TÜRK ANAYASA HUKUKU SİTESİ [www.anayasa.gen.tr]

DEVLET BAŞKANLARI:

Bir Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku İncelemesi - Kemal Gözler

Kemal Gözler, Devlet Başkanları: Bir Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku İncelemesi,  Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2001,  XVI+320 s.  (www.anayasa.gen.tr/devletbaskanlari.htm; 1.5.2004).

ISBN: 975-7338-72-9

Yayınevi: Ekin Kitabevi

Burç Pasajı no: 27

Altıparmak - BURSA

Tel: (0224) 220 16 72

Fax: (0224) 223 04 37    

    PLAN

    Birinci Kısım.- Başkanlık Sistemlerinde Devlet Başkanı: Başkan (ABD Örneği)

    İkinci Kısım- Parlâmenter Hükûmet Sistemlerinde Devlet Başkanları

  Birinci Bölüm.- Devlet Başkanlarının Statüsü
  İkinci Bölüm.- Devlet Başkanlarının Sorumlulukları
  Üçüncü Bölüm.- Devlet Başkanlarının Görev ve Yetkileri
  Dördüncü Bölüm.- Karşı-İmza Kuralı

  Beşinci Bölüm.- Devlet Başkanı-Hükûmet Çatışması

“Devlet başkanı” devletin en eski organıdır. Nerede bir devlet varsa orada bir devlet başkanı vardır. Dolayısıyla devlet başkanlığı kurumu, devlet kadar eski bir kurumdur. Devlet başkanları, hükûmet sistemlerine göre değişmektedir. Amerika Birleşik Devletleri gibi başkanlık sistemini benimsemiş ülkelerde yürütme organı monist yapıdadır. Yürütme organının başında bulunan “başkan”, hem hükûmet başkanı, hem de devlet başkanıdır. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde ise yürütme organı düalist yapıdadır. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organının bir kanadında “hükûmet”, diğer kanadında ise “devlet başkanı” bulunur. Parlâmenter hükûmet sistemlerinin kendi içinde ise devlet başkanları, devlet şekline göre ikiye ayrılmaktadır. Monarşilerde devlet başkanı “kral”, cumhuriyetlerde ise “cumhurbaşkanı”dır.

İşte bu çalışmada devlet başkanlarının statüleri (seçilme yeterliliği, görev süresi, seçim, göreve başlama , görevin sona erdiren haller, devlet başkanlığının boşalması, vekâlet, vs.), sorumlulukları (siyasî, cezaî ve hukukî sorumluluk ve sorumsuzluklarını), görev ve yetkileri karşılaştırmalı açıdan incelenmektedir. Karşılaştırma için 25 ülkenin anayasal düzenlemeleri seçilmiştir. Bu yirmi beş ülke şunlardır: Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Japonya, Kanada, Lüksemburg, Norveç, Portekiz, Türkiye, Yeni Zelanda ve Yunanistan.

 

Ana Sayfa: www.anayasa.gen.tr

Bu kitabın PDF formatında indirmek için aşağıdaki linklere tıklayınız.

1- Kapaklar, İçindekiler (Sayfa I-XVI)

2- Giriş, Kısım 1, Kısım 2, Bölüm1 ve 2 (Sayfa 1-116)

3- Kısım 2, Bölüm 3 (Sayfa 117-234)

4- Kısım 2, Bölüm 4-Son (Sayfa 235-291)

5-  Bibliyografya, Indeks, Arka Kapak



DEVLET BAŞKANLARI
Bir Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku İncelemesi


 

Ekin Kitabevi Yayınları

ISBN: 975-7338-72-9

 

 

 

 

 

 

© Tüm hakları mahfuzdur. Bu kitabın tamamı ya da bir kısmı 5846 sayılı yasanın hükümlerine göre, kitabı yayınlayan kitabevinin izni olmaksızın, elektronik, mekanik, fotokopi, ya da her hangi bir kayıt sistemi ile çoğaltılamaz, yayınlanamaz, depolanamaz.

 

 

 

 

 

 

Birinci Baskı

Mayıs 2001

 

 

 

 

 

 

Baskı: Hünkar Ofset

 

 

 

 

 

 

Dizgi ve Sayfa Düzeni: Kemal Gözler

Kapak Fikri ve Resim Bulma: Kemal Gözler

Düzeltme: Ürküş Gözler, Serkan Bilgin

Görüşleriniz İçin: gozler@uludag.edu.tr : Kemal Gözler

 

 

 

 

 

 

Dağıtım:

Ekin Kitabevi

Burç Pasajı no: 27

Altıparmak - BURSA

Tel+Fax: (0224) 223 04 37


Doç.Dr. Kemal GÖZLER

Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi

 

 

 

  

 

 

 

 

DEVLET BAŞKANLARI

Bir Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku İncelemesi

 

 

 

 

 

 

  

 

EKİN KİTABEVİ YAYINLARI

B  U  R  S  A   -   2 0 0 1


 

İÇİNDEKİLER

 

 

 


GİRİŞ

I. Konu: Devlet Başkanları.......................................................................................................... 1

Tarihsel Olarak Mevcut Olma............................................................................................... 1

Devlet Başkanlığının Tekliği veya Kolejyalliği...................................................................... 1

Devlet Başkanı - Devlet Başkanlığı ...................................................................................... 2

Devlet Başkanı Çeşitleri........................................................................................................ 3

II. Yöntem: Karşılaştırmalı Yaklaşım.......................................................................................... 3

Yirmibeş Ülke........................................................................................................................ 3

Demokrasi Kriteri ............................................................................................................ 3

İstikrar Kriteri.................................................................................................................. 5

III. Yürütme Organının Yapısı.................................................................................................... 6

A. Başkanlık Sistemlerinde Yürütme Organının Özellikleri................................................... 7

1. Tek-Başlılık.................................................................................................................. 8

2.Başkanın Halk Tarafından Seçilmesi............................................................................. 9

3. Başkanın Siyasal Sorumsuzluğu................................................................................. 10

B. Parlâmenter sistemlerde Yürütme Organının Yapısı: İki-başlılık.................................... 10

1. İki-Başlılık.................................................................................................................. 10

2.Yürütmenin Göreve Gelişi........................................................................................... 11

3. Siyasal Sorumluluk: Yasamanın Güvenine Dayanma................................................. 12

Yarı-Başkanlık Sistemlerinde Yürütme Organının Yapısı.................................................... 12

IV. Plân..................................................................................................................................... 12

 

Birinci Kısım
başkanlık sistemlerinde devlet başkanı
:
Başkan
 (Abd Örneği )

I. Başkanın Statüsü................................................................................................................... 16

Seçilme Yeterliliği................................................................................................................. 16

Görev Süresi ....................................................................................................................... 16

Seçim.................................................................................................................................... 17

Göreve Başlama................................................................................................................... 17

Görevin Sona Ermesi........................................................................................................... 17

Başkanlık Makamının Kesin Olarak Boşalması ve Başkan Yardımcısının Başkan Olması... 18

Başkanlık Makamının Geçici Olarak Boşalması ve Başkan Yardımcısının
Vekil Başkan Olması....................................................................................................... 18

Başkan Yardımcısı............................................................................................................... 19

Departmanlar....................................................................................................................... 20

Sekreterler............................................................................................................................ 20

Kabine.................................................................................................................................. 21

Başkanlık Teşkilâtı.............................................................................................................. 22

The White House Office.................................................................................................. 22

Executive Office of the President..................................................................................... 22

Office of Management and Budget............................................................................ 22

Council of Economic Advisers.................................................................................. 23

National Security Council.......................................................................................... 23

Central Intelligence Agency (CIA)............................................................................. 23

II. Başkanın Sorumluluğu ve Sorumsuzluğu.............................................................................. 23

1. Başkanın Kongre Karşısında Siyasal Sorumsuzluğu........................................................ 23

2. Başkanın Cezaî Sorumluluğu: Impeachment.................................................................... 24

Örnekler.......................................................................................................................... 25

1868: Johnson........................................................................................................... 25

1975: Nixon (Watergate)........................................................................................... 25

1998: Clinton............................................................................................................ 25

Konusu........................................................................................................................... 26

Dar Yorum................................................................................................................ 26

Geniş Yorum............................................................................................................. 26

3. Başkanın Hukukî Sorumluluğu........................................................................................ 27

III. Başkanın Görev ve Yetkileri............................................................................................... 28

1. Baş Komutanlık Yetkisi (Military Power, President as Commander-in-Chief).............. 28

2. Af Yetkisi (Pardoning Pover)......................................................................................... 29

3. Uluslararası Andlaşma Yapma Yetkisi (Traity Power).................................................... 30

4. Executive Agreements Yapma Yetkisi............................................................................. 30

5. Elçileri ve Diğer Temsilcileri Kabul Etmek Yetkisi.......................................................... 31

6. Kanunların Yürütülmesi (Execution of the Laws) Görev  ve Yetkisi............................... 31

7. Atama Yetkisi (Appointment Power)............................................................................... 32

8. Azil Yetkisi (Removal Power)......................................................................................... 32

9. Veto Yetkisi (Power of Veto)........................................................................................... 34

a) Normal Veto............................................................................................................... 35

b) Cep Vetosu (Pocket Veto) ......................................................................................... 35

c) Item Veto.................................................................................................................... 36

10. Başkanın Kongreye İlişkin Yetkileri.............................................................................. 37

11. Yürütme İmtiyazı (Executive Privilege)........................................................................ 37

12. Özerk Düzenleme Yetkisi (Executive Orders).............................................................. 39

13. Devredilmiş Düzenleme Yetkisi (Statutory Powers)..................................................... 40

14. Kredileri Harcamama (Impoundment of Funds) Yetkisi................................................ 40

15. “Devletin Başı” Olma Sıfatından Kaynaklanan Yetkileri.............................................. 41

 

İkinci Kısım
Parlâmenter Hükûmet Sİstemlerİnde
Devlet Başkanları

 

Birinci Bölüm
Devlet Başkanlarının Statüsü

I. Monarşilerde.......................................................................................................................... 45

A. Kralın Belirlenmesi......................................................................................................... 46

1. Hanedan Dışına Çıkma Yasağı.................................................................................... 46

2. Hanedanın Tükenmesi................................................................................................ 47

3. İntikal Kuralları.......................................................................................................... 47

a) Direkt Hat Sistemi................................................................................................ 47

b) Civar Sistemi......................................................................................................... 48

4. Din Şartları................................................................................................................. 49

5. Evlenme Şartları.......................................................................................................... 49

6. İnterregnum Yasağı.................................................................................................... 50

7. Yaş.............................................................................................................................. 50

B. Krallık Sıfatının Başlaması.............................................................................................. 50

1. Tacın Otomatik İntikali ............................................................................................. 51

2. Yemin......................................................................................................................... 51

C. Krallık Sıfatının Sona Ermesi.......................................................................................... 51

1. Ölüm........................................................................................................................... 52

2. Feragat........................................................................................................................ 52

D. Niyabet........................................................................................................................... 52

E. Kraliyet Ödeneği (Sivil Liste).......................................................................................... 54

II. Cumhuriyetlerde................................................................................................................... 54

A. Cumhurbaşkanlarının Seçimi........................................................................................... 56

1. Seçilme Yeterliliği....................................................................................................... 56

a) Vatandaşlık............................................................................................................ 56

b) Seçme Hakkı......................................................................................................... 56

c) Medenî ve Siyasî Hakları Kullanma Ehliyeti........................................................ 56

d) Yaş........................................................................................................................ 57

e) Öğrenim Şartı........................................................................................................ 57

f) Olumsuz Şartlar

2. Seçim Usûlü................................................................................................................ 58

a) Parlâmento Tarafından.......................................................................................... 58

b) Seçim Kurulu Tarafından...................................................................................... 58

c) Halk Tarafından.................................................................................................... 61

d) Atamayla.............................................................................................................. 62

B. Cumhurbaşkanlarının Göreve Başlaması, Görev Süresi, Tekrar Seçilebilirliliği,
Görev Bağdaşmazlıkları.................................................................................................. 63

1. Göreve Başlama.......................................................................................................... 63

2. Yemin......................................................................................................................... 64

3. Görev Süresi............................................................................................................... 65

4. Tekrar Seçilebilirlilik................................................................................................... 67

5. Cumhurbaşkanlığı Bağdaşmazlıkları........................................................................... 67

C. Cumhurbaşkanının Görevini Sona Erdiren Haller........................................................... 68

1. Sürenin Dolması......................................................................................................... 68

2. İstifa........................................................................................................................... 69

3. Ölüm........................................................................................................................... 69

4. Cumhurbaşkanının Görevini Kesin Olarak Yapamayacak Durumda
Bulunması Hâli.......................................................................................................... 69 

5. Anayasayı İhlâl, Vatana İhanet Gibi Suçlardan Dolayı Mahkûmiyet........................ 70

D. Vekâlet............................................................................................................................ 70

1. Vekâlet Gerektiren Durumlar..................................................................................... 70

a) Cumhurbaşkanlığının Boşalması........................................................................... 70

b) Cumhurbaşkanının Görevini Geçici Olarak Yerine Getiremeyecek Durumda Bulunması              71

2. Vekilin Tespiti: Bireysel Vekâlet-Kolejyal Vekâlet................................................... 71

3. Vekilin Yetkileri.......................................................................................................... 73

E. Cumhurbaşkanlığı İdarî Teşkilâtı..................................................................................... 74

F. Cumhurbaşkanlarının Malî Hakları................................................................................. 75

G. Cumhurbaşkanlarının Kişisel Statüleri............................................................................ 76

 

 

 

İkinci Bölüm
Devlet Başkanlarının Sorumluluğu ve Sorumsuzluğu

I. Devlet Başkanlarının Siyasal Sorumsuzluğu.......................................................................... 79

A. Monarşilerde................................................................................................................... 80

B. Cumhuriyetlerde............................................................................................................. 81

II. Devlet Başkanlarının Cezaî Sorumluluğu ve Sorumsuzluğu................................................. 85

A. Parlâmenter Monarşilerde............................................................................................... 85

B. Parlâmenter Cumhuriyetlerde......................................................................................... 86

1. Kişisel Suçlarından Dolayı Cumhurbaşkanlarının Sorumluluğu................................. 86

2. Göreviyle İlgili Suçlarından Dolayı Cumhurbaşkanlarının Cezaî Sorumluluğu.......... 90

a) Tam Sorumsuzluk: İsrail....................................................................................... 90

b) Tam Sorumluluk: Portekiz.................................................................................... 90

c) İstisnaî Sorumluluk: Almanya, Avusturya, Finlandiya, Fransa,
İrlanda, İtalya, Türkiye ve Yunanistan................................................................ 91

.... aa) Kural: Sorumsuzluk........................................................................................ 91

.... bb) İstisna: Anayasayı İhlâl, Vatana İhanet, vb. Suçlardan Sorumluluk.............. 93

3. Cumhurbaşkanlarının Göreviyle İlgili Suçlarından Dolayı  Suçlandırılması ve Yargılanması Usûlü     94

a) Suçlandırma........................................................................................................... 95

.... aa) Suçlandırma Yetkisi........................................................................................ 95

.... bb) Suçlandırma Önergesi .................................................................................... 96

.... cc) Karar Yetersayısı ........................................................................................... 96

.... dd) Suçlandırılan Cumhurbaşkanı Görevde Kalır mı?.......................................... 97

b) Yargılama.............................................................................................................. 97

.... aa) YargılamaMakamı........................................................................................... 97

....      aaa) Anayasa Mahkemesi Sistemi .................................................................. 98

....      bbb) Temyiz Mahkemesi Sistemi .................................................................. 98

....      ccc) Özel Mahkeme Sistemi ........................................................................... 98

....      ddd) Diğer Meclis Sistemi .............................................................................. 98

.... bb) Yargılama Makamının Fiilin Tavsifi Konusundaki Yetkisizliği .................... 99

.... cc) Yargılama Makamının Yetkisi ....................................................................... 99

.... Yargılama Makamının Beraat veya Mahkûmiyet Kararı Ne Sonuç Doğurur....... 99

Ek Başlık: “Vatana İhanet” Suçu Üzerine Bir Not............................................................ 101

1. Fransa’da “Yüksek İhanet (Haute Trahison)” Kavramı........................................... 102

2. Türkiye’de................................................................................................................ 103

3. Suçların ve Cezaların Kanunîliği İlkesi Karşısında  Vatana İhanet Suçu................... 103

a) “Cezacı” Görüş................................................................................................... 103

b) “Anayasacı” Görüş............................................................................................. 103

c) Karma Görüş....................................................................................................... 104

d) Görüşümüz......................................................................................................... 105

III. Devlet Başkanlarının Hukukî Sorumluluğu....................................................................... 106

A. Parlâmenter Monarşilerde............................................................................................. 108

B. Parlâmenter Cumhuriyetlerde....................................................................................... 111

1. Kişisel Eylem ve İşlemlerinden Dolayı Cumhurbaşkanlarının Hukukî
Sorumluluğu............................................................................................................. 111

2. Göreviyle İlgili Eylem ve İşlemlerinden Dolayı  Cumhurbaşkanlarının Hukukî Sorumluluğu             112

 

 

 

Üçüncü Bölüm
devlet Başkanlarının görev ve yetkİlerİ

I. Devlet Başkanlarının “Devletin Başı” Olması Sıfatıyla Sahip Olduğu
Görev ve Yetkiler............................................................................................................... 118

1. Temsil Görev ve Yetkisi........................................................................................... 118

2. Gözetme Görev ve Yetkisi....................................................................................... 119

3. Hakemlik Görev ve Yetkisi...................................................................................... 119

4. Bilgilendirilme Yetkisi.............................................................................................. 119

5. Uyarma ve Görüş Bildirme Görev ve Yetkisi.......................................................... 120

II. Devlet Başkanlarının Yasamayla İlgili Görev ve Yetkileri.................................................. 121

A. Fesih Yetkisi................................................................................................................. 121

1. Feshin Tanımı........................................................................................................... 121

2. Fesih Hakkının Tarihsel Kökeni............................................................................... 122

3. Fesih Hakkının Sahibi............................................................................................... 123

4. Fesih Hakkı ve Karşı-İmza Kuralı............................................................................ 124

5. Görüş Alma.............................................................................................................. 125

6. Fesih Sebepleri......................................................................................................... 125

7. Fesih Yasakları......................................................................................................... 127

8. Fesih İşleminin Hukukî Niteliği................................................................................ 128

9. Fesih İşleminin Hukukî Biçimi................................................................................. 128

10. Fesih İşleminin Denetimi Sorunu........................................................................... 129

11. Feshin Sonuçları..................................................................................................... 130

12. Yeni Seçimler.......................................................................................................... 131

13. Değerlendirme: Fesih Hakkı ve Parlâmenter Sistem............................................... 132

14. Fesih ve Halkın Hakemliği...................................................................................... 132

15. Taktik Fesihler....................................................................................................... 133

16. Anayasal Düzenlemeler.......................................................................................... 134

B. Parlâmentoyu Toplantıya Çağırma, Toplantılarını Erteleme,
Toplantılarını Kapatma Yetkisi.................................................................................... 141

C. Mesaj Yetkisi................................................................................................................ 143

D. Onay veya Geri Gönderme Yetkisi.............................................................................. 145

1. Kralî Onay................................................................................................................ 145

2. Geri Gönderme......................................................................................................... 148

a) Güçleştirici Veto................................................................................................. 149

b) Geciktirici Veto................................................................................................... 150

E. Isdar Yetkisi.................................................................................................................. 151

1. Tanımı...................................................................................................................... 151

2. Isdarın Fonksiyonları............................................................................................... 153

3. “Isdar” ile “Onay” Arasındaki Fark......................................................................... 154

a) Kanunun Varlığının Tespiti................................................................................. 153

b) Kanunun Aslına Uygunluğunun Tasdiki............................................................ 154

4. Cumhurbaşkanları Kanunları Isdar Etmeyi Reddedebilir
veya Isdarı Geciktirebilir mi?.................................................................................. 155

5. Anayasal Düzenlemeler............................................................................................ 156

F. Yayın Yetkisi................................................................................................................. 159

G. Referanduma Sunma Yetkisi......................................................................................... 162

H. Devlet Başkanlarının Anayasa Değişikliği Sürecindeki Yetkileri.................................. 163

1. Teklif Yetkisi............................................................................................................ 163

2. Karar Yetkisi............................................................................................................ 163

3. Bir Defa Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Yetkisi..................................... 163

4. Referanduma Sunma Yetkisi..................................................................................... 164

5. Onama Yetkisi.......................................................................................................... 164

III. Devlet Başkanlarının Yürütmeyle İlgili Görev ve Yetkileri............................................... 164

A. Başbakanı Atamak........................................................................................................ 165

1. Birinci Sistem: Devlet Başkanının Başbakanı Doğrudan  Ataması+
Parlâmentonun Güven Oyu..................................................................................... 165

2. İkinci Sistem: Devlet Başkanının Önerisi+Parlâmentonun  Kabulü+Devlet Başkanının Ataması       166

3. Başbakanın Parlâmento Başkanı Tarafından Atanması............................................ 167

4. Halk Tarafından Seçim............................................................................................. 168

5. Karşı-İmza Kuralı..................................................................................................... 168

6. Devlet Başkanı İstediği Kişiyi Başbakan Olarak Atayabilir mi?.............................. 169

7. İngiltere’de Başbakanın Atanması............................................................................ 171

B. Başbakanı Azletmek..................................................................................................... 171

C. Bakanları Atamak ve Azletmek.................................................................................... 174

1. Başbakanın Önerisini Öngören Anayasalar.............................................................. 174

2. Başbakanın Önerisini Öngörmeyenler...................................................................... 175

3. Bakan Atama Yetkisini Başbakana Verenler............................................................ 176

Devlet Başkanı Başbakanın Önerdiği Kişiyi Bakan Olarak Atamayı
Reddedebilir mi?................................................................................................. 176

Devlet Başkanı, Başbakanın görevden Alınmasını Önerdiği Bakanı Görevden Almayı Reddedebilir mi?          177

Yargı Denetiminin Yapılamaması............................................................................ 178

D. Bakanlar Kuruluna Başkanlık Etmek............................................................................ 178

E. Bazı Kamu Görevlilerini Atamak.................................................................................. 179

F. Düzenleyici İşlem Yapmak........................................................................................... 183

1. Kanunların Uygulanmasına İlişkin Düzenleyici İşlem Yapma Yetkisi..................... 183

2. Teşriî Devir Yoluyla Düzenleyici İşlem Yapma Yetkisi.......................................... 184

3. Özerk Düzenleme Yetkisi........................................................................................ 186

G. Bakanlar Kurulu İşlemlerini İmzalamak........................................................................ 187

Devlet Başkanı Bakanlar Kurulu İşlemlerini İmzalamayı Reddedemez....................... 188

Devlet Başkanı Neleri Yapabilir?................................................................................. 189

H. Devlet Başkanlarının Silahlı Kuvvetlerin Komutasıyla İlgili Yetkileri.......................... 190

1. Baş Komutanlık: Sembolik Temsil Yetkisi............................................................... 190

2. Silahlı Kuvvetlerin “Yüksek Komutası”: Silahlı Kuvvetlere Emir
Verme Yetkisi.......................................................................................................... 190

a) Karşı-İmza Kuralına Tâbi Olarak Devlet Başkanına Verenler............................ 191

b) Hükûmete Verenler............................................................................................. 192

c) Savunma Bakanına Verenler................................................................................ 193

3. Silahlı Kuvvetlerin “Teknik Komutası”: Silahlı Kuvvetleri  Yönetme Yetkisi......... 193

I. Devlet Başkanlarının Kriz Dönemlerinde Olağanüstü Yetkileri..................................... 195

1. Hükûmetlere ve Parlâmentolara Verenler................................................................. 196

2. Devlet Başkanlarına Verenler................................................................................... 197

IV. Devlet Başkanlarının Yargıyla İlgili Olan Görev ve Yetkileri............................................ 199

A. Gras Yetkisi.................................................................................................................. 199

Amnisti-Gras Ayrımı................................................................................................... 199

Tanımlar....................................................................................................................... 200

Farkları......................................................................................................................... 201

Yetkili Organ................................................................................................................ 201

Temelleri....................................................................................................................... 202

Amnisti Yetkisinin Temeli...................................................................................... 202

Gras Yetkisinin Temeli........................................................................................... 203

Gras Yetkisi Konusunda Karşılaştırmalı Hukuktan  Çıkan Sonuçlar........................... 204

Yetkili Organ........................................................................................................... 204

Gras Yetkisinin Bakanlar Hakkında Kullanılması Yasağı........................................ 204

Sebep Bakımından Sınırlama................................................................................... 205

Yargısal Bir Organın Görüşünün Alınması Şartı..................................................... 205

Devlet Başkanları Gras Yetkilerini Tek Başlarına Kullanabilirler mi?.................... 205

.... Gras Yetkisinin Devlet Başkanı Tarafından Tek Başına
Kullanılabildiği Ülkeler....................................................................................... 205

.... Gras Yetkisinin Devlet Başkanı Tarafından Tek Başına
Kullanılamadığı Ülkeler...................................................................................... 206

.... Türkiye.............................................................................................................. 207

B. Hakimleri Atamak......................................................................................................... 210

C. Savcıları Atamak........................................................................................................... 213

D. Yüksek Mahkemelere Üye Seçmek.............................................................................. 213

E. Hakimler Yüksek Kuruluna Başkanlık Etmek ve Bu Kurula Üye Seçmek.................... 217

F. Anayasa Mahkemesinde İptal Davası Açmak.............................................................. 218

V. Devlet Başkanlarının Dış İlişkiler Alanındaki Görev ve Yetkileri...................................... 219

A. Yabancı Devletlere Temsilci Göndermek ve Yabancı Temsilcileri Kabul Etmek.......... 220

B. Uluslararası Andlaşma Akdetmek ve Onaylamak......................................................... 222

1. Akdetme Yetkisi....................................................................................................... 222

2. Onay Yetkisi............................................................................................................ 223

a) Yetkili Makam.................................................................................................... 224

b) Karşı-İmza Kuralı .............................................................................................. 224

c) Parlâmentonun Uygun Bulması Şartı.................................................................. 224

d) Devlet Başkanları Parlâmentoların Uygun Bulduğu Andlaşmaları
Onaylamayı Reddedebilir mi?............................................................................ 226

Yürürlüğe Girme...................................................................................................... 227

İlân ve Yayın........................................................................................................... 227

C. Savaş ve Barış İlân Etmek............................................................................................. 229

1. Monarşilerde............................................................................................................ 229

2. Cumhuriyetlerde....................................................................................................... 230

VI. Devlet Başkanlarının Diğer Görev ve Yetkileri................................................................. 232

1. Bazı Kurullara Başkanlık Etmek.............................................................................. 232

2. Onursal Payeler Vermek........................................................................................... 232

3. Para Bastırmak......................................................................................................... 233

4. Medenî Hukuk Alanındaki Yetkiler......................................................................... 234

5. Yurt Dışına Çıkma Yasağı........................................................................................ 234

 

Dördüncü Bölüm
Karşı-İmza Kuralı

I. Karşı-İmza Kuralının Tanımı, Fonksiyonu, Müeyyidesi ve Tarihsel Kökeni.................... 235

1. Tanımı............................................................................................................................ 235

2. Fonksiyonu.................................................................................................................... 235

3. Müeyyidesi................................................................................................................... 236

4. Karşı-İmza Kuralının Tarihsel Kökeni.......................................................................... 236

II. Karşı-İmza Kuralı Hakkında Anayasal Düzenlemeler....................................................... 237

III. Karşı-İmza Kuralının Kapsamı......................................................................................... 243

1. Karşı-İmza Kuralını Mutlak Olarak Tanıyan Ülkeler................................................... 243

2. Karşı-İmza Kuralını Genel Olarak Tanıyıp Bundan Bazı  İşlemleri İstisna
Tutan Ülkeler................................................................................................................ 244

3. Karşı-İmza Kuralının İstisnaî Olarak Tanıyan Ülke...................................................... 245

IV. Anayasalar Devlet Başkanının Hangi İşlemlerini Karşı-İmza Kuralından İstisna Tutmaktadırlar?              246

1. Mesaj Gönderme Yetkisi............................................................................................... 246

2. Kanunları Bir Kez Daha Görüşümek Üzere Geri Göndermek Yetkisi.......................... 247

3. Kanunları Referanduma Sunma Yetkisi......................................................................... 247

4. Parlâmentoyu Feshetmek Yetkisi.................................................................................. 247

5. Başbakan Atamak Yetkisi.............................................................................................. 247

6. Anayasa Mahkemesine Üye Seçmek Yetkisi................................................................ 248

7. Anayasa Mahkemesinde İptal Davası Açmak Yetkisi.................................................. 249

8. Devlet Başkanlığı İdarî Teşkilâtına Personel Atama Yetkisi......................................... 249

9. İstifa Yetkisi.................................................................................................................. 249

İstisnaların Dar Yorumlanması Kuralı (Yorum Yoluyla Yeni İstisna Yaratma Yasağı)..... 249

V. Karşı-İmza Atma Yetkisi................................................................................................... 251

VI. “Bakanın Refakati” İlkesi.................................................................................................. 252

II. Türkiye’de Karşı-İmza Kuralı ve Cumhurbaşkanının Tek Başına İşlem Yapıp Yapamayacağı Sorunu        255

A. Anayasal Düzenleme.................................................................................................... 255

B. Doktrinin Ürettiği İstisnalar.......................................................................................... 256

1. Yasama ve Yargıya İlişkin Yetkiler Karşı-İmza  Kuralına Tâbi Değildir.................. 257

2. Cumhurbaşkanının Yürütmeyle İlgili İcraî Olmayan Yetkileri
Karşı-İmza Kuralına Tâbi Değildir.......................................................................... 258

Doktrinin Ürettiği İstisnaların Eleştirisi....................................................................... 259

C. Görüşümüz................................................................................................................... 259

D. Cumhurbaşkanının Başbakan veya İlgili Bakanın Karşı-İmzasını Almadan
Yaptığı İşlemlerin Müeyyidesi Nedir?......................................................................... 262

 

Beşinci Bölüm
devlet başkanı-hükûmet Çatışması

I. Devlet Başkanları Yetkilerini Tek Başına Kullanabilir mi?.................................................. 265

A. Başkanlık Sistemlerinde: Evet....................................................................................... 265

B. Parlâmenter Sistemlerde: Hayır..................................................................................... 266

II. Devlet Başkanları Hükûmetin İşlemlerini İmzalamayı Reddedebilir mi?........................... 267

A. Birinci Neden: Devlet Başkanı Sorumsuzdur............................................................... 268

B. İkinci Neden: Devlet Başkanı Demokratik Meşruluktan Mahrumdur.......................... 269

C. Üçüncü Neden: Devlet Başkanının İmza Yetkisi, Bir Tevsik
Etme Yetkisinden İbarettir............................................................................................ 269

III. Devlet Başkanları Hükûmetin Kendisinden Yapmasını İstedikleri İşlemleri
Yapmayı Reddedebilir mi?................................................................................................. 271

İki-Başlılık Sorunu ve Çözümü.................................................................................... 273

Hangi Baş Etkisiz Bırakılmalı ...................................................................................... 273

V. Devlet Başkanının Bu Yükümlülüklerinin Müeyyidesi Nedir?.......................................... 274

A. Devlet Başkanının, Başbakan veya İlgili Bakanın Karşı-İmzasını Almadan İşlem Yapmasının Müeyyidesi Nedir?              275

B. Devlet Başkanının Bakanlar Kurulunun İşlemlerini İmzalamayı Reddetmesinin Müeyyidesi Nedir?     276

C. Devlet Başkanının Hükûmetin Kendisinden Kullanılmasını İstediği
Yetkiyi Kullanmayı Reddetmesinin Müeyyidesi Nedir?............................................. 277

- Müeyyidesizlik Durumunda Devlet Başkanına Karşı Yapılacak Bir Şey Yok mudur?.. 277

1. Tali Kurucu İktidarın Tepkisi.................................................................................. 277

2. Yasama Organının Tepkisi....................................................................................... 278

3. Anayasayı İhlâl İle Suçlandırma............................................................................... 278

4. Vatana Ehanetle Suçlandırma ................................................................................... 279

5. İstifaya Zorlama....................................................................................................... 279

a) Sistematik Güvensizlik Oyu............................................................................... 281

b) Bakanlar Kurulunun Grevi.................................................................................. 281

6. Bütçe Kısma............................................................................................................. 280

7. Halkın Hakemliğine Başvurma................................................................................. 280

a) Referandum......................................................................................................... 280

b) Fesih ve Erken Seçim Kararı............................................................................... 280

8. Bakanlar Kurulunun İstifası .................................................................................... 281

 

Sonuç..................................................................................................................................... 283

 

EK: Devlet Başkanları Listesi................................................................................................. 290

 

Bibliyografya......................................................................................................................... 291

.... I. Anayasalar...................................................................................................................... 291

.... II. Kitaplar ve Makaleler.................................................................................................... 292

 

Dizin...................................................................................................................................... 297

.... I. Anayasa Maddeleri......................................................................................................... 297

.... II. Kanunlar........................................................................................................................ 299

.... III. Mahkeme Kararları...................................................................................................... 299

.... IV. İsim ve Kavram Dizini................................................................................................. 300

 

Yazarın Özgeçmişi ve Yayın Listesi.................................................................................. 283

 

 

 

 

TABLOLAR

 

 

 

 

TABLO 1: Cumhurbaşkanlarının Statüleri ......................................................................... 77

TABLO 2: Cumhurbaşkanlarının Görevleriyle İlgili Suçlarından Dolayı
Cezaî Sorumluluğu ..................................................................................................... 84

TABLO 3: Devlet Başkanlarının Sorumluluğu ................................................................ 103

TABLO 4: Devlet Başkanlarının Fesih Yetkisi ................................................................ 139

TABLO 5: Devlet Başkanlarının Kanunlar Üzerinde Veto, Isdar ve
Yayın Yetkileri .......................................................................................................... 161

TABLO 6: Devlet Başkanlarının Başbakanı Atamak Ve Azletmek Yetkileri ............... 172

TABLO 7: Devlet Başkanlarının Bakan Atama ve Azil Yetkisi...................................... 177

TABLO 8: Devlet Başkanlarının Kamu Görevlisi Atama Yetkisi................................... 182

TABLO 9: Devlet Başkanlarının Düzenleme Yetkisi ....................................................... 186

TABLO 10: Devlet Başkanlarının Bakanlar Kurulu İşlemlerini
İmzalamak Yetkisi ..................................................................................................... 188

TABLO 11: Devlet Başkanlarının Silahlı Kuvvetler ile İlgili Yetkileri .......................... 195

TABLO 12: Devlet Başkanlarının Olağanüstü Hâllere İlişkin Yetkileri......................... 198

TABLO 13 : Devlet Başkanlarının Gras Yetkisi ............................................................... 209

TABLO 14: Devlet Başkanlarının Hakimleri Atamak Yetkisi ......................................... 212

TABLO 15: Devlet Başkanlarının Yüksek Mahkemelere Üye Seçmek Yetkisi ........... 216

TABLO 16: Devlet Başkanlarının Hakimler Yüksek Kurullarına
İlişkin Yetkileri .......................................................................................................... 218

TABLO 17: Devlet Başkanlarının Uluslararası Andlaşmaları Akdetme
ve Onaylama Yetkisi ................................................................................................ 228

TABLO 18: Karşı-İmza Kuralı ............................................................................................ 254

 

 

GİRİŞ

 

 

 

I. Konu: devlet başkanları

Çalışmamızın konusu devlet başkanlarıdır. Biz burada devlet başkanlarının statülerini (seçilme yeterliliği, görev süresi, seçim, göreve başlama , görevin sona erdiren haller , devlet başkanlığının boşalması, vekâlet, vs.), sorumluluklarını (siyasî, cezaî ve hukukî sorumluluk ve sorumsuzluklarını) ve görev ve yetkilerini  incelemeye çalışacağız.

Tarihsel Olarak Mevcut Olma.- “Devlet başkanı (head of state, chef de l’Etat, president of the state )” anayasaların icat ettiği bir kişi değildir. Anayasalar, devlet başkanlarını ve devlet başkanlığı makamını tarihsel olarak kurulmuş olarak bulmuşlardır[1]. Parlâmentolar tarihsel olarak belirli bir dönemde ortaya çıkmıştır. Birçok ülkede parlâmentoyu anayasalar kendileri sıfırdan kurmuşlardır. Oysa devlet başkanlığı makamını anayasalar yaratmamışlardır. Tarihin her döneminde devlet başkanlığı makamı ve devlet başkanları olmuştur. Nerede bir devlet varsa orada bir devlet başkanı mevcuttur. Dolayısıyla devlet başkanlığı kurumu, devlet kadar eski bir kurumdur. Devletin en eski organının devlet başkanı olduğunu söyleyebiliriz.

Devlet Başkanlığının Tekliği  veya Kolejyalliği [2].- Devlet başkanının işgal ettiği makama “devlet başkanlığı (presidency of state , présidence de l’Etat )” denebilir. Acaba bu makam tek bir kişiye mi, yoksa birden fazla kişiden oluşmuş bir kurula mı verilmelidir? Birinci halde devlet başkanlığının “tekliği (unité)”nden, ikinci halde devlet başkanının “kolejyalliği (collégialité)”nden bahsedilir[3]. Bu iki sistemden genellikle birincisi kabul edilmiştir. Bununla birlikte tarihte ikinci sistemin kabul edildiği ülkelere de rastlanır. Örneğin Roma Cumhuriyetinde devlet başkanı olarak iki konsül vardı. Keza Roma İmparatorluğunda birden fazla Sezar bulunuyordu. Fransa’da da bir dönem devlet başkanlığı görevi “üç konsül”e[4], 5 Fructidor Yıl III (13 Ağustos 1795) Anayasasına göre de beş “direktör”den oluşmuş Directoire isimli bir kurula verilmişti[5]. Günümüzde istisnasız bütün ülkelerde devlet başkanlığı makamı tek bir kişi tarafından işgal edilmektedir. Yani günümüzde bir kurul, bir kolej tarafından işgal edilen devlet başkanlığı müessesesi yoktur[6]. O nedenle “devlet başkanlığı”ndan bahsetmek yerine, doğrudan “devlet başkanı”ndan bahsetmekte hiçbir hata yoktur. Biz de burada “devlet başkanlığı”ndan ziyade doğrudan “devlet başkanı”ndan bahsedeceğiz.

“Devlet Başkanı”-“Devlet Başkanlığı”.- Her ne kadar “devlet başkanlığı”ndan değil, “devlet başkanı”nından bahsedeceksek de, bunların arasında fark olduğunu ifade etmek gerekir. “Devlet başkanı” bir gerçek kişi, “devlet başkanlığı” ise bir makamdır. Diğer bir ifadeyle, devlet başkanı, devlet başkanlığı makamını işgal eden gerçek kişidir. Bu ayrım, aşağıda ayrıca görüleceği gibi, sorumluluk gibi bazı konular söz konusu olduğunda gereklidir. Zira, devlet başkanları sorumsuzdur. Devlet başkanının veya onun adamlarının devlet başkanının emir ve talimatı altında çalışırken üçüncü kişilere verdiği zararların tazmininin mümkün olabilmesi için, sorumsuz olan devlet başkanı ile sorumlu olan devlet başkanlığı teşkilâtı arasında ayrım yapılmaktadır. Böyle bir ayrım cumhuriyetlerde ve monarşilerde de geçerlidir. Cumhuriyetlerde aşağıda ayrıca göreceğimiz gibi bir cumhurbaşkanlığı teşkilâtı vardır. Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu kabul edilirken, cumhurbaşkanlığı teşkilâtının idarî ve malî sorumluluğunun olduğu kabul edilmektedir. Aynı şekilde monarşilerde de benzer bir ayrım yapılmaktadır. Örneğin İngiltere’de “Monark (Monarch )” ile “Taç  (Crown)” arasında ayrım yapılmaktadır. Monark, Tacın kendisine emanet edildiği “Kral  (King)” veya “Hüküm Süren Kraliçe (Queen Regnant)” dır. Oysa “Taç”, hukukî ve kişilik dışı bir kurumdur[7]. Monarka, yani kral veya kraliçeye karşı hukuk davası açılamaz; oysa Taca karşı dava açılabilir[8].

Devlet Başkanı Çeşitleri[9].- Aşağıda ayrıca göreceğimiz gibi, demokrasilerde devlet başkanları, hükûmet sistemine göre değişmektedir. Amerika Birleşik Devletleri gibi başkanlık sistemini benimsemiş ülkelerde devlet başkanına kısaca “başkan (president)” denir. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde ise devlet başkanları, devletin şekline göre değişmektedir.  Monarşilerde devlet başkanına “kral (king, roi)”; cumhuriyetlerde ise “cumhurbaşkanı (president of the republic, président de la république)” denir.

II. Yöntem: karşılaştırmalı YaklaşıM 

Konumuza karşılaştırmalı açıdan yaklaşacağız. Yani devlet başkanlarının statülerini, sorumlulukları ve yetkilerini, seçeceğimiz ülkelerin anayasal düzenlemelerinden hareketle incelemeye çalışacağız.

Yirmi Beş Ülke.- Karşılaştırmalı incelememizi seçtiğimiz yirmi beş ülke çerçevesinde yapacağız. Bu yirmi beş ülkenin biri Türkiye’dir. Türkiye’nin seçilmesinin sebebi, kendi ülkemiz olmasıdır. Diğer yirmi dört ülke ise şunlardır: Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Japonya, Kanada, Lüksemburg, Norveç, Portekiz, Yeni Zelanda, Yunanistan. Neden bu ülkeleri seçtik? Bu yirmi dört ülkenin seçilmiş olmasının nedeni, bunların istikrarlı birer demokrasi olmalarıdır. Dolayısıyla seçim, iki kritere göre yapılmıştır.

1. Demokrasi Kriteri.- Seçimde rol oynayan birinci kriter, demokrasi kriteridir. Demokratik olmayan ülkelerin anayasal düzenlemeleri, anayasa hukuku incelemelerinde veri olarak kullanılamaz. Zira, bu anayasal düzenlemeler ile siyasal gerçeklik arasında uyuşum yoktur. Demokratik olmayan ülkelerde anayasa tarafından şu veya bu organa verilmiş yetkiler, fiilen başka organ veya kişiler tarafından kullanılır. O nedenle, demokratik olmayan ülkelerin anayasalar düzenlemelerini incelemenin zaman kaybetmekten başka bir anlamı yoktur.

O hâlde çalışmamızda sadece demokratik ülkeleri ele almalıyız. Peki ama “demokrasi” nedir? Demokrasi iki değişik anlamda tanımlanmakta ve buna paralel olarak iki değişik demokrasi teorisinden  bahsedilmektedir: Normatif ve ampirik demokrasi teorisi[10].

Normatif demokrasi teorisi , demokrasiyi sözlük anlamından hareketle tanımlar. Demokrasi eski Yunanca “halk” anlamına gelen demos ve “yönetmek” anlamına gelen kratein sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmuştur ve bu anlamıyla “halkın yönetimi” demektir[11]. Demokrasi sadece “halk tarafından yönetim” olarak değil, “halk için yönetim” olarak da tanımlanmalıdır. O halde bu anlamda demokrasi, Abraham Lincoln’ün meşhur ifadesiyle “halkın, halk tarafından, halk için yönetimi (government of the people, by the people, for the people)” olarak tanımlanabilir[12]. Normatif anlamda demokrasi, bir ideali, bir olması gerekeni yansıtır. Bu anlamda bir rejimin demokratik olabilmesi için, halkın bütününün arzularına tam olarak uyması gerekir. Arend Lijphart’ın  gözlemlediği gibi, “böylesine halkın eğilimlerine tam olarak uyan bir yönetim hiçbir zaman olmamıştır ve belki de hiç olmayacaktır”[13]. Normatif anlamda demokrasi, demokratik rejimlerin ulaşmayı düşledikleri bir idealden başka bir şey değildir. Şüphesiz bu ideal reddedilemez; ancak, demokrasilerin bu idealle tanımlanması doğru olmaz. Zira demokrasi bu şekilde tanımlanırsa, yeryüzünde demokratik rejim kalmaz. O nedenle bir de ampirik demokrasi teorisi ortaya atılmıştır.

Ampirik demokrasi teorisi  ise, ideal anlamda demokrasiyi değil, “bu ideale kaba taslak yaklaşan... gerçek demokrasiler”i[14] esas alır. Demokrasinin tanımı konusunda “olması gereken”e değil, “olan”a bakar. Demokratik olarak kabul edilen mevcut rejimlerin ortak özelliklerinin neler olduğunu ortaya koymaya çalışır. Bu tür demokratik rejimlerin özelliği, “tam bir demokratik duyarlılık değil, nispeten çokça bir yurttaş gurubunun uzun bir zaman boyunca arzularına cevap verebilmesidir”[15]. Robert Dahl, bu tür rejimlere, onları ideal demokrasilerden ayırt etmek için, “poliarşi (polyarchy)” ismini vermektedir[16]. İşte nispeten çokça bir yurttaş gurubunun uzun bir zaman boyunca arzularına cevap verebilen rejimlerin ortak özellikleri olarak şu altı özellik ortaya konabilir:

1. Etkin siyasal makamlar seçimle belirlenmektedir.

2. Seçimler düzenli aralıklar ile tekrarlanmaktadır.

3. Seçimler serbesttir.

4. Birden çok siyasal parti vardır.

5. Muhalefetin iktidar olma şansı mevcuttur.

6. Temel kamu hakları tanınmış ve güvence altına alınmıştır.

Şüphesiz bu özellikler oldukça basit ve ilkel özellikler olarak görülebilir. Gerçekten de sıradan bir demokrasi, bu özelliklerden çok daha fazla niteliklere sahiptir. Ancak unutulmamalıdır ki, yukarıdaki altı özellik, demokrasinin “vazgeçilmez özellikleri”, “minimum şartları”dır. Kanımızca demokrasi ampirik teorinin ileri sürdüğü özelliklerinden hareket edilerek tanımlanmalıdır. Buna göre demokrasiyi, yukarıdaki altı özelliği yerine getiren rejim olarak tanımlayabiliriz. Yani, demokrasi, etkin siyasal makamların, düzenli aralıklarla tekrarlanan, birden fazla siyasal partinin katıldığı, muhalefetin iktidar olma şansına sahip olduğu serbest seçimlerle belirlendiği ve temel kamu haklarının tanınmış ve güvence altına alınmış olduğu bir rejimdir.

2. İstikrar Kriteri.-  Yukarıdaki yirmi dört ülkenin seçilmesinde kullanılan ikinci kriter ise “istikrar kriteri”dir. Her demokrasiyi değil, ancak “istikrarlı demokrasileri” ele almalıyız. Zira, bugün demokratik olan, ama yarın anti-demokratik olacak bir ülkenin anayasal düzenlemelerini, karşılaştırmalı anayasa hukuku incelemelerinde veri olarak kullanmak pek akılcı değildir. Çünkü, bu ülkelerin anayasal düzenlemeleri hakkında yapılacak sayfalar dolusu incelemeler, yarın yapılacak bir hükûmet darbesi ile çöpe atılacaktır. O nedenle, istikrarlı bir demokrasi kuramamış ülkelerin anayasal düzenlemelerini incelemekle vakit kaybetmemek gerekir.

Peki ama bir demokrasi de “istikrar”ın ölçüsü nedir? Demokratik rejim en az kaç yıl kesintisiz sürerse, o demokratik rejim istikrarlı olarak kabul edilebilir? Arend Lijphart’a göre istikrarın ölçüsü, demokratik rejimin İkinci Dünya Savaşından bu yana kesintiye uğramamış olmasıdır[17]. Dünyamızda istikrar şartını (İkinci Dünya Savaşından bu yana demokrasinin kesintiye uğramamış olması şartını) yerine getirebilmeyi başarabilmiş sadece yirmi bir ülke vardır. Arend Lijphart ’ın tespitlerine göre bu ülkeler şunlardır: Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Avusturya, Belçika, Birleşik Krallık, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Japonya, Kanada, Lüksemburg, Norveç, Yeni Zelanda[18]. Bu yirmi bir ülkeye, Arend Lijphart tarafından  İspanya, Portekiz ve Yunanistan da ilâve edilmektedir. Demokratik rejim İspanya’da 1978’den beri, Portekiz’de 1976’dan ve Yunanistan’da ise 1975’ten beri kesintiye uğramamıştır. Bu üç ülkenin de diğerleri gibi artık istikrarlı birer demokrasiye sahip oldukları kabul edilmektedir[19].

III. Yürütme Organının Yapısı 

İnceleme konumuz devlet başkanıdır. Ancak devlet başkanının statüsü, sorumluluğu ve yetkilerini görmeden önce, devlet başkanının devlet başkanının, devletin temel organları orasında bulunduğu yeri görmek uygun olur. Bilindiği gibi devletin “yasama”, “yürütme” ve “yargı” olmak üzere üç temel organı vardır. Devlet başkanı bu organlardan “yürütme organı” içinde yer almaktadır. O nedenle yürütme organının yapısını kısaca görmekte yarar vardır.

Öncelikle belirtelim ki bir ülkedeki yürütme organının yapısı, o ülkenin hükûmet sistemine göre değişiklik göstermektedir. O nedenle kısaca hükûmet sistemleri hakkında bilgi vermek uygun olur.

Hükûmet Sistemleri.- Bilindiği gibi, hükûmet sistemleri ilkönce kuvvetler birliği ve kuvvetler ayrılığı sistemleri olmak üzere ikiye ayrılır. “Kuvvetler birliği sistemleri  (systèmes de confusion des pouvoirs)”, yasama ve yürütme kuvvetlerinin aynı elde birleştiği hükûmet sistemleridir. Bu birleşmede iki ihtimal olabilir. Yasama ve yürütme kuvvetleri, ya yürütme organında, ya da yasama organında birleşir. Kuvvetlerin yürütmede birleştiği sistemler, “diktatörlük[20] veya “mutlak monarşi (monarchie absolue)”[21] olmak üzere iki tanedir. Kuvvetlerin yasamada birleştiği sistem ise, “meclis hükûmeti sistemi (système du gouvernement d’assemblée)”dir[22].

“Kuvvetler ayrılığı sistemleri  (systèmes de séparation des pouvoirs)” ise yasama ve yürütme kuvvetlerinin ayrı ayrı organlara verildiği hükûmet sistemleridir. Kuvvetler ayrılığı sistemleri kendi içinde kuvvetler ayrılığının derecesine göre “sert kuvvetler ayrılığı sistemi (système de séparation rigide des pouvoirs)” ve “yumuşak kuvvetler ayrılığı sistemi  (système de séparation souple des pouvoirs)” olmak üzere ikiye ayrılır. Sert kuvvetler ayrılığı sistemi “başkanlık sistemi (système présidentiel)”[23], yumuşak kuvvetler ayrılığı sistemi ise “parlâmenter sistem (système parlementaire)”[24]dir.

Başkanlık sistemine sahip ülkelerde yürütme organı “monist (tekçi)”, parlâmenter hükûmet sistemine sahip ülkelerde ise yürütme organı “düalist (ikici)” yapıdadır[25].

A. başkanlık Sistemlerinde Yürütme Organının Özellikleri

Bibliyografya.- Mehmet Turhan, Hükûmet Sistemleri, Ankara, Gündoğan Yayınları, 1993, s.32-43; Jacques Cadart, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, Economica, 1990, c.I, s.483-494; Louis Favoreu et al., Droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1998, s.582-588; Paul Marie Gaudemet, Le pouvoir exécutif dans les pays occidentaux, Paris, Editions Montchrestiens, 1966, s.31-40; Bernard Chantebout, Droit constitutionnel et science politique, Paris, Armand Colin, Onbirinci Baskı, 1994, s.109-125; Joseph Barthélemy ve Paul Duez, Traité de droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1933, s.138-158; Georges Vedel, Manuel élémentaire de droit constitutionnel, Paris, Sirey, 1949, s.165-167; Julien Laferrière, Manuel de droit constitutionnel, Paris, Editions Domat Montchrestien, 1947, s.753-765; Georges Burdeau, Francis Hamon ve Michel Troper, Droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Yirmiüçüncü Baskı, 1993, s.1232-130; Pierre Pactet, Institutions politiques-Droit constitutionnel, Paris, Masson, Onbirinci Baskı, 1992, s.151-153; Dominique Turpin, Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1995, s.182-187; Benoît Jeanneau, Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Dalloz, Sekizinci Baskı, 1991, s.126-129; Arend Lijphart, Çağdaş Demokrasiler (Çev. Ergun Özbudun ve Ersin Onulduran), Ankara, Yetkin Yayınları, Tarihsiz, s.62-81; Giovonni Sartori, Karşılaştırmalı Anayasa Mühendisliği, Çev. Ergun Özbudun, Ankara, Yetkin Yayınları, 1997, s.113-251; Nur Uluşahin, Anayasal Bir Tercih Olarak Başkanlık Sistemi, Ankara, Yetkin Yayınları, 1999, s.27-55; Gérard Conac, “Régime présidentiel”, in Olivier Duhamel ve Yves Meny (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.888-901.

Bir sert kuvvetler ayrılığı sistemi olan başkanlık sisteminde, yasama ve yürütme organları ayrı ayrı seçilmekte ve seçildikten sonra da birbirlerinin varlıklarına son verememektedirler. Başkanlık sistemlerinde yürütme organının gösterdiği başlıca özellikler şunlardır:

1. Tek-Başlılık [26].- Başkanlık sistemlerinde yürütme organının temel özelliği onun “monist (tekçi)” nitelikte olmasıdır. Aşağıda göreceğimiz gibi parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organı “düalist (ikili)” yapıdadır. Bir yanda sorumsuz olan devlet başkanı (kral veya cumhurbaşkanı), diğer yanda ise sorumlu olan bakanlar kurulu (hükûmet) vardır[27]. Bakanlar kurulu da başbakan ve bakanlardan oluşmuş kolektif bir organdır. Oysa başkanlık sisteminde yürütme organı tek kişiden oluşur[28]. O da “başkan”dır[29]. Yani başkanlık sisteminde yürütmede “tek-başlılık (monocéphalisme )” vardır[30]. Başkanlık sisteminde, başkanın dışında sembolik bir “devlet başkanlığı” makamı yoktur. Başkan aynı zamanda, “devlet başkanı”dır[31]. Diğer yandan, başkanlık sisteminde, parlâmenter sistemlerde görülen tipte bir “kabine”, yani “kolektif” bir yürütme organı yoktur[32]. Bütün yürütme yetkisinin sahibi tek başına başkandır[33]. Yürütme birimlerinin (bakanlıkların) başı durumunda olan kişiler (bakanlar), parlâmenter sistemlerdeki “bakanlar” gibi değildirler; bunlar başkanın “yardımcılar”ı konumundadır. Amerika Birleşik Devletlerinde bunlara “sekreter (secretary )”[34] denir[35]. Biz de burada bu kişilere “bakan” değil, “sekreter” diyeceğiz. Bunlar, yani sekreterler, başkanın emir ve talimatı dışına çıkamazlar[36]. Sekreterler, başkan tarafından atanırlar ve başkan tarafından görevden alınırlar[37]. Keza sekreterler, yasama organına karşı değil, münhasıran başkana karşı sorumludurlar[38]. O halde, başkanlık sisteminde, başkan, hem devlet başkanı, hem de hükûmet başkanıdır[39].

Gerçi başkanlık sistemlerinde başkan ve sekreterleri bir araya gelip toplanabilir ve yürütme işlerini görüşebilirler. Hatta Amerika Birleşik Devletlerinde olduğu gibi, Başkan ve sekreterlerinin toplanmasına “kabine” ismi de verilebilir[40]. Ama bu “kabine”, parlâmenter hükûmet sistemlerinde görülen kabineden çok farklıdır. Çünkü bu kabine, dayanışma ilkesinin geçerli olduğu kolektif bir karar organı, kolejyal bir organ değildir[41]. Bu kabinenin karar alma, “genel siyaseti” belirleme yetkisi yoktur. Bu kabine “istişarî” niteliktedir[42]. Başkan sekreterlerine görüşlerini sorabilir. Ancak onların görüşleri başkanı bağlamaz. Karar alma yetkisi münhasıran başkana aittir[43]. Amerika Birleşik Devletleri tarihinden çok bilinen bir olay, bu durumu tipik bir şekilde göstermektedir: ABD başkanlarından (1861-1865) Abraham Lincoln kabineye bir öneri getirir. Bu öneriye kendi dışında herkes karşı çıkar. Sonuçta Lincoln, “yedi hayır, bir evet; evetler kazandı” diyerek toplantıyı bitirmiştir[44].

2. Başkanın Halk Tarafından Seçilmesi [45].- Başkanlık sisteminde, devlet başkanı, yani başkan, doğrudan doğruya veya ona benzer bir şekilde[46] halk tarafından, belli bir dönem için (örneğin 4 yıl) seçilir[47]. Bu şu anlama gelir ki, başkanlık sistemlerinde devlet başkanı, yani başkan, varlığını yasama organının iradesine borçlu değildir[48]. Oysa aşağıda göreceğimiz gibi parlâmenter cumhuriyetlerde devlet başkanı yasama organı tarafından seçiliyor olabilmektedir. Başkanlık sistemlerinde devlet başkanının yani başkanın doğrudan halk tarafından seçilmesi ona büyük bir prestij ve otorite kazandırmaktadır[49].

3. Başkanın Siyasal Sorumsuzluğu [50].- Başkanlık sisteminde, devlet başkanı, yani başkan, halk tarafından belli bir süre (örneğin 4 yıl) için seçildikten sonra, görev süresi boyunca görevde kalır. Başkanın bu süre içinde görevde kalması yasama organının güvenine dayanmaz. Başkan normal olarak süresi dolmadan yasama organı tarafından güvensizlik oyuyla görevden alınamaz[51]. Dolayısıyla başkanlık sisteminde, başkanın parlâmento karşısında “siyasal sorumluluğu (responsabilité politique)” yoktur[52].

B. parlâmenter sistemlerde Yürütme Organının Yapısı: İki-başlılık[53]

Bibliyografya.- Laferrière, op. cit., s.798-799; Vedel, op. cit., s.168; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.161; Gaudemet, op. cit., s.51-570; 6; Favoreu et al., op. cit., s.589; Cadart, op. cit., c.II, s.666-667; Cadoux, op. cit., c.I, s.189-190; Debbasch et al., op. cit., s.160; Jeanneau, op. cit., s.126; Turhan, Hükûmet Sistemleri, op. cit., s.51.

Yukarıda kuvvetler ayrılığına göre hükûmet sistemleri konusunu işlediğimiz bölümde gördüğümüz gibi, parlâmenter sistem, bir yumuşak kuvvetler ayrılığı sistemidir. Parlâmenter sistem, yürütme organının yasama iktidarından kaynaklandığı ve ona karşı sorumlu olduğu bir hükûmet sistemi olarak tanımlanmaktadır[54]. Parlâmenter sistemlerde yürütme organının gösterdiği başlıca özellikler şunlardır:

1. İki-Başlılık [55].- Parlâmenter sistemlerde yürütme organının yapısı bakımından gösterdiği başlıca özellik, onun “iki-başlılığı (bicéphalisme )” veya “ikililiği (dualisme)”dir. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organında bir yanda “devlet başkanı”, diğer yanda ise “bakanlar kurulu” vardır[56]. “Devlet başkanı (chef de l’Etat)”, monarşik parlâmenter sistemlerde “kral (king, roi, hükümdar, monarch, monarque )”, cumhuriyet tipi parlâmenter sistemlerde ise “cumhurbaşkanı (president of republic , président de la République)”dır[57]. Gerek kral olsun, gerekse cumhurbaşkanı olsun, devlet başkanı yasama organı karşısında sorumsuzdur[58]. Yürütme organının diğer kanadında ise “bakanlar kurulu (council of miniters , conseil des ministres)” bulunur. Bakanlar kuruluna, “kabine (cabinet)” veya “hükûmet (government , gouvernement) ” de denir. İşte yürütme organının bu ikinci kanadı yasama organı karşısında sorumludur[59]. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde bakanlar kurulu da kendi içinde “ikili (dualiste)”  yapıdadır. Bir tarafta “başbakan (prime minister, premier ministre)[60], diğer tarafta “bakanlar (ministers, ministres) ” bulunur.

2. Yürütmenin Göreve Gelişi[61].- Parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organı doğrudan doğruya halk tarafından seçilmez. Yürütme organının birinci kanadı olan “devlet başkanı”, monarşik parlâmenter sistemlerde, “veraset (hérédité)” yoluyla belirlenir. Yani, devlet başkanlığı (krallık) babadan oğula irsî olarak intikal eder. Cumhurî parlâmenter sistemlerde ise, devlet başkanı, doğrudan doğruya halk tarafından değil, değişik sistemlerle, örneğin parlâmento tarafından seçilir. Parlâmenter sistemlerde yürütme organının ikinci kanadı olan kabine de doğrudan doğruya halk tarafından seçim usûlüyle değil[62], yasama organı tarafından belirlenir. Kabine parlâmentonun içinden çıkar; ondan kaynaklanır. Kabinenin parlamentodan çıkması, ondan kaynaklanması konusunda çeşitli usûller vardır.

3. Siyasal Sorumluluk: Yasamanın Güvenine Dayanma [63].- Parlâmenter hükûmet sistemlerinde, yürütmenin bir kanadı olan devlet başkanı (kral veya cumhurbaşkanı) yasama organı karşısında sorumsuzdur[64]. Ancak, yürütmenin ikinci kanadı olan bakanlar kurulu (başbakan ve bakanlar) yasama organı karşısında sorumludur[65]. Parlâmenter sistemde, bakanlar kurulu (kabine, hükûmet), yasama organının güvenine dayanır. Yasama organı güvensizlik oyuyla bakanlar kurulunu görevden alabilir[66].

“Yarı-Başkanlık Sistemleri ”nde Yürütme Organının Yapısı: İki-Başlılık.- Yukarıda hükûmet sistemlerini incelediğimiz bölümde gördüğümüz gibi, devlet başkanının doğrudan doğruya halk tarafından seçildiği parlâmenter sistemlere “yarı-başkanlık sistemi” ismi verilmektedir. Bu sistemlere örnek olarak, Avusturya, Finlandiya, İrlanda, İzlanda, Portekiz ve Beşinci Fransız Cumhuriyeti, gösterilmektedir. Bu ülkelerde cumhurbaşkanları, doğrudan doğruya halk tarafından seçilmektedir. Ancak bu ülkelerde yürütme organının gösterdiği özellikler, cumhurbaşkanının halk tarafından seçimi dışında, bütünüyle bir parlâmenter hükûmet sisteminin yukarıda açıkladığımız özellikleriyle aynıdır. Yani, bunlarda da yürütme organı iki-başlıdır. Birinci baş olan cumhurbaşkanı sorumsuzdur. İkinci baş olan hükûmet ise parlâmento karşısında sorumludur.  Hükûmetin kuruluş usûlü de tamamıyla parlâmenter sistemlerdeki gibidir. Keza, bu sistemlerde cumhurbaşkanlarının sorumlulukları ile görev ve yetkileri parlâmenter hükûmet sistemlerindeki cumhurbaşkanlarının sorumlulukları, görev ve yetkileri ile aynıdır. Ve bu sistemler işleyişte de, bir başkanlık siteminden ziyade bir parlâmenter hükûmet sistemine benzemektedir[67]. Bu nedenle, biz burada, Avusturya, Finlandiya, İrlanda, İzlanda, Portekiz ve Beşinci Fransız Cumhuriyetinde devlet başkanlarını parlâmenter sistemlerde devlet başkanlarını inceleyeceğimiz başlık altında göreceğiz. 

IV. Plân

Yukarıda görüldüğü gibi başkanlık sistemlerinde ve parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organı yapısı birbirinden tamamıyla farklıdır. O nedenle, başkanlık sistemlerinde devlet başkanı ile parlâmenter sistemlerde devlet başkanları arasında pek bir benzerlik yoktur. Dolayısıyla başkanlık ve parlâmenter sistemlerde devlet başkanlarının statüleri, sorumlulukları ve görev ve yetkilerini aynı  başlık altında incelmenin imkanı yoktur. İşte bu nedenle biz ilk önce başkanlık sistemlerinde devlet başkanlarını, sonra da parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarını incelemeyi uygun bulduk.  Buna göre planımız şöyle olacaktır.

Birinci Kısım.- Başkanlık Sistemlerinde Devlet Başkanları

İkinci Kısım.- Parlâmenter Sistemlerde Devlet Başkanları

 


 

[1].   Adhémar Esmein, Eléments de droit constitutionnel français et comparé, Paris, Sirey, Henry Nézard Tarafından Gözden Geçirilmiş Sekizinci Baskı, 1928, c.II, s.32.

[2].   Esmein, op. cit., c.II, s.32-33; Pierre Wigny, Droit constitutionnel: principes et droit positif, Bruxelles, Bruylant, 1952, s.581-582; Joseph Barthélemy ve Paul Duez, Traité de droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1933, s.605; Anne Twomey, “Methods of Choosing a Head of State”, http://www.aph.gov.au/library/ pubs/bp/1997-98/98bp12.htm (1.2.2001).

[3].   Wigny, op. cit., s.531-532.

[4].   Ibid., s.582.

[5].   Barthélemy ve Duez, op. cit., s.605.

[6].   İsviçre de bu kurala istisna teşkil etmez. İsviçre’de yürütme görevi yedi kişilik “Federal Konsey (Conseil fédéral)”e aittir. Ancak bu Konsey devlet başkanlığı görevini yerine getirmez. 1999 İsviçre Anayasasının 176’ncı maddesine göre, İsviçre’de devlet başkanlığı görevi, bu Konseyin, “Federal Meclis (Assemblée fédérale)” tarafından bir yıllığına seçilen bir üyesi tarafından yerine getirilir. Federal Konsey üyeleri arasında Konsey Başkanı, yani devlet başkanı olmak bakımından rotasyon geleneği vardır (Bernard Chantebout, Droit constitutionnel et science politique, Paris, Armand Colin, Onbirinci Baskı, 1994, s.235; Anne Twomey, “Methods of Choosing a Head of State”, http://www.aph.gov.au/ library/ pubs/bp/1997-98/98bp12.htm (1.2.2001).

[7].   S.A. de Smith ve Rodney Brazier, Constitutional and Administrative Law, London, Penguin Books, Altıncı Baskı, 1989, s.111-158, s.124; D.C.M. Yardley, Introduction to British Constitutional Law, London, Butterworth & Co., 1960, s.30; Louis Favoreu et al., Droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1998, s.590.

[8].   De Smith ve Brazier, op. cit., s.124.

[9].   Wigny, op. cit., s.582-583.

[10]. Demokrasi teorileri konusunda bkz.: Giovanni Sartori, Demokrasi Kuramı (Çev. Deniz Baykal), Ankara, Ankara, Siyasî İlimler Türk Derneği Yayınları, Tarihsiz; Giovanni Sartori, Demokrasi Teorisine Geri Dönüş, (Çev. Tunçer Karamustafaoğlu ve Mehmet Turhan), Ankara, Yetkin Yayınları, 1993; Giovanni Sartori, “Democracy”, in International Encyclopedia of the Social Sciences, New York, Macmillan and Free Press, 1968, Cilt 4, s.112-121; Robert A. Dahl, Polyarchy: Participation and Opposition, New Haven, Yale University Press, 1971; Robert A. Dahl, Demokrasi ve Eleştirileri (Çev. Levent Köker), Ankara, Yetkin Yayınları, 1996; Herry B. Mayo, Demokratik Teoriye Giriş (Çev. Emre Kongar), Ankara, Siyasî İlimler Türk Derneği Yayınları, 1964; Arend Lijphart, Çağdaş Demokrasiler (Çev. Ergun Özbudun ve Ersin Onulduran), Ankara, Yetkin Yayınları, Tarihsiz, s.1-2, 23-28; Bingham Powel, Çağdaş Demokrasiler (Çev. Mehmet Turhan), Ankara, Yetkin Yayınları, Tarihsiz, 1990, s.1-20; Münci Kapani, “Demokratik Teori Alanında Bazı Yeni Görüş ve Tartışmalar”, Prof.Dr. Bülent N. Esen’e Armağan, Ankara, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1977, s.205-219.

[11].    Mustafa Erdoğan, Anayasal Demokrasi, Ankara, Siyasal Kitabevi, 1999, s.205.

[12].    Lijphart, op. cit., s.1; Erdoğan, op. cit., s.205.

[13].    Lijphart, op. cit., s.1.

[14].    Ibid.

[15].    Ibid.

[16].    Robert A. Dahl, Polyarchy: Participation and Opposition, New Haven, Yale University Press, 1971. Dahl’e göre, makul ölçüde duyarlı bir demokraside en az şu sekiz kurumsal garantinin olması gerekir: (1) Örgüt kurma ve bunlara katılma hürriyeti, (2) ifade hürriyeti, (3) oy verme hakkı, (4) kamu görevlerine getirilme hakkı, (5) siyasal liderlerin seçmen tercihini kazanmak için yarışabilme hakkı, (6) değişik haber alma kaynaklarının varlığı, (7) serbest ve âdil seçimler, (8) hükûmet politikalarını oylara ve diğer tercih belirtilerine dayandırmak için gerekli kurumların bulunması (Ibid., s.3).

[17]. Lijphart, op. cit., s.36.

[18]. Ibid., s.24.

[19]. Ibid., s.38, 179-180.

[20]. Charles Debbasch et al., Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Economica, Üçüncü Baskı, 1990, s.152-153; Georges Vedel, Manuel élémentaire de droit constitutionnel, Paris, Sirey, 1949, s.163-164; Jacques Cadart, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, Economica, 1990, c.I, s.401-404.

[21]. Cadart, op. cit., c.I, s.398-398; Debbasch et al., op. cit., s.151-152.

[22]. Julien Laferrière, Manuel de droit constitutionnel, Paris, Editions Domat Montchrestien, 1947, s.747-752; Cadart, op. cit., c.I, s.466-468; Debbasch et al., op. cit., s.154-156; Vedel, op. cit., s.164-165; Benoît Jeanneau, Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Dalloz, Sekizinci Baskı, 1991, s.129-131; Joseph Barthélemy ve Paul Duez, Traité de droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1933, s.148-149; Michel Henry Fabre, Principes républicains de droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Döndüncü Baskı, 1984, s.294-295; Paul Bastid, Le Gouvernement d’assemblée, Paris, Cujas, 1956, passim.

[23]. Cadart, op. cit., c.I, s.483-494; Bernard Chantebout, Droit constitutionnel et science politique, Paris, Armand Colin, Onbirinci Baskı, 1994, s.109-125; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.138-158; Vedel, op. cit., s.165-167; Laferrière, op. cit., s.753-765; Georges Burdeau, Francis Hamon ve Michel Troper, Droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Yirmiüçüncü Baskı, 1993, s.1232-130; Pierre Pactet, Institutions politiques-Droit constitutionnel, Paris, Masson, Onbirinci Baskı, 1992, s.151-153; Dominique Turpin, Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1995, s.182-187; Jeanneau, op. cit., s.126-129; Lijphart, op. cit., s.62-81; Giovonni Sartori, Karşılaştırmalı Anayasa Mühendisliği, Çev. Ergun Özbudun, Ankara, Yetkin Yayınları, 1997, s.113-251; Nur Uluşahin, Anayasal Bir Tercih Olarak Başkanlık Sistemi, Ankara, Yetkin Yayınları, 1999, passim; Gérard Conac, “Régime présidentiel”, in Olivier Duhamel ve Yves Meny, Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.888-901.

[24]. Esmein, op. cit., c.I, s.94-144; Léon Duguit, Manuel de droit constitutionnel, Paris, Anciennes Maisons Thorin et Fontemoing, Dördüncü Baskı, 1923, s.196-207; Cadart, op. cit., c.I, s.661-707; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.158-167; Vedel, op. cit., s.167-172; Burdeau, Hamon ve Troper, op. cit., s.117-123; Pactet, op. cit., s.145-151; Turpin, op. cit., s.187-190; Jeanneau, op. cit., s.126-129; Lijphart, op. cit., s.62-81; Sartori, Karşılaştırmalı Anayasa Mühendisliği, op. cit., s.137-161; Jean Gicquel, “Régime parlementaire” in Olivier Duhamel ve Yves Meny, Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.886-888.

[25]. Ergun Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, Ankara, Yetkin Yayınları, Altıncı Baskı, 2000, s.279.

[26]. Favoreu et al., op. cit., s.585-586; Uluşahin, op. cit., s.41; Mehmet Turhan, Hükûmet Sistemleri, Ankara, Gündoğan Yayınları, 1993, s.42; Pactet, op. cit., s.152; Conac, “Régime présidentiel”, op. cit., s.891; Vedel, op. cit., s.166; Turpin, op. cit., s.188; İlhan Arsel, Anayasa Hukuku (Demokrasi), Ankara, Doğuş Matbaacılık, 1964, s.204.

[27]. Buna “iki-başlılık (bicéphalisme)” denir (Pactet, op. cit., s.152).

[28]. Uluşahin, op. cit., s.41; Turhan, op. cit., s.42;

[29]. Yürütme organını oluşturan bu gerçek kişiyi ifade etmek için “yürütmenin başı” terimi veya adet olduğu üzere “başkan” terimi kullanılabilir. Biz burada “başkan” terimini kullanacağız.

[30]. Pactet, op. cit., s.152; Conac, op. cit., s.891.

[31]. Uluşahin, op. cit., s.41-42; Pactet, op. cit., s.152.

[32]. Conac, op. cit., s.891; Pactet, op. cit., s.152; Vedel, op. cit., s.166; Turpin, op. cit., s.188; Arsel, op. cit., s.204.

[33]. Pactet, op. cit., s.152;

[34]. “Secretary of State (Devlet Sekreteri)” dışişlerinden sorumlu olan sekretere denir (Chantebout, op. cit., s.114).

[35]. Biz bunlara burada bu kişilere bu nedenle “bakan” değil, “sekreter” diyeceğiz.

[36]. Arsel, op. cit., s.204.

[37]. Pactet, op. cit., s.152; Erdoğan, op. cit., s.142.

[38]. Laferrière, op. cit., s.760-761; Arsel, op. cit., s.204.

[39]. Uluşahin, op. cit., s.42.

[40]. Turhan, op. cit., s.42.

[41]. Pactet, op. cit., s.152, 225; Vedel, op. cit., s.166; Turpin, op. cit., s.188; Arsel, op. cit., s.204.

[42]. Vedel, op. cit., s.166; Arsel, op. cit., s.204.

[43]. Turhan, op. cit., s.42; Arsel, op. cit., s.204; Vedel, op. cit., s.166.

[44]. Chantebout, op. cit., s.115; Turhan, op. cit., s.42.

[45]. Paul Marie Gaudemet, Le pouvoir exécutif dans les pays occidentaux, Paris, Editions Montchrestiens, 1966, s.32-35; Favoreu et al., op. cit., s. 582-584; Lijphart, op. cit., s.62-63; Giovonni Sartori, Karşılaştırmalı Anayasa Mühendisliği, Çev. Ergun Özbudun, Ankara, Yetkin Yayınları, 1997, s.113-114; Uluşahin, op. cit., s.30-31; Pactet, op. cit., s.152; Vedel, op. cit., s.166; Turpin, op. cit., s.187; Turhan, op. cit., s.41; Arsel, op. cit., s.204.

[46]. Amerika Birleşik Devletlerinde başkan esasen iki-dereceli bir seçimle seçilir. Ama, pratikte ABD Başkanının halk tarafından seçildiği kabul edilmektedir (Teziç, op. cit., s.424).

[47]. Lijphart, op. cit., s.62-63; Sartori, Karşılaştırmalı Anayasa Mühendisliği, op. cit., s.113-114; Uluşahin, op. cit., s.30-31; Turhan, op. cit., s.41; Arsel, op. cit., s.204; Pactet, op. cit., s.152; Vedel, op. cit., s.166; Turpin, op. cit., s.187.

[48]. Uluşahin, op. cit., s.32.

[49]. Vedel, op. cit., s.166.

[50]. Favoreu et al., op. cit., s.584; Lijphart, op. cit., s.63; Uluşahin, op. cit., s.38; Arsel, op. cit., s.204; Turhan, op. cit., s.41; Vedel, op. cit., s.167. 

[51]. Lijphart, op. cit., s.63; Uluşahin, op. cit., s.38; Arsel, op. cit., s.204. Burada Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın istisnaî bir usûl olan impeachment usûlüyle görevden alınabileceğini belirtelim. Ancak aşağıda göreceğimiz gibi, bu usûl, başkanın siyasî değil, cezaî sorumluluğunu tahrik etmek içindir. O nedenle, yukarıdaki özelliğe aslında bir istisna oluşturmaz.

[52]. Turhan, op. cit., s.41; Vedel, op. cit., s.167.

[53]. Laferrière, op. cit., s.798-799; Vedel, op. cit., s.168; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.161; Cadart, op. cit., c.II, s.666-667; Cadoux, op. cit., c.I, s.189-190; Debbasch et al., op. cit., s.160; Jeanneau, op. cit., s.126; Turhan, op. cit., s.51; Erdoğan, op. cit., s.147; Arsel, op. cit., s.206.

[54]. Leon D. Epstein, “Parliamentary Government”, International Encyclopedia of the Social Sciences, (ed. David L. Sills), New York, Macmillian and Free Press, 1968, Cilt 11, s.419’da nakleden Lijphart, op. cit., s.62.

[55]. Laferrière, op. cit., s.798-799; Vedel, op. cit., s.168; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.161; Cadart, op. cit., c.II, s.666-667; Gaudemet, op. cit., s.51-56; Debbasch et al., op. cit., s.160; Cadoux, op. cit., c.I, s.189-190; Jeanneau, op. cit., s.126; Turhan, op. cit., s.51; Erdoğan, op. cit., s.147; Arsel, op. cit., s.206.

[56]. Vedel, op. cit., s.168; Laferrière, op. cit., s.798-799; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.161; Debbasch et al., op. cit., s.160; Jeanneau, op. cit., s.126; Turhan, op. cit., s.51.

[57]. Laferrière, op. cit., s.770-771.

[58]. Laferrière, op. cit., s.770-771; Vedel, op. cit., s.168; Debbasch et al., op. cit., s.161; Arsel, op. cit., s.207.

[59]. Laferrière, op. cit., s.774-780.

[60]. Başbakana ülkeden ülkeye değişik isimler verilmektedir. Şansölye, taoiseach, bakanlar kurulu başkanı (président du conseil des ministres), hükûmet başkanı gibi. Bizde de tarihsel süreç içinde başbakana, “sadrazam”, “icra vekilleri heyeti reisi”, “başvekil” gibi değişik isimler verilmiştir.

[61]. Turhan, op. cit., s.51, 55; Lijphart, op. cit., s.63.

[62]. İsrail’de 14 Nisan 1992 tarihli Hükûmet Hakkında Temel Kanuna (Basic Law: The Government [1992], http://www.uni-wuerzburg.de/law/is00000_.html, 1.2.2001) göre başbakan doğrudan doğruya halk tarafından seçilmektedir (seksiyon 5-7). İsrail’de bu sistem 1996’dan beri uygulanmaktadır (Erdoğan, op. cit., s.152). Ancak, başbakan ve onun kuracağı kabine yine de parlâmentoya karşı sorumludur. Dolayısıyla, başbakanın doğrudan doğruya seçilmesi usulü, hükûmet yasama organının güvenine dayanması kuralını ortadan kaldırmamaktadır. Bu nedenle de İsrail sistemi parlâmenter sistemden çok önemli bir sapma oluşturmamaktadır.

[63]. Laferrière, op. cit., s.770-782; Cadart, op. cit., c.II, s.667-673; Turhan, op. cit., s.47-49; Lijphart, op. cit., s.63; vedel, op. cit., s.169; Arsel, op. cit., s.209.

[64]. Laferrière, op. cit., s.770-773.

[65]. Ibid., s.773-782.

[66]. Lijphart, op. cit., s.63.

[67]. Constance Grewe ve Hélène Ruiz Fabri, Droits constitutionnels européennes, Paris, PUF, 1995, s.487-489. Fransa’da Cumhurbaşkanı ile Parlâmento çoğunluğu aynı partiden olduğu dönemlerde, Fransız sistemi işleyiş bakımından daha ziyade Başkanlık sistemine benzemektedir. Ancak, Parlâmentoda Başkanın Partisi değil bir başka parti veya partiler çoğunluktaysa, sistemin işleyişi klasik bir parlâmenter sistemin işleyişine benzemektedir (Dmitri Georges Lavroff, Le droit constitutionnel de la Ve République, Paris, Dalloz, 1995, s.714-733).

 

Birinci Kısım
başkanlık sistemlerinde
devlet başkanı : Başkan 
(Abd Örneği)

 

 

 

Bibliyografya.- Laurence H. Tribe, American Constitutional Law, New York, Foundation Press, 2000, c.I, s.630-789; James Q. Wilson ve John J. DiIullio, American Government: Institutions and Policies, Lexington, D.C. Heath and Company, 1995, s.343-415; Marie France Toinet, Le système politique des Etats-Unis, Paris, PUF, İkinci Baskı, 1990, s.167-201; Theodore J. Lowi ve Benjamin Ginsburg, American Government, New York, W.W. Norton & Company, Üçüncü Baskı, 1994, s.140-181; John E. Nowak, Ronald D. Rotunda ve J. Nelson Young, Handbook on Constitutional Law, St. Paul, Minn. West Publishing Co. 1978, s.204-220; Paul C. Bartholomew, Ruling American Constitutional Law, New Jersey, Littlefield, Adams & Company, 1970, c.I., s.81-109; Alpheus Thomas Mason ve William M. Beaney, American Constitutionnal Law: Introductory Essays and Selected Cases, New Jersey, Prentice‑Hall, Üçüncü Baskı, 1964, s.57-61; Thomas E. Cronin, The State of the Presidency, Boston, Little, Brown and Company, İkinci Baskı, 1980; Alan Shank, American Politics, Policies and Priorities, Boston, Ally and Bacon, Inc, Dördüncü Baskı, 1984, 211- 225; 241-281; Peter Woll, American Government: Readings and Cases, Boston, Little, Brown and Company, 1975, s.371-436; Louis Favoreu et al., Droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1998, s.580-588; 599-602; Paul Marie Gaudemet, Le pouvoir exécutif dans les pays occidentaux, Paris, Editions Montchrestiens, 1966, s.31-40; Louis W. Koenig, “President of the United States”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online, Available: http://gi. grolier.com/presidents/ea/ side/pofus. html, 2.1.2001; John D. Feerick, “Presidential Succession”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi.grolier.com/presidents/ea/ side/succsion.html, 2.1.2001; Donald Young, “Vice-President of the United States”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi.grolier.com/ presidents/ ea/vp/ vpusa.html, 2.1.2001; Milton Lomask, “Impeachment”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi. grolier.com/presidents/ ea/side/impeach.html, 2.1.2001); Quincy Wright, “Veto”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi. grolier.com/ presidents/ea/side/veto.html, 2.1.2001; Mark R. Slusar, “The Confusion Defined: Questions and Problems of Process in the Aftermath of the Clinton Impeachment, Case Western Reserve Law Review, Summer 1999, Vol. 49 Issue 4, s.869-901 (http://www.ebsco.net, 1.2.2001).

Biz bu kısımda, başkanlık sisteminde devlet başkanlığını inceleyeceğiz. İncelememizi Amerika Birleşik Devletleri örneği üzerinden yapacağız. Burada Amerika Birleşik Devletlerinde “Başkan (President)”ın statüsünü (I), sorumluluğunu (II) ve görev ve yetkilerini (III) göreceğiz.

I. Başkanın Statüsü  

Bibliyografya.- Wilson ve DiIulio, op. cit., s.348-365, 380-381; Toinet, op. cit., s.169-173, 189-190, 193-194, 197-198; Favoreu et al., op. cit., s.35-36, 582-585, 587; Cronin, op. cit., s.27-75; Gaudemet, op. cit., s.32-40; Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.154-156, 158-159, 162-163; John D. Feerick, “Presidential Succession”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi. grolier.com/presidents/ea/side/succsion.html, 2.1.2001.

Biz burada “Başkanın statüsü” başlığı altında, Başkanın seçilme yeterliliği ni, görev süresini, seçimini, göreve başlamasını, görevinin sona ermesini, başkanlık makamının kesin ve geçici olarak boşalmasını, Başkan Yardımcısını, departmanları, sekreterleri, kabineyi, başkanlık teşkilatını (The White House Office, Executive Office of the President) göreceğiz.

Seçilme Yeterliliği [1].- Amerika Birleşik Devletlerinde başkanlık seçimlerinde aday olabilmenin “vatandaşlık”, “yaş” ve “ikamet” olmak üzere üç şartı vardır. Amerika Birleşik Devletleri Anayasasına göre (m.2 , b.1, f.4)[2], başkan seçilebilmek için gerekli olan birinci şart, doğuştan Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olmaktır. Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri  vatandaşlığını sonradan kazananlar başkanlık seçimlerinde aday olamazlar. Başkanlık seçiminde aday olabilmenin ikinci şartı, 35 yaşında olmaktır. Üçüncü şart ise Amerika Birleşik Devletlerinde en az 14 yıl ikamet etmiş olmaktır.

Görev Süresi [3].- Amerika Birleşik Devletleri Anayasasına göre (m.2, b.1, f.1), başkanın görev süresi dört yıldır. 1951 yılında kabul edilen 22’nci Amendment [4] ile bir kişinin ikiden fazla defa başkan seçilmesi yasaklanmıştır. İkinci Dünya Savaşından bu yana Eisenhower , Reagan  ve Clinton iki defa başkan seçilmeyi başarmışlardır.

Seçim [5].- Başkanlık seçimleri Kasım ayının ilk Pazartesini izleyen Salı günü yapılır. Bu seçimlerde doğrudan başkan seçilmez, başkanı seçecek olan “ikinci seçmenler (electors)” seçilir. Her eyaletten o eyaletin çıkardığı temsilci ve senatör sayısı kadar ikinci seçmen seçilir. Toplam 538 ikinci seçmen vardır[6] (100 senatör+435 Temsilciler Meclisi üyesi+Columbia için 3 delege). Bunların oluşturduğu topluluğa, “seçim koleji (electoral college )” denir[7]. İkinci seçmenler “tek turlu liste usûlü” ile seçilirler[8]. Bir eyalette en çok oyu elde eden bir listedeki bütün ikinci seçmenler seçilmiş olur[9]. İkinci seçmenler, seçilmelerini izleyen Aralık ayının ikinci Çarşambasını izleyen Pazartesi günü kendi eyaletlerinin başkentlerinde toplanıp başkan seçimi için oylarını atmaktadırlar[10]. İkinci seçmenler, “emredici vekâlet” ilkesi uyarınca oy kullanırlar. Yani daha önceden desteklediklerini açıkladıkları aday için oy kullanırlar[11]. Bu oylar izleyen yılın 6 Ocak gününde Temsilciler Meclisi ve Senatonun Kongre halinde toplanmasında sayılırlar ve daha çok oy toplayan aday, Kongre tarafından seçilmiş ilân edilir.

Göreve Başlama [12].- 1933 tarihli 20’nci Amendment’a göre, bu şekilde seçilen Başkan, 20 Ocak günü Yüksek Mahkeme Başkanının (Chief Justice) huzurunda, Kitab-ı Mukaddes üzerine “Birleşik Devletler başkanlık görevini bağlılıkla yapacağına ve Birleşik Devletler Anayasasını koruyacağına, kollayacağına ve savunacağına” yemin  eder (m.2, b.1, f.7).

Görevin Sona Ermesi [13]- Başkanın görevi normal olarak, dört yıllık görev süresinin dolmasıyla sona erer. Bunun dışında başkanın görevi “ölüm  (death)”[14], “istifa  (resignation)”[15], “görevden uzaklaştırılma  (removal of the President from Office)”[16] hallerinde de sona erer (m.2, b.1, f.4).

Başkanlık Makamının Kesin Olarak Boşalması ve Başkan Yardımcısının Başkan Olması[17]- Başkanın normal dört yıllık görev süresi dolmadan, “ölüm (death)”[18], “istifa  (resignation)”, “görevden uzaklaştırılma (removal of the President from Office)”[19] sebepleriyle başkanlık makamı boşalabilir (m.2, b.1, f.4). Bu sebeplerin dışında Başkanın “makamının yetki ve görevlerini yerine getirmede yetersizlik (inability to discharge the powers and duties of the said Office)” içinde bulunması durumunda da başkanlık makamı boşalır (m.2, b.1, f.4). Bu son halin içine, başkanın sürekli hastalığı, temyiz kudretini yitirmesi gibi nedenlerle başkanlık görevini yapamayacak durumda olması girer. Bu hallerde, başkanlık görevi, başkan yardımcısına geçer (m.2, b.1, f.4). Yani başkan yardımcısı, başkan olur (25’inci Amendment, Bölüm 1). Başkan Yardımcısı bu durumda “vekil başkan (acting president)” değil; kelimenin tam anlamıyla bir “başkan” haline gelir[20]. Başkan yardımcısı, başkanın geri kalan görev süresi boyunca görevde kalır. 1901’den buya 5 adet Başkan Yardımcısı Başkan olmuştur[21].

Başkanlık Makamının Geçici Olarak Boşalması : Başkan Yardımcısının Vekil Başkan Olması[22].- Başkanın görevinin, ölüm, istifa, impeachment sonucu görevden alınma ve görevini kesin ve sürekli olarak yapamayacak duruma düşmesi durumunda ne olacağını yukarıda söyledik. Ancak başkan hastalık gibi bazı durumlarda görevini geçici olarak yerine getiremeyecek bir durumda olabilir[23]. 1967 tarihli 25’inci Amendment’a göre, Başkan, Temsilciler Meclisi Başkanına (Speaker) ve Senatonun pro tempore Başkanına, başkanlık görevinin gereklerini yerine getiremeyecek bir durumda bulunduğunu bildiren birer mektup gönderirse, başkanlık görev ve yetkileri başkan yardımcısı tarafından “vekil başkan (acting president)” sıfatıyla yerine getirilir[24].

Eğer başkan görevini yapamayacak duruma düşmesine rağmen, Temsilciler Meclisi Başkanına ve Senatonun pro tempore Başkanına  mektup göndererek görevini başkan yardımcısına devretmek için istemde bulunmazsa, başkan yardımcısı, bakanların (principal officers of the executive departments) çoğunluğunun onayını alarak, Temsilciler Meclisi Başkanı ve Senatonun pro tempore Başkanına birer yazı göndererek başkanlık görevini ve yetkilerini “vekil başkan” olarak re'sen üstlenir. Eğer Başkan yetersizlik içinde bulunmadığını bildirerek buna itiraz ederse, başkan yardımcısı ve hükûmetin çoğunluğu Temsilciler Meclisi ve Senato Başkanlarına birer mektup göndererek buna direnebilirler ve başkan yardımcısı başkanlık görevini üstlenmeye devam edebilir. Bu durumda Kongre 48 saat içinde toplanır ve her iki Meclisin üçte iki çoğunluğuyla Başkan Yardımcısının görevde kalıp kalmayacağına karar verir. Bu çoğunlukla karar veremiyorsa Başkan tekrar başkanlık görevine geri döner[25].

Başkan Yardımcısı [26].- Yukarıda başkanlık makamının kesin veya geçici olarak boşalması durumunda başkanlık görevinin “Başkan Yardımcısı tarafından üstlenileceğini gördük. “Başkan Yardımcısı (Vice-President)”, Başkan ile birlikte seçilir. Seçilme yeterliliği şartları bakımından Başkanın tâbi olduğu şartlara tâbidir. Anayasanın Başkan Yardımcısına verdiği tek görev, Senato Başkanlığı görevidir. Ancak oyların eşit dağılımı hali dışında, onun oy hakkı yoktur (m.1, b.3, f.4). Bununla birlikte Senato, Başkan Yardımcısının olmadığı zamanlarda Senatoya başkanlık yapmak üzere kendisine bir pro tempore Başkan  seçer (m.1, b.3, f.4). Bunun dışında Başkan Yardımcısı National Security Council’in  üyesidir. Başkan Yardımcısı keza Cabinet toplantılarına da katılır.

Departmanlar [27].- Yukarıda da belirttiğimiz gibi, başkanlık sisteminde yürütme organı monist yapıdadır[28]. Başkanlık sisteminde, parlâmenter sistemlerde görülen tipte bir bakanlar, bakanlar kurulu, yani “kolektif” bir yürütme organı yoktur[29]. Bütün yürütme yetkisinin sahibi tek başına başkandır[30]. Bununla birlikte, Amerika Birleşik Devletlerinde de parlâmenter sistemlerde “bakanlıklar”a tekabül eden teşkilâtlar vardır. Bu teşkilâtlara “departman (department)” ismi verilir. Departmanların anayasal dayanağı vardır. Anayasada açıkça “yürütme departmanları (executive departments)”ndan bahsedilmektedir (m.2, b.2, f.1 ). İlk department, 1789’da kurulmuş olan “Devlet Departmanı  (Department of State )”dır. Bu Departman dışişlerinden sorumludur. İkinci olarak yine 1789’da kurulmuş olan “Hazine Departmanı  (Treasury Department)” gelir. “Savunma Departmanı (Department of Defense)” 1789’da “Savaş Departmanı (Department of War)” adı altında kurulmuştur. “Adalet Departmanı  (Department of Justice )” 1870’te kurulmuştur. Bununla birlikte, bir departmana sahip olmaksızın “adalet bakanı” olarak görülebilecek bir Attorney General 1789’dan beri mevcuttur. 1849’da kurulan “İçişleri Departmanı (Department of the Interior)” kamu güvenliğinden değil, tabiî kaynaklardan, çevreden ve Kızılderili sorunlarından sorumludur. Tarımdan sorumlu olan “Tarım Departmanı  (Department of Agriculture)” 1862’de kurulmuştur. “Ticaret Departmanı  (Department of Commerce )” 1903’te, “Çalışma Departmanı  (Department of Labor )” 1913’te, “Sağlık ve Beşerî Hizmetler Departmanı  (Department of Health and Human Services )” 1953’te, “Konut ve Kentsel Gelişme Departmanı  (Department of Housing and Urban Development )” 1965’te, “Ulaştırma Departmanı (Department of Transportation)” 1966’da ve “Eğitim Departmanı (Department of Education )” 1979’da kurulmuştur[31]. Son olarak da George Bush zamanında “Muharip İşleri Departmanı (Department of Veterans Affairs)” kurulmuştur[32]. Günümüzde toplam 14 departman vardır.

Sekreterler [33].- Bu departmanların her birinin başında haliyle bir kişi bulunur. Anayasa bu departmanların başında bulunan kişilerden de açıkça “yürütme departmanlarından her birinde bulunan baş görevli (the principal officer in each of the executive departments )” ibaresini kullanarak bahsetmektedir (m.2, b.2, f.1). O halde bu kişilerin de anayasal bir dayanağa sahip olduğu söylenebilir. Anayasada geçen bu “baş görevliler (principal officers)”e uygulamada “sekreter (secretary )”[34] denir: Secretary of State, Secretary of Treasury, Secretary of Defence gibi[35]. Sekreterleri atama yetkisi Başkana aittir. Ancak Başkan, sekreterleri atamadan önce Senatonun görüş ve onayını almak zorundadır (m.2, b.2, f.2)[36]. Sekreterler Kongre üyesi olamazlar. Sekreterler, tamamıyla Başkana bağımlıdırlar[37]. Sekreterler, Kongreye karşı değil, münhasıran Başkana karşı sorumludurlar. Başkan istediği zaman, Senatonun onayı olmaksızın bir sekreteri görevden alabilir[38].

Kabine [39].- Amerika Birleşik Devletlerinde George Washington’dan beri, zaman zaman Başkan ve sekreterlerin bir araya gelip yürütme işlerini görüşmeleri adettir. Başkan ve sekreterlerin bir araya gelmelerine “Kabine (Cabinet)” ismi verilmektedir[40]. Başkan Yardımcısı da Kabine toplantılarına katılabilmektedir. Bu “Kabine”nin anayasal bir dayanağı yoktur. Anayasanın hiçbir yerinde geçmemektedir[41].

Amerika Birleşik Devletlerindeki “Kabine”, parlâmenter hükûmet sistemlerinde görülen “kabine  (bakanlar kurulu)”den çok farklıdır. Çünkü Amerika Birleşik Devletlerindeki bu “Kabine”, dayanışma ilkesinin geçerli olduğu kolektif bir organ, kolejyal bir organ değildir[42]. Bu kabinenin karar alma, “genel siyaseti” belirleme yetkisi yoktur. Bu kabinenin kararları “istişarî” niteliktedir[43]. Başkan sekreterlerine görüşlerini sorabilir. Ancak onların görüşleri başkanı bağlamaz. Karar alma yetkisi münhasıran başkana aittir[44]. Amerika Birleşik Devletleri tarihinden çok bilinen bir olay, bu durumu tipik bir şekilde göstermektedir: ABD başkanlarından (1861-1865) Abraham Lincoln Kabineye bir öneri getirir. Bu öneriye kendi dışında herkes karşı çıkar. Sonuçta Lincoln, “yedi hayır, bir evet; evetler kazandı” diyerek toplantıyı bitirir[45].

Amerika Birleşik Devletlerinde kabine, gayri resmî bir şekilde “iç kabine (Inner Cabinet)”[46] ve “dış kabine (Outer Cabinet)”[47] olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Birincisinin içinde, dışişleri, savunma, hazine, adalet departmanları gibi önemli departmanların sekreterleri, ikincisinin içinde ise, sağlık, tarım, ticaret, ulaştırma, enerji gibi daha az önemli departmanların sekreterleri bulunur[48].

Başkanlık Teşkilatı.- Amerika Birleşik Devletlerinde geniş bir Başkanlık teşkilâtı vardır. Bu teşkilât ikiye ayrılır: The White House Office ve Executive Office of the President.

The White House Office [49].- Bununla esas olarak başkanlık sarayı kastedilir. 1901’de The White House Office (Beyaz Saray Ofisi) beş on kişilik bir personele sahipti. Günümüzde The White House Office’te çalışanların sayısı 400-500 civarındadır. Bunların önemli bir kısmı, başkanın danışmanları, yardımcıları vs.dir. Bunlar counsel, counsellor , assistant, special adviser, special consultant, special assistant gibi isimler taşırlar[50].

Executive Office of the President [51].- Executive Office of the President (Başkanın Yürütme Ofisi) 1939’da F.D. Roosevelt tarafından bir başkanlık kararnamesi (executive order) ile kurulmuştur. Executive Office of the President bünyesinde 14 ayrı organ barındırır. Bunlar başkanın karar almasına teknik yardımda bulunan ve doğrudan doğruya başkana bağlı bulunan organlardır. Bunların en önemlileri şunlardır:

Office of Management and Budget [52] (Yönetim ve Bütçe Ofisi ) 1921’de kurulmuştur. Bugün 600’den fazla kişiyi barındırır. Temel görevi, Başkanın Kongreye sunacağı federal bütçe tasarısını hazırlamaktır. Keza, her departmana tahsis edilen kredilerin harcanmasını da kontrol etmekle görevlidir[53]. Diğer yandan Office of Management and Budget federal idarenin karşılaştığı problemlerin çözümü ile de uğraşır. Office of Management and Budget’in müdürü Senatonun onayı ile Başkan tarafından atanır[54].

Council of Economic Advisers [55] (Ekonomi Danışmanları Konseyi), 1946’da kurulmuştur. Bu Konsey, üç ekonomistten oluşur. Senatonun onayıyla Başkan tarafından atanırlar. Başkana ekonomik sorunlar hakkında danışmanlık yapmakla görevlidirler.

National Security Council [56] (Millî Güvenlik Konseyi ) 1947’de National Security Act  ile kurulmuştur. Konsey Amerika Birleşik Devletlerinin dış politika ve ulusal savunma alanında karşılaştığı sorunlar hakkında başkana danışmanlık yapar. Konseyde Başkan, Başkan Yardımcısı, Devlet Sekreteri (=Dışişleri Sekreteri), Savunma Sekreteri, Genelkurmay Başkanı ve CIA Müdürü bulunur. Bunların dışında Başkan gerekli gördüğü kişileri de Konseye davet edebilir[57].

