|
TÜRK ANAYASA HUKUKU SİTESİ |
|
Ana Sayfa: www.anayasa.gen.tr
Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Bursa, Ekin Kitabevi, 2005, s.312-320'den alınmıştır.
KHK'ler hakkında daha geniş bilgi için şu kitabımıza bakabilirsiniz:
Kemal Gözler, Kanun Hükmünde Kararnamelerin Hukukî Rejimi, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, XVI+300 s. [Tam Metin]
Türkiye'de RG'de yayınlanmış KHK'lerin listesine şu adresten ulaşabilirsiniz: http://www.anayasa.gen.tr/khk-liste.htm
Kanun hükmünde kararname (KHK), Bakanlar Kurulunun anayasadan doğrudan doğruya aldığı veya yasama organından yetki devri yoluyla aldığı sınırlı bir yetkiye dayanarak yaptığı, daha sonra yasama organının denetimine tâbi olan ve normlar hiyerarşisinde kanun düzeyinde yer alan bir düzenleyici işlemdir.
Anayasamızda iki çeşit KHK öngörülmüştür. Olağan dönem KHK’leri (m.91) ve olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK’leri (m.121/3 ve 122/2-3). Biz ilk önce olağan dönem KHK’lerini (A), sonra da olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK’lerini (B) inceleyeceğiz.
Olağan dönemlerde önce TBMM çıkaracağı bir yetki kanunuyla Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisi vermekte; sonra Bakanlar Kurulunun KHK çıkarmakta ve daha sonra da çıkarılan KHK, TBMM tarafından aynen veya değiştirilerek onaylamakta veya reddedilmektedir.
Olağan dönemlerde çıkarılacak KHK’ler Anayasamızın 91’inci maddesinde düzenlenmiştir. 91’inci maddenin düzenlemesini, yetki, konu, şekil ve denetim gibi unsurlara ayırarak kısaca görelim.
KHK çıkarma yetkisi münhasıran Bakanlar Kuruluna aittir. Yürütmenin başka bir uzvu KHK çıkaramaz[2]. Ancak, Bakanlar Kurulunun da KHK çıkarabilmesi için TBMM tarafından çıkarılan bir yetki kanunuyla yetkilendirilmesi gerekir. Böyle bir yetkilendirme olmadan, Bakanlar Kurulunun olağan dönemlerde kendiliğinden KHK çıkarması mümkün değildir. Anayasamızın 91’inci maddesinin 2’nci fıkrasına göre, yetki kanunu, çıkarılacak KHK’nin, amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir. O halde yetki kanununda, amaç, kapsam, ilkeler ve süre olmak üzere dört adet unsur belirtilmelidir[3].
|
Anayasamızın 91’in-ci maddesinde yetki kanununda, yukarıda gördüğümüz dört unsur dışında, belirtilmesi gereken bir unsur veya şart yoktur. Ancak buna rağmen, Anayasa Mahkemesinin 1990 yılında oluşturduğu ve daha sonra da geliştirerek tekrarladığı içtihadına göre, TBMM’-nin Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisini verebilmesinin “ivedilik ”, “zorunluluk” ve “önemlilik” olmak üzere üç adet ek şartı da vardır[4]. Anayasa Mahkemesi bu şartlara uymayan yetki kanunlarını da iptal etmektedir. Kanımızca, TBMM’nin yetki kanunuyla Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilmesi için Anayasa Mahkemesinin şart koştuğu bu “ivedilik”, “zorunluluk” ve “önemlilik” şartları Anayasada yoktur. Bu şartları Anayasa Mahkemesinin kendisi uydurmuştur[5]. |
|
KUTU 13.2: ÖRNEK YETKİ KANUNU
Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Hakkındaki Bazı Kanun No. 4639 Kabul Tarihi: 10 Nisan 2001 Amaç ve kapsam MADDE 1.- Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin çalışmalarında etkinliği artırmak ve kamu hizmetlerinin düzenli, süratli, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini temin etmek amacıyla bunların mali ve sosyal hakları arasındaki adaletsizlikleri gidermek üzere Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmiştir. Bu Kanuna göre çıkarılacak kanun hükmünde kararnameler, kamu kurum ve kuruluşlarında (Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği Teşkilat kanunları ile diğer kanun ve kanun hükmünde kararnamelerin bu teşkilatlarla ilgili hükümleri hariç) çalışan memurlarla diğer kamu görevlilerinin, mali ve sosyal haklarına ilişkin olarak; a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda, b) 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda, c) 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununda, d) 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununda, e) 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede, f) Diğer kanun ve kanun hükmünde kararnamelerin memurlar ile diğer kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarına ilişkin hükümlerinde, Yapılacak değişiklik ve yeni düzenlemeleri kapsar. İlkeler ve yetki süresi MADDE 2.