TÜRK ANAYASA HUKUKU SİTESİ

 anayasa.gen.tr

 

Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000,  32+1072 s. www.anayasa.gen.tr/tah.htm

 

Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Bursa Ekin Kitabevi Yayınları, Üçüncü Baskı, 2005, XVI+ 432 s. www.anayasa.gen.tr/tahd.htm

Kemal Gözler, Anayasa Hukukuna Giriş: Genel Esaslar ve Türk Anaya Hukuku, Bursa,  Ekin Kitabevi Yayınları, Altıncı Baskı, Ekim 2005, XVI+384 s. www.anayasa.gen.tr/ahg.htm Kemal Gözler (Haz.), Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, Ekim 2005 Baskı,  (128 s., link.

 

Ana Sayfa: WWW.ANAYASA.GEN.TR

 

İnsan Haklarına Saygılı Devlet İlkesi

 

 

Kemal Gözler

Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.119-121'den alınmıştır (www.anayasa.gen.tr/ihsaygi.htm (15 Kasım 2005).

 

 

 

PLAN

III. İnsan Haklarına Saygılı Devlet İlkesi................................................................................ 119

    A. “İnsan Hakları” Terimi................................................................................................. 119

    B. “Saygılı” Terimi............................................................................................................ 120

    C. “İnsan Haklarına Dayalı” Terimi ile “İnsan Haklarına Saygılı” terimi Arasında
Fark Var mıdır?............................................................................................................. 121

    D. İnsan Haklarına Saygı “Toplumun Huzuru, Millî Dayanışma ve Adalet” Anlayışı
ile Çerçevelendirilmiş midir?......................................................................................... 121

 

 

Bibliyografya.- Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.74-89; Soysal, Anayasanın Anlamı, op. cit., s.126-153; Sabuncu, Anayasaya Giriş, op. cit., s.35-55; Gözübüyük, Anayasa Hukuku, op. cit., s.165-176; Necmi Yüzbaşıoğlu, Türk Anayasa Yargısında Anayasallık Bloku, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1993, s.133-140.

1982 Anayasasının 2’nci maddesine göre “Türkiye Cumhuriyeti... insan haklarına saygılı... bir... devlet”tir.

“İnsan haklarına saygılı devlet” ifadesinin anlamını belirleyebilmek için öncelikle “insan hakları” ve “saygı” terimlerinin anlamını açıklamamız gerekir.

A. “İnsan Hakları” Terimi

Temel hak ve hürriyetler alanında “insan hakları”, “kamu hürriyetleri”, “kişi hakları”, “vatandaş hakları”, “temel haklar”, “anayasal haklar” gibi değişik terimler kullanılmaktadır. Çoğunlukla bunlar eş anlamda kullanılan kavramlardır. Ancak bununla birlikte aslında bunlar arasında birtakım farklılıklar vardır. Bu farklılıkları biz aşağıda temel hak ve hürriyetleri inceleyeceğimiz bölümde göreceğiz. Ancak bununla birlikte, “insan hakları” terimini burada görmemiz uygun olur. Bu kavramların içinde en kapsamlı olanı “insan hakları”dır. “İnsan hakları”, ırk, din, dil ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu haklardan yararlanmak bakımından vatandaş ve yabancı arasında ayrım yoktur. Diğer yandan “insan hakları” terimi bir ideali içerir. Bu terim, olanı değil, daha ziyade “olması gerekeni” dile getirir[52].

Anayasamız burada incelediğimiz 2’nci maddesi dışında “insan hakları” terimini kullanmamaktadır[53]. Anayasamız aşağıda yedinci bölümde göreceğimiz gibi, “temel hak ve hürriyetler” terimini kullanmaktadır. Anayasamızın ikinci kısmında (m.12-74) kullanılan terim “temel hak ve hürriyetler”dir. Anayasamız bu konuda düzenleme yaparken “temel hak ve hürriyetler” terimini kullanmasına rağmen, “cumhuriyetin nitelikleri” veya diğer bir ifadeyle “temel ilkeleri”ni belirtirken “insan hakları” terimini kullanmış olması anlamlıdır. Anayasa, “Türkiye Cumhuriyeti insan haklarına saygılı bir devlettir” derken, bir “ideali”, bir “olması gerekeni” dile getirmektedir.