Central Intelligence Agency  (CIA)[58] (Merkezî İstihbarat Ajansı), Office of Strategic Studies  yerine 1947’de kurulmuştur. İstihbarattan sorumludur. CIA Müdürü, Başkanın en yakın danışmanıdır. Büyük bir bütçeye ve çok sayıda görevliye sahiptir.

II. Başkanın Sorumluluğu ve Sorumsuzluğu

Bibliyografya.- Tribe, op. cit., c.I, s.753-769; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.383-384; Toinet, op. cit., s.173-174; Conac, op. cit., s.892; Favoreu et al., op. cit., s.584-585; Turpin, op. cit., s.606-607; Cronin, op. cit., s.340-345; Milton Lomask, “Impeachment”, The New Book of Knowledge, 2000: The American Presidency, (Grolier Online, http://gi.grolier.com/presidents/ ea/side/impeach.html, 2.1.2001); Mark R. Slusar, “The Confusion Defined: Questions and Problems of Process in the Aftermath of the Clinton Impeachment, Case Western Reserve Law Review, Summer 1999, Vol. 49 Issue 4, s.869-901 (http://www.ebsco.net).

Biz burada “Başkanın sorumluluğu ve sorumsuzluğu” başlığı altında Başkanın Kongre karşısında siyasal sorumsuzluğunu, Başkanın cezaî sorumluluğunu (Impeachment) ve Başkanın hukukî sorumluluğunu göreceğiz.

1. Başkanın Kongre Karşısında Siyasal Sorumsuzluğu [59]

Başkanın Kongre karşısında siyasal sorumluluğu yoktur. Bunun temelinde başkanlık sisteminin kendi mantığı yatar. Yukarıda görüldüğü gibi, başkanlık sistemi, bir sert kuvvetler ayrılığı sistemi olarak, yasama ve yürütme organlarının birbirinden bağımsız olmasını ve birbirlerinin görevlerine son verememesini öngörmektedir. Bu nedenle, Başkanın görevine Kongre tarafından son verilemez. Başkan halk tarafından dört yıllığına seçilir ve görev süresi boyunca görevde kalır. Başkanın bu süre içinde görevde kalması yasama organının güvenine dayanmaz. Başkan yasama organı tarafından güvensizlik oyuyla görevden alınamaz[60]. Başkanı halk seçtiğine göre, başkanın halka karşı siyasî sorumluluğunun olduğu düşünülebilir. Keza demokratik başkanlık sistemlerinde egemenlik halkta bulunduğuna göre, başkanın egemen olan halka karşı sorumlu olduğu teorik olarak kabul edilebilir. Ne var ki, halkın başkanın siyasal sorumluluğunu tahrik etmesi, yani onu görev süresi dolmadan görevden alması mümkün değildir. Bununla birlikte, başkanın yeni başkanlık seçimlerine katılması mümkün olması durumunda, yeni seçimlerde başkanın halka karşı olan sorumluluğunun bir bakıma gerçekleştiği düşünülebilir. Halk başkanın dört yıllık siyasetinden memnun ise, onu yine seçer. Değilse bir başka adaya oy vererek onu başkanlıktan indirir.

2. Başkanın Cezaî Sorumluluğu: Impeachment [61]

Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın, “ihanet (treason)”, “zimmet (bribery)” ve “diğer ağır cürüm ve kabahatler (other high crimes and misdemeanors)”den dolayı “cezaî sorumluluğu (criminal liability)” vardır (m.2, b.4). Başkan bu suçlardan dolayı suçlandırılıp mahkum edilirse görevinden alınmış olur (m.2, b.4). Suçlandırma (impeachment) yetkisi Temsilciler Meclisine aittir (m.1, b.2, f.7). Temsilciler Meclisi Başkan hakkında impeachment usûlünün açılmasına karar verince, Judiciary Committee’yi  görevlendirir. Judiciary Committee’nin raporundan sonra Başkanın suçlandırılıp suçlandırılmaması konusunda nihai oylamayı yapar. Temsilciler Meclisi tarafından suçlandırılan Başkanı yargılama yetkisi ise Senatoya aittir (m.1, b.3, f.6). Başkanın yargılanması söz konusu olduğunda Senatoya Yüksek Mahkeme Başkanı (Chief Justice) başkanlık eder (m.1, b.3, f.6). Senato, mahkumiyet kararını ancak hazır bulunan üyelerinin üçte ikisinin oyuyla verebilir (m.1, b.3, f.6). Mahkumiyet halinde verilecek ceza, görevden alınma cezası ile Birleşik Devletlerde her türlü ücretli, fahri veya güveni gerektiren görevden mahrumiyet cezasından ibarettir (m.1, b.3, f.7). Bununla birlikte, Senato tarafından mahkum edilen Başkan, kanunun öngördüğü biçimde ayrıca takip, muhakeme ve cezaya tâbi tutulabilir (m.1, b.3, f.7 ).

Örnekler.- Amerika Birleşik Devletlerinde Başkana karşı impeachment usûlü şimdiye kadar üç defa işletilmiştir:

a) 1868: Johnson.- Kongre 1867’de Senatonun onayıyla atanan bütün görevlilerin Senatonun onayı olmadan görevden alınması yasaklayan Tenure of Office Act’ı kabul etti. Bu Kanunun Anayasaya aykırı olduğunu düşünen Başkan Andrew Johnson bu Kanuna uymadan Savaş Sekreteri (=Savunma Bakanı) Edwin Stanton’u Ağustos 1867’de görevden aldı. Bunun üzerine Temsilciler Meclisi Şubat 1868’de Johnson’u impeachment  usûlüyle 47’ye karşı 126 oyla suçlandırdı. Johnson Senato tarafından Mart-Mayıs 1868’de yargılandı. Ancak Başkan hakkındaki suçlandırma Senatoda sadece bir oy farkla reddedildi[62] (35-19)[63].

b) 1975: Nixon (Watergate).- Temsilciler Meclisi 1974’te Judiciary Committee’sini Başkan Richard Nixon’un Watergate  skandalındaki sorumluluğunu araştırılması amacıyla görevlendirmiştir. Ağustos 1974’te Nixon, impeachment usûlüyle görevden alınabileceğini düşünerek istifa etmiştir. Bu şekilde impeachment usûlü sonuçsuz kalmıştır[64].

c) 1998: Clinton.- Üçüncü olarak impeachment usûlü Başkan Bill Clinton’a  karşı işletilmiştir. Arkansas Eyaletinde eski bir memur olan Paula Jones , Mayıs 1994’te Başkan’ın Vali olduğu zaman kendisine karşı cinsel tacizde bulunduğunu iddia ederek Başkana karşı dava açmıştır. Clinton 17 Ocak 1998 tarihindeki yeminli ifadesinde, bu iddiaları reddetmiş, keza, Beyaz Saray stajyeri Monica Lewinsky ile de cinsel ilişkisi olduğu iddiasını inkâr etmiştir. Ne var ki, Başkan Clinton, 17 Ağustos 1998’de büyük jüri önünde, Lewinsky ile cinsel kontakta bulunduğunu kabul etmiştir. Ekim 1998’de Temsilciler Meclisi 176’ya karşı 258 oyla Başkan Clinton hakkında “yeminli ifadesinde yalan söylemek  (perjury)” ve “adalete engel olmak (obstruction of justice )” suçlarından impeachment soruşturmasına başlanmasına, 19 Aralıkta da, bu suçlardan suçlandırılmasına karar vermiştir. Başkanın Senato önündeki yargılaması 7 Ocak 1999’da başlamış, nihaî oylama 6 Şubat 1999’da yapılmıştır. Yeminli ifadesinde yalan söylemek suçunu işlediği konusunda 46 evet, 54 hayır, adaleti engel olmak suçlamasında ise 50 evet, 50 hayır oyu çıkmıştır. Üçte iki kabul oyu gerektiğinden, Başkan Clinton hakkında da impeachment usûlü sonuçsuz kalmıştır[65].

Konusu.- Burada belirtmek gerekir ki, impeachment usûlü Başkanın her suçundan dolayı değil, “ihanet (treason), “zimmet (bribery)” ve “diğer ağır cürüm ve kabahatler (other high crimes and misdemeanors)”den dolayı öngörülmüş bir usûldür (m.2, b.4). “İhanet  (treason)” ve “zimmet (bribery)” suçlarının ne olduğu bellidir. Ancak, “diğer ağır cürüm ve kabahatler (other high crimes and misdemeanors)” ifadesinin ne anlama geldiği oldukça tartışmalıdır. Bu ifade biri “dar”, diğeri “geniş” olmak üzere iki değişik anlamda yorumlanmaktadır[66].

a) “Dar yorum (narrow reading)” taraftarlarına göre, “ağır cürüm ve kabahatler (high crimes and misdemeanors)” ifadesinden gerçekten “çok ağır (very high)” suçlar anlaşılır. Bu yorum tarzı, başkanlık makamının otoritesini, saygınlığının korunmasını isteyenler tarafından savunulmaktadır. Bu görüş sahiplerine göre, ancak olağanüstü derecede ağır ve çok ciddî suçlar halk oyuyla seçilmiş bir başkanın görevden alınmasını haklı gösterebilir. Impeachment bir kişinin özel hayatındaki basit kabahatleri için öngörülmüş bir tedbir değildir. Eğer bu tür basit hatalardan dolayı Başkan görevinden alınabilirse, ulus ağır bir tehlikeyle karşı karşıya kalabilir. Özetle bu görüşe göre impeachment, “büyük (great)” ve “ciddî (serious)” suçlar için söz konusu olabilir. Özellikle Başkanın görevi dışında işlediği, basit suçlar için impeachment usûlü uygulanamaz[67].

b) “Geniş yorum  (broad reading)” taraftarlarına göre ise, “ağır cürüm ve kabahatler (high crimes and misdemeanors)” ifadesinden, Temsilciler Meclisi ve Senato tarafından “ağır” olarak kabul edilebilecek her suç ve kabahat anlaşılır. Zira impeachment, esas itibarıyla bir “ceza davası (criminal trial)” değil, “siyasî suçlar (political offenses)” için öngörülmüş bir usûldür. Görevini gereklerinin dışına çıkan, yetkilerini kötüye kullanan bir Başkanın impeachment usûlüyle görevden alınabilmesi gerekir. Bu usûl başkanlık makamının doğruluk ve dürüstlüğünü sağlamaya yönelik bir tedbirdir. Özetle, geniş yorum taraftarlarına göre, yetkilerini aşan, doğruluk ve dürüstlük ile bağdaşmayan davranışlarda bulunan bir başkan, ceza hukuku anlamında adam öldürme, tecavüz gibi ağır suçlar işlememiş olsa bile impeachment usûlüyle suçlandırılabilir ve sırf bu sebepten dolayı görevinden alınabilir[68].

“Ağır cürüm ve kabahatler (high crimes and misdemeanors)” ifadesinin yorumu sorunu uygulamada da yaşanmıştır. Başkan Clinton’un, 1998’de “adalete engel olma (criminal obstruction of justice )” suçundan dolayı impeachment ile suçlandırılması söz konusu olduğunda, Clinton’un avukatları Başkana atfedilen fiilin Anayasanın öngördüğü şekilde bir “ağır cürüm ve kabahat (high crimes and misdemeanors)” niteliğinde olmadığını iddia etmişlerdir. Ne var ki, Temsilciler Meclisi bu savunmayı dikkate almayarak Başkanı Aralık 1998’de suçlandırmıştır. Ancak Senato Başkan hakkında Şubat 1999’da beraat kararı vermiştir[69].

3. Başkanın Hukukî Sorumluluğu [70]

Başkanın bir özel kişi olarak kendi özel işlerinden dolayı “hukukî sorumluluğu (civil liability)” kural olarak vardır. Ancak görevdeki bir başkana karşı göreviyle alakalı olmayan bir fiilinden dolayı hukuk davası (civil suits against a sittihg president for non-presidential conduct ) açılıp açılamayacağı hususunu ayrıca tartışmak gerekir. Zira, başkana karşı dava açılması durumunda, başkanın bu davayla uğraşması, zaman ve enerji bakımından onun başkanlık görevini hakkıyla yapmasına engel olabilir ve keza kuvvetler ayrılığı ilkesine zarar verebilir[71]. Yüksek Mahkeme 1997 yılında Clinton v. Jones [72] davasında, bu konuda karar vermek imkanını bulmuştur[73]. Mahkeme, başkanın görevi dışındaki özel fiillerinden dolayı, özel kişiler tarafından başkana karşı hukuk davası açılmasında başkanlık görevinin yerine getirilmesi bakımından herhangi bir sakınca görmemiş ve kimsenin kanunların üstünde olmadığı gerekçesiyle görevdeki başkana karşı hukuk davası açılabileceğine karar vermiştir[74].

III. Başkanın görev ve yetkileri 

Bibliyografya.- Tribe, op. cit., c.I, s.633-783; Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.142-149; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.354-356; Toinet, op. cit., s.167-201; Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.204-220; Elowitz, McGeever ve Hanus, op. cit., s.182-197; Bartholomew, op. cit., c.I, s.81-109; Mason, op. cit., s.57-61; Cronin, op. cit., s.119-221; Shank, op. cit., s.241-280; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.354-356.

Amerika Birleşik Devletleri Anayasası Başkana aşağıda göreceğimiz görev ve yetkileri vermektedir. Ama öncelikle başkanın görev ve yetkilerinin anayasal temelini görelim. Federal Anayasanın 2’nci maddesinin 1’inci bölümünün ilk fıkrası, “yürütme yetkisi Amerika Birleşik Devletleri Başkanına verilecektir (The executive power shall be vested  in a President of the United States of America)” demektedir. Anayasada yürütmeyle ilgili bir başka organ zikredilmemektedir. Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümünde ise, başkana tek tek verilen görevler sayılmaktadır. Ordunun baş komutanlığını yapmak, dış ilişkileri yürütmek, uluslararası antlaşmaları görüşmek, bazı görevlileri atamak, cezaları affetmek gibi. Acaba, 2’nci maddenin birinci bölümünde bütün yürütme yetkileri genel olarak Başkana verilmiş, bu maddenin ikinci bölümünde sayılan yetkiler, birinci bölümde genel olarak verilen yürütme yetkisine örnek mi teşkil etmektedir? Yoksa, Başkanın yetkileri 2’nci maddenin ikinci bölümünde sayılanlardan mı ibarettir? Yani ikinci bölümde sayılan yetkiler, örnek olarak değil, “tadadî (numerus clausus)” olarak mı sayılmıştır? Bu soruya kesin bir cevap vermek mümkün değildir. Bununla birlikte, Amerika Birleşik Devletleri uygulamasında Başkanın yetkileri devamlı olarak geniş yoruma tâbi tutulmuştur. Yüksek Mahkeme de, özellikle Myers v. United States  kararında[75], Başkanın yetkilerini geniş bir şekilde yorumlamıştır[76]. Buna göre, Anayasada ayrıca sayılmamış olsa da, Anayasa metninin yasaklamaması kaydıyla, bütün yürütme yetkisini Başkanın kullanabileceği söylenebilir[77]. Başkanın başlıca yetkileri şunlardır:

1. Baş Komutanlık Yetkisi (Military Power , President as Commander-in-Chief )[78]

Federal Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümünün ilk fıkrasında Başkanın Birleşik Devletler ordusunun ve donanmasının baş komutanı olacağı belirtilmiştir (The President shall be Commander in Chief of the Army and Navy of the United States). Ancak aynı Anayasa, savaş ilân etme (m.1, b.8, f.11), ordu kurmak ve beslemek (m.1, b.8, f.12) ve donanma kurmak (m.1, b.8, f.13) yetkilerini Kongreye vermiştir. Bununla birlikte uygulamada ilk zamandan günümüze kadar, Amerika Birleşik Devletlerinin girdiği 11 önemli savaştan sadece beşinde Kongrenin savaş ilanıyla Amerika Birleşik Devletleri savaşa girmiştir[79]. Kongre değil, Başkan, orduyu savaşa hazırlamakta, savaş ilân etmekte ve savaşta orduyu yönetmektedir[80]. Başkan ulusal savunmadan sorumludur. Savunmadan sorumlu asker ve sivilleri o seçer; o atar; gerektiğinde onları o görevinden alır. Askerî makamlar tamamıyla Başkanın kontrolü altındadır. Başkan dilerse bizzat ve bilfiil savaşı yönetir. Örneğin, Vietnam savaşında  Başkan Lyndon Johnson bombalanacak hedefleri bizzat tespit etmeye kadar savaşın yönetimine karışmıştır[81].

2. Af Yetkisi (Pardoning Pover)[82]

Federal Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümünün ilk fıkrasına göre Başkan, impeachment hali dışında Birleşik Devletlere karşı işlenmiş suçları affetme ve erteleme yetkisine sahiptir (He shall have power to grant reprieves and pardons for offenses against the United States, except in cases of impeachment)”. Fıkradan da anlaşılacağı üzere, Başkan sadece federal suçları affedebilir. Federe devletlere karşı işlenmiş suçları affedemez. Diğer yandan Başkan impeachment usûlüyle mahkum olanlar hakkında da af yetkisini kullanamaz.

Af, suçlu tarafından reddedilebilir. Suçlunun kabul etmediği af, hükümsüzdür. Mahkemeler de bir suçluyu affı kabul etmeye zorlayamaz[83]. Bununla birlikte cezanın ortadan kaldırılması değil, cezanın daha hafif bir ceza türüne dönüştürülmesi (commutation), örneğin idam cezasının ömür boyu hapis cezasına dönüştürülmesi durumunda af kararı suçlu tarafından reddedilemez[84].

Başkan af yetkisini, suçun işlenmesinden sonra her aşamada, davadan önce, dava sırasında ve mahkumiyet kararından sonra kullanabilir[85]. Af kararı şartlı olabileceği gibi, şartsız da olabilir[86]. Başkan sadece bir kişiyi affedebileceği gibi, birden fazla kişiyi, hatta grupları affedebilir[87]. Örneğin Başkan A. Johnson iç savaştan sonra, bazı çok ağır suçları işleyenler dışında, savaşa katılan herkesi affetmiştir.

Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın “af (pardon)” yetkisi, parlâmentoları incelediğimiz bölümde gördüğümüz gibi bir “genel af (amnistie)” yetkisi değildir. Başkanın “af (pardon)” yetkisi, suçu ve cezayı bütün sonuçlarıyla kaldırmaz. Başkanın af kararında ne belirtilmişse affın etkisi o kadardır. Bu cezanın ortadan kaldırılması, cezanın daha hafif bir cezaya dönüştürülmesi ve cezanın ertelenmesinden (reprieves) ibarettir. Başkanın “af (pardon)” yetkisi, mahkumiyet kararına bağlı olan siyasal haklardan mahrumiyet gibi kanunun öngördüğü diğer sonuçları ortadan kaldırmaz[88]. Yüksek Mahkeme de, Carlesi v. New York [89] kararında mahkumiyet hükmünün bazı kanunî sonuçların aftan sonra da devam edebileceğine karar vermiştir[90].

3. Uluslararası Andlaşma Yapma Yetkisi  (Traity Power)[91]

Federal Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümünün 2’nci fıkrasına göre, başkanın milletlerarası andlaşmalar (treaties) yapma yetkisi vardır. Ancak Anayasaya göre, Başkanın yapacağı andlaşmalar Senatonun üçte iki çoğunluğunun onayına tâbidir.

4. Executive Agreements Yapma Yetkisi[92]

Başkanın uluslararası andlaşma yapma yetkisi, Senatonun onayına tâbi olmakla birlikte, Amerika Birleşik Devletlerinde, Başkanın Senatonun onayını almadan, bazı durumlarda, “executive agreements” denen andlaşmalar yapma yetkisinin olduğu kabul edilmektedir. Ancak Başkanın böyle andlaşmalar yapabilmesi için, ya Anayasanın kendisine açıkça verdiği bir yetkiye dayanması[93], yahut bu andlaşmanın daha önceden yapılan bir andlaşma tarafından öngörülüyor olması, veyahut Başkanın daha önceden Kongrenin iznini alması gerekmektedir[94].

Executive agreements denen andlaşmaların iç hukuk bakımından bağlayıcı olmadığı baştan kabul edilmişse de[95], Yüksek Mahkeme United States v. Belmont [96] kararında executive agreement’ların da diğer andlaşmalar (treaties) gibi bağlayıcı olduğunu kabul etmiştir[97]. Yüksek Mahkeme, United States v. Pink[98] kararında da uluslararası andlaşmalar (treaties ) ile executive agreement’ların aynı hukukî değerde bulunduğuna karar vermiştir[99].

5. Elçileri ve Diğer Temsilcileri Kabul Etmek Yetkisi [100]

Federal Anayasanın 2’nci maddesinin 3’üncü bölümüne  göre Başkan elçileri ve diğer temsilcileri kabul eder (he shall receive Ambassadors and other public ministers). Yani yabancı bir elçinin güven mektubu Başkana sunulur ve onun tarafından akredite edilir. Elçilerden ülkelerine dönmelerini isteme yetkisi de yine Başkana aittir. Keza yeni bağımsızlığını ilân eden devletleri veya mevcut bir ülkede yeni bir rejimi tanıma yetkisi de yine Başkana aittir.

6. Kanunların Yürütülmesi (Execution of the Laws ) Görev ve Yetkisi[101]

Anayasa, Başkana kanunların yürütülmesini gözetme görev ve yetkisini vermiştir (he shall take to take care that the laws be faithfully executed ) (m.2, b.3). Başkan bu görev ve yetkisine dayanarak, kanunların tam bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla gerekli gördüğü bütün tedbirleri alabilir. Yüksek Mahkeme Başkanın kanunların yürütülmesini gözetme görev ve yetkisini oldukça geniş yorumlama eğiliminde olmuştur[102]. Yüksek Mahkeme bazen Başkanın bu görev ve yetkisinden başka görev ve yetkiler türetmiştir.

7. Atama Yetkisi (Appointment Power)[103]

Federal Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümünün 2’nci fıkrasına göre, Başkanın çeşitli görevlileri Senatonun görüş ve onayını  alarak (by and with advice and consent of the Senate) “atama yetkisi” vardır. Bu görevlilerin başında ikinci fıkrada ismen zikredilen “elçiler (ambassadors)”, “diğer temsilciler (other public ministers )”, “konsoloslar (consuls)”, “Yüksek Mahkeme hakimleri (judges of the Supreme Court )” gelir. Keza Anayasada atanmaları için başka bir usûl öngörülmemiş bütün görevliler de yine Senatonun onayıyla Başkan tarafından atanırlar (m.2, b.2, f.2). Amerika Birleşik Devletlerinde bu usûlle atanan iki bin civarında görevli vardır[104]. Bununla birlikte Anayasa, Kongrenin bir kanunla “alt görevliler (inferior officers)”in atama yetkisini doğrudan doğruya Başkana, mahkemelere, departman başlarına (heads of departments), yani sekreterlere bırakabileceğini öngörmüştür (m.2, b.2, f.2).

8. Azil Yetkisi (Removal Power)[105]

Yukarıda görüldüğü gibi, Başkanın atama yetkisi Anayasada düzenlenmiştir. Buna karşılık Başkanın kendi atadığı kişileri görevden alma yetkisine ilişkin Anayasada bir hüküm yoktur. Acaba Başkan, kendi atadığı kişileri görevden alabilir mi? Alabilirse, bunun için yine Senatonun onayını alması gerekir mi? Yoksa bu kişileri Senatonun onayını almaksızın istediği zaman, istediği sebeple görevden alabilir mi?

Bir kere Başkanın yürütme departmanlarının başına atadığı kişileri Senatonun onayı olmadan görevden alma yetkisinin olduğu kabul edilmektedir. Zira aksi takdirde, sekreterlerin Başkana karşı değil, Kongreye karşı sorumlu olmaları gibi bir durum ortaya çıkar ki, bu başkanlık sisteminin doğasıyla bağdaşmaz. Bu sorun Amerika Birleşik Devletlerinde uygulamada yaşanmıştır. Kongre 1867’de sekreterlerin görevden alınması için Senatonun onayını öngören Tenure of Office Act’ı kabul etti. Bu Kanunun Anayasaya aykırı olduğunu düşünen Başkan Andrew Johnson bu Kanuna uymadan Savaş Sekreteri Edwin Stanton’u Ağustos 1867’de görevden aldı. Bunun üzerine 1868’de Johnson impeachment usûlüyle suçlandırıldı. Ancak Başkan Senatoda sadece bir oy farkla beraat etti[106].

Başkanın kamu görevlilerini görevden alıp alamayacağı sorunu 1926 yılında Yüksek Mahkeme tarafından Myers v. United States  (272 US 52, 1926)[107] davasında çözümlenmiştir. 1876 tarihli bir federal kanun, birinci, ikinci ve üçüncü sınıf posta müdürlerinin görevden alınması için Senatonun onayının alınmasını öngörüyordu. Oregon Portland’ta posta müdürü olan Myers, Senatonun onayı olmaksızın Başkan Wilson tarafından görevden alınmıştır. Bu davada Yüksek Mahkeme, görevden alma için Senatonun onayını şart koşan, 1876 tarihli Kanunun Anayasaya aykırı olduğuna ve geçersiz olduğuna karar vermiştir[108]. Yüksek Mahkemeye göre, atama yetkisi, görevden alma yetkisini de gerektirir. Anayasa atama için Senatonun onayı şartını ararken, görevden alma yetkisi için herhangi bir şart koymamıştır. Mahkeme, Senatonun onayı olmaksızın görevden alma yetkisini, Başkanın kanunları uygulanmasını gözetme (to take care that the laws be faithfully executed) yetkisinin bir uzantısı olarak değerlendirmiştir[109]. Zira, Başkan bir görevliyi görevden alamazsa, kanunların uygulanmasını gözetme görevini yerine getiremez. Keza Mahkeme, Başkanın görevden alma yetkisini, Başkanın idare üzerindeki idarî kontrolü sağlaması bakımından da gerekli bir tedbir olarak görmüştür[110].

Bununla birlikte, Yüksek Mahkeme, Humphrey’s Executor v. United States [111] davasında, Başkanın görevden alma yetkisinin “bağımsız düzenleyici ajans  (independent regulatory agency)” üyeleri için geçerli olmadığına karar vermiştir[112]. Başkan Franklin Roosevelt  Federal Trade Commission ’un üyesi Humphrey’i normal görev süresinin dolmasına daha beş yıl varken 1933 yılında, Federal Trade Commission Act ’ın öngörmediği bir sebeple (Başkan ile aynı görüşü paylaşmaması nedeniyle) görevden almıştır[113]. Mahkeme, Başkanın bu işlemini Anayasa aykırı olduğuna karar verirken, haksız rekabeti önlemek amacıyla kurulmuş olan Federal Trade Commission’un saf idarî nitelikte değil, “yarı-teşriî  (quasi-legislative)” ve “yarı-yargısal (quasi-judicial)” nitelikte bir kuruluş olduğunu ve bu nedenle de bağımsız olması gerektiğini tespit etmiştir. Mahkemeye göre, böyle bir kuruluşun üyelerinin kanunda öngörülen sebepler dışında bir sebeple görevden alınması, bu kuruluşun bağımsızlık niteliğiyle bağdaşmaz[114].

Myers ve Humprey kararlarının birlikte değerlendirilmesinden özetle şu sonuç çıkmaktadır: Başkanın, “saf yürütme görevlileri (purely executive officers)”ni istediği zaman, istediği sebeple, Senatonun onayı olmaksızın görevden alma yetkisi vardır (Myers Kararı)[115]. O halde, bu tür görevliler için “kayırma sistemi (spoils system)”inin geçerli olduğunu söyleyebiliriz[116]. Buna karşılık, Başkanın, “yarı-teşriî  (quasi-legislative)” ve “yarı-yargısal (quasi-judicial)” nitelikteki kuruluşların üyelerini, ancak kanunda öngörülen sebeplerle ve eğer kanunda bir sebep öngörülmüyorsa sadece siyasî olmayan nedenlerle görevden alma yetkisi vardır (Humprey Kararı)[117]. O halde, bu tür görevliler için “kayırma sistemi (spoils system)” geçerli değildir.

Nihayet, bir yürütme departmanı, kendi “sıradan memurları (employees)”nın atanması ve görevden alınması konusunu, “düzenleyici idarî işlemler (administrative regulations )” ile düzenlemiş ise, bu memurların, ancak o düzenleyici işlemlere uygun olarak görevden alınabilecekleri kabul edilmektedir[118]. Dolayısıyla departmanlarda çalışan “sıradan memurlar (employees)”ın atanması ve görevden alınması konusunda “kayırma sistemi (spoils system)”nin değil, “liyakat sistemi  (merit system)”nin geçerli olduğunu söyleyebiliriz[119].

9. Veto Yetkisi (Power of Veto)[120]

Anayasanın 1’inci maddesinin 7’nci bölümünün 2’nci fıkrasına göre, kanun tasarıları kanunlaşmadan önce Başkanın onayına sunulur. Başkan kanun tasarısını uygun görürse imzalar. Bu şekilde tasarı kanunlaşmış olur. Ancak Başkan uygun bulmuyorsa, Pazar günleri hariç 10 gün içinde, itirazlarıyla birlikte bu kanun tasarısını (bill) bir veto message ile geri gönderir. Bu tasarının tekrar kabul edilebilmesi için, Temsilciler Meclisi ve Senato tarafından üçte iki çoğunlukla oylanması gerekir. Başkan bu geri gönderme işlemini 10 gün içinde yapmazsa, tasarı imzalanmış sayılarak, kendiliğinden kanunlaşır. Ancak, Başkanın kanunu geri göndermesini engellemek için Kongrenin tatile girmesi durumunda tasarı kanunlaşamaz.

Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın sahip olduğu bu geri gönderme yetkisine veto denmektedir. Başkanın vetosu oldukça etkilidir[121]. Zira Başkanın vetosunun aşılabilmesi için aynı kanun tasarısının Temsilciler Meclisi ve Senatonun üçte iki çoğunluğuyla kabul etmesi gerekir ki, bu oldukça güçtür. Örneğin, 1787 ile 1988 yılları arasında 2469 kanun tasarısı Başkan tarafından veto edilmiş bunların sadece % 6’sı Kongre tarafından üçte ikilik çoğunlukla tekrar kabul edilebilmiştir[122].

İki çeşit veto uygulaması vardır:

a) Normal Veto.- Bu on günlük süre içinde Başkanın kanun tasarısını imzalamayı açıkça reddetmesi ve tasarıyı bir gerekçeyle birlikte Kongreye geri göndermesidir. Bu veto yukarıda belirtildiği gibi Temsilciler Meclisi ve Senatonun üçte iki çoğunluğuyla aşılabilmektedir.

b) Cep Vetosu (Pocket Veto)[123].- Yukarıda belirtildiği gibi, Başkan veto yetkisini 10 gün içinde kullanmalıdır. 10 gün içinde kullanmazsa, tasarının kanunlaştığı varsayılır. Bununla birlikte, Başkanın kanunu geri gönderebilmesi için, Kongrenin toplantı dönemi (session) içinde olması gerekir[124]. Kongre toplantı dönemi içinde değilse, Başkan, kanunu geri gönderemez. Çünkü kanunu tekrar görüşecek Kongre ortada yoktur[125]. İşte bir kanun tasarısı kendisine geldiğinde, Kongrenin toplantı döneminin bitmesine (end of session; adjournment) 10 günden az bir zaman kalmışsa, Başkan tasarıyı 10 gün boyunca imzalamazsa, kanun kendiliğinden yürürlüğe giremez[126]. Yani, bu durumda, başkanın harekesiz kalması, kanun tasarısı üzerinde “mutlak veto” etkisi doğurur[127]. Böyle durumda Kongrenin yapacağı tek şey, yeni toplantı döneminde, kanun tasarısını yeni baştan görüşmektir. O halde Kongrenin toplantı döneminin bitmesine 10 gün ve 10 günden az bir zaman kaldığında yeni kanun kabul etmemesi uygun olur. Oysa, iş yoğunluğu nedeniyle Kongre, en önemli kanunları toplantı döneminin son günlerinde çıkarır. Bu şekilde de Başkan bu kanunlar üzerinde mutlak bir veto yetkisini ele geçirmiş olur.

Federal Yüksek Mahkeme de The Pocket Veto Case ismiyle bilinen Okanogon Indians v. United States [128] davasında Kongrenin toplantı döneminin bitmesine (adjournment) on günden az bir süre kaldığında Başkana gönderilen kanun tasarıları hakkında Başkanın bir şey yapmaması durumunda, kanun tasarısının yürürlüğe giremeyeceğini karar vererek, Başkanın “cep vetosu” yetkisini teyit etmiştir[129].

Ancak Başkan, isterse Kongrenin toplantı döneminin sona ermesinden sonra da -10 gün içinde- kanun tasarısını imzalayabilir. Buna herhangi bir engel yoktur[130].

Item Veto?[131]- Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın kural olarak “kısmî veto (item veto) ” yetkisi yoktur. Yani Başkan bir kanun tasarısının bazı maddelerini onaylayıp, diğer bazı maddelerini Kongreye geri gönderemez. Başkan bir kanun tasarısının sadece bir maddesine itirazı varsa, tasarının tümünü geri göndermek zorundadır[132]. Bununla birlikte Amerika Birleşik Devletlerinde başkanlar item veto yetkisinin gerekli olduğunu düşünmüşlerdir. 1989’da Başkan Bush Treasury Department Appropriations Bill’i onaylamış ama onaylarken bu Kanunun bir hükmünü yürürlükte olduğunu kabul etmediğini onu dikkate almayacağını açıklamıştır. Nihayet 9 Nisan 1996 tarihli Line Item Veto Act , Başkana, Kongre tarafından kabul edilen kredi artışlarını ve yeni masrafları ortadan kaldırma yetkisi vermiştir. Bu durumda Başkan onaylamadığı kredi ve yeni giderleri özel bir mesaj ile Kongreye bildirir. Line Item Veto Act’ın 1997 ile 2005 yılları arasında uygulanması öngörülmüştür[133]. Ne var ki, Yüksek Mahkeme 1998 yılında Clinton v. City of New York [134] davasında, bu Kanunun, Anayasa aykırı olduğu gerekçesiyle geçersiz olduğuna karar vermiştir[135].

10. Başkanın Kongreye İlişkin Yetkileri [136]

Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümü  Başkana Kongre ile ilgili bazı yetkiler vermektedir.

a) Mesaj [137].- Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümüne göre, Başkan, zaman zaman Kongreye “Birliğin durumu hakkında bilgi (information of the state of the Union)” verir. Bu bilgi bir “mesaj” şeklindedir. Başkan mesajını her yılın başında Senato ve Temsilciler Meclisinin birleşik toplantısında okur[138]. Mesaj bir nevi hükûmet programı gibidir. Bu mesaj ile Başkan Kongreye istediği kanunları çıkarmasını telkin eder.

b) Gerekli Tedbirleri Tavsiye Etmek.- Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümüne göre, Başkan, gerekli ve uygun olacağını düşündüğü tedbirler üzerine Kongrenin dikkatini çeker.

c) Kongreyi Toplantıya Çağırma .- Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümüne göre, Başkan, olağanüstü durumlarda (extraordinary occassions ) her iki meclisi veya onlardan birini ivedilikle toplantıya çağırabilir (convene). Başkanın bu yetkisini uzun zamandan beri kullandığına şahit olunmamıştır[139].

d) Kongrenin Toplantı Dönemini Kapatma.- Anayasanın 2’nci maddesinin 2’nci bölümüne göre, Kongrenin toplantı dönemini kapatma zamanı (time of adjournment) konusunda Meclisler arasında uyuşmazlık çıktığında, Başkan Meclisleri tatile sokar (adjourn). Başkanın bu yetkisini de uzun zamandan beri kullandığına şahit olunmamıştır[140].

11. Yürütme İmtiyazı  (Executive Privilege )[141]

Başkan ve başkana tâbi olan kişiler arasında yapılan görüşmeler konusunda gizlilik (confidentiality) esası geçerlidir. Bu nedenle, başkan ile başkanın yardımcıları arasındaki konuşmalara ve yazışmalara yasama ve yargı organının karışamayacağı kabul edilmektedir. Bu amaçla, Amerika Birleşik Devletlerinde, Başkana “yürütme imtiyazı (executive privilege)” denen bir imtiyaz tanınmıştır. Bu imtiyazı ileri sürerek, başkan ve yardımcıları, kendi aralarında olan görüşmeler konusunda Kongrenin ve mahkemelerin sorularını cevaplamayı reddedebilirler. Yani yürütme imtiyazı başkana ve yardımcılarına Kongrenin ve mahkemelerin sorularını cevaplamama hakkı veren bir imtiyazdır[142]. Yürütme imtiyazı, Anayasanın hiçbir yerinde yazmamaktadır[143]. Yürütme imtiyazının varlığı şu iki nedenle açıklanmaktadır: Bir kere kuvvetler ayrılığı teorisi, bir kuvvetin diğer kuvvetin iç işlerine karışmaya hakkı olmadığı anlamına gelir[144]. İkinci olarak, devlet yönetimi ve sağlam idare ilkeleri, başkanın kendine tâbi olan kişilerin gizli ve samimi görüşlerini almaya hakkı olmasını gerektirmektedir. Böyle bir görüş, daha sonra kamu oyuna açıklanırsa elde edilemez[145]. Diğer bir ifadeyle, yürütme kuvvetinin yasama ve yargı kuvvetlerinden bağımsız olabilmesi için, yürütme organının kendi içinde, yani Başkan ve yardımcıları arasında tam bir güvenin ve gizliliğin olması gerekir[146].

Bu nedenle, Başkan ve yardımcıları, Kongrenin ve mahkemelerin kamu yararına ve millî güvenliğe aykırı olacaklarını düşündükleri sorularını cevaplamaktan kaçınabilmektedirler. Eğer Kongre veya bir mahkeme Başkanı veya Başkanın yardımcılarını tanık olarak dinlemek isterse, Başkan veya onun yardımcıları (Başkanın yazılı istemi üzerine) tanıklık yapmayı reddedebilirler. Aynı şekilde bir mahkeme Başkandan bazı bilgi ve belgelerin kendisine sunulmasını isterse, Başkan bu istemi reddedebilir. Bununla birlikte, Yüksek Mahkeme iki ayrı davada yürütme imtiyazını sınırlandırmıştır. Watergate skandalı  nedeniyle ortaya çıkan United States v. Nixon [147] davasında Yüksek Mahkeme, yürütme imtiyazını prima facie kabul etmekle birlikte, bu imtiyazın “görülmekte olan bir ceza davasından kesin ve apaçık bir delil ihtiyacı (demonstrated, specific need for evidence in a pending criminal trial)” karşısında geçerli olmadığına karar vermiştir[148].

Keza, Yüksek Mahkeme 1997 yılında Clinton v. Jones [149] davasında yürütme imtiyazının başkanlık seçimlerinden önceki olaylara uygulanamayacağını ve Başkana karşı özel kişilerin dava açabileceğini (civil lawsuit), zira bu tür davaların tamamıyla onun resmî olmayan yükümlülükleriyle ilgili olduğunu ve davaların kuvvetler ayrılığını bozmayacağına karar vermiştir[150].

12. Özerk Düzenleme Yetkisi (Executive Orders)[151]

Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın düzenleyici işlem yapma, yani genel ve kişilik-dışı kurallar koyma yetkisinin olduğu kabul edilmektedir. Başkan bu yetkisini executive orders, proclamations, rules, regulations  denen işlemler ile yerine getirmektedir. Başkanların ne zamandan beri düzenleme yetkisine sahip olduğu tam olarak bilinmemektedir. 1 numaralı executive order 1806 yılına aittir[152]. Özellikle Birinci Dünya Savaşından bu yana başkanlar düzenleyici işlem yapma yetkilerini çok geniş olarak kullanmaktadırlar[153]. Günümüzde, Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanlar her yıl yüzlerce executive order çıkarmaktadır[154].

Bununla birlikte, Amerikan Anayasasının hiçbir yerinde, Başkana böyle bir düzenleme yetkisi verilmemiştir. Anayasada Başkanın görevleri arasında sadece kanunların uygulanmasını gözetmek  (he shall take care that the laws be faitfully executed) görevi sayılmıştır (m.2, b.3). Belki Başkanın bu görevi nedeniyle Kongrenin çıkardığı kanunların uygulanmasını göstermek amacıyla, bizdeki yönetmeliklere benzer şekilde düzenleyici işlemler (rules, regulations) yapma yetkisine sahip olduğu düşünülebilir. Ne var ki, Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın executive order’larından önemli bir kısmı, kanundan kaynaklanmamaktadır. Bu “başkanlık kararnameleri (executive order)” mevcut bir kanunda değişiklik yapabilmekte, hatta daha önceden kanunla düzenlenmemiş bir alanda düzenlemeler yapabilmektedirler[155]. Örneğin, Woodrow Wilson , Committee on Public Information’u böyle bir executive order ile kurmuştur[156]. Keza, Başkan Truman 1947’de memurların sadakatinin teyidi konusunda bir programı yine herhangi bir kanuna dayanmayan bir executive order ile uygulamıştır[157].

Bu nedenle bu executive order’lar bizdeki kanun hükmünde kararnamelere büyük ölçüde benzemektedirler. Ancak bizdeki kanun hükmünde kararnamelerden farklı olarak Başkanın executive order’lar çıkarabilmesi Kongreden yetki kanunuyla yetki almasına gerek yoktur. Keza, Başkanın executive order’ları onay için Kongreye de sunulmazlar. O halde, Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın düzenleme yetkisi secundum legem nitelikte değildir. Başkan ab initio düzenleme yetkisine, yani “özerk düzenleme” yetkisine sahiptir. Bununla birlikte Başkanın sahip olduğu bu yetkinin anayasal dayanağı yoktur. Başkanın bu yetkisinin bir nevi “anayasal teamül” olduğu ileri sürülmektedir[158].

13. Devredilmiş Düzenleme Yetkisi (Statutory Powers)[159]

Başkanın düzenleme yetkisinin ikinci şekli ise, Kongre tarafından kendisine devredilmiş olan düzenleme yetkisidir. Özellikle Birinci Dünya savaşından bu yana, Kongrenin kendi çıkardığı kanunlarla, belirli alanlardaki düzenleme yetkisini Başkanlara devrettiği görülmektedir[160]. Bu yetki devri başlangıçta, Birinci Dünya Savaşı zamanında olağanüstü ve acil durumlar için ihracat, demir yolları, beslenme ve enerji alanı için yapılmıştır[161]. Bununla birlikte, Birinci Dünya Savaşı bitince bu kanunlar ilga edilmemiş, dahası yenileri de çıkarılmıştır. 1941 yılına gelindiğinde 250’den fazla yetki devri kanunu yürürlükteydi. Günümüzde, barış zamanlarında da Kongre, bir kanunla, etkililik düşüncesiyle, teknik, idarî, ekonomik ve dış ticaret konularında düzenleme yetkisini Başkana devredebilmektedir[162]. Örneğin Amerika Birleşik Devletlerinde administrative agency ’ler bu yolla kurulmuşlardır. Amerika Birleşik Devletlerinde bu şekilde sarih yetki devri yoluyla Başkanın kullandığı düzenleme yetkisine statutory power denmektedir[163]. Bu nedenle Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın sahip olduğu statutory power, bizdeki kanun hükmünde kararname kurumuna daha büyük ölçüde benzemektedir. Çünkü her ikisinde de yasama organından yürütme organına doğru kanunla yapılan bir yetki devri söz konusudur.

14. Kredileri Harcamama  (Impoundment of Funds ) Yetkisi[164]

Amerika Birleşik Devletlerinde başkanların Kongre tarafından verilen kredileri bazen harcamayı reddettikleri görülmüştür[165]. İlk örnek Jefferson tarafından verilmiştir. Jefferson Kongre tarafından inşa edilmesi istenen iki fırkateyni inşa ettirmemiştir[166]. Nixon  1973’te yol inşaatı için Kongre tarafından verilen milyarlarca doları kullanmayı reddetmiştir[167]. Keza, 1973 ve 1974 malî yıllarında Water Pollution Control Act ’a göre kullanılması gereken 6 milyar dolarlık kredinin kullanılması reddedilmiştir. Bu uygulama Yüksek Mahkeme tarafından Train v. City of New York [168] kararıyla Anayasaya aykırı bulunmuştur[169].

Başkan ile Kongre arasındaki kredilerin harcanması konusundaki bu gerginlikten sonra, Kongre bu konuda 1974 tarihli Budget and Impoundment Act’ı kabul etmiştir[170]. Bu Kanuna göre, Kongre tarafından oylanan bir kredinin yürütme tarafından kullanılması zorunludur. Böyle bir krediyi kullanmak istemeyen Başkan, bu konuda Kongrenin ya iznini, ya da onayını almalıdır. Buna göre, Başkanın Kongre tarafından oylanan kredileri, Kongrenin izni ve onayı dışında kullanmayı reddetme yetkisinin bulunmadığını söyleyebiliriz[171].

15. “Devletin Başı” Olma Sıfatından Kaynaklanan Yetkileri [172]

Amerika Birleşik Devletlerinde Başkan, “hükûmet başkanı” olma sıfatından kaynaklanan görev ve yetkilerinin dışında, “devletin başı” olma sıfatıyla bir takım görev ve yetkileri de vardır. Başkan, ulusun birliğinin ve bütünlüğünün sembolüdür. Başkan, federe çıkarlar karşısında ulusal çıkarı temsil eder.

* * *

Bu kısımda başkanlık sistemlerinde yürütme organının “başkan”dan oluştuğunu ve Amerika Birleşik Devletleri örneğinde başkanın hukukî statüsünü, sorumluluğunu, görev ve yetkilerini gördük. İzleyen kısımda parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarını inceleyeceğiz.


 

[1].   Laurence H. Tribe, American Constitutional Law, New York, Foundation Press, 2000, c.I, s.169-170; Louis Favoreu et al., Droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1998, s.582.

[2].   Bilindiği gibi Amerika Birleşik Devletleri Anayasası toplam 7 “madde (article)”den oluşmaktadır. Ancak ilk dört madde kendi içinde birçok “bölüm (section)”e ayrılmaktadır. Keza her bölüm de birçok paragraftan oluşmaktadır. O nedenle, Amerika Birleşik Devletleri Anayasasının hükümleri zikredilirken sadece madde numarası verilmez, aynı zamanda bölüm ve paragraf numarası da verilir: Art. II, Sec. 2, Cl. 3. gibi. Biz burada, Amerika Birleşik Devletleri Anayasasında “article” karşılığı madde, “section” karşılığı “bölüm”, her bölümün kendi içindeki paragraflara da “fıkra” ismini veriyor; “madde”yi, “m.”, “bölüm”ü “b.” ve “fıkra”yı “f.” harfleriyle kısaltıyoruz.

[3].   Marie France Toinet, Le système politique des Etats-Unis, Paris, PUF, İkinci Baskı, 1990, s.170; Favoreu et al., op. cit., s.582.

[4].   Amendment, Anayasanın 5’inci maddesine göre yapılan Anayasa değişiklikleridir. Ancak bu değişiklikler mevcut maddelere ilâve edilmemiş, Anayasanın sonuna birinci amendment, ikinci amendment, ... şeklinde ilâve edilmişlerdir. O nedenle bu “amendment” terimini “Anayasa değişikliği” olarak Türkçe’ye çevirmek pek doğru değildir. Keza “amendment” kelimesini “ilâve” olarak da Türkçe’ye çevirmenin de pek güzel olmadığını düşündük. Bu nedenle “amendment” kelimesini çevirmeden olduğu gibi kullandık.

[5].   James Q. Wilson ve John J. DiIullio, American Government: Institutions and Policies, Lexington, D.C. Heath and Company, 1995, s.348; Toinet, op. cit., s.171; Favoreu et al., op. cit., s.583-584; Thomas E. Cronin, The State of the Presidency, Boston, Little, Brown and Company, İkinci Baskı, 1980, s.49-60; Alan Shank, American Politics, Policies and Priorities, Boston, Ally and Bacon, Inc, 4’üncü Baskı, 1984, s.211-224; Paul Marie Gaudemet, Le pouvoir exécutif dans les pays occidentaux, Paris, Editions Montchrestiens, 1966, s.32-33.

[6].   Cronin, op. cit., s.57.

[7].   Ibid., s.56.

[8].   Favoreu et al., op. cit., s.584.

[9].   Kasım 2000 başkanlık seçimlerinde Florida’da oyların sayımı konusunda uyuşmazlık ortaya çıkmış, sorun Amerika Birleşik Devletleri Federal Yüksek Mahkemesine gitmiş, Yüksek Mahkeme, 12 Aralık 2000 tarih ve No.00-949 sayılı Bush v. Gore  kararıyla uyuşmazlığı başkan adayı Bush lehine çözümlemiştir (531 U.S. ...*, 2000) (http://laws. findlaw.com/us/ 000/00-949.html, 23.12.2000). *United States Reports (U.S.)’da henüz yayınlanmadığından sayfa numarası almamıştır). Yüksek Mahkeme kararlarına atıf usûlü hakkında aşağıda 72’inci dipnota bakınız.

[10]. 5 Haziran 1934 tarihli Kanun (Toinet, op. cit., s.171; Cronin, op. cit., s.57).

[11]. Favoreu et al., op. cit., s.585. Şüphesiz hukuken ikinci seçmen, istediği adaya oy vermek yetkisine sahiptir. Ancak Amerikan tarihinde şimdiye kadar on kadar ikinci seçmenin oy değiştirdiğine şahit olunmuştur (Favoreu et al., op. cit., s.584).

[12]. Toinet, op. cit., s.170; Favoreu et al., op. cit., s.582.

[13]. Toinet, op. cit., s.172.

[14]. 1841 ile 1963 tarihleri arasında 8 Başkanın görevi ölümle sona ermiştir. Donald Young, “Vice-President of the United States”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online, http://gi.grolier.com/presidents/ea/vp/vpusa.html, 2.1.2001.

[15]. Örneğin Başkan Nixon 1974’te istifa etmiştir.

[16]. Aşağıda göreceğimiz gibi Başkan impeachment usûlüyle görevinden alınabilmektedir.

[17]. Toinet, op. cit., s.172; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.380-381; John D. Feerick, “Presidential Succession”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presi-dency, Grolier Online: http://gi.grolier.com/presidents/ea/side/succsion.html, 2.1.2001.

[18]. Amerika Birleşik Devletleri, sekiz başkanın görevi ölümle sona ermiştir (Wilson ve DiIulio, op. cit., s.380).

[19]. Aşağıda göreceğimiz gibi Başkan impeachment usûlüyle görevinden alınabilmektedir.

[20]. Wilson ve DiIulio, op. cit., s.380.

[21]. John D. Feerick, “Presidential Succession”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi.grolier.com/presidents/ea/side/succsion. html, 2.1.2001; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.380.

[22]. Toinet, op. cit., s.170; Favoreu et al., op. cit., s.582; John D. Feerick, “Presidential Succession”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi.grolier.com/presidents/ea/ side/succsion.html, 2.1.2001.

[23]. Örneğin 1881’de 80 gün boyunca Başkan James Garfield yaşam ile ölüm arasında mücadele etmiştir. Woodrow Wilson, Dwight Eisenhower’ın hastalık dönemleri olmuştur. Bu dönemlerde 1967 tarihli Yirmibeşinci Amendment yürürlükte olmadığı için, Başkan Yardımcısı Başkanlık görevini vekil başkan olarak üstlenememiştir. Bu da eleştirilere konu olmuştur (John D. Feerick, “Presidential Succession”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online, http://gi.grolier.com/presidents/ ea/side/succsion.html, 2.1.2001.)

[24]. Örneğin Temmuz 1985’te Başkan Reagan ameliyat olurken Temsilciler Meclisi Başkanına (Speaker) ve Senatonun pro tempore Başkanına birer mektup göndererek başkanlık görevini Başkan Yardımcısı Bush’a devretmiş, sekiz saat sonrada aynı yöntemle vekaleti geri almıştır (Toinet, op. cit., s.172).

[25]. 1967 tarihli Yirmibeşinci Amendment.

[26]. Wilson ve DiIulio, op. cit., s.380-381; Theodore J. Lowi ve Benjamin Ginsberg, American Government, New York, W. W. Norton & Company, Üçüncü Baskı, 1994, s.162-163; Toinet, op. cit., s.193-194; Favoreu et al., op. cit., s.587; 35-36.

[27]. Toinet, op. cit., s.194-195; Favoreu et al., op. cit., s.585-587; Cronin, op. cit., s.223-251

[28]. Nur Uluşahin, Anayasal Bir Tercih Olarak Başkanlık Sistemi, Ankara, Yetkin Yayınları, 1999, s.41; Mehmet Turhan, Hükûmet Sistemleri, Ankara, Gündoğan Yayınları, 1993, s.42.

[29]. Gerard Conac, “Régime présidentiel”, Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.891; Pierre Pactet, Institutions politiques -Droit constitutionnel, Paris, Masson, Onbirinci Baskı, 1992; Georges Vedel, Manuel élémentaire de droit constitutionnel, Paris, Sirey, 1949, s.166; Dominique Turpin, Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1994, s.188.

[30]. Pactet, op. cit., s.152.

[31]. Toinet, op. cit., s.194-195.

[32]. http://www.usconstitution.net/consttop_cabi.html, 23.12.2000.

[33]. Toinet, op. cit., s.194-195; Favoreu et al., op. cit., s.585-587.

[34]. “Secretary of State (Devlet Sekreteri)” dışişlerinden sorumlu olan sekretere denir.

[35]. Adalet Departmanının başında bulunan sorumluya Secretary değil, Attorney General denir. Clinton dönemindeki Sekreter listesi için bkz. http://www.usconstitution.net/ consttop _cabi.html, 23.12.2000.

[36]. Favoreu et al., op. cit., s..586.

[37]. Toinet, op. cit., s.195.

[38]. Ibid., s.190.

[39]. Wilson ve DiIulio, op. cit., s.360-361; Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.154-156; Toinet, op. cit., s.189-190; 194-195; Favoreu et al., op. cit., s.585-587; Cronin, op. cit., s.253-296; Gaudemet, op. cit., s.37-39.

[40]. Favoreu et al., op. cit., s.585.

[41]. Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.154.

[42]. Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.154; Toinet, op. cit., s.190; Pactet, op. cit., s.152, 225; Vedel, op. cit., s.166; Turpin, op. cit., s.188.

[43]. Vedel, op. cit., s.166; İlhan Arsel, Anayasa Hukuku (Demokrasi), Ankara, Doğuş Matbaacılık, 1964, s.204.

[44]. Turhan, op. cit., s.42; Arsel, op. cit., s.204; Vedel, op. cit., s.166.

[45]. Toinet, op. cit., s.190; Bernard Chantebout, Droit constitutionnel et science politique, Paris, Armand Colin, Altıncı Baskı, 1985, s.115; Turhan, op. cit., s.42.

[46]. Cronin, op. cit., s.275-277.

[47]. Ibid., s.282-286.

[48]. Favoreu et al., op. cit., s.586.

[49]. Wilson ve DiIulio, op. cit., s.356-358; Toinet, op. cit., s.196-197; Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.157; Favoreu et al., op. cit., s.587.

[50]. Toinet, op. cit., s.197.

[51]. Wilson ve DiIulio, op. cit., s.359-360; Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.158-159; Toinet, op. cit., s.197-198; Favoreu et al., op. cit., s.587; Gaudemet, op. cit., s.39-40.

[52]. Toinet, op. cit., s.197; Favoreu et al., op. cit., s.587.

[53]. Favoreu et al., op. cit., s.587.

[54]. Ibid.

[55]. Toinet, op. cit., s.198; Favoreu et al., op. cit., s.587.

[56]. Toinet, op. cit., s.198; Favoreu et al., op. cit., s.587.

[57]. Toinet, op. cit., s.198.

[58]. Toinet, op. cit., s.198; Favoreu et al., op. cit., s.587.

[59]. Toinet, op. cit., s.173-174; Favoreu et al., op. cit., s.584-585; Lijphart, op. cit., s.63; Uluşahin, op. cit., s.38; Turhan, op. cit., s.41; Vedel, op. cit., s.167.

[60]. Lijphart, op. cit., s.63; Uluşahin, op. cit., s.38. Burada Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın istisnaî bir usûl olan impeachment usûlüyle görevden alınabileceğini belirtelim. Ancak aşağıda göreceğimiz gibi, bu usûl, başkanın siyasî değil, cezaî sorumluluğunu tahrik etmek içindir. O nedenle, yukarıdaki özelliğe aslında bir istisna oluşturmaz.

[61]. Tribe, op. cit., c.I, s.753-769; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.383-384; Toinet, op. cit., s.174; Conac, op. cit., s.892; Turpin, op. cit., s.606-607; Cronin, op. cit., s.340-345; Milton Lomask, “Impeachment”, The New Book of Knowledge, 2000: The American Presidency, http://gi.grolier.com/presidents/ ea/side/impeach.html, 2.1.2001.

[62]. Lomask, op. cit. (http://gi.grolier.com/presidents/ea/side/impeach.html, 2.1.2001); Cronin, op. cit., s.340.

[63]. Mahkumiyet için, üçte iki çoğunlukla (o zaman için 36 oyla) karar alınması gerekiyordu. Lomask, op. cit. (http://gi.grolier.com/presidents/ea/side/impeach.html, 2.1.2001); Cronin, op. cit., s.340.

[64]. Lomansk, op. cit. (http://gi.grolier.com/presidents/ea/side/impeach.html, 2.1.2001); Cronin, op. cit., s.341-342.

[65]. Lomask, op. cit. (http://gi.grolier.com/presidents/ea/side/impeach.html, 2.1.2001).

[66]. Bu konuda bkz. Mark R. Slusar, “The Confusion Defined: Questions and Problems of Process in the Aftermath of the Clinton Impeachment, Case Western Reserve Law Review, Summer 1999, Vol. 49 Issue 4, s.869-901 (http://www.ebsco.net)

[67]. Ibid.

[68]. Ibid.

[69]. Ibid.

[70]. Tribe, op. cit., c.I, s.757-769.

[71]. Ibid., s.765;

[72]. 520 U.S. 681 (1997). Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesinin (United States Supreme Court) kararlarına en yaygın atıf biçimi  bu şekildedir. “U.S.”, United States Reports’un kısaltmasıdır. Bu Government Printing Office  (Washington, D.C.) tarafından yapılan resmî yayındır. 1875’e kadar reporter ismine göre zikredilir. Örneğin 3 Dallas 378. 91’inci ciltten itibaren sadece U.S. şeklinde zikredilir. Örnek: 233 U.S. 51. İlk rakam cilt numarasına, son rakam ise sayfa numarasına işaret eder. Buna göre, 233 U.S. 51, United States Reports’un 233’üncü cildinin 51’inci sayfası demektir. Bu kaynağa internet aracılığıyla şu adresten ulaşılabilir: http://www.lib.muohio.edu/libinfo/depts/documents/ lawrept.html.

Birleşik Devletler Yüksek Mahkemesi (United States Supreme Court ) kararlarına şu yayınlar üzerinden de atıf yapılmaktadır:

L.Ed.: United States Supreme Court Reports, Lawyers’ Edition, Lawyers' Co‑operative Publishing Company (Rochester, New York) tarafından yayınlanmaktadır. Atıf usûlü şöyledir. 96 L.Ed. 954. İlk numara cilde, son numara sayfaya gönderme yapar. Bu kaynağa da internet aracılığıyla ulaşmak mümkündür: http:www.carswell.com/ records/ USSCR.html.

S.Ct.: Supreme Court Reporters. West Publishing Company (St. Paul, Minnesota) tarafından yayınlanmaktadır. Atıf örneği: 58 S.Ct. 166.

[73]. Tribe, op. cit., c.I, s.764.

[74]. Ibid., s.766.

[75]. 272 U.S. 52, 118 (1926).

[76]. Toinet, op. cit., s.175; Favoreu et al., op. cit., s., op. cit., s.597.

[77]. Tribe, op. cit., c.I, s.633.

[78]. Tribe, op. cit., c.I, s.657-670; John E. Nowak, Ronald D. Rotunda ve J. Nelson Young, Handbook on Constitutional Law, St. Paul, Minn. West Publishing Co. 1978, s.190-203; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.609-629; Alpheus Thomas Mason ve William M. Beaney, American Constitutionnal Law: Introductory Essays and Selected Cases, New Jersey, Prentice‑Hall, Üçüncü Baskı, 1964, s.60; Paul C. Bartholomew, Ruling American Constitutional Law, New Jersey, Littlefield, Adams & Company, 1970, c.I., s.100; Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.142; Toinet, op. cit., s.187-188; Favoreu et al., op. cit., s.598; Cronin, op. cit., s.191-192.

[79]. Louis W. Koenig, “President of the United States”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi.grolier.com/presidents/ea/side/pofus. html, 2.1.2001. Kongrenin savaş ilânı bulunan savaşlar şunlardır: 1812 Savaşı, Meksika Savaşı, İspanya-Amerika Savaşı, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları. Kongre tarafından savaş ilânı kararı alınmadan Amerika Birleşik Devletlerinin girdiği savaşlar şunlardır: 1903’te Theodore Roosevelt Panama’ya Kongreden izin olmadan asker göndermiştir. 1951’de Başkan Truman yine Kongrenin iznini almadan Güney Kore’ye  asker göndermiş ve Kuzey Kore birliklerine karşılık verilmesini emretmiştir. Vietnam ve Kamboçya’ya da Kongrenin izni alınmadan müdahale edilmiştir. Nihayet 1990-1991’de Kongrenin onayı olmadan Başkanın kararıyla Amerika Birleşik Devletleri Körfez Savaşında Irak’a karşı müdahale etmiştir (Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.192-193; Toinet, op. cit., s.187-188; Favoreu et al., op. cit., s.598).

[80]. Toinet, op. cit., s.187.

[81]. Ibid.

[82]. Tribe, op. cit., c.I, s.717-722; Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.218-220; Bartholomew, op. cit., c.I, s.92; Mason ve Beaney, op. cit., s.59; Toinet, op. cit., s.180-181; Favoreu et al., op. cit., s.599-600; Cronin, op. cit., s.195-196.

[83]. United States v. Wilson, 7 Pet 150, 1833; Burdick v. United States, 236 U.S. 79 (1915) (Bartholomew, op. cit., c.I, s.94).

[84]. Biddle v. Perovich , 274 U.S. 480 (1927) (Bartholomew, op. cit., c.I, s.95).

[85]. Ex parte Grossman , 267 U.S. 87 (1925) (Bartholomew, op. cit., c.I, s.94).

[86]. Ibid.

[87]. Ibid.

[88]. Bartholomew, op. cit., c.I, s.95; Mason ve Beaney, op. cit., s.59.

[89]. 233 U.S. 51 (1914).

[90]. Bartholomew, op. cit., c.I, s.95.

[91]. Tribe, op. cit., c.I, s.643-656; Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.183-203; Bartholomew, op. cit., c.I, s.97; Mason ve Beaney, op. cit., s.60-61; Favoreu et al., op. cit., s.598.

[92]. Tribe, op. cit., c.I, s.648-656; Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.183-203; Bartholomew, op. cit., c.I, s.95; Mason ve Beaney, op. cit., s.61; Favoreu et al., op. cit., s.598; Cronin, op. cit., s.193-195.

[93]. Örneğin, Başkanın silahlı kuvvetlerin baş komutanlığını yapmak yetkisine dayanarak executive agreement’lar yapabileceği kabul edilmektedir.

[94]. Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.188.

[95]. Altman and Company v. United States, 224 U.S. 583 (1912), Bartholomew, op. cit., c.I, s.95.

[96]. 301 U.S. 324 (1937). Kararın metni için bkz.: Bartholomew, op. cit., c.I, s.95; Mason ve Beaney, op. cit., s.61.

[97]. Keza United States v. Curtiss-Wright Corp,  315 U.S. 230 (1936). Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.189. Kararın metni için bkz. Mason ve Beaney, op. cit., s.95-98

[98]. 315 U.S. 203 (1942). Kararın metni için bkz.: Bartholomew, op. cit., c.I, s.97; Mason ve Beaney, op. cit., s.61.

[99]. Bartholomew, op. cit., c.I, s.97; Mason ve Beaney, op. cit., s.61.

[100].  Toinet, op. cit., s.181; Lowi ve Ginsberg, op. cit., s.144; Favoreu et al., op. cit., s.598.

[101].  Mason ve Beaney, op. cit., s.59; Tribe, op. cit., c.I, s.722-730.

[102]In re Neagle, 135 U.S. 1, 1890; Mason ve Beaney, op. cit., s.59.

[103].  Tribe, op. cit., c.I, s.677-103; Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.213-218; Mason ve Beaney, op. cit., s.58-59; Favoreu et al., op. cit., s.599.

[104].  Favoreu et al., op. cit., s.599.

[105].  Tribe, op. cit., c.I, s.703-717; Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.213-218; Bartholomew, op. cit., c.I, s.86; Mason ve Beaney, op. cit., s.58-59; Favoreu et al., op. cit., s.599;

[106].  Toinet, op. cit., s.210.

[107].  Kararın metni için bkz. Mason ve Beaney, op. cit., s.89-93; Bartholomew, op. cit., c.I, s.86-88.

[108].  272 U.S. 52, 1926, Bartholomew, op. cit., s.88.

[109].  272 U.S. 52, 1926, Bartholomew, op. cit., s.87.

[110].  272 U.S. 132 (Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.216; Bartholomew, op. cit., s.87)

[111].  295 U.S. 602 (1935). Kararın metni için bkz. Mason ve Beaney, op. cit., s.93-95; Bartholomew, op. cit., c.I, s.89-92.

[112].  295 U.S. 624 (Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.217.

[113].  Bartholomew, op. cit., c.I, s.89; Mason ve Beaney, op. cit., s.93.

[114].  295 U.S. 602, 1935; Bartholomew, op. cit., c.I, s.90; Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.217.

[115].  Bartholomew, op. cit., c.I, s.91.

[116].  Toinet, op. cit., s.210.

[117].  Bartholomew, op. cit., c.I, s.91.

[118].  Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.218; Toinet, op. cit., s.210.

[119].  Toinet, op. cit., s.208.

[120].  Tribe, op. cit., c.I, s.736-753; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.372-372; Bartholomew, op. cit., c.I, s.107; Toinet, op. cit., s.181-183; Favoreu et al., op. cit., s.376-379; Cronin, op. cit., s.203-205; Quincy Wright, “Veto”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online, http://gi.grolier.com/ presidents/ea/side/veto.html, 2.1.2001.

[121].  Örneğin Başkan Andrew Jackson 12, Ulysses S. Grant 92, Grover Cleveland 584, Franklin D. Roosevelt 63 bills, ve Harry S. Truman 250, Dwight D. Eisenhower 181 adet kanunun veto etmiştir (Quincy Wright, “Veto”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi.grolier.com/presidents/ea/side/veto. html, 2.1.2001).

[122].  Wilson ve DiIulio, op. cit., s.372; Toinet, op. cit., s.182.

[123].  Tribe, op. cit., c.I, s.737-740; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.372; Bartholomew, op. cit., c.I, s.107.

[124].  Tribe, op. cit., c.I, s.738.

[125]Ibid.

[126].  Kongrenin yasama dönemi iki yıl olduğuna ve bu iki yıllık dönem, birer yıllık toplantı dönemlerine (annual sessions ) ayrıldığına göre, Başkanın pocket veto imkanı bir yasama döneminde iki defa ortaya çıkar. Yüksek Mahkemede The Pocket Veto Case’de sadece ikinci toplantı yılının sonunda (end of second annual session; final adjournment) değil, birinci toplantı yılının sonunda (end of first annual session; adjournment) da pocket veto ihtimalinin doğduğunu kabul etmiştir (279 U.S. 665, 1929; Tribe, op. cit., c.I, s.738).

[127].  Tribe, op. cit., c.I, s.737.

[128].  279 U.S. 655 (1929). Bkz. Bartholomew, op. cit., c.I, s.109.

[129].  Bartholomew, op. cit., c.I, s.109.

[130].  Tribe, op. cit., c.I, s.738.

[131].  Tribe, op. cit., c.I, s.740-753; Toinet, op. cit., s.182;

[132].  Toinet, op. cit., s.182.

[133].  Favoreu et al., op. cit., s.379.

[134].  524 U.S. 417 (1998), Tribe, op. cit., c.I, s.740.

[135].  Louis W. Koenig, “President of The United States”, The New Book of   Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi.grolier. com/presidents/ ea/side/ pofus.html. 2.1.2001; Tribe, op. cit., c.I, s.740.

[136].  Favoreu et al., op. cit., s.599, 374-375.

[137]Ibid., s.374-375.

[138].  Turpin, op. cit., s.605.

[139].  Favoreu et al., op. cit., s.199.

[140]Ibid., s.599.

[141].  Tribe, op. cit., c.I, s.769-788; Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.204-208; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.372-373; Toinet, op. cit., s.183-184; Favoreu et al., op. cit., s.600; Cronin, op. cit., s.194.

[142].  Toinet, op. cit., s.183.

[143].  Tribe, op. cit., c.I, s.769; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.372.

[144].  Wilson ve DiIulio, op. cit., s.372.

[145]Ibid.

[146].  Favoreu et al., op. cit., s.600.

[147].  418 U.S. 683 (1974). Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.207.

[148]United States v. Nixon (418 U.S. 713, 1974) (Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.207).

[149].  117 S.Ct. 1636 (1997).

[150].  Favoreu et al., op. cit., s.600; Louis W. Koenig, “President of the United States”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi. grolier.com/presidents/ea/side/pofus.html, 2.1.2001.

[151].  Favoreu et al., op. cit., s.600-601; Toinet, op. cit., s.175-177

[152].  Toinet, op. cit., s.176.

[153].  Örneğin 1984 yılında Federal Register’da 49.000 adet düzenleyici işlem yayınlanmıştır (Toinet, op. cit., s.186).

[154].  Favoreu et al., op. cit., s.601.

[155]Ibid.

[156].  Toinet, op. cit., s.177.

[157]Ibid.

[158].  Favoreu et al., op. cit., s.600.

[159].  Favoreu et al., op. cit., s.601; Toinet, op. cit., s.175-176.

[160].  Toinet, op. cit., s.176.

[161]Ibid.

[162].  Toinet, op. cit., s.176; Favoreu et al., op. cit., s.601.

[163].  Toinet, op. cit., s.176.

[164].  Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.208-213; Tribe, op. cit., c.I, s.730-736; Wilson ve DiIulio, op. cit., s.373-374; Toinet, op. cit., s.177; Cronin, op. cit., s.195.

[165].  Toinet, op. cit., s.177.

[166]Ibid.

[167]Ibid.

[168].  420 U.S. 35 (1975).

[169].  Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.212; Toinet, op. cit., s.177.

[170].  Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.212; Toinet, op. cit., s.177.

[171].  Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.213.

[172].  Toinet, op. cit., s.180; Favoreu et al., op. cit., s.601-602; Cronin, op. cit., s.86-88.

 

İkinci Kısım
Parlâmenter Hükûmet Sistemlerinde Devlet Başkanları

 

 

 

Bibliyografya.- Adhémar Esmein, Eléments de droit constitutionnel français et comparé, Paris, Sirey, Henry Nézard Tarafından Gözden Geçirilmiş Sekizinci Baskı, 1928, c.II. 32-230; Léon Duguit, Traité de droit constitutionnel, Paris, Ancienne librairie fontemoing, İkinci Baskı, 1924, c.IV, s.558-689; Maurice Hauriou, Précis de droit constitutionnel, Paris, Sirey, İkinci Baskı, 1929, s.390-398; Joseph Barthélemy ve Paul Duez, Traité de droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1933, s.1022-1053; Georges Vedel, Manuel élémentaire de droit constitutionnel, Paris, Sirey, 1949, s.427-434; Pierre Wigny, Droit constitutionnel: principes et droit positif, Bruxelles, Bruylant, 1952, s.562-615; S.A. de Smith ve Rodney Brazier, Constitutional and Administrative Law, London, Penguin Books, Altıncı Baskı, 1989, s.111-158; Jacques Cadart, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, Economica, 1990, c.II, s.1115-1170; Pierre Pactet, Institutions politiques-Droit constitutionnel, Paris, Masson, Onbirinci Baskı, 1992, s.389-397; Benoît Jeanneau, Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Dalloz, 8e édition, 1991, s.159-188; Marcel Prélot, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, Dalloz, Beşinci Baskı, 1972, s.634-665; Charles Debbasch et al., Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Economica, Üçüncü Baskı, 1990, s.631-733; Dominique Turpin, Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1995, s.332-369; Dmitri Georges Lavroff, Le droit constitutionnel de la Ve République, Paris, Dalloz, 1995, s.363-406; Philippe Ardant, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Sekizinci Baskı, 1996, s.432-476; Patricia Kinder-Gest, Droit anglais, Paris, LGDJ, 1993, s.28-32; Louis Favoreu et al., Droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1998, s.589-597, 602-607, 609-627; Paul Marie Gaudemet, Le pouvoir exécutif dans les pays occidentaux, Paris, Editions Montchrestiens, 1966, s.53-55; Constance Grewe ve Hélène Ruiz Fabri, Droits constitutionnels européennes, Paris, PUF, 1995, s.482-517; Elisabeth Zoller, Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1999, s.446-474; Didier Maus, Aborder le droit constitutionnel. Paris, Editions Seuil, 1998, s.63-68; Dominique Chagnollaud, Droit constitutionnel contemporain, Paris, Sirey, 1999, s.519-572; Paolo Biscaretti di Ruffia, Diritto costituzionale, Napoli, Jovene Editore, Onbeşinci Baskı, 1989, s.469-502; Guiseppe De Vergottini, Diritto costituzionale comparato, Padova, CEDAM, Beşinci Baskı, 1999, s.535-545; Anne Twomey, “Methods of Choosing a Head of State”, http://www.aph.gov.au/library/pubs/bp/1997-98/98bp12.htm (1.2.2001). 

Yukarıdaki kısımda başkanlık sistemlerinde devlet başkanını gördük. Bu kısımda ise parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarını inceleyeceğiz. Girişte de belirttiğimiz gibi Avusturya, Finlandiya, İrlanda, İzlanda, Portekiz ve Beşinci Fransız Cumhuriyeti gibi “yarı-başkanlık sistemi” denen ülkelerde yürütme organlarının yapısı, başkanlık sistemine değil, parlâmenter hükûmet sistemine benzemektedir ve bu nedenle bu ülkeleri biz birer parlâmenter hükûmet sistemi gibi kabul edip bu kısımda inceleyeceğiz.

Bu kısımda parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarının sırasıyla statülerini, sorumluluklarını, görev ve yetkilerini inceleyeceğiz. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarının görev ve yetkilerini kullanabilmelerinin temel şartı karşı-imza kuralıdır. Karşı-imza kuralını da ayrıca incelemeyi uygun gördük.  Keza parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organı düalist yapıda olduğu için devlet başkanı ile hükûmet arasında çatışma çıkma ihtimali de vardır. biz bu çatışmaya da arıca değinmeyi gerekli gördük. Bu şekilde ikinci kısmın planı şu şekilde ortaya çıkmaktadır:

Birinci Bölüm.- Devlet Başkanlarının Statüsü
İkinci Bölüm.- Devlet Başkanlarının Sorumlulukları
Üçüncü Bölüm.- Devlet Başkanlarının Görev ve Yetkileri
Dördüncü Bölüm.- Karşı-İmza Kuralı
Beşinci Bölüm.- Devlet Başkanı-Hükûmet Çatışması

 

 

 
Birinci Bölüm
Devlet Başkanlarının Statüsü

 

 

 

 

“Devlet başkanlarının statüsü ” başlığı altında devlet başkanlarının belirlenmesi, göreve gelmesi, görevlerinin sona ermesi, vekâlet, vs. gibi konular görülecektir. Devlet başkanlarının belirlenmesi, göreve gelmesi, görevlerinin sona ermesi gibi hususlar, monarşilerde ve cumhuriyetlerde birbirinden oldukça farklıdır. O nedenle bunları ayrı ayrı incelemek gerekir.

I. Monarşilerde 

Bibliyografya.- Pierre Wigny, Droit constitutionnel: principes et droit positif, Bruxelles, Bruylant, 1952, s.586-596; S.A. de Smith ve Rodney Brazier, Constitutional and Administrative Law, London, Penguin Books, Altıncı Baskı, 1989, s.124-133; O. Hood Phillips ve Paul Jackson, Constitutional and Administrative Law, London, Sweet & Maxwell, Yedinci Baskı, 1987, s.255-261; D.C.M. Yardley, Introduction to British Constitutional Law, London, Butterworth & Co., 1960, s.31; Charles Cadoux, Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Cujas, 1988, c.I, s.176; Constance Grewe ve Hélène Ruiz Fabri, Droits constitutionnels européen-nes, Paris, PUF, 1995, s.483-485; Didier Maus, Aborder le droit constitutionnel, Paris, Seuil, 1998, s.63-64; Paolo Biscaretti di Ruffia, Diritto costituzionale, Napoli, Jovene Editore, Onbeşinci Baskı, 1989, s.470-475; Guiseppe De Vergottini, Diritto costituzionale comparato, Padova, CEDAM, Beşinci Baskı, 1999, s.535-542; Philippe Lauvaux, “Les monarchies: inventaires des types”, Pouvoirs: Revue française d'études constitutionnelles et politiques, 1996, no 78, s.26; Francis Delpérée, “Loi salique”, Olivier Duhamel ve Yves Meny (sous la direction de-), Dictionnaire constitutionnel, Paris, P.U.F., 1992, s.608-609; Francis Delpérée, “Régence”, Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, op. cit., s.870-871.

Terminoloji.- Parlâmenter monarşilerde (ör: Belçika, Danimarka, Hollanda, İngiltere, İspanya, İsveç, Japonya, Lüksemburg, Norveç) “devlet başkanı (head of state, chef d’Etat)”na, “kral (king, roi)”[1], “kraliçe (queen, reine )[2], “imparator (emperor , empereur)[3], “büyük dük (grand duke , grand duc)”[4] “egemen (sovereign , souverain)[5] gibi isimler verilmektedir.[6] Bunların hepsini kapsayıcı bir şekilde “hükümdar (monarch, monarque) ” ismi verilebilir[7]. Uygulamada “hükümdar” terimi yerine çoğunlukla “kral” terimi kullanılır. Oysa, “hükümdar” teriminin kullanılması, hem “kral”ları, hem de “hüküm süren kraliçe (queen regnant)”leri kapsaması bakımından daha isabetlidir. Ne var ki, yaygın kullanım “kral” teriminin kullanılmasıdır. Biz de burada bu genel eğilime uyarak, monarşilerde devlet başkanını ifade etmek için, “hükümdar” değil, “kral” terimini kullanacağız.

Burada sırasıyla kralın belirlenmesini (A), krallık sıfatının başlamasını (B), krallık sıfatının sona ermesi hallerini (C), niyabeti (D), kraliyet ödeneğini (E) göreceğiz.

A. Kralın Belirlenmesi[8] 

Bibliyografya.- Wigny, op. cit., s.592-596; De Smith ve Brazier, op. cit., s.124-123; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.255-256; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.483-485; Maus, op. cit., s.63; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.471-472.

1. Hanedan Dışına Çıkma Yasağı .- Krallar, yani monarşik parlâmenter sistemlerin “devlet başkanları”, “veraset” yoluyla belirlenir. Krallık, “irsî  (hereditary, héréditaire)” olarak intikal eder. Bu şu anlama gelir ki, bir krallıkta herkesin kral olmaya hakkı yoktur. Kral olabilmenin ilk koşulu, “kraliyet ailesi (royale family, famille royale)”nin bir üyesi olmaktır[9]. Kraliyet ailesine “hanedan (dynasty , dynastie)” da denir. Bir monarşide devlet başkanlığı, yani saltanat, hanedanın dışına çıkmaz. Buna “saltanatın hanedanın dışına çıkması yasağı” denir[10].

Saltanatın belirli bir hanedanın içinde kalacağı hususu birçok monarşik anayasa tarafından açıkça öngörülmüştür. Örneğin İngiltere’de 1701 tarihli Act of Settlement’a göre, taht irsî olarak Hanover Electress’i Sofia’nın  füruuna aittir[11]. 1994 Belçika Anayasasına göre, Kral ırsîdir ve S.M. Léopold, Georges, Chrétien, Frédéric de Saxe-Cobourg’un doğal ve meşru, direkt füruuna aittir. 1983 Hollanda Anayasasına göre tahta çıkma hakkı irsî olarak Orange-Nassau Prensi Kral William I’in meşru füruuna aittir (m.24 ). 1978 İspanyol Anayasasına göre İspanya Tahtı, irsî olarak H.M. Don Juan Carlos I de Borbon’un soyundan gelenlere aittir (m.57/1). 1868 Lüksemburg Anayasasına göre, Büyük Düklük Tahtı , 30 Haziran 1783 tarihli Pakta, 9 Haziran 1825 tarihli Viyana Andlaşmasının  71’inci maddesine ve 11 Mayıs 1867 tarihli Londra Andlaşmasının 1’inci maddesine göre Nassau ailesine  aittir (m.3). 1876 Osmanlı Kanun-u Esasîsine göre “Saltanat-ı Seniye-i Osmaniye”, “sülale-i âli Osman”a aitti (m.3 ).

2. Hanedanın Tükenmesi.- Hanedan tükenirse (extinction ), yani hanedana mensup kimse kalmaz ise, kralın nasıl belirleneceğini yine anayasalar öngörmektedir. Örneğin 1994 Belçika Anayasasına göre, S.M. Léopold de Saxe-Cobourg’un soyundan gelenlerin bulunmaması durumunda, Kral, kendi halefini Meclislerin rızasıyla atayabilir (m.86 ). 1983 Hollanda Anayasası, Parlâmento yeni bir Kral seçer (m.33). 1978 İspanyol Anayasasına göre ise, bu durumda İspanya  Parlâmentosu (Cortes) yeni bir Kral seçer (m.57/3). 1814 Norveç Anayasasına göre ise bu durumda Kral kendi halefini Storting’e önerir. Storting Kralın önerisini kabul etmeme hakkına sahiptir.

3. İntikal Kuralları.- Hanedan içinde de kimin tahta çıkacağını belirleyen birtakım “intikal (succession)” kuralları vardır. Şimdi bu kuralları görelim.

a) Direkt Hat Sistemi.- Bazı monarşilerde “usûl-füru (direct line , ligne directe) sistemi” uygulanır[12]. Bu sisteme göre, hükümdar ölünce, taht çocuğuna, çocuğu yoksa torununa geçer. Usûl-füru sisteminin de kendi içinde ayrımları vardır. Birden fazla çocuk varsa, bunlar farklı cinstenseler, bir sistemde erkek çocukların kız çocuklara önceliği vardır[13]. Diğer bazı sistemlerde ise, erkek çocuklar ile kız çocuklar arasında ayrım yapılmaz. Her iki cins arasında eşitlik varsa, veya önceliği olan cinste birden fazla birey varsa bunların arasından daha yaşlı olan çocuğa saltanat geçer. Buna “primogenitur sistemi” denir.

Örneğin 1994 Belçika  Anayasasına göre, Krallık, “direkt füru (descendance directe)” sistemine göre ve “büyüklük esası (ordre de primogéniture )”na göre intikal eder (m.85). 1983 Hollanda Anayasasına göre de Taht, “yaşlılık esası (order of seniority)”na göre Kralın meşru füruuna geçer (m.25). Kralın füruu yoksa, taht, Kralın ebeveyninin füruuna, onlar da yoksa kralın büyük ebeveyninin füruuna geçer (m.25). 1978 İspanyol  Anayasasına göre tahtın geçişinde “direkt hat  (ligne directe)”, “indirekt hat (ligne indirecte)”ta göre önceliğe sahiptir (m.57/1). Keza, aynı hat içinde, uzak dereceye göre yakın dereceye, aynı derece içinde ise kadına göre erkeğe öncelik verilir (m.57/1). Aynı cins içinde ise, daha yaşlının daha gence göre üstünlüğü vardır (m.57/1). 1814 Norveç Anayasası da, tahtın intikalinde direkt hat (direct line) kuralını benimsemiştir (m.6). Bu Anayasaya göre, bir hat içinde de büyüğün küçüğe göre öncelik hakkı vardır (m.6). Yani Norveç  Anayasası da primogeniture kuralını benimsemiştir. Bununla birlikte 1814 Norveç Anayasasında erkeklere öncelik veren bir hüküm yoktur. Kralın çocukları içinde cinsiyetine bakılmaksızın en yaşlı olan tahta çıkar.

b) Civar Sistemi.- İkinci bir sistem, “civar (ligne colleteral, ligne indirecte, dolaylı hat ) sistemi”dir[14]. Bu sisteme göre ise, kardeşten kardeşe veya amcadan yeğene saltanat geçebilir. Burada saltanat ailenin en yaşlı üyesine geçer. Buna “seniorat sistemi” veya “ekber evlat (droit d’aînaisse) sistemi” denir. Örneğin 1876 Osmanlı Kanun-u Esasîsi  ekber evlat sistemini benimsemişti. Bu Anayasanın 5’inci maddesi, “Saltanat-ı Seniye-i Osmaniye... sülale-i âli Osmandan usûl-ü kadimesi veçhile ekber evlada aittir” demekteydi.

Sonuç olarak bir monarşi de kralın intikal sistemleri dahilinde bir tabiî olayla, yani “doğum”la belirlendiğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla intikal şartlarını taşıyan kişi, doğumla kral olma hakkını elde eder ve mevcut kralın ölümü veya tahtan feragat etmesiyle tahta çıkar.

c) Baba Soyundan - Ana Soyundan İntikal.- Diğer yandan bazı monarşilerde “baba soyundan intikal (succession en ligne paternelle)” sistemi  varken, diğer bazı monarşilerde ise “ana soyundan intikal sistemi (système matrilinéaire )” de kabul edilmektedir. Birinci sisteme göre kız evlada saltanat geçmez. Sadece erkek çocukların saltanata hakkı vardır. Keza kızın erkek çocuklarının da saltanata hakkı yoktur. Örneğin Osmanlı İmparatorluğunda kızların ve onların erkek çocuklarının saltanata hakkı yoktur. Fransa’da da Franklar zamanında saltanatın ana tarafından intikali yasaktı[15]. Saltanatın ana tarafından geçmemesi kuralına “loi salique denir[16]. Belçika’da 1991’e kadar da kadınların ve onlardan gelen füruun saltanata hakkı yoktu[17]. Danimarka [18] ve Hollanda [19] Anayasaları ise loi salique’i reddetmektedirler. Ancak yine de erkek çocuklara tahta geçmekte öncelik tanırlar. Kızlar ancak erkek füru yoksa tahta çıkabilirler[20]. İsveç  ve İngiltere’de ise, tahta geçmek bakımından kadın ve erkek füru arasında tam bir eşitlik  vardır. Öncelik yaş bakımından büyüklüğe göredir[21].

4. Din Şartları.- Bazı monarşilerde kralın belirlenmesinde belirli bir dinden veya mezhepten olma gibi şartlar aranmaktadır. Örneğin İngiltere’de 1701 tarihli Act of Settlement’a  göre, tahta çıkacak kişinin kendisinin ve eşinin Protestan olması gerekir[22]. Yani İngiltere’de Katoliklerin veya bir Katolik  ile evli olan prens ve prensesin tahta çıkma hakkı yoktur[23]. 1953 Danimarka Anayasasının 6’ncı  seksiyonuna göre, Kral, “Lütherci Evanjelik Kilise (Evangelical Lutheran Church) ”nin üyesi olmalıdır. 1814 Norveç Anayasasına göre Kral, aynı şekilde “Lütherci Evanjelik Mezhebi (Evangelical Lutheran Religion)”ne mensup olmalıdır (m.4).

5. Evlenme İzni.- Bütün monarşilerde hanedan üyelerinin evlenmeleri izne bağlıdır. İzin almadan evlenenlerin tahta çıkma hakları düşmektedir. Örneğin İngiltere’de 1772 tarihli Royal Marriage Act’a göre Kraliyet ailesi üyelerinin evlenebilmeleri için Kraliçenin onayını almaları gerekir[24]. Kraliçenin onayını almadan evlenenler veya bir Katolik ile evlenenler tahtan vazgeçmiş sayılırlar[25]. Mesela 1978’de, George V’in torunu Prens Michael of Kent bir Katolik ile evlenmek için Kraliçenin onayını aldığında kendisi ve çocukları için tahttan vazgeçmiştir[26]. Aynı şekilde 1994 Belçika Anayasası da, Kralın izni olmaksızın evlenen hanedan mensuplarının tahta çıkma haklarının düşeceğini öngörmektedir (m.85). 1983 Hollanda Anayasasına göre ise, tahta çıkmaya hakkı olan hanedan üyelerinin evlenebilmek için Parlâmentonun iznini alması gerekir (m.28/1). Tahta çıkmaya hakkı olan birinin Parlâmentonun iznini almadan evlenmesi halinde tahta çıkma hakkını kaybetmektedir (m.28/2). 1978 İspanyol Anayasasına göre ise, tahta çıkmaya hakkı olan kişilerin Kralın ve Parlâmentonun açıkça yasaklamasına rağmen evlenmesi durumunda, tahta çıkma hakları düşmektedir (m.57/4). 1814 Norveç Anayasasına göre de tahta çıkmaya hakkı olan prens ve prensesler ancak Kralın izniyle evlenebilirler. Kralın iznini almadan evlenenlerin tahta çıkma hakkı düşer (m.36).

6. İnterregnum Yasağı .- Kral ölünce, kural olarak, “interregnum (fetret)” olmaz. Yani, saltanat kesintiye uğramaz; devlet başsız kalmaz. Saltanat “boşluk (vacuum)” kabul etmez[27]. Veraset ilkeleri gereğince saltanat kime geçiyorsa, saltanat ona ope legis, yani otomatik olarak ve kendiliğinden geçer[28]. Bu ilkeyi İngilizler “the king never dies (kral hiçbir zaman ölmez)”[29]; İtalyanlar aynı anlamda “il Re muore mai[30], Fransızlar ise “Le Roi est mort, vive le Roi  (kral öldü, yaşasın kral )”[31] özdeyişleriyle dile getirirler[32].

7. Yaş.- Aşağıda göreceğimiz gibi cumhuriyetlerde cumhurbaşkanı olmak için belli bir yaşı doldurmuş olmak gibi şartlar aranır. Kral olmanın tek şartı intikal kurallarını yerine getirmektir. Kral olmanın yaş şartı yoktur. İntikal kurallarını yerine getiren kişi, küçük bir çocuk olsa dahi kral olur. Bu durum İngiltere’de “The King is never an infant  (Kral hiçbir zaman küçük değildir )” özdeyişiyle açıklanmaktadır[33]. Bununla birlikte, küçük kralın “rüşt yaşı  (age of majority)”na[34] ulaşmasına kadar, devlet başkanlığı görev ve yetkileri fiilen bir “naip (regent, régent)” tarafından yerine getirilir.

B. Krallık Sıfatının Başlaması

Bibliyografya.- Wigny, op. cit., s.594-596; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.256.

1. Tacın Otomatik İntikali .- Monarşilerde devlet başkanlığının irsî olarak intikal ettiğini söylemiştik. Yani bir kral ölünce veya tahtan feragat edince, taht, intikal kuralları gereğince saltanata hakkı olan veliahta kendiliğinden ve derhal geçer. Yeni kralın göreve başlaması sırasında “taç giyme töreni (coronation )”[35] yapılır. Ancak, krallık sıfatı, yeni krala, taç giyme töreninin yapıldığı an değil, eski kralın ölümü anında geçir[36]. Bir kralın ölümüyle tahtın intikaline “tacın irtihali (demise of the Crown)[37] ismi verilir[38]. Zira, monarşilerde, mevcut kralın ölümü anında, veraset ilkeleri gereğince saltanata hakkı olan kişiye, saltanatın derhal ve kendiliğinden geçtiği kabul edilmektedir[39]. Bu ilkeye “tacın otomatik intikali (dévolution automatique de la Couronne)” ilkesi denmektedir[40].

2. Yemin.- Monarşilerde anayasalar, kralların tahta çıkmadan önce “yemin (serment )” etmesini veya “beyan (sworn)”du bulunmasını öngörmektedir. Örneğin 1994 Belçika Anayasası (m.91), 1983 Hollanda Anayasası (m.32), 1978 İspanyol Anayasası (m.61 ) ve 1814 Norveç Anayasası (m.9) Kralın yemin etmesini öngörmektedir. Krallar bu yeminlerinde genellikle, Anayasaya ve kanunlara sadakatle uyacağına, ulusal bağımsızlığı ve ülkenin bütünlüğünü koruyacağına söz vermektedirler[41]. Monarşilerin mahiyeti gereği, Kralların yemin usûlü tamamıyla dinsel niteliktedir[42]. Yemin töreni 1994 Belçika Anayasasına (m.91) ve 1983 Hollanda Anayasasına (m.32) göre, Parlâmentonun ortak toplantısında yapılır. 1978 İspanyol Anayasasına göre Kral Cortes generales’in önünde yemin eder (m.61). 1814 Norveç Anayasasına göre ise Kral, Storting’in önünde yemin eder (m.9).

1953 Danimarka  Anayasasına göre ise, Kral tahta çıkmadan önce sözlü yemin etmez; onun yerine Anayasaya sadakatle uyacağı konusunda, Devlet Şurası önünde yazılı beyanda bulunur (sek.9). Bu beyanın bir orijinal nüshası Parlâmento tarafından, diğer nüshası ise Public Record Office tarafından saklanır (sek.8).

C. Krallık Sıfatının Sona Ermesi

Bibliyografya.- Wigny, op. cit., s.595; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.256-257; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.472.

Krallığın, cumhurbaşkanlığı gibi belirli bir görev süresi yoktur. Krallar ölünceye kadar veya tahttan feragat edinceye kadar görevde kalırlar. Yani bir monarşide krallık sıfatını sona erdiren ve dolayısıyla “tahtın boşalması (vacancy of the throne; vacance du trône )”na yol açan sadece iki hâl vardır[43]. “Ölüm (death, mort)” ve “feragat (abdication)”tir.

1. Ölüm.- Nihayette kral da bir gerçek kişidir. “Ölüm (death , mort)” ile kralın krallığı da sona erer. Ölüm ile krallığın sona erdiği bazı anayasalar (örneğin 1994 Belçika Anayasası, m.90) tarafından ayrıca belirtilmiştir.

2. Feragat.- Kral, krallıktan feragat de edebilir[44]. “Feragat (abdication )”, kralın krallık statüsünden vazgeçme işlemidir[45]. Bu vazgeçme kendi füruu için olabileceği gibi[46], sadece kendisi için de olabilir[47]. Bu iki sebep dışında başka bir sebep kralın krallık sıfatını sona erdirmez[48]. Kralın, fiil ehliyetini yitirmesi (incapacité), kralın sürekli hastalığı, temyiz kudretini yitirmesi, kralın krallık sıfatını sona erdirmez. Bir monarşide kural olarak kralın krallıktan düşürülmesi (déchéance) mümkün değildir[49]. Bu durumlar için niyabet kurumu öngörülmüştür.

D. Niyabet

Bibliyografya.- Francis Delpérée, “Régence”, in Olivier Duhamel ve Yves Meny (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, P.U.F., 1992, s.870-871; De Smith ve Brazier, op. cit., s.125-126; Wigny, op. cit., s.591-592; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.259; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.473.

“Niyabet (regency, régence)” kralın fonksiyonlarını yerine getiremeyecek durumda bulunduğu döneme denir. Kral, ya küçüktür, ya gaiptir, ya da ağır bir şekilde hastadır. Niyabet, kralın bulunmadığı, hanedanın bittiği (extinction) durumlarda da söz konusu olur. Niyabet bu hallerde anayasal devamlılığın sağlanmasına hizmet eder. Belirli bir zaman diliminde kralın fonksiyonlarını, kralın yerine geçerek yerine getirmek gerekir. İşte anayasalar bu amaçla, böyle durumlarda, krallık görevinin niyabet usûlüyle yerine getirilmesini öngörmektedirler (örneğin İngiltere’de 1937 Regency Act; 1994 Belçika Anayasası, m.93, 94; 1983 Hollanda  Anayasası, m.37; 1978 İspanyol Anayasası, m.59; 1975 İsveç Anayasası, m.5, 6).

Niyabet, sadece bu dönemi değil, bu dönemdeki kurumları ve fonksiyonu da ifade eder. Genellikle niyabet tek kişi tarafından yerine getirilir[50]. Örneğin 1994 Belçika Anayasasının 94’üncü maddesine göre, “niyabet sadece bir kişiye verilebilir”. Bu takdirde buna “bireysel niyabet (régence individuelle , reggenza individuale) [51] bu görevi yerine getiren kişiye de “naip (regent, régent)” denir[52]. Naip bir nevi “vekil-kral”dır. Eğer bu kişi hanedana mensupsa, buna “naip prens (prince régent) ” denir. Ancak niyabet bazen bir kurul tarafından da icra edilebilir[53]. Bu takdirde bu tür niyabete “kolejyal niyabet (régence collégiale, reggenza collegiale)”[54], bu görevi yerine getiren kurula da “niyabet konseyi (conseil de régence)” denir[55].

Naibin belirlenmesinde değişik sistemler vardır. Bazı sistemlerde hüküm süren kral kendi naibini kendi seçebilir. Diğer bazı sistemlerde ise naibi parlâmento seçmektedir. 1975 İsveç Anayasası naibin Parlâmento tarafından seçilmesini öngörmektedir (m.4). 1983 Hollanda Anayasası da naibin Parlâmentonun iki Meclisi tarafından birlikte seçilmesini öngörmektedir (m.37/2). 1994 Belçika Anayasası da naibin Parlâmentonun iki meclisiyle birlikte seçilmesini öngörmektedir (m.93, 94).

Diğer bazı sistemlerde ise naibin kim olacağını anayasa belirlemiştir. Örneğin 1978 İspanyol  Anayasasına göre (m.59) Kralın küçük olması durumunda, anne veya babası, onların yokluğu halinde ise, en yakın reşit ebeveyni naip olur (m.59/1). Kral, Cortes Generales tarafından tanınan bir şekilde görevini yerine getiremeyecek bir durumda bulunursa, veliaht prens hemen naip olur (m.59/2). Veliaht prensin kendisi küçük ise m.59/1’e göre naip belirlenir. Bu usûllere göre naip belirlenemiyorsa, niyabet görevi Cortes Generales’in atayacağı bir, üç veya beş kişilik bir kurul tarafından yerine getirilir (m.59/3). İngiltere'de ise naibin kim olacağı hususu 1937 tarihli The Regency Act  ile belirlenmiştir. Buna göre naip, intikal kurallarına göre tahta çıkmaya en yakın olan kişidir. Bu kişinin reşit, İngiliz vatandaşı, Birleşik Krallıkta mukim olması da gerekir[56].

Niyabette belirli bir vekâlet, belirli bir yetki devri yoktur. Tümden kralın yerine geçme, tam bir ikame söz konusudur. Naip kralın bütün fonksiyonlarını ifa eder. Ancak bazı anayasalar, naibin yetkilerine sınırlamalar getirir. Örneğin 1994 Belçika Anayasasının 197’nci maddesine göre niyabet döneminde Kralın statüsüne ve tacın yetkilerine ilişkin konularda, yani Anayasanın 85-88, 91-95, 106, 197’nci maddelerinde Anayasa değişikliği yapılamaz[57].

E. Kraliyet Ödeneği (Sivil Liste)

Bibliyografya.- De Smith ve Brazier, op. cit., s.126-127; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.271-272.

Kralların, kendisi, ailesinin üyeleri, saray, saray personeli, otomobilleri vs. için bir gelire ihtiyaçları vardır. İşte bu gelir krallara kendisine “sivil liste (civil list, liste civile)” adı verilen bir “kraliyet ödeneği” ile sağlanır. Bu ödenek, kralın tahta çıktığında, krallık dönemi için, yıllık olarak parlâmento tarafından tespit edilir. Örneğin İngiltere’de Kraliçe Elisabeth II’nin tahta çıktığı 1952 yılında böyle bir sivil liste, The Civil List Act 1952  ile tespit edilmiştir[58]. Enflasyon nedeniyle bu miktar düşük kalınca, 1952 tarihli The Civil List Act, 1972 ve 1975  tarihli The Civil List Act’la ile değişikliğe uğratılmıştır[59].