- Bakanlar Kurulu 1 inci madde ile verilen yetkiyi kullanırken kamu hizmetlerinin verimli ve etkin bir şekilde yürütülmesini; Ülkenin ekonomik ve sosyal durumunu dikkate alarak, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarında hizmetin özellik ve gereklerine uygun olarak adaletsizlikleri giderecek düzenlemeler yapılmasını göz önünde bulundurur. Bu Kanunla Bakanlar Kuruluna verilen yetki, Kanunun yayımından itibaren üç ay süre ile geçerlidir. Bu süre içinde Bakanlar Kurulu birden fazla kanun hükmünde kararname çıkarabilir. Yürürlük MADDE 3.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 4.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. |
Bakanlar Kurulunun KHK çıkarma yetkisi konu bakımından Anayasamız tarafından sınırlandırılmıştır. Anayasamızın 91’inci maddesinin ilk fıkrasına göre, “sıkıyönetim ve olağanüstü hâller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez”. Buna göre, örneğin konut dokunulmazlığı, haberleşme, seyahat, din, düşünce, bilim, sanat, basın, dernek, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme, mülkiyet gibi temel hak ve özgürlükler KHK ile düzenlenemez. Keza ikinci kısmın dördüncü bölümünde yer alan vatandaşlık, seçme, seçilme, siyasi faaliyette bulunma, parti kurma, partilere girme, kamu hizmetlerine girme, vatan hizmeti, vergi ödevi, dilekçe hakkı gibi temel hak ve özgürlükler ile ödevler de kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez. Buna karşılık bu alanlara girmeyen diğer konular, örneğin, yürütme organının içinde bulunan bakanlıklar, valilikler ve keza sosyal ve ekonomik hak ve hürriyetler KHK ile düzenlenebilir.
Uyarılar: 1. Yukarıdaki konu yasağına düşmedikçe Anayasanın çeşitli maddelerinde (örneğin m.123) “kanunla düzenlenir” dediği konular, KHK ile düzenlenebilir. 2. KHK ile bütçe kabul edilemez; bütçe kanununda KHK ile değişiklik yapılamaz. 3. KHK ile milletlerarası antlaşmaların onaylanması uygun bulunamaz. Dolayısıyla TBMM bu konularda Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisi veremez.
|
KHK çıkarılmasında uyulacak usûl ve şekil, Bakanlar Kurulunun diğer kararnamelerinde izlenen usûl ve şekilden farksızdır[6]. Kanun hükmünde kararnameler Resmî Gazetede yayımlanır. Anayasanın 91’inci maddesinin altıncı fıkrasına göre, “kanun hükmünde kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir”. |
|
KUTU 13.3: ÖRNEK KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME
Sakarya İlinde Büyük Şehir Belediyesi Kurulması
Karar Sayısı: KHK/593 Sakarya İlinde büyük şehir belediyesi kurulması; 4484 sayılı Kanunla değişik 27/8/1999 tarihli ve 4452 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak, Bakanlar Kurulu'nca 14/1/2000 tarihinde kararlaştırılmıştır. Madde 1- Sakarya İlinde, ekli (1) sayılı listede adları yazılı ilçe, belde ve köyleri de kapsamak üzere Adapazarı ismini taşıyan büyük şehir belediyesi kurulur ve bu belediye hakkında 27/6/1984 tarihli ve 3030 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. (...) Madde 3- Bu Kanun Hükmünde Kararname yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Madde 4- Bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Süleyman DEMİREL Bülent ECEVİT Diğer bakanların listesi Başbakan |
Anayasanın 91’inci maddesinin yedinci fıkrasına göre, “kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur”. Aynı maddenin sekizinci fıkrasına göre de, “yayımlandıkları gün TBMM’ne sunulmayan kanun hükmünde kararnameler bu tarihte... yürürlükten kalkar”. Bu şekilde kanun hükmünde kararname Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girmekte, ama aynı gün Meclise sunulmaz ise, yine o gün yürürlükten kalkmaktadır. Anayasaya göre, “kanun hükmünde kararnameler, TBMM komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle ve ivedilikle görüşülür” (m.91/8). Bakanlar Kurulunun bir konuda birden fazla KHK çıkarması hâlinde, TBMM bunları kendi istediği sıraya göre görüşebilecektir. Bakanlar Kurulu, TBMM’ne onay için sunduğu KHK’yi Meclisin kararından önce yürürlükten kaldırabilir veya değiştirebilir.