B. “SaygıLı” Terimi 

Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlüğüne göre, “saygılı”, “saygısı olan, saygı gösteren” demektir[54]. Aynı Sözlük, “saygı”yı ise, “değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye karşı veya bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu” olarak tanımlamaktadır.

O halde “insan haklarına saygılı devlet”, değeri, üstünlüğü, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla insan haklarına karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranan devlet demektir. Anayasamıza göre, Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarının değerini, üstünlüğünü, yararlılığını, kutsallığını kabul etmeli ve bu nedenle de insan hakları karşısında dikkatli, özenli, ölçülü davranmalıdır. Türkiye Cumhuriyetinin insan hakları karşısında nasıl dikkatli, özenli, ölçülü davrandığını, kısacası nasıl saygılı olduğunu, biz aşağıda temel hak ve hürriyetleri incelediğimiz bölümde göreceğiz.

C. “İnsan Haklarına Dayalı ” Terimi ile “İnsan Haklarına Saygılı ” terimi Arasında Fark var mıdır?

1961 Anayasasında Cumhuriyetin nitelikleri arasında “insan haklarına dayalı devlet” ifadesi kullanılmıştı. 1982 Anayasası bu ifadenin yerine yukarıda gördüğümüz gibi “insan haklarına saygılı” ifadesini kullanmıştır.

Mümtaz Soysal ’a göre bu iki deyim arasında köklü bir fark vardır. Yazara göre,

“insan haklarına dayalı devlet, bu inanç üzerine kurulmuş olan, insanı temel değer olarak kabul eden, kendi varoluş nedenini insan haklarının korunması ya da gerçekleştirilmesi amacına dayandıran devlet demektir”[55].

Oysa yazara göre, “insan haklarına saygılı devlet” anlayışında “insan hakları, artık, devletin temeli sayılmaktan çıkmıştır. Devlet başka amaçlar için vardır”[56]. Soysal’a göre Türkiye Devletinin insan haklarına saygısı, “onlarla karşılaştığı zaman selam verir anlamında (bir) saygı”dır[57].

Buna karşılık Ergun Özbudun’a göre, “insan haklarına dayalı devlet” ile “insan haklarına saygılı devlet” deyimleri arasında “bir anlatım farkı ötesinde temel bir anlam ve yaklaşım farkı olduğunu savunmak güçtür”[58]. Burhan Kuzu’ya göre de bu iki ifade arasında “psikolojik etki ve vurgulama biçimi” dışında bir fark yoktur[59].

Bize göre de bu iki deyim arasında hukukî sonuçları bakımından hiçbir fark yoktur. Mühim olan, bu ifade farklılığı değil, 1982 Anayasasının benimsediği temel hak ve hürriyetlerin bütünü ve bunlara ilişkin getirdiği sınırlandırma ve güvence sistemidir. Aşağıda yedinci bölümde ayrıntılarıyla tartışacağımız gibi, 1982 Anayasasının temel hak ve hürriyetlere ilişkin sistemi, 1961 Anayasasına oranla daha az güvenceli değildir.

D. İnsan Haklarına Saygı “Toplumun Huzuru , Millî Dayanışma ve Adalet” Anlayışı  ile Çerçevelendirilmiş midir?

1982 Anayasasının 2’nci maddesi “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı... bir devlet” olduğunu söylemektedir. Bu ifadeden bir tereddüt hasıl olmuştur. Acaba “toplumun huzuru”, “millî dayanışma” ve “adalet” kavramları, “insan haklarına saygılı devleti” nitelendiren, açıkçası onun çerçevesini oluşturan kavramlar olarak mı, yoksa ondan tamamen bağımsız olarak mı kullanılmaktadır[60].

Ergun Özbudun’un  işaret ettiği gibi, birinci yorumun kabul edilmesi, insan hakları üzerindeki vurgulamayı zayıflatacaktır. Çünkü bu durumda, insan haklarına ancak, “toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet” çerçevesi içinde saygı gösterilecektir[61]. Gerçekten de Anayasa Mahkemesi 13 Haziran 1985 tarih ve K.1985/7 sayılı  Kararında bu “1982 Anayasası’nın 2. maddesinde, insan haklarına toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde saygılı olunacağı hükmüne yer vermek suretiyle 1961 Anayasasına nazaran Devlet ve toplumun çıkarlarına öncelik tanınmıştır”[62] diyerek bu görüşü benimsemiştir.