1994 Belçika  Anayasasına göre de her krallık dönemi için kanunla “sivil liste (liste civile)” tespit edilir (m.89). Keza 1953 Danimarka Anayasasına göre de Kralın sivil listesi her hükümranlık dönemi için kanunla belirlenir (sek.10). 1953 Danimarka Anayasası, ayrıca Kraliyet ailesi üyelerine kanunla yıllık gelir verilmesini de öngörmektedir (sek.11). 1983 Hollanda Anayasası Kralın devletten yıllık bir ücret alacağını öngörmektedir (m.40). Keza aynı madde Kraliyet ailesinin diğer üyelerinin devletten alacakları ödemenin kanunla belirleneceğini öngörmektedir. 1978 İspanyol Anayasası Kralın, ailesi ve sarayın bakımı için Devlet bütçesinden global bir tahsisat alacağını öngörmektedir (m.65/1). Anayasaya göre, Kral bu tahsisatı serbestçe paylaştırır (m.65/1). Keza, Anayasa, Kralın sarayın sivil ve askeri personelini serbestçe atayacağını belirtmektedir (m.65/2). 1868 Lüksemburg Anayasası ise, sivil listeyi kendisi yıllık üç yüz bin altın frank olarak tespit etmiştir (m.43/1).

Anayasalar, ayrıca krallara, kullanımları amacıyla saray, şato, vb. mülklerin tahsis edilmesini öngörmektedir. Örneğin 1953 Danimarka Anayasası, bir kanunla Krala tahsis edilecek sarayların, şatoların ve diğer devlet mülklerinin belirlenmesini öngörmektedir (sek.10).

II. Cumhuriyetlerde 

Bibliyografya.- Adhémar Esmein, Eléments de droit constitutionnel français et comparé, Paris, Sirey, Henry Nézard Tarafından Gözden Geçirilmiş Sekizinci Baskı, 1928, c.II. 32-63; Georges Vedel, Manuel élémentaire de droit constitutionnel, Paris, Sirey, 1949, s.428-429; Léon Duguit, Traité de droit constitutionnel, Paris, Ancienne librairie fontemoing, İkinci Baskı, 1924, c.IV, s.558-568; Maurice Hauriou, Précis de droit constitutionnel, Paris, Sirey, İkinci Baskı, 1929, s.392-396; Joseph Barthélemy ve Paul Duez, Traité de droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1933, s.607-616; Julien Laferrière, Manuel de droit constitutionnel, Paris, Editions Domat Montchrestien, 1947, s.1022-1026; Jacques Cadart, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, Economica, 1990, c.II, s.116-117; Marcel Prélot, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 5’nci Baskı, 1972, s.641-646; Bernard Chantebout, Droit constitutionnel et science politique, Paris, Armand Colin, Onbirinci Baskı, 1994, s.353; Dominique Turpin, Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1995, s.334-344; Philippe Ardant, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Sekizinci Baskı, 1996, s.434-443; Michel Henry Fabre, Principes républicains de droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Dördüncü Baskı, 1984, s.353; Dmitri Georges Lavroff, Le droit constitutionnel de la Ve République, Paris, Dalloz, 1995, s.366-394; Charles Debbasch et al., Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Economica, Üçüncü Baskı, 1990, s.631-658; Louis Favoreu et al., Droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1998, s.609-612; Maus, op. cit., s.64-65; Dominique Chagnollaud, Droit constitutionnel contemporain, Paris, Sirey, 1999, s.273-274, 284-286; Jean Gicquel, Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Montchrestien, Onaltıncı Baskı, 1999, s.520-536; Christian Autexier, Introduction au droit public allemand, Paris, PUF, 1997, s.53-55; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.485-487; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.476-490; De Vergottini, 535-542; Anne Twomey, “Methods of Choosing a Head of State”, http://www.aph.gov.au/library/ pubs/bp/ 1997-98/98bp12.htm (1.2.2001).

Terminoloji.- Cumhuriyetlerde “devlet başkanı (head of state, chef d’Etat)”na değişik isimler verilmektedir. Devlet başkanına Almanya ve Avusturya’da “Federasyon Başkanı (Bundespräsident)”[60], Finlandiya, Fransa, İtalya, İzlanda, Portekiz, Türkiye ve Yunanistan’da “Cumhurbaşkanı (President of the Republic, Président de la République)[61], İsrail’de “Devlet Başkanı (President of the State)[62], İrlanda’da sadece “başkan (President , Uachtan na Eireann)” [63], Avustralya’da[64] ise “Genel Vali (Governor-General)[65] denmektedir[66]. Biz burada genel olarak cumhuriyet tipi ülkelerin devlet başkanlarını ifade etmek için “cumhurbaşkanı” terimini kullanacağız.

Burada sırasıyla cumhurbaşkanlarının seçimini (A), göreve başlaması, görev süresi, tekrar seçilebilirliliği, görev bağdaşmazlıkları (B), cumhurbaşkanlarının görevini sona erdiren haller (C), cumhurbaşkanlığına vekâlet (D), cumhurbaşkanlığı teşkilâtı (E), cumhurbaşkanlarının malî hakları (F), kişisel statüleri (G) gibi konuları göreceğiz.

A. Cumhurbaşkanlarının Seçimi

Önce cumhurbaşkanlarının seçilme yeterliliğini, sonra da seçim usûlünü görelim.

1. Seçilme Yeterliliği

Bibliyografya.- Vedel, op. cit., s.427; Laferrière, op. cit., s.1026; Debbasch et al., op. cit., s.635; Lavroff, op. cit., s.395; Prélot, op. cit., s.641; Anne Twomey, “Methods of Choosing a Head of State”, http://www.aph.gov.au/library/pubs/bp/1997-98/ 98bp12.htm (1.2.2001); Gicquel, op. cit., s.526-528; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.480-481.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olabilmek için genellikle milletvekili seçilme yeterliliğine benzeyen şartlar öngörülmektedir. Bu şartlar arasında vatandaşlık, yaş, oy kullanma hakkına sahip olmak, medenî ve siyasî hakları kullanma ehliyetine sahip olmak sayılabilir.

a) Vatandaşlık.- Vatandaşlık en normal şarttır. Anayasalar cumhurbaşkanı seçilecek kişinin, o ülkenin vatandaşı olmasını aramaktadırlar. Bazı ülkelerde vatandaşlık şartından daha da ileriye gidilmiştir. Finlandiya’da doğuştan Finlandiya vatandaşı olanlar Cumhurbaşkanı seçilebilmektedirler (1999 Finlandiya Anayasası, m.54). Yani Finlandiya vatandaşlığını sonradan kazananlar Cumhurbaşkanlığına aday olamazlar. Yunan Anayasası ise, Cumhurbaşkanlığına aday olabilmek için “baba hattından Yunan neslinden olmak (be of Greek descendence from the father's line)” ve “en az beş yıllık Yunan vatandaşı olmak” şartlarını aramaktadır (1975 Yunan Anayasası, m.31). Portekiz’de ise ancak “köken itibarıyla Portekiz (Portuguese by origin)” olanlar Cumhurbaşkanı seçilebilirler (1976 Portekiz Anayasası, m.125). İsrail’de ise, vatandaşlık şartı yanında ikamet şartı da vardır. Ancak İsrail’de ikamet eden vatandaşlar Cumhurbaşkanı adayı olabilirler (16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, sek.4).

b) Seçme Hakkı.- Bazı ülkelerde cumhurbaşkanı adaylarının milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına sahip olması şartı aranmaktadır. Örneğin Almanya’da, Avusturya’da, İzlanda’da ve Yunanistan'da Cumhurbaşkanı adayı parlâmento seçimlerinde oy kullanma hakkına sahip bir kişi olmalıdır (1949 Alman Anayasası, m.54/1; 1929 Avusturya Anayasası, m.60/3; 1944 İzlanda Anayasası, m.4, 1975 Yunan Anayasası, m.31). Portekiz’de ise seçilme yeterliliğine sahip olmalıdır (1976 Portekiz Anayasası, m.125).

c) Medenî ve Siyasî Hakları Kullanma Ehliyeti.- İtalya gibi bazı ülkelerde ise, Cumhurbaşkanı adayı olabilmek için medenî ve siyasî hakları kullanma ehliyetine sahip olmak şartı aranmıştır (1947 İtalyan Anayasası, m.84).

d) Yaş .- Cumhurbaşkanı seçilme yeterliliği için en rastlanan şartlardan biri de yaştır. Bazı ülkelerde Cumhurbaşkanlığına aday olabilmek için belirli bir yaşı doldurmuş olma şartı aranmaktadır.

(aa) 1929 Avusturya Anayasası (m.60/3), 1937 İrlanda Anayasası (m.12/4-1), 1944 İzlanda Anayasası (m.4), 1976 Portekiz Anayasası (m.125), 35 yaşı  doldurmuş olmayı; (bb) 1949 Alman Anayasası (m.54/4), 1975 Yunan Anayasası (m.31) ve 1982 Türk Anayasası (m.102), 40 yaşını doldurmuş olmayı, (cc) 1947 İtalyan Anayasası (m.84) ise 50 yaşını  doldurmuş olmayı aramaktadır. (dd) 1999 Finlandiya Anayasası, 1958 Fransız Anayasası ve 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanunu, cumhurbaşkanı olmak için minimum bir yaş şartı öngörmemiştir. Bu ülkelerde, genel olarak seçilme ve kamu görevine atanma yeterliliği için gerekli olan minimum yaş, aynı zamanda cumhurbaşkanı seçilme yeterliliği için de gereken yaştır. Örneğin Fransa’da genel olarak seçilebilme yeterliliği için öngörülen yaş Seçim Kanununa göre 23 olduğuna göre[67], Fransa’da 23 yaşını doldurmuş herkes Cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olabilir.

e) Öğrenim Şartı.- 1982 Türk Anayasasına göre Cumhurbaşkanlığına aday olabilmek için “yüksek öğrenim yapmış” olmak gerekir (m.102/1). İncelediğimiz Batı demokrasilerinde böyle bir şart öngören başka bir Anayasa yoktur.

f) Olumsuz Şartlar.- Bazı anayasalar, belirli kişilerin Cumhurbaşkanlığına aday olmasını yasaklamaktadır. Örneğin Malta’da Yüksek Mahkeme hakimleri başkan adayı olamazlar[68]. Avusturya’da ise hanedan üyeleri Cumhurbaşkanı olamazlar[69] Fransa’da da 14 Ağustos 1884 tarihli anayasa değişikliği kanunu “Fransa’da hüküm sürmüş aile üyelerinin Cumhurbaşkanlığına seçilmelerini” yasaklamaktaydı  (m.2). 1947 İtalyan Anayasası da “Savoia Hanedanı (Casa Savoia) ” üyelerinin ve füruunun kamu görevlerine ve seçimle belirlenen görevlere gelmesini yasaklamaktadır[70]. Bu nedenle Savoia Hanedanı üyelerinin Cumhurbaşkanı da olamayacağı söylenebilir[71]. 1929 Avusturya Anayasasına göre de Avusturya’da hüküm sürmüş hanedan üyelerinin Cumhurbaşkanlığına aday olmaları yasaktır (m.60/3).

2. Seçim Usûlü

Bibliyografya.- Hauriou, op. cit., s.394; Vedel, op. cit., s.428-429; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.606-610; Laferrière, op. cit., s.1023; Turpin, op. cit., s.334-337; Lavroff, op. cit., s.371-380; Ardant, op. cit., s.434-440; Favoreu et al., op. cit., s.609-612; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.485-486; Anne Twomey, “Methods of Choosing a Head of State”, http://www.aph.gov.au/library/ pubs/bp/1997-98/98bp12.htm (1.2.2001); Zoller, op. cit., s.467-468; Maus, op. cit., s.64; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.476-477.

Cumhuriyet tipi parlâmenter sistemlerde, bu sistemin tanımı gereği, devlet başkanı irsî olarak belirlenmez. Anti-demokratik cumhuriyetlerde cumhurbaşkanları cebir yoluyla belirlenir. Anti-demokratik sistemler incelememizin dışında kalmaktadır. Demokratik parlâmenter cumhuriyetlerde ise cumhurbaşkanlarının belirlenmesinde çok değişik usûller uygulanmaktadır. Kimi ülkelerde cumhurbaşkanı parlâmento, kimi ülkelerde özel bir seçim kurulu, kimi ülkelerde halk tarafından seçilmektedir. Hatta kimi ülkelerde cumhurbaşkanı seçimle değil, atamayla belirlenmektedir.

a) Parlâmento Tarafından

Üçüncü ve Dördüncü Fransız Cumhuriyeti[72], İsrail[73], Türkiye[74] ve Yunanistan[75] gibi kimi ülkelerde, cumhurbaşkanları parlâmento tarafından seçilmektedir .

b) Seçim Kurulu Tarafından

Bazı ülkelerde cumhurbaşkanı parlâmento tarafından değil, bu amaçla oluşturulan özel bir “seçim kurulu (electoral college)” tarafından seçilmektedir. Örneğin 1949 Alman Anayasasına göre Cumhurbaşkanı (Bundesprasident) özel bir “federal konvansiyon (Bundesversammlung)” tarafından seçilmektedir (m.54/3). Bu konvansiyonun yarısı Bundestag üyelerinden, öbür yarısı ise eyalet parlâmentolarının nispî temsil esasıyla seçtiği temsilcilerinden oluşur (m.54/3)[76]. 1947 İtalyan Anayasasına göre de, Cumhurbaşkanı bir “seçim kurulu” tarafından seçilmektedir (m.83/1). Bu seçim kurulu, Parlâmentonun her iki meclisinin üyeleri ve 58 adet bölge temsilcisinden oluşmaktadır. Her bölge üç temsilci gönderir. Valle d'Aosta ise bir temsilci gönderir (m.83/2)[77]. Fransa’da da 1958 Anayasasının 6’ncı maddesinin 6 Kasım 1962 tarihli Kanunla değiştirilmesinden önceki şekline göre, Cumhurbaşkanı, parlâmento üyeleri, il genel meclisi üyeleri, belediye meclisi üyeleri ve belediye başkanlarından (+muhtarlardan)[78] oluşan bir topluluk tarafından seçilmekteydi[79].

Parlâmento ve Seçim Kurulları Tarafından Seçimde Kullanılan Usûl Kuralları.- Cumhurbaşkanlarının parlâmento veya özel seçim kurulları tarafından seçilmesinde izlenen birtakım esaslar vardır. Bunlardan başlıcaları şunlardır:

Gizli Oy.- Cumhurbaşkanlarının parlâmento tarafından seçildiği, İsrail, İtalya, Türkiye ve Yunanistan’da, cumhurbaşkanı seçiminde, “gizli oy (secret ballot, scrutin secret ) ” esası uygulanır[80]. Bu ülkelerde gizli oy esasının benimsenmesinin nedeni, cumhurbaşkanının tarafsızlığını sağlamak, ve seçimi siyasal partilerin etkisinden kurtarmak olduğu söylenebilir.

Turlar .- Almanya[81], İsrail[82], İtalya[83], Türkiye[84], Yunanistan’da[85] parlâmento veya seçim kurulu tarafından yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin çok turlu olma ihtimali vardır. Bu ülke anayasaları ilk turda belirli bir “yeter sayı (quorum)”ya ulaşılamamış ise ikinci, üçüncü ve sonraki tur oylamaların yapılmalarını öngörmektedir.

Yetersayı.- Çok turlu seçimi benimseyen ülkelerde genellikle ilk bir iki turda bir adayın cumhurbaşkanı seçilebilmesi için “nitelikli çoğunluk  (qualified majority , majorité qualifiée) ”, daha sonraki turda “salt çoğunluk (absolute majority, majorité absolue)” aranır. Hatta bazı ülkelerde, cumhurbaşkanı seçiminde muhtemel tıkanıklığı gidermek için salt çoğunluğa erişilemiyorsa, daha sonraki turlarda “nispî çoğunluk (relative majority, majorité relative, highest number of votes)” yeterli görülmektedir.

Örneğin 1947 İtalyan Anayasasına göre, ilk üç turda bir adayın Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için seçim kurulunun üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun oyunu alması gerekir. Üçüncü turdan sonraki turlarda ise salt çoğunluk yeterli görülür[86]. Ancak daha sonraki turlar için salt çoğunluktan daha düşük bir çoğunluk öngörülmemiştir. İtalyan Anayasası, tıkanmayı öngören bir kural getirmediği için İtalya’da Cumhurbaşkanı seçebilmek için çok sayıda tur yapılabilme ihtimali vardır. Örneğin İtalya’da  1971 yılında Cumhurbaşkanını seçebilmek için 23 tur oylama yapılmıştır[87]. 1961 Türk Anayasası da, Cumhurbaşkanının seçimin için ilk iki turda üçte iki çoğunluk, daha sonraki turlarda salt çoğunluk kuralını arıyordu. Bu Anayasa da tıkanıklığı giderici bir yol öngörmediği için Türkiye’de, 1980 yılında, 12 Mart 1980’den 12 Eylül 1980 askerî müdahalesine kadar, altı ay süreyle Meclis, Cumhurbaşkanı seçememiştir[88].

1982 Türk Anayasası ise tıkanıklık için bir çözüm yolu getirmiştir. Anayasaya göre, ilk iki turda bir adayın Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için, için Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte ikisinin oyunu alması gerekir. Bu çoğunluk sağlanamazsa, üçüncü turda salt çoğunluğu sağlayan aday, seçilmiş olur. Üçüncü turda salt çoğunluk sağlanamamış ise, dördüncü tur yapılır. Dördüncü tura üçüncü turda en çok oy almış iki aday katılır. Bu turda da üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Bu dördüncü ve son turda Türkiye Büyük Millet Meclisi salt çoğunluğuyla Cumhurbaşkanı seçemezse, Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri derhal yenilenir (m.102)[89].

1975 Yunan  Anayasası ise daha da ayrıntılı bir düzenleme getirmiştir (m.32): Birinci ve ikinci turda üçte ikilik çoğunluk sağlanamazsa, beş gün sonra üçüncü tur yapılır. Bu turda beşte üçlük çoğunluk sağlanamazsa, Parlâmento feshedilir ve yeni seçimlere gidilir. Parlâmento toplandıktan sonra, dördüncü tur oylama yapılır. Beşte üç çoğunluk sağlanamazsa, beş gün sonra beşinci tur oylama yapılır. Bu turda salt çoğunluğu alan aday seçilmiş olur. Bu turda hiçbir aday salt çoğunluğu sağlayamazsa, altıncı tur oylama yapılır. Bu tura beşinci turda en çok oy alan iki aday katılır. Bu turda en fazla oy alan aday seçilmiş sayılır (m.32) .

1949 Alman Anayasası ise, Cumhurbaşkanının seçimi için ilk iki turda nitelikli çoğunluk değil, sadece salt çoğunluk aramıştır. İlk iki turda bu çoğunluğa ulaşılamamış ise, üçüncü turda en fazla oy alan aday (yani nispî çoğunluk) seçilmiş sayılır (m.54/6). Yani 1949 Alman  Anayasası üçüncü turda nispî çoğunluk kuralını yeterli görmüştür[90].

İsrail’de ise sadece ilk turda salt çoğunluk aranır. Ondan sonraki her turda, salt çoğunluk sağlanıncaya kadar, en az oy alan aday sonraki tura katılamaz. Bu şekilde, bir aday salt çoğunluğu sağlayıncaya kadar seçim yenilenir (16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, sek.7 ve 8).

c) Halk Tarafından [91]

Saf parlâmenter hükûmet sistemlerinde, bu sistemin tanımı gereği, cumhurbaşkanları doğrudan doğruya halk tarafından seçilmezler[92]; çünkü seçilirse, hükûmet sistemi, “başkanlık sistemi” veya “yarı-başkanlık sistemi” haline gelir. Bununla birlikte, Cumhurbaşkanlarının doğrudan doğruya halk tarafından seçildiği Avusturya [93], Finlandiya [94], İrlanda [95], İzlanda [96], Portekiz [97] ve Beşinci Fransız Cumhuriyeti [98], düalist bir yürütmeye sahiptir ve parlâmenter hükûmet sistemlerinin diğer özelliklerini genel olarak taşımaktadır. Bunları “yarı-başkanlık sistemi” olarak gruplandırıp, bu ülkelerdeki devlet başkanlığını ayrı bir bölümde incelemek gerektiği düşünülebilir. Biz böyle yapmayı uygun görmedik. Zira bu ülkelerin devlet başkanlığı ve hükûmet sisteminde, cumhurbaşkanının seçimi dışında, parlâmenter sistemden farklı bir özellik yoktur. O nedenle, bu ülkeleri de biz burada bir parlâmenter hükûmet sistemine sahip bir ülke olarak kabul ediyor ve bunlardaki cumhurbaşkanının statüsünü, sorumluluğunu, görev ve yetkilerini burada görüyoruz.

İşte Avusturya[99], Finlandiya[100], İrlanda[101], İzlanda[102], Portekiz[103] ve Beşinci Fransız Cumhuriyeti’nde[104] cumhurbaşkanları doğrudan doğruya halk tarafından seçilmektedir[105]. Fransa[106], Avusturya[107], Portekiz[108] ve Finlandiya’da[109] cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, bir adayın seçilebilmesi için seçmenlerin salt çoğunluğunun oyunu alması gerekir. İlk turda hiçbir aday, seçmenlerin salt çoğunluğunun oyunu alamamış ise, iki hafta gibi bir süre[110] sonra ikinci tur oylama yapılır. Bu tura birinci turda en çok oy almış iki aday katılır. Bu turda en çok oy alan aday seçilmiş olur[111]. İrlanda’da ise “devredilebilir tek oy sistemi (single transferable vote )” nedeniyle bir oyların salt çoğunluğunu sağlar (m.12/2-3)[112]. İzlanda’da ise Cumhurbaşkanı adayının seçilebilmesi için seçmenlerin salt çoğunluğu değil, nispî çoğunluğu sağlaması yeterlidir (m.5). Yani İzlanda’da ilk ve tek turda en çok oy alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur (m.5)

Finlandiya[113], İrlanda[114] ve İzlanda’da[115] cumhurbaşkanlığı seçimlerine tek kişi aday gösterilmiş ise, seçimlere gidilmez. Bu aday seçilmiş sayılır. Bir aday üzerinde partilerin uzlaşması durumunda bu ihtimal söz konusu olur[116].

d) Atamayla

İlginç bir usûlde Avustralya’da uygulanmaktadır. 1900 Avustralya Anayasasına göre “Genel Vali (Governor-General) ” denen devlet başkanı, İngiliz Kraliçesi tarafından atanır (seksiyon 3). Bu atama, 1926 ve 1939 İmparatorluk Konferanslarına göre Avustralya Başbakanının önerisi üzerine yapılmaktadır[117]. Dolayısıyla Avustralya’da Devlet Başkanının (Governor-General) Başbakan tarafından seçildiğini söyleyebiliriz. 1986 Yeni Zelanda Anayasası da Yeni Zelanda’da devlet başkanının “Hükümdar (Sovereign) (yani İngiliz Kraliçesi)” veya onun Yeni Zelanda’da temsilcisi olan “Genel Vali (Governor-General)” olduğunu hükme bağlamaktadır (seksiyon 2). Genel Vali Anayasaya göre, Hükümdar tarafından, yani İngiliz Kraliçesi tarafından atanır (sek.2/2).

B. Cumhurbaşkanlarının Göreve Başlaması , Görev Süresi, Tekrar Seçilebilirliliği, Görev Bağdaşmazlıkları

Bibliyografya.- Esmein, op. cit., c.II, s.17-18, 35-36; Hauriou, op. cit., s.305; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.612-613; Laferrière, op. cit., s.1025; Vedel, op. cit., s.493; Prélot, op. cit., s.6442; Debbasch et al., op. cit., s.662; Lavroff, op. cit., s.395-396; Ardant, op. cit., s.440-442; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486; Chagnollaud, op. cit., s.284-286; Gicquel, op. cit., s.534-535; Favoreu et al., op. cit., s.590; Maus, op. cit., s.64; Benoît Jeanneau, “Quinquennat”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.850-851; Benoît Jeanneau, “Septennat”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.975-976; Anne Twomey, “Methods of Choosing a Head of State”, http://www.aph.gov.au/library/pubs/bp/1997-98/98bp12.htm (1.2.2001);

1. Göreve Başlama[118]

Seçilen cumhurbaşkanı seçildiği gün değil, kural olarak eski cumhurbaşkanının görev süresinin dolduğu gün göreve başlar[119].Örneğin 1976 Portekiz Anayasası, yeni Cumhurbaşkanının, görevi biten eski Cumhurbaşkanının görev süresinin son günü görevi devralacağını hükme bağlamaktadır (m.130). Keza, İsrail’de 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, yeni Cumhurbaşkanının eski Cumhurbaşkanının görev süresinin bittiği gün göreve başlamasını öngörmektedir. 1975 Yunan Anayasası da yeni seçilen Cumhurbaşkanının eski Cumhurbaşkanının görev süresinin dolduğu gün göreve başlayacağını öngörmektedir (m.33/1). Bazı anayasalar cumhurbaşkanının göreve başlayacağı günü ayrıca öngörmüşlerdir. Örneğin 1999 Finlandiya Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı seçimi izleyen takvim ayının ilk günü yemin ederek göreve başlar (m.55). 1944 İzlanda Anayasası ise Cumhurbaşkanının görev süresinin başlangıç ve bitiş gününü kendisi belirlemiştir. 1944 İzlanda Anayasasının 6’ncı maddesine göre, Cumhurbaşkanının görev süresi 1 Ağustos’ta başlar ve dördüncü yılın 31 Temmuzunda sona erer.

2. Yemin

Anayasalar, cumhurbaşkanının göreve başlayacağı gün parlâmentoda bir tören yapılmasını ve orada yeni cumhurbaşkanının “yemin (oath, serment) ” etmesini öngörmektedirler. Örneğin Alman [120], Avusturya [121], Finlandiya [122], İrlanda [123], İtalya[124], İzlanda [125], Portekiz[126], Türk [127], Yunan [128] Anayasalarında cumhurbaşkanının yemin etmesine ilişkin hükümler vardır. Yeminlerde genellikle cumhurbaşkanları anayasaya sadık kalacağına ve onu koruyacağına söz vermektedir[129]. İtalya’da Cumhurbaşkanı, Cumhuriyete sadık kalacağına da söz vermektedir (m.91).

Bazı anayasalar sözlü yemin değil, cumhurbaşkanının yazılı ve imzalı beyanda bulunmasını öngörmektedir. Örneğin İsrail’de 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanununa göre, Devlet Başkanı, Knesset önünde bir “sadakat beyanı ” imzalar (sek.9).

Finlandiya, Portekiz ve Türkiye’de Cumhurbaşkanının yemini lâik bir şekildedir[130]. Almanya, İrlanda ve Yunanistan’da ise yemin lâik şekilde değildir. Bu ülkelerin anayasalarında öngörülen yemin metinlerinde dinsel terimler geçmekte, Tanrının varlığına göndermede bulunulmakta ve Tanrıdan yardım istenmektedir[131]. 1949 Alman Anayasasının yemin formülü dinsel nitelikte olmakla birlikte, Anayasa, Cumhurbaşkanına dinsel formülleri kullanmadan yemin etmesine de izin vermektedir (m.56). 1929 Avusturya Anayasasının formülü ise esas itibarıyla laiktir. Ancak Anayasa, dinsel formül kullanılmasına da izin vermektedir (m.62). Uygulamada Avusturya’da 1974 ve 1980’de Rudolf Kirchschläger, 1986’da Kurt Waldheim  ve 1992’de Thomas Klestil “Tanrı bana yardım etsin (So help me God ) ” ifadesini ekleyerek dinsel bir şekilde yemin etmiştir[132].

3. Görev Süresi [133]

Cumhurbaşkanlarının “görev süresi (term of office, durée du mandat ) ” genellikle beş veya yedi yıldır. (aa) Birincisine “beş yıllık sistem (quinquennat)[134] ismi verilmektedir. Bu sistem, Almanya’da[135], Yunanistan’da[136], İsrail[137], Portekiz[138] ve Fransa’da (2 Ekim 2000’den beri)[139] vardır[140]. (bb) İkincisine ise “yedi yıllık sistem (septennat)[141] ismi verilmektedir[142]. Bu sistem Üçüncü[143] ve Dördüncü Fransız Cumhuriyetlerinde[144], Ekim 2000’e kadar Beşinci Fransız Cumhuriyetinde[145], İtalya’da[146], Türkiye’de[147] ve İrlanda’da[148] bulunmaktadır[149]. (cc) Avusturya[150] ve Finlandiya’da[151] ise Cumhurbaşkanının görev süresi altı yıldır[152]. (dd) İzlanda’da ise Cumhurbaşkanının görev süresi dört yıldır[153].

Cumhurbaşkanlarının görev süreleri “kişisel” niteliktedir. Yani cumhurbaşkanı ölünce veya istifa ettiğinde yerine seçilen cumhurbaşkanı, ölen cumhurbaşkanının geri kalan süresi için değil, o da normal süre için seçilmiş olur[154]. İzlanda bunun istisnası durumundadır. 1944 İzlanda Anayasasına göre, Cumhurbaşkanının görevi 1 Ağustosta başlar, dört yıl sonraki 31 Temmuzda sona erer (m.6). Bu tarihten önce, Cumhurbaşkanının ölmesi veya istifa etmesi durumunda, yeni Cumhurbaşkanı dört yıl için değil, eski Cumhurbaşkanının kalan süresi için, yani dördüncü yılın 31 Temmuz tarihine kadar olan bir süre için seçilmiş olur (m.7).

Cumhurbaşkanlarının görev süresinin parlâmentoların görev süresinden birçok ülkede daha uzun olduğu gözlemlenmektedir. Cumhurbaşkanının görev süresinin parlâmentonunkinden uzun olması şu iki argümanla savunulmaktadır: Uzun görev süresi, bir yandan cumhurbaşkanının tarafsızlığını sağlar ve diğer yandan ise devletin devamlılığı ilkesine daha uygundur[155].

4. Tekrar Seçilebilirlilik

Görevdeki cumhurbaşkanının veya daha önce cumhurbaşkanı olmuş bir kişinin tekrar cumhurbaşkanlığına aday olup olamayacağı sorununa “tekrar seçilebilirlilik (rééligibilité; eligibility for re-election ) ” sorunu denmektedir[156]. Tekrar seçilebilme konusunda üç sistem vardır. (a) Birinci sistemde tekrar seçilebilmek konusunda sınırlandırma yoktur. Bu sistem İtalya [157], Fransa [158], İzlanda [159] ve 1999 Anayasasına kadar Finlandiya’da da uygulanmıştır[160]. Bu sistemde bir kişinin iki, üç, dört, ... defa cumhurbaşkanlığına seçilmesi mümkündür. Örneğin Finlandiya’da Kekkonen  dört defa Cumhurbaşkanlığı yapmıştır[161]. (b) İkinci sistemde, bir kişi cumhurbaşkanlığına en çok iki defa seçilebilir. Almanya[162], Avusturya [163], Yunanistan [164], İrlanda [165], İsrail[166] ve Portekiz[167], 1999’dan beri Finlandiya’da[168] bu sistem uygulanmaktadır. Yani, bu ülkelerde cumhurbaşkanı olan bir kişi, ancak bir defa daha cumhurbaşkanlığına aday olabilir. (c) Üçüncü sistemde tekrar seçilebilirlilik kabul edilmemiştir. Yani bir kişi sadece bir defa cumhurbaşkanı seçilebilir. Bu sistem sadece Türkiye’de uygulanmaktadır. 1982 Türk  Anayasasına göre, “bir kimse iki defa Cumhurbaşkanı seçilemez” (m.101/2).

5. Cumhurbaşkanlığı Bağdaşmazlıkları [169]

Birçok anayasa, onun tarafsızlığını sağlamak amacıyla cumhurbaşkanı için bazı “bağdaşmazlıklar (incompatibilities; incompatibilités) ” öngörmüştür. En rastlanan bağdaşmazlık cumhurbaşkanlığı ile parlâmento üyeliğidir. 1929 Avusturya Anayasası, Cumhurbaşkanının halkın temsiline dayanan bir başka bir yerde görev alamayacağını hükme bağlamaktadır (m.61). 1937 İrlanda Anayasası, bir parlâmento üyesinin Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda, onun parlâmento üyeliğinin kendiliğinden düşmüş sayılacağını hükme bağlamaktadır (m.12/6-2). Keza bazı anayasalar, cumhurbaşkanına meslekî, ticarî veya gelir getiren özel ve kamusal herhangi bir faaliyette bulunmasını yasaklamaktadır[170]. İtalyan Anayasası mutlak bir şekilde, Cumhurbaşkanlığı görevinin bütün diğer görevler ile bağdaşmaz olduğunu hükme bağlamıştır[171]. Yunan  Anayasası da aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı görevi ile başka görevlerin bağdaşmadığını belirtmektedir[172]. 1929 Avusturya Anayasası da Cumhurbaşkanının başka bir iş yapamayacağını öngörmektedir (m.61). 1937 İrlanda Anayasası da Başkanın ücret getiren bir görev veya iş yapmasını yasaklamıştır (m.12/6-3). 1949 Alman Anayasası ise Cumhurbaşkanlığı bağdaşmazlığını daha açıkça düzenlemiştir. Anayasaya göre Cumhurbaşkanı, Hükûmet üyesi veya yasama meclisi üyesi olamaz (m.55/1)[173]. Keza, Cumhurbaşkanı, ücretli bir başka kamu görevi kabul edemez; sınaî veya ticarî hiçbir faaliyette bulunamaz; herhangi bir mesleği icra edemez. Ayrıca Cumhurbaşkanı, kazanç amaçlı bir işletmenin yönetiminde yer alamaz, yönetim kurulu üyesi olamaz (m.55/2). Benzer hükümler 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanununda (sek.17) ve 1944 İzlanda Anayasasında (m.9) da yer almaktadır.

C. Cumhurbaşkanının Görevini Sona Erdiren Haller

Bibliyografya.- Vedel, op. cit., s.429; Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.563; Hauriou, op. cit., s.394-39; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.614-616; Laferrière, op. cit., s.1025-1026; Pactet, op. cit., s.382-383; Debbasch et al., op. cit., s.664-665; Lavroff, op. cit., s.401-403; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.481-485.

Cumhurbaşkanlarının görevi şu hallerde sona ermektedir:

1. Süresinin Dolması.- Cumhurbaşkanlığı görevini sona erdiren normal hâl cumhurbaşkanlığı “süresinin dolması (expiration de la durée ) ”dır. Eski cumhurbaşkanı, görev süresinin dolduğu son güne kadar görevde kalır. Eski cumhurbaşkanı görevini yeni cumhurbaşkanı seçilen kişinin, yemin etmesi üzerine ona devreder.

2. İstifa.- Cumhurbaşkanı sıfatını sona erdiren ikinci hal, “istifa (resignation, démission) ”dır. Cumhurbaşkanlarının da istifa edebileceği genel olarak kabul edilmektedir[174]. Cumhurbaşkanları istifalarını parlâmento başkanlığına yöneltir. Cumhurbaşkanının istifasının parlâmento tarafından görüşülmesi[175] veya en azından cumhurbaşkanından istifasının teyidi istenmesi uygun olur. Cumhurbaşkanı cebir ile istifaya zorlanmışsa, cumhurbaşkanı istifasını teyit etmeyince, istifası düşmüş sayılmalıdır[176].

Bazı anayasalar Cumhurbaşkanının istifasını ayrıca düzenlemişlerdir. 1976 Portekiz  Anayasasına göre Cumhurbaşkanı, “Cumhuriyet Meclisi (Assembleia da República)”ne bir mesaj göndererek istifa edebilir (m.134). 16 Haziran 1964  tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanununa göre, Devlet Başkanı, Knesset Başkanına bir istifa mektubu göndererek istifa eder (sek.19). İstifa mektubu, karşı-imza kuralına tâbi değildir. İstifa mektubunun Knesset Başkanına ulaşmasından 48 saat sonra Devlet Başkanlığı makamı boşalmış sayılır (sek.19).

3. Ölüm .- Cumhurbaşkanı sıfatını sona erdiren diğer bir hal ise “ölüm (death, mort) ”dür[177]. Cumhurbaşkanlığı makamı tek bir gerçek kişi tarafından işgal edildiğine göre, bu gerçek kişinin ölmesi, bu makamın boşalması anlamına gelir. Ölüm, cumhurbaşkanının eceliyle[178], kazaen veya suikast[179] sonucu olabilir.

4. Cumhurbaşkanının Görevini Kesin Olarak Yapamayacak Durumda Bulunması Hali.- Her ülkenin anayasası bu sebeplerin dışında, ayrıca “sürekli hastalık”, “temyiz kudretini yitirme” gibi, cumhurbaşkanlığı sıfatının başka sebeplerle de sona erebileceğini öngörmektedir. Bu sebeplerin ortaya çıkması durumunda, cumhurbaşkanının “görevini kesin olarak yapamaması (empêchement définitif) [180] halinden bahsedilir. Bu durumda cumhurbaşkanının görevinin sona ermesi usûlünün açıkça anayasalar tarafından düzenlenmesinde yarar vardır. Çünkü devletin en yüksek makamını işgal eden kişinin sağlık nedeniyle görevinin sona erip ermediğinin tartışmaya yer bırakmayacak açıklıkta tespit edilmesi gerekir. Bu nedenle bu konuyu birçok anayasa açıkça düzenlemektedir. Örneğin 1958 Fransız Anayasasına göre, Hükûmetin başvurusu üzerine Anayasa Konseyi Cumhurbaşkanının fiziksel veya zihinsel bir hastalık nedeniyle görevini kesin olarak yerine getiremez durumda (empêchement définitif ) bulunduğuna karar verir (m.7/5)[181].

5. “Anayasayı İhlâl”, “Vatana İhanet” Gibi Suçlardan Dolayı Mahkumiyet.- Aşağıda ayrıca göreceğimiz gibi, bazı ülkelerde, cumhurbaşkanının “anayasayı ihlâl”, “vatana ihanet” gibi istisnaî sebeplerle parlâmento tarafından suçlandırılıp, yargılama makamı tarafından yargılanması mümkündür. Cumhurbaşkanının burada mahkum olması durumunda görevinin sona ereceğini bazı anayasalar öngörmektedir. Örneğin 1949 Alman Anayasasına göre, Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını Anayasayı ihlalden suçlu görürse, onun Cumhurbaşkanlığından düştüğüne karar verir (m.61/2). 1937 İrlanda Anayasasına göre, Cumhurbaşkanını yargılayan Meclisin üye tamsayısının en az üçte ikisi ile karar vermesi durumunda Cumhurbaşkanının görevi sona erer (m.12/10-7). 1976 Portekiz Anayasasına göre Yüksek Adliye Mahkemesinin Cumhurbaşkanı hakkında mahkumiyet kararı vermesi, Cumhurbaşkanının görevinin sona ermesi sonucunu doğurur (m.133/3). 1975 Yunan Anayasasına göre, yargılanan Cumhurbaşkanı, görevinden çekilmek zorundadır (m.49/4). Yargılanan cumhurbaşkanı mahkum olursa, görevinden geçici olarak çekilen Cumhurbaşkanının görevinin kesin olarak sona erdiği kabul edilir. Biz cumhurbaşkanının suçlandırılması ve yargılanması konusunu aşağıda cumhurbaşkanının cezaî sorumluluğunu inceleyeceğimiz ikinci bölümde göreceğiz. Bu konuda daha fazla bilgi için oraya bakılmalıdır.

D. Vekâlet

Bibliyografya.- Laferrière, op. cit., s.101025; Vedel, op. cit., s.434; Debbasch et al., op. cit., s.663-663; Pactet, op. cit., s.384-385; Prélot, op. cit., s.645-; Turpin, op. cit., s.348-350; Lavroff, op. cit., s.401-403; Ardant, op. cit., s.442-443; Favoreu et al., op. cit., s.613; Chagnollaud, op. cit., s.286-287; Gicquel, op. cit., s.542-543.

1. Vekâlet Gerektiren Durumlar

Cumhurbaşkanına vekâlet  edilmesi ihtiyacı, cumhurbaşkanlığının boşalması ve cumhurbaşkanının görevini geçici olarak yerine getiremeyecek durumda bulunması hallerinde ortaya çıkar.

a) Cumhurbaşkanlığının Boşalması .- Yukarıda görüldüğü gibi ölüm, istifa, görevinin kesin olarak yapamayacak durumda bulunma, mahkumiyet gibi hallerde cumhurbaşkanının görevi sona erer. Bu hallerde görevi sona eren cumhurbaşkanının yerine yenisi henüz seçilmemiş ise “cumhurbaşkanlığının boşalması (vacancy of the presidency of the republic, vacance de la présidence de la république ) ” durumundan bahsedilir[182]. Bu boşalma yeni bir cumhurbaşkanı seçilmesiyle kesin olarak doldurulacaktır. Ancak yeni bir cumhurbaşkanının seçilmesi ve göreve başlaması az çok bir zaman alır. Bu süre içinde birisinin geçici olarak cumhurbaşkanlığı görevini yerine getirmesi gerekir.

b) Cumhurbaşkanının Görevini Geçici Olarak Yerine Getiremeyecek Durumda Bulunması.- Keza “hastalık (illness , maladie) ”, “yurtdışı gezisi (foreign travel, voyage extérieur)” gibi sebeplerle cumhurbaşkanının görevinin gereklerini yapamayacak durumda bulunması mümkündür. Buna, Cumhurbaşkanının “görevini geçici olarak yerine getiremeyecek durumda (temporary incapacity , empêchement temporaire)[183] bulunması denir. Bu durumda da, cumhurbaşkanının iyileşerek veya yurt dışından dönerek görevinin başına tekrar dönmesine kadar cumhurbaşkanlığı görevinin birisi veya birileri tarafından geçici olarak yerine getirilmesi gerekir.

İşte cumhurbaşkanlığı makamının “boşalması (vacancy, vacance)”, cumhurbaşkanının “görevini geçici olarak yapamaması (temporary incapacity , empêchement temporaire)” durumlarında, cumhurbaşkanının görev ve yetkilerinin geçici olarak bir kişi veya kişiler tarafından yerine getirilmesine “vekâlet (intérim , interim, substitute, representation )[184] denir.

Anayasalarda cumhurbaşkanlığına vekâlet açıkça düzenlenmektedir. Buna da gerek vardır. Zira, devletin en yüksek makamının geçici olarak da olsa doldurulması fevkalâde önemli bir meseledir[185].

2. Vekilin Tespiti: Bireysel Vekâlet-Kolejyal Vekâlet

Cumhurbaşkanına vekâlet etme görevi tek kişiye veya birden fazla kişiden oluşmuş bir kurula verilebilir. Bunlardan birincisine “bireysel vekâlet”, ikincisine ise “kolejyal vekâlet” ismini verebiliriz.

a) Bireysel Vekâlet .- İncelediğimiz cumhuriyetlerin çoğunluğunda (Almanya [186], Finlandiya [187], Fransa [188], İsrail [189], İtalya [190], Portekiz[191], Türkiye [192], Yunanistan [193]) cumhurbaşkanına vekâlet etme görevi tek kişiye verilmiştir. Bireysel vekâlette de vekilin tespiti konusunda değişik sistemler vardır.

aa) Başbakan.- Bazı ülkelerde cumhurbaşkanına vekâlet etme görevi başbakana verilmiştir. Örneğin 1999 Finlandiya Anayasasına göre Cumhurbaşkanına vekâlet etme görevi Başbakana aittir (sek.59). 1929 Avusturya Anayasası ise 21 günden az süren durumlarda Cumhurbaşkanının vekâlet etme görevini Federal Şansölyeye vermiştir.

bb) Parlâmento Başkanları : Tek Meclisin Başkanı veya İkinci Meclisin Başkanı.- Finlandiya ve Avusturya dışında kalan ülkelerde, cumhurbaşkanına vekâlet etme görevi parlâmento başkanlarına verilmektedir. Parlâmento tek meclisten oluşuyorsa ortada bir sorun yoktur. İsrail[194], Portekiz[195], Yunanistan[196], Türkiye[197] gibi tek meclisli ülkelerde cumhurbaşkanına vekâlet etme görevi bu tek meclisin başkanına verilmiştir. İki-meclisli parlâmentolara sahip ülkelerde ise, cumhurbaşkanına vekâlet etme görevi birinci meclis başkanlarına değil, ikinci meclis başkanlarına verilmektedir. Örneğin Almanya[198], Fransa[199] ve İtalya’da[200] ikinci meclis başkanları Cumhurbaşkanlarına vekâlet eder.

b) Kolejyal Vekâlet .- Bazı ülkelerde ise cumhurbaşkanının vekâlet görevi birden fazla kişiden oluşmuş bir kurula verilmiştir. Örneğin 1937 İrlanda Anayasası Cumhurbaşkanına vekâlet etme görevini bir kişiye değil, Baş Yargıç (Chief Justice), Dail Eireann’ın Başkanı ve Seanad Eireann’ın Başkanından oluşan bir Komisyona vermiştir (m.14/2-1). Bu komisyon oy çokluğuyla karar verir (m.14/3). 1944 İzlanda  Anayasası da Cumhurbaşkanına vekâlet etme görevini Başbakan, Althingi Başkanı ve Yüksek Mahkeme Başkanından oluşan bir kurula vermiştir (m.8). Bu kurul toplantılarına Ahthingi Başkanı başkanlık eder. Görüş ayrılığı durumunda, kurul oy çokluğuyla karar verir (m.8).

1929 Avusturya  Anayasası ise kısa süreli vekâletler için bireysel vekâlet, uzun süreli vekâletler için kolejyal vekâlet öngörmüştür. Cumhurbaşkanının görevlerini geçici olarak yerine getirememesi 21 günden az ise, Cumhurbaşkanına Federal Şansölye vekâlet eder (m.64/1). Ancak bu durum 21 günü geçerse veya Cumhurbaşkanı daimî bir şekilde görevini yerine getiremeyecek durumda bulunursa, Temsilciler Meclisinin Başkanı, İkinci Başkanı ve Üçüncü Başkanından oluşan bir Komite, Cumhurbaşkanına vekâlet etme görevini üstlenir (m.64/1). Bu Komite kararlarını oy çokluğuyla alır (m.64/2).

c) Vekil Anayasa Tarafından Tespit Edilmemiş ise.- Eğer bir ülkenin anayasası cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde, kimin cumhurbaşkanına vekâlet edeceğini belirtmiyorsa, cumhurbaşkanlığı görevi devlet faaliyetlerinin devamlılığı ilkesi uyarınca boş kalamayacağına göre, bu görevi, yeni cumhurbaşkanı seçilinceye kadar, yasama veya yargı organına ait birinin değil, cumhurbaşkanı gibi yürütme organına ait birinin, özellikle de yürütme organının diğer kanadı olan bakanlar kurulunun kolektif olarak veya başbakanın bireysel olarak üstlenmesinin uygun olacağı söylenebilir.

3. Vekilin Yetkileri

Cumhurbaşkanlığına vekâlet edildiği dönemlerde “vekil cumhurbaşkanı (acting president, interim president, président intérimaire)”, asıl cumhurbaşkanının bütün yetkilerini kullanabilir mi? Bu konuda genellikle şöyle bir ayrım yapılmaktadır: Vekil cumhurbaşkanı, “carî işler (affaires courants) ”e ilişkin yetkileri asıl cumhurbaşkanı gibi kullanabilir. Ancak, “büyük tercihlere (grandes options) ” ilişkin yetkileri zorunluluk olmadıkça kullanmamalıdır[201]. Örneğin vekil cumhurbaşkanı parlâmentoyu feshetmemeli, referanduma başvurmamalı, varsa anayasa değişikliğine ilişkin onay veya veto yetkilerini kullanmamalıdır. Böyle bir ayrımın temelinde, vekâlet müessesesinin amacı olan devletin devamlılığı ilkesi yatmaktadır. Buna göre, devletin devamlılığının sağlanması amacının gerektirmediği ve acil olmayan görev ve yetkileri vekil cumhurbaşkanının kullanmaması gerekir. Bununla birlikte, anayasalarda bu konuda açık düzenleme yoksa, hangi yetkinin vekil cumhurbaşkanı tarafından kullanılıp kullanılamayacağı konusunda problem ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda vekil cumhurbaşkanının, bazı önemli yetkileri kullanamayacağı kabul ediliyorsa da, durumun önemi ve acilliği o yetkinin kullanılmasını gerektiriyorsa, o yetki de vekil cumhurbaşkanı tarafından kullanılabilir. Nihayette, açıkça yasaklanmadıkça, hukuk dogmatiği bakımından vekil cumhurbaşkanının, anayasada cumhurbaşkanına tanınmış bütün yetkileri kullanmasına engel olacak bir mekanizma yoktur. Böyle bir durumda, vekil cumhurbaşkanının kendi kendisini sınırlandırmasını bilmesi, özellikle de diğer anayasal organların tepkilerini dikkate alması gerekir.

Bazı anayasalar vekil cumhurbaşkanının kullanamayacağı yetkileri açıkça belirleme ihtiyacını hissetmişlerdir. Örneğin 1958 Fransız Anayasasına göre, Vekil Cumhurbaşkanı, kanunları referanduma sunma (m.11) ve parlâmentoyu feshetme (m.12) yetkilerini kullanamaz (m.7/4). Keza yine aynı Anayasaya göre Cumhurbaşkanına vekâlet edildiği dönemlerde Anayasada değişiklik yapılamaz, hükûmet hakkında güvensizlik önergesi verilemez (m.7/son). 1975 Yunan Anayasasının 34’üncü maddesine göre de, Cumhurbaşkanına vekâlet edildiği dönemlerde, Anayasanın 34’üncü maddesinin 4’üncü fıkrasında belirtilen hal hariç, Parlâmentonun feshine, Hükûmetin istifasına, 38’inci maddenin 2’nci fıkrası ve 44’üncü maddenin 2’nci fıkrasında belirtilen referanduma başvurmaya ilişkin Anayasa hükümleri uygulanamaz. 1976 PortekizAnayasası da Vekil Cumhurbaşkanının kullanamayacağı ve kullanabileceği yetkileri daha ayrıntılı bir şekilde saymıştır. Anayasanın 142’nci maddesine göre, Anayasanın 136’ncı maddesinin (e)[202] ve (n)[203] bentlerinde, 137’nci maddesinin (c)[204] bendinde sayılan yetkileri Vekil Cumhurbaşkanı kullanamaz. Anayasanın 136’ncı maddesinin (b)[205], (c)[206], (f)[207], (m)[208] ve (p)[209], 137’nci maddesinin (a)[210] ve 138’inci (a)[211] bendinde sayılan yetkileri ise Devlet Şurasının (Conselho de Estado) görüşünü aldıktan sonra kullanabilir.

E. Cumhurbaşkanlığı İdarî Teşkilâtı

Bibliyografya.- Barthélemy ve Duez, op. cit., s.616-617; Hauriou, op. cit., s.396-397; Fabre, op. cit., s.361-362; Debbasch et al., op. cit., s.670-671; Prélot, op. cit., s.643; Lavroff, op. cit., s.403-408; Ardant, op. cit., s.443; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.489-490.

Cumhurbaşkanları her ne kadar tek bir kişi ise de, cumhurbaşkanlarının bir teşkilâtı vardır. Bu teşkilâtta cumhurbaşkanının yaverleri, danışmanları, sekreterleri, muhafızları, hizmetçileri, şoförleri vs. vardır. Cumhurbaşkanlığı teşkilâtının düzenlenmesinde genellikle monarşilerdeki saray teşkilâtı geleneklerinin sürdürüldüğü görülür. Örneğin Üçüncü Fransız Cumhuriyetinde Cumhurbaşkanlığı teşkilâtına “maison” ismi verilirdi[212]. Bu “maison”, bir “maison civile” ve bir “maison militaire”’den müteşekkildi[213]. “Maison militaire” subaylardan, “maison civile” ise bir genel sekreterin yönetimi altında, genel sekreter yardımcılarından, danışmanlardan, özel kalem müdürlerinden, vs. oluşurdu[214]. Günümüzde Fransa’da Cumhurbaşkanlığı teşkilatı, “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği  (Secrétariat général de la Présidence de la République )” olarak örgütlenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğindeki personel, siyasî değil, idarî niteliktedir. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini kullanmasında kendisine yardımcı olur. Gerekli hazırlıkları yapar, yazışmaları yürütür. Bunlar genellikle devletin yüksek bürokrasisinden gelmektedirler. Bunların seçimi, göreve atanması ve görevlerine son verilmesi münhasıran cumhurbaşkanlarına ait yetkilerdendir[215]. İtalya’da da Cumhurbaşkanlığı teşkilatı bir genel sekreterlik (Segretariato generale della Presidenza della Repubblica) şeklinde örgütlenmiştir[216].

F. Cumhurbaşkanlarının Malî Hakları

Bibliyografya.- Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.489; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.618; Debbasch et al., op. cit., s.682; Prélot, op. cit., s.687.

Bazı anayasalar cumhurbaşkanlarının malî hakları konusunda ayrıca hükümler koymuştur. Örneğin 1900 Avustralya Anayasası, Parlâmentonun başka türlü belirlememesi durumunda Genel Valinin maaşının yıllık on bin pound olmasını öngörmüştür (sek.3). 1937 İrlanda  Anayasası, Cumhurbaşkanının Dublin veya Dublin yakınlarında resmî bir konutunun olacağını ve kanunla belirlenen bir gelir alacağını ve bunun görev boyunca düşürülemeyeceğini hükme bağlamaktadır. İsrail’de 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun Devlet Başkanının maaşının ve diğer ücretlerinin Knesset kararıyla tespit edileceğini öngörmektedir (sek.16). 1975 Yunan Anayasası da Cumhurbaşkanına kanunla tespit edilen bir ödeneğin verilmesini öngörmüştür (m.33/3).

G. Cumhurbaşkanlarının Kişisel Statüleri

Bibliyografya.- Barthélemy ve Duez, op. cit., s.616-617; Hauriou, op. cit., s.396-397, 427; Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.587; Debbasch et al., op. cit., s.670-671; Turpin, op. cit., s.351; Prélot, op. cit., s.641, 660; Chagnollaud, op. cit., s.302.

Tarihsel olarak krallıklardan cumhuriyetlere geçilince, kralların imtiyazlı statüleri cumhurbaşkanlarına da intikal etmiştir. Diğer bir ifadeyle anayasalar cumhurbaşkanlarının statülerini kralların statülerini örnek alarak düzenlenmişlerdir. Anayasalar, cumhurbaşkanlarını kralları andıran birtakım imtiyazlarla donatmışlardır. Bir kere cumhurbaşkanları diğer devlet görevlileriyle karşılaştırılamayacak kadar yüksek maaş alırlar. Krallar gibi saraylarda otururlar. Oturdukları sarayın masrafları devlet tarafından karşılanır. Keza cumhurbaşkanları sivil ve askerî hizmetkarlara sahiptir[217].

Fransa’da “devlet başkanı” olarak cumhurbaşkanına, eski rejim dönemindeki mutlak ve pederşahi monarşiden intikal eden haklara “kralî haklar (droits régaliens) ” denir[218]. Bu haklardan en önemlisi cumhurbaşkanının “af hakkı (droit de grâce)”dır. Biz bu hakkı aşağıda ayrıca göreceğiz. Bu hakların diğer örnekleri şunlardır: Cumhurbaşkanı evlilik konusunda, yaştan, akrabalıktan kaynaklanan yasakları kaldırabilir. Keza Cumhurbaşkanı, ölüm sonrası evliliklere (mariages posthumes )  izin verme, evlat edinen ile evlat edilen arasında olması gereken minimum yaş farkını indirme yetkisine sahiptir[219].

Cumhurbaşkanları, krallardan kalma birtakım “törensel imtiyazlara” da sahiptirler. Cumhurbaşkanlarının ne gibi törensel imtiyazlara sahip olduğu konusunda her ülkenin kendi düzenlemelerine bakmak gerekir. Örneğin Fransa’da 13 Eylül 1989 tarih ve 89-6655 sayılı Kararnameye göre Cumhurbaşkanı, ulusal törenlere başkanlık eder[220]. Cumhurbaşkanı Grand croix  ve Légion d’Honneur nişanlarına sahiptir. Cumhurbaşkanı, “Ordre national de la Légion d’honneur” ve “Ordre national du Mérite”in “Grand maître”idir. Yine Cumhurbaşkanı Academie française’in  hamisi, Andora’nın “eşprensi (coprince)”, Roma’daki Saint-Jean du Latran Baziliğinin piskoposluk kurulu üyesidir[221].

Fransa’da Cumhurbaşkanı, göreve başlarken onuruna yirmi bir pare top atışı yapılır. Kendi amblemini ve ulusal bayrak üzerinde kendi işaretini serbestçe seçer. Cumhurbaşkanının geliş ve gidişlerinde sivil ve askerî törenler yapılır. Cumhurbaşkanı ilin sınırında vali tarafından karşılanır[222]. Bir şehre gelişinde top atışı  yapılır, çanlar çalınır, gelişi için tören yapılır[223]. Cumhurbaşkanının ölümünde resmî cenaze töreni yapılır; bayraklar yarıya indirilir; ulusal yas ilân edilir, vs[224].

Keza Fransa’da Cumhurbaşkanı “hakaret (offense)” suçu bakımından özel olarak korunur[225]. 29 Temmuz 1881 tarihli Kanunun 26’ncı maddesi, Cumhurbaşkanının özel hayatına veya görevine ilişkin olarak saldırgan ifadeleri kullananları cezalandırmaktadır. General Charles de Gaulle döneminde Cumhurbaşkanına hakaretten 500’den fazla kişi mahkum olmuştur[226]. V. Giscard d’Estaing 6 Mayıs 1981’den itibaren bu korumadan vazgeçmiştir. Halefleri de Giscard d’Estaing’i izlemişlerdir[227]. Fransa’da 1974’ten itibaren Cumhurbaşkanına hakaretten kimse mahkum olmamıştır[228]. Her halükârda günümüzde parlâmenter sistemlerde, kişilerin cumhurbaşkanını eleştirme özgürlüğü, başbakanı eleştirme özgürlüğü kadar sınırsız değildir.

TABLO 1: Cumhurbaşkanlarının Statüleri

ÜLKELER

AY

Yaş

Seçme Yetkisi

Görev Süresi

Seçilebilirlilik

Vekâlet

Almanya

1949

40 (m.54)

Kurul*1 (m.54)

5 yıl (m.54)

2 Defa (m.54)

Bundesrat Bşk.(m.57)

Avusturya

1929

35 (m.60)

Halk (m.60)

6 Yıl (m.60)

2 Defa (m.60)

Başbakan*3/Kurul*4

Finlandiya

1999

Yok

Halk (m.54)

7 Yıl (m.54)

2 Defa (m.54)

Başbakan (m.59)

Fransa

1958

Yok

Halk (m.6)

5 Yıl (m.6)

Sınırsız

Senato Başkanı(m.7)

İrlanda

1937

35 (m.12/4)

Halk (m.12/2)

7 Yıl(m.12/3)

2 Defa (m.12/3)

Kurul*5 (14/2)

İsrail*7

1964

Yok

Knesset (m.3)

5 Yıl (m.3)

2 Defa (m.4)

Knesset Bşk.(m.23)

İtalya

1947

50 (m.84)

Kurul*2(m.83)

7 Yıl (m.83)

Sınırsız

Senato Bşk.(m.86)

İzlanda

1944

35 (m.4)

Halk (m.3)

4 Yıl (m.6)

Sınırsız

Kurul*6 (m.8)

Portekiz

1976

35 (m.125)

Halk (m.124)

5 Yıl (m.125)

2 Defa(m.125)

Meclis Bşk. (m.135)

Türkiye

1982

40 (m.102)

TBMM (m.101)

7 Yıl (m.101)

1 Defa(m.101)

TBMM Bşk. (m.103)

Yunanistan

1975

40 (m.31)

Parlâmento (m.30)

5 Yıl (m.30)

2 Defa (m.30)

Parlâmento Bşk.(m35)

*1 Bu kurulun yarısı Bundestag üyelerinden, öbür yarısı ise eyalet parlâmentolarının nispî temsil esasıyla seçtiği temsilcilerinden oluşur (m.54/3).

*2 Bu seçim kurulunun Parlâmentonun her iki meclisinin üyeleri ve 58 adet bölge temsilcisinden oluşmaktadır.

*3 Vekâlet süresi 21 günden az ise Federal Şansölye

*4 21 günden uzun ise Temsilciler Meclisinin Başkanı, İkinci Başkanı ve Üçüncü Başkanından oluşan bir Komite

*5 Bu Kurul Baş Yargıç (Chief Justice), Dail Eireann’ın Başkanı ve Seanad Eireann’ın Başkanından oluşmaktadır

*6 Bu Kurul, Başbakan, Althingi Başkanı ve Yüksek Mahkeme Başkanından oluşmaktadır.

*7 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun.

 

 

 


 

[1].   Örneğin 1994 Belçika Anayasası, m.85; 1953 Danimarka Anayasası, sek.5; 1978 İspanyol Anayasası, m.56 ; 1975 İsveç Anayasası, m.5; 1814 Norveç Anayasası, m.2. Anayasa metinlerinin internet kaynakları için Bibliyografyada “I. Anayasalar” başlığına bakınız.

[2].   Örneğin İngiltere’de 1701 tarihli Act of Settlement; 1975 İsveç Anayasası, m.5. “Kraliçe (quenn)” terimi, normalde “kral (king)”ın karısını ifade etmek için kullanılır. Normalde kraliçe devlet başkanı değildir. “Hüküm Süren Kraliçe (Queen Regnant)” ise devlet başkanıdır. “Hüküm Süren Kraliçe (Queen Regnant)”, veraset kuralları gereği tahta çıkmış olan kadındır. “Hüküm Süren Kraliçe (Queen Regnant)”nin kocasına “kral (king)” denmez; o sadece “Hüküm Süren Kraliçenin Kocası (Husband of Queen Regnant) ”dır (O. Hood Phillips ve Paul Jackson, Constitutional and Administrative Law, London, Sweet & Maxwell, Yedinci Baskı, 1987, s.258).

[3].   Örneğin 1946 Japon Anayasası, m.1.

[4].   1868 Lüksemburg Anayasası, m.4.

[5].   1986 Yeni Zelanda Anayasası, seksiyon 2.

[6].   İncelediğimiz monarşilerde devlet başkanlarının isimleri ve unvanları için “EK-1: Devlet Başkanları Listesi”ne bakınız.

[7].   Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.258; D.C.M. Yardley, Introduction to British Constitutional Law, London, Butterworth & Co., 1960, s.31.

[8].   İncelediğimiz monarşilerde kralların isimleri için kitabın sonunda verilen “EK-1: Devlet Başkanları Listesi”ne bakınız. 

[9].   Paolo Biscaretti di Ruffia, Diritto costituzionale, Napoli, Jovene Editore, Onbeşinci Baskı, 1989, s.471.

[10]. Charles Cadoux, Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Cujas, 1988, c.I, s.176.

[11]. S.A. de Smith ve Rodney Brazier, Constitutional and Administrative Law, London, Penguin Books, Altıncı Baskı, 1989, s.123; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.255

[12]. Cadoux, op. cit., c.I, s.176.

[13]. 1978 İspanyol Anayasası, m.57/1.

[14]. Cadoux, op. cit., c.I, s.176.

[15]. Ibid.

[16]. “Loi salique” için bkz. Francis Delpérée, “Loi salique”, Olivier Duhamel ve Yves Meny (sous la direction de-), Dictionnaire constitutionnel, Paris, P.U.F., 1992, s.608.

[17]. Pierre Wigny, Droit constitutionnel: principes et droit positif, Bruxelles, Bruylant, 1952, s.586; Delpérée, “Loi salique”, op. cit., s.606.

[18]. 1953 Danimarka Anayasasının 2’nci maddesine göre, kraliyet, 27 Mart 1953 tarihli Succession to the Throne Act’ın hükümlerine göre belirlenen erkek ve kadınlara geçer.

[19]. 1983 Hollanda Anayasası, m.25.

[20]. Delpérée, “Loi salique”, op. cit., s.606.

[21]. Delpérée, “Loi salique”, op. cit., s.606; De Smith ve Brazier, op. cit., s.123.

[22]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.123; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.255

[23]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.123; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.255

[24]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.123; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.259.

[25]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.124; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.155, 158.

[26]. Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.255.

[27]. Wigny, op. cit., s.595.

[28]. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.472.

[29]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.123.

[30]. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.473.

[31]. Wigny, op. cit., s.584.

[32]. Bu konuda başka özdeyişler de vardır: “Le roi ne meurt pas en France  (Fransa’da kral ölmez)”; “King is a name of continuance (Kral bir devamlılık ismidir) ”gibi (Philippe Lauvaux, “Les monarchies: inventaires des types”, Pouvoirs: Revue française d'études constitutionnelles et politiques, 1996, no 78, s.26).

[33]. Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.267.

[34]. 1994 Belçika Anayasasına (m.91), 1953 Danimarka Anayasasına (sek.7), 1983 Hollanda Anayasasına (m.33) göre rüşt yaşı 18, 1975 İsveç Anayasasına göre ise 15’tir (m.2). 1814 Norveç Anayasası ise rüşt yaşının kanunla belirlenmesini öngörmektedir (m.8). İngiltere’de 1937 tarihli The Regency Act’a göre Kral 18 yaşından küçük ise görevleri niyabet usûlüyle yerine getirilir (Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.260).

[35]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.124; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.256.

[36]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.124.

[37]. Bkz. 1986 Yeni Zelanda Anayasası, seksiyon 5.

[38]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.124.

[39]. Bu kurala istisna olarak Belçika ve Danimarka’da tacın geçişi yemin ile olmaktadır (Constance Grewe ve Hélène Ruiz Fabri, Droits constitutionnels européennes, Paris, PUF, 1995, s.484).

[40]. Wigny, op. cit., s.593.

[41]. Örneğin 1994 Belçika Anayasasının 91’inci maddesine göre, Kral, “Anayasaya ve Belçika halkının kanunlarına uyacağına, ulusal bağımsızlığı ve ülkenin bütünlüğünü koruyacağına” yemin eder.

[42]. Örneğin 1814 Norveç Anayasasına göre Kral şu şekilde yemin eder: “Norveç Krallığını Anayasayasına ve Kanunlarına uygun olarak yöneteceğime söz verir ve yemin ederim. Herşeyi bilen ve herşeye gücü yeten Tanrı bana yardım etsin (I promise and swear that I will govern the Kingdom of Norway in accordance with its Constitution and Laws; so help me God, the Almighty and Omniscient)” (m.9).

[43]. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.472;

[44]. Wigny, op. cit., s.593.

[45]. Didier Maus, Aborder le droit constitutionnel, Paris, Seuil, 1998, s.63.

[46]. Örneğin Napoléon 1814’teki feragati böyledir.

[47]. Maus, op. cit., s.63.

[48]. Wigny, op. cit., s.595.

[49]. Ibid.

[50]. Francis Delpérée, “Régence”, Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.870.

[51]. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.473.

[52]. Delpérée, “Régence”, op. cit., s.870.

[53]. Ibid.

[54]. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.473.

[55]. Delpérée, “Régence”, op. cit., s.870. 1978 İspanyol Anayasasına göre parlâmento tarafından belirlenmesi durumunda naibin bir, üç veya beş kişi olması mümkündür (m.59/3).

[56]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.125;

[57]. Delpérée, “Régence”, op. cit., s.870-871.

[58]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.126; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.272.

[59]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.127; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.272.

[60]. 1949 Alman Anayasası, m.54; 1929 Avusturya Anayasası, m.60.

[61]. 1999 Finlandiya Anayasası, m.54; 1958 Fransız Anayasası, m.5; 1947 İtalyan Anayasası, m.83; 1944 İzlanda Anayasası, m.3; 1975 Yunan Anayasası, m.133; 1975 Yunan Anayasası, m.30; 1982 Türk Anayasası, m.101.

[62]. 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun.

[63]. 1937 İrlanda Anayasası, m.12.

[64]. Genel Vali, İngiliz Kraliçesinin temsilcisi olduğu için Avustralya’nın bir cumhuriyet değil monarşi olduğu akla gelebilirse de, genel vali aşağıda görüleceği üzere irsî olarak intikal etmemekte, başbakanın önerisi üzerine Kraliçe tarafından atanmaktadır. Bu nedenle, cumhuriyet-monarşi ayrımında Avustralya’yı cumhuriyet olarak kabul etmek gerekir (1900 Avustralya Anayasası, sek.2).

[65]. 1900 Avustralya Anayasası, sek.2.

[66]. İncelediğimiz cumhuriyetlerde devlet başkanlarının isimleri ve unvanları için kitabın sonunda verilen “EK-1: Devlet Başkanları Listesi”ne bakınız.

[67]. Jean Gicquel, Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Montchrestien, Onaltıncı Baskı, 1999, op. cit., s.526.

[68]. Malta Anayasası, seksiyon 48/2; Anne Twomey, “Methods of Choosing a Head of State”, http://www.aph.gov.au/library/ pubs/bp/1997-98/98bp12.htm (1.2.2001).

[69]. 1929 Avusturya Anayasası, m.60/3.

[70]. 1947 İtalyan Anayasası, Son Hükümler XIII.

[71]. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.480;

[72]. 1946 Fransız Anayasası, m.29; Elisabeth Zoller, Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1999, s.457.

[73]. 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, m.3, 7.

[74]. 1982 Anayasası, m.101.

[75]. 1975 Yunan Anayasası, m.30, 32.

[76]. Ayrıca bkz. Christian Autexier, Introduction au droit public allemand, Paris, PUF, 1997, s.53; Twomey, op. cit.; Bernard Chantebout, Droit constitutionnel et science politique, Paris, Armand Colin, Onbirinci Baskı, 1994, s.353.

[77]. Ayrıca bkz. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.478-479; Twomey, op. cit.

[78]. “Muhtarlardan” kelimesini parantez içinde ekliyoruz. Çünkü, Fransa’da bütün yerleşim yerlerinin yerel yöneticilerine “belediye başkanı (maire)” denmektedir. Keza, 6’ncı maddenin ilk şekli açıkça nüfusu 1000’den küçük olan yerlerde belediye başkanının, 1000-2000 arasın olan yerlerin belediye başkanı ve baş yardımcısının temsilci olacağını öngörmekteydi.

[79]. Bu topluluk 80.000 civarında kişiden oluşuyordu (Gicquel, op. cit., s.521-522; Zoller, op. cit., s.457).

[80]. Örneğin 1947 İtalyan Anayasası, m.83/3, 1982 Türk Anayasası, m.102/1; 1975 Yunan Anayasası, m.35; 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanunu, sek.7 ve 8.

[81]. 1949 Anayasası, m.54/4.

[82]. 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, sek.7.

[83]. 1947 Anayasası, m.83/3.

[84]. 1982 Anayasası, m.102.

[85]. 1975 Yunan Anayasası, m.35.

[86]. 1947 İtalyan Anayasası, m.83/3.

[87]. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.479. Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.485. Neticede 24.12.1971 tarihinde Giovanni Leone seçilmiştir. İtalya’da diğer Cumhurbaşkanlarının kaç turda seçildiği konusunda bkz. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.479.

[88]. Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.486.

[89]. Ibid., s.485-486.

[90]. Autexier, op. cit., s.53.

[91]. Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.476;

[92]. Çünkü seçilirse, hükûmet sistemi, “başkanlık sistemi” veya “yarı-başkanlık sistemi” haline gelir. Düalist bir yürütmeye sahip olmakla birlikte cumhurbaşkanlarının halk tarafından seçildiği ülkeler şunlardır: Avusturya (1929), Finlandiya (1919), İrlanda (1937), İzlanda (1944), Portekiz (1976) ve 1962’den beri Fransa (Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486).

[93]. 1929 Avusturya Anayasası, m.60.

[94]. 1999 Finlandiya Anayasası, m.54.

[95]. 1937 İrlanda Anayasası, m.12/2-2.

[96]. 1944 İzlanda Anayasası, m.3.

[97]. 1976 Portekiz Anayasası, m.124.

[98]. 1958 Fransız Anayasası, m.6 (Bu usûl 1962 yılında yapılmış anayasa değişikliği ile kabul edilmiştir).

[99]. 1929 Avusturya Anayasası, m.60/1.

[100].  1999 Finlandiya Anayasası, m.54.

[101].  1937 İrlanda Anayasası, m.12/2-2.

[102].  1944 İzlanda Anayasası, m.3.

[103].  1976 Portekiz Anayasası, m.124.

[104].  1958 Fransız Anayasası, m.6 (Bu usûl 1962 yılında yapılmış anayasa değişikliği ile kabul edilmiştir).

[105].  Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486.

[106].  1958 Fransız Anayasası, m.7.

[107].  1929 Avusturya Anayasası, m.60/2.

[108].  1976 Portekiz Anayasası, m.129.

[109].  1999 Finlandiya Anayasası, m.59.

[110].  1958 Fransız Anayasasına göre seçimi izleyen ikinci Pazar günü (m.7); 1976 Portekiz Anayasasına göre 21 gün sonra (m.129/2).

[111].  1958 Fransız Anayasası, m.7; 1929 Avusturya Anayasası, m.54; 1999 Finlandiya Anayasası, m.54; 1976 Portekiz Anayasası, m.129.

[112].  Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486.

[113].  1999 Finlandiya Anayasası, m.54/2.

[114].  1937 İrlanda Anayasası, m.12/4-5.

[115].  1944 İzlanda Anayasası, m.5.

[116].  Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486.

[117].  Twomey, op. cit.

[118].  Dmitri Georges Lavroff, Le droit constitutionnel de la Ve République, Paris, Dalloz, 1995, s.389-390, 396-396; Maurice Hauriou, Précis de droit constitutionnel, Paris, Sirey, İkinci Baskı, 1929, s.305; Joseph Barthélemy ve Paul Duez, Traité de droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1933, s.612-613; Julien Laferrière, Manuel de droit constitutionnel, Paris, Editions Domat Montchrestien, 1947, s.1025; Marcel Prélot, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 5’nci Baskı, 1972, s.6442; Charles Debbasch et al., Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Economica, 3’üncü Baskı, 1990, s.662; Philippe Ardant, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Sekizinci Baskı, 1996, s.440-442; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486; Twomey, op. cit.; Maus, op. cit., s.64; Dominique Chagnollaud, Droit constitutionnel contemporain, Paris, Sirey, 1999, s.284-286; Gicquel, op. cit., s.534-535; Benoît Jeanneau, “Quinquennat”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.850-851.

[119].  Örneğin İsrail’de 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, yeni Cumhurbaşkanının eski Cumhurbaşkanının görev süresinin bittiği gün göneve başlamasını öngörmektedir.

[120].  1949 Alman Anayasası, m.56.

[121].  1929 Avusturya Anayasası, m.62.

[122].  1999 Finlandiya Anayasası, m.56.

[123].  1937 İrlanda Anayasası, m.12/8.

[124].  1947 İtalyan Anayasası, m.91.

[125].  1944 İzlanda Anayasası, m.10.

[126].  1976 Portekiz Anayasası, m.130.

[127].  1982 Anayasası, m.103.

[128].  1975 Yunan Anayasası, m.33.

[129].  Örneğin 1949 Alman Anayasası, m.56; 1929 Avusturya Anayasası, m.62; 1937 İrlanda Anayasası, m.12/8.

[130].  1999 Finlandiya Anayasası, m.56; 1976 Portekiz Anayasası, m.130; 1982 Türk Anayasası, m.103.

[131].  Örneğin 1937 İrlanda Anayasasının yemin formülü şöyledir: “İrlanda Anayasasını koruyacağıma, kanunları destekleyeceğime, görevlerimi Anayasaya ve kanunlara uygun olarak sadıkane ve bilinçli bir şekilde yerine getireceğime ve iktidarımı İrlanda halkının refahı ve hizmetine adayacağıma, her şeye gücü yeten Tanrının huzurunda samimi olarak ve ciddiyetle söz verir ve beyan ederim. Tanrı bana yol göstersin ve kuvvet versin (In the presence of Almighty God I do solemnly and sincerely promise and declare that l will maintain the Constitution of Ireland and uphold its laws, that I will fulfill my duties faithfully and conscientiously in accordance with the Constitution and the law, and that I will dedicate my abilities to the service and welfare of the people of Ireland. May God direct and sustain me)”.  Keza 1975 Yunan Anayasasına göre Cumhurbaşkanı şu şekilde yemin etmektedir: “Anayasayı ve kanunları muhafaza edeceğime, onların tam olarak uygulanmasına özen göstereceğime, ülkenin toprak bütünlüğünü ve millî bağımsızlığını savunacağıma, Yunanların hak ve özgürlüklerini koruyacağıma, genel çıkara ve Yunan halkının gelişmesine hizmet edeceğime, bölünmez ve özleri aynı olan kutsal Üçlü adına yemin ederim (I do swear in the name of the Holy and consubstantial and Indivisible Trinity to safeguard the Constitution and the laws, to care for the faithful observance thereof, to defend the national independence and territorial integrity of the Country, to protect the rights and liberties of the Greeks and to serve the general interest and the progress of the Greek People)”  (m.33).

[132].  Manfried Welan “The Federal Presidency”, http://www.hofburg.at/en/index.htm 2.2.2001.

[133].  Hauriou, op. cit., s.305; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.612-613; Laferrière, op. cit., s.1025; Esmein, op. cit., c.II, s.17-18, 35-36; Prélot, op. cit., s.6442; Debbasch et al., op. cit., s.662; Lavroff, op. cit., s.395-396; Ardant, op. cit., s.440-442; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486; Twomey, op. cit.; Maus, op. cit., s.64; Chagnollaud, op. cit., s.284-286; Gicquel, op. cit., s.534-535; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486; Benoît Jeanneau, “Septennat”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.975-976; Gicquel, op. cit., s.535; Favoreu et al., op. cit., s.590; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486; Vedel, op. cit., s.493.

[134].  Benoît Jeanneau, “Quinquennat”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.850-851.

[135].  1949 Alman Anayasası, m.54/2.

[136].  1975 Yunan Anayasası, m.30. Yunan Anayasası, savaş halinde Cumhurbaşkanının görev süresinin uzamasını öngörmektedir (m.30).

[137].  16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, m.3.

[138].  1976 Portekiz Anayasası, m.125, 131.

[139].  Fransa’da yedi yıllık süre, 2 Ekim 2000 tarih ve 2000-964 sayılı Cumhurbaşkanının Vekâlet Süresine İlişkin Anayasal Kanun (Loi constitutionnelle relative à la durée du mandat du Président de la République) ile beş yıla indirilmiştir (Journal officiel, 3 Ekim 2000, Sayı 229, s.15582).

[140].  Jeanneau, “Quinquennat”, op. cit., s.851; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486.

[141].  Benoît Jeanneau, “Septennat”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.975-976.

[142].  Yedi yıllık sistemin temelinde Fransa’da Mareşal Mac-Mahon için kabul edilen 20 Kasım 1873 tarihli kanun yatmaktadır. O dönemde Fransa’nın içinde bulunduğu koşullarda beş yıllık cumhurbaşkanlığı süresi kısa bulunmuş ve yedi yıllık bir süre benimsenmiştir (Jeanneau, “Septennat”, op. cit., s.976; Esmein, op. cit., c.II, s.17-18, 35-36; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.612-613)

[143].  25 Şubat 1875 tarihli Anayasal Kanun. m.2.

[144].  1946 Fransız Anayasası, m.29.

[145].  1958 Fransız Anayasası, m.6 (2 Ekim 2000 tarih ve 2000-964 sayılı Anayasal Kanunla yapılan değişiklikten önceki şekli).

[146].  1947 Anayasası, m.83.

[147].  1982 Anayasası, m.101.

[148].  1937 İrlanda Anayasası, m.12/3-1.

[149].  Fransa’da yedi yıllık süre, 2 Ekim 2000 tarih ve 2000-964 sayılı Cumhurbaşkanının Vekâlet Süresine İlişkin Anayasal Kanun (Loi constitutionnelle relative à la durée du mandat du Président de la République) ile beş yıla indirilmiştir. (Journal officiel, 3 Ekim 2000, Sayı 229, s.15582).

[150].  1929 Avusturya Anayasası, m.60/5.

[151].  1999 Finlandiya Anayasası, m.54.

[152].  Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486.

[153].  1944 İzlanda Anayasası, m.6.

[154].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.613.

[155].  Dominique Chagnollaud, Droit constitutionnel contemporain, Paris, Sirey, 1999, s.286; Gicquel, op. cit., s.535.

[156].  Esmein, op. cit., c.II, s.38; Laferrière, op. cit., s.1023.

[157].  1947 İtalyan Anayasası, m.83-85’te bu konuda sınırlandırıcı bir hüküm yoktur.

[158].  1958 Fransız Anayasası, m.6’da bu konuda sınırlandırıcı bir hüküm yoktur.

[159].  1944 İzlanda Anayasası, m.5’te bu konuda sınırlandırıcı bir hüküm yoktur.

[160].  Favoreu et al., op. cit., s.590; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486.

[161].  Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.486. Fransa’da da François Mitterrand iki defa (toplam ondört yıl) Cumhurbaşkanlığı yapmıştır (1981-1995).

[162].  1949 Alman Anayasası, m.54/2.

[163].  1929 Avusturya Anayasası, m.60/5.

[164].  1975 Yunan Anayasası, m.30.

[165].  1937 İrlanda Anayasası, m.12/3-1.

[166].  16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, m.4.

[167].  1976 Portekiz Anayasası, m.125.

[168].  1999 Finlandiya Anayasası, m.54.

[169].  Vedel, op. cit., s.493.

[170].  Örneğin 1937 İrlanda Anayasası, m.12/6; 1975 Yunan Anayasası, m.30/2; 1947 İtalyan Anayasası, m.84/2.

[171].  1947 İtalyan Anayasası, m., m.84/2.

[172].  1975 Yunan Anayasası, m.30/2.

[173].  Söz konusu hükûmet veya yasama meclisi, Federasyon veya bir eyalet hükûmeti veya yasama meclisi olabilir.

[174].  Üçüncü Fransız Cumhuriyetinde beş cumhurbaşkanının görevi istifa ile sona ermiştir (Barthélemy ve Duez, op. cit., s.615).

[175].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.615.

[176].  1925’te Şili Başkanı bir askeri ayaklanma sonucunda istifa etmiş, ama istifası parlâmento tarafından kabul edilmeyince görevine tekrar geri dönme imkânını bulmuştur (Barthélemy ve Duez, op. cit., s.615).

[177].  Örneğin Üçüncü Fransız Cumhuriyeti döneminde iki başkan suikast sonucu, bir başkan da eceliyle ölmüştür (Barthélemy ve Duez, op. cit., s.615).

[178].  Örneğin Türkiye’de Cumhurbaşkanı Turgut Özal 1993’te eceliyle ölmüştür. Fransa’da Felix Faure 16 Şubat 1899’da ölmüştür (Barthélemy ve Duez, op. cit., s.615).

[179].  Örneğin Üçüncü Fransız Cumhuriyeti döneminde Carnot, 23 Haziran 1894’te Lyon’da, Paul Doumer, 6 Mayıs 1932’de Paris’te suikast sonucu öldürülmüştür (Barthélemy ve Duez, op. cit., s.615).

[180].  Vedel, op. cit., s.434; Dominique Turpin, Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1995, s.348; Favoreu et al., op. cit., s.613; Chagnollaud, op. cit., s.286.

[181].  Chagnollaud, op. cit., s.286.

[182].  Vedel, op. cit., s.434; Turpin, op. cit., s.348; Favoreu et al., op. cit., s.613.

[183].  Vedel, op. cit., s.434; Turpin, op. cit., s.348; Favoreu et al., op. cit., s.613; Chagnollaud, op. cit., s.286.

[184].  Cumhurbaşkanının hastalık, yurtdışı gezisi gibi sebeplerle “görevini geçici olarak yapamaması” hallerinde “vekâlet (intérim)”ten değil, “yedeklik (supléance) ”ten de bahsedilebilir. Örneğin 1958 Fransız Anayasasının 23’üncü maddesine göre, Cumhurbaşkanı, seyahat gibi kısa süreli yokluklarında, Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek görevini Başbakana “sarih devir (délégation expresse ) ” yoluyla devredebilir. Bu devir, bir “vekâlet (intérim)” olarak değil, bir “yedeklik (supléance)” olarak görülmektedir (Pactet, op. cit., s.384; Debbasch et al., op. cit., s.665; Turpin, op. cit., s.350).

[185].  Eğer anayasada düzenleme yoksa, cumhurbaşkanının yurtdışına çıkması, hafif hastalığı durumunda ortaya problem çıkmayacağı düşünülebilir. Bu durumlarda, cumhurbaşkanının, temyiz kudretini yitirmediği için, bir kişiye vekâlet verebileceği düşünülebilir. Ancak kamu hukukunda, kural olarak, hiçbir devlet organı kendisine verilmiş bir yetkiyi kanunun açık izni olmaksızın bir başkasına devredemez. Bu nedenle, bu durumda dahi vekâlet konusunun açıkça düzenlenmesinde yarar vardır.

[186].  1949 Alman Anayasası, m.57.

[187].  1999 Finlandiya Anayasası, sek.59.

[188].  1958 Fransız Anayasası, m.7.

[189].  16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, sek.23.

[190].  1947 İtalyan Anayasası, m.86.

[191].  1976 Portekiz Anayasası, m.135.

[192].  1982 Anayasası, m.103.

[193].  1975 Yunan Anayasası, m.34.

[194].  16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, sek.23. Knesset Başkanı Devlet Başkanına vekâlet eder.

[195].  1976 Portekiz Anayasası, m.135. Cumhuriyet Meclisi Başkanı Cumhurbaşkanına vekâlet eder.

[196].  1975 Yunan Anayasası, m.34.

[197].  1982 Anayasası, m.103. Cumhurbaşkanına Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı vekâlet eder.

[198].  1949 Alman Anayasası, m.57. Bundesrat Başkanı Cumhurbaşkanına vekâlet eder.

[199].  1958 Fransız Anayasası, m.7. Senato Başkanı Cumhurbaşkanına vekâlet eder.

[200].  1947 İtalyan Anayasası, m.86. Senato Başkanı Cumhurbaşkanına vekâlet eder.

[201].  Pactet, op. cit., s.183.

[202].  Cumhuriyet Meclisini fesih yetkisi.

[203].  Devlet Şurası ve Hakimler Yüksek Kurulunun üyelerini atamak.

[204].  Referanduma sunmak.

[205].  Seçim tarihlerini belirlemek.

[206].  Cumhuriyet Meclisini olağanüstü toplantıya çağırmak.

[207].  Başbakanı atamak.

[208].  Hükûmet önerisi üzerine Sayıştay Başkanını ve Başsavcıyı atamak.

[209].  Genelkurmay Başkanını ve diğer kuvvet komutanlarını atamak.

[210].  Silahlı Kuvvetlerin Yüksek Komutanlığını yapmak.

[211].  Hükûmet önerisi üzerine yabancı ülkelere elçi göndermek, yabancı diplomatik temsilcileri kabul etmek.

[212].  Lavroff, op. cit., s.403.

[213].  Hauriou, op. cit., s.396-397; Lavroff, op. cit., s.403.

[214].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.616-617; Hauriou, op. cit., s.396-397.

[215].  Michel Henry Fabre, Principes républicains de droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Dördüncü Baskı, 1984, s.361-362; Debbasch et al., op. cit., s.670-671; Prélot, op. cit., s.643; Lavroff, op. cit., s.403-408; Ardant, op. cit., s.443.

[216].  Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.489.

[217].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.618; Debbasch et al., op. cit., s.682;

[218].  Prélot, op. cit., s.660.

[219]Ibid.

[220].  Debbasch et al., op. cit., s.671.

[221].  Chagnollaud, op. cit., s.302.

[222].  Debbasch et al., op. cit., s.671.

[223].  Debbasch et al., op. cit., s.671; Hauriou, op. cit., s.426.

[224].  Debbasch et al., op. cit., s.670-671.

[225].  Turpin, op. cit., s.351; Debbasch et al., op. cit., s.671-172; Gicquel, op. cit., s.536.

[226].  Gicquel, op. cit., s.538.

[227].  Gicquel, op. cit., s.538; Turpin, op. cit., s.351; Debbasch et al., op. cit., s.671-172.

[228].  Turpin, op. cit., s.351; Debbasch et al., op. cit., s.671-172.

 

İkinci Bölüm
Devlet Başkanlarının Sorumluluğu
ve Sorumsuzluğu

 

 

 

Bibliyografya.- Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.806-812; Esmein, op. cit., c.II, s.220-227; Barthélemy ve Duez,op. cit., s.619-630; Vedel, op. cit., s.429-433; Hauriou, op. cit., s.414-420; Cadart, op. cit., c.II, s.1119-1139; Prélot, op. cit., s.644; Debbasch et al., op. cit., s.674-675, 684-688; Lavroff, op. cit., s.397-401; Lavroff, op. cit., s.397-402; Toinet, op. cit., s.173-174; Ardant, op. cit., s.443-446; Favoreu et al., op. cit., s.591-592; Zoller, op. cit., s.448-456; 471-474; Maus, Aborder le droit constitutionnel, op. cit., s.65-66; Chagnollaud, op. cit., s.287-290; Gicquel, op. cit., s.537-541; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.474-475; 486-490; Patrick Auvret, “La responsabilité du chef de l'Etat”, Revue du droit public, 1988, s.77-117; Didier Maus, “Responsabilité”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény, Dictionnaire constitutionnel, Paris, P.U.F., 1992, s.926-929; Philippe Segur, “Qu’est-ce que le responsabilité politique?”, Revue du droit public, 1999, n.6, s.1600-1623; Christian Bidégaray, “Le principe de responsabilité: fondement de la démocratie (petite promenade dans les allées du ‘jardin des délices démocratiques’)”, Pouvoirs, n.92, 2000, s.5-16.

Devlet başkanlarının sorumluluğunu, “siyasî sorumluluk”, “cezaî sorumluluk” ve “hukukî sorumluluk” olmak üzere üçe ayırarak incelemek gerekir.

I. Devlet Başkanlarının Siyasal Sorumsuzluğu

Kavram.- “Siyasal sorumluluk (political responsability , responsabilité politique ), “egemen”e karşı yönetenlerin sorumluluğudur[1]. Bir mutlak monarşide, yöneticiler krala karşı sorumludur. Hükümdarın isteklerini yerine getiremeyen, yahut hükümdarın hoşuna gitmeyen yöneticiler, hükümdar tarafından görevlerinden alınabilirler. Bir diktatörlükte ise, siyasal sorumluluk diktatöre karşıdır. Bir darbe ertesinde siyasal sorumluluk, darbeyi yapan ve iktidarı elinde tutan kişiye ve komiteye karşıdır. Örneğin Türkiye’de 12 Eylül döneminde Hükûmetin siyasal sorumluluğu Millî Güvenlik Konseyine karşı idi. Siyasal sorumluluk, cezaî ve hukukî sorumluluktan farklı olarak, konu itibarıyla sınırlandırılmamış bir sorumluluktur. Siyasal sorumluluk, ekonomik, sosyal, siyasal, vs. akla gelebilecek her konuda tahrik edilebilir. Siyasal sorumluluğun müeyyidesi, söz konusu makamı işgal eden kişinin görevden alınması veya istifa etmek zorunda kalmasıdır.

Sorumsuzluk İlkesi.- İster monarşik, ister cumhurî nitelikte olsun, bütün parlâmenter sistemlerde devlet başkanlarının siyasal sorumluluğu yoktur. Yani, bir monarşide kralın veya bir cumhuriyette cumhurbaşkanının, halk tarafından veya parlâmento tarafından veya bir başka makam tarafından görevden alınabilmesi veya istifa ettirilmesi mümkün değildir.

Temeli.- Devlet başkanlarının siyasal sorumsuzluğunun temeli nedir? Bu sorumsuzluk nereden kaynaklanmaktadır? Bu soruya parlâmenter monarşilerde ve parlâmenter cumhuriyetlerde ayrı ayrı cevap aramak gerekir.

A. Monarşilerde  

Bibliyografya.- Esmein, op. cit., c.I, s.159-160; Wigny, op. cit., s.597; De Smith ve Brazier, op.cit., s.133; Zoller, op.cit.,s.452-453; Biscaretti di Ruffia, op.cit.,s.474-475.

Bir parlâmenter monarşide kral, fiilleri siyasal bakımından ne kadar hatalı olarak değerlendirilirse değerlendirilsin, kendisi vazgeçmedikçe, ölünceye kadar, devlet başkanlığı görevinde kalır. Parlâmenter monarşilerde kralın siyasal sorumsuzluğunun temeli şudur: Siyasal sorumluluk, yukarıda açıklandığı gibi, “egemen”e karşı yönetenlerin sorumluluğu ise, bir monarşide egemenlik teorik olarak krala ait olduğuna göre, kralın siyasal sorumluluğunun olabilmesi mantıkî olarak mümkün değildir.

Diğer yandan, bütün monarşilerde, teamül olarak veya yazılı anayasa kuralı olarak, kralın siyasal sorumsuzluğu ilkesi  açıkça kabul edilmektedir. Monarşilerde, aşağıda göreceğimiz gibi kralın işlemleri başbakan veya bir bakan tarafından karşı-imzalanır. Kralın bu işlemlerinden dolayı kral değil, bu işleme karşı-imzasını atan başbakan veya bakan sorumludur. Bu husus birçok anayasa tarafından açıkça ifade edilmiştir. Örneğin 1994 Belçika Anayasasına göre, Kral dokunulmaz, bakanları ise sorumsuzdur (m.88). 1953 Danimarka Anayasasına göre kral sorumsuz, bakanlar ise sorumludur (sek.13). 1983 Hollanda Anayasası ise, “Hükûmetin işlemlerinden dolayı Kral değil, bakanlar sorumlu olacaktır” demektedir (m.42/2). 1946 Japon Anayasası Kralın bütün işlemlerinin Kabinenin önerisi ve onayını gerektirdiğini ve bu işlemlerden dolayı Kabinenin sorumlu olacağına belirtmektedir (m.3). 1978 İspanyol Anayasası ise Kralın sorumluluğa tâbi olmadığını (m.56/3), Kralın işlemlerinden dolayı Kralın işlemlerine karşı-imza atan kişilerin sorumlu olacaklarını yazmaktadır (m.64/2). 1814 Norveç Anayasası da, kralın sorumsuz olduğunu, sorumluluğun Bakanlar Kurulunda bulunduğunu ilân etmektedir (m.5).

Monarşik anayasalardaki bu hükümler, kralın, hukukî ve cezaî sorumsuzluğu için olduğu kadar, siyasal sorumsuzluğu içinde geçerlidir. Kral siyasal olarak da sorumsuzdur. Bir parlâmenter monarşide kralın siyasal sorumluluğa tâbi olmamasının demokrasi bakımından bir sakıncası yoktur. Zira, demokratik bir monarşide, aşağıda karşı-imza kuralını incelediğimiz yerde ayrıntılarıyla göreceğimiz gibi, kralın bütün işlemleri karşı-imza kuralına tâbidir. Kralın yaptığı bir işlemden dolayı, halk veya halkın temsilcileri hesap sormak istiyorsa, bu hesabı, kraldan değil, kralın o işlemine karşı-imza koyan başbakan veya bakanlardan sorabilir.

B. Cumhuriyetlerde  

Bibliyografya.- Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.806-807; Barthélemy ve Duez,op. cit., s.619-630; Laferrière, op. cit., s.1029-1032; Vedel, op. cit., s.429-433; Hauriou, op. cit., s.414-416; Cadart, op. cit., c.II, s.1117-1120; Jeanneau, op. cit., s.174-177; Zoller, op. cit., s.448-456; 472-474; Chagnollaud, op. cit., s.287-288; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.486-487.

Parlâmenter cumhuriyetlerde de cumhurbaşkanlarının siyasal sorumluluğu yoktur. Oysa cumhuriyetlerde, cumhurbaşkanlarının değil, halkın “egemen” olduğu kabul edilir. O nedenle, cumhurbaşkanlarının teorik olarak sorumlu olmaları aslında mümkündür. Buna rağmen cumhurbaşkanlarının sorumsuz olduğu kabul edilmektedir. O nedenle, cumhurbaşkanlarının siyasal sorumsuzluğunun nedenini açıklamak gerekir.

Kanımızca, cumhurbaşkanlarının siyasal sorumsuzluğu ilkesini, daha ziyade, devlet başkanının geleneksel statüsünün bir kalıntısı olarak düşünmek gerekir. Birçok ülkede tarihsel olarak monarşi yıkılıp, cumhuriyetlere geçilmiş olsa da, kralların geleneksel imtiyazlı statüleri, cumhuriyetlerde de devam etmiştir. Monarşiler yıkılıp, yerlerine cumhuriyetler kurulunca, cumhurbaşkanlarının statüleri kralların statülerine benzetilerek düzenlenmiştir. Bu nedenle, cumhurbaşkanlarının da, krallar gibi, siyasal sorumluluklarının olmadığı ilkesi kabul edilmiştir.

Almanya , Finlandiya, İrlanda, İtalya, Portekiz, Türkiye, Yunanistan.- Cumhurbaşkanlarının siyasal sorumsuzluğunun temeli, günümüzde pozitif anayasa metinlerinde de bulunmaktadır. 1949 Alman Anayasası, 1958 Fransız Anayasası, 1999 Finlandiya Anayasası, 1937 İrlanda Anayasası, 1937 İrlanda Anayasası, 1947 İtalyan Anayasası, 1976 Portekiz Anayasası, 1982 Türk Anayasası, 1975 Yunan Anayasasında cumhurbaşkanının siyasî nedenlerle görevden alınması veya istifa ettirilmeleri usûlünü öngören bir hüküm yoktur. Parlâmenter cumhuriyet anayasalarında, güvensizlik önergesi gibi bir usûlle cumhurbaşkanının parlâmento tarafından veya azil oylaması gibi bir usûlle halk tarafından cumhurbaşkanının görevden alınmasına imkân verebilecek bir usûl yoktur. Tersine aşağıda göreceğimiz bir iki istisna (anayasayı ihlâl ve vatana ihanet) dışında cumhurbaşkanlarının görevleriyle ilgili fiillerinden dolayı cezaî ve hukukî sorumsuzluğu ilkesini da açıkça kabul etmektedirler[2]. Kısacası, ne kadar hatalı eylem ve işlemlerde bulunursa bulunsun, halk ve halkın temsilcileri tarafından ne kadar istenmezse istenmesin, belirli bir süre için seçilen bir cumhurbaşkanının azledilmesi, düşürülmesi, devrilmesi mümkün değildir. O halde Almanya, Fransa, İsrail, İrlanda, İtalya, Portekiz, Türkiye ve Yunanistan’da cumhurbaşkanlarının siyasal sorumluluğunun olmadığını söyleyebiliriz. Bununla birlikte Avusturya ve İzlanda’da hiç olmazsa teorik olarak Cumhurbaşkanlarının siyasal sorumluluğunun tahrik edilmesine imkân vardır.

Avusturya ve İzlanda.- Cumhurbaşkanının siyasî nedenlerle görevden alınabilmesi sadece Avusturya ve İzlanda’da mümkündür. 1929 Avusturya  Anayasasının 60’ıncı maddesinin 6’ncı fıkrasına göre, Federal Cumhurbaşkanı, görev süresi dolmadan önce referandum usûlüyle görevden alınabilir; ancak böyle bir referanduma başvurulması oldukça güç koşullara bağlanmıştır. Referandum düzenlenmesini Temsilciler Meclisi üçte iki oy çoğunluğuyla kabul etmelidir (m.60/6). Referandumda Cumhurbaşkanının görevden alınması önerisinin reddedilmesi, Temsilciler Meclisinin otomatik olarak feshedilmesi sonucunu doğurur (m.60/6).

1944 İzlanda  Anayasası da Cumhurbaşkanının halkoylaması ile görevden alınmasına imkân veren bir usûl öngörmüştür. İzlanda Anayasasının 11’inci maddesine göre, Althingi’nin (Parlâmentonun) üye tamsayısının dörtte üç çoğunluğu ile alacağı bir karar üzerine, Cumhurbaşkanının görevden alınması hakkında halkoylaması (plebiscite) yapılır (m.11/2). Halkoylamasında, Cumhurbaşkanının görevden alınması önerisi reddedilirse, Althingi derhal feshedilir ve yeni seçimlere gidilir (m.11/3).

Sonuç olarak Avusturya ve İzlanda’da siyasal nedenlerle Parlâmentonun önerisi üzerine halk tarafından Cumhurbaşkanının görevine son verilebileceğini söyleyebiliriz. Ancak, bu incelediğimiz ülkeler arasında istisnaî nitelikte kalmaktadır. Ayrıca bu iki ülkede de böyle bir görevden alma şimdiye kadar gerçekleşmemiştir[3].