Anayasanın 91’inci maddesinin son fıkrasına göre, “Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilen kararnameler, bu kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar”. Uygulamada ret işlemi bir “kanun” şeklinde olduğuna göre, ret kanunları Anayasa Mahkemesinin denetimine tâbidir. Ancak bu tür kanunlar üzerinde Anayasa Mahkemesinin denetimi kaçınılmaz olarak şekil denetiminden ibaret kalacaktır. Kanımızca, KHK’nin TBMM tarafından reddi hâlinde, KHK’nin yürürlükten kaldırmış olduğu kanun hükümleri yeniden ve kendiliğinden uygulanabilir hâle gelmez. Zira, ilga eden kanunu ilga etmek, ilga edilmiş kanuna tekrar hayat vermez (Abrogata lege abrogante non revivescit lex abrogata). Ret kanunu Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilirse, reddedilen KHK tekrar yürürlüğe girmez. Aynı sebeple, Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği KHK’nin yürürlükten kaldırdığı kanun veya KHK hükümleri kendiliğinden yürürlüğe girmez[7].
TBMM, kanun hükmünde kararname üzerinde ret, kabul veya değiştirerek kabul işlemlerini “parlâmento kararı” şeklinde değil, “kanun” biçiminde yapmaktadır. TBMM kendisine sunulan KHK’yi aynen kabul edebileceği gibi, değiştirerek de kabul edebilir (m.91/son). “Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, bu değişikliklerin Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer”.
Anayasaya göre KHK’ler, Danıştayın değil, Anayasa Mahkemesinin yargısal denetimine tâbidir. Anayasa Mahkemesi KHK’lerin Anayasaya uygunluğunu hem şekil, hem de esas bakımından denetleyebilir (m.148/1). Keza, Anayasa Mahkemesi KHK’lerin hem Anayasaya, hem de yetki kanununa uygunluğunu inceleyebilir.
|
KUTU 13.4: Uygulama.- KHK sayısı 631’e ulaşmıştır. 1982-1995 yılları arasında yılda ortalama 30 KHK çıkarılmıştır. Anayasa Mahkemesinin KHK uygulamasına düşman tutumu nedeniyle 1995’ten Hükûmetler KHK çıkaramaz duruma gelmişlerdir. (1995-1999 yılları arasında sadece 6 adet KHK çıkarılmıştır). 17 Ağustos 1999 depreminden sonra KHK uygulaması tekrar canlanmış ise de 2001 yılından sonra bu uygulama tekrar sönmüştür. 13 Temmuz 2001 tarih ve 24461 mükerrer sayılı Resmî Gazetede yayınlanan 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameden bu yana Hükümetler KHK kurumuna başvurmamaktadırlar. |
Bilgi Kaynağı Notu: Resmî Gazetede yayınlanmış KHK listesini elektronik Resmi Gazetenin fihristinde (http://rega.basbakanlik.gov.tr/Fihrist/fihrist.asp) “MEVZUAT TÜRÜ” kutucuğundan “KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER”i seçip “BUL”a tıklayarak oluşturabilirsiniz. http://mevzuat.basbakanlik.gov.tr ve http://www.kazanci.com.tr/kho2/anamevzuat/tckhkana.htm adreslerinden de KHK'lerin metinlerine ulaşabilir ve kelime araması arama yapabilirsiniz:
1982 Anayasası, yukarıda gördüğümüz olağan dönemlerde çıkarılacak KHK’lerin dışında ikinci bir tür KHK daha öngörmüştür. Bu tür kararnameler de birer KHK olmakla birlikte hukukî rejimleri olağan dönem KHK’lerinden oldukça farklıdır. İşte biz bu farklılıkları aşağıda yetki, konu, şekil ve denetim unsurları açısından kısaca göreceğiz.
a) Olağan dönem KHK’lerinde, KHK çıkarma yetkisi Bakanlar Kuruluna aittir (m.91/1). Sıkıyönetim ve olağanüstü hâl KHK’lerinde ise, bu yetki, normal Bakanlar Kuruluna değil, “Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu”na aittir (m.121/3).