Ergun Özbudun’a  göre ise, “bu iki ibarenin virgülle ayrılmış olması sebebiyle ikinci yorumun benimsenmesi ve insan haklarına saygının, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet kavramları ile çerçevelendirilmiş olmadığının kabulü daha doğru olur”[63].

Kanımızca “toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı”nın “insan haklarına saygı”yı nitelendirdiği iddia edilemez. Madde dikkatlice okunursa, “toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde” olan şeyin Türkiye Cumhuriyeti devletinin kendisi olduğu ortaya çıkmaktadır. Maddenin metnini bir kere daha verelim:

“Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir”.

Madde aslında “Türkiye Cumhuriyeti, belli nitelikleri taşıyan bir devlettir” demekte ve bu nitelikleri, “devlet” kelimesini nitelendiren sıfat ve isimler olarak saymaktadır. Kanımızca, bu sıfat ve isimler, sırası ne olursa olsun birbirini değil, doğrudan “devlet” kelimesini nitelendirmektedirler. Buna göre “toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde” olmak, “insan haklarına saygılı” olmak, “Atatürk milliyetçiliğine bağlı” olmak, “başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayan”mak, “demokratik” olmak, “laik” olmak hep “devlet”in nitelikleridir. “Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” ifadesi, birbirinden bağımsız “demokratik devlet”, “laik devlet”, “sosyal devlet” ve “hukuk devleti” ilkelerini dile getirmektedir. Demokratiklik laik devleti, laiklik de sosyal devleti nitelendirmemektedir. Aynı şekilde “toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde” ibaresi de “insan haklarına saygı”yı değil, “devlet”i nitelendirmektedir. Eğer “toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde” olmak da, “insan haklarına saygılı” olmak da devletin bir niteliğidir. Aksinin kabulü durumunda, sadece “insan haklarına saygı” değil, “Atatürk milliyetçiliğine bağlılık”, “demokratiklik”, “laiklik” gibi devletin diğer nitelikleri de “toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet” kavramları ile çerçevelendirilmiş olur ki, bu zaten iddia edilmemektedir.

* * *

Sonuç olarak, “insan haklarına saygılı devlet ” ifadesinin bir ideali, bir olması gerekeni ifade ettiğini söyleyebiliriz. Mühim olan, devletin, pozitif hukukunda bu insan haklarını ne miktarda tanıdığı, bunları nasıl düzenlediği ve bunları ne ölçüde sınırlandırdığıdır. İnsan haklarının pozitif hukuk tarafından tanınması, düzenlenmesi ve sınırlanması ise onların “temel hak ve hürriyetler” haline gelmesi demektir. Biz aşağıda ayrı bir bölüm halinde temel hak ve hürriyetler konusunu göreceğiz. Dolayısıyla insan haklarına saygılı devlet ilkesine ilişkin olarak, devletin insan haklarına nasıl ve ne ölçüde saygı gösterdiği konusunda bir sonraki bölüme bakılmalıdır.

 

[52]. Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.14; Sabuncu, Anayasaya Giriş, op. cit., s.35.

[53]. Bu terim istisnaen 68, 81 ve 103’üncü maddelerde de geçmektedir.

[54]. Türk Dil Kurumu, Türkçe Sözlük, Ankara, Türk Dil Kurumu Yayınları, Yeni Baskı, 1988, Cilt 2, s.1268.

[55].           Anayasanın Anlamı, op. cit., s.127.

[56]. Ibid.

[57]. Mümtaz Soysal, “İnsan Hakları Açısından Temel Hak ve Özgürlüklerin Niteliği”, Anayasa Yargısı, Ankara, Anayasa Mahkemesi Yayınları, 1987, Cilt 3, s.48.

[58]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.74.

[59]. Kuzu, 1982 Anayasasının Temel Nitelikleri, op. cit., s.214.