İsrail .- 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanunun 20’nci seksiyonu Devlet Başkanının Knesset tarafından görevinden alınabilmesi usûlünü düzenlemiştir. Buna göre Knesset, Devlet Başkanını, “Devlet Başkanlığı statüsüyle uygunsuz davranması (to conduct unbecoming his status as President of the State )” nedeniyle görevden alabilir (sek.20-a). Böyle bir görevden alma önergesi Knesset’in en az yirmi üyesi tarafından Knesset’in yetkili Komitesine (House Committee) verilir. Bu önerge Komite tarafından üyelerinin en az dörtte üçü tarafından kabul edilmelidir. Bundan sonra önerge Knesset’te oylanır. Devlet Başkanının görevden alınabilmesi için önergenin Knesset üye tamsayısının en az dörtte üçü tarafından kabul edilmesi gerekir (sek.20-b).

16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanununun 20’nci seksiyonunda öngörülen bu görevden alma usûlü, Devlet Başkanının cezaî sorumluluğunu tahrik için öngörülen bir suçlandırma usûlü değildir. Çünkü, bu usûlle görevden alınan Devlet Başkanı daha sonra bir mahkeme tarafından veya özel bir divan tarafından veya bizzat parlâmento tarafından yargılanmamakta ve Devlet Başkanına ceza hukuku anlamında bir ceza verilmemektedir. Kaldı ki, aşağıda göreceğimiz gibi İsrail’de Devlet Başkanı göreviyle ilgili suçlarından dolayı tam bir cezaî sorumsuzluğa sahiptir ve herhangi bir mahkeme veya divan tarafından yargılanması da mümkün değildir (Aynı Kanun, sek.13-a). Bu nedenle, 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanunun 20’nci seksiyonunda düzenlenen görevden alma usûlü, diğer parlâmenter sistemlerde görülen cumhurbaşkanının cezaî sorumluluğunu tahrik etmek için öngörülen bir suçlandırma usûlü değildir. Bununla birlikte bu usûl, tam bir siyasal sorumluluğu tahrik için öngörülmüş güvensizlik oyu benzeri bir usûl de değildir. Zira, bu görevden alma usûlü, siyasal sebeplerle değil ancak, 20’nci seksiyonda belirtilmiş olan Devlet Başkanının “Devlet Başkanlığı statüsüyle uygunsuz davranması (to conduct unbecoming his status as President of the State)” halinde uygulanabilecek bir usûldür. Yani bu göreviyle uygunsuz bir şekilde davranmadıkça, Devlet Başkanının Knesset tarafından siyasal nedenlerle görevden alınması mümkün değildir. O halde, 20’nci seksiyonda öngörülen görevden alma usûlü bir siyasal sorumluluk aracı olarak değerlendirilemez.

Cumhurbaşkanı Hakkında Soru, Genel Görüşme, Meclis Araştırması  Araçları Kullanılamaz.- Cumhurbaşkanının siyasal sorumsuzluğu ilkesinin tek sonucu, parlâmento tarafından görevden alınamaması değildir. Yukarıda gördüğümüz soru, genel görüşme, meclis araştırması gibi parlâmentonun sahip olduğu denetim araçları cumhurbaşkanları hakkında uygulanamaz. Diğer bir ifadeyle, parlâmento karşısında siyasal sorumluluğu olmayan cumhurbaşkanına parlâmentoda soru sorulması, cumhurbaşkanının eylem ve işlemleri hakkında genel görüşme açılması, cumhurbaşkanı hakkında meclis araştırılması yapılması mümkün değildir[4].

Keza Fransa’da Üçüncü Cumhuriyet döneminde parlâmentoda yerleşmiş bir teamüle göre, Cumhurbaşkanının adı, düşüncesi, parlâmento görüşmelerinde parlâmento üyeleri tarafından zikredilmesi yasaktı. Parlâmento üyeleri tartışılan konuda Cumhurbaşkanının ne düşündüğünü belirtemezlerdi[5].

Cumhurbaşkanını “İstifaya Zorlama[6].- Yukarıda gördüğümüz gibi, cumhurbaşkanının kendi isteğiyle parlâmento başkanlığına bir “istifa mektubu (lettre de démission)” göndererek görevine son vermesi mümkündür. Cumhurbaşkanı bu istifa mektubunu cebir ile değil, kendi serbest iradesiyle imzalamalıdır. Ancak cumhurbaşkanını parlâmento veya hükûmet istifaya zorlayabilir; cumhurbaşkanı karşılaştığı koşulların neticesinde, kendi serbest iradesiyle istifa etmek kararını alabilir. Buna “cumhurbaşkanını istifaya zorlama (acculer le Président à la démission)” denir[7]. İstifaya zorlamanın belli başlı iki yolu vardır. Birincisi cumhurbaşkanının atadığı hükûmetlere parlâmentonun “sistematik güvensizlik oyu” vermesidir. Atadığı hükûmet sürekli düşürülen cumhurbaşkanı istifa etme kararını almak zorunda kalabilir. Örneğin Fransa’da 1887’de Cumhurbaşkanı Grévy bu şekilde istifa etmek zorunda kalmıştır[8]. Cumhurbaşkanını istifaya zorlamanın ikinci yolu, “bakanlar kurulunun grevi (grève des ministres)”dir[9]. Bakanlar kurulunun ve bakanların grev yapması, yani hiç çalışmamaları, cumhurbaşkanının işlemlerine başbakan ve bakanların karşı-imzalarını koymayı reddetmeleri durumunda da, cumhurbaşkanı istifa etmek zorunda kalabilir. Örneğin Fransa’da 1924’te Cumhurbaşkanı Millerand “bakanların grevi” sonucu istifa etmiştir[10]. Ancak belirtelim ki bu şekilde cumhurbaşkanının görevinin sona erdirilebilmesi her zaman mümkün değildir. Zira ne kadar zorlanırsa zorlansın, cumhurbaşkanı istifa etmeyebilir. Çünkü buradaki “zorlama”, hukukî değil, psikolojik bir zorlamadır. Cumhurbaşkanının “zorlama istifa (démission forcée)”sını garanti eden hukukî bir yol yoktur.

Bu iki halin (sistematik güvensizlik oyu ve bakanların grevi) dışında, cumhurbaşkanı kendi taktik hataları sonucunda da istifa etmek zorunda kalabilir. Örneğin cumhurbaşkanı aralarında çıkan çatışma yüzünden parlâmentoyu feshetmişse ve yeni seçimlerden sonra yine aynı partiler parlâmentoda çoğunluk sağlamışlarsa cumhurbaşkanı bu durum karşısında istifa etmek zorunluluğunu hissedebilir. Zira cumhurbaşkanı ile parlâmento arasındaki çatışmada nihaî hakem olan halk, cumhurbaşkanının aleyhine karar vermiştir. Fransa’da Cumhurbaşkanının parlâmentoyu feshinden sonra yeni yapılan seçimlerden sonra halk parlâmentoya Cumhurbaşkanına muhalif bir çoğunluk göndermiş ise, Cumhurbaşkanının istifa etmek zorunda olduğu düşüncesi René Capitant tarafından ileri sürülmüştür[11]. Bununla birlikte Fransa’da 1997 yılında Cumhurbaşkanı Jacques Chirac Ulusal Meclisi feshetmiş, 1 Haziran 1997 günü yapılan seçimlerde halk kendisine muhalif bir çoğunluğu parlâmentoya göndermesine rağmen Cumhurbaşkanı istifa etme yolunu seçmemiştir[12].

II. Devlet Başkanlarının Cezaî Sorumluluğu ve Sorumsuzluğu

Kavram.- “Cezaî sorumluluk (criminal liability , criminal responsibility. responsabilité pénale)”, ceza hukukuna ilişkin sorumluluk demektir. Cezaî sorumluluğa kişinin suç işlemesi yol açar. Cezaî sorumluluğun müeyyidesi “idam”, “hapis cezası” veya “para cezası” gibi cezalardır.

Parlâmenter sistemlerde devlet başkanının cezaî sorumluluğu ve sorumsuzluğu konusunu monarşiler ve cumhuriyetlerde ayrı ayrı incelemek gerekir.

A. Parlâmenter Monarşilerde

Bibliyografya.- Esmein, op. cit., c.I, s.159-160; De Smith ve Brazier, op. cit., s.128-133; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.702-723; Wigny, op. cit., s.597; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.619; Laferrière, op. cit., s.772; Kinder-Gest, op. cit., s.32; Zoller, op. cit., s.452-453; 471; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.474-475.

Parlâmenter monarşilerde, devlet başkanının, yani kralın cezaî sorumsuzluğu  ilkesi kabul edilmektedir. Zira, bir monarşide kralın şahsı, “kutsal  (sacrée, sacrosanct )” ve “dokunulmaz (inviolable)”dır[13]. Buna kısaca kralların “dokunulmazlığı (inviolabilité)” ilkesi denir[14]. Üstelik bu dokunulmazlık tam ve mutlaktır. Krallar görevleriyle ilgili suçlarından veya göreviyle ilgili olmayan kişisel suçlarından, yani “adî suçları (délits de droit commun )”ndan dolayı sorumsuz dur. Mesela İngiltere’de bu konuda, “eğer Kral kendi eliyle bir bakanı öldürürse, bundan Başbakan sorumlu olur. Ama eğer Kral Başbakanı öldürürse , bundan kimse sorumlu olmaz” denilmektedir[15]. İngiltere’de hükümdarın sorumsuzluğu 1947 tarihli Crown Procedings Act  ile düzenlenmiştir[16].

Kralın dokunulmazlığı ve dolayısıyla cezaî sorumsuzluğu ilkesi parlâmenter monarşilerde anayasalar tarafından açıkça kabul edilmiştir. Örneğin 1994 Belçika  Anayasası “Kralın şahsının dokunulmaz” olduğunu öngörmektedir (m.88). 1953 Danimarka Anayasasına göre, Kral eylemlerinden dolayı sorumsuzdur; ve onun şahsı “mukaddes (sacrosanct)”tir (sek.13). 1978 İspanyol Anayasası, kralın dokunulmaz ve sorumsuz olduğunu belirtmektedir (m.56/3). 1983 Hollanda Anayasası Kralın “dokunulmaz” olduğunu ilân etmektedir[17]. 1975 İsveç Anayasası, fiillerinden veya ihmallerinden dolayı Kral hakkında takibatta bulunulamayacağını hükme bağlamaktadır (bölüm 5, m.7). 1868 Lüksemburg Anayasasına göre, Büyük Dükün şahsı dokunulmazdır (m.4). 1814 Norveç Anayasası da Kralın şahsının kutsal olduğunu, denetlenemeyeceğini ve suçlandırılamayacağını hüküm altına almaktadır (m.5). 1876 Osmanlı Kanun-u Esasîsi de, Padişahın şahsının “mukaddes ve gayrı mesul” olduğunu hükme bağlıyordu (m.5).

Kralların sorumsuzluğunun altında “kral hata yapmaz, kral kötülük yapmaz (the King can do no wrong[18] , le roi ne peut mal faire[19] )” ilkesi yatmaktadır. Bu ilke kralı bütün beşerî fiillerinden sorumsuz kılmaktadır. Hangi tür fiil söz konusu olursa olsun, krala karşı cezaî takibatta bulunulamaz[20]. Kralların cezaî sorumsuzluğu, teorik olarak, bir krallıkta, kralın “egemen” olmasından kaynaklanmaktadır. Egemenliğin krala ait olduğu bir sistemde, zaten kralın suç işlemesi düşünülemez. Kralların cezaî sorumsuzluğu ilkesi monarşik anayasalarda da açıkça kabul edilmektedir. Diğer yandan, bir monarşide, kral, hem yasama organı, hem yargı organının bir parçası olarak kabul edilir[21]. Bir taraftan kanun koyucu, diğer taraftan hâkim olarak düşünülen bir kişinin cezaî ve hukukî sorumluluğunun olması telakki edilemez.

B. Parlâmenter Cumhuriyetlerde 

Bibliyografya.- Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.809-812; Esmein, op. cit., c.II, s.225; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.619-620; Laferrière, op. cit., s.770-773, 1026-1029; Hauriou, op. cit., s.415-416; Debbasch et al., op. cit., s.675-678; Lavroff, op. cit., s.397-398; Ardant, op. cit., s.445; Favoreu et al., op. cit., s.591-192; 453-454; Zoller, op. cit., s.471-472; Chagnollaud, op. cit., s.288; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.487-490.

Parlâmenter cumhuriyetlerde de cumhurbaşkanının kural olarak cezaî sorumsuzluğu  ilkesi kabul edilmiştir. Ancak bu ilke mutlak değildir. Cezaî sorumluluğu bakımından, cumhurbaşkanının “kişisel suçları” ile “göreviyle ilgili suçları” arasında ayrım yapılmaktadır.

1. Kişisel Suçlarından Dolayı Cumhurbaşkanlarının Sorumluluğu

Bibliyografya.- Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.809; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.619-620; Laferrière, op. cit., s.772; Debbasch et al., op. cit., s.675; Favoreu et al., op. cit., s.615; Chagnollaud, op. cit., s.288-289; Gicquel, op. cit., s.537-538.

Cumhurbaşkanının “kişisel suçları  (délits personnels )”ndan, yani “adî suçları (délits de droit commun )”ndan, diğer bir ifadeyle “görev dışında işlediği suçlar”dan dolayı sorumlu olduğu genel olarak kabul edilmektedir.

Bazı anayasalar cumhurbaşkanlarının kişisel suçlarından dolayı sorumlu olduğunu ayrıca belirtmişlerdir. Örneğin 1976 Portekiz Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı, “görevi dışında işlediği suçlardan dolayı (for offences not committed in the performance of his or her duties )” normal mahkemeler önünde sorumludur (m.133/4). 1975 Yunan Anayasası da, “görevinin ifasıyla ilgisi olmayan fiillerinden dolayı (for acts not related to the discharge of his duties)” olan ceza soruşturmalarının Cumhurbaşkanının görev süresinin sonuna kadar askıya alınacağını öngörerek, Cumhurbaşkanının kişisel suçlarından dolayı cezaî sorumluluğunu kabul etmiştir (m.49 /1). 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanunu, “görevlerinin ifasıyla ilgili bağışıklık (immunity with regard to discharge of functions)” başlıklı 13’üncü seksiyonunda Devlet Başkanına, göreviyle ilgili suçlarından dolayı bağışıklık tanımakta, ama “ceza davalarından bağışıklık (immunity from criminal proceedings)” başlıklı 14’üncü seksiyonunda Devlet Başkanının genel suçlarından dolayı sadece görev süresi içinde soruşturmaya uğramama bağışıklığı getirmektedir. Yani görev süresi bitince Devlet Başkanının görevi dışında işlediği suçlardan dolayı eski Devlet Başkanı hakkında dava açılabilecektir. Dolayısıyla İsrail’de Devlet Başkanının görevi dışındaki suçlardan dolayı, görevi esnasında soruşturulamasa da, sorumlu olduğunu söyleyebiliriz. 1944 İzlanda  Anayasası da, Cumhurbaşkanının “yürütme işlemleri (executive acts)”nden dolayı sorumsuz olduğunu aynı kuralın başkanlık otoritesini icra edenlere de uygulanacağını öngörmektedir (m.11). 1924 Türk Teşkilât-ı Esasiye Kanunu da, 41’inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Reisicumhurun husûsat-ı şahsîyesinden dolayı mes’uliyeti”ni açıkça öngörmüştü.

Cumhurbaşkanının bu görevi dışındaki kişisel suçlarından dolayı sorumlu olduğunun ayrıca anayasalarda belirtilmesine gerek yoktur. Zira, cumhurbaşkanlarına tanınan sorumsuzluk ilkesinin geçerlilik alanı zaten, mahiyeti gereği, göreviyle ilgili eylem ve işlemleri içindir. Bir gerçek kişi olarak cumhurbaşkanlarının da, görev ve yetkilerinin kullanılması dışında, herhangi bir insan olarak işlediği fiillerinden dolayı ceza kanunlarına tâbi olduğu açıktır. Bir ülkenin ceza kanununun hükümlerinden ayrık tutulduğu ayrıca ve açıkça belirtilmedikçe, cumhurbaşkanları da, o ülkenin bir vatandaşı, hatta ceza kanununun uygulama alanında bulunan bir insan olarak, o ülkenin ceza kanunlarına tâbidir. O halde, bir ülkede cumhurbaşkanını kişisel suçlarından bağışık tutan bir hüküm olmadıkça, cumhurbaşkanının göreviyle ilgili olmayan kişisel suçlarından dolayı sorumlu olduğu sonucuna varılabilir. Bu sonuca “ceza kanunlarının mecburîliği ilkesi”nden hareketle de ulaşabiliriz. Bu ilkeye göre, ceza kanunları yürürlüğe girdikleri andan itibaren, hükümlerini ihlâl eden bütün kişiler hakkında, zorunlu olarak uygulanır[22]. Eğer ceza kanunları kural olarak bütün kişiler için “mecburî” ise, cumhurbaşkanı, ayrıca ve açıkça bu kuraldan istisna tutulmadıkça, ceza kanunlarına tâbidir. O nedenle, anayasa ve kanunlarda tersi öngörülmedikçe, cumhurbaşkanları da normal ceza kanunlarına göre, normal ceza mahkemeleri tarafından yargılanabilirler.

Fransa’da  Cumhurbaşkanının göreviyle ilgisiz bir fiilinden dolayı cezaî sorumluluğunun olduğu ve normal ceza mahkemelerine tâbi olduğu kabul edilmektedir[23]. Fransa’da bu konuda bir de mahkeme kararı vardır. Paris Asliye Ceza Mahkemesi  (Tribunal correctionnel de Paris) 3 Aralık 1974 tarihli Dumont c. Giscard d’Estaing et autres kararıyla Cumhurbaşkanı Giscard d’Estaing’e karşı görevi esnasında işlenmiş ama göreviyle ilgisiz bir fiilinden dolayı açılmış bir ceza davasını görmeye yetkili olduğuna karar vermiştir[24].

Cumhurbaşkanlarının kişisel suçlarından sorumlu olduğunun kabul edilmesiyle sorun bitmemektedir. Bu sorumluluğunun gerçekleştirilebilmesi için izlenecek usûlün ayrıca düzenlenmesi gerekir. Çünkü, cumhurbaşkanı hakkında genel hükümlere göre cezaî takibatta bulunulması, örneğin tutuklanması, devletin başsız kalması gibi önemli bir sonuca yol açar. O nedenle, cumhurbaşkanlarının kişisel suçlarından dolayı cezaî sorumlulukları ile bulundukları makamın gereklerini uzlaştıran bir usûlün öngörülmesinde yarar vardır. İşte böyle usûller bazı anayasalar tarafından öngörülmüştür.

Örneğin Portekiz , Yunanistan ve İsrail’de Cumhurbaşkanının kişisel suçları hakkında takibat görev süresinin bitmesine kadar ertelenir. 1976 Portekiz Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı, görevi dışında işlediği suçlardan dolayı (for offences not committed in the performance of his or her duties) normal mahkemeler önünde sorumludur (m.133/4). Ancak, görevi boyunca Cumhurbaşkanına karşı takibatta bulunulamaz. Cumhurbaşkanına karşı ceza davası ancak görevi sona erdikten sonra açılabilir (m.133/4). 1975 Yunan Anayasasına göre Cumhurbaşkanı görevi dışında işlediği suçlardan sorumludur (m.49). Ancak bu suçlarından dolayı yapılacak soruşturma başkanlık görevinin sonuna kadar askıya alınır (m.49/1). 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanunu, Cumhurbaşkanı hakkında görevi döneminde cezaî takibatta bulunulamayacağını hükme bağlamaktadır (sek.14). Buna göre görev süresi bittiğinde, görevi dışındaki fiillerinden dolayı Cumhurbaşkanı hakkında cezaî takibatta bulunulabilecektir. Yine aynı Kanun, Cumhurbaşkanının görev süresi boyunca zamanaşımının işlemeyeceğini hükme bağlamaktadır (sek.14). 1944 İzlanda Anayasası da Cumhurbaşkanının bir suç isnadı dolayısıyla ancak Althingi’nin rızasıyla yargılanabileceğini hükme bağlamaktadır (m.11). Dolayısıyla 1944 İzlanda Anayasasının Cumhurbaşkanına milletvekili dokunulmazlığına benzer bir dokunulmazlık tanıdığını söyleyebiliriz.

Türkiye’de de 1924 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu , Cumhurbaşkanının kişisel suçlarından dolayı cezaî sorumluluğu ile Cumhurbaşkanlığı makamının gereklerini uzlaştıran bir usûl öngörmüştü. 1924 Anayasasının 41’inci  maddesinin ikinci fıkrası Cumhurbaşkanının kişisel suçlarından dolayı cezaî sorumluluğu söz konusu olduğunda izlenecek usûlü şu şekilde belirlemişti:

“Reisicumhûrun husûsât-ı şahsîyesinden dolayı mes’ûliyeti lâzım geldikte işbu Teşkilât-ı Esâsiyye Kanûnunun masûniyet-i teşrîiyeye taallûk eden 17’nci maddesi mûcibince hareket edilir”

Yani 1924 Türk Anayasası, Cumhurbaşkanının kişisel suçlarından dolayı sorumluluğu söz konusu olduğunda, yasama dokunulmazlığını düzenleyen bu Anayasanın 17’nci maddesine göre hareket edilmesini öngörmekteydi. Buna göre, Cumhurbaşkanının ilk önce, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından dokunulmazlığının kaldırılması gerekmekteydi. Bu hüküm isabetli bir hükümdür. Devletin başı durumunda olan önemli bir kişinin düzmece ceza kovuşturmalarıyla rahatsız edilmemesi gerekir. Anayasaların milletvekillerine tanıdığı “yasama dokunulmazlığı”na benzer bir dokunulmazlığın, cumhurbaşkanlarına da tanınması uygun olacaktır.

Kişisel suçlarından dolayı ceza mahkemesi tarafından yargılanan cumhurbaşkanının durumu ne olur? Anayasalar böyle bir cumhurbaşkanının görevden alınmasını öngörmüyorsa cumhurbaşkanı görevine devam eder. Ancak ceza mahkemesi cumhurbaşkanının tutuklanmasına karar vermişse, burada yukarıda gördüğümüz cumhurbaşkanının görevini “geçici olarak yerine getirememesi (empêchement temporaire)” hali ortaya çıkar[25]. Keza, cumhurbaşkanının görev süresinden daha kısa bir süre hapis cezasına çarptırılması durumunda da, cumhurbaşkanının görevini “geçici olarak yerine getirememesi (empêchement temporaire)” hali söz konusu olur. Cumhurbaşkanının geri kalan görev süresinden daha uzun bir süre hapis cezası alması durumunda ise cumhurbaşkanlığı makamının “boşalması (vacance)” halinin olduğu kabul edilmelidir. İlk iki durumda cumhurbaşkanının görevine hapisten çıkmasına kadar ve ikinci durumda da yeni bir cumhurbaşkanının seçilmesine kadar, cumhurbaşkanlığı görevine anayasanın öngördüğü kişi vekâlet eder. Cumhurbaşkanının kişisel suçlarından dolayı yargılanması durumunda, özellikle tutuklanması ve ceza alması durumunda çözümlenmesi oldukça zor sorunlar ortaya çıkar. Zira, böyle istisnaî durumları genellikle anayasalar öngörüp çözüm getirmemektedir. Kanımızca bu durumdaki cumhurbaşkanının istifa etmesi sorunun iyi bir çözüm yolu olacaktır. Ancak, bu sebeplerle görevinin sona ermesi anayasada öngörülmedikçe, istifa etmeyen cumhurbaşkanının görevden alınabilmesi de mümkün değildir.

2. Göreviyle İlgili Suçlarından Dolayı Cumhurbaşkanlarının Cezaî Sorumluluğu

Göreviyle ilgili suçlarından dolayı cumhurbaşkanlarının cezaî sorumluluğu konusunda incelediğimiz ülkeleri üç gruba ayırabiliriz: Cumhurbaşkanına tam bir sorumsuzluk tanıyan ülkeler; cumhurbaşkanına tam bir sorumluluk yükleyen ülkeler; cumhurbaşkanına kural olarak sorumsuzluk, istisnaî olarak sorumluluk yükleyen ülkeler. Buna göre cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili suçlarından dolayı sorumluluğu konusunda üç sistemin olduğunu söyleyebiliriz: “Tam sorumsuzluk sistemi”, “tam sorumluluk sistemi” ve “istisnaî sorumluluk sistemi”.

a) Tam Sorumsuzluk: İsrail

İsrail’de  Cumhurbaşkanı göreviyle ilgili eylem ve işlemlerinden dolayı tam bir sorumsuzluğa sahiptir. 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanuna göre, “Devlet Başkanı, görev veya yetkileriyle bağlantılı bir şeyden dolayı bütün davalardan bağışıktır ve herhangi bir mahkemeye veya divana çıkarılamaz” (sek.13-a). Keza, aynı madde Devlet Başkanına, mahkemelere delil sunarken, devlet başkanlığı görevi dolayısıyla öğrendiği bir bilgiyi açıklamama imtiyazını da vermektedir (sek.13-b). Yine aynı madde, bu madde de cumhurbaşkanının tanınan bağışıklıkların görev süresinin dolmasından sonra da devam edeceğini öngörmektedir (sek.13-c). 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanunda Cumhurbaşkanının vatana ihanet, anayasayı ihlâl gibi bir suçtan dolayı cezaî sorumluluğunun olduğu ve bir mahkeme veya özel bir divan tarafından yargılanabileceğini öngören bir hüküm de yoktur. O halde, İsrail’de Cumhurbaşkanına göreviyle ilgili suçlarından dolayı tam bir bağışıklık tanındığını söyleyebiliriz. İsrail Devlet Başkanı, göreviyle ilgili suçlarından dolayı tam bir cezaî sorumsuzluğa sahiptir.

b) Tam Sorumluluk: Portekiz

Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili suçlarından dolayı tam olarak sorumlu olduğu sadece Portekiz’de kabul edilmektedir. 1976 Portekiz Anayasasının 133’üncü maddesinin ilk fıkrasına göre, “Cumhurbaşkanı, görevini yerine getirirken işlediği suçlardan dolayı Yüksek Adalet Divanı önünde sorumludur”. Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili suçlarından dolayı cezaî sorumluluğunu istisnasız bir şekilde kabul eden 1976 Portekiz Anayasası, Cumhurbaşkanı bu suçlarından dolayı suçlandırılıp yargılanabilmesi için özel usûller öngörmüştür. Portekiz Anayasasına göre, Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili suçlarından dolayı suçlandırılabilmesi için, milletvekillerinin beşte biri tarafından verilen bir önergenin milletvekillerinin üçte ikisi tarafından kabul edilmesi gerekir (m.133/2). Bu şekilde suçlandırılan Cumhurbaşkanı, normal ceza mahkemeleri tarafından değil, Yüksek Adalet Divanı tarafından yargılanabilir. Yüksek Adalet Divanının Cumhurbaşkanı hakkında mahkumiyet kararı vermesi, Cumhurbaşkanının görevinin sona ermesi sonucunu doğurur (m.133/3).

c) İstisnaî Sorumluluk : Almanya, Avusturya, Finlandiya, Fransa,
İrlanda , İtalya , Türkiye ve Yunanistan

Bu ülkelerde ise Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili suçlarından dolayı kural olarak sorumsuz, istisnaî olarak ise sorumlu olduğu kabul edilmektedir.

aa) Kural: Sorumsuzluk

Almanya, Avusturya, Finlandiya, Fransa, İrlanda, İtalya, Türkiye ve Yunanistan’da Cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili eylem ve işlemlerinden dolayı kural olarak cezaî sorumluluğu yoktur. Bu husus, bu ülkelerin anayasalarından açıkça anlaşılmaktadır.

Örneğin 1949 Alman  Anayasasının 61’inci maddesi, Cumhurbaşkanının sadece “Anayasayı veya diğer bir federal kanunu kasten ihlâl (vorsätzlicher Verletzung des Grundgesetzes oder eines anderen Bundesgesetzes)”den dolayı suçlandırılabileceğini öngörmektedir. 61’inci maddeden a contrario şu sonuç çıkmaktadır: Cumhurbaşkanı, “Anayasayı veya diğer bir federal kanunu kasten ihlâl” suçu dışında kalan göreviyle ilgili diğer suçlarından dolayı sorumsuzdur.

1929 Avusturya  Anayasasının 68’inci maddesi ise, Federal Cumhurbaşkanının, görevlerinin ifasında Federal Meclis karşısında 142’nci maddeye göre sorumlu olduğunu yazmaktadır. Avusturya Anayasasının 142’nci maddesi ise, Cumhurbaşkanının “Federal Anayasayı ihlâl (contravention of the Federal Constitution) ”den dolayı suçlandırılabileceğini öngörmektedir (m.142/2-a)[26]. O halde, Cumhurbaşkanı, “Federal Anayasayı ihlâl”den başka bir görev suçundan dolayı sorumsuzdur.

1958 Fransız  Anayasasının 68’inci maddesine göre, Cumhurbaşkanı, görevini yerine getirirken işlediği fiillerden dolayı, “yüksek ihanet  (haute trahison ) ” hali hariç, sorumlu değildir. Maddeden de açıkça anlaşılacağı üzere, Fransız Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili vatana ihanet dışında bir suçtan dolayı sorumlu olması mümkün değildir.

1999 Finlandiya  Anayasası da Cumhurbaşkanının sadece “ihanet (treason)”, “yüksek ihanet (high treason) ” veya “insanlığa karşı suç (crime against humanity )”tan dolayı sorumlu olduğunu öngörmektedir (m.113). Dolayısıyla bu üç suç dışında göreviyle ilgili diğer suçlarından dolayı Cumhurbaşkanının cezaî sorumluluğu yoktur. Bu husus, 1999 Finlandiya Anayasasının 113’üncü maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinde “diğer hallerde Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili işlemleri için hiçbir suçlandırma yapılamaz” denilerek açıkça vurgulanmıştır.

1947 İtalyan  Anayasasının 90’ıncı maddesine göre, Cumhurbaşkanı, “yüksek ihanet (alta tradimento) ” ve “Anayasaya karşı cürüm (attentato alla Costitutizone)” dışında, görevinin yerine getirilmesi sırasında işlediği suçlardan sorumlu değildir[27].

1982 Türk  Anayasasının 105’inci maddesinin son fıkrası, Cumhurbaşkanının sadece “vatana ihanet”ten dolayı suçlandırılabileceğini öngörmektedir. Bu fıkranın mefhum-u muhalifinden Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili olarak işlediği, ama vatana ihanet suçunun kapsamına girmeyen fiillerinden dolayı sorumsuz olduğu sonucu çıkmaktadır.

1975 Yunan  Anayasasının 49’uncu maddesinin ilk fıkrası açıkça, “yüksek ihanet  (high treason)” ve “Anayasayı kasten ihlâl (intentional violation of the Constitution) ” dışında, Cumhurbaşkanının görevini yerine getirirken işlediği fiillerden dolayı sorumsuz olduğunu açıkça hükme bağlamaktadır. Dolayısıyla, Yunanistan’da bu iki suç dışında kalan Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili suçları hakkında sorumsuzluk kuralı geçerlidir.

1937 İrlanda  Anayasası ise, Cumhurbaşkanının görevi esnasında işlediği “belirli fena hareket (stated misbehaviour)”ten dolayı suçlandırılabileceğini öngörmektedir (m.12/10-1). Ancak bu “belirli fena hareket”in ne olduğunu Anayasa belirtmemektedir. Bu ibare geniş yorumlanmaya elverişlidir. Ancak buna rağmen, 1937 İrlanda Anayasasının Cumhurbaşkanının görevleriyle ilgili suçlarından dolayı Cumhurbaşkanının cezaî sorumluluğunu genel olarak kabul ettiğini söyleyemeyiz. 1937 İrlanda Anayasasına göre, Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili olan ve “belirli fena hareket (stated misbehaviour)” oluşturmayan fiillerinden dolayı cezaî sorumsuzluğu vardır.

Cumhurbaşkanlarının, bu birkaç suç (vatana ihanet, anayasayı ihlâl, vs.) dışında, göreviyle ilgili suçlarından dolayı cezaî sorumsuzluğunun temelinde ne yatmaktadır? Kanımızca, cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili suçlarından dolayı sorumsuzluğunu, daha ziyade, devlet başkanının geleneksel statüsünün bir kalıntısı olarak düşünmek gerekir. Birçok ülkede tarihsel olarak monarşi yıkılıp, cumhuriyetlere geçilmiş olsa da, devlet başkanlarının geleneksel imtiyazlı statüleri, cumhuriyetlerde de devam etmiştir. Monarşiler yıkılıp, yerlerine cumhuriyetler kurulunca, cumhurbaşkanlarının statüleri kralların statülerine benzetilerek düzenlenmiştir[28]. Bu nedenle, cumhurbaşkanlarının da, görevleriyle ilgili suçlarından dolayı, krallar gibi sorumsuz olduğu kural olarak kabul edilmiştir.

bb) İstisna: Anayasayı İhlâl, Vatana İhanet, vb. Suçlardan Sorumluluk

Ancak yukarıdaki ülkelerde, cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili suçlarından dolayı cezaî sorumsuzluğu mutlak değildir. Almanya, Avusturya, Finlandiya, Fransa, İrlanda, İtalya, Portekiz, Türkiye ve Yunanistan’da Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili suçlarından dolayı sorumsuzluğunun bazı istisnaları vardır. Bu istisnalar şunlardır:

aaa) Anayasayı İhlâl [29].- Bazı anayasalar, cumhurbaşkanının görevi ve yetkilerini kullanırken anayasayı ihlâl etmesi durumunda, bundan sorumlu olacağını öngörmektedirler. Örneğin 1949 Alman Anayasası, Cumhurbaşkanının “Anayasayı veya diğer bir federal kanunu kasten ihlâl (vorsätzlicher Verletzung des Grundgesetzes oder eines anderen Bundesgesetzes)” den (m.61), 1929 Avusturya Anayasası, Federal Başkanının “Federal Anayasayı ihlâl (contravention of the Federal Constitution)”den (m.68, 142/2-a)[30], 1947 İtalyan Anayasası, Cumhurbaşkanının “Anayasaya karşı cürüm (attentato alla Costitutizone)”den (m.90), 1975 Yunan Anayasası da Cumhurbaşkanının “Anayasayı kasten ihlâl (intentional violation of the Constitution)”den (m.49) dolayı sorumlu olacağını öngörmektedir. “Anayasayı ihlâl”, “anayasayı kasten ihlâl”, “anayasaya karşı cürüm” kavramları, tanımlanması oldukça güç kavramlardır. İtalyan doktrininde “Anayasaya karşı cürüm (attentato alla Costitutizone)” Cumhurbaşkanının Anayasanın bir normunu kasten ihlâl etmesi olarak tanımlanmaktadır[31].

bbb) Vatana İhanet [32].- Bazı ülkelerde cumhurbaşkanlarının “vatana ihanet” yahut “yüksek ihanet (high treason, haute trahison)”ten dolayı da sorumlu olduğu kabul edilmektedir. 1958 Fransız Anayasası (m.68), 1999 Finlandiya Anayasası (m.113), 1947 İtalyan Anayasası (m.90), 1982 Türk Anayasası (m.105/son), 1975 Yunan Anayasası (m.49) Cumhurbaşkanlarının vatana ihanetten veya daha doğru bir tabirle yüksek ihanetten dolayı sorumlu olduklarını öngörmektedir. Vatana ihanet veya yüksek ihanet suçunun ne olduğu oldukça tartışmalıdır. Biz bu tartışmayı biraz aşağıda ayrıca göreceğiz.

ccc) İnsanlığa Karşı Suç.- 1999 Finlandiya Anayasası Cumhurbaşkanının “yüksek ihanet” suçu yanında “insanlığa karşı suç (crime against humanity)”tan dolayı da sorumlu olduğunu öngörmektedir (m.113). Bu arada şuna işaret edelim ki, 18 Temmuz 1998 tarihinde Roma’da  imzalanan “Uluslararası Ceza Mahkemesi Kurulması Hakkında Uluslararası Andlaşma”nın 27’nci maddesi, soykırım gibi insanlığa karşı suç işlemiş bir kişinin resmî sıfatının onun cezaî sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını ve keza cezasını indirilmesine yol açmayacağını hükme bağlamaktadır[33]. Dolayısıyla bu Andlaşmayı imzalamış ve onaylamış bir ülkede devlet başkanının işlediği insanlığa karşı suçlardan dolayı Uluslararası Ceza Mahkemesi önünde cezaî sorumluluğu vardır.

ddd) Belirli Fena Hareket .- 1937 İrlanda Anayasası Cumhurbaşkanının görevi esnasında işlediği “belirli fena hareket (stated misbehaviour)”ten dolayı suçlandırılabileceğini öngörmektedir (m.12/10-1). Ancak bu “belirli fena hareket”in ne olduğunu Anayasa belirtmemektedir.

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz: Cumhurbaşkanı göreviyle ilgili suçlarından dolayı İsrail’de tam sorumsuz; Portekiz ve İzlanda’da tam sorumludur. Buna karşılık cumhurbaşkanı Almanya ve Avusturya’da sadece “anayasayı ihlâl”; Fransa ve Türkiye’de sadece “vatana ihanet”; İtalya ve Yunanistan’da “anayasayı ihlâl” ve “vatana ihanet”; Finlandiya’da ise “vatana ihanet” ve “insanlığa karşı suç”, İrlanda’da ise “belirli fena hareket” suçlarından dolayı sorumludur.

3. Cumhurbaşkanlarının Göreviyle İlgili Suçlarından Dolayı
Suçlandırılması ve Yargılanması Usûlü
 

Bibliyografya.- Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.809-812; Esmein, op. cit., c.II, s.225-225; Vedel, op. cit., s.430-431; 540-549; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.619-621; Laferrière, op. cit., s.1027-1029; Debbasch et al., op. cit., s.675-676; Ardant, op. cit., s.445; Favoreu et al., op. cit., s.591-192, 614-615; Gicquel, op. cit., s.538-540.

İsrail hariç olmak üzere, cumhurbaşkanının göreviyle ilgili suçlarından dolayı sorumluluğunu tam olarak kabul eden Portekiz ve İzlanda’da ve keza istisnaî olarak kabul eden Almanya, Avusturya, Finlandiya, Fransa, İrlanda, İtalya, Türkiye ve Yunanistan’da Cumhurbaşkanının bu tür suçlarından dolayı yargılanabilmesi mümkündür. Ancak bu ülkelerin anayasaları, bu tür suçlarından dolayı cumhurbaşkanlarının suçlandırılması ve yargılanabilmesi için özel usûller öngörmüşlerdir. Şimdi bu usûlleri görelim.

a) Suçlandırma

Burada suçlandırma yetkisinin kime ait olduğunu ve suçlandırma usûlünü ve bunun için gereken karar yeter sayısını göreceğiz.

aa) Suçlandırma Yetkisi.- Göreviyle ilgili bir suçundan dolayı cumhurbaşkanlarını suçlandırma yetkisi parlâmentolara verilmektedir. Bu konuda değişik sistemler vardır. (1) Finlandiya, Portekiz, Türkiye ve Yunanistan gibi tek meclisli ülkelerde suçlandırma yetkisi, haliyle ülkenin tek meclisine verilmiştir. Örneğin Cumhurbaşkanını suçlandırma yetkisine, Finlandiya’da Parlâmento[34], Portekiz’de Cumhuriyet Meclisi (Assembleia da República)[35], Türkiye’de Türkiye Büyük Millet Meclisi[36]; Yunanistan’da Parlâmento[37] sahiptir. (2) Almanya, Avusturya, Fransa, İrlanda, İtalya gibi iki-meclis sisteminin bulunduğu ülkelerde, suçlandırma yetkisinin verilmesi konusunda üç ayrı sistem vardır. (a) Birinci sistemde suçlandırma yetkisi iki meclisin bir araya gelerek oluşturdukları kurula verilmektedir. Örneğin 1929 Avusturya Anayasasına göre Cumhurbaşkanı Anayasayı ihlâlden dolayı (m.142/2-a) Federal Meclis tarafından suçlandırılır (m.68). Federal Meclis, Temsilciler Meclisi ve Senatonun bir araya gelmesiyle oluşan Kurula verilen addır (m.38). 1947 İtalyan Anayasasına göre de Cumhurbaşkanı vatana ihanet ve Anayasaya karşı cürüm işlemekten dolayı Parlâmentonun ortak toplantısında suçlandırılır (m.90/2). (b) İkinci sistemde, suçlandırma yetkisi her iki meclise ortak olarak verilir. Yani cumhurbaşkanının suçlandırılabilmesi için, bu yoldaki önergenin hem birinci meclis, hem de ikinci meclis tarafından kabul edilmesi gerekir. Örneğin 1958 Fransız Anayasasına göre Cumhurbaşkanı her iki meclis tarafından ayrı ayrı kabul edilecek bir önerge ile suçlandırılabilir (m.68/1). Bu sistemde meclislerden birisinin önergeyi kabul etmemesi durumunda, Cumhurbaşkanının suçlandırılması mümkün olmayacaktır. (c) Üçüncü sistemde, cumhurbaşkanını suçlandırma yetkisi her iki meclise de ayrı ayrı verilir. Bu sistemde meclislerden her biri tek başına cumhurbaşkanını suçlandırmaya yetkilidir. Örneğin 1949 Alman Anayasasına göre ise, meclislerden her biri (Bundestag veya Bundesrat) tek başına Cumhurbaşkanını Anayasayı veya diğer bir federal kanunu kasten ihlâl suçundan dolayı suçlandırabilir (m.61/1). 1937 İrlanda Anayasasına göre de Cumhurbaşkanı “belirli fena hareket”ten dolayı Oireachtas’ın her iki meclisi (Dail Eireann ve Seanad Eireann) tarafından da suçlandırılabilir (m.12/10-2).

bb) Suçlandırma Önergesi.- “Vatana ihanet”, “anayasayı ihlâl” gibi cumhurbaşkanının göreviyle ilgili suçlarından dolayı suçlandırılması fevkalâde önemli bir konudur. Böyle bir konunun parlâmentonun gündemine alınıp görüşülmesinin dahi istenmeyen birtakım sonuçları olabilir. Devletin en yüksek makamında bulunan ve devleti sembolize eden bir kişi, bir iki parlâmento üyesinin gayri ciddî suç iddialarıyla rahatsız edilmemelidir. Muhtemelen bu nedenle, anayasalar, cumhurbaşkanının suçlandırılması önergesinin verilmesini dahi birtakım güçleştirici koşullara bağlamışlardır. Örneğin 1949 Alman Anayasasına göre suçlandırma önergesi Bundestag veya Bundesrat üyelerinin en aç dörtte biri tarafından imzalanmış olmalıdır (m.61). Fransa’da ise Cumhurbaşkanının vatana ihanetle suçlandırılması hakkındaki önergenin Millet Meclisi veya Senato üyelerinin en az onda biri tarafından imzalanması gerekir[38]. 1937 İrlanda Anayasasına göre de Cumhurbaşkanının suçlandırılması önergesinin önergenin verildiği meclisin üye tamsayısının en az üçte biri tutarındaki üye tarafından imzalanması gerekir (m.12/10-3). İtalyan Anayasasında suçlandırma önergesine ilişkin bir hüküm yoktur[39]. 1976 Portekiz Anayasasına göre Cumhurbaşkanının görevleriyle ilgili suçlarından dolayı suçlandırılma önergesi milletvekillerinin en az beşte biri tarafından verilmelidir (m.133/2). 1982 Türk Anayasasına göre “Cumhurbaşkanı vatana ihanetten dolayı Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının en az üçte birinin teklifi üzerine” suçlandırılabilir (m.105/son). 1975 Yunan Anayasasına göre de, Cumhurbaşkanı hakkında vatana ihanetle suçlandırılması yönündeki önergenin parlâmentonun üye tamsayısının en az üçte biri tutarındaki üye tarafından imzalanması gerekir (m.49).

1929 Avusturya  Anayasası ise Cumhurbaşkanını suçlandıracak Federal Meclisin ancak Temsilciler meclisi veya Senatonun kararı üzerine Başbakan tarafından toplantıya çağrılabileceğini öngörmektedir (m.68/2).

Finlandiya’da  ise parlâmento üyelerinin suçlandırma önergesi vermeleri mümkün değildir. Zira bu ülkede suçlandırma önergesi, daha doğrusu, cumhurbaşkanının ihanet, yüksek ihanet veya insanlığa karşı bir suç işlediği iddiası, Parlâmento önünde, Adalet Bakanı (Chancellor of Justice ), Ombudsman veya Hükûmet tarafından ileri sürülmelidir (m.113/2).

cc) Karar Yetersayısı .- Cumhurbaşkanının suçlandırılmasına ilişkin usûlüne uygun olarak verilmiş önerge parlâmentoda görüşülür ve oylanır. Anayasalar bu önergelerin kabul edilebilmesi için parlâmento üye tamsayısının salt çoğunluğu veya üçte ikisi, dörtte üçü[40] gibi yüksek çoğunluklar öngörmektedir. Örneğin 1947 İtalyan Anayasası (m.90/2) ve 1958 Fransız Anayasası (m.68/1) Cumhurbaşkanının suçlandırılabilmesi için önergenin üye tamsayısının salt çoğunluğuyla kabul edilmesini şart koşmaktadır. 1949 Alman Anayasası (m.61/3), 1937 İrlanda Anayasası (m.12/10-4), 1976 Portekiz Anayasası (m.133/2), 1975 Yunan Anayasası (m.49) Cumhurbaşkanının suçlandırılabilmesi için parlâmentonun üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunu; 1999 Finlandiya Anayasası (m.113/1),1982 Türk Anayasası (m.105/son) üye tamsayısının dörtte üç çoğunluğunu aramaktadır. 1929 Avusturya Anayasası ise üye tamsayısının değil, kullanılan oyların üçte iki çoğunluğunu aramaktadır (m.68/3). Ancak, oylamada her iki meclisin her birinin üyelerinin en az yarısının katılmasını şart koşmaktadır (m.68/3).

dd) Suçlandırılan Cumhurbaşkanı Görevinde Kalır mı? Bu soruya açıkça anayasaların cevap vermesi gerekir. Örneğin 1949 Alman Anayasasına göre, Anayasa Mahkemesi, suçlandırılmasından sonra Cumhurbaşkanının görevlerini yerine getiremez durumda olup olmadığına geçici olarak karar verir (m.61/2, son cümle). Yunan Anayasasının 49’uncu maddesi suçlandırılan Cumhurbaşkanının görevinden çekilmesini öngörmüştür (m.49/4). Yargılama süresince görevinden çekilen Cumhurbaşkanının yerine Parlâmento Başkanı vekâlet eder (m.49, 34). Eğer Cumhurbaşkanı yargılama neticesinde beraat ederse, görev ve yetkilerini tekrar elde eder (m.49/4). 1999 Finlandiya Anayasası da yargılama süresince Cumhurbaşkanının görevinden çekileceğini hükme bağlamaktadır (m.113/3). Ne var ki, görebildiğimiz kadarıyla, vatana ihanet ile suçlandırılan cumhurbaşkanının görevde kalıp kalmayacağı sorusuna Alman, Yunan ve Finlandiya Anayasası dışındaki başka Anayasalar cevap vermemektedirler. Kanımızca, bu soruya anayasada verilmiş olumsuz bir cevap yok ise, cumhurbaşkanının görevde kalabileceği sonucuna varmak gerekir. Ancak yargılanan cumhurbaşkanı tutuklanırsa, yukarıda gördüğümüz cumhurbaşkanının görevini “geçici olarak yerine getirememesi (empêchement temporaire)” hali ortaya çıkar. Bu durumda Cumhurbaşkanının hapisten çıkmasına kadar, cumhurbaşkanlığı makamına vekâlet edilmesi gerekir.

b) Yargılama

Suçlandırılma aşamasından sonra, cumhurbaşkanının yargılanmasına geçilir.

aa) Yargılama Makamı.- Her ülkenin anayasası, cumhurbaşkanını yargılayacak makamı belirtmektedir. Anayasalar, parlâmento tarafından suçlandırılan cumhurbaşkanını yargılama görevini değişik organlara vermişlerdir. Bazı anayasalar bu görevi Anayasa Mahkemesine, diğer bazı anayasalar ülkenin adlî yargının üst mahkemesine (yani temyiz mahkemesine), diğer bazı anayasalar ise sırf bu amaçla kurulan özel bir mahkemeye vermektedirler. Diğer bazı anayasalar ise, bu görevi parlâmentonun bir meclisine vermektedir. Dolayısıyla ortada dört sistem vardır:

aaa) Anayasa Mahkemesi Sistemi .- 1949 Alman (m.61),  1929 Avusturya (m.142), 1947 İtalyan (m.134) Anayasaları Cumhurbaşkanını yargılama görevini Anayasa Mahkemesine vermişlerdir. 1982 Türk Anayasası da, Cumhurbaşkanını “Yüce Divan” sıfatıyla yargılama görevini Anayasa Mahkemesine bırakmıştır (m.148/3).

bbb) Temyiz Mahkemesi Sistemi .- 1976 Portekiz Anayasası, göreviyle ilgili suçlarından dolayı Parlâmento tarafından suçlandırılan Cumhurbaşkanını yargılama görevini “Yüksek Adliye Mahkemesi (Supremo Tribunal de Justiça)”ne vermiştir (m.133/1). Yüksek Adliye Mahkemesi ülkenin adlî yargı alanındaki temyiz mahkemesidir (m.212).

ccc) Özel Mahkeme Sistemi .- 1975 Yunan Anayasası Parlâmento tarafından suçlandırılan Cumhurbaşkanını yargılama görevini bu amaçla oluşturulan bir “özel (ad hoc) mahkeme”ye vermiştir (m.86). Bu ad hoc mahkeme, Hukuk ve Ceza Yüksek Mahkemesi Başkanının başkanlığında, Hukuk ve Ceza Yüksek Mahkemesinin üyeleri, Hukuk ve Ceza İstinaf Mahkemelerinin Başkanları arasından Parlâmento Başkanı tarafından alenî oturumda kura yoluyla seçilen on iki üyeden oluşur (m.86/1). 1999 Finlandiya Anayasası da Cumhurbaşkanı yargılanması görevini “Impeachment Yüce Divanı  (High Court of Impeachment )” isimli özel bir mahkemeye vermiştir (sek.113/1). Bu mahkeme, Yüksek Mahkemenin Başkanının başkanlığında, Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı, İstinaf Mahkemelerinin en kıdemli üç başkanından ve dört yıllık bir dönem için Parlâmento tarafından seçilen beş üyeden oluşur (sek.101/3). 1958 Fransız Anayasası ise Parlâmento tarafından yüksek ihanetle suçlandırılan Cumhurbaşkanını yargılama görevini bu amaçla kurulan “Yüksek Adalet Divanı (Haute Cour de la Justice )”na vermiştir (m.68). Yüksek Adalet Divanı ise, Millet Meclisi tarafından kendi içinde seçilen 12 ve Senato tarafından kendi içinden seçilen 12, olmak üzere toplam 24 üyeden oluşur[41]. Yüksek Adalet Divanı kendi başkanını kendi üyeleri arasından seçer (m.67).

ddd) Diğer Meclis Sistemi .- 1937 İrlanda Anayasasına göre ise Cumhurbaşkanını yargılama görevi, Parlâmentonun meclislerinden birine aittir (m.12/10). İrlanda Anayasasına göre, iki-meclisli olan İrlanda Parlâmentosunun meclislerinden herhangi biri, Cumhurbaşkanını üye tamsayısının üçte ikisi ile suçlandırırsa, diğer Meclis, Cumhurbaşkanını yargılar (m.12/10-5). Cumhurbaşkanını, kendisini yargılayan Meclisin önüne çıkıp kendini savunma veya kendini bu amaçla temsil ettirme yetkisine sahiptir (m.12/10-6). Yargılayan Meclis, yargılama neticesinde Cumhurbaşkanına yüklenilen suçun (fena hareket, misbehaviour) onun görevde kalmasına engel teşkil ettiğine üye tamsayısının en az üçte ikisi ile karar verirse Cumhurbaşkanı görevden düşer (m.12/10-7).

cc) Yargılama Makamının Fiilin Tavsifi Konusundaki Yetkisizliği .- Yargılama makamı, cumhurbaşkanına isnat edilen fiilin, anayasada belirtilen suçu (yüksek ihanet, anayasayı ihlâl, vb.) değil, bir başka suçu oluşturduğuna karar verip cumhurbaşkanını o suçtan yargılamaya devam edemez. Cumhurbaşkanının fiilinin anayasada belirtilen suç (yüksek ihanet, anayasayı ihlâl, vb.) olarak tavsifi, parlâmentonun suçlandırma kararıyla yapılmıştır. Yani suçlandırma yetkisi münhasıran parlâmentolara aittir. Dolayısıyla yargılama makamı, cumhurbaşkanlarını anayasada belirtilen suç (yüksek ihanet, anayasayı ihlâl, vb.) dışında kalan bir başka suçtan dolayı yargılayamaz. Cumhurbaşkanları zaten anayasada belirtilen suçlar (yüksek ihanet, anayasayı ihlâl, vb.) dışında bir başka suçtan dolayı yukarıda gördüğümüz gibi (Portekiz hariç) sorumsuzdur. Yargılama makamı cumhurbaşkanına isnat edilen fiilin, anayasada belirtilen suçu (yüksek ihanet, anayasayı ihlâl, vb.) oluşturmadığını, ama bir başka suçu oluşturabileceği kanısına varıyorsa, cumhurbaşkanı hakkında beraat kararı vermelidir.

cc) Yargılama Makamının Yetkisi .- Yargılama makamı, suçlandırma kararında iddia edilen fiilin cumhurbaşkanı tarafından işlenip işlenmediğini, işlenmiş ise, bu fiilin suç olup olmadığını serbestçe takdir edebilir[42]. Yargılama makamı, cumhurbaşkanının isnat edilen fiilî işlediği ve bu fiilin anayasada belirtilen suçu (yüksek ihanet, anayasayı ihlâl, vb.) oluşturduğu kanısına varırsa, cumhurbaşkanı hakkında mahkumiyet kararı verir. Yargılama makamı, isnat edilen fiilî cumhurbaşkanının işlemediği ve keza bu fiilî işlemekle birlikte bu fiilin anayasada belirtilen suçu (yüksek ihanet, anayasayı ihlâl, vb.) oluşturmadığı kanısına varırsa, cumhurbaşkanı hakkında beraat kararı verir.

Yargılama Makamının Beraat veya Mahkumiyet Kararları Ne Sonuç Doğurur? Bazı anayasalar bu sonuçları belirtmiştir: Örneğin 1949 Alman Anayasasına göre, Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını Anayasayı ihlâlden suçlu görürse, onun Cumhurbaşkanlığından düştüğüne karar verir (m.61/2). Dolayısıyla bu Anayasaya göre Anayasa Mahkemesi beraat kararı verirse, Cumhurbaşkanı görevine devam eder. Yukarıda da görüldüğü gibi, Alman Anayasa Mahkemesi, mahkumiyet kararından önce, yargılama esnasında, Cumhurbaşkanının görevini Cumhurbaşkanı görevlerini yerine getiremez durumda olup olmadığına geçici olarak karar verebilmekteydi (m.61/2, son cümle). Anayasa Mahkemesi böyle bir karar vermiş ise, beraat kararıyla bu geçici kararı ortadan kalkar. 1937 İrlanda Anayasasına göre, Cumhurbaşkanını yargılayan Meclisin, Cumhurbaşkanına yüklenilen suçun (fena hareket, misbehaviour) onun görevde kalmasına engel teşkil ettiğine üye tamsayısının en az üçte ikisi ile karar verirse, Cumhurbaşkanı görevden düşer (m.12/10-7). 1976 Portekiz Anayasasına göre Yüksek Adliye Mahkemesinin Cumhurbaşkanı hakkında mahkumiyet kararı vermesi, Cumhurbaşkanının görevinin sona ermesi sonucunu doğurur (m.133/3). 1975 Yunan Anayasasına göre, yargılanan Cumhurbaşkanı, görevinden çekilmek zorundadır (m.49/4). Yerine Parlâmento Başkanı vekâlet eder (m.34). Eğer Cumhurbaşkanı yargılama neticesinde beraat ederse, görev ve yetkilerini tekrar elde eder (m.49/4). Mahkum olursa, görevinden geçici olarak çekilen Cumhurbaşkanının görevinin kesin olarak sona erdiği kabul edilir.

Bazı anayasalarda ise bu konuda hüküm yoktur. Örneğin 1958 Fransız Anayasası (m.67, 68), 1947 İtalyan Anayasası (m.90, 134) ve 1982 Türk Anayasası (m.105, 148), suçlandırılan ve yargılama makamı tarafından yargılanan cumhurbaşkanının görevde kalıp kalmayacağını, keza yargılama makamının mahkumiyet kararının cumhurbaşkanının görevini sona erdirip erdirmediği hususlarında hüküm içermemektedir. Bu anayasalar da, aksine hüküm olmadığına göre, yargılanan cumhurbaşkanının yargılama esnasında görevde kalacağı düşünülebilir. Yargılama makamı beraat kararı vermiş ise, ortada sorun olmayacaktır. Görevde olan cumhurbaşkanı görevine devam edecektir. Ancak yargılama makamı, mahkumiyet kararı vermiş ise ne olacaktır? Bu Anayasalarda bu soruya bir cevap verilmediği için bu soru oldukça tartışmalıdır. Anayasada hüküm olmadığına göre, cumhurbaşkanının görevde kalacağı söylenebilir. Ancak, cumhurbaşkanı, hapis cezası almış ise ne olacaktır? Cumhurbaşkanı hapiste iken görevini yapamayacaktır. Bu nedenle, Cumhurbaşkanının görevini yerine getiremeyecek durumda olduğuna hükmedilebilir. Cumhurbaşkanının hapiste yatacağı süre, kalan görev süresinden daha uzun ise, burada cumhurbaşkanlığının “boşalması (vacancy)”, mahkumiyet süresi kalan görev süresinden daha kısa ise, Cumhurbaşkanının “görevini geçici olarak yapamayacak durumda bulunması (temporary incapacity, empêchement temporaire)” durumlarının ortaya çıktığı düşünülebilir. Bu durumlarda ne yapılacağını yukarıda gördük. Bu konuda oraya bakılmalıdır[43].

Cumhurbaşkanlarının görevleriyle ilgili suçlarından dolayı cezaî sorumluluğu konusunda ulaştığımız sonuçları bir tablo halinde gösterelim:

 

TABLO 2: Cumhurbaşkanlarının Görevleriyle
İlgili Suçlarından Dolayı Cezaî Sorumluluğu

ÜLKELER

AY*

Madde

Suçlar

Suçlandırma

Yetkisi

KYS*

GK?*

Yargılama

Makamı

So-nuç

Almanya

1949

m.61

Anayasayı

İhlâl

Bundestag veya Bundesrat

2/3

AYM K*

Anayasa
Mahkemesi

Düşme

Avusturya

1929

m.68 m.142

Anayasayı

İhlâl

Federal Meclis
(Ortak Toplantı)

2/3

?

Anayasa
Mahkemesi

?

Finlandiya

1999

m.113 m.101

İhanet, Yük.İhanet
İnsanlığa Karşı Suç

Parlâmento
(Tek Meclisli)

3/4

Çekilir

İmpeachment

Yüksek Divanı

Düşme

Fransa

1958

m.68

Yüksek

İhanet

Millet Meclisi
veya Senato

1/2

?

Yüksek Adalet Divanı

?

İrlanda

1937

m.12/10

Belirli Fena
Hareket

Dail Eireann veya Seanad Eireann

2/3

?

Diğer
 Meclis

Düşme

İsrail

1964

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

İtalya

1947

m.90 m.134

Anayasaya Karşı Cürüm, Y. İhanet

Parlâmento
(Ortak Toplantı)

1/2

?

Anayasa
Mahkemesi

?

Portekiz

1976

m.133

Bütün Suçlar

Cumhuriyet Meclisi
(Tek Meclisli)

2/3

?

Yüksek Adlîye Mahkemesi

Düşme

Türkiye

1982

m.105 m.148

Vatana

İhanet

T.B.M.M.

(Tek Meclisli)

3/4

?

Anayasa
Mahkemesi

?

Yunanistan

1975

m.49 m.86

Yüksek İhanet,
Anayasayı İhlâl

Parlâmento
(Tek Meclisli)

2/3

Çekilir

Ad Hoc
Mahkeme

Düşme

*KYS: Karar yetersayısı

GK?: Suçlandırılan Cumhurbaşkanı Yargılama Süresince Görevde Kalır mı?

AY: Anayasa

AYM K.: Anayasa Mahkemesi karar verir.

Y.İhanet: Yüksek İhanet

Ek Başlık: “Vatana İhanet” Suçu  Üzerine Bir Not

Bibliyografya.- Antide Moreau, “La haute trahison du président de la République”, Revue du droit public, 1987, s.1451-1601; Patrick Auvret, “La responsabilité du chef de l'Etat”, Revue du droit public, 1988, s.77-117; Georges Vedel, “La compétence de la Haute-Cour”, in Mélanges dédies à M. le professeur Joseph Magnol, Paris, Librairie du Recueil Sirey, 1948, s.393-422; Raymond Lindon et Daniel Amson, La Haute Cour: 1789-1987, Paris, P.U.F., Coll. “Politique d'aujourd'hui”, 1987; Antonin Besson, “Haute Cour de justice”, Répertoire de droit public et administratif, Mise à jour 1990, Editions Dalloz, Vol.II, s.1185‑1188; Xavier Delcros, “Commentaire des articles 67 et 68”, in François Luchaire et Gérard Conac (sous la direction de -), La Constitution de la République française, Paris, Economica, 2e édition, 1987, s.1178-1186; Dominique Turpin, “Parfaire l'Etat de droit en reformant ou supprimant la Haute Cour de justice”, Les Petites affiches, 4 mai 1992, n° 54, s.40-44; Jean-Pierre Rougeaux, “La Haute Cour de justice sous la Ve République”, Revue du droit public, 1978, s.1019-1053; Jean Foyer, “Haute Cour de justice”, Répertoire de droit pénal et de procédure pénale, (Encyclopédie Dalloz - Droit pénal), t.II, s.5.

“Vatana ihanet” ne demektir? Vatana ihaneti nasıl tanımlayabiliriz? İlk önce şuna işaret edelim ki, Türkiye’de “vatana ihanet” denilen şeye yabancı anayasalar “yüksek ihanet ( high treason, haute trahison, alta tradimento, Hocverrat )” demektedirler.

1. Fransa’da “Yüksek İhanet  (Haute Trahison)” Kavramı

Fransa’da anayasa hukuku doktrini tarafından yüksek ihanet konusunda verilmiş çeşitli tanımlar vardır. Örneğin, A. Bard ve P. Robiquet’ye göre, yüksek ihanet, yürütme organının millî temsilin haklarını ihlâl eden bütün işlemleridir[44]. Pierre Cot, yüksek ihaneti, “anayasanın uygulanmasının reddedilmesi” olarak tanımlamaktadır[45]. Georges Vedel’e göre ise, “yüksek ihanet, Cumhurbaşkanının görevinin gereklerini siyasî nitelikte ihlâlidir[46]. Marcel Prélot daha geniş bir tanım yapmıştır. Ona göre, yüksek ihanet, Cumhurbaşkanı ile parlâmento arasında ağır bir uyuşmazlık halinde ortaya çıkabilir. Cumhurbaşkanının takip edilebilmesi için Cumhurbaşkanının ceza hukuku anlamında bir suçlu olması gerekmez. Cumhurbaşkanının milletin diğer temsilcileri ile derin ve açık bir çatışma içine girmesi yeterlidir[47]. Dominique Turpin’e göre, yüksek ihanet, kurumların düzenli çalışmasını engelleyerek, görevinin gereklerini yerine getirmeyen Cumhurbaşkanı için öngörülmüştür[48]. Dmitri Georges Lavroff’a göre, yüksek ihanet, Cumhurbaşkanının kendisine Anayasa tarafından verilmiş olan yetkilerini kötüye kullanmasıdır. Özellikle, diğer organların anayasal yetkilerini çiğnemek ve kendi yetkilerinin sınırlarını kasten ihlâl etmek şeklinde ortaya çıkar[49].

Tüm bu tanımlardan ortaya çıkan ortak fikir odur ki, Fransa’da yüksek ihanet, Cumhurbaşkanının görevlerinin gereklerine aykırı davranması şeklinde ortaya çıkan bir “siyasî cürüm (crime politique)” olarak görülmektedir. Bu açıdan Cumhurbaşkanının değişik fiilleri, yüksek ihanet olarak nitelendirilebilir. Örneğin, Dominique Turpin’e göre, Cumhurbaşkanının Fransız Anayasasının 5’inci maddesinin kendisine verdiği yetkileri yerine getirmemesi veya 16’ncı maddesinin kendisine verdiği olağanüstü hal yetkilerini olağanüstü hal olmadan kötüye kullanması veya Parlâmentonun izni olmadan savaş ilân etmesi yüksek ihanet oluşturabilir[50]. Yine Turpin’e göre, yargı denetimine tâbi olmayan işlemleri dolayısıyla da Cumhurbaşkanı yüksek ihanet ile suçlandırılabilir. Örneğin, af ilân etme yetkisi, Millet Meclisi fesih yetkisi, referanduma başvurma yetkisi, kanunları yayımlama yetkisi gibi yetkilerini Anayasaya aykırı bir şekilde kullanması veya gerektiği halde kullanmaması durumunda Cumhurbaşkanının yüksek ihanetle suçlandırılması mümkündür[51].

2. Türkiye’de

Türk ceza mevzuatında, “vatana ihanet suçu” ismini taşıyan bir suç yoktur. Bununla birlikte, vatana ihanetle ilgili görülebilecek çeşitli kanunlar ve bazı kanunlarda maddeler vardır[52]. Türk kanunlarında vatana ihanet suçunu tanımlayan ve bu suça bir ceza öngören bir hükmün bulunmadığını söyleyebiliriz. Aynı şey başka ülkeler için, örneğin Fransa için de geçerlidir. Fransa’da da vatana ihanet suçunu tanımlayan bir kanun hükmü yoktur.

3. Suçların ve Cezaların Kanunîliği İlkesi Karşısında
Vatana İhanet Suçu

Bilindiği gibi, ceza hukuku alanında “kanunsuz suç ve ceza olmaz (nullum crimen, nullum poena sine lege)” ilkesi geçerlidir. Bu ilke, Cumhurbaşkanının vatana ihanetle suçlandırılmasında geçerli midir? Bu konuda, Fransa’da üç değişik görüş ileri sürülmüştür.

a) “Cezacı” Görüş

Üçüncü Cumhuriyet döneminde Léon Duguit tarafından savunulan ve “cezacı (pénaliste) anlayış” denilen görüşe göre, “kanunsuz suç ve ceza olmaz (nullum crimen, nullum poena sine lege)” ilkesi vatana ihanet suçunda da geçerlidir. Bu ilke Yüce Divanda (Haute Cour) da uygulanır. Vatana ihanet suçunun kurucu unsurları daha önceden kanunla belirlenmedikçe, Yüce Divan Cumhurbaşkanını vatana ihanetten dolayı yargılayamaz[53]. Bu görüş, Fransız doktrininde hiçbir zaman baskın görüş haline gelememiştir[54].

b) “Anayasacı” Görüş

Buna karşılık, Maurice Hauriou[55], Joseph Barthélemy ve Paul Duez[56] tarafından savunulan “anayasacı (constitutionnaliste) anlayış” denilen ikinci bir görüşe göre, Cumhurbaşkanının vatana ihaneti münhasıran ceza hukuku ilkelerine nazaran tanımlanamaz. Zira vatana ihanetle suçlandırma, esasen, siyasî niteliktedir ki, bu ancak siyasî bir müeyyide ile tatmin edilebilir[57]. Bugün Fransa’da doktrinin çoğunluğu[58], vatana ihanet konusunda anayasacı anlayışı kabul etmektedir. Yazarların çoğunluğuna göre, vatana ihanet esasen bir “siyasal suç (crime politique)”tur[59]. Bu görüşte olan yazarlar, vatana ihaneti, “siyasî”[60] veya “siyasî-cezaî (politico-pénale)” [61] bir usûl olarak görmektedirler. Dolayısıyla, vatana ihanet suçunun kanunî tanım yokluğu durumunda da takip edilebileceğini düşünmektedirler[62]. Yani onlara göre Cumhurbaşkanı, ceza kanununun suç olarak nitelendirmediği fiillerden dolayı da vatana ihanetten dolayı suçlandırılıp yargılanabilir. Buna göre, Yüce Divan (Haute Cour) “suçların ve cezaların kanunîliği (Nullum crimen, nulla poena sine lege)” prensibine tâbi değildir[63]. O halde, hangi fiillerin vatana ihanet suçunu oluşturduğunu belirlemekte[64] ve buna ceza vermekte Yüce Divan (Haute Cour) tam yetkilidir[65].

c) Karma Görüş

Bu iki görüş arasında, Adhémar Esmein bir “orta yol” önermiştir. Yüce Divan Cumhurbaşkanının görevden alınmasına karar verebilir. Ama, Yüce Divan, ancak, Cumhurbaşkanının fiilleri ceza kanunu tarafından belirlenmiş bir suç tanımına giriyorsa ceza verebilir[66].

Bu anlayış daha sonra Georges Vedel[67] tarafından tekrar ele alınmıştır. Georges Vedel’e göre, Yüce Divan Cumhurbaşkanına iki çeşit müeyyide uygulama yetkisine sahiptir: Cumhurbaşkanının görevden alınmasından ibaret olan siyasî müeyyide ve ceza hukuku anlamında cezalar vermeden ibaret olan cezaî müeyyide[68]. Vedel’in anlayışında,

“Cumhurbaşkanının Millet Meclisi tarafından vatana ihanetle suçlandırılması ve Yüce Divanın vatana ihanet hükmü, sadece, Cumhurbaşkanının sakat bir işlem yaptığı, görevinin gereklerine ihanet ettiği anlamına gelir ki, bu siyasî bir tespittir ve bizatihi dar anlamda bir ceza uygulanmasını gerektiren bir cürüm veya kabahatin işlendiği anlamına gelmez. Eğer vatana ihanet, bir cürüm veya kabahat olarak değil de, bir siyasî suçlandırma olarak kabul edilirse, bir kanun metni onu tanımlamıyor olsa da, vatana ihanet mevcut olabilir”[69].

Bu anlayışa göre, eğer Cumhurbaşkanının ceza kanununun bir maddesine girmeyen bir siyasî hatası varsa, Yüce Divan Cumhurbaşkanının görevden alınmasına karar verebilir. Bu görevden alma kararı, bir siyasî hatayı cezalandıran bir siyasî müeyyidedir. Burada suçların ve cezaların kanunîliği ilkesi ihlâl edilmiş olmaz[70]. Buna karşılık, Cumhurbaşkanının vatana ihanet oluşturduğu kabul edilen fiilleri, ayrıca ceza kanunları tarafından tanımlanan bir cürüm veya kabahat oluşturuyorsa, Yüce Divan, Cumhurbaşkanının görevden alınmasından başka, gerçek anlamda cezalara hükmedebilir. Bu ise tamamıyla, suçların ve cezaların kanunîliliği ilkesi ile uyum içindedir[71]. Diğer bir ifadeyle, Vedel’e göre, Cumhurbaşkanının vatana ihanetle suçlandırılması durumunda

“Yüce Divan aynı zamanda hem Cumhurbaşkanının siyasal sorumluluğunu, hem de cezaî sorumluluğuna hükmedebilir. Suçların ve cezaların kanunîliği ilkesi, ancak bu ikinci tür sorumluluğa ilişkindir ve vatana ihanetin takdirî bir şekilde değerlendirilmesine engel değildir”[72].

Jean Foyer’in gözlemlediği gibi[73], Georges Vedel’in görüşü, vatana ihanetin siyasî özelliği ile kanunîlik ilkesini uzlaştırma avantajına sahiptir.

d) Görüşümüz

Kanımızca cumhurbaşkanlarının vatana ihanetle suçlandırılıp, yargılama makamları tarafından yargılanıp yargılanamayacağı sorusuna aşağıdaki ihtimaller üzerinde cevap vermek gerekir.

1. Eğer ülkenin ceza kanunlarında “vatana ihanet suçu” var ise, cumhurbaşkanı, sadece ve sadece bu suç kapsamına girebilecek somut bir fiilinden dolayı vatana ihanetle suçlandırılabilir. Keza yargılama makamı da sadece ve sadece bu fiilinden dolayı cumhurbaşkanını yargılayabilir ve bir cezaya mahkûm edebilir.

2. Ama ülkenin ceza kanunlarında “vatana ihanet suçu” diye bir suç mevcut değil ise, vatana ihanet ile suçlandırılan[74] cumhurbaşkanı yargılama makamı tarafından mahkum edilemez; bu makam cumhurbaşkanı hakkında beraat kararı vermelidir.

O halde belirli bir ülkede cumhurbaşkanının vatana ihanetten dolayı sorumluluğu araştırılırken yapılması gereken ilk şey, o ülkenin ceza kanunlarında “vatana ihanet suçu”nun olup olmadığının tespit edilmesidir. Bu soruya cevap vermesi gerekenler ise anayasa hukukçuları değil, o ülkenin ceza hukukçularıdır. Bu soruya ceza hukukçuları kendi disiplinlerinin ilkeleri doğrultusunda[75] cevap vermelidirler.

Sonuç olarak, biz, ceza kanunlarında “vatana ihanet (yüksek ihanet, haute trahison)” suçunu ihdas eden bir hüküm olmadıkça, cumhurbaşkanlarının vatana ihanetten mahkum edilmesinin mümkün olmadığını düşünüyoruz. Zira, birçok ülkede suçların ve cezaların kanunîliği ilkesi anayasal düzeyde bir ilkedir[76]. Bu ilke karşısında, nasıl olacak da, yargılama makamları, bir kişinin bir kanun tarafından suç olarak kabul edilmemiş bir fiilini suç olarak kabul edecek ve ona yine bir kanun tarafından öngörülmemiş bir cezayı verecek? Bu soruya hukuk mantığına saygılı birisinin olumlu cevap vermesi mümkün değildir. Vatana ihanet suçu ceza kanunları tarafından tanımlanmamışsa, yargılama makamları vatana ihanetle suçlandırılan cumhurbaşkanları hakkında beraat kararı vermelidir.

Vatana ihanetin ceza hukuku kavramı olmadığı, ceza kanunlarına göre tanımlanmaması gerektiği, bunun siyasî nitelikte bir prosedür olduğu, vatana ihanetin aslında cumhurbaşkanlarının görevlerini kötüye kullanmasının bir yaptırımı olduğu iddia edilemez. Zira, vatana ihanetle suçlandırma kurumu, cumhurbaşkanlarının sorumluluğu şemasında, cumhurbaşkanlarının siyasal sorumluluğu alanına değil, cumhurbaşkanının cezaî sorumluluğu alanına girmektedir. Cezaî sorumluluk alanında da yukarıda açıklandığı gibi, cumhurbaşkanının kişisel suçlarıyla görev suçları arasında ayrım yapılmıştır. Kişisel suçlarından sorumlu olan cumhurbaşkanları, göreviyle ilgili suçlarından dolayı, vatana ihanet dışında, sorumsuzdur.

Cumhurbaşkanlarının sorumluluğu şeması göz önünde bulundurulursa, cumhurbaşkanlarının anayasa kurallarına aykırı davranması, vatana ihanet suçunu oluşturmaz. Bu olsa olsa, belki onun siyasal sorumluluğu ile ilgili bir husustur. Ne var ki, cumhurbaşkanlarının siyasal sorumluluğunun olmadığı tartışmasız bir husustur. Diğer yandan cumhurbaşkanlarının anayasa kurallarına aykırı davranması belki de ceza hukuku anlamında bir suç, özellikle görevini kötüye kullanma veya görevini ihmal suçunu oluşturabilir; ancak cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili suçlarından dolayı cezaî sorumluluğunun olmadığı da tartışmasızdır. Dolayısıyla, siyasal sorumluluk veya göreviyle ilgili suçlarından dolayı cezaî sorumluluk alanına giren cumhurbaşkanlarının eylem ve işlemlerinin zaten mantık olarak vatana ihanet suçunu oluşturması mümkün değildir.

O halde, vatana ihanet suçunun cumhurbaşkanlarının sorumluluğu şemasındaki yerini unutmamak gerekir. Bu yer, cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili suçlarından dolayı cezaî sorumsuzluğunun bir istisnası niteliğindedir. Bu istisna da haliyle dar yorumlanmalıdır ve asıl önemlisi bu ceza hukuku sorumluluğuna ilişkin olduğuna göre, böyle bir istisnanın olabilmesi için, her şeyden önce böyle bir suçun mevcut olması gerekir. Modern hukuk sistemlerinde ise, bir suç ancak kanunla yaratılabilir. Böyle bir suç yaratan bir kanun olmadıkça da böyle bir suç yoktur. O halde olmayan bir suç nedeniyle, cumhurbaşkanlarının yargılama makamlarında yargılanıp hüküm giymesi mümkün değildir.

Bu sonuçta yadırganacak bir yan yoktur. Eğer cumhurbaşkanlarının vatana ihanetten dolayı yargılanabilmesi arzu ediliyorsa, kanun koyucunun yapması gereken şey, her şeyden önce, bir “vatana ihanet suçu”nu ihdas etmesi, yani vatana ihanet suçunu oluşturan fiili veya fiilleri belirlemesi ve bunlara ceza tertip etmesi gerekir.

Diğer yandan karşılaştırmalı hukuktan da böyle bir sonuç çıkmaktadır. Zira yukarıda gördüğümüz gibi, Alman ve Avusturya Anayasaları Cumhurbaşkanının sorumluluk hali için “vatana ihanet” kavramını değil, “Anayasayı kasten ihlâl (vorsätzlicher Verletzung des Grundgesetzes)” kavramını kullanmaktadırlar[77]. Diğer bazı anayasalar ise, cumhurbaşkanının sorumluluğu için “vatana ihanet” suçunun yanında başka suçlarda öngörmektedir. Örneğin İtalyan Cumhurbaşkanı “vatana ihanet”ten ve “Anayasaya karşı cürüm (attentato alla Costitutizone )”[78], Yunan Cumhurbaşkanı ise hem “vatana ihanet”ten, hem de “Anayasayı kasten ihlâl (intentional violation of the Constitution )” suçundan sorumludur[79]. Bu da göstermektedir ki, “vatana ihanet” kavramı, “Anayasayı ihlâl” veya cumhurbaşkanının anayasal görevlerini yerine getirmemesi olarak, geniş bir şekilde yorumlanamaz. Karşılaştırmalı hukuk, açıkça “vatana ihanet (high treason)” ve “anayasayı ihlâl (violation of the constitution )” kavramlarının birbirinden farklı kavramlar olduklarını göstermektedir.

III. Devlet Başkanlarının Hukukî Sorumluluğu

Hukukî Sorumluluk (Résponsabilité civile ) Kavramı .- “Hukukî (civile)” sıfatı buradaki anlamıyla, özel hukuka (medenî hukuk, borçlar hukuku ve ticaret hukuku) ilişkin demektir. Örneğin, borçlar hukuku alanında sorumluluk, bir “borç ilişkisi”nden kaynaklanır. “Borç” ise, esas itibarıyla, bir “sözleşme (contract, contrat) ” veya “haksız fiil (tort , acte illicite)” dediğimiz bir davranıştan doğar. Kişinin sözleşmeye uymaması veya yaptığı haksız fiil neticesinde ortaya çıkan zararları gidermesi gerekir. Bu genellikle, “aynen teslim”, “eski hale iade”, “tazminat” gibi müeyyidelerle sağlanır. Hukukî sorumluluk alanında görevli mahkemeler, Kara Avrupası hukuk sisteminde adlî yargı koluna mensup hukuk mahkemeleridir.

A. Parlâmenter Monarşilerde

Bibliyografya.- Wigny, op. cit., s.597-598; De Smith ve Brazier, op. cit., s.127-138; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.702-723.

Monarşilerde devlet başkanlarının, yani kralların sorumsuzluğu  mutlaktır. Kralların cezaî sorumluluğu olmadığı gibi, hukukî sorumluluğu  da yoktur. Yani krala karşı ceza davası açılamayacağı gibi, hukuk mahkemeleri önünde, hukuk davası açılıp, kraldan tazminat da istenemez[80]. Kralın sorumsuzluğunun altında, “kral fenalık yapmaz (the King can do no wrong)[81] ilkesinin yattığını daha önce de söylemiştik. Bunun nedeni de bir monarşide egemenliğin krala ait olmasıdır. Diğer yandan, bir monarşide kral, hem yasama organı, hem yargı organının bir parçası olarak kabul edilir[82]. Bir taraftan kanun koyucu, diğer taraftan hâkim olarak düşünülen bir kişinin hukukî sorumluluğunun olmaması normaldir. Monarşilerde “adaletin kraldan geldiği (toute justice émane du droit)”[83], “kralın adaletin kaynağı olduğu (the king is the fountain of justice)[84] kabul edilmektedir. Bir monarşi de kral, hukuken yargılama yetkisine sahiptir. Mahkemeler Kral adına çalışır. Krala karşı, Kralın kendi adına çalışan, Kralın kendi mahkemelerinde dava açılması mantıkî bir tutarsızlıktır. Onun yerine dava konusu istemi doğrudan usûlüne göre bir dilekçeyle Krala iletmek daha tutarlı bir çözümdür. Bu nedenle, monarşilerde, Kralın eylem ve işlemlerinden zarar gören kişinin Krala karşı dava açamayacağı, ama zararının karşılanması için doğrudan Krala başvurabileceği kabul edilmektedir. Örneğin İngiltere’de common law’a göre, Kraliçenin eylem ve işlemlerinden zarar gören kişiler petition of right usûlüyle Kraliçeye başvurulabilir ve Kraliçenin vereceği bir “emir (fiat)” ile zararlarını tazmin edebilirler[85].

İngiltere’de “Kral fenalık yapmaz (the King can do no wrong)” ilkesi, yani Kralın sorumsuzluğu esası, 1947’ye kadar oldukça geniş bir şekilde uygulanırdı. Bu ilke, sadece Kralın kendi davranışları için değil, aynı zamanda Tacın memurlarının  (Crown servants) eylem ve işlemleri için de geçerliydi. Zira, qui facit per alium, facit per se  ilkesi gereğince, the King can do no wrong ilkesi, sadece Kralın şahsına değil, Kralın istihdam ettiği memurların (Crown servants) eylem ve işlemlerine de uygulanıyordu[86]. Dolayısıyla, kamu görevlilerinin (Crown servants) görevlerini yerine getirirken yaptıkları eylem ve işlemlerden kaynaklanan zararlardan dolayı Taca karşı dava açılamıyordu[87]. Neticede 1947 yılında kabul edilen Crown Proceeding Act  ile “sözleşmeden dolayı Taca karşı dava açma hakkı (right to sue the Crown in contract)[88] ve “haksız fiilden doğan sorumluluğu (liability of the Crown in tort )[89] kabul edilmiştir[90]. Dolayısıyla artık, 1947’den sonra, kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle yaptığı sözleşmelerden veya ika ettikleri haksız fiilden dolayı hukukî sorumlulukları vardır. Bu durumda dava, İngiltere’de bizde olduğu gibi bir devlet tüzel kişiliği (idare) kavramı olmadığı için[91], bir bakanlığa karşı değil, doğrudan Taca karşı açılır[92].

Bununla birlikte, İngiltere’de 1947 Crown Proceeding Act’a göre 1947’den sonra da Kraliçenin kendi şahsının eylem ve işlemlerinden (private capacity) dolayı hukukî sorumluluğu yoktur. Bu eylem ve işlemlerden dolayı Kraliçeye karşı dava açılamaz[93]. Bu nedenle “Kraliçenin haksız fiil alanında kişisel bağışıklığı (Queen’s personal immunity in tort)”nın mevcut olduğu kabul edilmektedir[94]. Bu tür işlemlerden dolayı zarar gören kişiler olursa, örneğin Buckingham Sarayına yiyecek sağlayan mağaza teslim ettiği yiyeceklerin bedelini alamamış ise, yapacağı şey common law’a göre petition of right usûlüyle Kraliçeden alacağını istemekten ibarettir[95]. Kraliçe bu durumda bir “emir (fiat)” ile kendisi hakkın yerine getirilmesine karar verir[96].

Ayrıca şunu da belirtelim ki, İngiltere'de Kraliçenin veya Kralın kişisel eylem ve işlemlerinden dolayı hukukî sorumluluğu olmadığı gibi, Kraliçe veya Kral mahkemeler karşısında ayrıcalıklı bir konumdadır. Bu konuda İngiltere’de şu kurallar geçerlidir:

The King is a preferred creditor .- Yukarıda görüldüğü gibi, özel kişilerin Kralın şahsına karşı dava açma hakkı yoktur. Buna karşılık, Kralın özel kişilere karşı dava açma hakkı tamdır. Dahası, Kral bazı muhakeme ve takip usûllerinde birtakım avantajlara da sahiptir. Örneğin “Kral rüçhan hakkına sahip alacaklıdır  (The King is a preferred creditor)”[97]. Borçlu iflas etmişse, alacaklıların arasında Kral bulunuyorsa, common law’a göre Kral öncelikli alacaklıdır.

Time does not run against the King [98].- “Krala karşı süre işlemez ”. Nullum tempus occurit regi [99]. Hukuk ve ceza muhakemesinde öngörülen süreler Krala karşı geçersizdir. Kralın hakkı zamanaşımına uğramaz. Dava açmak için öngörülen süreler Krala karşı işlemez. Süre geçince Kralın hakkı düşmez.

The Crown is not bound by statute save by express words or necessary implication.- “Taç, sarahaten veya zımnen öngörülmedikçe kanun ile bağlı değildir[100]. Parlâmentonun yaptığı genel bir kanun genel olarak Tacı bağlamaz. Eğer o kanunun Tacı bağlaması isteniyorsa ayrıca ve açıkça bu husus kanunda öngörülmelidir. Örneğin çıkan bir vergi kanunu, o kanunun Taca da uygulanacağını ayrıca ve açıkça belirtmiyorsa veya zımnen bu anlaşılmıyorsa, taca uygulanmaz, kraldan vergi alınamaz[101].

B. Parlâmenter Cumhuriyetlerde

Bibliyografya.- Vedel, op. cit., s.430; 432; Laferrière, op. cit., s.1027; Hauriou, op. cit., s.416-420; Debbasch et al., op. cit., s.674-675; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.488-490.

Cumhurbaşkanlarının hukukî sorumluluğu  açısından, cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili eylem ve işlemleri ile kişisel eylem ve işlemlerinden doğan hukukî sorumluluğu arasında ayrım yapmak gerekmektedir.

1. Kişisel Eylem ve İşlemlerinden Dolayı Cumhurbaşkanlarının Hukukî Sorumluluğu

Cumhuriyetlerde cumhurbaşkanlarının görevi dışındaki kişisel eylem ve işlemlerinden dolayı sorumluluğunun tam olduğu kabul edilmektedir[102]. Zira, cumhurbaşkanı da bir gerçek kişidir ve bir gerçek kişi olarak hukukî sorumluluğu vardır. Cumhurbaşkanının “hukukî sorumluluğu”, cumhurbaşkanının özel hukuka ilişkin sorumluluğu demektir. Özel hukuk ise medenî hukuk, borçlar hukuku gibi hukuklardan oluşmaktadır.

Medenî hukuk, kişiler hukuku, aile hukuku, miras hukuku, eşya hukuku gibi hukuk dallarından oluşmaktadır. Kişiler hukukundan kaynaklanan haklara ve yükümlülüklere bir gerçek kişi olan cumhurbaşkanının tâbi olduğuna hiç şüphe yoktur. Örneğin cumhurbaşkanı seçilme yeterliliğinin şartlarından birisi genellikle “kısıtlı” olmamaktır. Burada “kısıtlılık (hacir)” kavramı medenî hukuka (kişiler hukukuna) göre belirlenir. Cumhurbaşkanının tüm diğer gerçek kişiler gibi aile hukukundan kaynaklanan haklara ve yükümlülüklere tâbi olduğundan da şüphe yoktur. Cumhurbaşkanının miras hukuku hükümlerine göre haklara ve borçlara sahip olduğundan da şüphe edilemez. Aynı şekilde cumhurbaşkanının eşya hukukundan doğan hak ve borçlara sahip olduğu da kuşkusuzdur. Örneğin cumhurbaşkanı, gayrimenkul ve menkul mallara malik olabilir; bunları devir ve ferağ edebilir. O halde cumhurbaşkanının bir gerçek kişi olarak medenî hukuk alanında sorumluluğunun tüm diğer gerçek kişiler gibi tam olduğunu söyleyebiliriz.

Borçlar hukuku alanında sorumluluk, bir “borç ilişkisi”nden kaynaklanır. “Borç” ise, bir “sözleşme” veya “haksız fiil” dediğimiz bir davranıştan doğar. Cumhurbaşkanı da hak ve fiil ehliyetine sahip bir gerçek kişi olarak, borçlar hukuku alanına giren satım, kira gibi sözleşmeler yapabilir. O halde cumhurbaşkanının sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğu olabilir. Cumhurbaşkanı da tüm gerçek kişiler gibi, yaptığı sözleşmelerden doğan borçlarını ifa etmelidir. İfa etmiyorsa, tüm gerçek kişiler gibi, borcunu yerine getirmeyen cumhurbaşkanı hakkında mahkemeler birtakım müeyyidelere, özellikle tazminat ödemeye hükmedebilirler. Örneğin cumhurbaşkanı kendi özel kullanımı için bir ev kiralamış, ama kira bedelini ödememiş ise kendisine karşı hukuk davası açılabilir.

Borçlar hukuku alanında borcun diğer bir kaynağı da “haksız fiil”dir. Cumhurbaşkanı da tüm gerçek kişiler gibi, “haksız fiil” niteliğinde olan davranışlarından dolayı başkalarına verdiği zararları tazmin etmekle yükümlüdür. Örneğin kusurlu olarak, görevi dışında yaptığı bir seyahatte otomobiliyle bir yayaya çarpıp onun bacağını kırması durumunda cumhurbaşkanı, verdiği zarardan sorumludur. Bu zararı gidermelidir. Gidermiyorsa, kendisine karşı zarar gören kişi hukuk mahkemesinde, hukuk davası açıp tazminat isteyebilir; mahkeme de haksız fiil sorumluluğunun şartları gerçekleşiyorsa, cumhurbaşkanını tazminat ödemeye mahkûm edebilir.

2. Göreviyle İlgili Eylem ve İşlemlerinden Dolayı
Cumhurbaşkanlarının Hukukî Sorumluluğu

Cumhurbaşkanlarının görev ve yetkilerini kullanırken yaptığı eylem ve işlemlerinden dolayı hukukî sorumluluğu yoktur. Zira, yukarıda cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili suçlardan dolayı sorumluluğunu incelerken gördüğümüz gibi, anayasaların çoğunluğuna göre, “anayasayı ihlâl”, “yüksek ihanet” gibi bir iki suç dışında cumhurbaşkanları kural olarak sorumsuzdur. Bu sorumsuzluk, ceza hukukuna ilişkin olduğu kadar borçlar hukukuna da ilişkindir. Bunun nedeni, anayasaların kural olarak göreviyle ilgili suçlarından dolayı cumhurbaşkanlarına sorumsuzluk tanımış olmalarıdır. Şöyle ki:

Almanya, Avusturya, Finlandiya, Fransa , İrlanda, İsrail, İtalya, Türkiye ve Yunanistan’da  cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili eylem ve işlemlerinden dolayı kural olarak bir sorumlulukları yoktur. Bu husus, bu ülkelerin anayasalarından açıkça anlaşılmaktadır. Yukarıda cumhurbaşkanının cezaî sorumluluğuna ilişkin olarak belirttiğimiz gibi, 1949 Alman Anayasası (m.61), Cumhurbaşkanının sadece “Anayasayı veya diğer bir federal kanunu kasten ihlâl”den dolayı sorumlu olduğunu öngörmektedir. Bu fiil dışında Cumhurbaşkanının hukukî-cezaî ayrımı olmaksızın bir sorumluluğu yoktur. 1929 Avusturya Anayasasına göre, Federal Cumhurbaşkanının, görevlerinin ifası sırasında sadece “Anayasayı ihlâl”den dolayı sorumludur (m.68, 142). O halde, Cumhurbaşkanının, “Anayasayı ihlâl”den başka bir fiilinden dolayı cezaî sorumluluğu olmadığı gibi, hukukî sorumluluğu da yoktur. 1958 Fransız Anayasasının 68’inci maddesi, Cumhurbaşkanının, görevini yerine getirirken işlediği fiillerden dolayı, “yüksek ihanet” hali hariç, sorumsuz olduğunu, hukukî ve ceza sorumluluk ayrımı yapmaksızın hükme bağlamaktadır. 1999 Finlandiya Anayasası da Cumhurbaşkanının sadece “ihanet”, “yüksek ihanet” veya “insanlığa karşı suç”tan dolayı sorumlu olduğunu öngörmektedir (m.113). Dolayısıyla bu üç fiil dışında göreviyle ilgili diğer fiillerinden dolayı Cumhurbaşkanının hukukî sorumluluğu yoktur. İsrail’de Cumhurbaşkanı göreviyle ilgili eylem ve işlemlerinden dolayı, cezaî veya hukukî, tam, mutlak bir sorumsuzluğa sahiptir. 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanuna göre, “Devlet Başkanı, görev veya yetkileriyle bağlantılı bir şeyden dolayı bütün davalardan bağışıktır ve herhangi bir mahkemeye veya divana çıkarılamaz” (sek.13-a). İsrail Temel Kanunu, göreviyle ilgili olmak şartıyla, Devlet Başkanının bütün eylem ve işlemlerini, cezaî ve hukukî ayrımı olmaksızın mutlak bir sorumsuzluk kapsamına almaktadır. 1947 İtalyan Anayasası da, Cumhurbaşkanının, “yüksek ihanet” ve “Anayasaya karşı cürüm” dışında, görevinin yerine getirilmesi sırasında işlediği bir fiilden dolayı sorumlu olmadığını, “hukukî sorumluluk”-“cezaî sorumluluk” ayrımı yapmaksızın belirtmektedir (m.90). 1982 Türk Anayasasına göre de, Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili eylem ve işlemlerinden dolayı sadece “vatana ihanet”ten dolayı sorumludur (m.105/son). O halde, Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili fiilleri vatana ihanet oluşturmadıkça, hukukî sorumsuzluk kapsamındadır. 1975 Yunan Anayasasının 49’uncu maddesinin ilk fıkrası, “yüksek ihanet” ve “Anayasayı kasten ihlâl” dışında, Cumhurbaşkanının görevini yerine getirirken işlediği fiillerden dolayı, hukukî ve cezaî sorumluluk ayrımı yapmaksızın, sorumsuz olduğunu açıkça hükme bağlamaktadır. Dolayısıyla, Yunanistan’da bu iki fiil dışında kalan Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili fiillerinden dolayı hukukî sorumluluğu yoktur. 1937 İrlanda Anayasası ise, Cumhurbaşkanının görevi esnasında işlediği “belirli fena hareket”ten dolayı parlâmentonun bir meclisi tarafından diğer meclisi önünde suçlandırılabileceğini öngörmektedir (m.12/10-1). Dolayısıyla, Cumhurbaşkanının bu göreviyle ilgili eylem ve işlemleri için “belirli fena hareket”inden dolayı bu şekilde suçlandırılması dışında bir hukukî bir sorumluluk yoluna gidilmesi mümkün değildir.

Buna göre görev ve yetkilerini kullanırken yaptığı eylem ve işlemlerinden dolayı, bunlar anayasayı ihlâl veya vatana ihanet niteliğinde olmadıkça, cumhurbaşkanlarının cezaî ve hukukî sorumlulukları yoktur. Örneğin cumhurbaşkanının parlâmentoya mesaj göndermesi, bir anlaşmayı onaylaması, bir kişinin cezasını affetmesi, bir kamu görevlisini görevinden alıp yerine bir başkasını ataması, savaş ilân etmesi, silahlı kuvvetlerin baş komutanlığını yapması, bir kararnameyi imzalaması, bir kanunu ısdar etmesi, parlâmentoyu feshetmesi, bazı kimselere onursal payeler vermesi dolayısıyla bazı kişilerin zarara uğraması mümkündür. Bu kişiler bu zararlarının tazmini istemiyle cumhurbaşkanına karşı hukuk davası açamazlar. Örneğin parlâmentonun açış konuşmasında veya parlâmentoya gönderdiği mesajda veya görev ve yetkileri çerçevesinde kamu oyuna yaptığı bir açıklamada, cumhurbaşkanı, bir kişiye hakaret etmiş ise, o kişi, cumhurbaşkanına karşı ceza davası açamayacağı gibi, hukuk davası açıp cumhurbaşkanından tazminat da isteyemez.

Cumhurbaşkanının görevleriyle eylem ve işlemlerinin sorumsuzluk kapsamında kalmasının bir sakıncası yoktur. Zira, bir parlâmenter demokrasi de, aşağıda ayrıca göreceğimiz gibi[103], cumhurbaşkanının bu görev ve yetkileri karşı-imza kuralına tâbidir. Böyle bir durumda, cumhurbaşkanının işlemine karşı-imzasını atan başbakan veya bakan sorumludur. Cumhurbaşkanının parlâmentoya gönderdiği mesajda birisine hakaret edilmişse, bu kişi cumhurbaşkanına karşı değil, bu mesaja karşı-imzasını atan başbakan veya bakan hakkında dava açıp ondan tazminat isteyebilir. Keza, cumhurbaşkanının imzasıyla bir kamu görevlisinin görevinden alınması durumunda, görevden alınan kamu görevlisi cumhurbaşkanına karşı değil, görevden alma kararına karşı-imzasını atan başbakan veya bakana karşı dava açabilir. O nedenle, parlâmenter demokrasilerde cumhurbaşkanlarının sorumluluk doğurabilecek istisnasız bütün eylem ve işlemlerinin karşı-imza kuralına tâbi olması hukuk devleti bakımından fevkalâde gereklidir. Bu hususu aşağıda karşı-imza kuralını inceleyeceğimiz yerde ayrıca göreceğiz.

Cumhurbaşkanının görevi dolayısıyla veya görevi esnasında yaptığı eylemlerden kaynaklanan zararlardan dolayı da hukukî sorumluluğu yoktur. Bu tür eylemler, mahiyetleri gereği karşı-imza kuralına tâbi değildir. Dolayısıyla bunlardan doğan zararların tazmini amacıyla başbakan veya ilgili bakana karşı tazminat davası da açılamaz. Örneğin görevi dolayısıyla yaptığı gezide cumhurbaşkanının makam arabasının bir yayaya çarpıp onun yaralanması durumunda, yaralanan kişinin cumhurbaşkanının şahsına karşı dava açması mümkün değildir. Çünkü cumhurbaşkanları görevlerinin ilgili fiillerinden dolayı sorumsuzdur. Bu kişinin zararının tazmini istemiyle başbakana veya ilgili bakana karşı hukuk davası açması mümkün değildir; çünkü bu trafik kazasında haliyle başbakan ve ilgili bakanın karşı-imzası yoktur. Ancak buna rağmen burada hukuk devleti bakımından bir sakınca yoktur. Zira, böyle durumlarda zarara uğrayan kişi, cumhurbaşkanının şahsına karşı değil, cumhurbaşkanlığı idarî teşkilâtına karşı dava açıp uğradığı zararın tazminini isteyebilir. Mesela, yukarıdaki trafik kazası örneğinde, cumhurbaşkanının makam aracının çarpması sonucu yaralanan kişi, ülkenin yargı sistemine göre, adliye mahkemeleri veya idare mahkemeleri önünde dava açıp tazminat alabilir. Keza, cumhurbaşkanı ile mülâkat için cumhurbaşkanlığı sarayına gelen gazetecinin başına avize düşmesi sonucu ölmesi veya cumhurbaşkanının verdiği bir resepsiyonda ikram edilen yiyeceklerin veya içeceklerin bozuk veya zehirli olmasından dolayı bazı kimselerin hastalanması ve zarara uğraması durumunda, cumhurbaşkanının şahsının değil, cumhurbaşkanlığı idarî teşkilâtının (cumhurbaşkanlığı genel sekreterliğinin) sorumluluğu söz konusudur. Böyle bir durumda, Kara Avrupası hukuk sisteminde, idarenin kusurlu sorumluluğu ilkesi geçerlidir; bu durumda dava, idarî yargıda görülür. Davada husumet, devlet başkanının şahsına değil, ayrı bir tüzel kişiliği varsa devlet başkanlığı teşkilâtına, ayrı bir tüzel kişiliği yoksa devlet başkanlığı teşkilâtının idarî bakımından bağlı bulunduğu bakanlığa veya başbakanlığa yöneltilir.