b) Olağan dönem KHK’leri için TBMM tarafında çıkarılacak bir yetki kanununa ihtiyaç vardır (m.91/1-2). Oysa olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK’leri için böyle bir yetki kanununa gerek yoktur. Zira olağan KHK’lerin yetki kanununa dayanması zorunluluğunu getiren 91’inci madde, 5’inci fıkrasında açıkça bu zorunluluğu olağanüstü hâl KHK’leri için kaldırmaktadır. Fıkraya göre, “sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun KHK çıkarmasına ilişkin hükümler saklıdır”. Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun olağanüstü hâl KHK’si çıkarma yetkisinin düzenlendiği 121’inci maddenin 3’üncü fıkrasında ise, yetki kanunlarından bahsedilmeksizin, adı geçen kurulun, “olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, KHK çıkarabileceği” hükme bağlanmıştır. O hâlde, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun sıkıyönetim veya olağanüstü hâl KHK’si çıkarma yetkisi, doğrudan doğruya Anayasadan kaynaklanan bir yetkidir. Dolayısıyla bu tür KHK’ler, “yürütmenin 1982 Anayasasına göre sahip olduğu özerk veya aslî düzenleme yetkisinin tipik bir örneğini” meydana getirmektedir[10].
Yukarıda gördüğümüz gibi, Anayasamız, olağan dönemlerde KHK çıkarma yetkisini konu unsuru bakımından sınırlandırmıştır. Buna karşılık, sıkıyönetim ve olağanüstü hâl KHK’lerinde Anayasamızın öngördüğü bir konu sınırlaması yoktur. Çünkü, olağan KHK’ler için sınırlamayı getiren 91’inci maddenin 1’inci fıkrasının 2’nci cümlesinin hemen başında “sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere” demektedir. Ayrıca aynı maddenin 5’inci fıkrasında “sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun KHK çıkarmasına ilişkin hükümlerin saklı olduğu” bir kez daha belirtilmiştir.
Dolayısıyla, sıkıyönetim ve olağanüstü hâl KHK’leriyle temel haklar, kişi hakları, siyasî haklar ve ödevler de düzenlenebilir. Kaldı ki Anayasamızın 15’inci maddesi de, aynı doğrultu da, olağanüstü hâllerde “temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen durdurulabileceği” öngörülmektedir.
Bununla birlikte sıkıyönetim ve olağanüstü hâl KHK’lerinin konu bakımından tâbi olduğu bazı sınırlar yine de vardır. Bir kere, bu KHK’ler sıkıyönetim ve olağanüstü hâlin “gerekli kıldığı konularda” (m.121/3) çıkarılabilirler. Diğer bir ifadeyle olağanüstü halin gerekli kılmadığı konularda sıkıyönetim ve olağanüstü hâl KHK’si çıkartılamaz. Diğer yandan, yukarıda temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması konusunda gördüğümüz gibi (s.226-227) Anayasanın 15’inci maddesinin ikinci fıkrasına göre, olağanüstü hâllerde dahi dokunulamayacak bir çekirdek alan vardır. O hâlde olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK’lerinin Anayasanın 15’inci maddesinin ikinci fıkrasında sayılan hak ve ilkelerden oluşan çekirdek alana müdahale edemeyeceğini söyleyebiliriz.
Olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK’lerinin çıkarılmasında uyulacak usûl ve şekil, Bakanlar Kurulunun normal KHK’lerinde izlenen usûle benzemektedir. Anayasamızın 121’inci maddesinin 3’üncü fıkrasına göre, olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK’leri, “Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların meclisçe onaylanmasına ilişkin süre ve usûl İçtüzükte belirlenir”. İçtüzüğün 128’inci maddesine göre ise, TBMM olağanüstü hâl ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamelerini otuz gün içinde görüşüp sonuçlandırır. TBMM, olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK’sini reddedebilir, aynen veya değiştirerek kabul edebilir. TBMM olağanüstü hâl KHK’sini reddetmiş ise, bu KHK, ret kararının Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlükten kalkar. TBMM’nin olağanüstü hâl KHK’leri üzerindeki onay, değiştirerek onay ve ret işlemleri parlâmento kararıyla değil, kanunla olmaktadır. Bu nedenle, onaylandıktan sonra, olağanüstü hâl KHK’sinin bir kanuna dönüşeceği kabul edilmektedir.