[60]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.74; Kuzu, 1982 Anayasasının Temel Nitelikleri, op. cit., s.215.

[61]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.75. Türk anayasa hukuku doktrininde Mümtaz Soysal  ve Bülent Tanör, “toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı”nın insan haklarına saygıyı çerçevelendirdiği görüşünü dile getirmekte ve durumu şiddetle eleştirmektedirler (Soysal, Anayasanın Anlamı, op. cit., s.127; Bülent Tanör, Türkiye’nin İnsan Hakları Sorunu, İstanbul, BDS Yayını, 1990, s.197).

[62]. Anayasa Mahkemesi, 13 Haziran 1985 Tarih ve E.1984/14, K.1985/7 Sayılı Karar, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı 21, s.173.

[63]. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.75.

[64]. Arsel, Türk Anayasa Hukukunun Umumî Esasları, op. cit., s.159-160; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.52.

 


 

Copyright

(c) Kemal Gözler. 2005. Bu sayfaya izin almadan link verilebilir. Ancak, bu web sayfası, önceden izin almaksızın ne suretle olursa olsun, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, tekrar yayınlanamaz, dağıtılamaz, başka internet sitelerine metin olarak konulamaz. İzin için webmaster@anayasa.gen.tr adresine başvurunuz. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 21.2.2001 tarih ve 4630 sayılı Kanun ve 3.3.2004 tarih ve 5101 sayılı Kanunla değişik 71 ve 72’nci maddeleri, bir fikir ve sanat eserini herhangi bir yöntemle çoğaltanları, dağıtanları, satanları, elinde bulunduranları, paraya çevrilmeksizin, 2 (iki) yıldan 4 (dört) yıla kadar hapis cezası veya 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla veya  zararın ağırlığı dikkate alınarak bunların her ikisiyle birden cezalandırmaktadır.

Alıntılar (İktibas) Konusunda Açıklamalar

Bu çalışmadan yapılacak alıntılarda (iktibaslarda) 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 35’inci maddesinde öngörülen şu şartlara uyulmalıdır: (1) İktibas, bir eserin “bazı cümle ve fıkralarının” bir başka esere alınmasıyla sınırlı olmalıdır (m.35/1). (2) İktibas, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderecatını aydınlatmak maksadıyla yapılmalıdır (m.35/3). (3) İktibas, belli olacak şekilde yapılmalıdır (m.35/5) [Bilimsel yazma kurallarına göre, aynen iktibasların tırnak içinde verilmesi ve iktibasın üç satırdan uzun olması durumunda iktibas edilen satırların girintili paragraf olarak dizilmesi gerekmektedir]. (4) İktibas ister aynen, ister mealen olsun, eserin ve eser sahibinin adı belirtilerek iktibasın kaynağı gösterilmelidir (m.35/5). (5) İktibas edilen kısmın alındığı yer belirtilmelidir (m.35/5).

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 21.2.2001 tarih ve 4630 sayılı Kanun ve 3.3.2004 tarih ve 5101 sayılı Kanunla değişik 71’inci maddesinin 4’üncü fıkrası, 35’inci maddeye aykırı olarak “kaynak göstermeyen veya yanlış yahut kifayetsiz veya aldatıcı kaynak” göstererek iktibas yapan kişileri, 2 (iki) yıldan 4 (dört) yıla kadar hapis veya 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla veya  zararın ağırlığı dikkate alınarak bunların her ikisiyle birdencezalandırmaktadır.

Ayrıca Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 18 Şubat 1981 tarih ve E.1980/1, K.1981/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre kararına göre, “iktibas hususunda kullanılan eser sahibinin ve eserinin adı belirtilse bile eser sahibi, haksız rekabet hükümlerine dayanarak Borçlar Kanununun 49. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi halinde manevi tazminat isteyebilir”.

Yukarıdaki şartlara uygun olarak alıntı yapılırken bu çalışmaya şu şekilde atıf yapılması önerilir:

Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.119-121 (www.anayasa.gen.tr/ihsaygi.htm, (20 Kasım 2005).

 


23 Kasım 2005
Editör: Kemal Gözler
kgozler@hotmail.com

Ana Sayfa: www.anayasa.gen.tr