Devlet başkanlarının sorumluluğu konusunda ulaştığımız sonuçları bir tablo halinde şu şekilde özetleyebiliriz.

TABLO 3: Devlet Başkanlarının Sorumluluğu

 

 

ÜLKELER

SİYASÎ

SORUM.

CEZAÎ SORUMLULUK

HUKUKÎ SOR.

ŞAHSİ

GÖREV SUÇLARI

ŞAHSİ

GÖREV

MONAR
Ş
İ

 

Belçika

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

Danimarka

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

Hollanda

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

İngiltere

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

İspanya

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

İsveç

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

Japonya

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

Lüksemburg

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

Norveç

Yok

Yok

Yok

Yok

Yok

CUMHUR

İ

Y

E

T

Almanya

Yok

Var

İstisnaî: Anayasayı İhlâl (m.61)

Var

Yok

Avusturya

Var (m.60)

Var

İstisnaî: Anayasayı İhlâl (m.68, 142)

Var

Yok

Finlandiya

Yok

Var

İstisnaî: İh.,Yük.İh., İnsan.K.S. (m.113)

Var

Yok

Fransa

Yok

Var

İstisnaî: Yüksek İhanet (m.68)

Var

Yok

İrlanda

Yok

Var

İstisnaî: Belirli Fena Hareket (m.12/10)

Var

Yok

İsrail

Yok

Var

Yok

Var

Yok

İtalya

Yok

Var

İstisnaî: Ay.Kr.Cürüm,Yük.İha. (m.90)

Var

Yok

İzlanda

Var (m.11)

Var

?

Var

Yok

Portekiz

Yok

Var

Tam: Bütün Suçlardan Var (m.133)

Var

Tam

Türkiye

Yok

Var

İstisnaî: Vatana İhanet (m.105)

Var

Yok

Yunanistan

Yok

Var

İstisnaî: Yük.İhanet.,Ay. İhlâl (m.49)

Var

Yok

İh.: İhanet; Yük.İh.: Yüksek İhanet; İnsan.K.S.: İnsanlığa Karşı Suç;

Ay.Kr.Cürüm: Anayasaya Karşı Cürüm

 

 

 


 

[1].   Didier Maus, “Responsabilité”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény, Dictionnaire constitutionnel, Paris, P.U.F., 1992, s.926.

[2].   Örneğin 1949 Alman Anayasası, m.61; 1958 Fransız Anayasası, m.68; İsrail 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanun, sek.13, 20; 1947 İtalyan Anayasası, m.90; 1976 Portekiz Anayasası, m.133; 1982 Türk Anayasası, m.105/son; 1975 Yunan Anayasası, m.491.

[3].   Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.487.

[4].   Vedel’in aynı yönde düşündüğü anlaşılmaktadır. Vedel, cumhurbaşkanı hakkında parlâmentoda tartışma yapılamayacağını yazmaktadır (Vedel, op. cit., s.430).

[5].   Barthélemy ve Duez, op. cit., s.622; Laferrière, op. cit., s.1030.

[6].   Barthélemy ve Duez, op. cit., s.622; Laferrière, op. cit., s.773, 1030; Vedel, op. cit., s.432.

[7].   Vedel, op. cit., s.432.

[8].   Vedel, op. cit., s.432; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.622.

[9].   Barthélemy ve Duez, op. cit., s.622; Laferrière, op. cit., s.773, 1030.

[10]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.622.

[11]. Nakleden: Chagnollaud, op. cit., s.287.

[12]. Chagnollaud, op. cit., s.287.

[13]. Zoller, op. cit., s.471.

[14]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.619.

[15]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.619; Esmein, op. cit., c.I, s.159; Laferrière, op. cit., s.772;

[16]. Kinder-Gest, op. cit., s.32. Bununla birlikte söz konusu dokunulmazlık, Kraliyet Ailesinin diğer kişilerini kapsamaz (Ibid.).

[17]. Zoller, op. cit., s.453.

[18]. Chrimes, op. cit., s.18; De Smith ve Brazier, op. cit., s.133.

[19]. Esmein, op. cit., c.I, 159; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.619.

[20]. Esmein, op. cit., c.I, s.159.

[21]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.619.

[22]. Sulhi Dönmezer ve Sahir Erman, Nazarî ve Tatbikî  Ceza Hukuku, İstanbul, Filiz Kitabevi, Dokuzuncu Baskı, 1985, c.I, s.240.

[23]. Debbasch et al., op. cit., s.675; Chagnollaud, op. cit., s.289.

[24]. Tribunal correctionnel de Paris, 3 Aralık 1974, Dumont c. Giscard d’Estaing et autres, J.C.P. 1975, II, 17969 note R.Lindon’dan zikreden Debbasch et al., op. cit., s.675; Chagnollaud, op. cit., s.289.

[25]. Debbasch et al., op. cit., s.675.

[26]. Friedrich Koja, “The Legal and Political Role of the Federal President”, http://www. hofburg.at/en/index.htm, 2.1.2001.

[27]. 1947 İtalyan Anayasası, m.90/1; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.488.

[28]. Zoller, op. cit., s.471.

[29]. Favoreu et al., op. cit., s.591; Zoller, op. cit., s.453.

[30]. Koja, op. cit.

[31]. Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.488.

[32]. Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.809-812; Esmein, op. cit., c.II, s.225-225; Vedel, op. cit., s.430-431; 540-549; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.619-621; Laferrière, op. cit., s.1027-1029; Debbasch et al., op. cit., s.675-676; Ardant, op. cit., s.445; Favoreu et al., op. cit., s.591-192, 614-615; Gicquel, op. cit., s.538-540.

[33]. Gicquel, op. cit., s.541.

[34]. 1999 Finlandiya Anayasası, sek.113.

[35]. 1976 Portekiz Anayasası, m.133.

[36]. 1982 Türk Anayasası, m.105/son.

[37]. 1975 Yunan Anayasası, m.49/2, 3.

[38]. 2 Ocak 1959 tarihli Organik Kanun, Millet Meclisi İçtüzüğü, m.157-161 ve Senato İçtüzüğü, m.85-86 (Lavroff, op. cit., s.516).

[39]. 1947 İtalyan Anayasası, m.90; Önerge ilk önce Milletvekilleri Kamarası ve Senato üyelerinden oluşan bir “meclisler arası komite (Comitato interparlamentare)” tarafından görüşülür (Biscaretti di Ruffia, s.488).

[40]. Örneğin Türkiye’de üye tamsayısının 3/4'dür (m.105).

[41]. 1958 Fransız Anayasası, m.67; 2 Ocak 1969 tarih ve 59-1 sayılı Ordonans (Lavroff, op. cit., s.516).

[42]. Dönmezer ve Erman, op. cit., c.I, s.243; Ahmet Kerse, Cumhurbaşkanı, İstanbul, 1975, s.173.

[43]. Bkz. supra, s.69, 71.

[44]. A. Bard ve S. Robiquet, La Constitution de 1875, Paris, 1876, s.270’den nakleden: Antide Moreau, “La haute trahison du président de la République”, Revue du droit public, 1987, s.1579, dipnot 192.

[45]Commission de la Constitution, séance du 28 août 1946, s.382’den nakleden Pierre Desmottes, De la responsabilité pénale des ministres en régime parlementaire français, (Thèse, Université de Caen, Faculté de droit, mai 1962), Paris, L.G.D.J., 1968, s.274, dipnot 13.

[46]. Vedel, op. cit., s.431.

[47]. Prélot, op. cit., s.641’den nakleden Moreau, op. cit., s.1579.

[48]. Turpin, op. cit., s.517.

[49]. Lavroff, op. cit., s.517-518.

[50]. Dominique Turpin, “Parfaire l'Etat de droit en reformant ou supprimant la Haute Cour de justice”, Les Petites affiches, 4 mai 1992, n° 54, s.41.

[51]Ibid., s.41-42.

[52]. Bkz. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.544.

[53]. Duguit, Traité..., op. cit., t.IV, s.810.

[54]. Jean Foyer, “Haute Cour de justice”, Répertoire de droit pénal et de procédure pénale, (Encyclopédie Dalloz - Droit pénal), t.II, s.5.

[55]. Hauriou, op. cit., s.451-452, 533-536.

[56]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.620-621.

[57]. Moreau, op. cit., s.1569.

[58]. Voir Moreau, op. cit., s.1580; Foyer, op. cit., s.4, n° 37; Antonin Besson, “Haute Cour de justice”, Répertoire de droit public et administratif, Mise à jour 1990, Editions Dalloz, Vol.II, s.1185‑1188. s.1186; Turpin, “Parfaire l'Etat de droit en reformant ou supprimant la Haute Cour de justice”, op. cit., s.40; Turpin, Droit constitutionnel, op. cit., s.517; Xavier Delcros, “Commentaire des articles 67 et 68”, in François Luchaire et Gérard Conac (dir.), La Constitution de la République française, Paris, Economica, İkinci Baskı, 1987, s.1183; Burdeau, Hamon ve Troper, op. cit., s.695; Gicquel, op. cit., s.647-648; Maurice Duverger, Le système politique français, Paris, P.U.F., Yirminci Baskı, 1990, s.254; Jeanneau, op. cit., s.175; Jean Massot, La présidence de la République en France, Paris, Documentation française, 1977, s.100; Jean-Pierre Rougeaux, “La Haute Cour de justice sous la Ve République”, Revue du droit public, 1978, s.1029; Patrick Auvret, “La responsabilité du chef de l'Etat”, Revue du droit public, 1988, s.96-117.

[59]. Besson, op. cit., s.1186, n°29; Duverger, op. cit., s.254.

[60]. Gicquel, op. cit., 11e éd., s.648; Hauriou, op. cit., 1929, s.536.

[61]. Vedel, op. cit., s.429, 541-547.

[62]. Foyer, op. cit., s.4, n°37.

[63]. Besson, op. cit., s.1186, n°23.

[64]. Foyer, op. cit., s.4, n°39.

[65]. Desmottes, op. cit., s.200-201; Raymond Lindon et Daniel Amson, La Haute Cour: 1789-1987, Paris, P.U.F., Coll. “Politique d'aujourd'hui”, 1987, s.38-39.

[66]. Esmein, op. cit., c.II, s.226.

[67]. Georges Vedel, “La compétence de la Haute-Cour”, in Mélanges dédies à M. le professeur Joseph Magnol, Paris, Librairie du Recueil Sirey, 1948, s.393-422; Vedel, Droit constitutionnel, op. cit., s.430-431, 546-547.

[68]. Vedel, Droit constitutionnel, op. cit., s.546.

[69]Ibid.

[70]Ibid., s.547.

[71]Ibid.

[72]Ibid.

[73]. Foyer, op. cit., s.4, n° 41.

[74]. Ülkenin ceza kanunlarında vatana ihanet suçu olmasa da, ülkenin parlâmentosu cumhurbaşkanını yine de vatana ihanetle suçlandırabilir. Bu ona anayasa tarafından verilmiş bir haktır. Parlâmento suçlandırma esnasında cumhurbaşkanının fiilinin vatana ihanet suçunu oluşturup oluşturmadığını araştırmaz. Zaten bunun araştırılması için, cumhurbaşkanı yüce divana sevk edilmektedir.

[75]. Ceza hukukçuları burada sadece kendi disiplinlerinin ilkeleri doğrultusunda değerlendirme yapmalı, anayasa hukukunun ilkelerini veya anayasa hukuku konusundaki birtakım ihtiyaçları ve başka mülahazaları işe karıştırmamalıdırlar. Zira, vatana ihanet sorununu anayasa hukukçuları, ceza hukukçularının bu değerlendirmesine atıfta bulunarak çözeceklerdir. Ceza hukukçuları da anayasa hukukuna atıfta bulunurlarsa hiçbir mesele çözülmüş olmaz. Kendi kendine atıf yapan bir sistem anlamsızdır, saçmadır.

[76]. Örneğin 1982 Türk Anayasasının 38’inci maddesinin ilk fıkrası, “kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilinden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez” demektedir.

[77]. 1949 Alman Anayasası, m.61. Avusturya Anayasası, m.142.

[78]. 1947 İtalyan Anayasası, m.90.

[79]. Yunanistan Anayasası, m.49.

[80]. Wigny, op. cit., s.599;

[81]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.133; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.702;

[82]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.619.

[83]. Hauriou, op. cit., s.428

[84]. Esmein, op. cit., c.I, s.167; “The Quenne is the fountain of justice” (De Smith ve Brazier, op. cit., s.137; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.371).

[85]. Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.702.

[86]. Ibid.

[87]. Ibid.

[88]. Crown Proceeding Act 1947, section 1 (Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.704).

[89]. Crown Proceeding Act 1947, section 1 (Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.704).

[90]. Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.704-713; De Smith ve Brazier, op. cit., s.134, 625-643.

[91]. Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.702.

[92]. Ibid., s.702, 715-717.

[93]. Crown Proceeding Act 1947’nin 40’ıncı seksiyonu, Kraliçenin özel işlemlerine bu Kanunun uygulanmayacağını açıkça belirtmektedir (Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.717).

[94]. Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.714.

[95]. Ibid., s.717.

[96]. Ibid., s.717, 702.

[97]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.134.

[98]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.134; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.372.

[99]. Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.372.

[100].  De Smith ve Brazier, op. cit., s.134.

[101]Ibid.

[102].  Laferrière, op. cit., s.1027.

[103].  Bkz. infra, Dördüncü Bölüm.

 

Üçüncü Bölüm
devlet Başkanlarının
görev ve yetkileri
 

 

 

 

 

Bibliyografya.- Laferrière, op. cit., s.1032-1063; Wigny, op. cit., s.605-668; Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.569-623; Hauriou, op. cit., s.420-467; Fabre, op. cit., s.364-392; Prélot, op. cit., s.651-664; Jeanneau, op. cit., s.177-188; Ardant, op. cit., s.446-454; Favoreu et al., op. cit., s.602-607, 616-627; Kinder-Gest, op. cit., s.28-32; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.262-290; Zoller, op. cit., s.446-448, 458-470; Chagnollaud, op. cit., s.290-302; Gicquel, op. cit., s.543-572; Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.490-502.

Parlâmenter monarşilerde ve parlâmenter cumhuriyetlerde devlet başkanlarının görev ve yetkileri birbirine büyük ölçüde benzemektedir. O nedenle monarşi ve cumhuriyet ayrımı yapmaksızın parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarının görev ve yetkilerini birlikte inceleyebiliriz.

Plân.- Parlâmenter sistemlerde devlet başkanlarının görev ve yetkileri o kadar çoktur ki, bunları bir, iki, üç... diye sırayla incelemek uygun değildir. Bu nedenle, parlâmenter sistemlerde devlet başkanlarının görev ve yetkileri kendi aralarında tasnif edilmektedir. Bu konuda genel kabul görmüş bir sınıflandırma yoktur. Her yazar kendisine göre bir tasnif yapmaktadır. Biz de şöyle bir tasnif yapacağız:

I. Devlet Başkanlarının “Devletin Başı” Olması Sıfatıyla Sahip Olduğu Görev
ve Yetkileri

II. Devlet Başkanlarının Yasamayla İlgili Görev ve Yetkileri

III. Devlet Başkanlarının Yürütmeyle İlgili Görev ve Yetkileri

IV. Devlet Başkanlarının Yargıyla İlgili Görev ve Yetkileri

V. Devlet Başkanlarının Dış İlişkiler Alanındaki Görev ve Yetkileri

VI. Devlet Başkanlarının Diğer Görev ve Yetkileri

Tarafsızlık Statüsü [1].- Devlet başkanlarının görev ve yetkilerini incelemeye geçmeden önce belirtelim ki, devlet başkanlarının görev ve yetkilerini kullanmaları bakımından tarafsız olmaları esastır. Monarşilerde kral, mahiyeti gereği, tarafsız bir kişidir. Görevine bir partinin desteğiyle değil, irsî olarak gelmiştir. Parlâmenter cumhuriyetlerde de devlet başkanlarının tarafsızlıkları asıldır. Parlâmenter cumhuriyet tipi anayasalar, cumhurbaşkanlarının tarafsızlıklarını öngörmüş, bunu sağlamak için yukarıda gördüğümüz gibi birtakım “bağdaşmazlıklar (incompatibilités )”  öngörmüştür[2].

I. Devlet Başkanlarının “Devletin Başı” Olması Sıfatıyla Sahip Olduğu Görev ve Yetkiler 

Bibliyografya.- Laferrière, op. cit., s.1050-1053; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.633-6636; Wigny, op. cit., s.605-668; Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.587; Ardant, op. cit., s.448-449; Favoreu et al., op. cit., s.602-603; Valter Bagehot, The English Constitution, London, Oxford University Press, 1952, s.65-69; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.489-490, 495-501; Gicquel, op. cit., s.543-545.

Devlet başkanlarının ister monarşilerde olsun, isterse cumhuriyetlerde olsun, “devletin başı” sıfatıyla sahip olduğu bazı temel görev ve yetkiler vardır. Bunlar temsil, gözetme, hakemlik, uyarma ve görüş bildirme görev ve yetkileridir.

1. Temsil Görev ve Yetkisi [3]

Devlet başkanlarının “devletin başı” olma sıfatıyla, “temsilcilik görevi” vardır. Devlet başkanı, soyut bir varlık olan devleti, kendi şahsında tecessüm (personnification) ettirir[4]. Devlet başkanının şahsında, milletin bütünlüğü simgeleşir[5]. Devlet başkanı, devletin “birliğini (unité)”,  “devamlılığını (continuité) ” ve “kişiliğini (personnalité)” temsil eder[6]. Devlet başkanları, devletin başı sıfatıyla, devleti içerde ve dışarda temsil ederler. Devleti dış ilişkilerinde devlet başkanının temsil etmesi milletlerarası hukukta yerleşmiş bir ilkedir[7]. Milletlerarası hukukta, devlet başkanları, devletlerin milletlerarası kişiliklerinin temsilcisi olarak kabul edilmektedir[8]. Çeşitli devletlerin anayasalarında da devlet başkanlarının ulusun birliğini temsil etme görevi vurgulanmaktadır. Örneğin 1982 Türk Anayasasına göre, “Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk milletinin birliğini temsil eder” (m.104/1). 1947 İtalyan Anayasasının 87’nci maddesine göre ise cumhurbaşkanı ulusun birliğini temsil eder (m.87/1). Keza 1978 İspanyol Anayasasına göre, Kral, devletin birliğinin ve devamlılığının sembolüdür (m.56). 1868 Lüksemburg  Anayasasına göre de Büyük Dük, devletin birliğinin sembolüdür (m.33).

1946 Japon  Anayasası, temsil görevinde daha da ileriye giderek açıkça İmparatorun “devletin sembolü (symbol of the State)” olduğunu belirtmektedir (m.1).

2. Gözetme Görev ve Yetkisi [9]

Devlet başkanlarının “devletin başı” olma sıfatıyla “gözetme görevi” de vardır. Devlet başkanları “anayasanın uygulanmasını” ve “devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışması”nı gözetirler. Örneğin 1958 Fransız  Anayasasının 5’inci maddesine göre, Cumhurbaşkanı Anayasaya uyulmasını gözetir. 1982 Türk Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı, Anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir (m.104/1). 1975 Yunan Anayasası Cumhurbaşkanına “kurumların çalışmasını düzenleme” görev ve yetkisini vermiştir (m.30/1).

3. Hakemlik Görev ve Yetkisi [10]

Diğer yandan devlet başkanları, tarafsız kişilikleriyle çatışan partiler, gruplar ve özellikle anayasal organlar arasında “hakemlik (arbitrage) ” görevi yapabilir[11]; siyasî mücadeleyi ılımlılaştırabilir[12]. Anayasalar cumhurbaşkanlarına “hakemlik görevini” açıkça veriyor olabilirler. Örneğin 1958 Fransız Anayasasının 5’inci maddesine göre, Cumhurbaşkanı “hakemlik” yaparak kamu iktidarlarının düzenli çalışmasını sağlar. 1978 İspanyol Anayasası da kurumların düzenli işleyişini hakemlik yaparak sağlama görevini Krala vermiştir (m.56). Yunan Anayasası da Cumhurbaşkanına hakemlik görevini vermiştir[13].

4. Bilgilendirilme Hakkı

Devlet başkanı devlet işleri konusunda bilgilendirilme hakkına sahiptir. Bu amaçla başbakandan bilgi isteyebilir. İtalya, İrlanda ve Finlandiya Anayasaları Cumhurbaşkanına bilgilendirilmeyi isteme yetkisini vermiştir[14]. 1978 İspanyol Anayasası da Krala devlet işleri hakkında bilgilendirilme hakkını tanımıştır (m.62-g). 1975 İsveç  Anayasası ise, Krallığın işleri hakkında Devlet Başkanının, Başbakan tarafından bilgilendirilmesini öngörmüştür (bölüm 5, m.1).

5. Uyarma ve Görüş Bildirme Görev ve Yetkisi [15]

Devlet başkanlarının ulusun daimî çıkarlarını temsil etme ve gözetme görevi vardır[16]. Keza devlet başkanları siyasal hayatın devamlılığını sağlamakla görevlidir[17]. Başbakanlar ve bakanlar gelir geçer[18]; devlet başkanları ise nispeten uzunca bir süre görevde kalırlar. Bu nedenle devlet başkanlarının “görüş bildirme (droit de donner son avis ) [19] ve “uyarma (droit d’avertir )[20] hakları vardır. Yani devlet başkanları “danışılma hakkı (droit d’être consulté )”na sahiptir[21] Walter Bagehot, 1867’de İngiltere’de Kraliçenin “danışılma hakkı (the right to be consulted )”na, “teşvik etme hakkı (the right to encourage)”na ve “uyarma hakkı (the right to warm)”na sahip olduğunu yazmaktaydı[22]. Bu amaçla, devlet başkanları yasama organını ve hükûmeti uyarabilir; onlara karar vermek üzere oldukları konularda kendi görüşlerini iletebilir. Keza, bazı durumlarda diğer devlet organlarının kendilerinin devlet başkanına danışması, ondan karşılaştıkları sorunlar hakkında görüş istemeleri mümkündür.

Devlet başkanları uyarma görevlerini mesaj gönderme yetkileriyle yerine getirebilirler. Aşağıda göreceğimiz gibi, çeşitli ülkelerde devlet başkanlarının parlâmentoya veya halka mesaj gönderme yetkisi vardır.

Devlet başkanları uyarma ve görüş bildirme hak ve yetkisine sahip olsa da, devlet başkanlarının uyarılarının veya görüşlerinin hukuken bir bağlayıcılığı yoktur. Bununla birlikte, devlet başkanlarının uyarıları kamu oyu nezdinde önemli bir etki yaratır. Kısacası devlet başkanının diğer devlet organları üzerindeki etkisi hukukî değil, sadece ahlâkî bir etkidir[23]. Başbakan ve bakanlar, devlet başkanının uyarılarını dikkate almayabilirler[24].

Bu dört görev ve yetki, devlet başkanlarının “ortak temel görev ve yetkileri”dir. Bunlar monarşilerde ve cumhuriyetlerde ortak olarak görülmektedir. Bu görev ve yetkiler, devlet başkanlarının “devletin başı” olması sıfatlarından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle bu görev ve yetkilerin kullanılmasında devlet başkanlarının tarafsızlık statülerine dikkat etmeleri özellikle gereklidir.

II. Devlet Başkanlarının Yasamayla İlgili Görev ve Yetkileri 

Bibliyografya.- Wigny, op. cit., s.615-620; Hauriou, op. cit., s.435-452; Cadart, op. cit., c.II, s.1160-1170; Ardant, op. cit., s.471-476.

Devlet başkanlarının yasamaya ilişkin görev ve yetkileri önem sırasına göre şöyle sıralanabilir:

A. Fesih Yetkisi
B. Parlâmentoyu Toplantıya Çağırma, Toplantılarını Erteleme, Toplantılarını Kapatma Yetkisi
C. Mesaj Yetkisi
D. Onay veya Geri Gönderme Yetkisi
E. Isdar Yetkisi
F. Yayın Yetkisi
G. Referanduma Sunma Yetkisi
H. Devlet Başkanlarının Anayasa Değişikliği Sürecindeki Yetkileri

Şimdi bunları sırasıyla görelim.

A. Fesih Yetkisi 

Bibliyografya.- Esmein, op. cit., c.II, s.180-186; Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.572-587; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.685-694; Laferrière, op. cit., s.799-812; Vedel, op. cit., s.471-476; De Smith ve Brazier, op. cit., s.117-118; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.149-156; Pactet, op. cit., s.391; Debbasch et al., op. cit., s.696-699; Turpin, op. cit., s.359-361; Lavroff, op. cit., s.692-696; Ardant, op. cit., s.472-474; Favoreu et al., op. cit., s.619; Chagnollaud, op. cit., s.295-296; Gicquel, op. cit., s.549-552; Tunçer Karamustafaoğlu, Yasama Meclislerini Fesih Hakkı, Ankara, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1982, passim.

Devlet başkanlarının yasama organına ilişkin en önemli yetkilerinden biri hiç şüphesiz “fesih hakkı (right of dissolution , droit de dissolution)”dır.

1. Feshin Tanımı

“Fesih (dissolution)”, devlet başkanının, normal süresini henüz tamamlamamış bir yasama meclisinin varlığını sona erdirme işlemidir[25]. Kısacası fesih, parlâmentoların yasama dönemlerini bu dönem dolmadan önce sona erdirilmesidir[26].

Biz burada devlet başkanının fesih yetkisini inceliyoruz. İsviçre’nin bazı Kantonlarında (Berne , Arguvie, Schaffouse, Thurgovie, Soleure, Lucerne, vs.)[27] görülen “Aberrufungsrecht (fesih hakkı)” ile devlet başkanının fesih yetkisini karıştırmamak gerekir. Aberrufungsrecht usûlünde seçmenlerin girişimiyle organize edilen bir referandum neticesinde kanton meclisi üyeleri bir bütün olarak görevden alınmaktadır. Aberrufungsrecht bir nevi “halk tarafından fesih”tir[28].

“Devlet başkanının fesih yetkisi ” ile “meclisin kendi kararıyla feshi (dissolution par décision de l’assemblée elle-même)”ni[29], yani “öz feshi (auto-dissolution) ”ni[30] birbiriyle karıştırmamak gerekir. Öz fesihte, yasama meclisi kendi varlığına kendi aldığı bir kararla son vermekte ve yeni seçimlere gitmektedir. Öz fesih, meclisin aldığı bir erken seçim kararı niteliğindedir.

2. Fesih Hakkının Tarihsel Kökeni [31]

Fesih hakkının kökeninde İngiliz Parlâmentosu bulunur. İngiliz Parlâmentosunun kökeni 1066’lara kadar eskiye gider. Bununla birlikte 1689 tarihli Bill of Rights’a kadar İngiltere’de bir “daimî parlâmento ” kavramı yerleşmemişti. Bu döneme kadar krallar, vergiye ihtiyaç duydukça Parlâmentoyu toplantıya çağırmışlar, vergi için izin aldıktan sonra da, Parlâmentoyu dağıtmışlardır. Yani seçildikten sonra toplanan ve birkaç yıl görev yapan bir parlâmento kavramı başlangıçta yoktu. Parlâmento dağıtıldıktan sonra yine Kralın ihtiyaç duyması hâlinde toplantıya çağırılmıştır. 1328 yılında Parlâmento dört defa dağıtılmış ve dört defa yeniden toplantıya çağırılmıştır. 1340 yılında Parlâmento üç defa dağıtılıp yeniden toplantıya çağırılmıştır[32].

Dolayısıyla Parlâmentonun Kral tarafından feshi hakkı normal bir haktır. Zira, Parlâmento zaten vergiye rıza göstermesi için Kralın talebiyle toplanmakta, vergiye rıza gösterdikten sonra da varlık sebebi kalmadığından, Kral tarafından dağıtılmakta, yani feshedilmekteydi. Böyle bir durumda kralın fesih hakkını ayrıca tartışmanın bir gereği yoktur. Böyle bir hakkın varlığı, işin mantığından kaynaklanmaktadır.

Birkaç yıl için görevde kalan “daimî parlâmento (parlement permanent )” kavramı, seçilmiş Parlâmentonun Kral tarafından toplantıya (session) çağırılması ve bu toplantıların Kral tarafından erteleninceye (prorogation)[33] kadar devam etmesi yoluyla Richard II  tarafından icat edilmiştir[34]. Richard II, “toplantıya çağırma (convocation) ” ve “erteleme (prorogation)” usûlleriyle Parlâmentoyu hoşuna gittiği sürece görevde bırakmıştır. Bu zamanda belli bir Kral döneminde seçilmiş olan bir Parlâmentonun çalışmalarını tamamladıktan sonra, yeniden seçimlere gitmeksizin, tekrar Kral tarafından toplantıya çağırılabileceği (convocation) kuralı kabul edilmiştir[35]. Böylece “daimî parlâmento” kavramı ortaya çıkmıştır. Bu şekilde Charles II döneminde seçilen Parlâmento yeni seçimlere gitmeksizin 18 yıl görevde kalmıştır. Parlâmentonun devamlılığı ilkesi kabul edilince, Kralın devamlı olan Parlâmentoyu istediği zaman feshedebileceği ilkesi de kendiliğinden kabul edilmiştir.

Daha sonra “daimî parlâmento” ilkesi sınırlandırılmıştır. 1694 tarihli Triennial Act’a göre bir Parlâmento en fazla üç yıl görevde kalabilecektir[36]. 1715 tarihli Septennial Act’a göre ise Parlâmentonun görev süresi yedi yıla çıkarılmıştır[37]. Bu süre 1911 tarihli Parliament Act ile beş yıla indirilmiştir[38].

Parlâmentonun görev süresi bu şekilde sınırlanmış olsa da, Kralların daha önceleri sahip olduğu “fesih (dissolution)” hakkına 1694’ten sonra da sahip oldukları kabul edilmiştir. Bu şekilde, İngiltere’de Kralların sahip olduğu geleneksel fesih hakkı günümüze kadar gelmiştir. Diğer ülkelerde devlet başkanlarına tanınan fesih hakkı da İngiltere’den örnek alınmıştır. Günümüzde parlâmenter sisteme sahip bütün ülkelerde şu ya da bu şekilde fesih hakkı kabul edilmektedir. Monarşilerde bu hak hâliyle krallara aittir. Cumhuriyetlerde ise bu hak cumhurbaşkanlarına aittir.

3. Fesih Hakkının Sahibi

Fesih hakkının sahibi devlet başkanlarıdır. Yani parlâmenter monarşilerde krallar, parlâmenter cumhuriyetlerde ise cumhurbaşkanlarıdır. Gerçekten de İsrail hariç, incelediğimiz bütün anayasalar fesih yetkisini devlet başkanlarına vermektedir. 14 Nisan 1992 tarihli Hükûmet Hakkında İsrail Temel Kanununa göre ise fesih yetkisi Başbakana verilmiştir. Ancak Başbakan bu yetkisini Devlet Başkanının onayıyla kullanabilir (sek.22).

4. Fesih Hakkı ve Karşı-İmza Kuralı

Parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarının fesih yetkisi kural olarak karşı-imza kuralına tâbidir. İncelediğimiz anayasalardan dördü bu kurala istisna getirmiştir. 1958 Fransız Anayasasının 19’uncu maddesine göre Cumhurbaşkanı, Millet Meclisini fesih yetkisini tek başına kullanır. Keza, 1949 Alman  Anayasasının 58’inci maddesi, karşı-imza kuralının 63’üncü maddeye göre Bundestag’ın Cumhurbaşkanı tarafından feshedilmesine uygulanmayacağını açıkça öngörmüştür. Bu nedenle Almanya’da Cumhurbaşkanının 63’üncü maddeye göre sahip olduğu fesih yetkisi karşı-imza kuralına tâbi değildir (68’inci maddeye göre sahip olduğu fesih yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir). 1976 Portekiz Anayasası 143’üncü maddesine göre Cumhurbaşkanının fesih yetkisi karşı-imza kuralına tâbi değildir. Bununla birlikte Cumhurbaşkanı fesih yetkisini kullanmadan önce, Devlet Şurasının ve Parlâmentodaki partilerin görüşünü almalıdır (m.136-e). 1975 Yunan Anayasasına göre de, Anayasanın 32’nci maddesinin 4’üncü fıkrası, 37’nci maddesinin 3’üncü fıkrası ve 41’inci maddenin 1’inci fıkrası durumlarında öngörülen fesih yetkisini Cumhurbaşkanı tek başına kullanabilir (m.35/2-b ve c). Ama Anayasanın 41’inci maddesinin 2’nci fıkrasında öngörülen fesih yetkisini Cumhurbaşkanı ancak Hükûmetin istemiyle kullanabilir.

Bu dört istisna dışında, parlâmenter hükûmet sistemlerinde fesih hakkının biçimsel sahibi devlet başkanları olsa da, bu hakkın gerçek sahibi hükûmetler ve özellikle de başbakanlardır. Devlet başkanları, kural olarak başbakanın fesih istemini reddedemez. Bunun nedeni aşağıda ayrıca belirteceğimiz gibi, parlâmenter sistemde devlet başkanının sorumsuz, başbakanın sorumlu olmasıdır. Devlet başkanının sorumsuzluğu onun yetkisizliği sonucunu da doğurmuştur.

Bununla birlikte fesih hakkında bazı sınırlandırmalar vardır. Örneğin aşağıda görüleceği gibi “fesih üzerine fesih olmaz (dissolution sur dissolution ne vaut pas) ” ilkesi vardır[39]. Hatta bazı anayasalar (1958 Fransız Anayasası, m.12; 1978 İspanyol Anayasası, m.99/5; 1975 Yunan Anayasası, m.41) fesihten sonra seçilen yeni meclisin bir yıl geçmeden feshedilmesini yasaklamaktadır. İşte bu kurala aykırı olarak başbakan tarafından istenilen fesih, devlet başkanı tarafından reddedilebilir ve reddedilmelidir. Örneğin İngiltere’de  genel seçimlerden yenik çıkan Başbakanının, tekrar Avam Kamarasının feshini istemesi hâlinde, Kraliçenin bu istemi de reddedebileceği, hatta reddetmesi gerektiği kabul edilmektedir[40]. Keza yine İngiltere’de yeni bir seçime gitmeksizin Avam Kamarasında alternatif bir hükûmetin kurulmasına imkân verecek parlâmento çoğunluğu varsa veya genel seçimlerin o zaman millî çıkarlara aykırı olacağı açıkça anlaşılıyorsa, Kraliçenin Başbakanın Avam Kamarasının fesih istemini reddedebileceği de ileri sürülmektedir[41].

5. Görüş Alma

Bazı anayasalar fesih hakkını kullanmadan önce devlet başkanlarına bazı kişilerin veya makamların görüşünü alması şartını getirmektedir. Örneğin 1958 Fransız  Anayasasına göre Cumhurbaşkanı fesih yetkisini kullanmadan önce Başbakana ve Millet Meclisi ve Senato Başkanlarına danışmak zorundadır (m.12/1). Keza 1947 İtalyan Anayasasına göre Cumhurbaşkanı fesih yetkisini kullanmadan önce Meclis Başkanlarının görüşünü almalıdır (m.88/1). 1999 Finlandiya  Anayasasına göre ise Cumhurbaşkanı, fesihten önce, parlâmento gruplarını dinlemelidir (m.26/1). 1976 Portekiz Anayasasına göre ise Cumhurbaşkanı, Mecliste temsil edilen siyasal partilerin ve Devlet Şurasının (Conselho de Estado) görüşünü aldıktan sonra fesih hakkını kullanabilir (m.136-e). 1982 Türk  Anayasası da Cumhurbaşkanına Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına danışma şartını getirmiştir (m.116).

Şüphesiz bu durumlarda devlet başkanı danıştığı makam ve kişilerin görüşüyle bağlı değildir. Bu makam ve kişilerin görüşü bağlayıcı değil, istişarî niteliktedir. Bu makam ve kişilerin görüşünü aldıktan sonra devlet başkanı aksi yönde karar verebilir.

6. Fesih Sebepleri

Bazı anayasalar devlet başkanlarının fesih yetkisini sebep unsuru bakımından sınırlandırmış, diğer bazıları ise sınırlandırmamıştır.

a) Sebep Unsuru Bakımından Sınırlandırma Getirmeyenler.- Örneğin 1929 Avusturya Anayasası (m.29),  1953 Danimarka Anayasası (sek.32), 1999 Finlandiya Anayasası (m.46), 1958 Fransız Anayasası (m.12), 1983 Hollanda Anayasası (m.64), 1937 İrlanda Anayasası (m.13/2-1),  1947 İtalyan Anayasası (m.88), 1944 İzlanda Anayasası (m.24),  1946 Japon Anayasası (m.7/3), 1868 Lüksemburg Anayasası (m.74), 1976 Portekiz Anayasası (m.136-e) devlet başkanlarına, sebep unsuru bakımından herhangi bir sınırlandırma getirmeden fesih hakkını vermiştir. İngiltere’de Kraliçenin fesih yetkisinin sebep bakımından sınırsız olduğu kabul edilmektedir.

b) Sebep Unsuru Bakımından Sınırlandırma Getirenler.- Almanya, Belçika, İspanya, Türkiye ve Yunanistan anayasaları devlet başkanlarına fesih yetkisini sebebe bağlı olarak tanımaktadırlar.

1949 Alman  Anayasası Federal Başkanın (Cumhurbaşkanının) “fesih (Auflösung)” yetkisi için iki sebep belirlemiştir. Birinci sebep, Bundestag’ın Federal Başkanın önerdiği Şansölye adayını seçmemiş olmasıdır (m.63/4). Ancak, Bundestag ondört gün içinde üye tamsayısının salt çoğunluğuyla bir Federal Şansölye seçerse Federal Başkanın fesih yetkisi düşmektedir (m.63/4)[42]. İkinci sebep, Federal Şansölye tarafından istenen güven oyunun Bundestag’ın üye tamsayısının salt çoğunluğuyla verilmemesidir. Ancak 21 gün içinde Bundestag üye tamsayısının salt çoğunluğuyla yeni bir Federal Şansölye seçerse Federal Başkanın fesih hakkı sona ermektedir (m.68/1)[43].

1994 Belçika  Anayasası (m.46) Krala fesih yetkisini şu üç sebebe bağlı olarak vermiştir: (a) Temsilciler Meclisi (Chambre des représentants), üyelerinin salt çoğunluğu ile Hükûmete güven oyu vermeyi reddetmiş ve Krala üç gün içinde yeni bir Başbakan önermemiş olması (m.46/1-1); (b) Temsilciler Meclisinin Hükûmete güvensizlik oyu vermesi, ama aynı anda üyelerinin salt çoğunluğu ile yeni bir Başbakan önermemiş olması (m.46/1-2); (c) Federal Hükûmetin istifa etmiş olması (m.46/3).

1978 İspanyol  Anayasasının 99’uncu maddesinin 5’inci fıkrasında öngörülen fesih sebebe bağlı bir fesihtir. Bu sebep, iki ay içinde, Kralın önerdiği Başbakan adaylarından hiçbirisinin Milletvekilleri Kongresinin güvenini sağlayamamış olmasıdır (m.99/5).

1982 Türk  Anayasası Cumhurbaşkanının Türkiye Büyük Millet Meclisini fesih yetkisini sebep unsuru bakımından çok sıkı bir şekilde sınırlandırmıştır. Anayasanın 116’ncı maddesinde öngörülen fesih sebebi, Hükûmetin 45 gün boyunca kurulamamasıdır[44]. Anayasasının 102’nci maddesinde de Meclisin otomatik feshi öngörülmüştür. Onun sebebi de, Cumhurbaşkanının Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından dördüncü tur oylamada da seçilememesidir (m.102/3).

Cumhurbaşkanının fesih yetkisini sebep unsuru olarak en ayrıntılı bir şekilde düzenleyen Anayasa, 1975 Yunan Anayasasıdır. Anayasa beş tür fesih sebebi öngörmüştür: (a) Cumhurbaşkanının üçüncü tur oylamada Parlâmento tarafından seçilememesi (m.32/4); (b) Cumhurbaşkanının Bakanlar Kurulunu kurma görevi verdiği üçüncü kişinin de başarısız olması (m.35/2-b); (c) iki Hükûmetin istifa etmesi (m.41/1); (d) Parlâmento tarafından iki Hükûmetin düşürülmesi (m.41/1); (e) ulus için olağanüstü önemde bir problemin ortaya çıkması (m.41/2).

7. Fesih Yasakları

Geleneksel fesih hakkı sınırsız bir haktır. Devlet başkanının fesih hakkı, bir “imtiyaz-ı mahsus (personal prerogative )”[45] olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte, bazı anayasalar fesih hakkının kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla, onun kullanılmasına birtakım sınırlandırmalar getirmektedirler[46].

a) Bu amaçla birinci meclisi feshetmek için ikinci meclisin onayını almak şartı getirilebilir. Örneğin Üçüncü Fransız Cumhuriyetinde 25 Şubat 1875 tarihli Anayasal Kanun, Milletvekilleri Meclisini feshedebilmek için Senatonun “uygun görüşü (avis conforme) ”nün alınması şartını getirmiştir (m.5).

b) Bazı anayasalar, fesih hakkının aynı sebeple iki defa kullanılmasını yasaklamak tadırlar. Örneğin 1919 Weimar Anayasası (m.25), 1929 Avusturya Anayasası (m.29), 1975 Yunan Anayasası (m.41/2) aynı sebeple iki defa fesih yasağı getirmektedir.

c) Bazı anayasalar ise fesihten sonra seçilen yeni meclisin bir yıl geçmeden feshedilmesini yasaklamaktadırlar . Örneğin 1958 Fransız Anayasası (m.12), 1978 İspanyol Anayasası (m.99/5), 1975 Yunan Anayasası (m.41) meclislerin bir yıl içinde iki defa feshedilmesini yasaklamaktadırlar. Anayasada ayrıca yasaklanmasa da devlet başkanlarının yeni seçimlerden sonra meclisi feshedemeyeceği ileri sürülmektedir. Bazı yazarlara göre “fesih üzerine fesih olmaz (dissolution sur dissolution ne vaut pas)” kuralı vardır[47]

d) 1947 İtalyan  Anayasası Cumhurbaşkanının görev süresinin son altı ayında fesih yetkisini kullanmasını yasaklamaktadır (m.88). 1976 Portekiz Anayasası da Cumhurbaşkanının görev süresinin son yarım yılında Parlâmentoyu feshetmesini yasaklamaktadır (m.175).

e) 1976 Portekiz Anayasası Cumhurbaşkanının Meclisin ilk altı ayında fesih yetkisini kullanmasını yasaklamaktadır (m.175).

f) 1976 Portekiz  Anayasası, Cumhurbaşkanının fesih yetkisini sıkıyönetim veya olağanüstü hâl durumlarında kullanmasını yasaklamaktadır (m.175/1). 1958 Fransız Anayasasına göre de Cumhurbaşkanı olağanüstü hâl nedeniyle Anayasanın 16’ncı maddesini uygulamaya soktuğu dönemlerde Meclisi feshedemez (m.16/son).

g) 1958 Fransız  Anayasası Cumhurbaşkanlığına vekâlet edildiği dönemlerde Millet Meclisinin feshedilmesini yasaklamaktadır (m.7/4).

Fesih yetkisinin sınırlandırılmasına ilişkin son olarak belirtelim ki, ancak mevcut bir meclis feshedilebilir. Bir meclisin mevcudiyetinin başlangıç anı olarak ise genellikle ilk toplantısını yaptığı gün kabul edilmektedir. Seçimleri yapılmış, ama henüz ilk toplantısını yapmamış bir meclis, feshedilemez[48]. Zira bu meclis henüz oluşmamıştır.

8. Fesih İşleminin Hukukî Niteliği [49]

“Fesih işlemi (acte de dissolution )”, tüm hukukî işlemler gibi özü itibarıyla bir “irade açıklaması”dır. Fesih ile açıklanan irade hâliyle devlet başkanının iradesidir. Bu irade açıklamasının muhatabı feshedilen yasama meclisidir. Bu irade beyanının feshedilen meclisin başkanına yöneltilmesi gerekir. Bu irade açıklaması muhatabına ulaşmasıyla hukukî sonuçlarını meydana getirir. Fesih işlemi “tek taraflı (unilatéral )” bir işlemdir. Yani devlet başkanının açıkladığı irade ile meydana gelir ve hukukî sonuçlarını doğurur. Fesih işleminin muhatapları tarafından kabul edilmesine ihtiyacı yoktur. Fesih işlemi bir “kural işlem” değil, bir “bireysel işlem”, bir “karar” niteliğindedir[50].

9. Fesih İşleminin Hukukî Biçimi [51]

Fesih işleminin hukukî şekli nedir? Yani devlet başkanları fesih iradelerini hangi biçim altında açıklamaktadırlar? Devlet başkanları çoğunlukla fesih iradelerini bir “kararname (décret)” biçiminde açıklamaktadırlar. Bununla birlikte bazı ülkelerde fesih işlemi değişik biçimlere bürünmektedir. Örneğin İngiltere’de Kraliçe fesih iradesini “proclamation” denilen bir belgede açıklar[52]. 1926 tarihli eski Polonya Anayasasına göre ise Cumhurbaşkanı fesih iradesini “mesaj (message)” yoluyla açıklardı[53]. Fesih işlemi yazılı biçime tâbidir[54]. Fesih işleminde tarih belirtilir. Fesih işlemi devlet başkanı tarafından imzalanır. Eğer ülkenin anayasasına göre, fesih işlemi, karşı-imza kuralına tâbi ise, fesih işlemi başbakan ve ilgili bakanlar tarafından da imzalanır[55]. Fesih işlemi imzalanmasıyla doğmuştur. Ama hukukî sonuçlarını doğurabilmesi için muhatabı olan yasama meclisine ulaştırılması gerekir. Bu ulaştırma biçimi ülkeden ülkeye değişir[56]. Fesih kararının yürürlüğe girebilmesi için, ülkenin resmî gazetesinde “yayımlanması (publication) ” mümkündür. Bununla birlikte, fesih bir bireysel işlem olduğuna göre, yayınlanmasına gerek olmaksızın muhatabına “tebliğ (notification )” edilmesiyle de aynı sonucu doğurması teorik olarak mümkündür[57]. Anayasa tarafından resmî gazetede yayımlanmasını şart koşmamışken resmî gazetede fesih işleminin yayımlanması “kurucu (constitutif) ” değil, “bildirici (déclaratif)” niteliktedir[58].

10. Fesih İşleminin Denetimi Sorunu [59]

Fesih yetkisi sebep unsuru bakımından sınırlandırılmış ise veya kullanılması bakımından birtakım yasaklara tâbi ise, fesih işleminin anayasaya aykırı olması her zaman ihtimal dahilindedir. Acaba, fesih işleminin yargısal denetimi mümkün müdür? Kanımızca fesih işleminin yargısal denetimi mümkün değildir. Fesih işlemine karşı ne anayasa yargısında, ne de idarî yargı da dava açılabilir[60]. Fesih işlemi yürütme organının bir işlemidir. Böyle bir işlemin anayasa yargısı tarafından denetlenmesi mümkün değildir. Fesih işleminin idarî yargı tarafından denetlenmesi de mümkün değildir. Çünkü idarî yargı organları idarî işlemlerin yargısal denetiminde yetkilidir. Oysa fesih işlemi, idarî fonksiyon kapsamında değil, yürütme organının yasama organıyla olan ilişkileri çerçevesinde yaptığı bir işlemdir. Devletin yasama ve yürütme organı arasındaki işlemler idarî fonksiyon kavramına dahil olmadığına göre[61], fesih işleminin fonksiyonel açıdan idarî işlem olarak kabul edilip idarî yargı organları tarafından denetlenmesi Kara Avrupası hukuk sisteminin mantığında mümkün değildir.

Fransa’da da yerinde olarak cumhurbaşkanının fesih işleminin idarî yargı denetiminin dışında kalan bir “hükûmet tasarrufu (acte de gouvernement)” olduğu kabul edilmektedir. Fransız Danıştayı 20 Şubat 1989 tarihli kararıyla fesih işleminin denetlenemeyeceğine karar vermiştir[62]. Fransa’da Avam Anayasa Konseyi de, 4 Haziran 1988 tarihli kararıyla Cumhurbaşkanının fesih kararnamelerinin kendisi tarafından denetlenemeyeceğine karar vermiştir[63]. Bir işlemin yargı denetimine tâbi olup olmadığını ispatlamak için, o işlemin denetiminin bir mahkemenin yetkisine girdiğini göstermek gerekir. Bir işlemin hukukî unsurlarında hukuka aykırılıklar olabileceğinin gösterilmesi, o işlemin yargı denetimine tâbi olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle, Tunçer Karamustafaoğlu’nun sebep unsuru dışında kalan unsurları itibarıyla fesih işleminin yargı denetimine tâbi olması gerektiği yolundaki görüşüne[64] katılamıyoruz.

11. Feshin Sonuçları [65]

Devlet başkanının fesih işlemi muhatabı olan meclis başkanlığına ulaşınca, hukukî sonucunu kendiliğinden doğurur. Feshin kabul edilmesine gerek yoktur. Feshin hukukî sonucu yasama meclisinin yasama dönemlerini bu dönem dolmadan önce sona erdirmesidir[66]. Bu bakımından fesih, yasama meclisinin “toplantı döneminin kapatılması (clôture des sessions )” ve “toplantıların ertelenmesi (prorogation)”nden farklıdır[67]. Çünkü bu iki yöntem, fesihten farklı olarak yasama dönemini değil, toplantı dönemini sona erdirir veya erteler[68].

Eğer bir ülkenin anayasası aksini öngörmemişse, yukarıda belirttiğimiz gibi, fesih kararının ilgili meclise ulaşmasıyla (ilân veya tebliğ), fesih hüküm ve sonuçlarını doğurur. Yani fesih işlemi meclise ulaşınca, meclis artık, bir yasama meclisi olmaktan çıkar. Yasama yetkisini kullanamaz[69]. Anayasa aksini öngörmüyorsa, feshedilmiş bir meclis, fesihten sonra yeniden toplanamaz[70]. Fesih işleminin ulaşmasıyla yasama meclisi üyelerinin de üyelik sıfatları kendiliğinden, yani ayrıca bir işleme gerek kalmaksızın sona erer. Yasama meclisi üyelerinin sahip oldukları ayrıcalıklar (yasama dokunulmazlığı ve sorumsuzluğu, malî haklar, vs.) da fesih kararıyla sona erer[71]. Bu nedenle fesih yasama meclisi üyelerinin “kolektif azli (révocation collective)” niteliğindedir[72].

Ancak bir anayasanın bunun aksini öngörmesi her zaman mümkündür. Uygulamada da 1953 Danimarka Anayasası (sek.32), 1983 Hollanda Anayasası (m.64), 1944 İzlanda Anayasası (m.24), 1976 Portekiz Anayasası (m.175/3) yukarıda açıkladığımız genel kuralın aksini öngörmüşlerdir. Bu ülkelerde, parlâmento üyelerinin üyelik sıfatları fesihten sonra da, yeni seçimlere kadar devam eder. 1953 Danimarka Anayasasına göre Parlâmentonun feshedilmesi durumunda, yeni seçimlere kadar mevcut parlâmento üyelikleri devam eder; yeni seçimlerden sonra ise boşalır (sek.32/2, 4). 1983 Hollanda Anayasasına göre eski Meclisin feshi, yeni seçilen Meclisin toplandığı gün hüküm ifade eder (m.64/3). 1944 İzlanda Anayasasına göre Althingi üyelerinin vekâleti seçim gününe kadar devam eder (m.24). 1976 Portekiz Anayasasına göre, Meclisin feshi, milletvekillerinin milletvekilliği sıfatının ve Daimî Komitenin yetkilerinin devamını etkilemez. Milletvekillerinin milletvekilliği sıfatı ve Daimî Komitenin yetkileri yeni seçilen Meclisin ilk toplantısına kadar devam eder (m.175/3).

12. Yeni Seçimler

Yasama meclisinin feshedilmesi durumunda, belli bir süre içinde, meclisin seçimleri yenilenir ve yeni parlâmento toplanır. Bazı anayasalar yeni seçimlerin yapılması ve yeni parlâmentonun toplantıya çağırılması için azamî süreler öngörmektedir. 1994 Belçika Anayasasına göre, fesih işlemi, kırk gün içinde yeni seçimlerin düzenlenmesi ve iki ay içinde yeni Meclislerin toplantıya çağırılması işlemini de içermelidir (m.46/son). 1958 Fransız Anayasasına göre, yeni seçimler fesihten en az yirmi, en çok kırk gün sonra düzenlenmelidir (m.12/2). Millet Meclisi de seçimini izleyen ikinci Perşembe kendiliğinden toplanır (m.12/3). 1983 Hollanda Anayasasına göre fesih kararnamesi, üç ay içinde yeni seçimlerin yapılmasını ve seçilen meclisin toplantıya çağırılmasını gerektirir (m.64/2). 14 Nisan 1992 tarihli Hükûmet Hakkında İsrail Temel Kanununa göre, fesih durumunda Knesset ve Başbakanlık seçimleri Knesset’in dağıtılmasından itibaren 60 günü izleyen ilk Salı günü yapılır (sek.22). 1944 İzlanda Anayasasına göre yeni seçimler fesihten sonra 45 içinde yapılmalıdır (m.24). Cumhurbaşkanı, Althingi’yi feshinden itibaren en çok on hafta içinde tekrar toplantıya çağırmalıdır (m.24). 1868 Lüksemburg Anayasasına göre, yeni seçimler feshi izleyen üç ay içinde düzenlenmelidir (m.74). 1975 Yunan Anayasasına göre, fesih kararnamesi, otuz gün içinde yeni seçimlerin yapılmasını ve seçimlerden sonra otuz gün içinde de Parlâmentonun toplantıya çağırılmasını öngörmelidir (m.41/3).

Fesih durumunda, ülkenin anayasası aksini öngörmüyorsa, fesih işleminin meclis başkanlığına ulaştığı tarih ile yeni seçimler yapılıp yeni parlâmento toplanıncaya kadar ülke, geçici bir süre için parlâmentosuz kalır. Bu döneme “parlâmentosuzluk zamanı (Parlementslose zeit)” ismi verilebilir[73]. Şüphesiz bir ülkenin anayasası bunun aksini öngörebilir[74]. Özellikle bu dönemde yürütme organı üzerinde parlâmentonun denetimi olmayacaktır. Bu amaçla bazı anayasalar istisnaî olarak parlâmentonun bazı komisyonlarının fesih ile sona ermeyeceği kuralını kabul etmektedirler[75].

13. Değerlendirme: Fesih Hakkı ve Parlâmenter Sistem [76]

Devlet başkanının sahip olduğu fesih hakkı, parlâmenter sistemde, parlâmentonun sahip olduğu güvensizlik oyu silahının dengeleyicisidir. Parlâmento hükûmete güvensizlik oyu verirse, hükûmet de, parlâmentoyu feshettirebilir. İngiltere’de Avam Kamarasının güvensizlik oyuyla karşılaşan başbakanın iki seçeneği vardır: Ya istifasını vermek, ya da Kraliçeden Avam Kamarasının feshini istemek. Avam Kamarası Başbakanı düşürebilir, ama Başbakan da Avam Kamarasını feshettirebilir. Bu şekilde Parlâmento ile Hükûmet arasında denge sağlanmış olur[77]. Dolayısıyla fesih hakkı, Hükûmetin otoritesine ve istikrarına da katkıda bulunmuş olur[78]. Hükûmete güvensizlik oyu verecek olan her parlâmento üyesi iyice düşünmelidir. Zira, kendisi de parlâmento üyeliğini bir fesih ile kaybedebilir. Fesih kurumunun işlediği bir demokrasi de, seçmenlerinin karşısına gitmeyi göze alamayan bir parlâmento üyesinin hükûmete karşı güvensizlik oyu vermesi düşük bir ihtimaldir.

14. Fesih ve Halkın Hakemliği [79]

Fesih, tıkanan sistemin çözümüne yardımcı olabilir. Hükûmet ve parlâmento arasında bir çatışma, fesih kurumu sayesinde çözümlenebilir. Hükûmetin istemiyle devlet başkanı parlâmentoyu fesheder. Yeni seçimlere gidilir. Bu şekilde, parlâmento ile hükûmet arasındaki uyuşmazlıkta “halkın hakemliği (arbitrage du peuple)[80]ne başvurulmuş olur[81]. Seçimlerde eski parlâmentodaki çoğunluk kaybederse, yani halk parlâmentoya hükûmeti destekleyen bir çoğunluk gönderirse, hükûmet haklı çıkmış olur ve görevde kalmaya devam eder. Buna karşılık, halk, parlâmentoya eski çoğunluğu, yani hükûmeti desteklemeyen çoğunluğu geri gönderirse, hükûmet haksız çıkmış olur. Bu sefer artık istifa etmek zorundadır[82]. Böylece halk, egemen iktidar olarak, yasama ve yürütme organı arasındaki çatışmada kararını vermiş olur. Şüphesiz halkın kararının gerçekleşebilmesi için, fesihten sonra yapılan seçim ile oluşan yeni parlâmentonun tekrar feshedilemeyeceği kabul edilmektedir[83]. halkın verdiği karara dokunulmaması için, “fesih üzerine fesih olmaz (dissolution sur dissolution ne vaut pas)” kuralı geliştirilmiştir[84]. Bu kural pozitif metinlere de geçmiştir. Örneğin 1958 Fransız Anayasası (m.12), 1978 İspanyol Anayasası (m.99/5), 1975 Yunan Anayasası (m.41) meclislerin bir yıl içinde iki defa feshedilmesini yasaklamaktadırlar. Anayasada ayrıca yasaklanmasa da devlet başkanlarının yeni seçimlerden sonra meclisi feshedemeyeceği ileri sürülmektedir.

Çeşitli ülkelerin pratiğinde halkın hakemliğine gitmek için fesih kurumuna başvurulduğu olmuştur. Örneğin Fransa’da 1962 Ekiminde Millet Meclisi Georges Pompidou hükûmetine güvensizlik oyu vermiş, bu durum karşısında Cumhurbaşkanı General de Gaulle Millet Meclisini 9 Ekim 1962’de feshetmiş ve yeni seçimlerde halk, Millet Meclisine General de Gaulle’ü destekleyen bir milletvekili çoğunluğu göndermiştir[85].

Fesih bazı durumlarda devlet başkanına ülkenin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik krizi aşma veya kriz anında kamu oyunun durumunu ortaya koyma imkânını verir. Örneğin Fransa’da 1968 Mayıs olaylarından sonra, ülkenin kurumlarının meşruluğunu yitirdiği iddia edilmiş, Cumhurbaşkanı General de Gaulle Millet Meclisini 30 Mayıs 1968’de feshetmiş ve Haziran 1968’de seçimlere gitmiş[86] ve görülmüştür ki, halkın çoğunluğu, 1968 Mayıs olaylarını başlatanları değil, iktidardaki General de Gaulle’ü desteklemektedir; dolayısıyla ülkenin kurumları meşruluğunu yitirmemiştir. Zira, yeni seçimlerde General de Gaulle’ü destekleyen milletvekillerinin sayısı artmıştır[87].

15. Taktik Fesihler

Özellikle İngiltere’de fesih hakkı seçim taktiği olarak kullanılmaktadır. İngiltere’de Başbakan, kendi partisine en uygun zamanda seçimlere gitmek için Kraliçeden Avam Kamarasının feshini istemektedir. Başka ülkelerde de böyle “taktik fesih (dissolution tactique)”e gidildiği olur. Örneğin 22 Mayıs 1981 ve 14 Mayıs 1988 tarihlerinde Cumhurbaşkanı François Mitterrand, Millet Meclisini iki defa feshetmiş, yeni yapılan seçimlerin her ikisinde de halk Mitterrand’ı destekleyen bir sosyalist çoğunluğu Parlâmentoya göndermiştir[88]. 21 Nisan 1997’de Cumhurbaşkanı Jacques Chirac da Millet Meclisini feshetmiş, ancak 1 Haziran 1997 günü yapılan seçimlerde halk kendisine muhalif bir çoğunluğu parlâmentoya göndermiştir[89]. Cumhurbaşkanı taktik fesihlerinin sonucunda beklemediği bir sonuç alırsa istifa etmek zorunda kalabilir. Hatta, Fransa’da fesihten sonra yeni yapılan seçimlerde halkın parlâmentoya Cumhurbaşkanına muhalif bir çoğunluk göndermesi durumunda Cumhurbaşkanının istifa etmek zorunda olduğu düşüncesi ileri sürülmüştür[90]. Bununla birlikte Fransa’da 1997’de böyle bir durum gerçekleşmesine rağmen Cumhurbaşkanı Jacques Chirac istifa etme yolunu seçmemiştir[91].

16. Anayasal Düzenlemeler

Burada çeşitli ülkelerde devlet başkanlarının fesih hakkının nasıl düzenlendiğini görelim.

Almanya.- 1949 Alman Anayasası “fesih (Auflösung)” yetkisini Federal Başkana vermekle birlikte bu yetkinin kullanılması şartlarını belirlemiştir. Anayasa, fesih hakkının kullanılabileceği iki ihtimal öngörmüştür.

Birinci ihtimal Anayasanın 63’üncü maddesinde öngörülmüştür. Bu maddenin üçüncü fıkrasına göre, Bundestag Federal Başkanın önerdiği Şansölye adayını seçmemiş ise ondört gün içinde üye tamsayısının salt çoğunluğuyla bir Federal Şansölye seçmelidir. Ondört gün boyunca yaptığı oylamalarda Bundestag bir Şansölye üye tamsayısının salt çoğunluğuyla bir Şansölye seçememiş ise, ondört günün bitiminden itibaren derhal son bir tur oylama yapılır. Bu turda bir aday, Bundestag’ın üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyunu almış ise, Federal Başkan onu Federal Şansölye olarak atar (m.63/4). Ancak bu son turda bir aday salt çoğunluğu sağlayamamış ise, Federal Başkan, yedi gün içinde, isterse en çok oy alan adayı Federal Şansölye olarak atar, isterse Bundestag’ı fesheder (m.63/4)[92].

İkinci ihtimal Anayasanın 68’inci maddesinde öngörülmüştür. Federal Şansölye  tarafından istenen güven oylaması Bundestag’ın üye tamsayısının salt çoğunluğuyla reddedilirse Federal Başkan, Federal Şansölyenin önerisi üzerine, yirmi bir gün içinde Bundestag’ı feshedebilir. Bu süre içinde, Bundestag üye tamsayısının salt çoğunluğuyla yeni bir Federal Şansölye seçerse Federal Başkanın fesih hakkı sona erer (m.68/1). Burada Cumhurbaşkanının fesih tehdidi Bundestag’ı ya mevcut Şansölyeyi düşürmemeye, ya da onun yerine yenisini seçmeye zorlar[93].

1949 Alman  Anayasasının 58’inci maddesi, karşı-imza kuralının 63’üncü maddeye göre Bundestag’ın Cumhurbaşkanı tarafından feshedilmesine uygulanmayacağını açıkça öngörmüştür. Bu nedenle Almanya’da Cumhurbaşkanının fesih yetkisi karşı-imza kuralına tâbi değildir.

Avusturya.- 1929 Avusturya Anayasasına göre, Federal Başkan Nationalrat’ı feshetme (Auflösung) yetkisine sahiptir (m.29). Anayasa Federal Başkanın fesih yetkisini sınırlandırmamıştır. Federal Başkan herhangi bir sebeple Nationalrat’ı feshedebilir. Ancak Federal Başkan fesih yetkisini aynı nedenle sadece bir kez kullanabilir (m.29/1). Fesihten sonra yeni seçimler yapılır. Nationalrat fesihten en geç yüz gün içinde toplanmalıdır (m.29/1). 1929 Avusturya Anayasası Nationalrat’ın öz feshini de öngörmüştür. 29’uncu maddenin ikinci fıkrasına göre, normal yasama dönemi bitmeden önce, Nationalrat bir kanunla kendi feshine karar verebilir. Bu şekilde öz fesihten sonra, yeni Meclis ilk toplantısını yapıncaya kadar eski meclisin yasama dönemi devam eder (m.29/3).

Belçika.- 1994 Belçika Anayasası sınırlandırılmış, şartları belirlenmiş bir fesih yetkisini krala vermiştir (m.46). Kral fesih yetkisini şu üç durumda kullanabilir: (a) Temsilciler Meclisi (Chambre des représentants ), üyelerinin salt çoğunluğu ile Hükûmete güven oyu vermeyi reddetmiş ve Krala üç gün içinde yeni bir Başbakan önermemiş ise (m.46/1-1); (b) Temsilciler Meclisi Hükûmete güvensizlik oyu vermiş, ama aynı anda üyelerinin salt çoğunluğu ile yeni bir Başbakan önermemiş ise (m.46/1-2); (c) Federal Hükûmet istifa etmiş ise Kral Temsilciler Meclisini feshedebilir. Ancak üçüncü ihtimalde, Kralın Temsilciler Meclisini feshedebilmesi için bizzat Temsilciler Meclisinin üye tam sayısının salt çoğunluğunun rızasını alması gerekmektedir (m.46/3). Her üç hâlde de, Temsilciler Meclisinin feshi, Anayasa gereği, Senatonun feshi sonucunu doğurur (m.46/4). Fesih işlemi, kırk gün içinde yeni seçimlerin düzenlenmesi ve iki ay içinde yeni Meclislerin toplantıya çağırılması işlemini de içermelidir (m.46/son).

Danimarka.- 1953 Danimarka Anayasasına göre, Parlâmento üyeleri kural olarak dört yıl için seçilirler (sek.32/1). Ancak Kral, yeni seçimlerin yapılması amacıyla her zaman bir “ferman (write)” yayınlayabilir (sek.32/2). Bu durumda, yeni seçimlere kadar mevcut parlâmento üyelikleri devam eder; yeni seçimlerden sonra ise boşalır (sek.32/2, 4).

Finlandiya.- 1999 Finlandiya Anayasası, Cumhurbaşkanı tarafından Parlâmento seçimlerinin yenilenmesine “fesih (dissolution)” dememekte, “olağanüstü parlâmento seçimleri (extraordinary parliamentary elections)” demektedir (m.26). 1999 Finlandiya Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı, Başbakanın gerekçelendirilmiş teklifi üzerine, parlâmento gruplarını dinledikten sonra, olağanüstü parlâmento seçimlerinin yapılmasına karar verebilir (m.26/1). Bununla birlikte, Parlâmento seçimlerden önce hangi zamanda çalışmalarını bitireceğine karar verir (m.26/1).

Fransa.- 1958 Fransız Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı Başbakana ve Meclis Başkanlarına danıştıktan sonra Millet Meclisini (Assemblée nationale) feshedebilir (m.12/1). Fesih yetkisi sebep unsuru bakımından sınırsızdır. Genel seçimler fesihten en az yirmi, en çok kırk gün sonra olur (m.12/2). Millet Meclisi, seçimini izleyen ikinci Perşembe kendiliğinden toplanır (m.12/3). Cumhurbaşkanı fesihten sonra seçimleri izleyen bir yıl içinde tekrar fesih hakkını kullanamaz (m.12/son). 1958 Fransız Anayasasının 19’uncu maddesi, Cumhurbaşkanının Millet Meclisini fesih işleminin karşı-imza kuralına tâbi olmadığını açıkça öngörmektedir. Bu nedenle Fransa’da fesih yetkisi, Cumhurbaşkanı tarafından tek başına kullanılabilen bir yetkidir. 1958 Fransız Anayasasına göre Cumhurbaşkanı olağanüstü hâl nedeniyle Anayasanın 16’ncı maddesini uygulamaya soktuğu dönemlerde Meclisi feshedemez (m.16/son). Keza fesih yetkisi Cumhurbaşkanına vekâlet edildiği dönemlerde kullanılamaz (m.7/4).

Hollanda.- 1983 Hollanda Anayasasına göre Meclislerden her biri “Kraliyet Kararnamesi (Royal Decree)” ile feshedilebilir (m.64/1). Fesih kararnamesi, üç ay içinde yeni seçimlerin yapılmasını ve seçilen meclisin toplantıya çağırılmasını gerektirir (m.64/2). Eski Meclisin feshi, yeni seçilen Meclisin toplandığı gün hüküm ifade eder (m.64/3). Fesihten sonra seçilen İkinci Meclisin (Second Chamber) yasama döneminin ne kadar olacağı parlâmento kararıyla belirlenir. Fesihten sonra seçilen Birinci Meclisin (First Chamber ) yasama dönemi ise, feshedilen eski Meclisin geri kalan görev süresi kadardır (m.64/4).

İngiltere [94].- İngiltere’de anayasal konvansiyon uyarınca Kraliçe Avam Kamarasını “feshetme yetkisi (prerogative of dissolution)”ne sahiptir[95]. İngiltere’de Kraliçenin fesih yetkisi konusunda şu konvansiyonel kurallar vardır: (a) Kraliçe Başbakanın istemi üzerine Parlâmentoyu fesheder[96]. (b) Kraliçe, Başbakanın istemi olmaksızın Parlâmentoyu feshedemez[97]. (c) Başbakan yasama dönemi içinde fesih zamanını seçme yetkisine sahiptir[98]. (d) Avam Kamarası Hükûmete güvensizlik oyu vermiş ise, Başbakan ya istifa etmeli, ya da Kraliçeden Avam Kamarasının feshini istemelidir. Bu ikinci ihtimalde Hükûmet yeni seçimlere kadar görevde kalır[99]. (e) Kural olarak Kraliçe Başbakanın fesih istemini reddedemez. Ancak bazı durumlarda Kraliçenin fesih istemini reddedebileceği kabul edilmektedir. Örneğin yeni seçimlerde seçimi kaybeden iktidardaki partinin Başbakanı derhal Avam Kamarasının feshini isterse, bu istem Kraliçe tarafından reddedilebilir[100]. Keza, genel seçimlere gitmeden Avam Kamarasının çoğunluğunun güvenine sahip bir Hükûmet kurulma ihtimali yüksek ise, Kraliçenin fesih istemini reddedebileceği de ileri sürülmektedir[101].

İrlanda.- 1937 İrlanda Anayasasına göre Cumhurbaşkanı, Başbakanın istemi üzerine Dail Eireann’ı feshedebilir (m.13/2-1). Cumhurbaşkanı, Başbakanın Dail Eireann’da çoğunluğun güvenini yitirmesi hâlinde Başbakanın fesih istemini reddedebilme konusunda mutlak takdir yetkisine sahiptir (m.13/2-2).

İspanya.- 1978 İspanyol Anayasası Krala Cortès Generales’i  feshetme yetkisini vermiştir (m.62-b). Anayasa iki tür fesih hakkı öngörmüştür. Birincisi 115’inci madde de öngörülen Başbakanın önerisi üzerine fesihtir. İkincisi ise 99’uncu maddenin beşinci fıkrasında öngörülen “otomatik fesih”tir.

Anayasanın 115’inci maddesinde öngörülen Kralın fesih hakkı Başbakanın istemi üzerine kullanılabilir (m.115/1). Başbakanın bu istemi yapabilmesi için de konuyu Bakanlar Kurulunda görüşmesi gerekir (m.115/1). Ancak fesih istemi, münhasıran onun sorumluluğu (exclusiva responsabilidad ) altındadır. Kongre (Congreso), Senato (Senado) veya Cortès Generales feshedilebilir (m.115/1). Kralın fesih kararnamesi aynı zamanda seçim tarihini de tespit eder (m.115/1). 1978 İspanyol Anayasası Başbakanın fesih istemi hakkını sınırlandırmıştır. Hükûmete karşı bir güvensizlik önergesi verilmiş ise, Başbakan Krala fesih teklifinde bulunamaz (m.115/2). Keza, 1978 İspanyol  Anayasasına göre, 99’uncu maddenin 5’inci fıkrasında öngörülen hâl hariç olmak üzere, bir yıllık bir dönem içinde fesih hakkı iki defa kullanılamaz (m.115/3).

1978 İspanyol  Anayasasının 99’uncu maddesinin 5’inci fıkrasında öngörülen fesih, Hükûmet krizlerine çözüm için öngörülmüş bir “otomatik fesih” niteliğindedir. Bu fıkraya göre, iki ay içinde, Kralın önerdiği Başbakan adaylarından hiçbirisi, Milletvekilleri Kongresinin güvenini sağlayamamış ise, Kral her iki Meclisi de fesheder ve yeni seçimlere gider. Kral fesih ve yeni seçimlere gitme işlemini Milletvekilleri Meclisinin Başkanının karşı imzasıyla yapar (m.99/5).

İsrail.- 12 Şubat 1958 tarihli Knesset Hakkında İsrail Temel Kanununa göre, Knesset ancak üye tamsayısının salt çoğunluğuyla kabul edeceği bir kanunla kendi kendini feshedebilir (sek.34). Fesih kanunu, yeni seçimlerin tarihini de belirler (m.34). Yeni seçilen Knesset’in yasama dönemi, seçim gününden itibaren dört yıl sonraki ilk Cheshvan ayına kadar devam eder (m.36). Eski Knesset, yeni Knesset’in toplanmasına kadar devam eder (m.37). 14 Nisan 1992 tarihli Hükûmet Hakkında İsrail Temel Kanununa göre Başbakan Devlet Başkanının onayıyla Knesset’in dağıtılmasına karar verebilir (sek.22). Bu durumda Knesset ve Başbakanlık seçimleri Knesset’in dağıtılmasından itibaren 60 günü izleyen ilk Salı günü yapılır (sek.22). Bununla birlikte Başbakan bu yetkisini Knesset’in yeni göreve başlamasından yeni bir hükûmet kurulmasına kadar kullanamaz (sek.22-b-1).

İtalya.- 1947 İtalyan Anayasasına göre Cumhurbaşkanı, Meclislerden ikisini de veya sadece bir tanesini Meclislerin Başkanlarının görüşünü almak şartıyla feshedebilir (m.88/1). Cumhurbaşkanı fesih hakkını kendi görev süresinin son altı aylık döneminde kullanamaz (m.88/2).

İzlanda.- 1944 İzlanda Anayasasına göre Cumhurbaşkanı Althingiyi feshedebilir. Ancak yeni seçimler fesihten sonra 45 içinde yapılmalıdır (m.24). Cumhurbaşkanı, Althingiyi feshinden itibaren en çok on hafta içinde tekrar toplantıya çağırmalıdır (m.24). Althingi üyelerinin vekâleti seçim gününe kadar devam eder (m.24).

Japonya .- 1946 Japon Anayasasına göre Temsilciler Meclisini feshetme yetkisi İmparatora aittir (m.7/3). İmparator bu yetkisini ancak Hükûmetin talebi ve onayı ile kullanabilir (m.7/1).

Lüksemburg.- 1868 Lüksemburg Anayasasına göre Büyük Dük, Meclisi feshedebilir (m.74). Büyük Dükün fesih hakkı, herhangi bir şekilde sınırlandırılmamıştır. Ancak yeni seçimler feshi izleyen üç ay içinde düzenlenmelidir (m.74).

Norveç .- 1814 Norveç Anayasasında feshe ilişkin hüküm yoktur.

Portekiz.- 1976 Portekiz Anayasasına göre fesih hakkı Cumhurbaşkanına aittir. Cumhurbaşkanı Mecliste temsil edilen partilerin ve Devlet Şurasının (Conselho de Estado) görüşünü aldıktan sonra fesih hakkını kullanır (m.136-e). Ancak Cumhurbaşkanı Meclisin ilk altı ayında ve kendi görev süresinin son yarım yılında ve keza sıkıyönetim veya olağanüstü hâl durumunda Meclisi feshedemez (m.175/1). Bu hükme aykırı bir fesih kararnamesinin hiçbir geçerliliği yoktur (m.175/2). Meclisin feshi, milletvekillerinin milletvekilliği sıfatının ve Daimî Komitenin yetkilerinin devamını etkilemez. Milletvekillerinin milletvekilliği sıfatı ve Daimî Komitenin yetkileri yeni seçilen Meclisin ilk toplantısına kadar devam eder (m.175/3). Cumhurbaşkanının fesih yetkisi, 1976 Portekiz Anayasasının 143’üncü maddesine göre karşı-imza kuralına tâbi değildir.

Türkiye.- 1982 Türk Anayasası Cumhurbaşkanına Türkiye Büyük Millet Meclisini fesih yetkisini sıkı şartlara bağlı olarak vermektedir. Öncelikle belirtelim ki, Türk Anayasası buna fesih dememekte, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Seçimlerinin Cumhurbaşkanınca Yenilenmesi” demektedir. Anayasanın 116’ncı maddesine göre,

                   “Bakanlar Kurulunun, 110 uncu maddede belirtilen güvenoyunun alamaması ve 99 uncu veya 111 inci maddeler uyarınca güvensizlik oyuyla düşürülmesi hâllerinde; kırkbeş gün içinde yeni Bakanlar Kurulu kurulamadığı veya kurulduğu hâlde güvenoyu alamadığı takdirde Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına danışarak, seçimlerin yenilenmesine karar verebilir.

                   Başbakanın güvensizlik oyu ile düşürülmeden istifa etmesi üzerine kırkbeş gün içinde veya yeni seçilen Türkiye Büyük Millet Meclisinde Başkanlık Divanı seçiminden sonra yeni kırkbeş gün içinde Bakanlar Kurulunun kurulamaması hâllerinde de Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verebilir.

                   Yenilenme kararı Resmî Gazetede yayımlanır ve seçime gidilir”.

1982 Türk  Anayasasının 102’nci maddesinin 3’üncü fıkrasına göre, “Cumhurbaşkanı dördüncü tur oylamada da Türkiye Büyük Millet Meclisinin üye tamsayısının salt çoğunluğuyla seçilemezse Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yenilenir.

10 Haziran 1983 tarih ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 8’inci maddesine göre, Cumhurbaşkanınca Meclisin seçimlerinin yenilenmesine karar verilmiş ise, bu kararın verildiği günden sonra gelen doksanıncı günü izleyen ilk Pazar günü seçimler yenilenir.

Yunanistan.- 1975 Yunan Anayasası üç tür fesih öngörmüştür.

a) Birincisi otomatik fesihtir. Otomatik fesih de iki durumda söz konusudur. (aa) Bir kere, Cumhurbaşkanının üçüncü tur oylamada Parlâmento tarafından seçilememesi durumunda, Parlâmento feshedilir ve yeni seçimlere gidilir (m.32/4). Anayasaya göre, bu durumda Başbakan fesih kararnamesini karşı-imzalamazsa Cumhurbaşkanı fesih yetkisini tek başına kullanabilir (m.35/2-c). (bb) İkinci olarak Cumhurbaşkanının Bakanlar Kurulunu kurma görevi verdiği üçüncü kişinin de başarısız olması durumunda, Cumhurbaşkanı, parti liderleriyle bir toplantı yaptıktan sonra, Parlâmentoyu fesheder (m.37/3). Cumhurbaşkanının buradaki fesih yetkisi karşı-imza kuralına tâbi değildir (m.35/2-b).

b) İkincisi hükûmet krizine çözüm olarak öngörülmüş olan fesihtir. 1975 Yunan Anayasasının 41’inci maddesinin 1’inci fıkrası, Cumhurbaşkanına, iki Hükûmetin istifa etmesi veya Parlâmento tarafından iki Hükûmetin düşürülmesi ve mevcut Parlâmentoda hükûmet istikrarının sağlanmasının mümkün olmadığı durumda Parlâmentoyu feshetme yetkisini vermektedir. Anayasaya göre, bu durumda Başbakan fesih kararnamesini karşı-imzalamazsa Cumhurbaşkanı fesih yetkisini tek başına kullanabilir (m.35/2-c).


 

TABLO 4: Devlet Başkanlarının Fesih Yetkisi s.139

 


 

c) Yunan Anayasasının öngördüğü üçüncü fesih, Hükûmetin istemiyle yapılan fesihtir. 1975 Yunan  Anayasasının 41’inci maddesinin 2’nci fıkrasına göre, “ulus için olağanüstü önemde bir problem (problem of extraordinary importance for the nation)” hâlinde Hükûmetin istemiyle Cumhurbaşkanı Parlâmentoyu feshedebilir (m.41/2). Anayasa bu sebebi somut olarak belirtmemekle birlikte, aynı sebeple Parlâmentonun iki defa Hükûmet istemiyle feshedilmesini yasaklamaktadır (m.41/2). Bu durumda fesih kararnamesi Hükûmet tarafından karşı-imzalanmalıdır (m.41/3). Fesih kararnamesi, otuz gün içinde yeni seçimleri yapılmasını ve seçimlerden sonra otuz gün içinde de Parlâmentonun toplantıya çağırılmasını öngörmelidir (m.41/3). 37’nci maddenin 3’üncü fıkrası ve 41’inci maddenin 1’inci fıkrasında öngörülen hâller dışında, fesihten sonra yapılan yeni seçimler sonucu oluşan Parlâmento bir yıl geçmedikçe feshedilemez (m.41/4).

İncelediğimiz ülkelerde fesih hakkında ulaştığımız sonuçlar sol sayfada bulunan TABLO 4’te özetlenmiştir.

B. Parlâmentoyu Toplantıya Çağırma , Toplantı-larını Erteleme , Toplantılarını Kapatma Yetkisi  

Bibliyografya.- Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.234-246, 572; Esmein, op. cit., s.538; Hauriou, op. cit., c.II, s.164-177; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.513-515; Debbasch et al., op. cit., s.725-727; Turpin, op. cit., s.364-365; Favoreu et al., op. cit., s.625; Gicquel, op. cit., s.549-570.

Bazı ülkelerde, özellikle monarşilerde, örneğin İngiltere’de[102], “parlâmentonun devamlılığı (permanence du parlement ) ilkesi benimsenmemiştir. Bu ülkelerde devlet başkanlarının, “parlâmentoyu toplantıya çağırma (convocation du parlement) ”, toplanmış olan parlâmentonun “toplantılarını erteleme (ajournement des sessions)” ve “toplantı dönemlerini kapatma (clôture des sessions)” hakları vardır. Bu şu anlama gelir ki, parlâmento devlet başkanı tarafından toplantıya çağırılmamışsa, kendiliğinden toplanamaz. Keza, devlet başkanı tarafından toplantıya çağırılan parlâmentonun toplantıları, devlet başkanı tarafından ertelenebilir. Nihayet, toplantı hâlinde bulunan parlâmentonun toplantılarına devlet başkanı tarafından son verilebilir[103]. Devlet başkanının da parlâmentoyu hukuken toplantıya çağırmama hakkı vardır[104]. Bununla birlikte demokratik monarşilerde devlet başkanının parlâmentoyu toplantıya çağırmama haklarını kullandıkları görülmez. Zaten İngiltere’de Kralın Parlâmentoyu toplantıya çağırmama hakkı 1694 tarihli Triennial Act  ile üç yılla sınırlandırılmıştır. Triennial Act’a göre, Kral parlâmentoyu en fazla üç yıl toplantıya çağırmayabilir[105]. Parlâmenter sistemlerde, devlet başkanının bu hakları (“çağrı (convocation) ”, “erteleme (ajournement )” ve “kapatma (clôture)”), aşağıda sebebini ayrıca göreceğimiz gibi, başbakan istemi ve onun karşı-imzasıyla kullanılır.

Devlet başkanlarının parlâmentoları toplantıya çağırma, parlâmentonun toplantı dönemini erteleme veya kapatma hakkının kökeni İngiltere tarihinde bulunmaktadır[106]. İngiltere'de Parlâmento tarihsel olarak, krala “danışmanlık yapmak ve yardım etmek” ve özellikle de kralın toplamak istediği vergilere rıza göstermek amacıyla kral tarafından toplantıya çağırılıyordu. Kral emretmedikçe parlâmento üyelerinin belirlenmesi için seçim yapılması ve keza üyelerin toplanması imkânsızdı. Bu şekilde toplanan Parlâmento kendisinden istenen işleri yaptığında Kral tarafından görevine son veriliyordu. Yani Parlâmento, Kralın iradesiyle toplantı yapabiliyor; Kralın iradesiyle toplantılarına son veriyordu. Tabir caizse, Kralın istemiyle ağzını açabilen Parlâmentonun ağzı, yine Kralın istemiyle kapatılabiliyordu[107]. Tarihsel köken olarak bu şekilde ortaya çıkan Parlâmentonun devlet başkanı tarafından toplantıya çağırılması ve toplantılarına devlet başkanı tarafından son verilmesi kuralı, günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.

Diğer bazı ülkelerde, özellikle cumhuriyetlerde, örneğin Türkiye’de[108], parlâmentonun devamlılığı ilkesi benimsenmiştir. Bu ülkelerde, kural olarak, parlâmento, devlet başkanının istemine gerek olmaksızın, “kendiliğinden toplanma hakkı (droit de se réunir de plein droit )[109]na sahiptir. Bu ülkelerde devlet başkanının parlâmentonun toplantılarını erteleme ve son verme hakkı olmasa da, parlâmentonun çalışmalarına ara verdiği dönemlerde, “parlâmentoyu olağanüstü toplantıya çağırma (convocation du parlement en session extraordinaire) ” hakları vardır.

Örneğin 1976 Portekiz  Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisini (Assembleia da República)  tatilde iken olağanüstü toplantıya çağırabilir (m.136-c).

Parlâmentonun devamlılığı ilkesinin benimsenmemiş olduğu bazı ülkelerde de, örneğin Fransa’da, normal olarak parlâmento kendiliğinden toplanır (sessions ordinaires)”[110]. Ancak parlâmentonun iki toplantı dönemi arasında, parlâmentonun toplanabilmesi için, yani “olağanüstü toplanabilmesi (session extraordinaire)” için devlet başkanının “çağrı (convocation)” sı gerekir[111].

Örnekler.- 1900 Avustralya Anayasasına göre, Genel-Valinin Parlâmentoyu toplantıya çağırma ve toplantı dönemini erteleme yetkisi vardır (sek*.5.). Bununla birlikte Anayasa, Genel-Valinin bu yetkisini kısıtlamıştır. Parlâmento yılda en az bir kez toplanmalı ve parlâmentonun iki toplantısı arasında oniki aydan fazla bir ara olmamalıdır (sek.6).

1994 Belçika  Anayasasına göre, Kral Meclisleri toplantıya çağırma, toplantı dönemini kapatma (clôture de la session ) (m.44), Meclislerin çalışmasına ara vermek (ajournement) yetkisine (m.45) sahiptir. Ancak ara verme süresi bir aydan fazla olamaz ve ara verme bir toplantı döneminde Meclislerin rızası olmaksızın birden fazla defa kullanılamaz (m.45).

1944 İzlanda  Anayasasına göre Cumhurbaşkanı, Althingi’yi genel seçimlerden en geç on hafta sonra toplantıya çağırır (m.22). Keza Cumhurbaşkanı, her yıl olağan toplantı dönemini açar (m.22). Cumhurbaşkanı Althingi’nin toplantıları yılda bir defa iki haftayı geçmemek üzere erteleyebilir. Bununla birlikte Althingi, Cumhurbaşkanını bu hükme aykırı eylemde bulunmaya izin verebilir (m.23/1). Cumhurbaşkanı Althingi’nin toplantı dönemini ertelemişse, Althingi’nin üyelerinin salt çoğunluğunun talebi üzerine Althingi’yi toplantıya çağırmak zorundadır (m.23/2).

1946 Japon  Anayasasına göre Parlâmentoyu toplantıya çağırma, yetkisi İmparatora aittir (m.7/2).

1975 Yunan  Anayasasına göre Cumhurbaşkanı Parlâmentoyu olağan ve olağanüstü toplantıya çağırma, toplantıları askıya alma, toplantıları erteleme yetkisine sahiptir (m.40).

C. Mesaj Yetkisi

Bibliyografya.- Esmein, op. cit., c.II, s.188-190; Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.569-572; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.622; Laferrière, op. cit., s.1044-1045; Prélot, op. cit., s.647; Ardant, op. cit., s.474; Dominique Hocherez, “Message”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.633; Cadart, op. cit., c.II, s.1157; Debbasch et al., op. cit., s.695-696; Turpin, op. cit., s.358; Lavroff, op. cit., s.708-710; Favoreu et al., op. cit., s.621; Zoller, op. cit., s.463; Chagnollaud, op. cit., s.296-297; Gicquel, op. cit., s.548-549.

Devlet başkanları parlâmentolara “mesaj gönderme hakkı (droit de message)”na sahiptir[112]. “Mesaj (message)”,  devlet başkanının parlâmentoya yaptığı bir bildiridir[113]. Mesaj hakkıyla devlet başkanı ulusal meselelerde kendi düşüncelerini açıklama imkânını bulur[114]. Bu mesaj bazı ülkelerde bizzat devlet başkanı tarafından parlâmentoda okunur. Bazı ülkelerde (özellikle monarşilerde) yazılı olarak gönderilir. Bir bakan veya meclis başkanı tarafından parlâmentoda okunur[115]. Bazı ülkelerde devlet başkanı mesajının okunmasından sonra parlâmento hiçbir görüşme yapmaz. Bazı ülkelerde ise parlâmento, mesajı görüşüp ona karşılık devlet başkanına sunulmak üzere bir “mahzar[116] (adresse [117])”  hazırlar[118]. Mesaj özellikle, yeni bir devlet başkanı göreve geldiğinde veya yeni seçilen parlâmento göreve başladığında veya parlâmentonun yasama yılına veya toplantı dönemine yeni başladığında gönderilir.

Örnekler.- 1958 Fransız Anayasasına göre, Cumhurbaşkanının her iki meclise de mesaj gönderme hakkı vardır. Cumhurbaşkanı, mesajlarını Meclislerde okutturur. Mesajlar üzerine Meclislerde tartışma yapılmaz (m.18). 1958 Fransız Anayasası, olağanüstü hâllerde de Cumhurbaşkanına, “ulusa mesaj (message à la naiton)” gönderme hakkını tanımıştır (m.16/2).

1983 Hollanda  Anayasasına göre her yıl Eylül ayının üçüncü Salı günü Parlâmentonun iki Meclisinin ortak toplantısında Kral tarafından veya Kral adına Hükûmetin izlenecek politikanın bir açıklaması (statement of the policy) yapılır (m.65).

1937 İrlanda  Anayasasına göre Cumhurbaşkanı ulusal veya kamusal öneme sahip herhangi bir konuda yasama meclislerine mesaj gönderebilir (m.13/7-1). Keza Cumhurbaşkanı aynı konuda halka yönelik de bir mesaj açıklaması yapabilir (m.13/7-2). Ancak her iki durumda da, Cumhurbaşkanı Hükûmetin onayını almalıdır (m.13/7-3).

1947 İtalyan  Anayasası Cumhurbaşkanının Meclislere mesaj gönderebileceğini öngörmektedir (m.87/2).

1814 Norveç  Anayasasına göre, Storting yeni seçildiğinde, Kral veya Kralın bu amaçla atadığı kişinin yapacağı bir “konuşma (nutuk, speech)” ile açılır. Bu nutukta Kral veya görevlendirdiği kişi, “Krallığın durumu (state of the Realm)” ve Storting’in özellikle dikkatini çekmek istediği konularda bilgi verir (m.74/1). Kralın huzurunda görüşme yapılamaz (m.74/1).

1976 Portekiz  Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisine (Assembleia da República) mesaj gönderme yetkisine sahiptir (m.136-d). 1976 Portekiz  Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı cumhuriyet için ciddî olaylar hakkında da ulusa yönelik açıklama yapma (make a statement) hakkına da sahiptir (m.137-e).

1975 Yunan  Anayasasına göre Cumhurbaşkanı olağanüstü hâllerde Başbakanının “uygun görüşü (consent opinion )”nü aldıktan sonra “halka mesaj (messages to the People ) ” gönderebilir. Bu mesajlar başbakanın karşı-imzasına tâbidir (m.44/3).

Devlet başkanlarının kanun yapımı sürecinde de, onay, geri gönderme, ısdar yayın gibi bazı yetkileri vardır. Şimdi bu yetkeleri görelim.

D. Onay  veya Geri Gönderme Yetkisi

Kanun yapımının son aşamasına devlet başkanı da katılmaktadır. Parlâmento tarafından kabul edilen kanun yürürlüğe girmeden önce, devlet başkanı sunulur. Ülkeden ülkeye değişik sistemler vardır. Monarşilerde krallara “onay” yetkisi, cumhuriyetlerde ise cumhurbaşkanlarına kanunu bir kez daha görüşülmek üzere parlâmentoya “geri gönderme” yetkisi tanınmaktadır.

1. Kralî Onay

Bibliyografya.- Barthélemy ve Duez, op. cit., s.738-739; Raymond Carré de Malberg, Contribution à la théorie générale de l’Etat, Paris, sirey, 1922, c.I, s.396-399; Wigny, op. cit., s.618-619; S. B. Chrimes, English Constitutional History, London, Oxford University Press, 1953, s.13-14; Monica Charlot, Le Système politique britannique, Paris, Armand Colin, 1976, s.181-182.

“Kralî onay (royal assent, sanction royale ) ” sistemi monarşilerde görülür. Bu sistemde kralın onayı kanunun bir varlık unsurudur. Yani kralın iradesi, kanunun kurucu unsurlarından birisidir[119]. Kralın iradesi olmaksızın bir kanunun varlığından bahsedilemez. Diğer bir ifadeyle, bir monarşide kanunu oluşturan iradelerden birisi de kralın iradesidir. Monarşilerde kral, yasama organının bir parçası olarak kabul edilir[120]. Monarşilerde kanun meclislerin ve kralın teşriî iradesinin ortak ürünüdür[121]. Kralın “onay (assent , sanction)”  işlemi, nitelik olarak parlâmentonun “kabul (adoption)”  işleminden farklı değildir[122]. Kralın onayı idarî nitelikte değil, teşriî nitelikte bir işlemdir. Oysa aşağıda göreceğimiz ısdar ve yayın idarî nitelikte işlemlerdir.

Örneğin İngiltere’de yasama organının, yani Parlâmentonun, Avam Kamarası, Lordlar Kamarası ve Kral veya Kraliçeden oluştuğu kabul edilmektedir[123]. İngiltere’de kral veya kraliçe yasama organının üçüncü parçasıdır[124]. Gerçekten de İngiltere’de, yayımlanan kanunlarda (act, bill, statute) o kanunun, Kraliçe, Lordlar Kamarası ve Avam Kamarasından oluşan Parlâmento tarafından kabul edildiği şu formülle açıkça ifade edilmektedir:

“BE IT ENACTED by the Queen's most Excellent Majesty, by and with the advice and consent of the Lords Spiritual and Temporal, and Commons, in this present Parliament assembled, and by the authority of the same, as follows:-”[125].

O hâlde, monarşilerde meclislerin kabul ettiği bir kanunun geçerli olabilmesi için, bu kanunun kralın iradesini de alması gerekir. Kral, bu iradesini, “kralî müeyyide (sanction royale)[126] veya “kralî onay (royal assent)[127] şeklinde açıklar. Kralî müeyyide veya kralî onay, kralın bir “irade işlemi (acte de volonté)” olduğuna göre, kral tarafından verilebileceği gibi verilmeyebilir de. Yani kral, meclislerin kabul ettiği bir kanunu onaylamayı reddetme hakkına hukuken sahiptir. Gerçekten de, İngiliz hukukunda, Kralın veya Kraliçenin hukuken Avam Kamarası  ve Lordlar Kamarasının kabul ettiği bir kanunu (bill , act, statute),  “onaylamayı reddetme (refusal of the royal assent)” yetkisine sahip olduğu kabul edilmektedir[128]. Kral veya Kraliçe onaylama iradesini eski bir Fransızca ile “le Roy/ la Reyne le veult  (Kral/Kraliçe onu istiyor)”[129], onaylamayı reddetme iradesini ise “le Roy s’avisera (Kral düşünecek)” cümleleriyle açıklar[130]. Ancak İngiltere’de 1707 yılından bu yana bir Kralın veya Kraliçenin bir kanunu onaylamayı reddettiğine, yani “le Roy s’avisera (Kral düşünecek)” dediğine şahit olunmamıştır[131]. Belçika’da ise 1842’de, 1845’te ve 1884’te üç defa kralın onaylamayı reddettiğine şahit olunmuştur[132].

Yazılı monarşi anayasalarında da krallara onay yetkisi verilmiştir.

Örnekler.- 1994 Belçika Anayasasına göre Kral kanunları onaylar (m.109). 1994 Belçika Anayasasına göre Kral bu yetkisini ancak bir bakanın karşı-imzasıyla kullanabilir (m.106).

1953 Danimarka  Anayasasına göre, Parlâmento tarafından kabul edilen bir “kanun tasarısı (bill)” otuz gün içinde “Kralî onay (Royal Assent)” alırsa kanun hâline gelir (sek.22). Kral keza, kanunları ısdar eder (sek.22). 1953 Danimarka Anayasasına göre, Kralın bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (sek.14).

1983 Hollanda  Anayasasına göre bir “kanun tasarısı (bill)”, Parlâmento tarafından kabul edildikten ve Kral tarafından onaylandıktan sonra kanun hâline gelir (m.87/1). 1983 Hollanda Anayasasına göre Kralın bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.47).

1978 İspanyol  Anayasasına göre, Kral kanunlar hakkında onay yetkisine sahiptir (m.62-a). 1978 İspanyol Anayasasına göre Kralın bu yetkisi, karşı-imza kuralına tâbidir (m.64). Onay ve ısdar işlemleri Başbakan ve gerekli hâllerde yetkili bakan tarafından imzalanmalıdır (m.64)

1975 İsveç  Anayasası kanunları onaylama yetkisini Krala vermemiştir. Bu Anayasa kanunlar hakkında ısdar yetkisini Krala değil, doğrudan Hükûmete vermiştir (bölüm 8, m.19).

1868 Lüksemburg Anayasasına göre, kanunları onaylamak yetkisi Büyük Düke aittir. Büyük Dük bu yetkisini kanunların Parlâmento tarafından kabulünden itibaren üç ay içinde kullanır (m.34). Büyük Dükün bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.45).

1814 Norveç  Anayasasına göre, Kral Parlâmentonun kabul ettiği kanunlar üzerinde “Kralî onay (Royal Assent)” yetkisine sahiptir (m.77). Kralî onay işlemi, Kralın diğer bütün işlemleri gibi karşı-imza kuralına tâbidir (m.31). Kral kanun tasarısını onaylarsa, ona imzasını atar ve tasarı böylece kanun hâline gelir (m.78/1).

1876 Osmanlı  Kanun-u Esasîsine göre de Padişahın Meclis-i Umumî tarafından kabul edilen kanun lahiyaları üzerinde mutlak onay yetkisi vardı. Kanun-u Esasînin 54’üncü maddesine göre, kanunlar ancak bir “irade-i seniyye” ile tasdik edilirse yürürlüğe girebiliyorlardı[133].

Görüldüğü gibi, İsveç  hariç, monarşilerde Parlâmento tarafından kabul edilen kanunları onaylama yetkisi krallara verilmiştir. Dolayısıyla monarşilerde kralların kendisine sunulan bir kanunu onaylamamaya hukuken yetkisi vardır. Bir monarşik sistemde, “kralın onayı (royal assent, sanction royale)”nı almamış bir kanun, kanun olarak var olamaz. Bu nedenle monarşilerde kralların onay yetkisi, “mutlak veto (veto absolu) ” yetkisi niteliğindedir. Bununla birlikte, istisnasız bütün demokratik monarşilerde kralların bu yetkileri karşı-imza kuralına tâbidir.

