğrafın Kaynağı: Türkiye 2000, Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü Yayını, 2002, s.150 (www.byegm.gov.tr/YAYINLARIMIZ/kitaplar/turkiye2002/turkce/site/turkce/html/150-151.htm).

[84]. Fotoğrafı ben Mümtaz Soysal ve Fazıl Sağlam, “Türkiye’de Anayasalar”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, İstanbul, İletişim Yayınları, 1983, Cilt I, s.29’dan aldım. Fotoğrafı kimin çektiğini ve ilk defa nerede yayınlandığını ise tespit edemedim. 

[85]. Ben fotoğrafı Mümtaz Soysal ve Fazıl Sağlam, “Türkiye’de Anayasalar”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, İstanbul, İletişim Yayınları, 1983, Cilt I, s.31’den aldım. Fotoğrafı kimin çektiği ve ilk defa nerede yayınlandığını tespit edmedim.  

[86]. Fotoğrafı ben Mümtaz Soysal ve Fazıl Sağlam, “Türkiye’de Anayasalar”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, İstanbul, İletişim Yayınları, 1983, Cilt I, s.31’deh aldım. Fotoğrafın kimin tarafından çekildiğini ve ilk defa nerede yayınlandığını ise tespit edemedim.

[87]. Fotoğrafın Kaynağı: www.byegm.gov.tr/YAYINLARIMIZ/yuzyıl/1980-1989.html (Rıza Erer)

[88]. Ben fotoğrafı: www.byegm.gov.tr/YAYINLARIMIZ/yuzyıl/1980-1989.html’den aldım. Fotoğrafı kimin çektiğini ve ilk defa nerede yayınlandığını tespit edemedim.

 

 


Copyright

(c) Kemal Gözler. 2005. Bu sayfaya izin almadan link verilebilir. Ancak, bu web sayfası, önceden izin almaksızın ne suretle olursa olsun, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, tekrar yayınlanamaz, dağıtılamaz, başka internet sitelerine metin olarak konulamaz. İzin için  kgozler[at]hotmail.com adresine başvurunuz. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 3.3.2004 tarih ve 5101sayılı kanunla değişik 71 ve 72’nci maddeleri, bir kitabı herhangi bir yöntemle (fotokopi dahil) çoğaltanları, dağıtanları, satanları, elinde bulunduranları, paraya çevrilmeksizin, 2 (iki) yıldan 4 (dört) yıla kadar hapis cezası veya 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla veya zararın ağırlığı dikkate alınırık bunların her ikisiyle birden cezalandırmaktadır.

Alıntılar (İktibas) Konusunda Açıklamalar

Bu kitaptan yapılacak alıntılarda (iktibaslarda) 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 35’inci maddesinde öngörülen şu şartlara uyulmalıdır: (1) İktibas, bir eserin “bazı cümle ve fıkralarının” bir başka esere alınmasıyla sınırlı olmalıdır (m.35/1). (2) İktibas, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderecatını aydınlatmak maksadıyla yapılmalıdır (m.35/3). (3) İktibas, belli olacak şekilde yapılmalıdır (m.35/5) [Bilimsel yazma kurallarına göre, aynen iktibasların tırnak içinde verilmesi ve iktibasın üç satırdan uzun olması durumunda iktibas edilen satırların girintili paragraf olarak dizilmesi gerekmektedir]. (4) İktibas ister aynen, ister mealen olsun, eserin ve eser sahibinin adı belirtilerek iktibasın kaynağı gösterilmelidir (m.35/5). (5) İktibas edilen kısmın alındığı yer belirtilmelidir (m.35/5).

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 21.2.2001 tarih ve 4630 sayılı kanunla değişik 71’inci maddesinin 4’üncü fıkrası, 35’inci maddeye aykırı olarak “kaynak göstermeyen veya yanlış yahut kifayetsiz veya aldatıcı kaynak” göstererek iktibas yapan kişileri, 4 (dört) yıldan 6 (altı) yıla kadar hapis ve 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırmaktadır.

Ayrıca Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 18 Şubat 1981 tarih ve E.1980/1, K.1981/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre kararına göre, “iktibas hususunda kullanılan eser sahibinin ve eserinin adı belirtilse bile eser sahibi, haksız rekabet hükümlerine dayanarak Borçlar Kanununun 49. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi halinde manevi tazminat isteyebilir”.

Yukarıdaki şartlara uygun olarak alıntı yapılırken bu kitaba şu şekilde atıf yapılması önerilir:

Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, Üçüncü  Baskı, 2005, XVI+432 s. (www.anayasa.gen.tr/tahd.htm; erişim tarihi).

 


Editör: Kemal Gözler

E-Mail: kgozler[at]hotmail.com

Ana Sayfa: www.anayasa.gen.tr