|
KUTU 13.5: ÖRNEK OLAĞANÜSTÜ HAL KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMESİ (Resmî Gazete, 10 Mayıs 1990, Sayı 20514)
Şiddet Olaylarının Yaygınlaşması ve Kamu Düzeninin Ciddî Şekilde Bozulması Sebebine Dayalı Olağanüstü Halin Devamı Süresince Alınacak İlâve Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname
Karar Sayısı: KHK/424 Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması sebebine dayalı olağanüstü halin devamı süresince alınacak ilâve tedbirlere ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabulü; Anayasa’nın 121 inci maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nca 9/5/1990 tarihinde kararlaştırılmıştır. Madde 1 - 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ihdas edilen Olağanüstü Hal Bölge Valiliği, olağanüstü halin devamı süresince; genel güvenlik, asayiş ve kamu düzenini korumak ve şiddet olaylarının yaygınlaşmasını önlemek amacıyla aşağıdaki ilâve tedbirleri alabilir. (...) Madde 13 - Bu Kanun Hükmünde Kararname yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Madde 14 - Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. Turgut ÖZAL Y. AKBULUT Cumhurbaşkanı Başbakan (Bakanların Listesi) |
Yukarıda gördüğümüz gibi olağan dönem KHK’leri Anayasa Mahkemesinin denetimine tâbidir. Buna karşılık, olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK’leri üzerinde herhangi bir yargısal denetim yoktur. Anayasamızın 148’inci maddesine göre “olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan KHK’lerin Anayasaya aykırılığı iddiası ile Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz”. Bu denetim yasağı birçok yazar tarafından eleştirilmiştir[14]. Ama eleştirilmiş olması bu yasağın mevcudiyetini engellemez.
Sıkıyönetim ve olağanüstü hâl KHK’leri üzerindeki tek denetim, TBMM’nin denetimidir. Yukarda da belirtildiği gibi bu kararnameler Resmî Gazetede yayımlandıkları gün TBMM’nin onayına sunulurlar. TBMM bunları çok kısa bir sürede onaylarsa bunlar kanun haline dönüşürler. Kanun haline dönüşen sıkıyönetim ve olağanüstü hâl KHK’lerinin ise Anayasa Mahkemesi tarafından denetimi yapılabileceği kabul edilmektedir. Diğer bir ifadeyle sıkıyönetim ve olağanüstü hâl KHK’leri üzerindeki denetim yasağı onaydan önceki dönemi kapsar[15].
Yargısal denetime ilişkin olarak şunu da belirtelim ki, olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK’leri hakkındaki denetim yasağı, Anayasa Mahkemesi tarafından kısmen aşılmıştır. Anayasa Mahkemesine göre, Anayasa Mahkemesi, önüne getirilen metnin Resmî Gazetede konulan adıyla bağlı değildir. Bu metnin hukukî tavsifini serbestçe yapabilir. Gerçekten, bu metnin bir “olağanüstü hâl KHK’si” olup olmadığını araştırabilir. Bu araştırma sonucu incelediği kararnamenin gerçekten olağanüstü hâl KHK’si olmadığı kanısına varırsa, bu kararnameyi “dönüştürme kuramı” uyarınca, bir “olağan dönem KHK’si” olarak kabul edip denetleyebilir. Uygulamada Anayasa Mahkemesi 425 ve 430 sayılı KHK’leri olağanüstü hâl bölgesi ve süresi dışına taşan hükümlerini bir “olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesi” değil, ama bir “olağan dönem kanun hükmünde kararnamesi” olarak kabul edip denetlemiş ve bu hükümleri iptal etmiştir[16].
Yukarıda olağanüstü hâl KHK’lerinin yetki, konu, usûl ve şekil ve denetim unsurlarını gördük. Bu unsurlar bakımından olağan dönem ve olağanüstü hâl KHK’leri birbirinden farklıdır. Olağanüstü hâl ve sıkıyönetim dönem KHK’leri ile olağan dönem KHK’leri arasında şu unsurlar bakımından da farklılık vardır.