Bununla birlikte 1814 Norveç Anayasasında kabul edilen krali onay yetkisi mutlak bir veto yetkisi niteliğinde değildir. Zira, Kral, Parlâmento tarafından kabul edilen kendisine sunulan kanun tasarısını onaylamayı uygun bulmaz ise, bir “açıklama (statement) ” ile kanun tasarısını Odelstinge geri gönderir (m.78/2). Bu durumda, iki ardışık seçimlerden sonra oluşacak Storting, iki ayrı toplantı döneminde tasarıda değişiklik yapılmaksızın tasarıyı aynen kabul ederse, kanun tasarısı “Kralî onay (Royal Assent)” olmadan da kanunlaşır (m.79).

1876 Osmanlı  Kanun-u Esasîsinin 1909 değişikliklerinden sonraki hâlinde de Padişahın kanunlar üzerindeki mutlak veto yetkisi kaldırılmış ve yerine geciktirici ve güçleştirici veto yetkisi konulmuştur. Şöyle ki, 54’üncü maddenin 1909’daki değişik şekline göre, Parlâmento tarafından kabul edilen ve Padişaha tasdik için arz edilen kanunlar, iki anayasa zarfında “ya tasdik olunur, yahut tekrar tetkik edilmek üzere bir kere iade edilir. İade olunan kanunun tekrar müzakeresinde ekseriyet-i sülüsan (üçte iki çoğunluk) ile kabul şarttır. Müstaceliyetine karar verilmiş kanunlar on gün zarfında ya tasdik veya iade olunur”.

2. Geri Gönderme

Bibliyografya.- Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.633-661; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.742-743; Laferrière, op. cit., s.1038; Vedel, op. cit., s.488; Debbasch et al., op. cit., s.724-725; Lavroff, op. cit., s.637-639; Turpin, op. cit., s.366; Ardant, op. cit., s.474.

Cumhuriyetlerde cumhurbaşkanlarına “onay”, yani “mutlak veto” yetkisi tanınmaz. Onun yerine cumhurbaşkanlarına parlâmentonun kabul ettiği kanunu, belli bir süre içinde, “bir kez daha görüşülmek üzere parlâmentoya geri gönderme  (renvoi pour une nouvelle délibération )” yetkisi tanınmaktadır (1958 Fransız  Anayasası, m.10/2; 1947 İtalyan Anayasası, m.74; 1976 Portekiz Anayasası, m.139; 1982 Türk  Anayasası, m.89; 1975 Yunan Anayasası, m.42) . Yani birçok ülkede cumhurbaşkanı parlâmentonun kabul ettiği kanunun parlâmento tarafından bir defa daha görüşülmesini isteyebilmektedir (demande d’une nouvelle délibération )”. Cumhurbaşkanı tarafından bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderilen kanunun parlâmento tarafından tekrar kabul edilebilmesinde de iki ayrı sistem uygulanmaktadır:

a) Güçleştirici Veto .- Birinci sistemde, parlâmentonun kendisine iade edilen kanunu tekrar cumhurbaşkanı gönderilebilmesi için, aynı kanunu, üye tamsayısının 3/5, 2/3, 3/4 gibi nitelikli çoğunluğuyla kabul etmesi gerekir. Bu hâlde “güçleştirici veto”[134]dan bahsedilir. Örneğin Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın geri gönderdiği kanunun tekrar kabul edilebilmesi için Temsilciler Meclisi ve Senatoda üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kabul edilmesi gerekir (Anayasa, madde 1, bölüm 7). Ancak incelediğimiz parlâmenter demokrasiler arasında cumhurbaşkanına böyle güçleştirici veto yetkisi tanımış bir ülke yoktur. Bununla birlikte Portekiz ve Yunanistan’da Cumhurbaşkanlarına güçleştirici vetoya benzer bir veto yetkisi tanınmıştır.

1976 Portekiz  Anayasasına göre Cumhurbaşkanı 20 gün içinde kendisine sunulan kanunu ısdar edebilir veya bir mesaj göndererek onun Parlâmento tarafından tekrar görüşülmesini isteyebilir (m.139/1). Cumhurbaşkanının geri gönderme yetkisi karşı-imza kuralına tâbi değildir (m.143/1). Geri gönderilen kanun Parlâmento tarafından üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabul edilmiş ise, Cumhurbaşkanı bu kanunu sekiz gün içinde ısdar etmek zorundadır (m.139/2). Bununla birlikte, (a) dış ilişkiler, (b) kamu, özel ve sosyal sektörler arasındaki sınırlara, (c) Avrupa Parlamentosu seçimlerini veya Anayasa tarafından öngörülmüş seçimlerle ilgili tedbirleri düzenleyen kanunların geri gönderilmesi durumunda, toplantıya katılan milletvekillerinin üçte iki çoğunluğu ile kabul edilmesi gerekmektedir (m.139/3). Bu toplantıya katılan milletvekillerinin sayısı parlâmento üye tamsayısının salt çoğunluğundan fazla olmalıdır (m.139/3).

1975 Yunan  Anayasasına göre, Parlâmento tarafından kabul edilen kanunları Cumhurbaşkanı kendisine gelmesinden itibaren bir ay içinde bir kez daha görüşülmek üzere Parlâmentoya geri gönderebilir (m.41/1). Cumhurbaşkanı geri gönderme yetkisini karşı-imza kuralına tâbi olmadan tek başına kullanabilir (m.35/2-d). Cumhurbaşkanının geri gönderdiği kanunun Parlâmento tarafından tekrar kabul edilebilmesi için Parlâmentonun üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabul edilmesi gerekir (m.41/2). 1975 Yunan  Anayasasına göre ikinci görüşmede bu çoğunlukla kanun kabul edilirse, Cumhurbaşkanı bu kanunu artık 10 gün içinde yayımlamak zorundadır (m.42/2).

b) Geciktirici Veto.- İkinci sistemde, kendisine iade edilen kanunu parlâmentonun tekrar kabul edebilmesi için parlâmentonun nitelikli bir çoğunluğu aranmaz. Parlâmento ikinci görüşmede de aynı kanunu, normal çoğunluğu ile kabul edebilir. Bu takdirde, kanun cumhurbaşkanına tekrar sunulur. Artık cumhurbaşkanı aynı kanunu ikinci defa geri gönderemez. Anayasanın öngördüğü süre içinde yayımlamak zorundadır. Bu sistemde, cumhurbaşkanının geri gönderme yetkisi bir “geciktirici veto (veto suspensif)” olarak analiz edilir.

Örneğin 1958 Fransız  Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı 15 gün içinde, Parlâmento tarafından kabul edilen bir kanununun yeniden görüşülmesini (nouvelle délibération ) isteyebilir (m.10/2). 1958 Fransız  Anayasasında geri gönderme yetkisini karşı-imza kuralından istisna tutan bir hüküm olmadığı için bu yetki başbakanın karşı-imzası ile kullanılmaktadır (m.19)[135]. Parlâmento, geri gönderilen kanunu tekrar kabul ederse, Cumhurbaşkanı bu kanunu onbeş gün içinde ısdar etmek zorundadır. Anayasa ikinci görüşmede ayrı bir karar yetersayısı öngörmediği için Parlâmento aynı kanunu aynı çoğunluk ile kabul edebilir.

1947 İtalyan  Anayasasına göre de Cumhurbaşkanı Parlâmento tarafından kabul bir kanun hakkında, bir ay içinde (m.73), bir “gerekçeli mesaj (messaggio motivato)” ile “yeni görüşme (nuova deliberazione)” yapılmasını isteyebilir (m.74/1). İtalya’da tüm diğer işlemler gibi Cumhurbaşkanının geri gönderme işlemi de karşı-imza kuralına tâbidir (m.79). Ama Parlâmento aynı kanunu tekrar kabul ederse, Cumhurbaşkanı artık bunu ısdar etmek zorundadır.

1982 Türk Anayasasına göre de (m.89/2), Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen kanunu Cumhurbaşkanı 15 gün içinde bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderebilir. Cumhurbaşkanının geri gönderme yetkisinin karşı-imza kuralına tâbi olup olmadığı Türkiye’de tartışmalıdır. Ancak uygulamada Cumhurbaşkanı bu yetkisini tek başına kullanmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi aynı kanunu hiçbir değişiklik yapmaksızın tekrar kabul ederse, Cumhurbaşkanı bu kanunu onbeş gün içinde yayımlamak zorundadır.

Eğer 1976 Portekiz  Anayasası (m.143/1) ve 1975 Yunan Anayasası (m.35/2-d) gibi Cumhurbaşkanının geri gönderme yetkisini karşı-imza kuralından açıkça istisna tutan bir hüküm yoksa, Cumhurbaşkanının geri gönderme yetkisi de karşı-imza kuralına tâbidir. Yani bu yetkiyi cumhurbaşkanı başbakanın karşı-imzasını almadan kullanamaz[136]. Keza cumhurbaşkanı bu yetkisini başbakanın istemi üzerine kullanmak zorundadır[137].

Batı demokrasilerinde Cumhurbaşkanının sahip olduğu geri gönderme yetkisi nadiren kullanılan bir yetkidir. Fransa’da Cumhurbaşkanı François Mitterrand 14 yıllık Cumhurbaşkanlığı döneminde bu yetkisini 1983 ve 1989 da olmak üzere iki defa kullanmıştır[138].

E. Isdar Yetkisi

Bibliyografya.- Barthélemy ve Duez, op. cit., s.740-741; Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.623-645; Carré de Malberg, op. cit., c:I, s.403-460; Hauriou, op. cit., s.437-440; Georges Dupuis, “Promulgation”, in Duhamel ve Mény (der.), op. cit., s.836; Laferrière, op. cit., s.1037; Vedel, op. cit., s.487-490; Debbasch et al., op. cit., s.722-724; Lavroff, op. cit., s.635-638; Jeanneau, op. cit., s.251-252; Wigny, op. cit., s.644-647; Turpin, op. cit., s.366-367.

Monarşilerde[139] kral tarafından onaylanmış, cumhuriyetlerde de cumhurbaşkanı tarafından geri gönderilmemiş veya parlâmento tarafından anayasanın öngördüğü şekilde ikinci defa aynen kabul edilmiş kanunlar, yayınlanmadan önce devlet başkanı tarafından “ısdar ” işlemine tâbi tutulurlar.

1. Tanımı

“Isdar (promulgation)”  parlâmento tarafından kanunun kabul edilmesiyle, hükûmet tarafından yayımlanması arasında devlet başkanı (kral veya cumhurbaşkanı) tarafından yapılan bir “tasdik (certification)”  işlemidir. “Isdar”, “onay”dan farklıdır. Nasıl farklı olduğunu biraz sonra göreceğiz. “Isdar”, “yayın (publication)” dan da farklıdır. Yayın işlemi, ısdar işleminden sonra gelir. Isdar, hukukî bir işlem, yayın ise maddî bir işlemdir[140].

Isdar işleminin olduğu ülkelerde, resmî gazetede yayımlanmadan önce, parlâmento tarafından kabul edilen kanunun üstü veya altı cumhurbaşkanı tarafından imzalanmakta ve imzanın yanına da “alttaki veya üstteki metnin parlâmento tarafından kabul edilen kanun metni olduğu cumhurbaşkanı tarafından tasdik olunur” gibi bir ibare yazılmaktadır. Bu işleme de ısdar işlemi denmektedir.

Türkiye’de kanunlar doğrudan Resmî Gazetede kabul tarihi ve numara verilip yayınlanmakta, kanunun başında veya sonunda kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen kanun metni olduğunun Cumhurbaşkanı tarafından tasdik olunduğu belirtilmemektedir[141]. O nedenle ısdara örnek olarak Fransa’da kullanılan ısdar formülünü verelim[142]:

“Millî Meclis ve Senato kabul etti.

Cumhurbaşkanı içeriği aşağıda olan kanunu ısdar eder:

                                  (Isdar Edilen Kanunun Metni)

İşbu kanun devletin kanunu olarak yürütülecektir.

Paris’te yapıldı, 10 Temmuz 2000.

Jacques Chirac

Cumhurbaşkanı tarafından:

Başbakan

Lionel Jospin

Mühürdar, Adalet Bakanı,

Elisabeth Guigou

İçişleri Bakanı

Jean-Pierre Chevènement

Savunma Bakanı

Alain Richard[143].

2. Isdarın Fonksiyonları

Isdarın iki[144] ayrı fonksiyonu vardır:

a) Kanunun Varlığının Tespiti [145].- Birinci olarak, ısdar, kanunun varlığının tespiti anlamına gelmektedir. Cumhurbaşkanının ısdar işlemi, “doğum ilmühaberi (acte de naissance)” gibidir. Isdar işlemiyle kanunun doğduğu resmen tespit edilmiş olur[146]. Isdar, kanunun ülkenin yasal parlâmentosu tarafından kabul edildiğinin saptanması demektir[147]. Cumhurbaşkanına kanun olarak sunulan metin, anayasanın öngördüğü yasama organı tarafından değil, bir başka organ tarafından veya bir darbeci grup tarafından kabul edilmiş ise veya bu metin yasama organı üzerinde kullanılan cebir veya tehdit sonucu kabul edilmişse, cumhurbaşkanı kanunu ısdar etmemekle yükümlüdür. Dolayısıyla cumhurbaşkanının ısdar ettiği bir kanunun, anayasanın yetkilendirdiği yasama organı tarafından ve onun serbest iradesiyle kabul edildiğini söyleyebiliriz.

b) Kanunun Aslına Uygunluğunun Tasdiki [148].- İkinci olarak ısdar, kanunun içeriğinin, yani metninin “aslına uygunluğunun tasdik edilmesi (certification)” anlamına gelir[149]. Yani cumhurbaşkanı ısdar işlemiyle, resmî gazetede yayımlanacak olan kanunun metni ile kanunun parlâmento tarafından kabul edilen metninin aynı metin olduğunu tasdik etmektedir. Diğer bir ifadeyle cumhurbaşkanı, ısdar işlemiyle, kanunun metni ile kanunun parlâmento tarafından kabul edilen metni arasında “mevsukiyet (authenticité)” denetimi yapmaktadır. Buna göre, cumhurbaşkanı, kendisine sunulan metnin, gerçekten parlâmento tarafından kabul edilen metin olup olmadığını ve özellikle de iki-meclisli parlâmentolarda, kanunun metninin iki meclis tarafından kabul edilen aynı metin olup olmadığını araştırabilir. Kendisine sunulan metnin parlâmento tarafından kabul edilen metin ile aynı olmadığı kanısına varırsa, o metni ısdar etmez. Dolayısıyla cumhurbaşkanının ısdar ettiği kanun metinlerinin “aslına uygun” olduğu, “mevsuk (authentique) ” olduğu, yani ısdar edilmiş bir kanun metni ile parlâmentonun kabul etmiş olduğu metnin aynı metinler olduğu yolunda karine oluşur.

3. “Isdar” ile “Onay” Arasındaki Fark

“Isdar” yukarıda gördüğümüz “onay”dan farklı bir işlemdir. Yukarıda gördüğümüz gibi “onay” sisteminde, kralın iradesi, kanunun bir varlık unsurudur. Isdar sisteminde ise devlet başkanının işlemi, kanunun bir kurucu unsuru değildir. Isdar işleminde devlet başkanının açıkladığı bir irade yoktur[150]. Isdar işlemi ile devlet başkanı parlâmento tarafından yapılan kanunun varlığını ve içeriğini “tasdik (certification)” etmektedir. Dolayısıyla ısdar, bir “irade işlemi (acte de volonté) ”, kanunun “yapımı işlemi (acte de confection)” değil, bir “mevsukiyet işlemi (acte de authentification)”dir. Yani ısdar işlemiyle, devlet başkanı kanunun yapılmasına katılmamakta, yapılmış bir kanunun “mevsukiyet (authenticité)”ini saptamaktadır[151]. Isdar işlemiyle devlet başkanı, yayınlanacak olan kanunun parlâmento tarafından kabul edilmiş kanun olduğunu ve bu kanunun metninin parlâmento tarafından kabul edilen metin ile aynı olduğunu tasdik etmektedir. Devlet başkanının ısdar işlemi, noterlerin belgelerin “aslına uygunluğunu tasdik etme” işlemlerine benzetilebilir. Nasıl noterin tasdik ettiği sözleşme, noterin iradesinden bağımsız olarak oluşuyorsa, cumhurbaşkanının ısdar ettiği kanun da onun iradesinden bağımsız olarak oluşur[152]. Gerçekten de bazı Avrupa ülkelerinde Cumhurbaşkanı bazı fonksiyonları itibarıyla bir “millî noter”e benzetilmektedir[153]. Örneğin Almanya’da Cumhurbaşkanının fonksiyonu bir “devlet noteri fonksiyonu (staatsnotarielle Funktionen )” olarak görülmektedir[154].

4. Cumhurbaşkanları Kanunları Isdar Etmeyi Reddedebilir veya Isdarı Geciktirebilir mi?[155]

Kanımızca bu sorulara açıkça olumsuz yanıt vermek gerekir. Çünkü bir kere, cumhuriyetlerde cumhurbaşkanlarının kanunlar üzerindeki yetkisi bir “ısdar” yetkisinden ibarettir. Isdarı reddetme yetkisi, fiilen “onay” yetkisi anlamına gelir. Oysa monarşilerde kralların sahip olduğu gibi bir onay yetkisi, yani kanunun yapımına katılma yetkisi, cumhurbaşkanlarına tanınamaz. İkinci olarak, cumhurbaşkanlarının ısdarı reddetmeleri, kanunun yürürlüğe girmesine engel olmaları sonucunu doğurur ki, bu yasama yetkisine katıldıkları anlamına gelir. Bu ise gerek kuvvetler ayrılığı ilkesine, gerek yasama yetkisini parlâmentoya veren anayasal kurallara aykırılık teşkil eder. Örneğin 1982 Türk Anayasasının 7’nci maddesine göre, “yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir”. Yasama yetkisinin kullanılmasına yürütme organı içinde yer alan cumhurbaşkanının katılması düşünülemez. O hâlde cumhuriyetlerde cumhurbaşkanları kanunları ısdar etmeme veya ısdarı geciktirme yetkisine sahip olamaz[156]. Üçüncü olarak, cumhurbaşkanının kanunları ısdar etmeme yetkisine sahip olmadığı, bu yetkinin hukukî niteliğinden yola çıkarak da ispatlanabilir. Cumhurbaşkanının kanunları ısdar işlemi, bir “teşriî işlem” değil, bir “idarî işlem”dir. Bu işlemi yerine getiren cumhurbaşkanının yetkisi de bir “bağlı yetki (compétence liée) ” niteliğindedir[157]. “Bağlı yetki” kullanan bir organın bu yetkisini kullanma zorunluluğu vardır. Yani, ısdar, cumhurbaşkanının sadece bir yetkisi değil, aynı zamanda bir ödevidir[158]. Cumhurbaşkanının bu ödevini yerine getirmemesinin vatana ihanet suçunu oluşturabileceğini düşünen yazarlar vardır[159].

Bununla birlikte yukarıda gördüğümüz gibi cumhuriyetlerde cumhurbaşkanlarına kanunları bir kez daha görüşülmek üzere parlâmentoya geri gönderme yetkisi tanınabilmektedir. Eğer böyle bir yetki cumhurbaşkanına tanınmışsa, cumhurbaşkanı, belli bir süre içinde, ya kanunu ısdar etmeli, ya da kanunu bir kez daha görüşülmek üzere parlâmentoya geri göndermelidir. Cumhurbaşkanlarının bu yetkilerini belirli bir süre içinde kullanmayarak, kanunun yürürlüğe girmesine engel olmaları veya yürürlüğe girmesini öngörülen sürelerin dışında geciktirmeleri yukarıda belirtilen üç sebepten dolayı hukuka aykırıdır. O hâlde, cumhurbaşkanı koşulları gerçekleşmişse, yetkisini zamanında kullanmak, yani kanunun ısdarını geciktirmemek zorundadır[160].

Devlet başkanının ısdar anında kanunun üzerinde minimum bir kontrol yetkisi, kanunun “dış sağlamlığını” kontrol yetkisi ve yükümlülüğü vardır[161]. Bir kere yukarıda da belirttiğimiz gibi, devlet başkanı, kendisine sunulan kanun yasal parlâmento tarafından değil, darbeci bir grup tarafından kabul edilmişse, bu kanunu ısdar etmemekle yükümlüdür. İkinci olarak kanun yasal parlâmento tarafından kabul edilmekle birlikte, parlâmento bir darbeci grubun baskısı altında bu kanunu kabul etmişse, devlet başkanı bu kanunu yine ısdar etmemekle yükümlüdür. Üçüncü olarak, parlâmentoda gerekli çoğunlukla kanun oylanmamışsa, cumhurbaşkanı kanunu yine ısdar etmemelidir[162]. Nihayet iki-meclisli parlâmentolarda meclislerin kabul ettiği kanun metinleri arasında farklılık varsa, bu kanun yine devlet başkanı tarafından ısdar edilmemelidir. Bu hâllerde devlet başkanı ısdar etmemek ile yükümlüdür. Burada da devlet başkanının bir bağlı yetkisi vardır.

5. Anayasal Düzenlemeler

1949 Alman  Anayasasına göre, kanunlar başbakan ve ilgili bakanın karşı-imzasından sonra, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanır ve ısdar edilir (m.82/1).

1929 Avusturya  Anayasası federal kanunların Cumhurbaşkanının (Federal Başkan) imzasıyla “tevsik (authentication)” edilmelerini öngörmektedir (m.47/1). Kanunlar Federal Başkana (Cumhurbaşkanına) tevsik için Federal Şansölye tarafından sunulur (m.47/2). Tevsik işlemi Federal Şansölye tarafından karşı-imzalanır (m.47/3).

1994 Belçika  Anayasasına göre kanunları ısdar etme yetkisi Krala aittir (m.109). Kralın bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.106).

1953 Danimarka  Anayasasına göre, kendi onayladığı kanunları ısdar (promulgation) etme yetkisi yine Krala aittir (sek.22). 1953 Danimarka Anayasasına göre, Kralın bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (sek.14).

1999 Finlandiya  Anayasası, kanunların yayınlanması ve yürürlüğe girebilmesi için Cumhurbaşkanı tarafından imzalanarak onaylanmalarını öngörmektedir (sek.79/2). Cumhurbaşkanının bu işlemi yetkili bakan tarafından karşı-imzalanmalıdır (m.79/2).

1958 Fransız  Anayasası, Parlâmento tarafından kesin olarak kabul edilen kanunları “ısdar (promulgation)” etme yetkisini Cumhurbaşkanına vermiştir (m.10/1). Cumhurbaşkanı bu yetkisini 15 gün içinde kullanmalıdır (m.10/1). Cumhurbaşkanının bu yetkisi Başbakan ve ilgili bakanların karşı-imzasıyla kullanılır (m.19).

1937 İrlanda  Anayasasına göre Oireachtas  tarafından kabul edilen her kanun tasarısının yürürlüğe girebilmesi için Cumhurbaşkanı tarafından imzalanması gerekir (m.13/3-1). Cumhurbaşkanı Oireachtas tarafından yapılan her kanunu ısdar (promulgate) eder (m.13/3-2). Başbakan, Oireachtas tarafından kabul edilen her kanunu imzalaması ve ısdar etmesi için Cumhurbaşkanına sunar (m.25/1). Cumhurbaşkanı imza ve ısdar görevini, kanunun kendisine sunulmasından itibaren beş gün geçmeden önce ve yedi gün geçtikten sonra yerine getiremez (m.25/2-1). Seanad Eireann’ın  ve Hükûmet ortak istemi üzerine Cumhurbaşkanı kanunları beş günden önce de imzalayabilir (m.25/2-2).

1978 İspanyol  Anayasasına göre, kanunları ısdar etme yetkisi Krala aittir (m.62-a). 1978 İspanyol Anayasasına göre Kralın bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.64). Isdar işlemi Başbakan ve gerekli hâllerde yetkili bakan tarafından imzalanmalıdır (m.64).

1975 İsveç  Anayasası ısdar yetkisini devlet başkanına, yani Krala değil, Hükûmete vermiştir (bölüm 8, m.19). Anayasaya göre Parlâmento tarafından kabul edilen kanun, bir süreye bağlı olmaksızın derhal Hükûmet tarafından ısdar edilmelidir (bölüm 8, m.19). Hatta Anayasaya göre, Parlâmentoya ve onun kurumlarına ilişkin olan kanunlar Parlâmento tarafından ısdar edilebilirler (bölüm 8, m.19).

1947 İtalyan  Anayasası da kanunları ısdar etme yetkisini Cumhurbaşkanına vermiştir (m.73/1). Cumhurbaşkanının bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.79). Cumhurbaşkanı bu yetkisini kanunun kabul edilmesini izleyen bir ay içinde kullanmalıdır (m.73/1). Eğer Meclisler, her biri üye tamsayısının salt çoğunluğuyla bir kanun ivediliğine karar verirlerse, bu kanun bizzat kanunun öngördüğü süre içinde ısdar edilmelidir (m.73/2).

1946 Japon  Anayasasına göre kanunları ısdar etme yetkisi İmparatora aittir. İmparator bu yetkisini Bakanlar Kurulunun görüşü ve onayıyla kullanabilir (m.7/1).

1868 Lüksemburg  Anayasasına göre, kanunları ısdar etmek yetkisi Büyük Düke aittir (m.34). Büyük Dük bu yetkisini kanunun Parlâmento tarafından kabul edilmesinden itibaren üç ay içinde kullanır (m.34). Büyük Dükün bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.45).

1976 Portekiz  Anayasasına göre Cumhurbaşkanı kanunları ısdar yetkisine sahiptir (m.137/1-b). Cumhurbaşkanının bu yetkisi Başbakan ve ilgili bakanın karşı-imzasına tâbidir (m.143/1). Cumhurbaşkanı bu yetkisini Cumhuriyet Meclisinin kanunu kabul etmesinden itibaren 20 gün içinde kullanmalıdır (m.139/1).

1982 Türk Anayasası sadece Kanunların Cumhurbaşkanı tarafından yayınlanmasını öngörmüştür (m.89). Türk Anayasasında ısdara ilişkin bir hüküm yoktur.

1975 Yunan  Anayasasına göre kanunları ısdar etme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir (m.42/1). Cumhurbaşkanı bu yetkisini kanunun Parlâmento tarafından kabul edilmesinden itibaren bir ay içinde kullanmalıdır (m.42/1). Cumhurbaşkanı kanunu bir defa daha görüşülmek üzere geri göndermiş, Parlâmento ikinci defa kabul etmiş ise, Cumhurbaşkanının kanunu ısdar süresi on gün ile sınırlandırılmıştır (m.42/2). Cumhurbaşkanının kanunu bir kez daha görüşülmek üzere Parlâmentoya geri gönderme işlemi karşı-imza kuralına tâbi değildir. Ancak ısdar yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.35/2-d).

Yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi cumhuriyet tipi anayasalar, cumhurbaşkanlarına verdikleri ısdar yetkisinin belirli bir sürede kullanılmasını öngörmüşlerdir. 1958 Fransız Anayasasına göre Cumhurbaşkanı ısdar yetkisini 15 gün, (m.10/1), 1937 İrlanda Anayasasına göre 5-7 gün arasında (m.25/1), 1947 İtalyan Anayasasına göre bir ay içinde (m.73/1), 1976 Portekiz Anayasasına göre 20 gün içinde (m.139/1)1975 Yunan Anayasasına göre bir ay içinde (m.42/1) kullanmalıdır.

İrlanda ve İtalyan Anayasaları bu sürelerin kısaltılabilmesine de imkân vermektedir.

1937 İrlanda Anayasasına göre Seanad Eireannın ve Hükûmet ortak istemi üzerine Cumhurbaşkanı kanunları beş günden önce de imzalayabilir (m.25/2-2). 1947 İtalyan Anayasasına göre ise eğer Meclisler, her biri üye tamsayısının salt çoğunluğuyla bir kanun ivediliğine karar verirlerse, Cumhurbaşkanı bu kanunu bizzat kanunun öngördüğü süre içinde ısdar etmelidir (m.73/2).

F. Yayın Yetkisi

Bibliyografya.- Barthélemy ve Duez, op. cit., s.743-744; Duguit, op. cit., c.IV, s.646-653; Lavroff, op. cit., s.639; Wigny, op. cit., s.644-645.

“Yayın (publication)”, kanunun yürürlüğe girmeden önce geçtiği son aşamadır. Yayın yukarıda gördüğümüz “ısdar (promulgation)” kavramından farklıdır. Yayın, kanunun metninin muhataplarının bilgisine sunmak amacıyla yapılan bir “maddî işlem”dir[163]. Kanun ısdar edildikten sonra yayınlanır. Isdar edilmemiş bir kanun, “mevsuk (authentique)” bir kanun değildir. Isdar edilmiş, ama yayınlanmamış bir kanun ise, mevcut, ama “icraî (exécutoire )” bir kanun değildir[164]. Yani bir kanunu “bağlayıcı (obligatoire) ” kılan şey, onun ısdar edilmiş olması ve yayınlanmasıdır. O hâlde bir kanunun yürürlüğe girebilmesi için, ısdar edilmesi yetmez, yayınlanması da gerekir.

Yayının nasıl yapılacağı her ülkenin kendi anayasası tarafından belirlenir. Genellikle kanunlar hükûmet adına ve hükûmet tarafından basılan kendilerine “resmî gazete (journal officiel) ” denen, gazete, dergi veya bültenlerde yayınlanır[165]. Kanunun muhatapları resmî gazetede yayımlanmış bir kanunu bilmediklerini iddia edemezler. Zira hukuk sistemlerinde “kanunu bilmemek mazeret sayılmaz (Nul n’est censé ignorer la loi) ” ilkesi geçerlidir.

Örnekler.- 1949 Alman Anayasası kanunların Federal Resmî Gazetede yayınlanmasını öngörmektedir (m.82).

1929 Avusturya  Anayasasına göre federal kanunlar “Federal Kanunlar Gazetesi (Federal Law Gazette )”nde yayımlanırlar (m.48). Yayınlama görev ve yetkisi Cumhurbaşkanına değil, Federal Şansölye ve yetkili Federal bakana birlikte aittir (m.49a).

1999 Finlandiya  Anayasasına göre, Cumhurbaşkanının imzasıyla ve yetkili bakanın karşı-imzasıyla onaylanan kanunların bir süreye bağlı olmaksızın derhal “Finlandiya Kanunlar Kitabı (Statute Book of Finland)”nda Hükûmet tarafından yayınlanmasını öngörmektedir (sek.79/2). Görüldüğü gibi kanunları yayınlama yetkisi Finlandiya’da Hükûmete aittir. 1999 Finlandiya Anayasasına göre Finlandiya’da kanunlar Fince ve İsveççe olarak yayınlanır (sek.79/4).

1983 Hollanda  Anayasası kanunların yayınlanmasının kanunla düzenlenmesini öngörmektedir (m.88).

1937 İrlanda  Anayasasına göre Cumhurbaşkanı tarafından ısdar edilen kanun yine onun tarafından Iris Oifigiuilda bu kanun tasarısının kanun hâline geldiği belirtilerek yayınlanır (m.25/4-2).

1975 İsveç  Anayasasına göre ısdar edilen kanunlar mümkün olan en erken zamanda yayınlanırlar (bölüm 8, m.19).

1947 İtalyan  Anayasası kanunların Cumhurbaşkanı tarafından ısdar edilmesinden hemen sonra yayınlanmasını öngörmektedir (m.73/3).

1976 Portekiz  Anayasasına göre kanunların yayınlanmasını emretmek yetkisi Cumhurbaşkanına aittir (m.137/1-b). Anayasaya göre kanunlar, resmî gazetede, yani Diário da Repúblicada yayınlanır (m.122/1). Anayasaya göre kanunların resmî gazetede yayınlanmaması, kanunun hukukî geçerlilik kazanmasına engel olur (m.122/2).

1982 Türk Anayasasına göre kanunları yayınlamak görev ve yetkisi Cumhurbaşkanına aittir (m.89/1). 89’uncu maddede kanunların nerede yayınlanacakları belirtilmemektedir. Ancak Anayasa Mahkemesi iptal davası açılmasını düzenleyen 151’inci maddeden kanunların Resmî Gazetede yayınlanacakları anlaşılmaktadır. Ayrıca 23 Mayıs 1923 tarih ve 1322 sayılı Kanunların ve Nizamnamelerin Suret-i Neşir ve İlânı ve Meriyeti Hakkında Kanunun 5’inci maddesi uyarınca kanunların Resmî Gazetede yapılması gerekir.

1975 Yunan  Anayasası, Parlâmento tarafından kabul edilen kanunları yayınlama görevini Cumhurbaşkanına vermiştir (m.42/1).

Yukarıdaki örneklerden görüldüğü gibi, yayın görev ve yetkisi, 1937 İrlanda Anayasası (m.25/4-2), 1976 Portekiz Anayasası (m.137/1-b), 1982 Türk Anayasası (m.89/1) ve 1975 Yunan Anayasası (m.42/1) tarafından Cumhurbaşkanlarına verilmiştir. Buna karşılık 1929 Avusturya Anayasası (m.49a) yayın yetkisini Federal Şansölyeye, 1999 Finlandiya Anayasası ise (m.79/2) Hükûmete vermiştir.

İncelediğimiz ülkelerde devlet başkanlarının kanunlar üzerinde sahip oldukları veto, ısdar ve yayın yetkileri hakkında ulaştığımız sonuçları bir tablo halinde özetleyelim (Yan sayfadaki TABLO 5’e bakınız): 

 

  

TABLO 5: Devlet Başkanlarının Kanunlar Üzerinde Veto, Isdar Ve Yayın Yetkileri  (s.161)

Tablo için burasını tıklayınız.


G. Referanduma Sunma Yetkisi

Bazı ülkelerde devlet başkanlarına kanunları referanduma sunma yetkisi tanınmıştır.

Örneğin 1929 Avusturya  Anayasasının 49’uncu maddesine göre kanunları referanduma sunma yetkisi Federal Cumhurbaşkanına aittir. Ancak, Federal Başkan bu yetkisini Millî Konseyin (Nationalrat) istemi ile kullanabilir.

1958 Fransız  Anayasasının 11’inci maddesine göre, Hükûmetin veya her iki Meclisin ortak önerisi üzerine, kamu iktidarlarının organizasyonuna, kurumların çalışması üzerinde etkili olabilecek bir uluslararası andlaşmanın onaylanmasına ilişkin olan her kanun tasarısını referanduma sunabilir. 1958 Fransız Anayasası Cumhurbaşkanına Anayasa değişikliği sürecinde de referanduma sunma yetkisi  vermiştir. Cumhurbaşkanının Parlâmentonun iki meclisi tarafından aynı terimlerle kabul edilmiş anayasa değişikliği teklif ve tasarılarını, onaylanmaları için referanduma veya birinci ve ikinci meclisin bir araya gelmesinden oluşan Kongreye sunma hakkına sahiptir (m.89). Ancak Cumhurbaşkanının 89’uncu madde çerçevesinde anayasa değişikliklerini referanduma sunma yetkisini kullanabilmesi için Başbakanın ve gerekiyorsa ilgili bakanın karşı-imzasını alması gerekir (m.19).

1937 İrlanda  Anayasasına göre Cumhurbaşkanının kanunları referanduma sunma yetkisi vardır (m.27). Ancak Cumhurbaşkanı bu yetkisini, Seanad Eireann’ın  çoğunluk üyeleri ve Dail Eireann’ın üyelerinin en aç üçte birinin istemeleri üzerine ve Devlet Şurasının görüşünü aldıktan sonra kullanabilir (m.27).

1978 İspanyol  Anayasası da Kralın “özel öneme sahip siyasal kararlar” hakkında “istişarî referandum (consultative referendum)”a gidilebileceğini öngörmektedir (m.92/1). Ancak Kralın bu kararları referanduma sunabilmesi için Hükûmet Başkanının, yani Başbakanın teklifi gerekir (m.92/2). Hükûmet Başkanının bu teklifi yapabilmesi için ise, Temsilciler Meclisinin bu konuda iznini alması gerekir (m.92/2).

1976 Portekiz  Anayasası,da Cumhurbaşkanına ulusal öneme sahip konularda[166] referanduma başvurma yetkisini vermiştir (m.137-c). Ancak Cumhurbaşkanının bu yetkisini kullanabilmesi için Cumhuriyet Meclisinin (Assembleia da República) veya Hükûmetin teklifte bulunması gerekir (m.118/1).

H. Devlet Başkanlarının Anayasa Değişikliği Sürecindeki Yetkileri  

Bazı anayasalar devlet başkanlarına “anayasa değişikliği (constitutional revision , révision constitutionnelle)” sürecinin değişik safhalarında bazı yetkiler vermektedir.

1. Teklif Yetkisi.- Bazı anayasalar devlet başkanlarının anayasa değişikliği teklifi yapma yetkisini vermektedir. Örneğin 1958 Fransız  Anayasasına göre, Parlâmento üyelerinden başka Cumhurbaşkanının da Anayasa değişikliği teklifi yapma yetkisi vardır (m.89/1). Ancak Cumhurbaşkanının bu teklifi Başbakanın önerisi üzerine yapabilir (m.89/1). Cumhurbaşkanının bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.19). 1983 Hollanda Anayasasına göre de Kralın anayasa değişikliği teklifinde bulunma yetkisi vardır (m.137). Ancak Kralın bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.47).

2. Karar Yetkisi.- Bazı anayasal, anayasa değişikliği sürecinde karar safhasında devlet başkanına bazı yetkiler tanımaktadır. Örneğin 1994 Belçika  Anayasasına göre, Meclisler anayasa değişikliğine ihtiyaç olduğuna karar verirlerse, her iki Mecliste bihakkın feshedilir. Yeni Meclisler seçilir. Yeni seçilen bu Meclisler, “Kral ile bir ortak anlaşmayla (d'un commun accord avec le Roi )” Anayasa değişikliği konusunda karar verirler (m.195). 1868 Lüksemburg Anayasası da aynı şekilde anayasa değişikliklerinin kabul edilmesi için Meclis ile Büyük Dükün ortak anlaşmasını şart koşmuştur (m.114/4).

3. Bir Defa Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Yetkisi.- Bazı anayasalar, anayasa değişikliği tasarını bir defa daha görüşülmek üzere geri gönderme yetkisini devlet başkanı tanımışlardır. Örneğin 1982 Türk Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları, ister Meclis tarafından üye tamsayısının beşte üçü, ister üçte ikisi tarafından kabul edilmiş olsun, bir defa daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderebilir (m.175/3). Meclisin geri gönderilen anayasa değişikliği teklifi tekrar kabul edebilmesi için üye tamsayısının üçte ikilik çoğunluğu gerekir. Meclisin üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu ile kabul ettiği anayasa değişikliği teklifinin bir defa görüşülmek üzere geri gönderilmesi durumunda bu teklifin kabul edilebilmesi için üye tamsayısının üçte ikilik çoğunluğu gerektiği için Cumhurbaşkanının bu yetkisi bir “güçleştirici veto” niteliğindedir[167]. bu önemli bir yetkidir. Cumhurbaşkanının bu yetkisinin karşı-imza kuralına tâbi olup olmadığı Türkiye’de tartışmalıdır. Kanımızca aşağıda karşı-imza kuralını inceleyeceğimiz yerde göreceğimiz gibi, Cumhurbaşkanının bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir.

4. Referanduma Sunma Yetkisi.- Bazı ülkelerde devlet başkanlarının anayasa değişikliklerini referanduma sunma yetkisi vardır. 1982 Türk Anayasasına göre Cumhurbaşkanı, Meclis tarafından üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kabul edilmiş Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları, halkoyuna sunabilir (m.175).

5. Onama Yetkisi .- Bazı anayasalar da devlet başkanlarına yapılan anayasa değişiklikleri üzerinde onama yetkisi vermişlerdir. 1953 Danimarka Anayasasına göre, 88’inci madde de öngörülen usulle gerçekleştirilmiş anayasa değişikliği kanunları üzerinde Kralın onay (Royal Assent) yetkisi vardır (sek.88). Ancak Kralın bu yetkisi, tüm diğer yetkileri gibi karşı-imza kuralına tâbidir (sek.14). 1983 Hollanda Anayasasına göre Parlâmento tarafından usûlüne uygun olarak kabul edilmiş anayasa değişikliği kanunları yürürlüğe girmeden önce, Kral tarafından onaylanırlar (m.139) ve Kraliyet kararnamesi ile yayımlanırlar (m.141). Kralın bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.47). 1944 İzlanda Anayasası Althingi tarafından usûlüne uygun olarak kabul edilmiş anayasa değişikliklerinin Cumhurbaşkanı tarafından onaylandıktan sonra Anayasal kanun olarak geçerlilik kazanabileceklerini öngörmektedir (m.79). 1944 İzlanda Anayasasına göre Cumhurbaşkanının bu onay yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.18). 1946 Japon Anayasasına göre de usûlüne uygun olarak kabul edilmiş anayasa değişiklikleri üzerinde İmparatora halk adına ısdar etme yetkisi vermiştir (m.96/2). İmparatorun anayasa değişikliklerini ısdar etme yetkisi Kabinenin görüşü ve onayına tâbidir (m.7/1). 1814 Norveç  Anayasasına göre de usûlüne uygun olarak kabul edilmiş anayasa değişikliği basılı olarak remsen ilânı için Krala gönderilir (m.112). 1982 Türk Anayasası da Cumhurbaşkanına Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından üye tamsayısının üçte ikilik çoğunluğu ile kabul edilmiş anayasa değişikliklerini onaylama yetkisi vermektedir (m.175). Ancak Cumhurbaşkanının bu değişiklikleri onaylamama yetkisi yoktur. Cumhurbaşkanı bu değişiklikleri beğenmiyorsa, ya bir kez daha görüşülmek üzere Meclise geri gönderir ya da halkoyuna sunar (m.175).

III. Devlet Başkanlarının Yürütmeyle İlgili Görev ve Yetkileri 

Parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarının, yani kralların veya cumhurbaşkanlarının yürütmeyle ilgili olan başlıca görev ve yetkileri şunlardır:

A. Başbakanı Atamak
B. Başbakanı Azletmek
C. Bakanları Atamak ve Azletmek
D. Bakanlar Kuruluna Başkanlık Etmek
E. Bazı Kamu Görevlilerini Atamak
F. Düzenleyici İşlem Yapmak
G. Bakanlar Kurulu İşlemlerini İmzalamak
H. Devlet Başkanlarının Silahlı Kuvvetlerin Komutasıyla İlgili Yetkileri
I. Devlet Başkanlarının Kriz Dönemlerinde Olağanüstü Yetkileri

Şimdi bunları sırasıyla görelim.

A. Başbakanı Atamak

Bibliyografya.- Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.813-829; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.634-635; Wigny, op. cit., s.605-615; Vedel, op. cit., s.434-435; Favoreu et al., op. cit., s.616-617; Lavroff, op. cit., s.410-412; Pactet, op. cit., s.398-399; Prélot, op. cit., s.666; Ardant, op. cit., s.478; Burdeau, Hamon ve Troper, op. cit., s.516; Zoller, op. cit., s.446-447; De Smith ve Brazier, op. cit., s.161-164; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.318-323.

Parlâmenter hükûmet sistemlerinde “başbakanı atama yetkisi (pouvoir de nomination du premier ministre )” , devlet başkanına ait bir yetkidir. Devlet başkanının başbakanı atamasında belli başlı iki sistem vardır.

1. Birinci Sistem: Devlet Başkanının Başbakanı Doğrudan
Ataması+Parlâmentonun Güven Oyu

Birinci sistemde, devlet başkanı doğrudan doğruya bir kişiyi başbakan olarak atar. 1929 Avusturya Anayasası (m.70, 71), Danimarka Anayasası (sek.14), 1946 Fransız Anayasası (m.45), 1958 Fransız Anayasası (m.8), 1983 Hollanda Anayasası (m.43), 1947 İtalyan  Anayasası (m.92-94), 1944 İzlanda  Anayasası (m.17), 1976 Portekiz  Anayasası (m.136-f, 190), 1982 Türk  Anayasası (m.109-110) ve 1975 Yunan  Anayasası (m.37, 84) bu sistemi benimsemişlerdir.

Ancak parlâmenter hükûmet sistemlerinde, başbakanın atanmayı izleyen günlerde, -bir hafta, on beş gün gibi[168] belli bir süre içinde- kendisini ve bakanlar kurulunu parlâmentoya sunması orada programını okuyup parlâmentodan güven oyu alması gerekmektedir. Bu husus örneğin 1929 Avusturya Anayasası (m.70/3), 1947 İtalyan Anayasası (m.94), 1976 Portekiz Anayasası (m.195/1), 1982 Türk Anayasası (m.110) ve 1975 Yunan Anayasası (m.84/1) tarafından açıkça öngörülmektedir[169].

Güven oyu isteme genel kuralından 1958 Fransız Anayasası ayrılmıştır. 1958 Fransız  Anayasasının 8’inci maddesine göre, Başbakanın ve yeni kurulan Bakanlar Kurulunun Millet Meclisinden güven oyu isteme zorunluluğu yoktur. Atanan Bakanlar Kurulunun Millet Meclisinin güvenine sahip olduğu varsayılır. Şüphesiz Bakanlar Kurulu zorunlu olmamakla birlikte göreve başlarken Millet Meclisinden güven oyu isteyebilir. Ancak uygulamada yeni kurulan Bakanlar Kurullarının bu yola gitmedikleri gözlemlenmektedir[170].

2. İkinci Sistem: Devlet Başkanının Önerisi+Parlâmentonun
Kabulü+Devlet Başkanının Ataması

İkinci sistemde ise, devlet başkanının doğrudan doğruya başbakan atamak yetkisi yoktur. Devlet başkanı önce parlâmentoya bir “başbakan adayı” önerir. Bu aday, parlâmento tarafından onaylanırsa, devlet başkanı onu daha sonra “başbakan” olarak atar. Örneğin 1978 İspanyol  Anayasasına göre, Kral, Milletvekilleri Meclisine bir Başbakan adayı önerir (m.99/1). Önerilen aday, Hükûmetin siyasî programını sunarak Meclisten güven ister (m.99/2). Milletvekilleri Meclisi, önerilen adaya üye tamsayısının salt çoğunluğu ile güven verirse, Kral, bu adayı Başbakan olarak atar (m.99/3). Almanya, Finlandiya, Japonya’daki sistem esas itibarıyla böyledir. 1949 Alman  Anayasasına göre, Şansölye (Başbakan), Cumhurbaşkanının önerisi üzerine Bundestag tarafından seçilir ve daha sonra Cumhurbaşkanı tarafından atanır (m.63). 1999 Finlandiya  Anayasası da 1949 Alman Anayasası gibi, Cumhurbaşkanının önerisi üzerine Parlâmento tarafından seçilen kişinin Cumhurbaşkanı tarafından Başbakan olarak atanmasını öngörmektedir (sek.61). 1946 Japon  Anayasası da Başbakanı seçme yetkisini Parlâmentoya (Diet) (m.67/2), Parlâmentonun seçtiği Başbakanı atama yetkisini ise İmparatora vermiştir (m.6/1). 1937 İrlanda  Anayasası da Başbakanı (Taoiseach) atama yetkisinin Birinci Meclisin (Dail Eireann ) ön onayı ile Cumhurbaşkanına vermektedir (m.13/1-2). 1994 Belçika  Anayasası da Kralın Başbakan atama yetkisini bağlı yetki hâline getirmiştir. Bu Anayasanın 96’ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre, Temsilciler Meclisi, bir Hükûmete güvensizlik oyu verince aynı gün veya Hükûmetin istediği güven oyunu reddettiğinde üç gün içinde üye tamsayısının salt çoğunluğuyla Krala ataması için yeni bir Başbakan adayı önerir (m.96/2). Kral, Temsilciler Meclisinin önerdiği bu adayı atamak zorundadır.

Bu şekilde kurulan bakanlar kurulunun göreve başlamak için tekrar parlâmentodan güven istemesine gerek yoktur. Bununla birlikte aşağıda ayrıca göreceğimiz gibi, bakanlar kurulu gerek gördüğünde parlâmenter hükûmet sistemlerinde parlâmentodan güven isteyebilmektedir. Parlâmento da her zaman hükûmete karşı güvensizlik önergesi verebilmektedir.

Yeni Bir Başbakanın Atanamaması Durumunda Ne Olur?- Bu sistemde başbakanın önerdiği kişi parlâmentodan onay alamazsa, devlet başkanı bu kişiyi başbakan olarak atayamaz. Bu durumda ne olur? Bu konuda anayasalar şu çözümleri öngörmüştür:

1978 İspanyol  Anayasasına göre (m.99), Milletvekilleri Meclisi Kralın önerdiği adaya üye tamsayısının salt çoğunluğu ile güven vermez ise, 98 saat sonra önerilen adaya güven verilmesi için yeni bir oylama yapılır. Bu oylamada basit çoğunluk yeterlidir (m.98/3). Basit çoğunlukla da önerilen adaya güven verilmezse, başka adaylar için aynı prosedür uygulanır (m.99/4). İki ay içinde hiçbir aday, güven oyu alamazsa, Kral, her iki meclisi de fesheder ve yeni seçimlere gider (m.99/5).

1949 Alman Anayasasına göre ise (m.63/3), Cumhurbaşkanının önerdiği aday Bundestag tarafından seçilmezse, Bundestag 14 gün içinde Cumhurbaşkanının önerdiği aday yerine üye tamsayısının salt çoğunluğu ile yeni Şansölye seçebilir (m.63/3). Bu takdirde Cumhurbaşkanı onu Şansölye olarak atar (63/4). Ancak, salt çoğunluk sağlanamamış ise, hemen yeni bir oylama daha yapılır. Bu oylamada en çok oy alan aday seçilmiş olur; ama Cumhurbaşkanı bu adayı isterse yedi gün içinde başbakan olarak atar, isterse Bundestag’ı fesheder (m.63/4).

1994 Belçika  Anayasasına göre de (m.46), Temsilciler Meclisi, Başbakana halef seçmeden bir Hükûmete güvensizlik oyu vermiş ise veya bir hükûmet güven istemini reddettikten sonra üç gün içinde üye tamsayısının salt çoğunluğu ile Başbakana bir halef seçmemiş ise, Kral, Temsilciler Meclisini feshedebilir (m.46).

Parlâmenter hükûmet sistemine sahip ülkelerde, anayasalar başbakanın atanamaması durumunda parlâmentonun feshedilebileceğini ayrıca ve açıkça öngörmemiş olsalar bile, devlet başkanları parlâmentoyu bu sebeple feshedebilirler.

3. Başbakanın Parlâmento Başkanı Tarafından Atanma

Bununla birlikte istisnaen 1975 İsveç  Anayasası Başbakan atama yetkisini devlet başkanından (Kraldan) alıp Rigsdag (İsveç’in tek meclisli parlâmentosu) Başkanına vermiştir. Anayasaya göre, Rigsdag Başkanı , Rigsdag’ta temsil edilen her parti grubundan bir iki milletvekiline danıştıktan sonra Rigsdag’a bir Başbakan adayı önerir (Bölüm 6, m.2/1 ). Rigsdag en geç dört gün içinde öneriyi oylar. Üye tamsayısının salt çoğunluğu ile bu öneri reddedilmedikçe, öneri onaylanmış sayılır (bölüm 6, m.2/2). Öneri reddedilirse, aynı usûl tekrar işletilir. Rigsdag dört defa Rigsdag Başkanının Başbakanın Önerisini reddederse, yeni seçimlere gidilir (Bölüm 6, m.3). Rigsdag önerilen kişiyi Başbakan olarak onaylarsa, yeni Başbakan en kısa zamanda Hükûmet üyelerini Rigsdag’a bildirir (Bölüm 6, m.4). Hükûmet Devlet Başkanının huzurunda Kabinenin özel bir toplantısında el değiştirir (Bölüm 6, m.4).

4. Halk Tarafından Seçim

Başbakanın atanmasıyla ilgili en ilginç usûl İsrail’de  uygulanmaktadır. 14 Nisan 1992 tarihli Hükûmet Hakkında İsrail Temel Kanunu Başbakanı seçme ve atama yetkisini Devlet Başkanından alıp halka vermiştir. Bu Kanuna göre, İsrail’de Başbakan halk tarafından seçimle belirlenir (sek.3-13).

5. Karşı-İmza Kuralı

Aşağıda ayrıca göreceğimiz gibi parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarının bütün işlemleri kural olarak karşı-imza kuralına tâbidir. Bununla birlikte devlet başkanının başbakan atama işlemi karşı-imza kuralına tâbi olmayabilir. Zira, yeni başbakanın atanmasını eski başbakanın imzasına tâbi kılmanın pek tutarlı olmadığı düşünülebilir. Uygulamada bazı anayasalar devlet başkanının başbakan atama işlemini karşı-imza kuralına tâbi tutarken, bazıları ayrık tutmaktadır.

a) Başbakan Atama İşlemini Karşı-İmza Kuralından İstisna Tutanlar .- Örneğin 1949 Alman Anayasası (m.58), 1999 Finlandiya Anayasası (sek.58/3-3), 1958 Fransız Anayasası (m.19), 1976 Portekiz Anayasası (m.143) ve 1975 Yunan Anayasası (m.35/2) Cumhurbaşkanının başbakan atama işlemlerini karşı-imza kuralından muaf olduğunu ayrıca öngörmektedirler. Dolayısıyla bu ülkelerde Cumhurbaşkanları, başbakanı tek başına atayabilir.

b) Başbakan Atama İşlemini Karşı-İmza Kuralına Tâbi Tutanlar.- Ancak bir Anayasa, karşı-imza kuralını genel olarak öngörmüş ve buna istisna getirmemiş ise, devlet başkanının başbakan atama işlemi de karşı-imza kuralına tâbi olacaktır. 1994 Belçika Anayasası (m.106), 1953 Danimarka Anayasası (sek.14), 1947 İtalyan Anayasası (m.79), 1944 İzlanda  Anayasası (m.19) karşı-imza kuralını genel olarak öngördüğüne ve bundan devlet başkanının başbakan atama işlemini istisna tutmadığına göre, bu ülkelerde başbakan atama işlemi, karşı-imza kuralına tâbidir. Yani devlet başkanı bu ülkelerde yeni başbakanı eski başbakanın karşı-imzasıyla atayabilir. Üçüncü Fransız Cumhuriyetinde de Cumhurbaşkanının Başbakan atama işlemi karşı-imza kuralına tâbi idi. Yeni Başbakanın atama kararnamesinde eski başbakanın da imzası bulunuyordu.

Şüphesiz yeni başbakan atama işlemine muhalifi durumunda eski başbakanın karşı-imzasını atmasının bazı sakıncaları olabilir. 1978 İspanyol Anayasası bu duruma bir çözüm olarak Kralın Başbakan atama işleminin Kongre Başkanı tarafından karşı-imzalanmasını öngörmüştür (m.64). 1929 Avusturya Anayasası ise oldukça ilginç bir hüküm getirmektedir. Yeni atanan Federal Şansölyenin atama işleminin, eski Şansölye tarafından değil, yine kendisi tarafından imzalanacağını öngörmektedir (m.70/1). 1983 Hollanda Anayasası da aynı şekilde Kralın Başbakan atama işleminin atanan başbakan tarafından karşı-imzalanmasını öngörmektedir (m.48).

6. Devlet Başkanı İstediği Kişiyi Başbakan Olarak Atayabilir mi?

Burada yanıtlanması gereken soru şudur: Devlet başkanı istediği herhangi bir parlâmento üyesini başbakan olarak atayabilir mi? Anayasalara bakılırsa bu soruya olumlu yanıt vermek gerekir. Anayasalar, devlet başkanının başbakan atamasına parlâmento üyeliği dışında bir sınır getirmemektedirler. O hâlde devlet başkanının istediği herhangi bir parlâmento üyesini başbakan olarak atama yetkisine hukuken sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Şüphesiz ki, devlet başkanının bu sahip olduğu yetkiyi kullanırken dikkat etmesi gereken birtakım kurallar vardır. Başbakan olarak atanan kimse daha sonra parlâmentodan güven oyu olmak zorunda olduğu için, devlet başkanları, güven oyu alması ihtimal dahilinde olan birisini başbakan olarak atamaktadırlar. Örneğin, bir parti parlâmento üyesi sayısı bakımından parlâmentonun salt çoğunluğuna sahip ise, devlet başkanları bu partinin liderini başbakan olarak atamaktadırlar. Zira, bu kişinin dışındaki bir kişinin kuracağı bakanlar kurulunun parlâmentodan güven oyu alma ihtimali pek düşüktür. Keza, parlâmentoda tek başına hiçbir parti çoğunluğa sahip değil ise, koalisyon hükûmeti kurabilecek durumda bir parlâmento üyesi varsa, devlet başkanının onu başbakan olarak ataması yerinde olur. Devlet başkanının en çok oy almış partinin başkanından başlayarak tüm parti liderlerini sırasıyla başbakan olarak ataması da düşünülebilir. Ancak devlet başkanının böyle davranmasını gerektirecek bir kural yoktur. Mühim olan şey, devlet başkanının atadığı kimsenin parlâmentodan güven oyu alabilmesidir.

Kanımızca, bir üst paragrafta bahsettiğimiz bu kurallar hukukî nitelikte kurallar değildir. Hiçbir şekilde devlet başkanını bağlamazlar. Kimi yazarlar bu konuda anayasal teamüller bulunduğunu ileri sürerler. Kanımızca, yazılı anayasa sistemine sahip bir ülkede hukuken geçerli teamül olamaz. Bunlara hukukî bağlayıcılık atfedilemez[171]. Sonuç olarak devlet başkanının istediği herhangi bir parlâmento üyesini başbakan olarak atama yetkisine hukuken sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Bununla birlikte bazı anayasalar, devlet başkanının başbakan atamadan önce yapması gereken bazı işlemleri öngörmektedir. Örneğin 1946 Fransız Anayasası, Cumhurbaşkanının Başbakanı “mutat danışmalardan sonra (après les consultations d’usage )” atamasını öngörmekteydi (m.45). Keza 1976 Portekiz Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı başbakan atamadan önce Cumhuriyet Meclisinde temsil edilen partilerin görüşünü almalıdır (m.190/1). Keza aynı Anayasa, Cumhurbaşkanına, Başbakanı “genel seçim sonuçlarını uygun bir şekilde dikkate alarak (with due regard for the results of the general election)” atama yükümlülüğünü yüklemektedir.

1975 Yunan  Anayasası ise Cumhurbaşkanının Başbakan atamasında izleyeceği usûlü ayrıntılarıyla belirtmiştir. Bu Anayasanın 37’nci maddesine göre, Parlâmentoda bir parti sandalyelerin salt çoğunluğuna sahip ise, cumhurbaşkanı onun liderini Başbakan olarak atayacaktır. Eğer hiçbir parti parlâmentoda sandalyelerin salt çoğunluğuna sahip değil ise, cumhurbaşkanı sandalyelerin nispî çoğunluğuna sahip olan partinin liderini Parlâmentonun güvenine sahip olabilecek bir Hükûmetin kurulması imkânını araştırmak için görevlendirir (m.37/2). Eğer bu imkâna ulaşılamazsa, Cumhurbaşkanı en çok sandalyeye sahip ikinci partiye hükûmeti kurma görevini verir (m.37/3). Bu liderde başarısız olursa, Cumhurbaşkanı üçüncü parti liderine Hükûmeti kurma görevini verir. Her görevlendirme üç gün için yürürlükte kalır. Bütün görevlendirmeler başarısız kalırsa, Cumhurbaşkanı bütün parti liderlerini toplar. Eğer Parlâmentonun güvenine sahip bir Hükûmet kurma imkânsızlığı teyit edilirse, Cumhurbaşkanı Parlâmento seçimlerinin yapılması amacıyla Parlâmentodaki bütün partilerden oluşan geçici bir Bakanlar Kurulu oluşturur. Bu çaba da başarısızlığa uğrar ise, Cumhurbaşkanı Yüksek İdare Mahkemesi Başkanını veya Yüksek Hukuk ve Ceza Mahkemesi Başkanını veya Sayıştay Başkanını hükûmeti kurmakla görevlendirir ve Parlâmentoyu fesheder (m.37/3).

İspanya, Almanya, Finlandiya, Japonya, İrlanda gibi bazı ülkelerde devlet başkanının doğrudan doğruya başbakan atama yetkisinin olmadığını, parlâmentonun onayladığı kişiyi başbakan olarak atamak zorunda olduğunu yukarıda görmüştük. O nedenle, bu ülkelerde devlet başkanının istediği kişiyi başbakan olarak atayıp atayamaması sorunu zaten ortaya çıkmaz.

İspanya, Almanya, Finlandiya, Japonya, İrlanda Anayasalarında olduğu gibi, devlet başkanının başbakan atama yetkisini parlâmentonun ön iznine tâbi tutulmamış ve keza Yunan Anayasasında olduğu gibi çok sıkı usûl kuralları öngörülmemiş ise, devlet başkanının başbakan atama yetkisi, atanan kişi daha sonra parlâmentodan güven alacak olsa bile, çok önemli bir yetkidir. Özellikle, parlâmentoda bir parti tek başına çoğunluğa sahip değilse veya belli partiler arasında koalisyon konusunda belirgin uzlaşmalar yoksa, devlet başkanının başbakanı atama yetkisi sembolik olmaktan çıkar; devlet başkanı, böyle bir ortamda ülkeyi yönetecek siyasî iktidarın belirlenmesinde inisiyatif almış olur.

7. İngiltere’de  Başbakanın Atanması [172]

Yazısız anayasa sistemine sahip İngiltere’de Başbakanın atanması usûlünü kısaca görmekte yarar vardır. İngiltere’de Başbakan Kraliçe tarafından atanır[173]. Kraliçenin Başbakan olarak atayacağı kişiyi seçmek konusunda bir takdir yetkisi yoktur. Zira, İngiltere’de Kraliçenin Avam Kamarasında çoğunluğa sahip partinin liderini Başbakan olarak ataması gerektiği yolunda bir convention vardır[174]. Yeni seçimlerden sonra Başbakan atanmasında genellikle bir problem çıkmaz. Seçimi kazanmış çoğunluk partisinin lideri bellidir[175]; Kraliçe onu başbakan olarak atar. Ancak yeni bir başbakan atanması gerekliliği, sadece yeni seçimlerden sonra ortaya çıkmaz; mevcut bir başbakanın istifa etmesi durumunda da ortaya çıkar. Mevcut Başbakan, Avam Kamarasında karşılaştığı “güvensizlik oyu (motion of no confidence)” nedeniyle istifa etmiş ise yine problem yoktur. Kraliçe bu durumda, Avam Kamarasında mevcut Kabineye karşı güvensizlik oyu kullanan muhalefet partisi liderini Başbakan olarak atar[176]. Ancak, sağlık gibi çeşitli nedenlerle istifa eden Başbakanın partisinin Avam Kamarasında çoğunlukta kalması mümkündür. Bu durumda, Kraliçenin, iktidardaki partinin kendisine yeni bir lider seçmesini beklemesi ve ondan sonra bu kişiyi Başbakan olarak ataması gerektiği kabul edilmektedir[177]. Örneğin 1976’da Wilson istifa edince, İşçi Partisi, kendisine lider olarak Callaghan’ı seçmiş, Kraliçe Callaghan’ı Başbakan olarak atamıştır[178].

İngiltere’de eğer yeni seçimlerden sonra, Avam Kamarasında hiçbir parti çoğunluk sağlayamamış ise veya mevcut bir koalisyon dağılmış ise, Kraliçenin Başbakanı seçmek konusunda rolü oldukça önem kazanmaktadır[179]. Bu durumda Kraliçenin, Avam Kamarasındaki çoğunluğun güvenini sağlayabilecek bir parti liderini başbakan olarak atayabileceği kabul edilmektedir[180].

B. Başbakanı Azletmek

Bibliyografya.- Vedel, op. cit., s.437-438; Lavroff, op. cit., s.413.

Devlet başkanı başbakanı azledebilir mi? Devlet başkanları, başbakanı atama yetkisine sahip olmalarına rağmen, “başbakanı azletme yetkisi (pouvoir de révocation du premier ministre , removal from office of prime minister )” ne kural olarak sahip değildirler[181]. Bu husus, anayasa hukukunda yetkilerde ve usûlde paralellik ilkesinin her zaman geçerli olmadığını göstermektedir. Zira, görevdeki bir başbakan parlâmentonun güvenine dayanır ve devlet başkanına karşı değil, parlâmentoya karşı sorumludur. Dolayısıyla devlet başkanı başbakanı görevden alamaz. Bununla birlikte, bazı anayasalar, devlet başkanına başbakanı görevden alma yetkisini vermektedirler.

Örneğin 1929 Avusturya  Anayasası, Federal Şansölyeyi sadece atama yetkisini değil, aynı zamanda görevden alma yetkisini de Federal başkana açıkça vermiştir (m.70/1). Anayasaya bakılırsa, Cumhurbaşkanının bu konuda bir takdir yetkisi vardır. Cumhurbaşkanı başbakan istediği zaman görevden alabilir. Bundan Başbakanın çifte güvene (Parlâmentonun ve Cumhurbaşkanın) dayandığı sonucunu çıkarabiliriz[182]. Burada her hâlükârda Avusturya’nın tipik bir parlâmenter sistem olmadığını ve Cumhurbaşkanının halk tarafından seçildiğini bir kez daha hatırlatalım.

1953 Danimarka  Anayasasının 14’üncü seksiyonuna göre, “Kral, Başbakanı ve bakanları atar ve azleder”.

1999 Finlandiya  Anayasasına göre ise Cumhurbaşkanı kural olarak, Hükûmeti (dolayısıyla Başbakanı da) görevden alma yetkisini ancak Hükûmetin kendi istifa istemi üzerine kullanabilir (sek.64/1). Bununla birlikte, Cumhurbaşkanı, istifa istemi gelmese bile, Parlâmentonun güvenini kaybeden Hükûmeti veya bir bakanı görevden alabilir (m.64/2).

1958 Fransız  Anayasasına göre ise, Cumhurbaşkanı Başbakanın kendisine istifasını sunması hâlinde onun görevlerine son verir (m.8/1).

1978 İspanyol  Anayasası da Krala Başbakanı Anayasanın öngördüğü hâllerde azletme yetkisi vermektedir (m.62-d). Anayasa ise Başbakanın görevinin parlâmentonun güvenini yitirmesi durumunda sona ermesini öngörmektedir (m.114, 115).

1975 İsveç  Anayasasına göre, Parlâmento, Başbakana artık güveninin olmadığını açıklarsa, Rigsdag Başkanı, Başbakanı görevden alır (bölüm 6, m.5)

1814 Norveç  Anayasası da Krala Başbakanı azletme yetkisini vermektedir. Anayasanın 22’nci maddesine göre, Başbakan Kral tarafından azledilebilir. Bunun için bir mahkeme kararına gerek yoktur. Ancak Kral, Bakanlar Kurulunun (Council of State) bu konudaki düşüncesini almalıdır (m.22/1).

1976 Portekiz  Anayasasının 136’ncı maddesinin “g” bendi, Anayasanın 189’uncu maddesinin 4’üncü fıkrasında öngörülen hâlde, Cumhurbaşkanına

 

TABLO 6: Devlet Başkanlarının Başbakanı Atamak Ve Azletmek Yetkileri (s.172)


 

Başbakanı görevden alma yetkisi vermektedir. 189’uncu maddenin 4’üncü fıkrası ise Hükûmetin istifa etmesi durumunda, eski Başbakanın, yeni bir Başbakanın atanması ve göreve başlaması üzerine görevden alınmasını öngörmektedir. O hâlde, 1976 Portekiz Anayasasının Cumhurbaşkanına verdiği Başbakanı azletme yetkisinin bağlı bir yetki olduğunu, ancak Hükûmetin istifa etmesi ve yeni bir Başbakanın atanması ve göreve başlaması şartıyla kullanılabileceğini söyleyebiliriz.

1975 Yunan  Anayasası Cumhurbaşkanına Kabineyi (dolayısıyla Başbakanı da) görevden alma yetkisini vermektedir (m.38). Ancak Cumhurbaşkanının bu yetkisi bağlı yetki niteliğindedir. Anayasa, bu yetkinin parlâmentonun Kabineye güvensizlik oyu ve Anayasanın 37’nci maddesinin 2, 3 ve dördüncü fıkralarında belirtilen hâllerde kullanılabileceğini öngörmektedir (m.38/1).

Devlet başkanlarının başbakan atama ve azletmesine konusunda incelediğimiz ülkelerdeki anayasal düzenlemeler TABLO 6’da özetlenmiştir (Bkz. s.173).

C. Bakanları Atamak ve Azletmek

Bibliyografya.- Esmein, op. cit., c.II, s.230; Hauriou, op. cit., s.401-402; Favoreu et al., op. cit., s.594-595; Prélot, op. cit., s.677; Pactet, op. cit., s.402-403; Ardant, op. cit., s.478-479; Wigny, op. cit., s.609-610; De Smith ve Brazier, op. cit., s.165; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.323; R. M. Punnet, British Government and Politics, Cambridge, Gower, Dördüncü Baskı, 1985, s.199-201.

Parlâmenter hükûmet sistemlerinde, “bakan atama ve azletme yetkisi (pouvoir de nomination et de révocation des ministres , appointment and removal from office  of ministers)” genellikle devlet başkanlarına verilmiş bir yetkidir.

1. Başbakanın Önerisini Öngören Anayasalar

Parlâmenter ülkelerin çoğunluğunda devlet başkanları bakan atama ve azletme yetkilerini doğrudan doğruya ve tek başlarına kullanamazlar. Devlet başkanları bu yetkilerini “başbakanın önerisi üzerine (on the proposal of the Prime Minister)” kullanabilmektedirler.

Örneğin 1949 Alman  Anayasasına göre federal bakanlar Federal Şansölyenin önerisi üzerine Federasyon Başkanı (Cumhurbaşkanı) tarafından atanırlar ve azledilirler (m.64/1). 1929 Avusturya Anayasasına göre de Federal Hükûmet üyeleri Federal Şansölyenin önerisi üzerine Federal Başkan tarafından atanırlar ve yine aynı şekilde azledilirler (m.70/1). 1999 Finlandiya  Anayasasına göre Bakanlar, Başbakanın önerisine uygun olarak Cumhurbaşkanı tarafından atanırlar (sek.61/1); keza Başbakanın önerisi üzerine görevlerine Cumhurbaşkanı tarafından son verilir (sek.64/1). 1958 Fransız  Anayasasına göre de Cumhurbaşkanı Başbakanın önerisi üzerine Hükûmet üyelerini atar ve görevlerine son verir (m.8/2). 1937 İrlanda  Anayasasına göre, Hükûmet üyeleri Cumhurbaşkanı tarafından atanırlar (m.28/1). Başbakan (Taoiseach ) her zaman, herhangi bir sebeple, Hükûmetin bir üyesinin istifasını isteyebilir. Bu üye istifa etmezse, o, Başbakanın görüşü doğrultusunda Cumhurbaşkanı tarafından görevinden alınır (m.28/10-4). 1978 İspanyol  Anayasası, bakanları atama ve azletme yetkisini Başbakanın önerisi üzerine Krala vermektedir (m.62-e). 1947 İtalyan Anayasasına göre Bakanlar Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından atanırlar (m.92/2). 1814 Norveç  Anayasasına göre, Bakanlar Kurulunun görüşünü aldıktan sonra Bakanları azletme yetkisi Krala aittir (m.22). 1976 Portekiz Anayasasına göre, Başbakanın önerisi üzerine bakanlar atamak ve azletmek yetkisi Cumhurbaşkanına aittir (m.136-h, 190/2). 1982 Türk  Anayasasına göre Bakanlar Başbakanın Önerisi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından atanırlar ve Başbakanın Önerisi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından azledilirler (m. 109). 1975 Yunan  Anayasasına göre Cumhurbaşkanı, Başbakanın önerisi üzerine bakanlar atar ve azleder (m.37/1).

2. Başbakanın Önerisini Öngörmeyenler

1994 Belçika , 1953 Danimarka, 1983 Hollanda, 1868 Lüksemburg, 1814 Norveç Anayasaları bakanların atanması ve görevden alınması yetkisini başbakanın önerisi koşuluna bağlamaksızın doğrudan doğruya devlet başkanına vermektedir. Bu anayasalar her ne kadar bakanların atanması ve görevden alınması yetkisini başbakanın önerisine tâbi tutmamış ise de, bu ülkelerde de, devlet başkanları bakan atama ve azletme yetkilerini tek başına kullanamazlar. Devlet başkanlarının bu yetkileri karşı-imza kuralına tâbidir. Gerçekten de 1994 Belçika  Anayasasına göre, Kral bakanları atar ve azleder (m.96). Anayasa bu atama ve azil işleminin Başbakanın önerisi üzerine olacağını belirtmemektedir. Bununla birlikte Belçika’da Kralın bu atama ve azil işlemlerini tek başına yapması mümkün değildir. Zira, 1994 Belçika  Anayasasının 106’ncı maddesine göre, Kralın bir bakanın karşı-imzasını almadan herhangi bir işlem yapması mümkün değildir. Bu nedenle, Belçika’da Kralın Bakan atama ve azil işlemi Başbakanın karşı-imzasıyla olur[183]. 1953 Danimarka Anayasasına göre Kral Bakanlar atar ve azleder (sek.14). Yine aynı Anayasaya göre, Kralın Hükûmete ilişkin işlemlerinin geçerli olabilmesi için bir bakan tarafından imzalanması gerekir (sek.14). Bu nedenle, Danimarka’da Kralın bakan atama ve azil işlemlerinin Başbakanın karşı-imzasına tâbi olduğunu söyleyebiliriz. 1983 Hollanda Anayasasına göre, Bakanlar Kraliyet Kararnamesi (Royal Decree) ile atanırlar ve azledilirler (m.43). Bakanların atanması ve azilleri hakkındaki kraliyet kararnameleri başbakan tarafından karşı-imzalanır (m.48). 1868 Lüksemburg Anayasasına göre Büyük Dük, Hükûmet üyelerini atar ve azleder (m.77). Lüksemburg Anayasasında bir başbakanlık makamı yoktur. Ancak, 1868 Lüksemburg Anayasası da Büyük Dükün bütün işlemlerinin karşı-imza kuralına tâbi olduğunu belirtmektedir (m.45). 1814 Norveç Anayasasına göre, Bakanları atama yetkisi krala aittir (m.12). Ancak 1814 Norveç Anayasasının 31’inci maddesine göre, Kralın bütün işlemleri Başbakanın karşı-imzasına tâbidir ve Bakanlar Kurulunun görüşünü aldıktan sonra azletme yetkisi Krala aittir (m.22).

3. Bakan Atama Yetkisini Başbakana Verenler

Bazı anayasalar da bakan atama ve azletme yetkisini devlet başkanına değil, doğrudan doğruya başbakana vermektedirler. Örneğin 14 Nisan 1992 tarihli Hükûmet Hakkında İsrail  Temel Kanunu bakan atama yetkisini doğrudan doğruya Başbakana vermiştir (sek.3-c). 1975 İsveç  Anayasasına göre bakanları atama yetkisi Başbakana aittir (bölüm 6, m.1). Bakanları görevden alma yetkisi ise Parlâmento Başkanına aittir. Ancak bunun için Parlâmentonun bakanlara güvensizlik oyu vermesi gerekir (bölüm 6, m.5). Başbakanın da her hâlükârda bakanları görevden alma yetkisi vardır (bölüm 6, m.6). 1946 Japon Anayasası bakan atama yetkisini doğrudan doğruya Başbakana vermiştir (m.68/1).

Yukarıda görüldüğü gibi parlâmenter ülkelerin hiçbirinde devlet başkanının tek başına bakanları atama ve azletme yetkisi yoktur. Devlet başkanının bu yetkisi ya başbakanın önerisi üzerine veya karşı-imzası ile kullanılabilmektedir. Sonuç olarak bakan atama ve azletme yetkisinin devlet başkanının tek başına kullanabileceği bir yetki olmadığını söyleyebiliriz.

Devlet başkanlarının Bakan atama ve azletme yetkisine ilişkin çeşitli ülkelerin anayasal düzenlemelerini özetlemek amacıyla aşağıda TABLO 7 yapılmıştır (bkz. s.177).

* * *

Devlet Başkanı, Başbakanın Önerdiği Kişiyi Bakan Olarak Atamayı Reddedebilir mi?  Devlet başkanı, parlâmenter hükûmet sistemlerinde sorumsuzdur. Anayasanın öngördüğü ve yürütmeyle ilgili görev ve yetkilerini kullanmayı reddedemez. Doktrin de başbakanın seçtiği bakanları devlet başkanının atamak zorunda olduğu görüşündedir[184]. Başbakanın işlemlerini imzalamayı reddetmesi, hem parlâmenter hükûmet sistemi, hem de demokrasi ilkesine aykırıdır. Ancak, buna rağmen, başbakan tarafından seçilen kişinin bakan olarak devlet başkanı tarafından atanmaması durumunda, devlet başkanını zorlayacak bir hukukî mekanizma, parlâmenter demokrasilerde, genellikle yoktur. Böyle bir durumda, seçtiği bakanın atanmadığını gören başbakanın istifa etmesinin uygun olacağı düşünülebilir. Yukarıda da açıklandığı gibi, böyle bir durumda devlet başkanı, hükûmet krizinin ortaya çıkmasına yol açmış olacaktır. Zira, başbakanın yerine yeni atadığı başbakan pek muhtemelen parlâmentodan güven oyu alamayacaktır. Neticede bir parlâmenter sistemde böyle bir sorun, yeni seçimlere gidilerek, yani halkın hakemliğine başvurularak çözümlenebilir. Kriz çözümlensin ya da çözümlenmesin, bakan atayamayan, istediği kişilerle ülkeyi yönetemeyen başbakanın sorumluluğu üstlenmesinin bir anlamı yoktur. Demokratik mantık yetki kullanamayan kişinin sorumluluğu iade etmesini gerektirir. Aksi takdirde, sorumsuz olan devlet başkanının isteği doğrultusunda bakan ataması durumu ortaya çıkar ki, bu hem parlâmenter hükûmet sisteminden, hem de demokrasiden bir sapma anlamına gelir.

TABLO 7: Devlet Başkanlarının Bakan Atama ve Azil Yetkisi

ÜLKELER

AY

MAD

ATAMA ve AZİL YETKİSİ VE USULÜ

Almanya

1949

m.64/1

Başbakanın Önerisi Üzerine Cumhurbaşkanı Tarafından

Avusturya

1929

m.70/1

Başbakanın Önerisi Üzerine Cumhurbaşkanı Tarafından

Belçika

1994

m.96

Kral Tarafından Başbakanın Karşı-İmzasıyla (m.106)

Danimarka

1953

sek.14

Kral Tarafından Başbakanın Karşı-İmzasıyla

Finlandiya

1999

sek.61/1

Başbakanın Önerisi Üzerine Cumhurbaşkanı Tarafından

Fransa

1958

m.8/2

Başbakanın Önerisi Üzerine Cumhurbaşkanı Tarafından

Hollanda

1983

m.43

Kraliyet Kararnamesiyle+Başbakanın Karşı-İmzasıyla (m.48)

İngiltere

Yazısız

Convent

Başbakanın Önerisi Üzerine Kraliçe Tarafından

İrlanda

1937

m.28/1

Başbakanın Önerisi Üzerine Cumhurbaşkanı Tarafından

İspanya

1978

m.62-e

Başbakanın Önerisi Üzerine Kral Tarafından

İsrail

1992

sek.3-c

Doğrudan Başbakan Tarafından

İsveç

1975

b.6, m.1

Doğrudan Başkan Tarafından Atama, Rigsdag Başkanınca Azil

İtalya

1947

m.62

Başbakanın Önerisi Üzerine Cumhurbaşkanı Tarafından

Japonya

1946

67/1,6/1

Doğrudan Başbakan Tarafından

Norveç

1814

m.12

Kral Tarafından Başbakanın Karşı-İmzasıyla (m.31)

Portekiz

1976

m.136-e

Başbakanın Önerisi Üzerine Cumhurbaşkanı Tarafından

Türkiye

1983

m.109

Başbakanın Önerisi Üzerine Cumhurbaşkanı Tarafından

Yunanistan

1975

m.37

Başbakanın Önerisi Üzerine Cumhurbaşkanı Tarafından

Devlet Başkanı, Başbakanın Görevden Alınmasını Önerdiği Bakanı Görevden Almayı Reddedebilir mi? Bu soruya da yukarıda aynı gerekçeyle olumsuz yanıt vermek gerekir. Cumhurbaşkanının başbakan azletme istemini reddetmesi, hem parlâmenter hükûmet sistemine, hem de demokrasi ilkesine aykırıdır.

Yargı Denetiminin Yapılamaması.- Bir bakanın başbakanın önerisi üzerine devlet başkanı tarafından görevden alınması, işleminin yargısal denetiminin yapılması mümkün değildir. Zira, bir bakanın görevden alınıp alınmaması sorunu, tamamıyla bir “siyasal yerindelik (political expediency ) sorunudur. Bu konuda hukukî ölçü bulmak imkânsızdır. Başbakan, siyasal veya kişisel, şu ya da bu sebeple, beğenmediği bir bakanı görevden alabilir. Bu bir “hikmet-i hükûmet” konusudur. Bunun yerindeliğinin denetimini parlâmento yapar. Bu işlemden dolayı parlâmento güvensizlik oyuyla başbakanı veya görevden alınan bakanın yerine atanmış bakanı düşürebilir.

D. Bakanlar Kuruluna Başkanlık Etmek  

Bibliyografya.- Fabre, op. cit., s.370-371; Debbasch et al., op. cit., s.690-691; Turpin, op. cit., s.381-382.

Bazı ülkelerin anayasaları devlet başkanına “bakanlar kuruluna başkanlık etme yetkisi (pouvoir de présider le conseil des ministres ) ”ni vermektedirler. Bu anayasaları kendi arasında gruplara ayırmak uygun olur. Bunlardan biri Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek görevini her saman için devlet başkanına vermektedir. Diğerleri ise, bunun için devlet başkanının veya başbakanın istemini öngörmektedir.

1. Her Zaman.- 1958 Fransız Anayasasına göre Bakanlar Kurulunun toplantılarına her zaman ve başbakanın istemi olmaksızın Cumhurbaşkanı başkanlık eder (m.9). Yani Fransa’da Cumhurbaşkanının Bakanlar Kuruluna başkanlık etmesi kuraldır. Cumhurbaşkanının, istisnaen başkanlık edemeyeceği durumlarda, Bakanlar Kuruluna başkanlık etme görevini Başbakan yerine getirir (m.21/3). Fransa dışında diğer ülkelerde Bakanlar Kuruluna Devlet Başkanının her hâlükârda başkanlık etmesi söz konusu değildir.

2. Devlet Başkanının Kendi İstemiyle.- 1982 Türk  Anayasası ise Cumhurbaşkanına “gerekli gördüğü hâllerde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek veya Bakanlar Kurulunu başkanlığı altında toplantıya çağırmak” yetkisini vermektedir (m.104).

3. Başbakanın İstemiyle.- Bazı anayasalar ise devlet başkanına bakanlar kuruluna başkanlık etme yetkisini ancak başbakanın istemi koşuluyla vermişlerdir. 1976 Portekiz  Anayasası, Cumhurbaşkanına, Başbakanın istemi üzerine Bakanlar Kuruluna başkanlık etme yetkisini vermektedir (m.136-i). 1978 İspanyol Anayasası da Krala Bakanlar Kuruluna başkanlık etme yetkisini vermiştir. Ancak Kral bu yetkisini Başbakanın istemi üzerine kullanabilir (m.62-g).

4. Gerekli Durumlarda.- 1975 İsveç Anayasası ise gerekli durumlarda Hükûmetin Devlet Başkanının Başkanlığında özel bir Kabine toplantısı yapabileceğini öngörmektedir (Bölüm 5, m.1).

5. Diğer.- 1953 Danimarka Anayasası, Kral, reşit olmuş Veliaht Prens ve Bakanlardan oluşan kendisine “Devlet Kurulu (Council of State)” ismi verdiği bir Kurul kurmaktadır (m.17/1). Anayasaya göre bütün kanun tasarıları ve önemli hükûmet işlemleri Devlet Kurulunda görüşülür (m.17/2). İşte Anayasa bu Kurulun Başkanlığını yapmak görev ve yetkisini Krala vermektedir (m.17/1). Ancak Anayasanın 18’inci maddesi, Kralın ve veliaht prensin katılmadan da, Kralın görevlendirmesi durumunda, bu Kurulun toplantı yapabilmesini öngörmektedir. Bu durumda bu kurula “Bakanlar Kurulu (Council of Ministers)” ismi verilmektedir. Bakanlar Kurulu toplantılarına ise, Kral değil, Başbakan başkanlık eder (m.18).

Devlet başkanları yürütmenin başıdır. Bu sıfatla, bazı durumlarda bakanlar kuruluna başkanlık etmesinde yadırganacak bir yan yoktur. Ancak bilindiği gibi, parlâmenter sistemlerde devlet başkanları yürütme organının sorumsuz kanadını oluşturmaktadır. O hâlde, anayasa öngörmüş ise, devlet başkanlarının, her ne kadar bakanlar kuruluna başkanlık etmesi mümkün ise de, devlet başkanlarının bakanlar kurulunun sorumluluğuna katılmasını gerektirecek nitelikte işlemler yapamaması gerekir[185]. Siyasal sorumluluğu olmayan devlet başkanının, siyasal sorumluluğu tamamıyla üstlenen bakanlar kurulunun yetkilerinin kullanılmasına katılması parlâmenter sistemin mantığına aykırılık teşkil eder. O nedenle, devlet başkanı bakanlar kurulu toplantılarına başkanlık edebilse de, kanımızca, bu toplantılarda da oy kullanamaz. Aksi takdirde, kolektif bir organ olan ve dolayısıyla oy birliğiyle karar alan bakanlar kurulunun karar alma sürecini bloke etme yetkisini ele geçirmiş olur ki, sorumsuz bir makama bu yetkinin verilmesi parlâmenter demokrasinin temel ilkeleriyle bağdaştırılamaz. Şüphesiz ki, devlet başkanı anayasa kendisine bakanlar kuruluna başkanlık etmek yetkisini vermiş ise, önemli gördüğü bir konunun bakanlar kurulu tarafından görüşülmesini sağlayabilir. Keza bakanlar kurulu toplantısında kendi görüşlerini de açıklayabilir. Uyarılarda bulunabilir. Ama bunlardan daha fazlasını yapamaz.

E. Bazı Kamu Görevlilerini AtamaK 

Bibliyografya.- Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.615- 617; Laferrière, op. cit., s.1041; Hauriou, op. cit., s.426-428; Cadart, op. cit., c.II, s.1153; Fabre, op. cit., s.377-378; Ardant, op. cit., s.470-471; Chagnollaud, op. cit., s.298-299; Zoller, op. cit., s.465; Gicquel, op. cit., s.564-566.

Bazı anayasalar, bazı yüksek memurları “atama yetkisi (appointment power, pouvoir de nomination)”ni devlet başkanlarına vermektedir. Örneğin 1946 Fransız Anayasası, elçilerin, üniversite rektörlerinin, valilerin, generallerin Cumhurbaşkanı tarafından atanmasını öngörmektedir (m.30).

1949 Alman  Anayasası, kanunla aksi öngörülmemiş ise, federal hakimleri, federal memurları, federal subayları atama yetkisini Cumhurbaşkanına vermektedir (m.60). hâliyle Cumhurbaşkanının bu atama yetkisi, aynı Anayasanın 58’inci maddesi uyarınca Federal Şansölyenin veya yetkili Federal Bakanın karşı-imzasıyla kullanılabilir.

1929 Avusturya Anayasası da federal memurları ve subayları ve diğer federal görevlileri atama yetkisini federal Cumhurbaşkanına vermektedir (m.65/2-a). Ancak Cumhurbaşkanı bu yetkisini Federal Şansölye ve yetkili federal bakanın karşı-imzasıyla kullanabilir (m.67).

1900 Avustralya  Anayasası, Parlâmento aksini öngörmedikçe, memurları atama yetkisinin Bakanlar Kuruluyla birlikte Genel Valiye ait olacağını öngörmektedir (sek.67). Keza Anayasa Kanunla bu yetkinin bir başka makama bırakılmasına da izin vermektedir (m.67).

1994 Belçika  Anayasasına göre Kral, kanunla öngörülen istisnalar hariç, “genel idare (administration générale )”, “dış ilişkiler (relation extérieure )” görevlerine atama yetkisi Krala aittir (m.107/1). Kral diğer görevlere ise ancak kanunun açık hükmü gereğince atama yapabilir (m.107/2). Kralın bu yetkisi Anayasanın 106’ncı maddesi uyarınca karşı-imza kuralına tâbidir.

1953 Danimarka  Anayasası “kamu görevlileri (civil servants)”nin atanmasının kanunla düzenleneceğini öngörmekle birlikte (sek.27/1), Anayasaya göre Kralın da atama yetkisine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Zira, Anayasa, Kral tarafından atana kamu görevlilerinin Anayasaya bağlılık konusunda beyanda bulunmalarını (sek.27/1), bunların rızaları olmadan başka görevlere atanamayacaklarını (sek.27/3) öngörmektedir. Kral tarafından atanacak bu görevlilerin kimler olacağı ise kanunla belirlenecektir (m.27/1). Anayasaya göre Kralın bütün işlemleri gibi kamu görevlisi atama işlemleri de karşı-imza kuralına tâbidir (sek.14).

1999 Finlandiya  Anayasasına göre Cumhurbaşkanı askerî görevlileri (sek.58/son) ve hakimleri (sek.102) atama yetkisine sahiptir. Cumhurbaşkanı bu atama yetkisini tek başına kullanamaz (sek.58). Cumhurbaşkanının bu yetkisini nasıl kullanacağı kanunla belirlenir (sek.58, 102).

1958 Fransız  Anayasası ise daha da ileriye giderek “devletin sivil ve askerî görevlere (emplois civils et militaires de l’Etat )” atama yapma yetkisini Cumhurbaşkanına vermiştir (m.13/2). Cumhurbaşkanının bu yetkisi Anayasanın 19’uncu maddesi uyarınca karşı-imza kuralına tâbidir. Anayasanın 13’üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre, Danıştay üyeleri , Légion d’Honneur’ün Büyük Şansölyesi, elçiler, Sayıştay üyeleri, valiler, deniz-aşırı topraklardaki Hükûmet temsilcileri, general rütbesindeki subaylar, akademi rektörleri, merkezî idare yöneticileri Bakanlar Kurulunda atanırlar. Keza Bakanlar Kurulurda atanacak diğer görevliler bir organik kanunla belirlenir (m.13/4).

1983 Hollanda  Anayasasına göre “Kralın Görevlileri (King's Commissioners ) ” ve “belediye başkanları (mayors)” “Kraliyet kararnamesi (Royal Decree)” ile atanırlar (m.131). Keza, yargı organı üyeleri, “Yüksek Mahkemedeki Genel Savcı (Procurator General at the Supreme Court)”, “Kraliyet kararnamesi (Royal Decree)” ile atanırlar (m.117). Tüm diğer Kraliyet kararnameleri gibi bu atama kararnameleri de Anayasanın 47’inci maddesi uyarınca en az bir bakan tarafından karşı-imzalanır.

1978 İspanyol  Anayasası da Krala sivil ve askerî görevlere atama yetkisini vermektedir (m.62-f). Kralın diğer bütün işlemleri gibi, atama işlemleri de Başbakan ve gerekli hâllerde, yetkili bakanlar tarafından karşı-imzalanır (m.64).

16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanunu elçi atamak yetkisini Devlet Başkanına vermiştir (sek.11-a-4). Bu yetki karşı-imza kuralına tâbidir (sek.12).

1975 İsveç  Anayasası atama yetkisini Krala vermemektedir. Anayasaya göre, Hükûmete bağlı bir idarî makamda veya bir mahkemedeki göreve atama yetkisi Hükûmete aittir (b.11, m.9/1).Hükûmet bu atamalarda liyakat ve yetki gibi objektif faktörleri dikkate alır (b.11, m.9/1).

1947 İtalyan  Anayasası da, kanunların öngördüğü durumlarda “devlet memurları (funzionari dello Stato )”nı atama yetkisini Cumhurbaşkanına vermektedir (m.87/7). Cumhurbaşkanının bu yetkisi diğer yetkileri gibi ancak bir bakanın karşı-imzasıyla kullanılabilir (m.89/1).

1944 İzlanda  Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı, kanunla öngörülen “kamu makamları (public offices)”na atama yapma yetkisine sahiptir (m.20/1). Cumhurbaşkanı kendi atadığı kişileri “görevden alma (remove from office)” yetkisine de sahiptir (m.20/3). Cumhurbaşkanı, maaşlarında bir düşüş olmamak şartıyla, kamu görevlilerini, bir görevden bir başka göreve de atayabilir (m.20/4).

1946 Japon  Anayasasına göre İmparator Yüksek Mahkemenin Baş Yargıcını atama yetkisine sahiptir (m.6/2). Ancak İmparator herhangi bir kişiyi değil, Hükûmet tarafından belirlenen kişiyi Baş Yargıç olarak atamak zorundadır (m.6/2). İmparator aynı zamanda kanun tarafından belirlenen kamu görevlilerinin atanmalarını tevsik (attestation) yetkisine de sahiptir (m.7/5). İmparator bu yetkisini, ancak hükûmetin önerisi ve onayıyla kullanabilir (m.7/1).

1868 Lüksemburg  Anayasasına göre, Büyük Dük, “askerî ve sivil görevlere (civil and military posts ) ” atama yapar (m.35/1). Büyük Dükün diğer işlemleri gibi atama işlemleri de karşı-imza kuralına tâbidir (m.45).

1814 Norveç  Anayasasına göre, Kral Bakanlar Kuruluna danıştıktan sonra yüksek sivil, dinî ve askerî görevlileri atama yetkisine sahiptir (m.21).

1976 Portekiz  Anayasası, Hükûmetin teklifi üzerine Genelkurmay Başkanını, Genelkurmay Başkanının görüşünü aldıktan sonra Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerin Komutanlarını atamak yetkisini Cumhurbaşkanına vermiştir (m.136-p). Portekiz Anayasanın 143’üncü maddesine göre Cumhurbaşkanının bu atama yetkileri Hükûmetin karşı-imzasına tâbidir.

TABLO 8: Devlet Başkanlarının Kamu Görevlisi Atama Yetkisi

ÜLKELER

AY

Mad

Yet

Görevliler

Karşı-İmza

Almanya

1949

m.60

CB

Federal Hakimler, Federal Memurlar, Federal Subaylar

m.58: Karşı-İmzayla

Avusturya

1929

m.65/2-a:

CB

Federal Memurlar, Subaylar ve Diğer Federal Görevliler

m.67: Karşı-İmzayla

Belçika

1994

m.107

Kral

Genel İdare, Dış İlişkiler Görevleri Kral Tarafından

m.106: Karşı-İmzayla

Danimarka

1953

s.27

Kral

Kanunla Belirlenen Kamu Görevlileri

sek.14: Karşı-İmzayla

Finlandiya

1999

58/son

CB

Askerî Görevliler, Hakimler (m.102)

m.58: Hük.Önerisiyle

Fransa

1958

13/2

CB

Devletin Sivil ve Askerî Görevlileri

m.19: Karşı-İmzayla

Hollanda

1983

m.117,131

Kral

Kralın Görevlileri, Belediye Başkan
ları, Yargı Organı Üyeleri, Yük.Mahkemedeki Genel Savcı

m.47: Karşı-İmzayla

İspanya

1978

62-f

Kral

Sivil ve Askerî Görevliler.

m.64: Karşı-İmzayla

İsrail

1992

11-a-4

CB

Elçiler

s.12:Karşı-İmzayla

İsveç

1975

b.11, m.9/1

Hükûm.

Hükûmete Bağlı İdarî Makamlar veya Bir Mahkemedeki Görevler

Doğrudan Hükûmet Tarafından

İtalya

1947

87/7

CB

Devlet Memurları

m.89:Karşı-İmzayla

İzlanda

1944

m.23

CB

Kamu Görevlileri

m.19:Karşı-İmzayla

Japonya

1946

m.6,7

İmp

Baş Yargıç ve Diğer Görevliler (m.7/5)

m.7/1:Hük.inÖnerisi

Lüksembur.

1868

m.35

GD

Askerî ve Sivil Görevliler

m.45: Karşı-İmzayla

Norveç

1814

m.21

Kral

Yüksek Sivil, Dinî ve Askerî Görevlileri

m.31: Karşı-İmzayla

Portekiz

1976

m.136-p

CB

Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerin Komutanları

m.143: Karşı-İmzayla

Türkiye

1983

m.104

CB

Elçiler, Genelkurmay Başkanı, YÖK Üyeleri, Üniversite Rektörleri

m.105:Karşı-İmzayla Rektörler: Tatışmalı

Yunanistan

1975

m.36

CB

Kamu Görevlileri

m.35:Karşı-İmzayla

1982 Türk  Anayasası da yabancı devletlere elçi atamak, Genelkurmay Başkanını atamak, YÖK üyelerini atamak ve üniversite rektörlerini seçmek  yetkisini Cumhurbaşkanına vermiştir (m.104). Cumhurbaşkanı elçi atamak yetkisini Dışişleri Bakanının teklifi Bakanlar Kurulunun kararı üzerine kullanır[186]. Genel Kurmay Başkanı da Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine atanır (m.117). Cumhurbaşkanı YÖK üyelerini atamak ve üniversite rektörlerini seçmek yetkisini ise tek başına kullanıp kullanamayacağı hususu tartışmalıdır. Uygulamada Cumhurbaşkanı bu yetkisini, tek başına kullanmaktadır. Anayasaya aykırı aşağıda ayrıca göreceğimiz gibi, Anayasanın 105’inci maddesinde ve diğer kanunlarda bu işlemleri karşı-imza kuralında istisna tutan bir hüküm olmadığına göre, Cumhurbaşkanı bu işlemleri de karşı-imza kuralına tâbidir. Ayrıca bu Cumhurbaşkanının bu yetkilerini tek başına kullanabilmesi parlâmenter hükûmet sisteminin mantığına da aykırıdır. Zira, bu sistemde sorumluluk kimde ise yetki de ondadır. Cumhurbaşkanının yüksek öğrenim politikası alanında bir sorumluluğu olmadığına göre, YÖK üyesi atamak ve rektör seçmek yetkisini tek başına kullanamaz. Kaldı ki Türkiye dışında başka hiçbir demokratik ülkede, Rektör gibi yürütme alanında icraî yetkilere sahip bir kişiyi karşı-imza kuralına tâbi olmadan atama yetkisi cumhurbaşkanı verilmiş değildir.

1975 Yunan  Anayasasına göre kamu görevlilerini atama görevi Cumhurbaşkanına aittir (m.46). Ancak 35’inci madde gereği bu yetki Başbakan ve ilgili bakanın karşı-imzasıyla kullanılır.

F. Düzenleyici İşlem YapmaK

Bibliyografya.- Esmein, op. cit., c.II, s.65; Vedel, op. cit., s.430; Wigny, op. cit., s.620-635; Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.589; Prélot, op. cit., s.646-649; Ardant, op. cit., s.469-470; Favoreu et al., op. cit., s.624; Zoller, op. cit., s.468-470; Gicquel, op. cit., s.566-567.

Bazı anayasalar devlet başkanlarına “düzenleme yetkisi (regulatory power,  pouvoir réglementaire)” vermektedirler. Devlet başkanları bu yetkilerine dayanarak, genellikle “kararname (décret [187], decree,)” veya “emirname (ordonnance [188], ordinance)” gibi isimler taşıyan birtakım düzenleyici işlemler yapabilmektedirler. Devlet başkanlarına anayasalar tarafından iki tür düzenleme yetkisi verildiği görülmektedir.

1. Kanunların Uygulanmasına İlişkin Düzenleyici İşlem Yapma Yetkisi

Birinci tür düzenleme yetkisi “kanunların uygulanması (exécution des lois)” için gerekli olan işlemleri yapmak için verilmektedir. Bu tür düzenleyici işlemler, normlar hiyerarşisinde kanun-altı bir düzeyde bulunurlar. Dolayısıyla kanuna aykırı olamazlar; kanunları askıya alamazlar veya onlara istisna getiremezler. Yani bu tür düzenleyici işlemler, hem secundum legem, hem de intra legem niteliktedir.

Örneğin 1994 Belçika  Anayasasına göre Kral, “kanunların uygulanması (exécution des lois)” için gereken “yönetmelikler (règlements )”i yapma ve “kararlar (arrêtés)”ı çıkarma yetkisine sahiptir (m.108). Anayasaya göre, bu tür düzenleyici işlemlerle kanunlar askıya alınamaz, onların uygulanmasından kimse bağışık tutulamaz (m.108). Bu şu anlama gelmektedir ki, kralın düzenleyici işlemleri normlar hiyerarşisinde kanun-altı bir düzeyde bulunur. Bu düzenleyici işlemler, hem secundum legem , hem de intra legem niteliktedir. Kralın düzenleme yetkisi, tüm diğer yetkileri gibi ancak bir bakanın karşı-imzasıyla kullanılabilir (m.106). Bu düzenleyici işleme karşı-imzasını atan bakan ondan doğan sorumluluğu yüklenir (m.106).

1983 Hollanda  Anayasası, krala iki tür düzenleme yapma yetkisi vermektedir. Bunlardan birincisi kanunların uygulanmasına ilişkin düzenleme yetkisidir. 1983 Hollanda  Anayasasına göre “genel idarî emirler (general administrative orders) ” “Kraliyet kararnamesi (Royal Decree)” ile konulurlar (m.89/1). Ancak bunlara ilişkin her türlü ceza ancak Parlâmentonun kabul edeceği bir kanunla konulabilir (m.89/2). “Genel idarî emirler (general administrative orders )”in yayınlanmasına ve yürürlüğe girmesine ilişkin konular kanunla düzenlenir. Bunlar yayınlanmadan yürürlüğe konulamaz (m.89/3). Anayasanın 47’nci maddesine göre, Kraliyet Kararnameleri (Royal Decrees) Kral tarafından ve en az bir Bakan tarafından imzalanırlar.

1868 Lüksemburg  Anayasasına göre Büyük Dük, kanunların uygulanmasını sağlamak için gerekli olan “düzenleyici işlemler (regulations)” ve “emirler (orders)” çıkarabilir (m.36). Ancak Büyük Dük, bunlarla kanunları askıya alamaz ve onların bağlayıcılığına bağışıklık getiremez (m.36 ). Bu şu anlama gelmektedir ki, Büyük Dükün yaptığı düzenleyici işlemler, normlar hiyerarşisinde kanun altı düzeyde yer alır. O hâlde Lüksemburg’ta Büyük Dükün düzenleme yetkisi secundum legem ve intra legem bir düzenleme yetkisidir. 1868 Lüksemburg Anayasasına göre, Büyük Dükün düzenleme yetkisi, diğer yetkileri gibi, karşı-imza kuralına tâbidir (m.19).

1814 Norveç  Anayasasına göre, Kral, ticaret, gümrük tarifeleri, bütün ekonomik konular ve polise ilişkin “emirnameler (ordinances) ” çıkarabilir ve ilga edebilir (m.17). Ancak bunlar Anayasa ve Storting tarafından kabul edilen kanunlara aykırı olamazlar (m.17). Dolayısıyla bu tür düzenleyici işlemler, normlar hiyerarşisinde kanun-altı düzeyde bulunan işlemlerdir.

1975 Yunan  Anayasası, Cumhurbaşkanına iki tür düzenleme yetkisi vermektedir. Bunlardan birincisi kanunların uygulanmasına ilişkin olan düzenleme yetkisidir. 1975 Yunan Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı, “kanunların uygulanması (execution of statutes )” için gerekli olan “kararnameler (decrees) ”i çıkarabilir (m.43/1). Cumhurbaşkanı bu kararnameler ile kanunların uygulanmasını askıya alamaz veya kimseyi bir kanunun uygulanmasından bağışık tutamaz (m.43/1). Cumhurbaşkanının bu tür düzenleme yetkisi, normlar hiyerarşisinde kanun altı düzeyde norm koyma yetkisidir. Cumhurbaşkanı bu yetkisini ancak karşı-imza kuralına tâbi olarak kullanabilir (m.35/1).

2. Teşriî Devir Yoluyla Düzenleyici İşlem Yapma Yetkisi 

İkinci tür düzenleme yetkisi bir “teşriî devir (délégation législative)”e dayanmaktadır. Devlet başkanı, parlâmentonun çıkardığı bir yetki devri kanununa dayanarak, belli konularda, belli bir süre içinde kanun düzeyinde düzenleyici işlemler yapabilmektedir. Bu işlemler ile mevcut kanunlarda değişiklik yapılabilir veya onlar ilga edilebilir veya kanun düzeyinde yeni bir hüküm konulabilir. Dolayısıyla bu tür düzenleyici işlemler, secundum legem  niteliktedir; ama intra legem  nitelikte değildir. Bu tür düzenleyici işlemler bizdeki kanun hükmünde kararnamelere benzemektedir. Bazı ülkelerde bu tür düzenleme yapma yetkisi devlet başkanlarına verilmiştir.

Örneğin 1975 Yunan Anayasası Cumhurbaşkanına, “genel düzenleyici kararnameler (general regulatory decrees )” çıkarma yetkisini vermiştir (m.43/2). Ancak Cumhurbaşkanı, bu yetkisini yetkili bakanın önerisi üzerine kullanabilir (m.43/2). Diğer yandan Cumhurbaşkanının bu tür kararname çıkarma yetkisi Parlâmentonun kendisine verdiği bir “özel yetki devri (special delegation)”ne dayanır (m.43/2). Bu yetki devri, Parlâmentonun Genel Kurulu tarafından kabul edilen bir kanunla, kanunda genel hatlarıyla belirtilen konular için verilir (m.43/4). Yetki devri kanunları, yetkinin kullanılacağı süre sınırını, yapılacak düzenlemelerin genel ilkelerini de tespit eder (m.43/4). 43’üncü maddenin son fıkrası, 72’nci maddenin ilk fıkrasında belirtilen konuların “genel düzenleyici kararnameler” ile düzenlenmesini yasaklamaktadır. 72’nci maddenin ilk fıkrasında ise bireysel hakların kullanılması ve korunması, siyasal partiler, bakanların sorumlulukları, sıkıyönetim, cumhurbaşkanının malî hakları ve bütçeye ilişkindir. Dolayısıyla bu konularda “genel düzenleyici kararnameler” çıkarılamaz.

Yunanistan’daki “genel düzenleyici kararnameler”, bizdeki “kanun hükmünde kararnameler”e benzemektedir. Her ikisi de bir yetki kanununa dayanmaktadır. Her ikisinde de yetki kanunu, yetki devrinin süresini, düzenlenecek konuların ana hatlarını, yapılacak düzenlemenin genel ilkelerini belirtmesini öngörmektedir. Her ikisi de temel hak ve hürriyetler gibi bazı alanlarda bu tür kararnameler ile düzenleme yapılmasını yasaklamaktadır. Her ikisi de kanun düzeyinde düzenlemeler yapabilmektedir.

1983 Hollanda  Anayasası da bir kanuna göre, Krala beş yıl için veya kanunun öngördüğü süre içinde devlet adına “genel bağlayıcı düzenlemeler (generally binding regulations) ” yapabilme yetkisi vermektedir (m.89/4). Anayasanın 47’nci maddesine göre, bu tür “Kraliyet Kararnameleri (Royal Decrees )” de Kral tarafından ve en az bir Bakan tarafından imzalanırlar.

Sonuç olarak incelediğimiz anayasalar arasında 1994 Belçika Anayasası, 1953 Danimarka Anayasası, 1983 Hollanda  Anayasası, 1868 Lüksemburg Anayasası, 1814 Norveç  Anayasası ve 1975 Yunan Anayasasının devlet başkanlarına düzenleyici işlem yapma yetkisini vermiş oldukları görmekteyiz. Bununla birlikte yukarıda her ülke için ayrıca belirtildiği gibi bu ülkelerin hepsinde devlet başkanlarının düzenleyici işlem yapma yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir.

3. Özerk Düzenleme Yetkisi

Genellikle olağan dönemlerde devlet başkanlarına doğrudan Anayasadan kaynaklanan, özerk bir düzenleme yetkisi verilmez. Bu konuda sınırlı bir istisna 1982 Türk Anayasası tarafından öngörülmüştür. 1982 Türk Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinin kuruluşu, teşkilât ve çalışma esasları, personel atama işlemleri konusunda “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ” ismi verilen bir düzenleyici işlem yapabilir (m.107). Bu kararname, kanundan değil, doğrudan Anayasadan kaynaklandığına göre, secundum legem değil, “aslî (originaire)” nitelikte bir düzenleme yetkisidir. Bu kararnamenin karşı-imza kuralına tâbi olup olmadığı tartışmalıdır.

TABLO 9: Devlet Başkanlarının Düzenleme Yetkisi 

ÜLKELER

AY

Yet

Kanunların Yürütülmesine İlişkin Düzenleme Yetkisi

Teşriî Devir Yoluyla
Düzenleme Yetkisi

Karşı-İmza

Belçika

1994

Kral

m.108: “Yönetmelikler” ve “Kararlar”

 

m.106: Karşı-İmzayla

Hollanda

1983

Kral

m.89/1: “Genel İdarî Emirler”

m.89/4: Genel Bağla-yıcı Düzenlemeler

m.48: Karşı-İm-zalı Kraliyet Kararnamesiyle

Lüksemburg

1868

Kral

m.36: “Düzenleyici
İşlemler” ve “Emirler”

 

m.19: Karşı-İmzayla

Norveç

1814

Kral

m.17: Ticaret, Gümrük Tarifeleri, Bütün Ekonomik Konular ve Polise İlişkin
“Emirnameler”

 

m.31: Karşı-İmzayla

Yunanistan

1975

CB

m.43/1: “Kararnameler”

m.43/2:Genel Düzen-leyici Kararnameler

m.35:Karşı-İmzayla

Türkiye

1982

CB

Aslî Düzenleme Yetkisi: m.107: Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinin Kuruluşu, Teşkilât ve Çalışma Esasları ve Personel Atama İşlemleri Konusunda “Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi”

m.105: Karşı-İmzayla
(Tartışmalı)

*CB: Cumhurbaşkanı

Devlet başkanlarının anayasanın kendisine verdiği görevleri yerine getirebilmek ve yetkileri kullanmak için kararname çıkarabilme yetkisine sahip olduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, parlâmenter sistemlerde, anayasa aksini öngörmedikçe, devlet başkanının bütün kararnameleri “karşı-imza (countersignature, contreseing)” kuralına tâbidir. Dolayısıyla devlet başkanının bir kararname çıkarabilmesi için kural olarak, o kararnamenin başbakan veya ilgili bakan tarafından imzalanması gerekir. Devlet başkanının başbakan ve ilgili bakanın karşı-imzasını sağlayamadan kararname çıkarması mümkün değildir. Zira, devlet başkanı parlâmenter sistemlerde sorumsuzdur ve sorumsuz olan bir kimsenin yetki kullanması bir demokrasi düşünülemez. Bu nedenle cumhurbaşkanının kararnamelerinden doğacak sorumluluğun başbakan veya bir bakan tarafından üstlenilmesi gerekir. Bunun yolu da karşı-imza kuralıdır. Bu şu anlama gelir ki, bir parlâmenter demokraside, devlet başkanı kendi kararnamelerine karşı-imza koymayı kabul eden bir başbakan veya bakan buldukça, anayasa tarafından kendisine verilmiş bütün yetkileri kullanabilir; bu amaçla her türlü kararnameyi çıkarabilir. Özetle, devlet başkanının kararname çıkarma yetkisinin şartı, bu kararnamenin başbakan veya ilgili bakanca imzalanmasıdır. Başbakan veya ilgili bakanın imzalamaya yanaşmadığı bir kararnameyi, anayasa ayrıca ve açıkça aksini öngörmüyorsa, devlet başkanı tek başına çıkaramaz.

G. Bakanlar Kurulu İşlemlerini İmzalamak

Bazı anayasalar devlet başkanlarına “bakanlar kurulu işlemlerini imzalamak (signature des actes du conseil des ministres) ” görev ve yetkisini vermektedirler.

Örneğin 1953 Danimarka Anayasasına göre, “Hükûmet kararları (resolutions)”nın Kral tarafından imzalanmaları gerekmektedir (sek.14). Kralın bu kararlardaki imzasına bir veya birden fazla bakanın imzası eşlik etmelidir. Bu kararlardan, Kral değil, kararı Kral ile birlikte imzalamış bakanlar sorumludur (sek.14).

1958 Fransız  Anayasası da Cumhurbaşkanına, “Bakanlar Kurulunda görüşülen kararnameler (décrets délibéré en Conseil des Ministres)”i ve “ordonanslar (ordonnances)”ı imzalama yetkisi vermiştir (m.13/1).

1978 İspanyol  Anayasasına göre Kral, Bakanlar Kurulunda alınmış kararnameleri imzalamak yetkisine sahiptir (m.62-f). Kralın tek başına kararname çıkarması mümkün değildir. Kralın işlemleri başbakan ve ilgili bakanlar tarafından imzalanır (m.64/1). Bu işlemlerden Başbakan ve ilgili bakanlar sorumlu olur (m.64/2).

1944 İzlanda  Anayasası, hükûmet işlemlerini imzalayarak geçerli hâle getirme yetkisini Cumhurbaşkanına vermiştir (m.19). Ancak Cumhurbaşkanının bir Hükûmet işlemini imzalayabilmesi için bu işlemin bir bakan tarafından karşı-imzalanmış olması gerekir (m.19).

1976 Portekiz  Anayasasına göre, “kanun hükmünde kararnameler (decree-laws )”, “düzenleyici kararnameler (regulative decrees)”i ve diğer “Hükûmet kararnameleri (decrees of Government )”ni “ısdar (promulgation)” yetkisi Cumhurbaşkanına aittir (m.137/1-b). Anayasanın 143’üncü maddesine göre Cumhurbaşkanının bu yetkisi Hükûmetin karşı-imzasına tâbidir. Cumhurbaşkanı kendisine ısdar için sunulan Hükûmetin bir kararnamesini 40 gün içinde ısdar edebilir veya gerekçesini yazılı olarak belirterek veto edebilir (m.139/4). Cumhurbaşkanının bu vetosu mutlak niteliktedir. Zira, Anayasanın 140’ıncı maddesi bu durumda, Hükûmetin işleminin herhangi bir hukukî geçerliliğe sahip olamayacağını belirtmektedir (m.140). Böylece 1976 Portekiz Anayasası, Cumhurbaşkanına Hükûmet kararnameleri üzerinde mutlak veto yetkisi tanıyan istisnaî bir düzenleme getirmiştir.

1982 Türk  Anayasası da “kararnameleri imzalamak” görev ve yetkisini Cumhurbaşkanına vermiştir (m.104). Türk hukukunda Cumhurbaşkanının imzalayacağı bu “kararnameler” içine, başta kanun hükmünde kararnameler, Bakanlar Kurulunun diğer kararnameleri ve ortak kararnamelerin girdiği kabul edilmektedir[189].

TABLO 10: Devlet Başkanlarının Bakanlar
Kurulu İşlemlerini İmzalamak Yetkisi

ÜLKE

AY

Madde

Yetkili Makam

İmzaya Tâbi Olan İşlemler

Veto Yetkisi

Danimarka

1953

sek.14

Kral

Hükûmet Kararları

Yok

Fransa

1958

m.13/1

Cumhurbaşkanı

Bakanlar Kurulunda Görüşülen Kararnameler ve Ordonanslar

Yok

İspanya

1978

m.62-f

Kral

Bakanlar Kurulunda Alınmış
Kararnameler

Yok

İzlanda

1944

m.19

Cumhurbaşkanı

Hükûmet İşlemleri

Yok

Portekiz

1976

m.137/1-b

Cumhurbaşkanı

Kanun Hükmünde Kararnameler, Düzenleyici Kararnameler ve
Diğer Hükûmet Kararnameleri

Var
40 gün içinde
(m.139/4, 140)

Türkiye

1982

m.104

Cumhurbaşkanı

“Kararnameler”

Yok

Yukarıda incelediğimiz ülkelerde bakanlar kurulu işlemleri, devlet başkanının imzasına tâbidir. Devlet başkanının bakanlar kurulunun işlemlerini imzalamak yetkisi, nitelik olarak kanunları ısdar yetkisine benzetilebilir. Devlet başkanı bakanlar kurulu işlemlerini imzalayarak onların “mevsukiyet (authenticité)”ini belgelendirmektedir. Devlet başkanının imzasının öngörüldüğü bu ülkelerde, devlet başkanı tarafından imzalanmamış bir bakanlar kurulu işlemi “mevsuk (authentique)” bir işlem değildir; tekemmül edip yürürlüğe giremez.

Devlet Başkanı Bakanlar Kurulu İşlemlerini İmzalamayı Reddedemez .- Ne var ki, bakanlar kurulu işlemlerinin devlet başkanı tarafından imzalanması gerektiği yolundaki bu kural, demokratik düşüncelerdeki gelişmeler ve özellikle “sorumluluk ile yetkinin birlikteliği kuralı” nedeniyle anlam değiştirmiştir. Bir demokrasi de sorumluluk ile yetki paraleldir. Bir kişinin sorumsuz olması, onun yetkisiz olmasına yol açar. Parlâmenter sistemlerde devlet başkanlarının sorumsuz olduğunu yukarıda gördük. Devlet başkanı sorumsuz ise, o hâlde, bir demokratik ülkede, devlet başkanının yetki kullanması, bir “irade işlemi (acte de volonté)” yapması mümkün değildir veya en azından demokrasi prensibiyle bağdaşmaz. Devlet başkanının bakanlar kurulu kararnamelerini imzalamayı reddetmesi, yetki kullandığı, bir irade işlemi yaptığı anlamına gelir. Bu ise yetki ile sorumluluğun aynı kişide toplanmasını öngören demokratik mantığın temel kuralına aykırıdır. Sonuç olarak devlet başkanı kendisine sunulan bakanlar kurulu kararnamelerini imzalamak zorundadır. İmzaladığı kararnamelerden dolayı bir sorumluluk doğacak ise, bu sorumluluk kendisine değil, bakanlar kuruluna ait olacaktır.

Devlet Başkanı Neleri Yapabilir?- Bununla birlikte, devlet başkanı, bakanlar kurulu işlemleri üzerinde, bir “yetki (compétence)” kullanmayı, bir “irade işlemi (acte de volonté)” yapmayı gerektirmeyen diğer işlemleri yapabilir. Örneğin devlet başkanı, kendisine sunulan kararnamenin gerçekten yasal bakanlar kurulu tarafından çıkarılıp çıkarılmadığını araştırabilir. Bu araştırması neticesinde kendisine sunulan kararnamenin yasal bakanlar kurulu tarafından değil, bir darbeci gruptan çıktığını tespit ederse, veya bakanlar kurulunun bu kararnameyi baskı altında kabul ettiğini anlarsa, bu kararnameyi imzalamayı reddedebilir. Keza, kararnamede, başbakan ve istisnasız bütün bakanların imzalarının bulunup bulunmadığını, bu imzaların gerçekten onlara ait olup olmadığını inceleyebilir. Aksini tespit ederse kararnameyi imzalamayı reddedebilir. Nihayet, devlet başkanı, resmî gazetede yayımlanacak olan kararnamenin metninin bakanlar kurulu tarafından kabul edilen metin ile aynı metin olup olmadıklarını araştırabilir. Önündeki metin ile bakanlar kurulu tarafından kabul edilen metin arasında farklılık varsa, o metni imzalamayı reddedebilir.

Özetle, bir parlâmenter demokraside, devlet başkanının bakanlar kurulu kararnameleri üzerindeki yetkisi bir “mevsukiyet (authenticité)” yetkisinden ibarettir. Georges Vedel’in  belirttiği gibi, devlet başkanının bakanlar kurulunun kararnamelerini imzalamasındaki rolü “tevsik edici (authentificateur)” bir rolden başka bir şey değildir[190].

Gerçekten de bazı Avrupa ülkelerinde Cumhurbaşkanı bazı fonksiyonları itibarıyla bir “millî noter ”e benzetilmektedir[191]. Örneğin Almanya’da Cumhurbaşkanının fonksiyonu bir “devlet noteri fonksiyonu (staatsnotarielle Funktionen )” olarak görülmektedir[192].

Uygulamada da devlet başkanı bakanlar kurulu işlemlerini imzalamak yetkisini veren ülkelerden sadece birinde devlet başkanına, bu işlemleri imzalamamak yetkisi verilmiştir. Yukarıda belirttiğimiz gibi 1976 Portekiz Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı kendisine imza için sunulan Hükûmetin bir kararnamesini 40 gün içinde imzalayabilir veya gerekçesini yazılı olarak belirterek veto edebilir (m.139/4). Ancak böyle bir yetkinin verilmediği diğer ülkelerde, yukarıdaki açıklamalara paralel olarak devlet başkanları bakanlar kurulunun işlemlerini imzalamayı reddedemezler.

H. Devlet Başkanlarının Silahlı Kuvvetlerin Komutasıyla İlgili Yetkileri 

Bibliyografya.- Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.594-615; Esmein, op. cit., c.II, s.157-159; Laferrière, op. cit., s.1040; Hauriou, op. cit., s.421-424; Cadart, op. cit., c.II, s.1148; Fabre, op. cit., s.376-377; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.842-844; Prélot, op. cit., s.653-654; Ardant, op. cit., s.463-464; Favoreu et al., op. cit., s.626; Kinder-Gest, op. cit., s.31; Zoller, op. cit., s.459-460; Chagnollaud, op. cit., s.301; Gicquel, op. cit., s.571.

Anayasalar devlet başkanlarına “silahlı kuvvetlerin komutası ile ilgili bazı yetkiler  (pouvoir de commandement militaire , military power ) de vermektedir. Bu yetkileri anlayabilmek için öncelikle silahlı kuvvetlerin komutası bakımından üç tür komutanlık olabileceğine işaret etmek gerekir:

1. Baş Komutanlık: Sembolik Temsil Yetkisi

Birinci tür komutanlık yetkisi, “baş komutanlık (commander-in-chief , commandant en chef)” yetkisidir. Bu tür komutanlık yetkisi, tamamıyla sembolik ve törensel bir yetkidir. Baş komutanlık yetkisi devlet başkanına, sadece bir temsil yetkisi verir; ama silahlı kuvvetlere komuta etmek, silahlı kuvvetlere fiilen emir verme yetkisini içermez. Baş komutanlık yetkisi genellikle anayasalar tarafından, devlet başkanlarına verilmektedir. Örneğin:

1900 Avustralya  Anayasası askerî kuvvetlerin ve bahriyenin Başkomutanlığının Kraliçenin temsilcisi olarak Genel Valiye ait olduğunu belirtmektedir. 1929 Avusturya  Anayasası da Federal Ordunun “Baş Komutan (Commander-in-Chief)”ının Federal Başkan olduğunu belirtmektedir (m.80/1). 1958 Fransız  Anayasasına göre ise, Cumhurbaşkanı, “orduların başı (chef des armées)”dır (m.15). İngiltere’de  hükümdarın silahlı kuvvetlerin “baş komutanı (Commander-in-Chief)” olduğu kabul edilir[193]. 1814 Norveç  Anayasası da Kralın kara ve deniz kuvvetlerinin baş komutanı olduğunu hükme bağlamaktadır (m.25). 1976 Portekiz Anayasasına göre de Cumhurbaşkanı, ex officio silahlı kuvvetlerin başkomutanıdır (m.123). 1982 Türk  Anayasası ise Cumhurbaşkanına sadece “Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin başkomutanlığını temsil etme” yetkisini vermektedir (m.104). 1975 Yunan  Anayasasına göre Cumhurbaşkanı, silahlı kuvvetlerin baş komutanıdır (m.45).

2. Silahlı Kuvvetlerin “Yüksek Komutası ”: Silahlı Kuvvetlere Emir Verme Yetkisi

İkinci tür komutanlık yetkisi, “silahlı kuvvetler üzerinde yüksek komuta (supreme command over the armed forces)” yetkisidir. Bu yetki, silahlı kuvvetlere “emir verme yetkisi (power of command, pouvoir de commander) ”ni içerir. Bu yetki, öncelikle silahlı kuvvetlerin kullanılmasına karar vermek, silahlı kuvvetlere hedef belirlemek gibi yetkileri içerir. Anayasalar silahlı kuvvetlere emir vermek yetkisini (aa) karşı-imza kuralına tâbi olarak devlet başkanlarına veya (bb) doğrudan hükûmete veya (cc) doğrudan savunma bakanına vermektedirler.

a) Karşı-İmza Kuralına Tâbi Olarak Devlet Başkanına Verenler

Bazı anayasalar silahlı kuvvetlerin yüksek komutası yetkisini devlet başkanına vermektedirler. Ancak devlet başkanlarının bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir.

1994 Belçika  Anayasası silahlı kuvvetlere komuta etmek yetkisini Krala vermiştir (m.167/2). Ancak Kral bu yetkisini bir bakanın karşı-imzasıyla kullanabilir (m.106).

1999 Finlandiya  Anayasasına göre de Cumhurbaşkanı, askerî emirlere ilişkin karar alma yetkisine sahiptir (m.38). Ancak Cumhurbaşkanı bu yetkisini bir bakanla birlikte kullanabilir (m.38).

1937 İrlanda  Anayasasına göre, savunma kuvvetlerinin yüksek komutası Cumhurbaşkanına verilmiştir (m.13/4). Cumhurbaşkanının yüksek komuta yetkisini nasıl kullanacağı hususu kanunla düzenlenir (m.13/5-1). Diğer yandan Anayasa, Cumhurbaşkanının kanunla düzenlenen yetkilerini ancak Hükûmet görüşüyle kullanabileceğini öngörmektedir (m.13/11).

1978 İspanyol Anayasasına göre Kral, silahlı kuvvetler yüksek komutanlığı görevini yerine getirir (m.62-h). Ancak Kral bu yetkisini Başbakan ve yetkili bakanın karşı-imzasıyla kullanabilir (m.64/1).

1947 İtalyan  Anayasasına göre de, Cumhurbaşkanı, “silahlı kuvvetlerin komutanı (comando delle Forze armate)”dır (m.87/9). Ancak İtalyan Anayasasına göre Cumhurbaşkanının istisnasız bütün yetkileri karşı-imza kuralına tâbidir (m.89).

1868 Lüksemburg  Anayasasına göre de Büyük Dük silahlı kuvvetlere komuta eder (m.37/6). Ancak Lüksemburg Anayasasına göre Büyük Dükün bütün işlemleri karşı-imza kuralına tâbidir (m.45).

1814 Norveç  Anayasasına göre Kral orduları çağırma ve savaşta kullanma yetkisine sahiptir (m.26). Ancak, Kralın bu yetkisi diğer yetkileri gibi karşı-imza kuralına tâbidir (m.31).

1976 Portekiz  Anayasası, Cumhurbaşkanına hem başkomutanlık yetkisini (m.123), hem de silahlı kuvvetlerin yüksek komutasını yürütmek yetkisini vermektedir (m.137-a). Cumhurbaşkanının bu yetkisi karşı-imza kuralına da tâbi değildir (m.143). 1976 Portekiz Anayasası bu bakımdan bir istisnadır.

Parlâmenter sisteme sahip bir ülkede, devlet başkanının silahlı kuvvetlere ilişkin yukarıda bahsedilen bütün yetkileri, Portekiz Anayasasında olduğu, anayasada aksi öngörülmemişse, karşı-imza kuralına tâbidir. Yani devlet başkanı bu yetkilerini tek başına kullanamaz[194]. Zira, silahlı kuvvetlere emir vermek yetki ve sorumluluk gerektirir. Devlet başkanının ise yetki ve sorumluluğu yoktur. Verilen emirden doğacak sorumluluğu, emirdeki karşı-imza sahibi başbakan ve ilgili bakan üstlenir.

b) Hükûmete Verenler

Bazı anayasalar silahlı kuvvetlere emir verme yetkisini devlet başkanına değil, doğrudan hükûmete vermektedirler.

Örneğin “orduların başı (chef des armées)” olma yetkisini Cumhurbaşkanına veren (m.15) 1958 Fransız Anayasası, silahlı kuvvetleri kullanma yetkisini Hükûmete vermektedir (m.20/2).

Keza silahlı kuvvetlerin başkomutanlığı görevini Cumhurbaşkanına veren 1975 Yunan  Anayasası, silahlı kuvvetlere komuta etmek görevinin Hükûmet tarafından yerine getirileceğini belirtmektedir (m.45).

1982 Türk Anayasası ise baş komutanlık yetkisini Cumhurbaşkanına vermiş olmasına rağmen (m.104), Türk Silahlı Kuvvetlerin kullanılmasına karar vermek yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir (m.92). Diğer yandan, Anayasaya göre millî güvenliğin sağlanmasından ve silahlı kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı Bakanlar Kurulu sorumludur (m.117/2). Parlâmenter hükûmet sistemlerinde sorumluluk ve yetki birlikte bulunduğuna göre, Türkiye’de silahlı kuvvetlerine bu amaçla emir verme yetkisi Hükûmete aittir.

31 Mart 1976 tarihli Ordu Hakkında İsrail Temel Kanununa göre ordu hükûmet otoritesine tâbidir (sek.2/a). Hükûmet adına orduyla görevli bakan Savunma Bakanıdır (sek.2/b).

1975 İsveç  Anayasası silahlı kuvvetleri komuta etmek yetkisini Hükûmete vermektedir. Ancak Hükûmet silahlı kuvvetleri ancak krallığın saldırıya uğraması durumunda kullanabilir. Diğer durumlarda kullanabilmesi için Parlâmentonun buna izin vermesi gerekir (Bölüm 10, m.9). 1975 İsveç Anayasasına göre, silahlı kuvvetlere ilişkin Hükûmet kararları, Başbakanın gözetimi altında, bu konulardan sorumlu olan bakanlığın başı tarafından onaylanmalıdır (bölüm 10, m.3).

c) Savunma Bakanına  Verenler

Bazı anayasalar ise, silahlı kuvvetlere emir verme yetkisini doğrudan doğruya savunma bakanına vermektedir. Örneğin 1949 Alman  Anayasası, Silahlı Kuvvetleri komuta etmek yetkisini doğrudan Savunma Bakanına vermiştir (m.65a). Keza Başkomutanlık yetkisini Cumhurbaşkanına veren 1929 Avusturya Anayasasına göre Federal Orduya komuta etmek yetkisi, yetkili Federal Bakan tarafından icra edilir (m.80/3).

3. Silahlı Kuvvetlerin “Teknik Komutası: Silahlı Kuvvetleri
Yönetme Yetkisi

Şüphesiz silahlı kuvvetlerin bir de teknik komutaya ihtiyacı vardır. Yüksek komuta tarafından saptanan hedeflerin uygulamada nasıl gerçekleştirileceğinin plânlanması ve fiilen bu hedeflerin gerçekleştirilmesi gerekir. Bu da ayrıca bir yönetim ve komuta işidir. Bu işin gerçekleşebilmesi için ise, teknik uzmanlık gerekir.

Silahlı kuvvetlerin “yüksek komuta” yetkisinin anayasa tarafından devlet başkanına, hükûmete veya savunma bakanına verilmiş olduğu bir devlette, acaba, devlet başkanı, hükûmet veya savunma bakanı, bizzat ve bilfiil silahlı kuvvetlere komuta edebilir mi[195]? Bu soruya olumlu yanıt vermek oldukça güçtür[196]. Zira devlet başkanları, başbakan ve bakanlar, bir savaşı yönetmek için gerekli teknik bilgi ve deneyimden yoksundur. Ordunun fiilen yönetimi görevinin, yüksek komuta yetkisine sahip kişilerin (devlet başkanlarının, başbakanların veya savunma bakanlarının) emri altında bulunan genel kurmay başkanına ve ordu komutanlarına bırakmaları uygun olur[197]. Bazı anayasalar ordunun teknik komutasının kime ait olduğunu açıkça belirtmektedirler.

Örneğin 1982 Türk  Anayasasına göre teknik komuta Genelkurmay Başkanına aittir (m.117/3). Genelkurmay Başkanı Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca atanır (m.117/3). Genelkurmay Başkanı görev ve yetkilerinden dolayı Başbakana karşı sorumludur (m.117/3). Dolayısıyla Genelkurmay Başkanına emir verme yetkisi Başbakana aittir.

31 Mart 1976 tarihli Ordu Hakkında İsrail Temel Kanununa göre ordunun komutanı, “Genelkurmay Başkanı (Chief of the General Staff )” dır (sek.3-a). Genelkurmay Başkanı, Hükûmetin otoritesine tâbidir ve Savunma Bakanına bağlıdır (sek.3-b). Genelkurmay Başkanı, Savunma Bakanının önerisi üzerine Hükûmet tarafından atanır (sek.3-c).

Savaş hâlinde, “yüksek komuta” yetkisine sahip kişiler, görevdeki ordu komutanları veya genel kurmay başkanının dışında güven duydukları bir generale orduyu yönetmek görevini verebilir. Genelkurmay Başkanının veya orduyu yönetme görevi verilmiş generalin manevra yetkisi tamdır. Bununla birlikte bu generalin kendi başına amaç tespit etme yetkisi yoktur. Bu generalin ulaşması gereken amaç, “yüksek komuta” yetkisine sahip kişilerin emri ile tespit edilir.

“Teknik komuta”da bulunan generallerin “yüksek komuta”daki bulunanlara mutlak bir şekilde itaat etmeleri gerekir. Yüksek komuta tarafından verilen emir, silahlı kuvvetlerin teknik komutası tarafından, bir “bilinçsiz maddî kuvvet” gibi derhal yerine getirilmelidir[198]. Silahlı kuvvetlerin teknik komutası, bu emrin, anayasaya, hukuka uygun olup olmadığını araştıramaz[199]. Zira ne sebeple olursa olsun, yüksek komuta yetkisine sahip kişilerin, yani devlet başkanının veya hükûmetin veya savunma bakanının emrine itaat etmeyen generaller suç işlemiş olur. Silahlı kuvvetler devletin ayırıcı unsuru olan maddî cebrî gerçekleştirme aracıdır. Ordu komutanları yüksek komutadan (devlet başkanından veya hükûmetten veya savunma bakanından) aldıkları emri tartışabiliyorlarsa, orada, devletin bir unsuru olan maddî cebir gerçekleşmez ve dolayısıyla bizzat devletin varlığı tehlikededir[200]. Duguit’nin ifadesiyle, “ordu, hükûmetin düğmeye basarak çalıştıracağı bir bilinçsiz makine” gibi olmalıdır[201]. 1976 Portekiz Anayasası bu yönde hükümler de getirmiştir. 1976 Portekiz Anayasası silahlı kuvvetlerin Anayasa ve kanunlara göre yüksek otoriteye sahip yetkili organlara itaat eder (m.275/3). 1976 Portekiz Anayasasına göre silahlı kuvvetler üyeleri, siyasal konularda müdahalede bulunamazlar (m.275/4).

İncelediğimiz ülkelerde devlet başkanlarının silahlı kuvvetlere ilişkin yetkilerini tablo halinde şu şekilde gösterebiliriz:

 

 

 

TABLO 11: Devlet Başkanlarının Silahlı Kuvvetler ile İlgili Yetkileri

ÜLKELER

AY

BAŞ KOMUTANLIK

YÜKSEK KOMUTA

Almanya

1949

-

Savunma Bakanı (m.65a)

Avusturya

1929

-

Yetkili Bakan (m.80/3)

Belçika

1994

-

Kral (m.167/2) + Karşı-İmza (m.106)

Finlandiya

1999

-

Cumhurbaşkanı + Bir Bakan (m.38)

Fransa

1958

Cumhurbaşkanı (m.15)

Hükûmet (m.20/2)

İngiltere

Yazısız

Kraliçe

Hükûmet

İrlanda

1937

-

Cumhurbaşkanı (m.13/4) + Karşı-İmza (m.13/11)

İspanya

1978

-

Kral (m.62-h) + Karşı-İmza (m.64/1)

İsrail

1976*

-

Hükûmet (Sek.2)

İsveç

1975

-

Hükûmet (b.9, m.3, 9)

İtalya

1947

-

Cumhurbaşkanı (m.87/9) + Karşı-İmza (m.89)

Lüksemburg

1868

-

Büyük Dük (m.87/6) + Karşı-İmza (m.45)

Norveç

1814

Kral (m.25)

Kral (m.26) + Karşı-İmza (m.31)

Portekiz

1976

Cumhurbaşkanı(m.123)

Cumhurbaşkanı (m.137-a)

Türkiye

1982

TBMM adına C.başkanı (m.104,117)

Bakanlar Kurulu (m.117)

Yunanistan

1975

Cumhurbaşkanı (m.45)

Hükûmet (m.45)

         

*31 Mart 1976 tarihli Ordu Hakkında Temel Kanun

I. Devlet Başkanlarının Kriz Dönemlerinde Olağanüstü Yetkileri 

Bazı anayasalar, devlet başkanlarına “kriz dönemlerinde olağanüstü yetkiler (pouvoirs exceptionnels en temps de crise)” vermektedir. Devlet başkanlarının bu yetkilerine kısaca “kriz yetkileri (pouvoirs de crise)[202] veya “olağanüstü yetkiler (pouvoirs exceptionnels )[203] ismi verilmektedir.  “Savaş hâli (state of war, état de guerre )” ve “seferberlik hâli (state of mobilization, état de mobilisation )” bir yana bırakılırsa, “olağanüstü hâl (state of emergency , état d’urgence)” ve, “sıkıyönetim hâli (state of siege, état de siège)”  olmak üzere başlıca iki “kriz hâli (état de crise)” vardır.

1929 Avusturya Anayasası, 1999 Finlandiya Anayasası, 1975 İsveç Anayasası, 1947 İtalyan Anayasası, 1946 Japon Anayasası, 1814 Norveç Anayasası gibi bazı anayasalarda kriz dönemlerinde devlet başkanlarına olağanüstü yetkiler tanıyan hükümler bulamadık. Diğer anayasalarda ise kriz dönemlerine ilişkin hükümler vardır. Bu anayasalarda bazıları “sıkıyönetim” veya “olağanüstü hâl ilân etme (déclaration de l’état d’urgence)” yetkisini devlet başkanlarına değil, parlâmentoya veya hükûmete vermişlerdir. Diğer bazı anayasalar ise bu yetkileri devlet başkanlarına vermektedir.

1. Hükûmetlere ve Parlâmentolara Verenler

Bazı anayasalar, sıkıyönetim veya olağanüstü hâl ilân etme yetkisini doğrudan parlâmentoya veya hükûmetin önerisi üzerine parlâmentoya veya doğrudan hükûmete veya parlâmentonun onayına tâbi olarak hükûmete vermişlerdir.

Örneğin 1949 Alman  Anayasası, “savunma hâli (Verteidigungsfall) ” (m.115a-115i), “kriz hâli (Spannungsfall) ” (m.80a/3) ve “ittifak hâli (Bündnisfall) ” (m.80a/3) ilân etme yetkisini Hükûmetin önerisi üzerine Bundestag’a vermiştir.

1978 İspanyol  Anayasasına göre olağanüstü hâlleri ilân etme yetkisi, Krala değil Hükûmete ve Parlâmentoya aittir (m.116). “Acil durum (estado de alarma) ” Milletvekilleri Meclisine (Congreso de los Diputados) bilgi verilerek Hükûmet tarafından ilân edilir (m.116/2). “Olağanüstü hâl (estado de excepción )” ise “Milletvekilleri Meclisi (Congreso de los Diputados)”nin izni alındıktan sonra Hükûmet tarafından ilân edilir (m.116/3). “Sıkıyönetim (estado de sitio)” ise, münhasıran Hükûmetin önerisi üzerine “Milletvekilleri Meclisi (Congreso de los Diputados)”nin salt çoğunluğunun oyuyla ilân edilir (m.116/4).

14 Nisan 1992 tarihli Hükûmet Hakkında İsrail  Temel Kanununa göre, “olağanüstü hâl (state of emergency )” ilân etme yetkisi Hükûmetin önerisi üzerine Parlâmentoya aittir (sek.49). Ancak acil durumlarda Hükûmet derhal olağanüstü hâl ilân edip daha sonra Parlâmentonun onayına sunabilir (sek.49-c).

1975 Yunan Anayasasına göre, dış tehlikeler veya millî güvenliğe karşı yakın bir tehlike dolayısıyla “savaş (war)” veya “seferberlik (mobilization)” hâlinde keza, demokratik rejime karşı bir “silahlı darbe (armed coup)” hâlinde, Bakanlar Kurulunun önerisi üzerine, bir karar ile Parlâmento “sıkıyönetim hâli (state of siege)” ilân edebilir (m.48/1). Parlâmentonun sıkıyönetim ilân kararı alabilmesi için üye tamsayısının beşte üçlük çoğunluğuyla karar vermesi gerekir (m.48/6). Cumhurbaşkanı sıkıyönetim ilân kararını yayınlar (m.48/1). Parlâmento kararı, 15 günü aşmamak üzere sıkıyönetim süresini belirler (m.48/1). Sıkıyönetim süresi Parlâmento tarafından her defasında onbeş günü aşmamak üzere uzatılabilir (m.48/3). Parlâmento uzatma kararlarını üye tamsayısının salt çoğunluğuyla alabilir (m.58/6).

1982 Türk Anayasasına göre, olağanüstü hâl ve sıkıyönetim ilân etme yetkisi, doğrudan Bakanlar Kuruluna değil, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kuruluna verilmiştir (m.119-122). Anayasaya göre, olağanüstü hâl ve sıkıyönetim ilân kararı Resmî Gazetede yayınlanır ve derhal Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur (m.121). Bu dönemde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, gerekli düzenlemeleri olağanüstü ve sıkıyönetim hâl kanun hükmünde kararnameleri ile yapabilir (m.121, 122).

2. Devlet Başkanlarına Verenler

Çeşitli anayasalar olağanüstü hâl ilân etme ve olağanüstü hâllerde bazı işlemler yapma yetkisini devlet başkanlarına vermiştir. Anayasaların çoğunda devlet başkanlarının bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbi olduğu gibi bazılarında parlâmentonun onayına da tâbidir. Sadece bir ülkede -Fransa’da- Cumhurbaşkanı bu yetkisini karşı-imza kuralına tâbi olmadan kullanabilir ve Cumhurbaşkanının bu işlemleri Parlâmentonun onayına tâbi değildir. O nedenle burada bir ayrım yapmak gerekir:

a) Tek Başına Devlet Başkanına Verenler.- 1958 Fransız  Anayasasının 16’ncı maddesine göre, Cumhurbaşkanı, Cumhuriyetin kurumları, ulusun bağımsızlığı, toprak bütünlüğü veya uluslararası andlaşmaların yerine getirilmesi doğrudan ve ağır bir tehlike ile karşı karşıya ise ve keza anayasal kamu iktidarlarının düzenli çalışması kesintiye uğramışsa, sonra durumun gerektirdiği bütün tedbirleri alır. Cumhurbaşkanının olağanüstü hâle ilişkin 16’ncı maddedeki yetkileri karşı-imza kuralına tâbi değildir (m.19). O nedenle Cumhurbaşkanı bu yetkilerini tek başına kullanabilir. Ancak Cumhurbaşkanı bu yetkisini kullanmadan önce Başbakana, meclis başkanlarına ve Anayasa Konseyine danışmak zorundadır (m.16/1). Cumhurbaşkanının 16’ncı madde kapsamındaki işlemleri Parlâmentonun onayına da tâbi değildir.

b) Karşı-İmza ve Parlâmentonun İzni veya Onayı Şartıyla Devlet Başkanlarına Verenler.- 1983 Hollanda  Anayasasına göre, iç ve dış güvenliği korumak amacıyla “olağanüstü hâl (state of emergency)”, “Kraliyet Kararnamesi (Royal Decree)” ile ilân edilebilir (m.103/1). Kraliyet Kararnameleri, Kraldan başka, bir veya birden fazla bakan tarafından imzalanırlar (m.47). Olağanüstü hâl ilânından sonra derhal ve Kraliyet Kararnamesinde belirlenen olağanüstü hâl süresinin sonuna kadar istediği her zaman Parlâmento, olağanüstü hâlin devamı konusunda karar verir. Parlâmento bu kararını iki meclisin ortak toplantısında alır (m.103/3).

1953 Danimarka  Anayasasına göre, Parlâmento tatilde iken ortaya çıkan olağanüstü hâllerde Kral, “geçici kanunlar (provisional laws)” çıkarabilir (sek.23). Bu kanunlar Anayasaya aykırı olamazlar ve Parlâmento toplanınca derhal onay için Parlâmentoya sunulurlar (sek.23). 1953 Danimarka Anayasasına göre Kralın bütün işlemleri gibi bu işlemi de karşı-imza kuralına tâbidir (sek.14).

1976 Portekiz  Anayasası da Cumhurbaşkanına, Hükûmetin görüşünü ve Cumhuriyet Meclisinin (Assembleia da República) iznini aldıktan sonra sıkıyönetim ve olağanüstü hâl ilân etme yetkisini vermektedir (m.137-d, 141). Cumhurbaşkanı bu yetkisini Hükûmetin karşı-imzasıyla kullanabilir (m.143).

1975 Yunan  Anayasası sıkıyönetim ilân etme yetkisini esas itibarıyla Parlâmentoya vermiştir (m.48/1). Ancak eğer Parlâmento tatilde ise veya toplantıya zamanında çağırılması mümkün değil ise, sıkıyönetim Bakanlar Kurulunun önerisi üzerine “Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (presidential decree )” ile de ilân edilebilir (m.48/2). Cumhurbaşkanının bu Kararnamesi karşı-imza kuralına tâbidir (m35). Cumhurbaşkanının sıkıyönetim ilân kararnamesi onay için, Parlâmentonun toplanmasının mümkün olduğu andan itibaren, en kısa zamanda Parlâmentoya sunulur (m.48/2). 1975 Yunan Anayasasına göre, sıkıyönetim hâlinde, Cumhurbaşkanı Bakanlar Kurulunun önerisi üzerine, olağanüstü durumlara karşılık vermek ve anayasal kurumların işlemesini sağlamak amacıyla “teşriî içerikte işlemler (acts of legislative content)” çıkarabilir (m.48/5). Cumhurbaşkanının bu işlemleri de karşı-imza kuralına tâbidir (m.35). Bu işlemler çıkarılmalarından itibaren 15 gün içinde onay için Parlâmentoya sunulurlar (m.48/5). Eğer bu süre içinde Parlâmento sunulmazlarsa veya Parlâmento tarafından onaylanmazlarsa yürürlükten kalkarlar (m.48/5). Sıkıyönetim Kanunu uygulandığı dönemde değiştirilemez (m.48/5).

Devlet başkanlarının olağanüstü hâllere ilişkin görev ve yetkileri aşağıdaki şekilde bir tablo halinde özetlenebilir:

TABLO 12: Devlet Başkanlarının Olağanüstü Hâllere İlişkin Yetkileri

ÜLKE-LER

ANAYASA

MAD-DE

ÖNERİ veya İZİN YETKİSİ

İLÂN YETKİSİ

ONAY YETKİSİ

Almanya

1949

m.115a

Hükûmet

Bundestag (2/3 çoğunluk)

Bundesrat

Fransa

1958

m.16

Yok

Cumhurbaşkanı

Tek Başına

İspanya

1978

m.116/2

Parlâmentoya Bilgi

Hükûmet

Yok

m.116/3

Parlâmentonun İzni

Hükûmet

Yok

m.116/4

Hükûmet

Parlâmento (salt çoğunluk)

Yok

İsrail

1992*

Sek.49-a

Hükûmet

Parlâmento

Yok

sek.49-c

 

Hükûmet

Parlâmento

Portekiz

1976

m.137-d

Hükûmetin Görüşü +Parlâmentonun İzni

Cumhurbaşkanı+Hükûmetin Karşı-İmzasıyla

Yok

Türkiye

1982

m.119-122

Millî Güvenlik
Kurulunun Önerisi

Cumhurbaşkanının başkanlı-ğında toplanan Bakanlar Kurulu

TBMM

Yunanistan

1975

m.48/1

Bakanlar Kurulu

Parlâmento (3/5 çoğunluk)

Yok

m.48/2

Bakanlar Kurulu

Cumhurbaşkanlığı Kararna-mesi +karşı-imza (m.35)

Parlâmento

*14 Nisan 1992 tarihli Hükûmet Hakkında İsrail Temel Kanunu

 

IV. Devlet Başkanlarının Yargıyla İlgili Olan Görev ve Yetkileri 

Bibliyografya.- Wigny, op. cit., s.658-664; Cadart, op. cit., c.II, s.1170; Debbasch et al., op. cit., s.706-709; Gicquel, op. cit., s.552-553, 570.

Devlet başkanlarının yargıyla ilgili birçok önemli görev ve yetkileri  vardır. Bunlardan en önemlileri şunlardır:

A. Gras Yetkisi
B. Hakimleri Atamak
C. Savcıları Atamak
D. Yüksek Mahkemelere Üye Seçmek
E. Hakimler Yüksek Kuruluna Başkanlık Etmek ve Bu Kurula Üye Seçmek
F. Anayasa Mahkemesinde İptal Davası Açmak

Şimdi bu yetkileri sırasıyla görelim.

A. Gras Yetkisi [204]

Bibliyografya.- Barthélemy ve Duez, op. cit., s.751-759; Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.591-594; Esmein, op. cit., c.II, s.148-157; Wigny, op. cit., s.658-664; Laferrière, op. cit., s.1042; Hauriou, op. cit., s.428-429; Cadart, op. cit., c.II, s.1145; Fabre, op. cit., s.379; Ardant, op. cit., s.475; Favoreu et al., op. cit., s.625; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.372-374; Chagnollaud, op. cit., s.300-301; Xavier Prétot, “Le pouvoir de faire grâce”, Revue du droit public, 1983, s.1525-1569.

Devlet başkanlarının geleneksel yetkilerinden birisi de “af (pardon, mercy, grâce)” yetkisidir. Devlet başkanlarına af konusunda verilen yetkinin mahiyetini açıklayabilmek için önce af çeşitlerini görmek gerekir.

Amnisti-Gras Ayrımı.- Bilindiği gibi affın iki çeşidi vardır[205]. Bunlardan birincisine Fransızca “amnistie” ve İngilizce’de “amnesty ”; ikincisine ise Fransızca’da “grâce”, İngilizce’de “pardon” veya “mercy ”  denmektedir. Türkçe’de ise, bunlardan birincisine, yani “amnistie”ye “genel af”; ikincisine, yani “grâce”a, veya “pardon”a, “özel af” denmektedir[206].

Kanımızca, “amnistie” ve “grâce” terimleri yerine Türkçe’de “genel af” ve “özel af” terimlerini kullanmak yanlıştır. Çünkü bir kere, amnistie ile grâce arasında genellik-özellik ilişkisi yoktur. Amnistie ve grâce birbirinden farklı iki kavramdır. Grâce, “özel amnistie”; amnistie de “genel grâce” demek değildir. Affın iki çeşidi arasında genellik-özellik ilişkisi olmadığına göre, af çeşitleri konusunda “genel af” ve “özel af” ifadelerinin kullanılması mantıksızdır.  İkinci olarak, “genel af” ve “özel af” terimleri karışıklığa yol açar niteliktedir. Zira genel af, toplu olabileceği gibi bireysel de olabilir[207]. Keza, özel af, bireysel olabileceği gibi toplu da olabilir.

Bilimsel terimler, farklı dillerden olsalar bile anlam olarak, standart ve evrensel olmalıdır. Bu nedenle biz, af çeşitleri konusunda batı dillerinde kullanılan terimlerin olduğu gibi Türkçe’ye aktarılması gerektiğini düşünüyoruz ve bu amaçla, Fransızca söylenişleri esas alınarak, birinci af çeşidine “amnisti”, ikinci af çeşidine ise “gras” denmesini öneriyoruz.

Amnisti genel affa, gras ise özel affa tekabül  etmektedir. Ancak, bunların tanımı ve aralarındaki farklar konusunda Türk hukuk literatüründeki açıklamalar ile bağlı kalmaksızın hareket etmek gerekir. Biz amnisti ve grası şu şekilde tanımlıyoruz:

Tanımları.- Amnisti  hem suçu, hem cezayı ortadan kaldıran, hem de mahkûmiyete bağlı bütün kanunî sonuçları silen, genel, kişilik-dışı, kesin hükümden önce veya sonra uygulanabilen, şartsız bir işlemdir. Amnisti yetkisi genellikle parlâmentolara ait bir yetkidir. Gras  (grâce, pardon) ise, ismen belirlenmiş bir veya birden fazla mahkûmun kesinleşmiş cezasını ortadan kaldıran (annulment), indiren (reduction) [208] veya daha hafif bir cezaya dönüştüren (commutation) [209] bir işlemdir[210]. Gras yetkisi genellikle devlet başkanlarına ait bir yetkidir.

Farkları.- Gras ile amnisti arasında , bunların etkileri, yararlananları, uygulama zamanları, derecelendirilebilir olmaları ve şartlı olmaları bakımından bazı farklılıklar vardır: Bir kere, gras, sadece cezayı etkiler; suça ise dokunmaz[211].  Amnisti ise, hem suçu ve hem de cezayı ortadan kaldırır[212]. İkinci olarak, gras, bir bireysel tedbirdir. Gras işlemi, isim olarak belirlenmiş bir veya birden fazla mahkûm hakkında uygulanır[213]. Amnisti ise, genel, kişilik-dışı bir tedbirdir. Amnisti belirli dönemde belirli suçları işleyen istisnasız herkesi kapsar. Amnisti işleminde bu işlemden yararlanan kişilerin isimleri sayılmaz[214]. Üçüncü olarak, gras, sadece bir kesin hükümle mahkûm olanlar için uygulanır[215]. Gras devam eden yargılamayı da durdurmaz[216]. Amnisti ise, kesin hükümden sonra veya önce uygulanabilir[217]. Dördüncü olarak, gras, derecelendirilebilir niteliktedir. Ceza, tamamen değil, kısmen kaldırılabilir veya daha hafif bir cezaya dönüştürülebilir[218]. Amnisti ise, derecelendirilemez. Mutlaktır. Beşinci olarak, gras, şarta bağlanabilir. Grasa yetkili makam, belli bir şart koyarak, örneğin bir daha suç işlememesi kaydıyla, mahkûm hakkında gras yetkisini kullanabilir[219]. Amnisti ise şartsızdır. Amnisti kapsamında bulunanlar, hiçbir koşula bağlı olmaksızın amnistiden yararlanırlar.

Yetkili Organ.- Amnisti ve gras yetkileri  hangi organlara aittir?

a) Amnisti.- Amnisti ile belirli dönemde işlenen belirli suçlar, suç olmaktan çıkar. Yani ceza kanununun belirli bir kısmı veya tamamı belirli bir döneme mahsus olarak ilga edilmiş gibi olur[220]. Dolayısıyla amnisti ceza kanunlarının mecburiliği ilkesinin bir istisnasını teşkil eder. Tabir caizse amnisti, ceza kanununu geçici bir süre için askıya alan bir işlemdir. Kanunu askıya alan bir işlemin de, yetkide ve usûlde paralellik ilkesi gereğince, kanunla ve dolayısıyla yasama organı tarafından yapılması gerekir[221]. Gerçekten de uygulamada 1999 Finlandiya Anayasası (m.105/1), 1958 Fransız Anayasası (m.34), 1999 İsviçre Anayasası (m.173/1-k, 157/1-c), 1947 İtalyan Anayasası (m.79), 1976 Portekiz Anayasası (m.138-f, 164-g), 1982 Türk Anayasası (m.87), 1975 Yunan Anayasası (m.47) amnisti yetkisini, devlet başkanlarına değil, münhasıran parlâmentolara vermektedir.

b) Gras.- Gras yetkisi ise, yukarıda görüldüğü gibi, sadece cezayı etkilemekte, fiilin suç olma niteliğine etkide bulunmamaktadır. O nedenle, bu yetkinin kanunla kullanılması, yani bu yetkinin yasama organına verilmesi şart değildir. Gras yetkisi devlet başkanlarına da verilebilir[222]. Gerçekten de, aşağıda göreceğimiz gibi, uygulamada anayasalar, gras yetkisini devlet başkanlarına vermektedir[223].

Temelleri.- Yasama organlarının amnisti  ve devlet başkanlarının gras yetkisine sahip olmasının temeli nedir?

a) Amnisti Yetkisinin Temeli .- Suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin (nullum crimen, nulla poena sine lege) geçerli olduğu yerde, bir fiili suç hâline getiren ve ona ceza bağlayan organ, yasama organıdır. Bir beşerî fiili suç hâline getirmeye ve ona ceza bağlamaya yetkili olan organın, bu beşerî fiilî suç olmaktan çıkarmaya ve ona bağladığı cezayı kaldırmaya da zaman yetkisi vardır. Keza bunları yapmaya yetkili olan organın, bu fiilin suç olma niteliğini belirli bir dönem için askıya alması ve bu fiile belirli bir dönem ceza bağlamaması, “çoğu yapmaya yetkili olanın azı da yapmaya yetkili olacağı (qui potest plus, potest minus )” ilkesi gereğince her zaman mümkündür. O hâlde amnisti, bir fiilî suç hâline getiren yasama organının, bu fiilî belirli bir dönem için suç olmaktan geçici olarak çıkarmasından ibarettir. Dolayısıyla, anayasa tarafından açıkça yasaklanmadıkça, yasama organının her zaman amnisti yetkisi mevcuttur. Bu yetki, yasama organının kanun koyma yetkisinde mündemiçtir. Şüphesiz, anayasa koyucunun bu yetkiyi yasama organına yasaklaması veya onu sınırlandırması mümkündür. Ancak, anayasada bu tür yasaklamalar ve sınırlamalar yoksa, yasama organının genel olarak amnisti yetkisine sahip olduğunu söyleyebiliriz.

b) Gras Yetkisinin Temeli.-  Devlet başkanlarının gras yetkisinin temelinde Avrupa Ortaçağ monarşilerinde kralların sahip olduğu “ius dispensandi (muafiyet verme hakkı ) ” yatmaktadır. Orta çağ mutlak monarşilerinde kanun koyma yetkisinin krala ait olduğu kabul edilmekteydi. Kanun denen şey, genel, kişilik-dışı, herkes için geçerli olan bir kural demekti. Ama genel kural olan kanunu koyan kralın, bu genel kuralın uygulanmasından belirli kişi veya kişileri “muaf tutma hakkı (ius dispensandi)”na sahip olduğu kabul edilmekteydi. Genel kural koyma yetkisine sahip olan kişinin, bu kurala muafiyet getirebilme yetkisine de sahip olmasında mantıken yadırganacak bir yan yoktur. Bu “muafiyet (dispensatio)” gelecek için tanınabileceği gibi, geçmiş için de tanınabilirdi. Daha sonraki gelişmelerde kralların sahip olduğu ius dispensandi sınırlandırılmış[224], özellikle kralların geleceğe yönelik dispensatio verme hakları ortadan kaldırılmıştır. Bununla birlikte bazı koşullarda, kralların, geçmişe yönelik ius dispensandi’si korunmuştur. İşte günümüzde devlet başkanlarının sahip olduğu gras hakkının kökeninde kralların belirli koşullarda sahip olduğu geçmişe yönelik “muafiyet tanıma hakkı (ius dispensandi)” yatmaktadır[225].

Devlet başkanlarının gras yetkisinin temelinde, ikinci olarak, monarşilerde kabul edilen “adaletin kraldan kaynaklandığı” ilkesi yatar. Gerçekten de mutlak monarşilerde, “adalet kraldan gelir (toute justice émane du roi)[226], “kral adaletin kaynağıdır (the king is the fountain of justice) [227] denmektedir. Bir monarşide kral, hukuken yargılama yetkisine sahiptir. Uyuşmazlıklar hakkında karar verebilir; suç işleyenleri cezalandırabilir[228]. Ne var ki, kral bu yetkiyi tek başına kullanacak yeterli zamana sahip olmadığı için, bu yetkiyi kendi adına kullanılmak üzere kendi atadığı hakimlere devretmiştir. Bununla birlikte kral, adalet dağıtma yetkisinden tamamıyla vazgeçmiş değildir. Kendi adına karar veren hakimlerin kararlarını gözden geçirme, hakimlerin mahkûm ettiği kişilerin cezalarını affetme, kısmen veya tamamen kaldırma yetkisini kendisinde muhafaza etmiştir.

Günümüz demokrasilerinde, gerek monarşilerde, gerekse cumhuriyetlerde, devlet başkanlarının “ius dispensandi (muafiyet verme hakkı)”ye sahip oldukları veya “adaletin devlet başkanından kaynaklandığı” kabul edilmemektedir. Buna rağmen devlet başkanlarının sahip olduğu geleneksel gras yetkisi, varlığını şu ya da bu nedenle ve şu ya da bu şekilde sürdürmekte ve birçok anayasa tarafından aşağıda göreceğimiz gibi açıkça tanınmaktadır.

Biz burada parlâmentolara ait olan amnisti yetkisini değil, devlet başkanları ait olan “gras” yetkisini göreceğiz. 

Gras Yetkisi Konusunda Karşılaştırmalı Hukuktan
Çıkan Sonuçlar

İncelediğimiz bütün anayasalarda gras yetkisine ilişkin hükümler vardır. Bu hükümlerden grasa ilişkin şu özellikler ortaya çıkmaktadır:

1. Yetkili Organ.- İsveç hariç, incelediğimiz bütün ülkelerde gras yetkisi devlet başkanlarına verilmiştir. 1949 Alman Anayasası Federasyon Başkanına (m.60/2); 1929 Avusturya Anayasası Federasyon Başkanına (m.65/2-c); 1994 Belçika Anayasası Krala (m.110); 1953 Danimarka Anayasası Krala (sek.24); 1999 Finlandiya Anayasası Cumhurbaşkanına (m.105/1); 1958 Fransız Anayasası Cumhurbaşkanına (m.17), 1983 Hollanda Anayasası Krala (m.122/1), İngiltere’de convention Kraliçeye[229], 1937 İrlanda Anayasası Cumhurbaşkanına (m.13/6), 1978 İspanyol Anayasası Krala (m.62-1) 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanunu Devlet Başkanına (sek.11/6-b), 1947 İtalyan Anayasası Cumhurbaşkanına (m.87/11), 1944 İzlanda Anayasası Cumhurbaşkanına (m.29); 1946 Japon Anayasası İmparatora (m.7/6), 1868 Lüksemburg Anayasası Büyük Düke (m.38), 1814 Norveç Anayasası Krala (m.20), 1976 Portekiz Anayasası Cumhurbaşkanına (m.138-f ve 164-g), 1982 Türk Anayasası (m.87) ve 1975 Yunan Anayasası Cumhurbaşkanına (m.47) vermiştir.

1975 İsveç  Anayasası ise gras yetkisini devlet başkanına değil, Hükûmete vermiştir (bölüm 11, m.13). 1982 Türk Anayasasına göre ise, gras yetkisine hem Cumhurbaşkanı (m.104), hem de Parlâmento (m.87) sahiptir.

2. Gras Yetkisinin Bakanlar Hakkında Kullanılması Yasağı (İmpeachment Usûlünde Gras Yasağı).- 1994 Belçika Anayasası (m.111), 1953 Danimarka Anayasası (sek.14), 1978 İspanyol Anayasası (m.102/3), 1944 İzlanda Anayasası (m.29), 1868 Lüksemburg Anayasası (m.83), 1814 Norveç Anayasası (m.20) ve 1975 Yunan Anayasası (m.47/2) devlet başkanlarının af yetkisini bakanlar veya impeachment  usûlüyle suçlandırılan kişiler bakımından sınırlandırmıştır. Bu sınırlandırmalar kendi içinde iki gruba ayrılabilir:

a) Mutlak Sınırlandırma.- 1978 İspanyol Anayasası, Kralın gras yetkisinin bakanların cezaî sorumluluğu hâllerinde kullanılmasını mutlak olarak yasaklamaktadır (m.102/3). Keza İngiltere’de 1701 tarihli Act of Settlement’a  göre Kraliçenin “gras (pardon)”  yetkisini impeachment ile suçlandırılan kişiler (bakanlar) hakkında kullanması mutlak olarak yasaktır[230]. 1814 Norveç Anayasası Kralın af yetkisinin “İmpeachment Divanı (Court of Impeachment )” önündeki davalar için kullanılmasını yasaklamaktadır. Bu tür davalar için Krala sadece mahkûmu ölüm cezasından kurtarma yetkisi vermektedir (m.20).

b) Parlâmentonun İzni Şartı .- 1994 Belçika Anayasası (m.111), 1953 Danimarka Anayasası (sek.14), 1944 İzlanda Anayasası (m.29), 1868 Lüksemburg Anayasası (m.83) ve 1975 Yunan Anayasası (m.47/2) ise devlet başkanlarının cezaî sorumluluklarından dolayı bakanları affedebilmesi için parlâmentonun iznini almasını şart koşmaktadır.

3. Sebep Bakımından Sınırlandırma.- 1982 Türk Anayasası Cumhurbaşkanının gras yetkisini “sürekli hastalık, sakatlık, kocama” sebepleri ile sınırlandırmıştır (m.104). 1982 Türk Anayasası dışında diğer anayasaların hiçbirinde devlet başkanlarının gras yetkisi sebep unsuru bakımından sınırlandırılmamıştır.

4. Yargısal Bir Organının Görüşünün Alınması Şartı.- İncelediğimiz üç ülkede devlet başkanları sahip oldukları gras yetkisini ancak yargısal nitelikte bir organın görüşünü almak suretiyle kullanabilmektedirler: 1999 Finlandiya Anayasasına göre Cumhurbaşkanı af yetkisini kullanmadan önce Yüksek Mahkemenin bu konudaki görüşünü almalıdır (m.105/1). 1983 Hollanda Anayasasına göre de af yetkisi kanunla belirlenen bir mahkemenin önerisi üzerine Kraliyet Kararnamesi ile kullanılır (m.122/1). 1975 Yunan Anayasasına göre de, Cumhurbaşkanı, gras yetkisini çoğunluğu hakimlerden oluşacak bir özel kurula danışarak kullanabilir (m.47/1).

5. Devlet Başkanları Gras Yetkilerini Tek Başına Kullanabilirler mi?- Devlet başkanları gras yetkilerini tek başlarına kullanabilirler mi? Yoksa bu yetkilerini hükûmet ile birlikte veya başbakan ve bir bakanın karşı-imzasıyla mı kullanabilirler?

a) Gras Yetkisinin Devlet Başkanı Tarafından Tek Başına Kullanılabildiği Ülkeler.- İncelediğimiz ülkeler arasında sadece Finlandiya’da devlet başkanı gras yetkisini tek başına kullanabilmektedir. 1999 Finlandiya  Anayasasına göre Cumhurbaşkanı, “gras (pardon)” yetkisini Hükûmetin önerisini almaksızın tek başına kullanır (sek.58/3-3). Finlandiya’da Cumhurbaşkanının gras yetkisi karşı-imza kuralına tâbi değildir. Ancak Finlandiya’da Cumhurbaşkanı gras yetkisini kullanmadan önce bu konuda Yüksek Mahkemenin görüşünü almalıdır (m.105/1).

b) Gras Yetkisinin Devlet Başkanı Tarafından Tek Başına Kullanılamadığı Ülkeler.- Parlâmenter hükûmet sistemlerinde, anayasalar, devlet başkanının gras yetkisini hükûmet önerisiyle kullanabileceğini öngörmemiş olsalar bile, devlet başkanları bu yetkilerini tek başlarına değil, hükûmet ile birlikte veya başbakanın veya bir bakanının karşı-imzasıyla kullanabilirler[231]. Zira sorumsuz olan cumhurbaşkanının gras işleminden doğabilecek sorumluluğu yüklenmesi mümkün olmadığına göre, bu sorumluluğun, ya hükûmet tarafından kolektif olarak, ya da karşı-imza kuralı ile başbakan veya ilgili bakan tarafından yüklenilmesi gerekir. Gerçekten de, devlet başkanlarının gras işlemini tek başına yapamayacakları yolundaki bu teorik sonuç pratikte de doğrulanmaktadır. Finlandiya dışında kalan ülkelerin bir kısmında bu yetkiyi devlet başkanları hükûmet önerisiyle, diğer bir kısmında ise başbakan veya ilgili bakanın karşı-imzasıyla kullanabilmektedirler.

aa) Gras Yetkisinin Devlet Başkanı Tarafından Hükûmetin Önerisiyle Kullanılabildiği Ülkeler .- Devlet başkanının gras yetkisi, 1929 Avusturya Anayasasına göre Federal Hükûmetin veya onun tarafından yetkilendirilmiş bir bakanın önerisi üzerine (m.67/1), 1946 Japon Anayasasına göre Hükûmetin önerisi ve onayıyla (m.7/6), 1814 Norveç Anayasasına göre Bakanlar Kuruluyla birlikte (m.20), 1976 Portekiz Anayasasına göre Hükûmetin görüşüyle (m.138-f), 1975 Yunan Anayasasına göre Adalet Bakanının tavsiyesi üzerine ve çoğunluğu hakimlerden oluşacak bir özel kurulun danışma kararıyla (m.47/1) kullanılabilir.

bb) Gras Yetkisinin Devlet Başkanı Tarafından Karşı-İmzayla Kullanılabildiği Ülkeler .- 1949 Alman Anayasası, 1994 Belçika Anayasası, 1953 Danimarka Anayasası, 1958 Fransız Anayasası, 1983 Hollanda Anayasası, 1978 İspanyol Anayasası, 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanunu, 1947 İtalyan Anayasası, 1944 İzlanda Anayasası ve 1868 Lüksemburg Anayasası ise devlet başkanlarının af yetkisini tek başına kullanamayacağını belirtmemekle birlikte kurdukları sistemde, devlet başkanlarının diğer yetkileri gibi gras yetkisi de karşı-imza kuralına tâbi kılınmıştır. Bu ülkelerde de devlet başkanları gras yetkisini ancak başbakan veya bir bakanın karşı-imzasıyla kullanabilir. Devlet başkanının af yetkisi örneğin 1949 Alman Anayasasına göre Başbakanın ve ilgili bakanın karşı-imzasıyla (m. 58), 1994 Belçika Anayasasına göre bir bakanın karşı-imzasıyla (m.106), 1953 Danimarka Anayasasına göre bir bakanın karşı-imzasıyla (sek.14), 1958 Fransız Anayasasına göre Başbakan ve ilgili bakanların karşı-imzasıyla (m.19), 1983 Hollanda Anayasasına göre bir veya birden fazla bakanın karşı-imzasıyla (m.47), 1978 İspanyol Anayasasına göre Başbakan ve yetkili bakanın karşı-imzasıyla (m.64), 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanununa göre Başbakan ve gerekli durumlarda bir bakanın karşı-imzasıyla (sek.12), 1947 İtalyan Anayasasına göre bakanların karşı-imzasıyla (m.79/son), 1944 İzlanda Anayasasına göre bir bakanın karşı-imzasıyla (m.19), 1868 Lüksemburg Anayasasına göre sorumlu bir bakanın karşı-imzasıyla (m.45), İngiltere’de de Home Secretary’nin görüşüyle kullanılabilir.

c) Türkiye.- Türkiye’de ise Cumhurbaşkanının gras yetkisini tek başına kullanıp kullanamayacağı hususunda Anayasa da bir hüküm yoktur. Uygulamada Cumhurbaşkanının bu yetkisini tek başına kullandığı görülmektedir[232]. Türkiye’de Cumhurbaşkanının gras yetkisini tek başına kullanıp kullanamayacağı sorununa biraz daha yakından değinmek uygun olur.

1982 Türk Anayasası, 104’üncü maddesinde, “belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak” yetkisi dahil, Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini tek tek saymış ve 105’inci maddesinde ise, bu yetkilerin kullanılması şartını belirtmiştir. Anayasamızın 105’inci maddesinin 1’inci fıkrasına göre,

“Cumhurbaşkanının, Anayasa ve diğer kanunlarda Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır; bu kararlardan Başbakan ve ilgili bakan sorumludur”.

Görüldüğü gibi, Anayasada kural olarak Cumhurbaşkanının işlemlerinin Başbakan ve ilgili bakan tarafından imzalanması öngörülmektedir. Yine Anayasa bu şekilde Başbakan ve ilgili bakan tarafından imzalanan işlemlerden Başbakan ve ilgili bakanın sorumlu olduğunu belirtmektedir. Bu husus sorumsuz olan Cumhurbaşkanının işlemlerinin sorumlu olan başbakan veya bakanlar tarafından imzalanmasını öngören parlâmenter demokrasinin temel kuralıyla uyuşum içindedir.

1982 Anayasasının 105’inci maddesinde hükme bağlanan bir husus da, Cumhurbaşkanının “tek başına yapabileceği” birtakım işlemlerin karşı-imza kuralından istisna tutulduğudur. Yani Anayasaya göre, Cumhurbaşkanının tek başına yapabileceği birtakım işlemler vardır ve bu işlemlerin Başbakan ve ilgili bakan tarafından imzalanmalarına gerek yoktur. Bu husus da esas itibarıyla parlâmenter demokrasinin temel ilkeleriyle uyuşum içindedir. Zira parlâmenter sistemlerde devlet başkanlarının bazı işlemleri, Almanya , Fransa , Yunanistan gibi demokratik ülkelerde de, karşı-imza kuralından ayrık tutulmaktadır. Ancak bu ülkelerin, Anayasalarında karşı-imza kuralından istisna tutulan işlemler tek tek sayılmıştır.

Ne var ki, karşı-imza kuralını genel ilke olarak kabul eden, bu kuraldan işlemlerin istisna tutulabileceğini de öngörmüş olan bizim Anayasamız, Alman, Fransız, Yunan Anayasalarının aksine, her nedense, karşı-imza kuralının istisnalarının neler olduğunu belirtmemiştir. Diğer kanunlarda da karşı-imza kuralının istisnalarını belirten bir hüküm yoktur. Bu nedenle, Türkiye’de Cumhurbaşkanının hangi işlemleri karşı-imza kuralına tâbi olmadan tek başına yapabileceği konusu doktrinde tartışmalıdır[233].

Kanımızca, bir Anayasanın kabul ettiği bir genel kurala ancak yine o Anayasanın kendisi istisna getirebilir. Bizim hukukçu olarak yorum yoluyla karşı-imza genel kuralına istisna getirmek gibi bir yetkimiz yoktur. Anayasamızda karşı-imza kuralının istisnalarını sayan bir hüküm mevcut değildir. Keza, bizim bilebildiğimiz kadarıyla, mevzuatımızda karşı-imza kuralının istisnalarını tespit eden bir kanun hükmü de yoktur. Sistemimizde karşı-imza kuralının istisnalarını tespit eden bir Anayasa maddesi veya bir kanun hükmü olmadığına ve Anayasamız (m.105) Cumhurbaşkanının işlemleri için genel olarak karşı-imza kuralını kabul ettiğine göre, Cumhurbaşkanının istisnasız bütün işlemleri, genel ilke olan karşı-imza kuralına tabidir. Türkiye’de Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ilgili bakanın karşı-imzası olmadan tek başına herhangi bir işlem yapamaz. Türkiye’de karşı-imza kuralı, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Hollanda, İtalya, Japonya ve Norveç’te olduğu gibi[234] mutlaktır. Bu mutlaklık, Cumhurbaşkanının 104’üncü maddede sayılan istisnasız bütün yetkileri için geçerlidir. O hâlde, Cumhurbaşkanının “belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak” yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir. Yani Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Adalet Bakanının karşı-imzasını almadan belirli kişilerin cezalarını hafifletemez veya kaldıramaz.


 

 

TABLO 13 : Devlet Başkanlarının Gras Yetkisi  s.209

 

Tablo için burasını tıklayınız.

 

Yukarıda da görüldüğü gibi incelediğimiz ülkelerin içinde sadece Finlandiya’da Cumhurbaşkanı af yetkisini tek başına kullanabilmektedir (Finlandiya Anayasası (m.105/1), Cumhurbaşkanının af yetkisini kullanmadan önce Yüksek Mahkemenin bu konuda görüşünü almasını da öngörmektedir). Finlandiya’da yarı başkanlık sistemi vardır. Cumhurbaşkanı halk tarafından doğrudan doğruya seçilmektedir. Türk Cumhurbaşkanı ise halk tarafından seçilmez. Türkiye’deki Cumhurbaşkanının tek başına gras yetkisini kullanması, karşılaştırmalı anayasa hukukunun verileri ile uyuşum içinde değildir.

Devlet başkanlarının  gras yetkisine ilişkin çeşitli ülkelerin anayasal düzenlemeleri  TABLO 13’te gösterilmiştir (bkz. s.209).

B. Hakimleri Atamak

Bazı ülkelerin anayasalarında, hakimleri atama (nomination des juges) yetkisinin devlet başkanlarına verildiği görülmektedir.

Örneğin 1949 Alman  Anayasası, kanunla aksi öngörülmemiş ise, federal hakimleri atama yetkisini Cumhurbaşkanına vermektedir (m.60). hâliyle Cumhurbaşkanının bu atama yetkisi, aynı Anayasanın 58’inci maddesi uyarınca Federal Şansölyenin veya yetkili Federal Bakanın karşı-imzasıyla kullanılabilir.

1994 Belçika  Anayasasına göre, sulh hakimleri, mahkeme hakimleri, mahkeme üyeleri ve Temyiz Mahkemesi üyeleri, “Adalet Yüksek Konseyi (Conseil supérieur de la Justice)”nin Atama Komisyonunun üçte iki çoğunluk ile yapacağı gerekçeli önerisi üzerine Kral tarafından atanırlar (m.151/4). Savcılar ise Kral tarafından atanırlar ve azledilirler (m.153). Kralın her iki yetkisi de karşı-imza kuralına tâbidir (m.106).

1999 Finlandiya  Anayasasına göre, “işinde kalabilme hakkına sahip hakimler (tenured judges)” kanun tarafından belirlenen usûle uygun olarak Cumhurbaşkanı tarafından atanır (sek.102). Cumhurbaşkanının bu atama işlemi yetkili bakan tarafından karşı-imzalanır (m.79). Diğer hakimlerin atanma usûlü ise kanunla düzenlenir (m.102).

Fransa’da [235] hakimler, Başbakan ve Adalet Bakanının karşı-imzalarını taşıyan Cumhurbaşkanının bir kararnamesiyle atanırlar. 1958 Fransız  Anayasasının 65’inci maddesi hakimlerin atanması konusunda görüş bildirmekle görevli bir “Hakimlik Yüksek Konseyi (Conseil supérieur de la magistrature)” kurmuştur. 65’inci maddenin 1993 tarihli yapılan son değişik şekline göre, Hakimlik Yüksek Konseyinin hakimler konusunda yetkili kurulu, Yargıtay üyelerinin, istinaf mahkemesi ve asliye mahkemesi başkanlarının atanması konusunda öneride bulunur (m.65/5). Bu öneri, bir “istişarî görüş (avis consultatif)”dir. Bunların dışında kalan hakimlerin atanması konusunda ise “uygun görüş (avis conforme) ” bildirir (m.65/5).

1983 Hollanda  Anayasasına göre hakimler ve “Yüksek Mahkeme nezdindeki Savcı (Procurator General at the Supreme Court )”, “Kraliyet Kararnamesi (Royal Decree)” ile atanırlar (m.117). Bütün Kraliyet kararnameleri gibi bu tür kararnameler de Kralın yanında bir bakan tarafından imzalanmalıdır (m.47).

1978 İspanyol  Anayasası hakimleri atama yetkisini, “Yargı Kuvveti Genel Konseyi (Consejo General del Poder Judicial) ”ne vermiştir (m.122).

28 Şubat 1984 tarihli Yargı Hakkında İsrail Temel Kanununa göre, hakimleri atama yetkisi, “Hâkim Seçim Komitesi (Judges' Election Committee)”nin seçimi üzerine Cumhurbaşkanına aittir (sek.4-a). Cumhurbaşkanının bu atama işlemi 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanununa göre karşı-imza kuralına tâbidir (sek.12).

1975 İsveç  Anayasası, hâkim atama yetkisini Krala değil, Hükûmete vermektedir (bölüm 11, m.9/1). Hükûmet bu atamalarda liyakat ve yetki gibi objektif faktörleri dikkate alır (b.11, m.9/2).

1947 İtalyan  Anayasasına göre hakimleri atama yetkisi “Hakimlik Yüksek Konseyi (Consiglio superiore della magistratura )”ne aittir (m.105)[236].

1868 Lüksemburg  Anayasasına göre “sulh hakimleri (Justices of the Peace ) ” ve mahkeme hakimleri (judges of the courts)” atama yetkisi Büyük Düke aittir (m.90). Büyük Dükün bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.45).

1976 Portekiz  Anayasasına göre hakimlerin atanması konusunda yetkili organ “Hakimlik Yüksek Konseyi  (Superior Council for the Judiciary)”dir (m.219).

1982 Türk  Anayasasına göre hakimleri atama yetkisi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna aittir (m.159).

1975 Yunan  Anayasasına göre, hakimler, “Yüksek Yargı Konseyi (Supreme Judicial Council )”nin ön kararı üzerine “başkanlık kararnamesi (presidential decree)” ile atanır (m.90/1). Cumhurbaşkanının bu atama kararnameleri karşı-imza kuralına tâbidir (m.35).

Devlet başkanlarının hakimleri atamak görev ve yetkisine ilişkin olarak çeşitli ülkelerin anayasal düzenlemeleri özet olarak aşağıdaki TABLO 14’te gösterilmiştir (Bkz. s.212).

 

TABLO 14: Devlet Başkanlarının Hakimleri Atamak Yetkisi    s.212

 

Tablo için burasını tıklayınız.

 

C. Savcıları Atamak

Bibliyografya.- Debbasch et al., op. cit., s.706; Turpin, op. cit., s.361; Chagnollaud, op. cit., s.298; Gicquel, op. cit., s.552-553.

Bazı ülkelerin anayasalarında, savcıları atama yetkisinin devlet başkanlarına verildiği görülmektedir.

1994 Belçika  Anayasasına göre, savcılar Kral tarafından atanırlar ve azledilirler (m.153). Kralın bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.106).

Fransa’da[237] “savcılar (magistrats du parquets)”, Başbakan ve Adalet Bakanının karşı-imzalarını taşıyan Cumhurbaşkanının bir kararnamesiyle atanırlar. 1958 Fransız Anayasasının 65’inci maddesi savcıların atanması konusunda görüş bildirmekle görevli bir “Hakimlik Yüksek Konseyi (Conseil supérieur de la magistrature) ” kurmuştur. 65’inci maddenin 1993 tarihli son değişik şekline göre, Hakimlik Yüksek Konseyinin savcılar konusunda yetkili kurulu, savcıların atanması konusunda görüşünü bildirir (m.65/7). Bu görüş, bir “istişarî görüş (avis consultatif) ” niteliğindedir.

1983 Hollanda  Anayasasına göre, “Yüksek Mahkeme nezdindeki Savcı (Procurator General at the Supreme Court)”, “Kraliyet Kararnamesi (Royal Decree)” ile atanır (m.117). Bütün Kraliyet kararnameleri gibi bu kararname de Kral ve bakan tarafından imzalanmalıdır (m.47).

1978 İspanyol  Anayasasına göre “Devlet Genel Savcısı (Fiscal General del Estado )”, Hükûmetin önerisi üzerine Kral tarafından atanır. Hükûmet, önerisini yapmadan önce Yargı Kuvveti Genel Konseyine danışmalıdır (m.124/4). Kralın bu atama işlemi karşı-imza kuralına tâbidir (m.65)

1976 Portekiz  Anayasasına göre Baş Savcıyı atama ve azletme yetkisi Hükûmetin önerisi üzerine Cumhurbaşkanına aittir (m.136-m). Cumhurbaşkanı bu yetkisini karşı-imza kuralına tâbi olarak kullanabilir (m.143/1).

1982 Türk  Anayasasına göre savcıları atama yetkisi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna aittir (m.159). Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı  ve Cumhuriyet Başsavcıvekili, Yargıtay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından gizli oyla belirleyeceği beşer aday arasından Cumhurbaşkanı tarafından dört yıl için seçilirler (m.154/4).

D. Yüksek Mahkemelere Üye Seçmek

Bazı ülkelerin anayasalarında, bazı yüksek mahkemelere üye seçme yetkisinin devlet başkanlarına verildiği görülmektedir.

1929 Avusturya  Anayasasına göre Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyeleri Federal Hükûmetin önerisi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından atanırlar (m.147/2). Keza İdare Mahkemesi başkan ve üyeleri de Federal Hükûmetin önerisi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından atanırlar (m.134/2). Cumhurbaşkanının her iki yetkisi de Federal Şansölyenin veya yetkili Federal Bakanın karşı-imzasıyla kullanılabilir (m.67).

1994 Belçika  Anayasası göre Temyiz mahkemesi üyeleri, “Adalet Yüksek Konseyi (Conseil supérieur de la justice) ”nin Atama Komisyonunun üçte iki çoğunluk ile yapacağı gerekçeli önerisi üzerine Kral tarafından atanırlar (m.151/4).

1958 Fransız  Anayasasına göre Cumhurbaşkanı, Anayasa Konseyinin dokuz üyesinden üçünü seçme ve atama yetkisine sahiptir (m.56/1). Keza Anayasa Konseyinin Başkanı da Cumhurbaşkanı tarafından atanır (m.56/3). Cumhurbaşkanı Anayasa Konseyine üye atama ve Başkan seçme yetkisi karşı-imza kuralına tâbi değildir (m.19). Dolayısıyla Cumhurbaşkanı bu yetkisini tek başına kullanabilir.

1983 Hollanda  Anayasasına göre “Hollanda Yüksek Mahkemesi (Supreme Court of the Netherlands) ” üyeleri ise Parlâmentonun İkinci Meclisi (Second Chamber of the Parliament) tarafından sunulacak üç kişilik listeler üzerinden Kraliyet kararnamesi ile atanırlar (m.118/1). Bütün Kraliyet kararnameleri gibi bu tür kararnameler de Kralın yanında bir bakan tarafından imzalanmalıdır (m.47).

1978 İspanyol  Anayasasına göre “Yüksek Mahkeme (Tribunal Supremo )”nin Başkanı Yargı Kuvveti Genel Konseyinin önerisi üzerine Kral tarafından atanır (m.123/2). 1978 İspanyol Anayasasına göre, “Anayasa Mahkemesi (Tribunal Constitucional)”nin dört üyesi Milletvekilleri Meclisinin, dördü Senatonun, ikisi Hükûmetin ve ikisi de Yargı Kuvveti Genel Konseyinin önerisi üzerine Kral tarafından atanır (m.159/1). Anayasa Mahkemesinin başkanı ise kendi üyeleri arasından bizzat mahkemenin kendi önerisi üzerine Kral tarafından atanır (m.160). Kralın bu atama işlemleri karşı-imza kuralına tâbidir (m.65)

1947 İtalyan  Anayasasına göre 15 üyeden oluşan İtalyan Anayasa Mahkemesinin (Corte Costituzionale ) beş üyesi Cumhurbaşkanı tarafından seçilmektedir (m.135/1). Ancak Cumhurbaşkanının bu seçim yetkisi tüm diğer yetkileri gibi, karşı-imza kuralına tâbidir (m.89).

1946 Japon  Anayasasına göre İmparator Yüksek Mahkemenin Baş Yargıcını (Chief Judge of the Supreme Court) atama yetkisine sahiptir (m.6/2). Ancak İmparator herhangi bir kişiyi değil, Hükûmet tarafından belirlenen kişiyi Baş Yargıç olarak atamak zorundadır (m.6/2). Baş Yargıç dışındaki diğer Yüksek Mahkeme hakimleri atama yetkisi doğrudan Bakanlar Kuruluna aittir (m.79/1).

1868 Lüksemburg  Anayasasına göre “Yüksek Adalet Mahkemesi (Superior Court of Justice)” üyeleri Yüksek Adalet Mahkemesinin görüşüyle Büyük Dük tarafından atanır (m.90). Büyük Dükün buradaki atama yetkisi yine karşı-imza kuralına tâbidir (m.45).

1976 Portekiz  Anayasasına göre Sayıştay Başkanını atama ve azletme yetkisi Hükûmetin önerisi üzerine Cumhurbaşkanına aittir (m.136-m). Cumhurbaşkanı bu yetkisini karşı-imza kuralına tâbi olarak kullanabilir (m.143/1).

1982 Türk  Anayasasına göre Cumhurbaşkanının Anayasa Mahkemesine üye atama yetkisi de vardır. Anayasanın 146’ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre “Cumhurbaşkanı, iki asıl ve iki yedek üyeyi Yargıtay, iki asıl ve bir yedek üyeyi Danıştay, birer asil üyeyi Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeleri arasından üye tam sayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; bir asil üyeyi ise Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan Yükseköğretim Kurumları öğretim üyeleri içinden göstereceği üç aday arasından; üç asil ve bir yedek üyeyi üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından seçer”.

1982 Türk  Anayasası Danıştay üyelerinin dörtte birini seçme yetkisini Cumhurbaşkanına vermiştir (m.155/3). Askerî Yargıtay üyelerini seçme yetkisi de Cumhurbaşkanına aittir (m.156/2). Cumhurbaşkanı bu seçimi Askerî Yargıtay Genel Kurulunun üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla her boş yer için göstereceği üçer aday içinden yapar (m.156/2). Anayasa Cumhurbaşkanına Askerî Yüksek İdare Mahkemesi  üyelerini seçme yetkisini de vermiştir. 157’nci maddenin ikinci fıkrasına göre “Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından olan üyeleri, mahkemenin bu sınıftan olan başkan ve üyeleri tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oy ile birinci sınıf askerî hâkimler arasından her boş yer için gösterilecek üç aday içinden; hâkim sınıfından olmayan üyeleri, rütbe ve nitelikleri kanunda gösterilen subaylar arasından, Genelkurmay Başkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir”.

Türkiye’de Cumhurbaşkanı yargı organlarına üye seçmeye ilişkin yetkilerini uygulamada tek başına kullanmaktadır. Ancak kanımızca, 105’inci maddede Cumhurbaşkanının işlemleri için karşı-imza kuralı genel olarak kabul edildiğine ve Cumhurbaşkanı yargı organlarına ilişkin atama işlemlerini karşı-imza kuralından istisna tutan bir hüküm bulunmadığına göre, Cumhurbaşkanının bu işlemleri de ancak karşı-imza kuralına tâbi olarak yapılabilir.

 

TABLO 15: Devlet Başkanlarının Yüksek Mahkemelere Üye Seçmek Yetkisi 216

 

Tablo için burasını tıklayınız.

 

E. Hakimler Yüksek Kuruluna Başkanlık Etmek ve Bu Kurula Üye Seçmek

Bazı ülkelerde hakimlerin atanması, yer değiştirmesi ve disiplin işleri konusunda karar vermek için kurulmuş özel kurullar vardır. Bunlara genellikler “hakimler yüksek kurulu” ismi verilmektedir. Bazı Anayasalar bu kurullara üye seçme yetkisini devlet başkanlarına vermektedir. Diğer bazı anayasalar ise ayrıca bu kurullara başkanlık etmek görevini de devlet başkanlarına vermektedir.

Örneğin 1958 Fransız Anayasasına göre, “Hakimlik Yüksek Konseyi (Conseil supérieur de la magistrature) ”nin iki üyesi Cumhurbaşkanı tarafından seçilmektedir (m.65). Cumhurbaşkanının bu Kurula üye seçme yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.19). Ayrıca Cumhurbaşkanı bu Kurulun Başkanıdır (m.65).

1994 Belçika Anayasasına göre Temyiz Mahkemesi üyeleri, “Adalet Yüksek Konseyi (Conseil supérieur de la Justice )”nin Atama Komisyonunun üçte iki çoğunluk ile yapacağı gerekçeli önerisi üzerine Kral tarafından atanırlar (m.151/4). Kralın bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.106).

1978 İspanyol  Anayasasına göre “Yargı Kuvveti Genel Konseyi (Consejo General del Poder Judicial )”ne üye atamak yetkisi Krala verilmiştir (m.122). Bu Konseyin dört üyesi Milletvekilleri Meclisinin önerisi üzerine, 4 üyesi Senatonun önerisi üzerine Kral tarafından atanır (m.122). Kralın bu atama işlemleri karşı-imza kuralına tâbidir (m.65)

1947 İtalyan  Anayasasına göre hakimleri atama yetkisi “Hakimlik Yüksek Konseyi (Consiglio superiore della magistratura )”ne aittir (m.105). Hakimlik Yüksek Konseyinin Başkanı ise Cumhurbaşkanıdır (m.104/1).

1976 Portekiz  Anayasasına göre hakimlerin atanması konusunda yetkili organ “Hakimlik Yüksek Konseyi (Superior Council for the Judiciary)”dir (m.219). Hakimlik Yüksek Konseyinin başkanlığı Yüksek Adalet Mahkemesi (Supreme Court of Justice ) Başkanı tarafından yürütülür (m.220/1). Bu Konseyin iki üyesi Cumhurbaşkanı tarafından atanır (m.136-n, 220/1-a). Cumhurbaşkanının bu atama yetkisi karşı-imza kuralına tâbi değildir (m.143/1). Yedi üyesi Cumhuriyet Meclisi tarafından seçilir (m.220/1-b, 166-i). Yedi üyesi ise, hakimler tarafından kendi aralarından seçilir (m.220/1-c).

1982 Türk  Anayasasına göre Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu na üye atama yetkisi Cumhurbaşkanına verilmiştir (m.159). Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun üç üyesi her bir yer için Yargıtay tarafından önerilen üç aday arasından ve iki üyesi her bir yer için Danıştay tarafından önerilen üç aday arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanır (m.159).

Devlet başkanlarının hakimler yüksek kurullarına ilişkin yetkilerini aşağıdaki tablo ile özetleyebiliriz.

TABLO 16: Devlet Başkanlarının
Hakimler Yüksek Kurullarına İlişkin Yetkileri

ÜLKE-LER

AY

Mad-de

Atamaya Tabi Kişiler

Öneri Yetkisi

Atama Yetkisi

Tek Başına/ Karşı-İmza

Baş-kanlık Yet.

Fransa

1958

m.65

Hakimlik Yük. Kons. 2 üyesi

 

C.Baş-kanı

m.19: Karşı-İmzayla

C.baş-kanı

İspanya

1978

m.122

Yargı Kuvveti Genel Konseyi Üyeleri

4 üyesi Milletvekilleri Meclisinin,

4 üyesi Senatonun önerisi üzerine

Kral

m.64: Karşı-İmzayla

 

İtalya

1947

m.104

 

 

Yok

 

C.baş-kanı

Porte-kiz

1976

m136-n

Hakimlik Yüksek Kons. 2 üyesi

 

C.Baş-kanı

m.143: Tek Başına

 

Türkiye

1983

m.159

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üyeleri

3 üyesi Yargıtay, 2 üyesi ise Danıştay tarafından önerilen üçer aday arasından

Cumhurbaşkanı

m.105: Uygulamada Tek Başına

 

 

F. Anayasa Mahkemesinde İptal Davası Açmak[238]

Kanunların anayasaya uygunluğunu denetlemekle görevli bir özel anayasa mahkemesinin bulunduğu ülkelerin bazılarında bu mahkemede dava açma yetkisine sahip kişilerden birisi de devlet başkanlarıdır.

Örneğin 1958 Fransız Anayasasına göre Cumhurbaşkanı kendisine ısdar için sunulan kanunları, Anayasa uygunluklarının incelenmesi amacıyla Anayasa Konseyine sunabilir (m.61). 1958 Fransız Anayasasının 19’uncu maddesine göre Cumhurbaşkanının bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbi değildir.

1937 İrlanda  Anayasasına göre Cumhurbaşkanı, Devlet Şurasına (Council of State) danıştıktan sonra kendisine imza için sunulmuş olan bir kanunun Anayasaya uygunluğunun incelenmesi amacıyla Yüksek Mahkemeye (Supreme Court) başvurabilir (m.26/1).

1976 Portekiz  Anayasası da Cumhurbaşkanına bir kanunu Anayasaya aykırılığının incelenmesi amacıyla Anayasa Mahkemesine başvurma yetkisi tanımaktadır (137-h). Anayasanın 143’üncü maddesinin ilk fıkrasına göre Cumhurbaşkanının bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbi değildir.

1982 Türk  Anayasasına göre de Cumhurbaşkanı Anayasa Mahkemesinde iptal davası açma yetkisine sahiptir (m.150). 1982 Türk Anayasasına göre Cumhurbaşkanının bu yetkisinin karşı-imza kuralına tâbi olup olmadığı belli değildir (m.105). Ancak uygulamada Cumhurbaşkanları bu yetkilerini tek başına kullanmaktadırlar. Kanımızca, Anayasada iptal davası açma yetkisini karşı-imza kuralından istisna tutan bir hüküm olmadıkça, cumhurbaşkanının Anayasa Mahkemesinde iptal davası açma yetkisi de ancak karşı-imza kuralına tâbi olarak kullanılabilir.

Görüldüğü gibi incelediğimiz ülkelerin sadece dördünde devlet başkanına Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmak gibi önemli bir yetki verilmektedir. Fransız ve İrlanda’da bu yetki, Cumhurbaşkanının ısdar yetkisiyle birlikte düşünülerek düzenlenmiştir. Yani henüz yürürlüğe girmemiş bir kanun için geçerlidir. Bu arada şunun altını çizelim ki, Türkiye hariç, Cumhurbaşkanına Anayasa Mahkemesine başvurma yetkisinin tanındığı üç ülke (Fransız, İrlanda, Portekiz), Cumhurbaşkanlarının halk tarafından seçildiği, yarı-başkanlık sistemi diye adlandırılan ülkelerdir. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmediği ülkeler arasında Cumhurbaşkanına Anayasa Mahkemesinde iptal davası açma yetkisinin verildiği, Türkiye dışında, tek demokratik bir ülke yoktur. Türkiye’de bu yetkinin, Başbakan ve ilgili bakanın karşı-imzasını almadan tek başına Cumhurbaşkanı tarafından kullanılması karşılaştırmalı anayasa hukukunun verileriyle uyuşum içinde değildir.

V. Devlet Başkanlarının Dış İlişkiler Alanındaki Görev ve Yetkileri  

Bibliyografya.- Barthélemy ve Duez, op. cit., s.817-846; Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.794-812; Esmein, op. cit., s.190-210; Laferrière, op. cit., s.1045-1050; Hauriou, op. cit., s.424; Wigny, op. cit., s.649-658; De Smith ve Brazier, op. cit., s.139-150; Cadart, op. cit., c.II, s.1148; Fabre, op. cit., s.375-376; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.278-290; Zoller, op. cit., s.459-460; Chagnollaud, op. cit., s.301-302; Gicquel, op. cit., s.571-572.

Devlet başkanları, “devletin başı” olma sıfatıyla, devleti sadece içte değil, aynı zamanda dışta da temsil eder. Bazı anayasalar bunu açıkça belirtmektedir. Örneğin 1949 Alman Anayasasına göre, Federal Cumhurbaşkanı, “federasyonu uluslararası planda temsil eder” (m.59/1). Benzer hüküm 1929 Avusturya Anayasasında da vardır (m.65/1). 1994 Belçika Anayasası, “Kral uluslararası ilişkileri yönetir” demektedir (m.174). 1953 Danimarka Anayasası da Kralın, uluslararası ilişkiler alanında Krallık adına işlemler yapacağını hükme bağlamaktadır (seksiyon 19/1). 1978 İspanyol Anayasası, Krala uluslararası ilişkilerde İspanya Devletininin yüksek temsilini sağlama görevini vermiştir (m.56/1). 1975 Yunan Anayasası da Cumhurbaşkanına Devleti uluslararası alanda temsil etme görevi vermiştir (m.36/1).

Dış ilişkilerinde devleti, devlet başkanının temsil etmesi uluslararası hukukta yerleşmiş bir ilkedir[239]. Uluslararası hukukta, devlet başkanları, devletlerin milletlerarası kişiliklerinin temsilcisi olarak kabul edilmektedir[240]. Anayasalar dış ilişkiler alanında devlet başkanlarına birçok görev ve yetki vermektedir. Bunlardan bazıları şunlardır:

A. Yabancı Devletlere Temsilci Göndermek Ve Yabancı Temsilcileri Kabul Etmek
B. Uluslararası Andlaşmalar Akdetmek ve Onaylamak
C. Savaş ve Barış İlân Etmek

Şimdi bunları sırasıyla inceleyelim:

A. Yabancı Devletlere Temsilci Göndermek  ve Yabancı Temsilcileri Kabul Etmek

Bibliyografya.- Barthélemy ve Duez, op. cit., s.817-846; Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.794; Esmein, op. cit., c.II, s.190-191; Laferrière, op. cit., s.1046; Wigny, op. cit., s.649-658; De Smith ve Brazier, op. cit., s.139-140; Toinet, op. cit., s.181.