a) Sebep Unsuru[17].- Olağan dönem KHK’lerinin sebep unsuru Anayasada belirtilmemiştir. Olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK’lerinin sebep unsuru ise Anayasada belirtilmiştir. Olağanüstü hâl ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnameleri “sebebe bağlı işlemler”dir. Bu KHK’lerin sebep unsurunu, olağanüstü hâller (m.119, 120) ve sıkıyönetim hâli (m.122) oluşturur. Buna göre, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK’si çıkarabilmesi için, ülkede daha önceden ilân edilmiş bir sıkıyönetim veya olağanüstü hâl olmalıdır. Bu hâller olmadan, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun sıkıyönetim veya olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesi çıkarması durumunda, çıkarılan kanun hükmünde kararname sebep unsuru bakımından Anayasa aykırı olur.
b) Süre Unsuru[18].- Olağan dönem KHK’leri, süre bakımından sınırlandırılmamıştır. Yani çıkarılan KHK’ler, belirli bir süreyle değil, kanunlar gibi daimî olarak yürürlükte kalabilir. Oysa olağanüstü hâl ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnameleri süre bakımından sınırlandırılmıştır. Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, ancak “olağanüstü hâl veya sıkıyönetim süresince” olağanüstü hâl ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamesi çıkarabilir (m.121/3, 122/2). Keza, Anayasada açıklık olmamakla birlikte, çıkarılan olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK’leri, olağanüstü hâlin veya sıkıyönetimin kalkmasıyla kendiliklerinden yürürlükten kalktıkları kabul edilmektedir.
c) Yer Unsuru.- Olağan dönem KHK’leri, yer bakımından sınırlandırılmamıştır. Çıkarılan KHK normal olarak ülkenin bütününde uygulanır. Olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK’leri ise yer bakımından da sınırlıdır. Olağanüstü hâl veya sıkıyönetim ülkenin sadece bir kısmında ilân edilmiş ise, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu olağanüstü hâl veya sıkıyönetim KHK’siyle olağanüstü hâl veya sıkıyönetim bölgesinin dışına taşan düzenlemeler yapamaz.
TABLO 13.1: Olağan Dönem KHK'leri İle
Olağanüstü
Hâl ve Sıkıyönetim KHK'leri Arasında Karşılaştırma
|
|
OLAĞAN DÖNEM |
OLAĞANÜSTÜ HÂL VE SIKIYÖNETİM KHK'LERİ |
|
1. Yetki Kanunu |
Gerekli |
Gereksiz |
|
2. Yetkili Makam |
Bakanlar Kurulu |
Cumhurbaşkanının Başkanlığında Toplanan Bakanlar Kurulu |
|
3. Konu Unsuru |
Temel hak ve hürriyetler düzenlenemez |
Her konu düzenlenebilir. (Ancak düzenlemeler gerekli olacak ve çekirdek alana (m.15/2) müdahale etmeyecek). |
|
4. Sebep Unsuru |
Belirlenmemiş |
Olağanüstü hâl ve sıkıyönetim |
|
5. Resmî Gazete’de Yayım |
Var |
Var |
|
6. TBMM’nin Onayına Sunma |
Var. (RG’de Yayın Gününde) |
Var. (RG’de Yayın Gününde) |
|
7. TBMM’de Görüşme Süresi |
Yok (Öncelikle ve ivedilikle görüşülür) |
30 gün |
|
8. Anayasa Mahkemesinin Denetimi |
Var |
Yok |
|
9. Uygulanma Süresi |
Süresiz |
Olağanüstü hâl ve sıkıyönetim süresince |
|
10. Uygulanacağı Yer |
Tüm ülke |
Olağanüstü hâl ve sıkıyönetim ilân edilmiş yerler |
[1]. Bu başlık Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.651-751’den özetlenmiştir. Keza, bu konuda bkz.: Gözler, Kanun Hükmünde Kararnamelerin Hukukî Rejimi, op. cit., s.25-175.
[2]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.232.
[3]. Bu unsurların açıklanması ve incelenmesi için bkz. Gözler, Kanun Hükmünde..., op. cit., s.39-75.
[4]. Anayasa Mahkemesinin 16 Eylül 1993 Tarih ve E.1993/26, K.1993/28 Sayılı Kararı, AMKD, Sayı 29, Cilt 1, s.332.
[5]. Bu şartların açıklanması ve eleştiri için bkz. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.692-702; Gözler, Kanun Hükmünde Kararnamelerin Hukukî Rejimi, op. cit., s.80-95.
[6]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.240-241; Gözler, Kanun Hükmünde Kararnamelerin Hukukî Rejimi, op. cit., s.112-128.
[7]. Bu konu bkz.: Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.731-732.
[8]. Bu başlık Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.755-808’den özetlenmiştir. Keza bkz.: Gözler, Kanun Hükmünde Kararnamelerin Hukukî Rejimi, op. cit., s.175-259; Gözler, “Olağanüstü Hâl Rejimlerinde Özgürlüklerin Sınırlandırılması Sistemi....”, op. cit., s..561-590.
[9]. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.759-760; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.241.
[10]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.241.
[11]. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.760-761; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.241.
[12]. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.761-762.
[13]. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.775-789; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.242-245.
[14]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.242; Tanör, Türkiye’nin İnsan Hakları Sorunu, op. cit., s.226.
[15]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.245.
[16]. Anayasa Mahkemesi, 10 Ocak 1991 Tarih ve E.1990/25, K.1991/1 Sayılı Karar, AMKD, Sayı 27, Cilt 1, s.98; Anayasa Mahkemesi, 3 Temmuz 1991 Tarih ve E.1991/6, K.1991/20 Sayılı Karar, AMKD, Sayı 27, Cilt 1, s.403.
[17]. Bu unsur hakkında bkz. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.760-761.
[18]. Bu unsur hakkında bkz. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.767-769.
Copyright
c) Kemal Gözler. 2001-2005. Bu sayfaya izin almadan link verilebilir. Ancak, bu web sayfası, önceden izin almaksızın ne suretle olursa olsun, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, tekrar yayınlanamaz, dağıtılamaz, başka internet sitelerine metin olarak konulamaz. İzin için kgozler@hotmail.com adresine başvurunuz. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 3.3.2004 tarih ve 5101sayılı kanunla değişik 71 ve 72’nci maddeleri, bir kitabı herhangi bir yöntemle (fotokopi dahil) çoğaltanları, dağıtanları, satanları, elinde bulunduranları, paraya çevrilmeksizin, 2 (iki) yıldan 4 (dört) yıla kadar hapis cezası veya 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla veya zararın ağırlığı dikkate alınırık bunların her ikisiyle birden cezalandırmaktadır.
Alıntılar (İktibas) Konusunda Açıklamalar
Bu çalışmadan yapılacak alıntılarda (iktibaslarda) 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 35’inci maddesinde öngörülen şu şartlara uyulmalıdır: (1) İktibas, bir eserin “bazı cümle ve fıkralarının” bir başka esere alınmasıyla sınırlı olmalıdır (m.35/1). (2) İktibas, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderecatını aydınlatmak maksadıyla yapılmalıdır (m.35/3). (3) İktibas, belli olacak şekilde yapılmalıdır (m.35/5) [Bilimsel yazma kurallarına göre, aynen iktibasların tırnak içinde verilmesi ve iktibasın üç satırdan uzun olması durumunda iktibas edilen satırların girintili paragraf olarak dizilmesi gerekmektedir]. (4) İktibas ister aynen, ister mealen olsun, eserin ve eser sahibinin adı belirtilerek iktibasın kaynağı gösterilmelidir (m.35/5). (5) İktibas edilen kısmın alındığı yer belirtilmelidir (m.35/5).
5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 21.2.2001 tarih ve 4630 sayılı Kanun ve 3.3.2004 tarih ve 5101 sayılı Kanunla değişik 71’inci maddesinin 4’üncü fıkrası, 35’inci maddeye aykırı olarak “kaynak göstermeyen veya yanlış yahut kifayetsiz veya aldatıcı kaynak” göstererek iktibas yapan kişileri, 2 (iki) yıldan 4 (dört) yıla kadar hapis veya 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla veya zararın ağırlığı dikkate alınarak bunların her ikisiyle birdencezalandırmaktadır.
Ayrıca Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 18 Şubat 1981 tarih ve E.1980/1, K.1981/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre kararına göre, “iktibas hususunda kullanılan eser sahibinin ve eserinin adı belirtilse bile eser sahibi, haksız rekabet hükümlerine dayanarak Borçlar Kanununun 49. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi halinde manevi tazminat isteyebilir”.
Yukarıdaki şartlara uygun olarak alıntı yapılırken bu çalışmaya şu şekilde atıf yapılması önerilir:
Kemal Gözler, “KHK'ler", www.anayasa.gen.tr/khk-bilgi.htm (erişim tarihi)
Editör: Kemal Gözler
E.mail: kgozler@hotmail.com
Ana sayfa: www.anayasa.gen.tr
Konuluş Tarihi : 24 Aralık 2005