Geleneksel olarak bir devletin dış ilişkilerinde temsil organlarından birincisi ve en önemlisi “devlet başkanları”dır[241]. Temsil organlarından diğerleri, dışişleri bakanları ve “diplomasi temsilcileri  (diplomatik misyon şefleri)”dir[242]. 1961 Viyana Sözleşmesinin 14’üncü maddesine göre, diplomasi temsilcileri, büyük elçiler, murahhaslar veya elçiler ve maslâhatgüzarlar olarak üçe ayrılır[243]. Büyükelçiler, murahhaslar veya elçiler devlet başkanları; maslâhatgüzarlar ise dışişleri bakanları nezdinde gönderilen temsilcilerdir[244]. O hâlde, maslahatgüzarlar dışındaki diplomatik temsilcileri atamak yetkisi devlet başkanlarına ait bir yetkidir.

Bir devlet, diğer bir devlete temsilci göndermeden önce, temsilcinin gönderileceği devletin “muvafakat (agrément)”ini alır. Buna “istimzaç” denir[245]. Muvafakat alındıktan sonra, temsilci olarak gönderilecek kişinin atama işlemi yapılır. Atama işlemi her ne kadar devlet başkanının işlemi olarak görünse de, parlâmenter hükûmet sistemlerinde, devlet başkanı bu işlemi tek başına yapamaz; devlet başkanının bu işlemi karşı-imza kuralına tâbidir. Zira, dış politika alanı sorumluluk gerektirir. Bu sorumluluk ise, sorumsuz olan devlet başkanı tarafından değil, hükûmet tarafından üstlenilir.

Temsilci olarak atanan kişi yanında gittiği ülkenin devlet başkanına hitaben yazılmış bir “güven mektubu (itimatname, lettre de créance)” götürür. Bu mektupta, temsilci olarak atanan kişiye itimat edilmesi istenir. Güven mektubu  temsilciyi gönderen ülkenin devlet başkanı tarafından imzalanmalıdır. Ne var ki, bu mektup da, karşı-imza kuralına tâbidir. Güven mektubu, temsilcinin gittiği ülkenin dışişleri bakanına veya başbakanına hitaben değil, doğrudan devlet başkanına hitaben yazılmalıdır. Temsilci yabancı ülkeye gittiğinde, resmen göreve başlayabilmesi için, o ülkenin devlet başkanının huzuruna çıkması, ona güven mektubunu sunması ve güven mektubunun kabul edilmiş olması gerekir[246]. Bu şekilde temsilci, “güven almış (accrédité edilmiş)” olur[247]. Bu işleme “güven verme (accréditation) ” işlemi denir. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde yabancı temsilcilerin kabulü işlemi de devlet başkanı tarafından tek başına yapılamaz. Yabancı temsilci accrédité edilirken bu yolda ona bir belge veya onun güven mektubunun onaylı örneği veriliyorsa, bu güven belgesini veya güven mektubunun onaylı örneğini düzenleme yetkisi, parlâmenter hükûmet sistemlerinde karşı-imza kuralına tâbidir. Keza, parlâmenter demokrasilerde yabancı elçinin kabûlü maddî işlemini de devlet başkanı tek başına yapamaz. Yabancı temsilci kabul edilirken, dışişleri bakanı hazır bulunmalıdır. Dışişleri bakanının katılımı olmadan devlet başkanının yabancı temsilcileri kabul etmesi parlâmenter hükûmet sistemi ilkesine aykırılık teşkil eder[248].

Çeşitli anayasalar devlet başkanlarının yabancı devletlere elçi göndermek, yabancı devletlerin elçilerini kabul etmek görev ve yetkisini açıkça belirtmektedirler. Örneğin 1949 Alman  Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı diplomatik temsilcileri kabul ve akredite eder (m.59/1). 1929 Avusturya  Anayasasına göre de Cumhurbaşkanı yabancı diplomatik temsilcileri kabul ve akredite eder (m.65/1). 1958 Fransız Anayasasına göre, yabancı ülkelere gönderilen elçileri ve olağanüstü temsilcileri akredite etme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir (m.14). Yabancı ülkelerin elçileri ve temsilcileri Cumhurbaşkanının nezdinde akredite edilirler (m.14). 1978 İspanyol  Anayasasına göre de Kral elçileri ve diplomatik temsilcileri akredite eder (m.63). Yabancı elçiler ve diplomatik temsilciler ise onun nezdinde akredite edilir (m.63). İsrail’de 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanununa göre Cumhurbaşkanı devletin diplomatik temsilcilerini akredite eder (sek.11-a/4). Keza İsrail’e  gönderilen yabancı diplomatik temsilcilerin güven mektuplarını kabul eder (sek.11-a/4). 1947 İtalyan Anayasasına göre Cumhurbaşkanı, diplomatik temsilcileri kabul ve akredite eder (m.87/8). 1946 Japon Anayasası dış devletlere temsilci gönderme yetkisini ve dış devletlerin temsilcilerini kabul etme yetkisini İmparatora vermiştir (m.7/9). 1946 Japon  Anayasasına göre İmparatorun bu yetkileri hükûmetin önerisi ve onayıyla kullanılır (m.7). 1976 Portekiz  Anayasası, Hükûmetin önerisi üzerine elçi atamak ve yabancı diplomatik temsilcileri kabul etmek yetkisini Cumhurbaşkanına vermiştir (m.138-a). 1982 Türk Anayasası da Cumhurbaşkanına “yabancı devletlere Türk Devletinin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek” yetkisini vermiştir (m.104). İngiltere’de de bir anayasal konvansiyona göre, diplomatları kabul ve akredite etme yetkisi bir “kralî imtiyaz (royal prerogative) ” olarak kabul edilmektedir[249] .

B. Uluslararası Andlaşma Akdetmek ve Onaylamak  

Bibliyografya.- Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.794-805; Esmein, op. cit., s.573-579; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.825-829; Laferrière, op. cit., s.1046-1050; Wigny, op. cit., s.649-658; Autexier, op. cit., s.152-158; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.101-106; Lavroff, op. cit., s.185-193; Zoller, op. cit., s.477-479; Chagnollaud, op. cit., s.301-302; Gicquel, op. cit., s.484-486; Lavroff, op. cit., s.193-198; Pactet, op. cit., s.501-509; De Smith ve Brazier, op. cit., s.139-150; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.278-290; Tribe, op. cit., s.643-656; Nowak, Rotunda ve Young, op. cit., s.183-203; Bartholomew, op. cit., c.I, s.97; Mason ve Beaney, op. cit., s.60-61; Cronin, op. cit., s.193-195; Vicki C. Jackson ve Mark Tushnet, Comparative Constitutional Law, New york, Foundation Press, 1999, s.714-718; 746-752; Hüseyin Pazarcı, Uluslararası Hukuk Dersleri, Ankara, Turhan Kitabevi, Yedinci Baskı, 1998, c.I, s.113-140; Ömer İlhan Akipek, Devletler Hukuku, Ankara, Başnur Matbaası, Üçüncü Bası, İkinci Kitap, Tarihsiz (1965 ?), s.103; Edip F. Çelik, Milletlerarası Hukuk, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1975, c.I, s.495. 

Devlet başkanlarının dış ilişkiler alanında diğer bir yetkisi de “andlaşma yapma yetkisi (treaty making power )”dir. Birçok ülkenin anayasası uluslararası andlaşma yapma yetkisini devlet başkanlarına vermektedir. Anayasalar, uluslararası andlaşma yapma yetkisini genellikle “akdetme (conclusion)” yetkisi ve “onay (ratification)” yetkisi olmak üzere ikiye ayırıp düzenlemektedir. Biz de burada andlaşma yapma yetkisini “akdetme yetkisi” ve “onay yetkisi” olmak üzere ikiye ayırıp inceleyeceğiz.

1. Akdetme Yetkisi

“Andlaşma akdetme yetkisi (power to conclude the treaties , pouvoir de conclure des traités ) ”, andlaşma için “görüşme (müzakere , negotiation, négociation)” yapma, anlaşma metni “yazma” ve metni “imzalama (signature) ” yetkisini içerir[250]. Andlaşma akdetme yetkisine sahip kişiler, devlet adına müzakereye katılırlar. Karşılıklı görüşmeler neticesinde bir “andlaşma metni” hazırlanır. Bu metne, onun “mevsukiyet (authentification )”[251]ini sağlamak amacıyla, görüşmeci taraflar, “imza (signature)” koyarlar[252] veya daha sonra “imza” koymak üzere sadece “paraf (paraphe)” atarlar[253].

Devlet adına başka devletler ile andlaşma akdetme yetkisinin parlâmentolara değil, yürütme organına ait olduğu kabul edilmektedir[254]. Yürütme organı içinde de bu yetkiyi doğrudan doğruya Hükûmetlere veren anayasalar[255] varsa da, anayasaların büyük bir kısmı akdetme yetkisini devlet başkanlarına vermektedir. Örneğin uluslararası andlaşma akdetme yetkisi Almanya’da  Cumhurbaşkanına (m.59), Belçika’da  Krala (m.167/2), Danimarka’da Krala (sek.19), Finlandiya’da  Cumhurbaşkanına (m.93), Fransa’da ise onaya tâbi andlaşmalar bakımından Cumhurbaşkanına (m.52), İngiltere’de  Taca; İzlanda’da Cumhurbaşkanına (m.21), Lüksemburg’da  Büyük Düke (m.38), Norveç’te Krala (m.26), Yunanistan’da  Cumhurbaşkanına (m.36) verilmiştir.

Parlâmenter hükûmet sistemine sahip ülkelerde, uluslararası andlaşma akdetme yetkisi, devlet başkanına verilmiş ise, devlet başkanının bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbi tutulmuştur: 1949 Alman Anayasası (m.58), 1994 Belçika Anayasası (m.106), 1953 Danimarka Anayasası (sek.14), 1999 Finlandiya Anayasası (m.93), 1958 Fransız Anayasası (m.19), İngiltere (konvansiyon), 1944 İzlanda Anayasası (m.19), 1868 Lüksemburg Anayasası (m.45), 1814 Norveç Anayasası (m.31), 1975 Yunan Anayasası (m.35). Bu ülkelerde devlet başkanları uluslararası andlaşma akdetme yetkisini ancak başbakan ve dışişleri bakanının karşı-imzasını alarak kullanabilir. Bu durum parlâmenter demokrasinin temel ilkeleriyle uyuşum içindedir. Zira, parlâmenter demokrasilerde dış politika alanında sorumluluk, devlet başkanlarına değil, hükûmetlere aittir. Sorumluluk hükûmetlere ait olduğuna göre, uluslararası andlaşma akdetme yetkisini devlet başkanlarının tek başına kullanamaması gerekir.

2. Onay Yetkisi

Devlet başkanı veya hükûmet tarafından akdedilen, yani görüşülüp metni kaleme alınan ve altı imzalanan bir andlaşma bağlayıcı güç kazanıp derhal yürürlüğe girmez. Bunun için, akdedilmiş olan andlaşmanın bir de “onaylanması (ratification)” gerekir. Andlaşmayı onaylamaya yetkili olan makam, her ülkenin kendi iç hukuku tarafından tespit edilir.

a) Yetkili Makam.- Uluslararası andlaşmaları onaylama yetkisi ni doğrudan doğruya parlâmentolara[256] veya hükûmetlere[257] veren ülkeler varsa da parlâmenter demokrasilerin çoğunluğunda anayasalar uluslararası andlaşmaları onaylama yetkisi devlet başkanlarına vermektedir. Örneğin uluslararası andlaşmaları onaylama yetkisini Almanya’da Cumhurbaşkanına (m.59), Avusturya’da Cumhurbaşkanına (50), Danimarka’da Krala (sek.19), Finlandiya’da Cumhurbaşkanına (m.93), Fransa’da ise Cumhurbaşkanına (m.52), İngiltere’de Taca, İspanya’da Krala (m.63/2), İsrail’de Cumhurbaşkanına (sek.11/5), İzlanda’da Cumhurbaşkanına (m.21), Japonya’da  İmparatora (m.73/3, m.7/1), Norveç’te Krala (m.26), Portekiz’de Cumhurbaşkanına (m.200/1-b), Türkiye’de Cumhurbaşkanına (m.104), Yunanistan’da Cumhurbaşkanına (m.36) verilmiştir.

b) Karşı-İmza Kuralı.- Parlâmenter hükûmet sistemini benimsemiş ülkelerde, uluslararası andlaşmaları onaylama yetkisi devlet başkanına verilmiş ise, devlet başkanının bu onay yetkisi karşı-imza kuralına tâbi tutulmuştur. Örneğin 1949 Alman Anayasası (m.58), 1929 Avusturya Anayasası (m.67), 1994 Belçika Anayasası (m.106), 1953 Danimarka Anayasası (sek.14), 1999 Finlandiya Anayasası (m.93), 1958 Fransız Anayasası (m.19), İngiltere (konvansiyon), 1983 Hollanda Anayasası (m.47), 1978 İspanyol Anayasası (m.64), 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanunu (sek.11/5), 1947 İtalyan Anayasası (m.79), 1944 İzlanda Anayasası (m.19), 1814 Norveç Anayasası (m.31), 1982 Türk Anayasası (m.105) ve 1975 Yunan Anayasası (m.35) devlet başkanlarının uluslararası andlaşmaları onaylama yetkisini karşı-imza kuralına bağlamıştır. Bu ülkelerde devlet başkanları uluslararası andlaşmaları onaylama yetkisini ancak başbakan ve dışişleri bakanının karşı-imzasını alarak kullanabilir. Uluslararası andlaşmaları onaylama yetkisi bakımından karşı-imza kuralının istisnasız bütün parlâmenter ülke anayasalarının tanımış olması, parlâmenter demokrasiyle uyuşum içindedir. Zira, parlâmenter demokrasilerde uluslararası ilişkiler alanında sorumluluk, devlet başkanlarına değil, hükûmetlere aittir. Sorumluluk hükûmetlere ait olduğuna göre, uluslararası andlaşmaları onaylama yetkisinin karşı-imza kuralına tâbi olması fevkalâde normaldir.

c) Parlâmentonun “Uygun Bulması” Şartı.- Uluslararası andlaşmaları “onaylama (ratification)” yetkisinin devlet başkanına verildiği ülkelerde, bu onaylama yetkisi, mutlak nitelikte değildir[258]. Bu yetkinin kullanılması, ya bütün andlaşmalar için, yahut belirlenen bazı andlaşmalar için parlâmentonun iznine bağlı tutulmuştur. Yani devlet başkanlarının, uluslararası andlaşmaları onaylayabilmeleri için öncelikle parlâmentonun bu konuda iznini almaları gerekmektedir. Parlâmentolar bu izni, “uygun bulma (approbation , approval)” denilen bir işlem ile vermektedirler. Bazı ülkelerde parlâmentonun yaptığı işleme “onay izni (autorisation de ratification ) ” ismi de verilmektedir[259]. İncelediğimiz anayasalardan bazıları istisnasız bütün andlaşmalar için parlâmentonun “uygun bulması” şartını ararken, diğer bazıları bu şartı kendi belirledikleri bazı andlaşmalar için aramaktadır.

aa) Bütün Andlaşmalar İçin Parlâmentonun Uygun Bulması Şartını Arayanlar.- Bazı ülkelerde, istisnasız bütün andlaşmaların onaylanabilmesi için parlâmentonun uygun bulması şarttır. 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail  Temel Kanunu (sek.11/5), 1999 İsviçre Anayasası (m.184) ve 1946 Japon Anayasasına (m.73) göre, bütün andlaşmaların onaylanabilmesi için öncelikle parlâmento tarafından uygun bulunmaları gerekmektedir.

bb) Bazı Andlaşmalar İçin Parlâmentonun Uygun Bulması Şartını Arayanlar.- Parlâmenter demokrasilerin çoğunluğunda anayasalar, bütün andlaşmalar için değil, kendi saptadıkları belirli andlaşmaların devlet başkanı veya hükûmet tarafından onaylanmadan önce parlâmentolar tarafından uygun bulunmasını şart koşmaktadır: Örneğin Almanya (m.59), Avusturya (m.50), Danimarka (sek.19), Finlandiya (sek.94/1), Fransa (m.53/1), İngiltere (konvansiyon), İrlanda (m.29/5), İspanya (m.94/1), İsveç (bölüm 10, m.2/1), İtalya (m.80), İzlanda (m.21), Norveç (m.26/2), Portekiz (m.166-j), Türkiye (m.90/2,3,4) ve Yunanistan’da (m.36/2) belirli tip andlaşmaların onaylanabilmesi için Parlâmentonun izninin alınması şarttır.

Anayasaların parlâmento tarafından uygun bulunmasını şart koştukları andlaşmalar nelerdir? Bu soruya tam yanıt vermek için her ülkenin kendi anayasasının ilgili maddesine bakmak gerekir. Bu konuda aşağıdaki ekte sunulan tablonun sekizinci sütununa bakılabilir. Çeşitli ülkelerde şu andlaşmaların parlâmentolar tarafından uygun bulunmaları gerektiği gözlemlenmektedir: (i) Çeşitli ülkelerde kanunlarda değişiklik yapan andlaşmaların parlâmentolar tarafından uygun bulunması şarttır. Örneğin: Avusturya (m.50), İngiltere (konvansiyon), İspanya (m.94/1), İsveç (bölüm 10, m.2/1), İtalya (m.80), Türkiye (m.90/2,3,4). (ii) Bazı anayasalar ise siyasal nitelikteki andlaşmaların devlet başkanı tarafından onaylanmadan önce parlâmento tarafından uygun bulunması şartını getirmektedir. Örneğin 1929 Avusturya Anayasası (m.50), 1978 İspanyol Anayasası (m.94/1) ve 1947 İtalyan Anayasası (m.80). (iii) Bazı anayasalar ise ülke terkine veya kazanılmasına veya ülke sınırlarında değişiklik yapılmasına ilişkin andlaşmaların parlâmento tarafından uygun bulunmasını şart koşmaktadır. Örneğin 1953 Danimarka Anayasası (sek.19); 1958 Fransız Anayasası (m.53/1), 1978 İspanyol Anayasası (m.94/1), 1947 İtalyan Anayasası (m.80), 1976 Portekiz Anayasası (m.166-j). (iv) Bazı anayasalar vergilendirmeye ilişkin andlaşmaların veya devletin maliyesine yük getiren andlaşmaların onaylanmadan önce parlâmento tarafından uygun bulunması şartını aramaktadır. Örneğin 1958 Fransız Anayasası (m.53/1), 1937 İrlanda Anayasası (m.29/5), 1978 İspanyol Anayasası (m.94/1), 1947 İtalyan Anayasası (m.80), 1975 Yunan Anayasası (m.36/2). (v) Bazı anayasalar (1958 Fransız Anayasası, m.53/1; 1976 Portekiz Anayasası, m.166-j; 1975 Yunan Anayasası, m.36/2), uluslararası örgütlere ilişkin ve özellikle devletin uluslararası örgütlere katılmasını öngören andlaşmaların onaylanmadan önce parlâmento tarafından uygun bulunmasını şart koşmaktadır. (vi) Bazı anayasalar ise parlâmentonun uygun bulmasına bağlı tutulan andlaşmalar arasında “diğer önemli andlaşmaları” saymaktadır. Örneğin 1953 Danimarka Anayasası (sek.19/1), 1999 Finlandiya Anayasası (sek.94/1), 1814 Norveç Anayasası (m.26/2).

Bazı ülkelerde bazı andlaşmaların parlâmento tarafından uygun bulunabilmesi için, üçte iki oy çoğunluğu gibi özel karar yetersayısı ile kabul edilmeleri gerekmektedir. Örnekler: 1929 Avusturya Anayasası (m.50/3, 44/1), 1999 Finlandiya Anayasası (sek.94/2, 95/2), 1983 Hollanda Anayasası (m.92 mucibince m.91/3), 1975 Yunan Anayasası (m.36/2).

Bazı anayasalar (1929 Avusturya Anayasası, m.50/3 mucibince m.44/1, 1999 Finlandiya Anayasası, sek.94/2, 95/2, 1958 Fransız Anayasası, m.54, 1983 Hollanda Anayasası, m.91/3, 1978 İspanyol Anayasası, m.95/2, 1976 Portekiz Anayasası, m.279/4), bir uluslararası andlaşmanın anayasaya aykırı olabileceği ihtimalini öngörerek bu sorunun çözümü için çeşitli kurallar getirmiştir.

d) Devlet Başkanları Parlâmentoların Uygun Bulduğu Andlaşmaları Onaylamayı Reddedebilir mi?- Yukarıda gördüğümüz parlâmenter demokrasilerin çoğunluğunda (Almanya, Avusturya, Danimarka, Fransa, İngiltere, İspanya, İsrail, İtalya, İzlanda, Japonya, Norveç, Portekiz, Türkiye, Yunanistan) uluslararası andlaşmaları onaylama yetkisi devlet başkanlarına aittir. Acaba, bu ülkelerde, devlet başkanları, parlâmentoların uygun buldukları uluslararası andlaşmaları onaylamayı reddedebilirler mi?

Kanımızca bu soruya olumlu yanıt vermek gerekir. Devlet başkanı parlâmentonun onaylanmasını uygun bulduğu her andlaşmayı onaylamak zorunda değildir. Zira, bu sistemde, bir andlaşmanın onaylanıp onaylanmaması parlâmentonun “uygun bulmasına (apprabation, appraval)” bağlı olsa da, “onay (ratification)” işlemi, hukukî niteliği itibarıyla, parlâmentonun değil, devlet başkanının bir işlemidir[260]. Bu sistemde, parlâmentonun “uygun bulma” iradesi, devlet başkanının veya hükûmetin onay iradesinin bir “gerekli şartı”dır; ama “yeterli şartı” değildir. Devlet başkanı veya hükûmet hukukîlik veya yerindelik düşüncesiyle andlaşmayı onaylamaktan son anda vazgeçebilir. Zira andlaşma devletin uluslararası sorumluluğunu doğuracaktır. Uluslararası politikada değişen koşullar bakımından devlet başkanı andlaşmayla ülkenin bağlanmasını yerinde görmeyebilir. Dış politika alanında parlâmentoların yetkisi nihaî ve mutlak yetki değildir. Bu yetki esas itibarıyla yürütme organına aittir. Parlâmentonun sadece bir denetleme yetkisi vardır.

Şüphesiz, parlâmenter hükûmet sistemine sahip bir ülkede, devlet başkanı parlâmentonun uygun bulduğu andlaşmayı onaylamayı kendi isteğiyle değil, hükûmet isteğiyle reddedebilir. Daha doğrusu, bir parlâmenter demokraside onaylama işlemi, başbakan ve ilgili bakanın karşı-imzası ile gerçekleşeceğine göre, başbakan veya ilgili bakanın karşı-imzalarını koymayı reddetmeleri durumunda, parlâmentonun onaylanmasını uygun bulduğu bir andlaşma onaylanmayacaktır.

Yürürlüğe Girme.- Devlet başkanı tarafından onaylanan andlaşmaların yürürlüğe girebilmesi  için öncelikle taraf devletler arasında “onay belgelerinin değişimi (échange de lettre de ratification)[261] gereklidir[262]. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde, bu “onay belgesi” de devlet başkanının imzasını ve başbakan ve dışişleri bakanının karşı-imzasını taşır[263]. Andlaşma kendi metninde daha sonraki bir tarihi öngörmüyorsa, son onay belgesinin değişimi tarihinde uluslararası hukuk bakımından yürürlüğe girdiği kabul edilir[264].

İlân ve Yayın.- Onaylanan andlaşmanın, onaylayan devletin kendi iç hukukunda yürürlüğe girmesi için de, her devletin kendi iç hukuku tarafından öngörülen “ilân (proclamation)” ve “yayın (publication)” gibi işlemlerin de yapılması gereklidir[265].


 

TABLO 17: Devlet Başkanlarının Uluslararası Andlaşmaları Akdetme ve Onaylama Yetkisi (s.228)

Tablo için burasını tıklayınız.

 


 

Yayınlanıp yürürlüğe giren andlaşmaların son olarak, Birleşmiş Milletler Sekreterliğine tescil ettirilmesi gerekir[266]. Bundaki amaç, devletlerin “gizli andlaşma (secret treaty, traité secret)” yapmalarını önlemektir[267].

Devlet başkanlarının uluslararası andlaşmaları akdetme ve onaylama yetkisine ilişkin ulaştığımız sonuçlar TABLO 17’de özetlenmiştir (bkz. s.228).

C. Savaş ve Barış İlân Etmek

Bibliyografya.- Esmein, op. cit., s.211-215; Hauriou, op. cit., s.421-424; Laferrière, op. cit., s.1050; Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.802-803; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.842-845; Jackson ve Tushnet, op. cit., s.714-788; Loru Fisler Damrosh, “Constitutional Control Over War Power: A Common Core of Accountability in Democratic Societies?”, University of Miamy Law Review, Cilt 50, 1995, s.183-199 in Jackson ve Tushnet, op. cit., s.731-744.

Devlet başkanlarının sahip olduğu geleneksel yetkilerden biri de “savaş ilân etmek (declare war, déclaration de guerre )” ve “barış yapmak (make peace, conclure la paix)” yetkisidir.

1. Monarşilerde

Monarşilerde, savaş ve barış ilân etme yetkisi de krallara aittir[268]. Bu kural modern monarşilerde de geçerlidir.

Örneğin 1994 Belçika  Anayasasına göre, Kral “savaş hâli (état de guerre)”ni ve “savaşın sona ermesi (fin des hostilités)” hâlini ilân eder (m.167/2). Kral devletin güvenliği ve çıkarı izin verir vermez durumdan derhal Meclisleri haberdar eder (m.167/2). Belçika’da Kralın bu yetkisi, diğer yetkileri gibi, karşı-imza kuralına tâbidir (m.106).

1953 Danimarka  Anayasasına göre ise, Kral, ülkenin anî saldırıya (actual or imminent aggression ) uğraması ihtimali dışında, ancak Parlâmentonun onayı ile yabancı bir devlete karşı askerî güç kullanabilir (seksiyon 19).

1978 İspanyol  Anayasası ise “savaş ve barış ilân etme (declarar la guerra y hacer la paz)” yetkisini Cortes Generales’in “ön izni (previa autorización)”nin alınması kaydıyla Krala vermiştir (m.63/3). Kralın bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.64).

1868 Lüksemburg  Anayasasına göre “savaş (war)” ilân etme ve çatışmalara son verme (cessation of hostilities ) yetkisini, Parlâmentonun izninin alınması kaydıyla Büyük Düke vermektedir (m.37/6). Büyük Dükün bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.45).

1814 Norveç  Anayasasına göre Kral, orduları çağırma, Krallığın savunulması amacıyla savaş başlatma ve barış yapma yetkisine sahiptir (m.26). Ancak Kralın bu yetkisini kullanabilmesi için, ülkenin anî bir saldırıya uğraması hâli dışında, Storting’in iznini alması gerekir (m.25). Kralın bu yetkileri karşı-imza kuralına tâbidir (m.31).

2. Cumhuriyetlerde

Cumhuriyetlerde ise iki sistem görülmektedir. Birinci sistemde bu yetki parlâmentolara verilmektedir[269]. İkinci sistemde ise savaş ilân etme yetkisi parlâmento ile devlet başkanı arasında paylaştırılır. Savaş ilân etme yetkisi esasen devlet başkanlarına verilir; ancak devlet başkanının savaş ilân edebilmesi için önce “parlâmentonun izni (authorization by the parliament, autorisation préalable du parlement)”ni[270] alması şart koşulmaktadır[271].

Örneğin 1999 Finlandiya  Anayasasına göre Cumhurbaşkanı, Parlâmentonun rızasını alarak savaş ve barış konusunda karar verir (sek.93/1). Cumhurbaşkanı bu yetkisini Hükûmetin önerisi üzerine kullanabilir (sek.58).

1947 İtalyan  Anayasasına göre Meclisler tarafından karar verildikten sonra savaş hâli ilân etme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir (m.87/9).

1976 Portekiz  Anayasası savaş ve barış ilân etme yetkisini Cumhurbaşkanına vermektedir. Ancak bu yetkiyi kullanabilmek için Cumhurbaşkanının, Devlet Şurasının (Conselho de Estado) görüşünü ve Cumhuriyet Meclisinin (Assembleia da República) iznini alması gerekir (m.138-c). Cumhurbaşkanının bu yetkisi karşı-imza kuralına tâbidir (m.143/1).

1975 Yunan  Anayasası savaş ilân etme (declare war) ve barış andlaşmaları akdetme (conclude treaties of peace ) yetkisini Cumhurbaşkanına vermiştir (m.36). Ancak bu yetki Anayasanın 35’inci maddesine göre karşı-imza kuralına tâbidir.

Vazgeçme.- Devlet başkanının savaş ilân etme yetkisi parlâmentonun iznine tâbi ise, parlâmentonun bu konuda iznini alan devlet başkanı, savaş ilân etmekten vazgeçebilir mi? Kanımızca bu soruya olumlu yanıt vermek gerekir. Zira, devlet başkanı tarafından savaş ilân etme işlemi, parlâmentonun iznine tâbi kılınmış olsa da devlet başkanının bir işlemidir. Parlâmentonun izni bu işlemin yapılabilmesinin bir “gerekli koşulu” dur; ama “yeterli koşulu” değildir. İzin almış devlet başkanı şu ya da bu nedenle savaş ilân etmekten vazgeçebilir. Zira yukarıda da belirttiğimiz gibi, dış ilişkiler alanında asıl yetki, yasama organına değil, yürütme organına aittir. Devlet başkanının savaş ilânından vazgeçebileceği hususu, pratik nedenlerle de savunulabilir. Savaş ilânını gerektirecek şartlar, bir iki gün içinde değişmiş olabilir. Hatta, devlet başkanı mevcut bir gerilimde, her an savaşa girme ihtimali karşısında önceden parlâmentonun “ön izni”ni almayı bir taktik olarak uygun görmüş olabilir. Gerilimin barışçı yollarla çözümü aranırken, devlet başkanı, izni almış olmasına rağmen savaş ilânını erteleyebilecek; hatta gerilim düşerse devlet başkanı savaş ilân etmekten vazgeçebilecektir.

Karşı-İmza .- Parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanları sahip oldukları doğrudan doğruya veya parlâmentonun izninden sonra savaş ilân etme yetkisini, anayasa aksini öngörmüyorsa, ancak başbakan ve ilgili bakanın karşı-imzasıyla kullanabilir. Zira, savaş ilân etmek, bir devlet hayatında en fazla sorumluluk gerektiren işlemlerden biridir. Böylesine ağır bir sorumluluk gerektiren bir işlemi, sorumsuz olan devlet başkanının tek başına yapabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, savaş ilânına ilişkin olarak, parlâmentonun savaş ilân etmesini talep etme, parlâmentodan savaş ilân etmek için izin isteme ve savaş ilân etme, gibi devlet başkanlarının yapacağı bütün işlemler başbakan veya ilgili bakanca imzalanmalıdır. Yukarıda örneklerde gördüğümüz ülkelerin hepsinde de devlet başkanının savaş ve barış ilân etme yetkisi karşı-imza kuralına tâbi tutulmuştur.

Bihakkın Savaş Hâli.- Bir devletin resmen savaş ilân etmeden de savaş hâline girmesi mümkündür. Ülkesi beklenmedik bir saldırıya uğrayan devletin, saldırıya cevap vermesi için parlâmentonun izin vermesi ve devlet başkanının savaş ilân etmesini beklemesi düşünülemez[272]. Saldırıya uğrayan her devlet, saldırıya derhal cevap verebilir. Saldırıya uğrayan devlet bakımından bu durumda “bihakkın savaş hâli[273] (état de guerre de plein droit )[274] söz konusudur. Bu durumda savaş ilânına gerek yoktur.

VI. Devlet Başkanlarının Diğer Görev ve Yetkileri

Bazı ülkelerin anayasaları devlet başkanlarına çok değişik görev ve yetkiler vermektedir. Bunları tasnif etmek oldukça güçtür. O nedenle bu tür görev ve yetkileri burada ayrı bir başlık altında saymayı uygun gördük.

1. Bazı Kurullara Başkanlık Etmek

Bazı anayasalar, devlet başkanlarının bazı kurullara başkanlık etmesini öngörmektedir. Örneğin 1958 Fransız Anayasasına göre Cumhurbaşkanı, “Hakimlik Yüksek Kurulu (Conseil supérieur de la magistrature)”na başkanlık eder (m.65/1). Yine 1958 Fransız Anayasasına göre Cumhurbaşkanı, “Millî Savunma Yüksek Kurul ve Komiteleri (Conseil et Comités supérieurs de la Défence nationale) ”ne başkanlık eder (m.15). 1947 İtalyan Anayasasına göre Cumhurbaşkanı “Hakimler Yüksek Kurulu (Consiglio superiore della magistratura)”na ve “Savunma Yüksek Kurulu (Consiglio supremo di difesa )”na başkanlık eder (m.87/9, 10)[275]. 1983 Hollanda Anayasasına göre Kral, “Devlet Şurası (Council of State)”na başkanlık eder (m.74). 1976 Portekiz Anayasasına göre de Cumhurbaşkanı, “Devlet Şurası (Conselho de Estado)”na ve “Ulusal Savunma Yüksek Kurulu”na başkanlık etmektedir (m.136-d, o).

2. Onursal Payeler Vermek

Çeşitli anayasalar devlet başkanlarına “onursal payeler (honors)”, “nişanlar (decorations) ” tevcih etme yetkisini vermektedir.

a) Monarşilerde.- Geleneksel olarak monarşilerde krallar “fons honorum (onur kaynağı)” olarak kabul edilirler[276]. Günümüzde de çeşitli monarşilerde anayasalar krallara çeşitli onursal payeler ve soyluluk unvanları verme yetkisini vermektedir. Örneğin 1946 Japon Anayasasına göre “onursal mükâfatlar vermek (awarding of honors)” yetkisi Hükûmetin önerisi ve onayıyla İmparatora aittir (m.7/7). 1868 Lüksemburg Anayasasına göre Büyük Dük, “soyluluk unvanları (titles of nobility)” ihsan etme hakkına sahiptir (m.40). Ancak bu unvanlara hiçbir ayrıcalık bağlanamaz (m.40). İngiltere’de Kraliçe “onur kaynağı (fountain of honour)” olarak kabul edilmektedir[277]. İngiltere’de Kraliçe onursal payeler verme yetkisini Başbakanın görüşüyle kullanabilir[278]. 1979’dan beri İngiltere’de bütün onursal payeler için öneriler “Siyasî Onursal Payeler İnceleme Komitesi (Political Honours Scrutiny Committee)”nin incelemesine sunulur[279]. Bu Komite üç Privy Councilors’tan oluşur[280]. Eğer Başbakan bu Komitenin görüşüne karşı bir öneride bulunursa, Kraliçenin Başbakanın önerisini reddetme yetkisi vardır[281].

b) Cumhuriyetlerde.- Monarşilerde kralların bu yetkisi cumhuriyetlerde cumhurbaşkanlarına verilmiştir. Birçok cumhuriyet anayasası cumhurbaşkanlarına çeşitli “onursal payeler (honors)”, “nişanlar (decorations)” verme yetkisini tanımaktadır. Örneğin 1929 Avusturya Anayasası, Cumhurbaşkanının “onursal imtiyazlar (honorary privileges )” vermesinin özel kanunlar ile düzenlenmesini öngörmektedir (m.65/3). Fransa’da Cumhurbaşkanı, “Ordre national de la Légion d’honneur” ve “Ordre national du Méritein “Grand maître”idir. Ancak bu “ordre”larda atamalar, yükselmeler, bakanların karşı-imzasıyla yapılır[282]. 1947 İtalyan Anayasasına göre Cumhurbaşkanı “Cumhuriyet nişanları (onorificenze della Repubblica)” verme yetkisine sahiptir (m.87/son)[283]. 1976 Portekiz Anayasası “nişanlar (decorations)” verme yetkisine sahiptir. Keza Cumhurbaşkanı grand-master of Portuguese orders of honour görevini yerine getirir (m.137-j). 1975 Yunan Anayasası, Cumhurbaşkanına “nişanlar (decorations)” verme yetkisini tanımıştır (m.46/2).

3. Para Bastırmak

Tarihsel olarak “para basma (meskukat darbı, coinage, minting money , battre monnaie)”, egemenliğin bir göstergesidir. Eski zamanlarda, bağımsızlığını ilân eden hükümdarlar adlarına sikke darp ettirirlerdi. Keza tahta yeni çıkan bir hükümdar da adına para bastırırdı. Bu tarihsel hak, günümüze kadar da varlığını sürdürebilmiştir. Bazı anayasalar günümüzde de “para basma hakkı”nın Krala ait olduğunu belirtmektedirler. Örneğin 1994 Belçika Anayasasına göre Kral “para bastırma hakkına (droit de battre monnaie)” sahiptir (m.112). 1953 Danimarka Anayasasına göre, Kral para bastırabilir (cause money) (seksiyon 26). 1868 Lüksemburg Anayasasına göre de Büyük Dük “para bastırma hakkı (right to mint money)”na sahiptir.

4. Medenî Hukuk Alanındaki Yetkiler

Bazı ülkelerde devlet başkanlarının medenî hukuk alanında bazı istisnaî yetkiler ile donatıldığı görülmektedir. Örneğin 1929 Avusturya Anayasası ana babaların isteği üzerine onların nesebi gayri sahih olan çocuklarının nesebini sahih hâle getirme yetkisini Cumhurbaşkanına vermiştir (m.65/2-d). Fransa’da ise Cumhurbaşkanı evlilik konusunda, yaştan, akrabalıktan kaynaklanan evlenme engellerini kaldırabilir. Keza Cumhurbaşkanı, “ölüm sonrası evlilikler (mariages posthumes)”e izin verme, evlat edinen ile evlat edilen arasında olması gereken minimum yaş farkını indirme yetkisine sahiptir[284].

5. Yurt Dışına Çıkma Yasağı

Bazı anayasalar devlet başkanlarına hükûmetin izni olmadan yurt dışına çıkmayı yasaklamaktadır. Örneğin İsrail’de 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında Temel Kanuna göre, Devlet Başkanı Hükûmetin onayı olmaksızın ülke dışına çıkamaz (sek.18). 1975 İsveç Anayasası ise, Devlet Başkanının yurt dışına çıkmadan önce Başbakana danışması şartını getirmektedir (Bölüm 5, m.2). 1814 Norveç Anayasası ise Kralın, Storting’in rızası olmaksızın altı aydan fazla Krallık dışında bulunmasını yasaklamaktadır (m.11). 1976 Portekiz Anayasasına göre de Cumhurbaşkanı, beş günü aşmayan resmî olmayan gezilerin dışında, Cumhuriyet Meclisinin (Assembleia da República) izni olmadan ülkeden ayrılamaz (m.132). Bu hükme aykırı davranan Cumhurbaşkanının görevi kendiliğinden düşmüş sayılır (m.132).

 


[1].   De Vergottini, op. cit., s.537.

[2].   Vedel, op. cit., s.493.

[3].   Wigny, op. cit., s.565; Laferrière, op. cit., s.1050; Prélot, op. cit., s.652; Favoreu et al., op. cit., s.602; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.498-499.

[4].   Wigny, op. cit., s.565; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.633.

[5].   Barthélemy ve Duez, op. cit., s.633; Wigny, op. cit., s.566.

[6].   Barthélemy ve Duez, op. cit., s.634; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.498.

[7].   Edip F. Çelik, Milletlerarası Hukuk, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1975, c.I, s.495.

[8].   Ibid.

[9].   Wigny, op. cit., s.566; Cadart, op. cit., c.II, s.1132; Fabre, op. cit., s.364-365; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.635-636; Prélot, op. cit., s.654-655; Lavroff, op. cit., s.715-720; Ardant, op. cit., s.448; Favoreu et al., op. cit., s.603.

[10]. Wigny, op. cit., s.566; Cadart, op. cit., c.II, s.1132; Fabre, op. cit., s.364-365; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.635-636; Prélot, op. cit., s.654-655; Lavroff, op. cit., s.715-720; Ardant, op. cit., s.448; Favoreu et al., op. cit., s.603; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.495-497; Chagnollaud, op. cit., s.291-292.

[11]. Wigny, op. cit., s.566; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.495.

[12]. Wigny, op. cit., s.566.

[13]. Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.495.

[14]. Ibid., s.497.

[15]. Wigny, op. cit., s.572-573; Cadart, op. cit., c.II, s.1131; Laferrière, op. cit., s.1051; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.635-636; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.497-498.

[16]. Laferrière, op. cit., s.1050.

[17]. Ibid., s.1051.

[18]. Barthélemy ve Duez, 635.

[19]. Wigny, op. cit., s.572; Cadart, op. cit., c.II, s.1132.

[20]. Wigny, op. cit., s.573.

[21]. Wigny, op. cit., s.572; Monica Charlot, Le Système politique britannique, Paris, Armand Colin, 1976, s.209.

[22]. Walter Bagehot, The English Constitution, London, Oxford University Press, The World’s Classics, 1952, s.67.

[23]. Chantebout, op. cit., s.353; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.635.

[24]. Örneğin, İngiltere’de Lord Morrison, İçişleri Bakanı iken bir ölüm cezasının infazı konusunda Kral George V ile iki defa tartıştığını, Kralın görüşünü dinlediğini ama Kralın görüşlerini izlemediğini, Kralın da bunu saygı ile karşıladığını yazmaktadır (Charlot, op. cit., s.209).

[25]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.685; Laferrière, op. cit., s.799.

[26]. Tunçer Karamustafaoğlu, Yasama Meclislerini Fesih Hakkı, Ankara, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1982, s.166.

[27]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.100.

[28]. Laferrière, op. cit., s.427; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.100; Debbasch, op. cit., s.47; Fabre, op. cit., s.217.

[29]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.686.

[30]. Karamustafaoğlu, op. cit.,  s.135.

[31]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.686-687; Laferrière, op. cit., s.800-801; Karamustafaoğlu, op. cit.,  s.26-38.

[32]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.686; Laferrière, op. cit., s.800.

[33]. İngiltere’de session ve prorogation kavramları için bkz. De Smith ve Brazier, op. cit., s.232.

[34]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.686.

[35]. Ibid.

[36]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.230; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.686.

[37]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.230; Charlot, op. cit., s.20.

[38]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.230.

[39]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.691; Laferrière, op. cit., s.804.

[40]. De Smith ve Brazier, op. cit., s.117.

[41]. Ibid., s.118.

[42]. Autexier, op. cit., s.46-47.

[43]. Ibid., s.48.

[44]. Ayrıntılar için biraz aşağıya bakınız.

[45]. Karamustafaoğlu, op. cit.,  s.30.

[46]. Ibid., s.148.

[47]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.691; Ardant, op. cit., s.473

[48]. Karamustafaoğlu, op. cit.,  s.173.

[49]. Ibid., s.143-145.

[50]. Ibid., s.143-146.

[51]. Ibid., s.143-145.

[52]. Ibid., s.145.

[53]. Ibid.

[54]. Ibid., s.146.

[55]. Ibid.

[56]. Ibid., s.150-151.

[57]. Ibid., s.150.

[58]. Ibid., s.151.

[59]. Karamustafaoğlu, op. cit.,  s.152-155; Favoreu et al., op. cit., s.619; Chagnollaud, op. cit., s.296.

[60]. Turpin, op. cit., s.359.

[61]. Metin Günday, İdare Hukuku, Ankara, İmaj Yayınları, 1997, s.13.

[62]. Conseil d’Etat, 20 Şubat 1989, Allain, Rec., 1989, s.60; Recueil Dalloz, 1989, s.96; René Chapus, Droit administratif général, Paris, Montchrestien, 1990, c.I, s.650; Favoreu et al., op. cit., s.619.

[63]. Conseil constitutionnel, 4 Haziran 1988, Rec., 1988, s.79; Chapus, op. cit., s.650; Favoreu et al., op. cit., s.619; Chagnollaud, op. cit., s.296

[64]. Bkz. Karamustafaoğlu, op. cit.,  s.152-166, özellikle 160, 166.

[65]. Vedel, op. cit., s.473-474; Debbasch et al., op. cit., s.697-698; Karamustafaoğlu, op. cit.,  s.166-174.

[66]. Karamustafaoğlu, op. cit.,  s.166.

[67]. Ibid.

[68]. Ibid.

[69]. Ibid., s.167.

[70]. Ibid., s.174. Savaş gibi bazı olağanüstü hâllerde feshedilmiş meclisin toplanması gerekebilir. Bu nedenle anayasalarda bu konuda istisnaî hükümlerin öngörülmesinde yarar vardır (Ibid.).

[71]. Ibid., s.170.

[72]. Vedel, op. cit., s.474; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.686.

[73]. Karamustafaoğlu, op. cit.,  s.170.

[74]. Yukarıda belirttiğimiz gibi Uygulamada da 1953 Danimarka Anayasası (sek.32), 1983 Hollanda Anayasası (m.64), 1944 İzlanda Anayasası (m.24), 1976 Portekiz Anayasası (m.175/3) parlâmentonun görev süresinin yeni seçimlere kadar devam etmesini öngörmektedir.

[75]. Örneğin Avusturya Anayasası (m.55), 1976 Portekiz Anayasası (m.175/3).

[76]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.692-693; Laferrière, op. cit., s.802.

[77]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.692.

[78]. Ibid.

[79]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.693-694; Laferrière, op. cit., s.802-807; Lavroff, op. cit., s.694-695; Chagnollaud, op. cit., s.296.

[80]. Laferrière, op. cit., s.804.

[81]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.693.

[82]. Laferrière, op. cit., s.804.

[83]. Ibid.

[84]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.691; Laferrière, op. cit., s.804; Gicquel, op. cit., s.550.

[85]. Debbasch et al., op. cit., s.698; Turpin, op. cit., s.360; Favoreu et al., op. cit., s.619.

[86]. Debbasch et al., op. cit., s.699; Lavroff, op. cit., s.695.

[87]. Lavroff, op. cit., s.695; Turpin, op. cit., s.361.

[88]. Debbasch et al., op. cit., s.698, Favoreu et al., op. cit., s.619.

[89]. Chagnollaud, op. cit., s.287.

[90]. Nakleden: Chagnollaud, op. cit., s.287.

[91]. Chagnollaud, op. cit., s.287, 296.

[92]. Autexier, op. cit., s.46-47.

[93]. Ibid., s.48.

[94]. Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.149-155; De Smith ve Brazier, op. cit., s.117-118.

[95]. Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.150; De Smith ve Brazier, op. cit., s.117.

[96]. Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.150.

[97]. Ibid.

[98]. Ibid.

[99]. Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.150.

[100].  De Smith ve Brazier, op. cit., s.117.

[101]Ibid., s.118.

[102]Ibid., s.230-233.

[103].  Monarşilerde genellikle kralın bu üç hakkı (çağrı, erteleme ve kapatma) vardır. Bununla birlikte bir cumhuriyet anayasası da bu haklardan birini veya bir kaçını cumhurbaşkanına vermiş olabilir. Örneğin Üçüncü Fransız Cumhuriyeti Anayasası, cumhurbaşkanına çağrı, erteleme ve kapatma haklarını vermiştir (16 Temmuz 1875 tarihli Anayasal Kanun, m.1-2). Bununla birlikte Üçüncü Fransız Cumhuriyetinde Millet Meclisi kendiliğinden toplanma hakkına da sahipti (Hauriou, op. cit., s.457-458).

[104].  Duguit, Traité..., op. cit., c.IV, s.136.

[105].  De Smith ve Brazier, op. cit., s.230; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.739.

[106].  Esmein, op. cit., c.II, s.166-167.

[107]Ibid.

[108].  Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.344-345.

[109].  Esmein, op. cit., c.II, s.168-169.

[110].  Debbasch et al., op. cit., s.725; Turpin, op. cit., s.364-365.

[111].  Debbasch et al., op. cit., s.725; Turpin, op. cit., s.364-365.

*      “sek.” “seksiyon”un kısaltmasıdır. 

[112].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.622;

[113].  Dominique Hocherez, “Message”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.633. Monarşilerde devlet başkanının bildirisine “tahtın nutku (discours du trône)” ismi verilir (Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.570).

[114].  Laferrière, op. cit., s.1044.

[115].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.622; Laferrière, op. cit., s.1044; Fransa’da Cumhurbaşkanının parlâmentoya girmesi gelenek olarak yasaktır. O nedenle Fransa’da Cumhurbaşkanının mesajı Millet Meclisi ve Senato Başkanı tarafından okunur (Gicquel, op. cit., s.548).

[116].  “Mahzar” Arapça “huzur”dan geliyor ve “büyük bir kimsenin önü”, “hazır olma”, “birkaç kişi tarafından imzalanmış ortak dilekçe” gibi anlamlara geliyor (Ferit devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat, Ankara, Aydın Kitabevi, 1984, s.683).

[117].  “Adresse”, Fransızca’da “bir siyasî meclisin hükümdara yönelttiği iyi duygu ve dileklerin ifadesi” anlamına gelmektedir (Le Petit Robert, Paris, Le Robert, 1991, s.27).

[118].  Duguit, Traité, op. cit., s.570; Hocherez, op. cit., s.633.

[119].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.740.

[120].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.740. Örneğin Belçika’da Kral, yasama kuvvetinin üç kolundan biri olarak düşünülmektedir (Wigny, op. cit., s.618).

[121].  Raymond Carré de Malberg, Contribution à la théorie générale de l’Etat, Paris, Sirey, 1922, c.I, s.396.

[122]Ibid., c.I, s.397.

[123].  André Mathiot, Le régime politique britannique, Paris, Librairie Armand Colin, 1955, s.202; S. B. Chrimes, English Constitutional History, London, Oxford University Press, 1953, s.13, 42; Hodd Philips ve Jackson, op. cit., s.83.

[124].  Chrimes, op. cit., s.13, 42. Bu husus, Lordlar Kamarasının Official Report’larında da açıkça görülmektedir. Official Report şöyle başlar: “The King being seated on the Throne, and the Commons being at the Bar with their Speaker, His Majesty was pleased to make a most Gracious Speech to both Houses of the Parliament, and then retired” (Chrimes, op. cit., s.43).

[125].  Yukarıdaki formül 11.11.1999 tarihli House of Lords Act’tan alınmıştır (http://www. hmso.gov.uk/acts/acts1999/19990034.htm – 23.10.2000).

[126].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.738.

[127].  De Smith ve Brazier, op. cit., s.28-29; 121.

[128].  De Smith ve Brazier, op. cit., s.121; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.738.

[129].  Malî kanunlara ilişkin onay iradesini ise, “Le Roy/La Reyne remercie ses bons sujets, accepte leur benevolence et ainsi le veult” cümlesiyle açıklar (Chrimes, op. cit., s.13; Charlot, op. cit., s.181). Özel nitelikteki kanunlara ilişkin olarak ise, Kraliçe onay iradesini “Soit fait comme il est désiré” cümlesiyle açıklar (Chrimes, op. cit., s.13).

[130].  Chrimes, op. cit., s.13; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.739; Esmein, op. cit., s.120.

[131].  Chrimes, op. cit., s.13; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.738. En son 1707 yılında Kraliçe Anne Scotch Militia Bill’i onamayı reddetmiştir (Chrimes, op. cit., s.13; Esmein, op. cit., c.I, s.234). Punnet’e göre, bu tarih 1703’tür (R. M. Punnet, British Government and Politics, Cambridge, Gower, Dördüncü Baskı, 1985, s.273).

[132].  Wigny, op. cit., s.618.

[133].  Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.30.

[134].  Buna Fransızca’da “nisbî veto (veto relatif)” veya “kısmî veto (veto partiel)” denir (Burdeau, Hamon ve Troper, op. cit., s.140). Bu kurumu Türkçe “güçleştirici veto” ifadesi “nispî veto” veya “kısmi veto” ifadesinden daha güzel anlatmaktadır. O nedenle biz burada “kısmî veto” veya “nispî veto” ifadesini değil, güçleştirici veto ifadesini kullanmayı uygun buluyoruz.

[135].  Ardant, op. cit., s.474.

[136]Ibid.

[137]Ibid.

[138]Ibid.

[139].  Genellikle monarşilerde “onay”, cumhuriyetlerde ise “ısdar”ın olduğu söylenir. Bu doğru değildir. Isdar monarşilerde de olabilir. Kral tarafından onaylanmış kanun daha sonra yayımlanmadan yine kral tarafından ısdar edilebilir. Nitekim, 1978 İspanyol Anayasasının 62’nci maddesi kanunları sadece onaylamak değil, ısdar etmek görevini de Krala vermektedir.

[140].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.740;

[141].  Türk hukukunda “yayım” kavramından ayrı bir “ısdar” kavramına yer verilmemektedir (Erdoğan Teziç, Türkiye’de 1961 Anayasasına Göre Kanun Kavramı, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1972, s.139-140; Özbudun, op. cit., s.21). Türkiye’de Anayasaya göre Cumhurbaşkanının sadece kanunları Resmî Gazetede “yayımlama” yetkisi vardır. Anayasamız “ısdar”dan bahsetmemektedir. Erdoğan Teziç Türkiye’de kanunların Cumhurbaşkanınca “yayımlanması”nı “ısdar” niteliğinde bir işlem olarak görmektedir (Erdoğan Teziç, Anayasa Hukuku, İstanbul, Beta Yayınları, Beşinci Baskı, 1998, s.47). Gerçekten de, “yayım”, bir “hukukî” işlem değil, bir “maddî işlem”, bir “fiil”dir. Yayım, kanun metninin Resmî Gazetede basılması ve Resmî Gazetenin dağıtılması işlemidir. Bu fiil, Cumhurbaşkanı tarafından değil, Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce yapılır. Cumhurbaşkanının yaptığı şey, TBMM tarafından kabul edilen kanun metnini bir “yayın tezkeresi” ile Başbakanlığa göndermesidir. Kanımızca Türkiye’de bu “yayın tezkeresi”ni, “ısdar” işlemi olarak kabul etmek gerekir.

Türkiye’de de “ısdar” müessesesine gerek vardır. Zira TBMM'nin kabul ettiği metin ile Resmî Gazetede yayınlanacak olan metnin aynı metin olduğunu kim bize garanti edecek? TBMM'nin kabul ettiği metin ile Resmî Gazetede yayımlanan metin arasında “mevsukiyet (authenticité)” denetimini yapacak bir kişiye veya makama ihtiyaç vardır. Bu kişi de Cumhurbaşkanıdır. O hâlde Türkiye’de Cumhurbaşkanının imzası olmadan Resmî Gazetede bir kanun metni yayınlanamaz. Keza Cumhurbaşkanı kanun metinlerini Resmî Gazetede yayımlandıktan sonra tekrar kontrol etmelidir. TBMM'nin kabul ettiği metin ile Resmî Gazetede yayımlanan metin arasında, uyuşmazlık varsa, bu uyuşmazlığı yine Başbakanlığa göndereceği “yayım tezkeresi (ısdar)” işlemiyle düzeltmelidir. Resmî Gazetede yayınlanan kanun metinlerine ilişkin “düzeltmeler”, maddî hatalara ilişkin olsa bile, muhakkak Cumhurbaşkanının imzasıyla yapılmalıdır.

Kanımızca, 1982 Anayasasının 89’uncu maddesinde ve keza 104’üncü maddesinde Cumhurbaşkanının kanunları yayımlayacağından bahsedilmektedir. Cumhurbaşkanının kanunları “imzalaması”ndan bahsetmemektedir. Kanımızca, Türkiye’de açıkça “ısdar” işleminin kanunla kabul edilmesinde yarar vardır. Cumhurbaşkanı kanun metninin altını imzalamalı ve imzasının yanına o kanunun “Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kanun olduğunun tasdik ettiğini” belirtmelidir.

[142].  19 Mayıs 1959 tarih ve 59-635 sayılı Kararname (Décret) ile belirlenmiştir. Bu Kararname de, 8 Mart 1990 tarih ve 90-218 sayılı Kararname ile bazı değişiklikler yapılmıştır (Journal officiel, 11 Mart 1990, s.3013).

[143].  Bu örnek 10 Temmuz 2000 tarih ve 2000-644 sayılı Kanunun ısdar formülünden alınmıştır (Journal officiel, 11 Temmuz 2000, s.10483). Yukarıda çevrilmiş metnin aslı şöyledir:

“L'Assemblée nationale et le Sénat ont adopté,

Le Président de la République promulgue la loi dont la teneur suit:

                                               (Texte de la loi promulguée)

La présente loi sera exécutée comme loi de l'Etat.

                                                                                                 Fait à Paris, le 10 juillet 2000.

Jacques Chirac

Par le Président de la République :

Le Premier ministre,

Lionel Jospin

Le garde des sceaux, ministre de la justice,

Elisabeth Guigou

Le ministre de l'intérieur,

Jean-Pierre Chevènement

Le ministre de la défense,

Alain Richard

[144].  Bazı Fransız yazarlara göre (örneğin Hauriou, op. cit., s.437-43) ısdarın üçüncü bir fonksiyonu daha vardır. O da devlet başkanının kanunun emrediciliğini saptaması ve kamu makamlarına kanun uygulanması konusunda emir vermesidir. Jèze ve Duguit’in gösterdikleri gibi, ısdarın böyle bir fonksiyonu olduğu kabul edilemez. Çünkü bu durumda, ısdar “onay (sanction)” yetkisi anlamına gelir. Isdar ve onay birbirinden farklı şeylerdir. Kaldı ki, cumhuriyetlerde cumhurbaşkanlarının onay yetkisi yoktur. Cumhuriyetlerde bir kanununa bağlayıcı gücünü veren şey, ısdar değil, onun parlâmento tarafından kabul edilmiş olmasıdır. O nedenle, ısdar, cumhurbaşkanı tarafından kamu makamlarına kanunu uygulamaları konusunda verdiği bir emir olarak kabul edilemez.

[145].  Carré de Malberg, op. cit., c.I, s.429; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.740; Laferrière, op. cit., s.1036.

[146].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.740.

[147]Ibid.

[148].  Carré de Malberg, op. cit., c.I, s.430; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.740; Laferrière, op. cit., s.1036.

[149].  Carré de Malberg, op. cit., c.I, s.430.

[150].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.739-740.

[151]Ibid.

[152]Ibid., s.740.

[153].  Zoller, op. cit., s.447.

[154].  Autexier, op. cit., s.53.

[155].  Duguit, Traité..., op. cit., c.IV, s.631-633, 637; Wigny, op. cit., s.644; Laferrière, op. cit., s.1037; Hauriou, op. cit., s.430-440.

[156].  Bununla birlikte yukarıda gördüğümüz gibi cumhuriyetlerde cumhurbaşkanlarına kanunları bir kez daha görüşülmek üzere parlâmentoya geri gönderme yetkisi tanınmaktadır.

[157].  Duguit, Traité..., op. cit., c.IV, s.632-633, 637; Wigny, op. cit., s.644; Laferrière, op. cit., s.1037; Turpin, op. cit., s.366.

[158].  Wigny, op. cit., s.644.

[159].  Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.632.

[160]Ibid., c.IV, s.637.

[161].  Hauriou, op. cit., s.439-440.

[162].  Devlet başkanı oylamanın geçerli olup olmadığını, bazı oyların geçerli sayılıp sayılmadığını, vs. araştıramaz. Araştıracağı tek şey, meclis başkanının çoğunluk konusundaki beyanlarıdır. Cumhurbaşkanı meclis başkanının, oyların sayıldığı ve gerekli çoğunluğun olduğu yolundaki beyanlarını doğru kabul etmek zorundadır. Bunun ötesinde bir inceleme, kanunun “şekil denetimi” anlamına gelir ki, bu devlet başkanının değil, anayasa mahkemelerinin görevine girer.

[163].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.740.

[164]Ibid., s.743.

[165]Ibid., s.744-745.

[166].  1976 Portekiz Anayasası, Anayasa değişiklikleri, Anayasanın 164 ve 167’inci maddelerindeki konularda, bütçeyle, vergiyle ve maliyeyle ilgili konularda referandum düzenlenmesini yasaklamaktadır (m.118/3).

[167].  Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.996-997.

[168].  Örneğin 1947 İtalyan Anayasası, m.94: 10 gün; 1976 Portekiz Anayasası, m.195/1: 10 gün; 1975 Yunan Anayasası, m.84/1: 15 gün; 1929 Avusturya Anayasası, m.70/3: 1 hafta; 1982 Türk Anayasası, m.110: 1 hafta.

[169].  1958 Fransız Anayasasının 8’inci maddesine göre, yeni kurulan Bakanlar Kurulunun Millet Meclisinden güven oyu isteme zorunluluğu yoktur. Atanan Bakanlar Kurulunun Millet Meclisinin güvenine sahip olduğu varsayılır. Şüphesiz Bakanlar Kurulu zorunlu olmamakla birlikte göreve başlarken Millet Meclisinden güven oyu isteyebilir. Ancak uygulamada yeni kurulan Bakanlar Kurullarının bu yola gitmedikleri gözlemlenmektedir (Lavroff, op. cit., s.739).

[170].  Lavroff, op. cit., s.739.

[171].  Bu konuda bkz. Kemal Gözler, Anayasa Normlarının Geçerliliği Sorunu, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 1999, s.237-268.

[172].  De Smith ve Brazier, op. cit., s.159-164; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.318-323;

[173].  De Smith ve Brazier, op. cit., s.161.

[174]Ibid., s.162.

[175].  Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.319.

[176].  De Smith ve Brazier, op. cit., s.162.

[177]Ibid.

[178]Ibid.

[179].  Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.320.

[180].  De Smith ve Brazier, op. cit., s.163-164; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.320.

[181].  Vedel, op. cit., s.437-438; Lavroff, op. cit., s.413.

[182].  Friedrich Koja, “The Legal and Political Role of the Federal President in Appointing the Federal Government”, http://www.hofburg.at/en/index.htm (2.2.2001).

[183].  Wigny, op. cit., s.610.

[184].  Vedel, op. cit., s.441.

[185].  İlhan Arsel, Türk Anayasa Hukukunun Umumî Esasları, Ankara, Mars Matbaası, 1965, s.374.

[186].  Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.500.

[187].  Duguit, Traité..., op. cit., c.IV, s.589; Esmein, op. cit., c.II, s.65.

[188].  Duguit, Traité..., op. cit., c.IV, s.589.

[189].  Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.507-509.

[190].  Vedel, op. cit., s.430.

[191].  Zoller, op. cit., s.447.

[192].  Autexier, op. cit., s.53.

[193].  Kinder-Gest, op. cit., s.31.

[194].  Duguit, Traité..., op. cit., c.IV, s.596.

[195].  Esmein, op. cit., c.II, s.157-159; Hauriou, op. cit., s.422-423; Duguit, Traité..., op. cit., c.IV, s.605-606; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.843-844.

[196].  Gerçi Duguit ve Esmein gibi yazarlar bu soruya monarşiler için teorik olarak olumlu yanıt vermektedirler (Duguit, Traité..., op. cit., c.IV, s.605; Esmein, op. cit., c.II, s.158). Zira, krallar aynı zamanda askerî unvanlar da taşır ve genellikle bir subay olarak yetiştirilirler (Esmein, op. cit., c.II, s.158). Bununla birlikte İngiltere’de de Kralların sefere çıkmaması geleneği vardır. İngiltere’de en son George II seferdeki orduya komuta etmiştir (Esmein, op. cit., c.II, s.167).

[197].  Duguit, Traité..., op. cit., c.IV, s.605-606; Hauriou, op. cit., s.422-423; Esmein, op. cit., s.158.

[198].  Duguit, Traité..., op. cit., c.IV, s.597.

[199]Ibid.

[200]Ibid., c.IV, s.598.

[201]Ibid.

[202].  Michèle Voisset, “Pouvoirs de crise”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, , s.785-788.

[203].  Michèle Voisset, “Pouvoirs exceptionnels”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, , s.789-190.

[204].  Bu başlık altında yapılan açıklamalar, Anayasa Mahkemesinin 39’uncu Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle Anayasa Mahkemesinde düzenlenen Anayasa Yargısı Sempozyumunda 26 Nisan 2001 günü sunduğumuz “Karşılaştırmalı Anayasa Hukukunda Af Yetkisi” başlıklı tebliğimizden alınmıştır. Bu tebliğ, daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından yayınlanacaktır: Kemal Gözler, “Karşılaştırmalı Anayasa Hukukunda Af Yetkisi”, Anayasa Yargısı, Ankara, Anayasa Mahkemesi Yayınları, 2001, Cilt 18 (Çıkacak).

[205].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.752-754; Esmein, op. cit., c.II, s.148-152; Laferrière, op. cit., s.1042; Duguit, Traité, op. cit., c.IV, s.593; Hauriou, op. cit., s.429; Gicquel, op. cit., s.570; Wigny, op. cit., s.659; Xavier Prétot, “Le pouvoir de faire grâce”, Revue du droit public, 1983, s.1528-1529.

[206].  Sulhi Dönmezer ve Sahir Erman, Nazarî ve Tatbikî Ceza Hukuku, İstanbul, Beta, Onuncu Baskı, 1985, Cilt III, s.284-308; İlhan Arsel, Türk Anayasa Hukukunun Umumî Esasları (Birinci Kitap: Cumhuriyetin Temel Kuruluşu), Ankara, Mars Matbaası, 1965, s.350-352; Selahattin Keyman, Türk Hukukunda Af, Ankara, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1965; Seha L. Meray, Ceza Hukukunda Af, Ankara, Zerbamat Basımevi, 1944; Çetin Özek, “Umumî Af”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, 1959, Cilt XXIV, s.127.

[207].  Dönmezer ve Erman, op. cit., c.III, s.302-303; Arsel, op. cit., s.351.

[208].  Örneğin beş yıllık hapis cezasını bir yıla indirme.

[209].  Örneğin ölüm cezasını ömür boyu hapis cezasına çevirme, hapis cezasını para cezasına çevirme.

[210].  Bazı ülkelerde devlet başkanlarının “ceza soruşturmasını durdurma (to stop a prosecution )” ve “davayı ortadan kaldırma (quash)” yetkileri de mevcuttur. Örneğin İngiltere’de Kraliçenin ceza soruşturmasını ve yargılamasını durdurma yetkisi de vardır. Buna nolle prosequi  ismi verilmektedir. Nolle prosequi yetkisi, Kraliçe adına Attorney-General  tarafından kullanılmaktadır (De Smith ve Brazier, op. cit., s.138; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.372). 1944 İzlanda Anayasası Cumhurbaşkanına önemli sebepler söz konusu olduğunda, ceza soruşturmasının durdurulmasına karar verme yetkisini de vermektedir (m.29). 1929 Avusturya  Anayasası da Cumhurbaşkanına re'sen soruşturmaya tâbi ceza davalarını ortadan kaldırma (quash) yetkisini vermektedir (m.65/2-c).

[211].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.752; Esmein, op. cit., c.II, s.148; Wigny, op. cit., s.659; Laferrière, op. cit., s.1042; Duguit, Traité..., op. cit., c.IV, s.593; Hauriou, op. cit., s.429.

[212].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.752-753; Esmein, op. cit., c.II, s.148; Wigny, op. cit., s.659; Laferrière, op. cit., s.1042; Duguit, Traité..., op. cit., c.IV, s.593; Hauriou, op. cit., s.429.

[213].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.753; Esmein, op. cit., c.II, s.148; Wigny, op. cit., s.659; Laferrière, op. cit., s.1042; Duguit, Traité..., op. cit., c.IV, s.593; Hauriou, op. cit., s.429.

[214].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.753; Esmein, op. cit., c.II, s.148; Wigny, op. cit., s.659; Laferrière, op. cit., s.1042; Duguit, Traité..., op. cit., c.IV, s.593; Hauriou, op. cit., s.429.

[215].  Bununla birlikte İngiltere’de Kraliçe’nin nolle prosequi yetkisi, soruşturmayı ve yargılamayı durdurur (De Smith ve Brazier, op. cit., s.138; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.372). Avusturya’da da Cumhurbaşkanının ceza davasını ortadan kaldırma (quash) yetkisi vardır (1929 Avusturya Anayasası, m.65/2-c).

[216].  Zaten gras yetkisine sahip makamın, gras yetkisini kesin hükümden sonra kullanması gerekir.

[217].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.753; Esmein, op. cit., c.II, s.148; Wigny, op. cit., s.659; Laferrière, op. cit., s.1042; Duguit, Traité..., op. cit., c.IV, s.593; Hauriou, op. cit., s.429.

[218].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.753.

[219]Ibid.

[220].  Esmein, op. cit., c.II, s.148.

[221].  Esmein, op. cit., c.II, s.148-149; Wigny, op. cit., s.659; Hauriou, op. cit., s.429; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.757-758.

[222].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.755-756; Esmein, op. cit., c.II, s.148; Laferrière, op. cit., s.1042.

[223].  1949 Alman Anayasası, m.60/2; 1929 Avusturya Anayasası, m.65/-c; 1994 Belçika Anayasası, m.111; 1953 Danimarka Anayasası, sek.24; 1999 Finlandiya Anayasası, m.105/1; 1958 Fransız Anayasası, m.34; 1983 Hollanda Anayasası, m.122/1; İngiltere, convention; 1937 İrlanda Anayasası, m.13/6; 1978 İspanyol Anayasası, m.62-1; 16 Haziran 1964 tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanunu, sek.11/6-b; 1947 İtalyan Anayasası, m.87/11; 1944 İzlanda Anayasası, m.29; 1946 Japon Anayasası, m.7/6; 1868 Lüksemburg Anayasası, m.38; 1814 Norveç Anayasası, m.20; 1976 Portekiz Anayasası, m.138-f ve 164-g; 1982 Türk Anayasası, m.87; 1975 Yunan Anayasası, m.47.

[224].  Örneğin İngiltere’de 1689 tarihli Bill of Rights ile Kralın ius dispensandi yetkisi kaldırılmıştır.

[225].  Esmein, op. cit., c.II, 149.

[226].  Hauriou, op. cit., s.428.

[227].  “The Quenne is the fountain of justice” (De Smith ve Brazier, op. cit., s.137; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.371.

[228].  Yardley, op. cit., s.41.

[229].  De Smith ve Brazier, op. cit., s.138; Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.374.

[230].  Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.373.

[231].  Esmein, op. cit., c.II, s.152.

[232].  Örnekler: Hükümlü Mehmet DEMİR'in Cezasının Kaldırılmasına Dair Karar, Karar No: 2000/20, Resmî Gazete, 16.06.2000, Sayı: 24081; Hükümlü Aşır Ali KÖK'ün Cezasının Kaldırılmasına Dair Karar, Karar No: 2000/30, Resmî Gazete, 21.07.2000, Sayı: 24116; Hükümlü Ömer AKTAŞ'ın Cezasının Kaldırılması Hakkında Karar, Karar No: 2000/57, Resmî Gazete, 10.08.2000, Sayı: 24136, Hükümlü Hayrettin KÖSEMET'in Cezasının Kaldırılması Hakkında Karar, Karar No: 2000/59, Resmî Gazete, 27.09.2000 Çarşamba Sayı: 24183; Hükümlü Cengaver AKÇAY'ın Cezasının Kaldırılması Hakkında Karar, Karar No: 2000/62, Resmî Gazete, 26.10.2000, Sayı: 24212; Hükümlü İhsan TUNÇER'in Cezasının Kaldırılması Hakkında Karar, Karar No: 2000/61, Resmî Gazete, 17.10.2000 Sayı: 24203; Hükümlü Mehmet Turgut TUĞ'un Cezasının Kaldırılması Hakkında Karar, Karar No: 2000/65, Resmî Gazete, 09.11.2000, Sayı: 24225; Hükümlü Bülent DAKAK'ın Cezasının Kaldırılması Hakkında Karar, Karar No: 2000/76, Resmî Gazete, 26.12.2000, Sayı: 24272; Hükümlü Ali KOÇ'un Cezasının Kaldırılması Hakkında Karar, Karar No: 2001/8, Resmî Gazete, 10.01.2001, Sayı: 24283; Hükümlü Hayrettin CAĞCAĞ'ın Cezasının Kaldırılmasına Dair Karar, Karar No: 2001/11, Resmî Gazete, 10.02.2001, Sayı: 24314; Hükümlü Sedat ŞAYLAN'ın Cezasının Kaldırılması Hakkında Karar Karar No: 2001/9, Resmî Gazete, 03.02.2001, Sayı: 24307.

[233].  Örneğin bkz. Özbudun, op. cit., s.311-316; Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.515-526; Kemal Gözler, Cumhurbaşkanı-Hükûmet Çatışması, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.47-65.

[234].  1994 Belçika Anayasası (m.106), 1953 Danimarka Anayasası (seksiyon 14), 1999 Finlandiya Anayasası (seksiyon 79), 1983 Hollanda Anayasası (m.48), 1947 İtalyan Anayasası (m.89), 1946 Japonya Anayasası (m.74), 1814 Norveç Anayasası (m.31).

[235].  Debbasch et al., op. cit., s.706; Turpin, op. cit., s.361; Chagnollaud, op. cit., s.298, 372-273; Gicquel, op. cit., s.552-553, 602-604; Lavroff, op. cit., s.526-536.

[236].  Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.591-598.

[237].  Debbasch et al., op. cit., s.706; Turpin, op. cit., s.361; Chagnollaud, op. cit., s.298, 372-273; Gicquel, op. cit., s.552-553, 602-604; Lavroff, op. cit., s.526-536.

[238].  Gicquel, op. cit., s.552.

[239].  Edip F. Çelik, Milletlerarası Hukuk, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1975, c.I, s.495.

[240]Ibid.

[241].  Ömer İlhan Akipek, Devletler Hukuku, Ankara, Başnur Matbaası, Üçüncü Bası, İkinci Kitap, Tarihsiz (1965 ?), s.103.

[242]Ibid., s.104-105.

[243]Ibid., s.105.

[244].  Akipek, op. cit., İkinci Kitap, s.105; Çelik, op. cit., s.506.

[245].  Çelik, op. cit., s.506.

[246]Ibid., s.512.

[247].  Duguit, Traité..., op. cit., c.IV, s.794.

[248].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.624.

[249].  De Smith ve Brazier, op. cit., s.138;

[250].  Hüseyin Pazarcı, Uluslararası Hukuk Dersleri, Ankara, Turhan Kitabevi, Yedinci Baskı, 1998, c.I, s.115.

[251].  Bu aşamadaki imzalar andlaşmanın “geçerliliği (validité)”ni veya “bağlayıcılığı (obligatoriété)”nı sağlamak için değildir. Andlaşmanın geçerliliği veya bağlayıcılığı andlaşmanın onaylanmasından ve onay belgelerinin değişiminden sonra gerçekleşir.

[252].  Pactet, op. cit., s.503.

[253].  Pazarcı, op. cit., c.I, s.121-122.

[254].  Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.104.

[255].  İrlanda’da (m.29/4-1), İsveç’te (Bölüm 10, m.1), İsviçre’de (m.184), Japonya’da (m.73/3), ve Portekiz’de (m.200/1-b) uluslararası andlaşma akdetme yetkisi doğrudan Hükûmete verilmiştir.

[256].  1994 Belçika Anayasası (m.167/2) ve 1868 Lüksemburg Anayasası (m.38/1).

[257].  Örneğin İrlanda’da (m.29/4-1), İsveç’te (Bölüm 10, m.2), İsviçre’de (m.184), uluslararası andlaşmaları onaylama yetkisi doğrudan doğruya hükûmete verilmiştir.

[258].  Mutlak monarşilerde istisnasız bütün andlaşmalar münhasıran kralın onayına tâbidir. Mutlak monarşilerde kral, dış politikanın hakimidir. Andlaşmaları görüşür, imzalar ve onaylar. Örneğin Fransa’da 1814 ve 1830 Şartları bu sistemi benimsemiştir (Barthélemy ve Duez, op. cit., s.836). Bu sistemde, parlâmentoların andlaşma yapılması sürecinde herhangi bir yetkisi yoktur. Andlaşmalar yürütme organı tarafından akdedilmekte ve yine yürütme organı tarafından onaylanmaktadır. Bu sistem artık terkedilmiştir.

[259].  Örneğin 1958 Fransız Anayasası m.54.

[260].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.834.

[261].  Pactet, op. cit., s.504.

[262].  Pazarcı, op. cit., c.I, s.133.

[263].  Pactet, op. cit., s.504.

[264].  Pazarcı, op. cit., c.I, s.133.

[265].  Pazarcı, op. cit., c.I, s.136-137; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.105.

[266].  Pazarcı, op. cit., c.I, s.140.

[267]Ibid., c.I, s.138.

[268].  Örneğin 1876 Osmanlı Kanun-u Esasîsinin 7’nci maddesine göre, “harb ve sulh ilânı” Padişahın hakkıdır. İngiltere'de de savaş ilan etme hakkının Kraliçenin bir imtiyazı olduğu kabul edilmektedir (De Smith ve Brazier, op. cit., s.137).

[269].  Örneğin 1982 Türk Anayasası, m.87.

[270].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.842.

[271].  Örneğin Üçüncü Fransız Cumhuriyetinde bu böyledir (16 Temmuz 1875 tarihli Anayasal Kanun, m.9).

[272].  Barthélemy ve Duez, op. cit., s.842.

[273].  Fransızca “de plein droit” ifadesi kelime kelime “tam hakkından” demektir. Bu terimle yapılan tamlamaları günümüz Türkçesine çevirmek oldukça güçtür. Bunun yerine, günümüz için biraz eskimiş de olsa, “bihakkın” kelimesini kullandık. Bu kelime “de plein droit”yı tamamıyla karşılamaktadır.

[274].  Esmein, op. cit., c.I, s.587.

[275].  Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.491.

[276]Ibid., s.492.

[277]The Prince’s Case, (1606) 8 Constitution.Rep. 1a 18b; Bl.Com.I, 271. Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.273; De Smith ve Brazier, op. cit., s.121-122; Kinder-Gest, op. cit., s.30.

[278].  Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.273; De Smith ve Brazier, op. cit., s.122; Kinder-Gest, op. cit., s.30;

[279].  Hood Phillips ve Jackson, op. cit., s.273.

[280]Ibid., s.274.

[281]Ibid.

[282].  Gicquel, op. cit., s.562.

[283].  Biscaretti di Ruffia, op. cit., s.492.

[284].  Prélot, op. cit., s.660; Gicquel, op. cit., s.562.

 

Beşinci Bölüm
devlet başkanı-hükûmet Çatışması

 

 

 

 

 

Parlâmenter hükûmet sistemlerinde yetkilerin kullanılması bakımından devlet başkanı ile hükûmet arasında çatışma ortaya çıkması ihtimal dahilindedir. Genellikle bu konuda şu üç sorun ortaya çıkar: Bir kere, devlet başkanları anayasanın kendisine verdiği yetkileri, başbakan ve ilgili bakanın imzasını almadan tek başına kullanmaya kalkabilir. İkinci olarak, devlet başkanının bakanlar kurulunun işlemlerini imzalamayı reddetme ihtimali vardır. Üçüncü olarak, hükûmet, devlet başkanından anayasanın devlet başkanına verdiği bir yetkinin kullanılmasını isteyebilir ve devlet başkanı bu yetkiyi kullanmayı reddedebilir. O halde burada şu üç soruyu sormak ve bunlara cevap aramak gerekir: 1. Devlet başkanları yetkilerini tek başına kullanabilirler mi? 2. Devlet başkanları hükûmetin işlemlerini imzalamayı reddedebilir mi? 3. Devlet başkanları hükûmetin kendisinden yapmasını istediği işlemleri yapmayı reddedebilir mi?

I. Devlet Başkanları yetkilerini Tek başına kullanabilir mi?

Yukarıda gördüğümüz gibi, devlet başkanlarının yasama, yürütme ve yargıyla ilgili pek çok görev ve yetkisi vardır. Devlet başkanları bu görev ve yetkilerini yapacağı işlemlerle yerine getirir. Acaba devlet başkanları bu işlemleri tek başına yapabilir mi? Yani devlet başkanları, kendilerine verilen yetkileri tek başına kullanabilirler mi? Bu soruya başkanlık sistemlerinde ve parlâmenter sistemlerde ayrı ayrı cevap aramak gerekir. Zira, bu iki sistemin bu konudaki yapısı ve mantığı birbirinden tamamıyla farklıdır.

A. Başkanlık Sistemlerinde: Evet

Devlet başkanlarının yetkilerini tek başına kullanıp kullanamayacağı sorusunun, başkanlık sistemlerinde basit, tartışmasız, açık bir yanıtı vardır: Evet, başkanlık sistemlerinde, devlet başkanları, yani başkanlar, anayasa ile kendilerine verilmiş olan yetkileri tek başına kullanabilirler. Görev ve yetkileri dolayısıyla yapılması gereken işlemleri tek başlarına imzalayabilirler. Burada hiçbir problem yoktur. Zaten, yukarıda gördüğümüz gibi, başkanlık sistemlerinde yürütme organı tek kişiden, yani başkandan oluşur. Yani yürütme organı “tek-başlı (monocephale)” yapıdadır. Başkanlık sistemlerinde devlet başkanına verilmiş, hatta genel olarak yürütme organına bırakılmış bir yetkiyi, başkanın tek başına kullanması kadar doğal bir şey yoktur. Zira, başkanın bu yetkiyi yürütme organı içinde paylaşacağı kendisi dışında başka bir makam yoktur. Yine yukarıda gördüğümüz gibi, başkanlık sistemlerinde, yürütme organındaki yer alan bakan benzeri kişilerin başkandan aldıkları yetki dışında hiçbir yetkileri yoktur; bunlar tamamıyla başkana bağlıdır. O nedenle, başkanın işlemleri için bu kişilerin de imzalarını aramanın hiçbir anlamı yoktur. Başkanlık sistemlerinde, başkanın anayasa tarafından kendisine verilmiş yetkileri tek başına kullanmasında, sorumluluk bakımından da hiçbir sorun yoktur; çünkü başkanın seçmenler karşısında siyasal sorumluluğu vardır. Başkanlık sistemlerinde başkanın tek başına işlem yapabilmesi, demokrasi ilkesi bakımından da problem çıkarmaz. Çünkü başkan, görevine halkın oyuyla gelmiştir. Bu nedenle, yetkilerini kullanmak bakımından demokratik bir meşruluğa sahiptir.

B. Parlâmenter Sistemlerde: Hayır

Peki ama parlâmenter sistemlerde devlet başkanları yetkilerini tek başlarına kullanabilir mi? Bu soruya olumsuz yanıt vermek gerekir. Hayır, parlâmenter sistemlerde, devlet başkanları, yani krallar ve cumhurbaşkanları, anayasa ile kendilerine verilmiş olan yetkileri, anayasa tarafından aksi öngörülmedikçe, tek başlarına kullanamazlar. Bu yetkileri devlet başkanları, hükûmet veya başbakan veya en az bir bakan ile birlikte kullanabilir. Diğer bir ifadeyle, parlâmenter sistemlerde devlet başkanlarının işlemleri (varsa, anayasada öngörülenler hariç), devlet başkanının dışında, başbakan veya ilgili bakan tarafından imzalanmalıdır. Devlet başkanının işlemlerinin başbakan ve ilgili bakan tarafından imzalanmasına, yukarıda görüldüğü gibi, “karşı-imza (contreseing, countersignature)” denir. Devlet başkanının tek başına işlem yapamamasının, yani yaptığı işlemlerin karşı-imza kuralına tâbi olmasının nedeni şudur:

1. Bir kere, parlâmenter sistemlerde devlet başkanlarını halk seçmediği halde, hükûmet halkın temsilcileri arasından çıkmaktadır. Gerçekten de parlâmenter monarşilerde devlet başkanı veraset kuralları gereğince, parlâmenter cumhuriyetlerde ise halkın doğrudan katılımı olmadan belirlenmektedir. Oysa gerek parlâmenter monarşilerde, gerek parlâmenter cumhuriyetlerde hükûmet, parlâmentonun içinden çıkmakta ve onun güvenine dayanmaktadır. Bu şu anlama gelmektedir ki, parlâmenter sistemlerde devlet başkanları yetkilerini kullanmak için gerekli olan demokratik meşruluktan  mahrumdurlar. Oysa hükûmetlerin demokratik meşruluğu tamdır.

2. Devlet başkanının tek başına işlem yapamamasının ikinci nedeni ise devlet başkanının sorumsuz, hükûmetin, yani başbakan veya bakanların ise sorumlu olmalarıdır. Gerçekten de, devlet başkanlarının siyasî, cezaî[1], hukukî sorumlulukları yoktur. Devlet başkanları halk veya halkın temsilcileri tarafından görevden alınamaz. Kendilerine karşı hukuk ve ceza davası açılamaz. Oysa, hükûmetin ve onu oluşturan başbakan ve bakanların siyasî, hukukî ve cezaî sorumlulukları tamdır. Hükûmet halkın temsilcileri karşısında kolektif olarak sorumludur. Halkın temsilcileri istedikleri her zaman hükûmeti düşürebilirler. Hükûmeti oluşturan başbakan ve bakanlar ayrıca tek tek parlâmentoya karşı sorumludur. Halkın temsilcileri istedikleri her bakanı görevden alabilirler. Nihayet, başbakan ve bakanların hukukî ve cezaî sorumlulukları da tamdır. Demokratik mantık sorumluluk ile yetkinin birlikte olmasını öngörür. Sorumlu olan kişi yetkili de olmalıdır. Yetki, sorumluluk  derecesindedir. Bir kişi ne kadar sorumluysa, o kadar yetkilidir. Sorumsuz olan kişi, yetkisizdir  de. Buna göre, parlâmenter sistemlerde, devlet başkanları sorumsuz olduklarına göre, yetkisiz de olmalıdırlar. O halde devlet başkanları tek başına işlem yapamamalı, işlemleri başbakan ve ilgili bakanın karşı-imzasına tâbi olmalıdır.

II. Devlet Başkanları Hükûmetin İşlemlerini İmzalamayı Reddedebilir mi? 

Yukarıda açıkladık ki, parlâmenter sistemlerde, devlet başkanları tek başına işlem yapamaz, yaptıkları işlemler mutlaka başbakan veya bir bakan tarafından imzalanmalıdır. Parlâmenter sistemlerde hükûmetin yaptığı işlemler de, devlet başkanı tarafından imzalanmalıdır. Parlâmenter sistemlerde devlet başkanının imzasını taşımayan bir bakanlar kurulu işleminin yürürlüğe girmesi mümkün değildir. Yukarıda gördüğümüz gibi, başbakan veya ilgili bakan, devlet başkanının işlemine karşı-imzasını koymayı reddedebilir. Peki ama ya devlet başkanı hükûmetin işlemlerini imzalamayı reddedebilir mi?

Bu soruya olumsuz yanıt vermek zorundayız. Hayır, devlet başkanı, hükûmetin, başbakan veya bakanların işlemlerini imzalamayı reddedemez. Onları imzalamak zorundadır. Bunun başlıca üç nedeni vardır: Bir kere, devlet başkanı sorumsuzdur. İkinci olarak devlet başkanı demokratik meşruluktan mahrumdur. Üçüncü olarak devlet başkanının imza yetkisi, bir tevsik etme yetkisinden ibarettir.

A. Birinci Neden: Devlet Başkanı Sorumsuzdur

Devlet başkanının bir kararnameyi imzalamayı reddetmesi, bir yetki kullandığı anlamına gelir. Çünkü, devlet başkanının bakanlar kurulunun bir kararnamesini imzalamayı reddetmesi durumunda, bu işlem tekemmül etmeyecek ve yürürlüğe giremeyecektir. Yani bakanlar kurulunun sahip olduğu bir yetkiyi kullanması devlet başkanı tarafından engellenmiş olacaktır. Bir yetkinin kullanılmasının engellemek, o yetkiyle aynı düzeyde bir yetkinin kullanılması anlamına gelir. O halde, devlet başkanının böyle bir yetkisi varsa, devlet başkanının hükûmet işlemlerini kararnameleri imzalamayı reddedebilir; yoksa reddedemez.

Peki ama devlet başkanının öyle bir yetkisi var mıdır? Bu sorunun basit, kesin, açık bir cevabı vardır: Hayır. Devlet başkanının böyle bir yetkisi yoktur. Çünkü, bir demokrasi de yetki sahibi olmak için sorumluluk sahibi olmak gerekir; parlâmenter sistemlerde ise devlet başkanları sorumsuzdur. Demokratik mantık sorumluluk ile yetkinin aynı elde toplanmasını öngörür. Sorumlu olan kişi yetkili de olmalıdır. Yetki, sorumluluk derecesindedir. Bir kişi ne kadar sorumluysa, o kadar yetkilidir. Sorumsuz olan kişi, yetkisizdir de. Bir parlâmenter demokraside devlet başkanının sorumsuz  olduğuna göre yetkisiz; bakanlar kurulu da sorumlu olduğuna göre yetkilidir. O halde, devlet başkanı bakanlar kurulunun işlemlerini imzalamak zorundadır.

Devlet başkanının bakanlar kurulunun işlemlerini imzalamamak yetkisine sahip olduğunu ispatlamak için, yapılması gereken şey, devlet başkanının nasıl yetkili olduğunu değil, nasıl sorumlu olduğunu göstermektir. Bir demokraside yetki, sorumluluktan doğar. Bakanlar kurulunun bir işleminden doğabilecek siyasî, hukukî, cezaî sorumluluğun devlet başkanı tarafından üstlenilmesi mümkün değildir. Parlâmenter sistemlerde sorumluluk, bakanlar kuruluna (başbakan ve bakanlara) aittir. Bir bakanlar kurulu işlemi ülkenin genel yararına aykırı sonuçlar doğurmuş ise, bunun parlâmentoya karşı gensoru yoluyla hesabını verecek organ devlet başkanı değil, bakanlar kuruludur. Bir bakanlar kurulu işlemi ile işlenmiş ise, meclis soruşturması usûlüyle suçlandırılıp yargılanacak olan kişi, devlet başkanı değil, başbakan ve bakanlardır. Bir bakanlar kurulu işlemiyle özel kişilere birtakım zararlar verilmiş ise, mahkemelerin haklarında tazminata hükmedeceği kişi, cumhurbaşkanı değil, başbakan ve bakanlardır.

Bırakınız parlâmenter hükûmet sisteminin ilkelerini, demokrasinin gereklerini, devlet başkanının yaptığı işlemlerin sorumluluğunun başbakan ve bakanların sırtına yüklenmesi, düpedüz, adalet fikrine aykırıdır. Zira, bir kişinin işlemlerinden dolayı bir başka kişiyi sorumlu tutmak adalet ve ahlâk düşüncesiyle bağdaşmaz. Minimum adalet düşüncesine sahip bir kişi, sorumluluğunu yüklenemeyeceği bir işlemi yapmaktan kaçınmalıdır.

Tabir caizse, bir parlâmenter demokraside davulu, bakanlar kurulu sırtlamaktadır. Sadece demokratik mantık değil, minimum bir adalet düşüncesine yer veren herhangi bir mantık, davulun, davulu taşıyan kişi tarafından çalınmasını öngörür. Yani, davul kimin sırtındaysa, tokmak da onun elinde olmalıdır. Devlet başkanı tokmağı alıp davulu çalmayı arzu ediyorsa, bunun için önce davulu sırtlaması gerekir. Bir demokraside ise tokmağı ele geçirmenin yolu seçimlerden geçer.

B. İkinci Neden: Devlet Başkanı Demokratik Meşruluktan Mahrumdur

Devlet başkanlarının bakanlar kurulunun işlemlerini imzalamayı reddetme yetkisine sahip olabilmesi için gereken demokratik meşruluğa da sahip değildir. Monarşilerde devlet başkanları yani krallar böyle bir meşruluğa haliyle sahip değildir. Çünkü irsî intikal kuralları gereğince kral olmuştur. Cumhuriyetlerde de devlet başkanları, yani cumhurbaşkanları doğrudan halk tarafından seçilmemektedir. Parlâmenter demokrasilerde krallar ölünceye kadar, cumhurbaşkanları ise görev sürelerinin sonuna kadar görevde kalmaktadır. Görev süreleri boyunca ne halk, ne de parlâmento tarafından görevden alınamamaktadır. Oysa parlâmenter demokrasilerde bakanlar kurulu parlâmentonun içinden çıkmakta ve görev süresi boyunca da her gün parlâmentonun güvenine dayanarak görevde kalmaktadır. Bakanlar kurulunu seçimi kazanmış parti veya partiler oluşturmaktadır. Seçimlerden sonra bakanlar kurulu da değişmektedir. Oysa devlet başkanları her halükârda seçimlerden etkilenmezler; görevde kalırlar. Bu nedenle, parlâmenter demokrasilerde bakanlar kurulu, karar almak için olan demokratik meşruluğa sahip olmasına rağmen, devlet başkanları bakanlar kurulunun kararlarını engellemek için ihtiyaç duyduğu demokratik meşruluktan mahrumdur.

C. Üçüncü Neden: Devlet Başkanının İmza Yetkisi, Bir Tevsik Etme Yetkisi nden İbarettir

Üçüncü olarak, bakanlar kurulu işlemlerine devlet başkanlarının koyduğu imzanın anlamına dayanarak da, devlet başkanlarının bakanlar kurulu işlemlerini imzalamayı reddetme yetkisine sahip olmadığını ispatlayabiliriz. Yukarıda gördüğümüz gibi, devlet başkanlarını bakanlar kurulunun kararnamelerine koyduğu imzanın fonksiyonu, o kararnamenin “mevsukiyet (authenticité)”ini belgelendirmekten ibarettir. Yani kararnamenin altına imza atarak devlet başkanı, bakanlar kurulu tarafından kabul edilen kararnamenin varlığını ve içeriğini “tasdik (certification)” etmektedir. Dolayısıyla devlet başkanının imzası, bir “irade işlemi (acte de volonté)” işlemi, “yapım işlemi (acte de confection)” değil, bir “mevsukiyet işlemi (acte de authentifi-cation)”dir. Yani imza ile devlet başkanı kararnamenin yapılmasına katılmamakta, yapılmış bir kararnamenin “mevsukiyet (authenticité)”ini tespit etmektedir. Kararnamenin altına imza atarak devlet başkanı, resmî gazetede yayınlanacak olan kararnamenin bakanlar kurulu tarafından kabul edilmiş kararname olduğunu ve bu kararnamenin metninin bakanlar kurulu tarafından kabul edilen metin ile aynı olduğunu tasdik etmektedir. Devlet başkanının kararnamelere imza atması, noterlerin sözleşmelerin “aslına uygunluğunu tasdik etme” işlemlerine benzetilebilir. Nasıl noterin tasdik ettiği sözleşme, noterin iradesinden bağımsız olarak oluşuyorsa, devlet başkanının imzaladığı kararname de onun iradesinden bağımsız olarak oluşur.

Gerçekten de bazı Avrupa ülkelerinde Cumhurbaşkanı bazı fonksiyonları itibarıyla bir “millî noter”e benzetilmektedir[2]. Örneğin Almanya’da Cumhurbaşkanının fonksiyonu bir “devlet noteri fonksiyonu (staatsnotarielle Funktionen )” olarak görülmektedir[3]. Avusturya’da da Cumhurbaşkanının fonksiyonu olarak “noterlik fonksiyonu”ndan bahsedilmektedir[4].

Bu nedenle, devlet başkanının bir kararnamenin altındaki imzası, bu kararnameyi meydana getiren iradelerden birinin devlet başkanına ait olduğu anlamına değil, bu kararnamenin otantik bir kararname olduğu anlamına gelir. Diğer bir ifadeyle, devlet başkanının imzası, bir irade açıklamasına değil, bakanlar kurulunun yaptığı irade açıklamalarının otantik olduğuna, yani kararnamenin başbakan ve bütün bakanlar tarafından imzalandığına ve bu imzaların gerçekten de başbakan ve bakanlara ait olduğuna işaret eder.

Devlet başkanı kararnamelerin altındaki imzaların başbakan ve bakanlara ait olup olmadıklarını, başbakan ve bakanların imza örnekleriyle karşılaştırarak saptar. Keza, resmî gazetede yayımlanmak üzere hazırlanmış metni, bakanlar kurulunun kabul ettiği asıl metin ile karşılaştırarak yayınlanacak olan metnin aslına sadık olup olmadığını tespit eder. Bu ameliyeler, X tarafından değil, Y tarafından yapılsa da aynı sonuca varır. Yani, tevsik işleminde devlet başkanının kullandığı bir yetki, yaptığı bir “irade işlemi (acte de volonté )” yoktur. Devlet başkanı, kararnamenin altına imza atarak, bir irade açıklamaz; açıklanan iradelerin mevsukiyetini belgelendirir. Devlet başkanının imzası, kararnameyi oluşturan iradelerden birinin devlet başkanına ait olduğu değil, diğer iradelerin otantik olduğu anlamına gelir.

Devlet başkanının kararnamelere attığı imza, bir irade işlemi değil, bir tevsik etme işlemiyse, devlet başkanının kararnameleri imzalamayı, mevsu-kiyet sebebiyle reddedebileceğini, ama mevsukiyet dışında kalan sebepler ile reddedemeyeceğini söyleyebiliriz. Üstelik devlet başkanının “tevsik etme” yetkisi, bir idarî yetki olarak, “bağlı yetki (compétence liée)” niteliğindedir. “Bağlı yetki” kullanan bir organın bu yetkisini, gerekli şartlar ortaya çıktığında kullanma zorunluluğu ve gerekli şartlar eksik olduğunda ise kullanmayı reddetme zorunluluğu vardır. Şöyle ki, devlet başkanı, yaptığı araştırma sonucunda, kendisine imza için sunulan Kararnamenin mevsuk olmadığını tespit ederse, Kararnameyi imzalamayı reddetmek zorundadır. Bu şekilde mevsuk olmayan bir kararnamenin yürürlüğe girmesi engellenmiş olacaktır. Örneğin devlet başkanı, kendisine sunulan kararnamenin yasal bakanlar kurulu tarafından değil, bir darbeci grup tarafından yapıldığını tespit ederse veya yasal bakanlar kurulunun, bu kararnameyi, yasa dışı bir grubun cebir ve tehdidi altında kabul ettiğini anlarsa, bu kararnameyi imzalamayı reddetmekle yükümlüdür. Keza devlet başkanı bakanlar kurulu kararnamesinde, Başbakanın veya herhangi bir bakanın imzasının eksik veya sahte olduğunu tespit ederse, bu kararnameyi imzalamayı reddetmek zorundadır. Nihayet, devlet başkanı, resmî gazetede yayımlanmak üzere kendisine sunulan kararnamenin metninin, bakanlar kurulu tarafından kabul edilen asıl metinden farklı olduğunu görürse, bu kararnameyi de imzalamamak ile ödevlidir.

Ancak devlet başkanı, yukarıda sayılanların dışında kalan başka hiçbir sebeple bakanlar kurulu kararnamesini imzalamayı reddedemez. Devlet başkanı kararnameyi, kamu yararına uygun olmadığı gerekçesiyle imzalamayı reddedemeyeceği gibi, hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle de reddedemez. Buna niçin yetkisinin olmadığını yukarıda gösterdik. Bir kararnamenin kamu yararına uygun olup olmadığını takdir edecek makam bakanlar kuruludur. Bir bakanlar kurulu kararnamesinin hukuka aykırı olup olmadığını inceleme yetkisi usûlüne uygun olarak açılmış bir dava varsa yargı organlarına aittir. Devlet başkanının kararnameleri kamu yararına aykırılık düşüncesiyle reddetmesi bakanlar kuruluna; hukuka aykırılık düşüncesiyle reddetmesi ise yargı organlarına ait olan bir yetkiyi gasbetmesi anlamına gelir.

III. Devlet Başkanları Hükûmetin Kendisinden Yapmasını İstedikleri İşlemleri Yapmayı Reddedebilir mi?

Yukarıda gördük ki, devlet başkanları, hükûmetin işlemlerini, kararnamelerini imzalamak zorundadırlar. Bunlar çoğunlukla anayasa tarafından ayrıca öngörülmemiş bakanlar kurulunun genel yetkisine giren sayısız işlemlerdir. Bunlar hukuken bakanlar kurulunun işlemidirler. Bu işlemler, devlet başkanının işlemi değildir. Devlet başkanının imzası bu işleme eklenmektedir. Ancak, anayasalar, yukarıda gördüğümüz gibi, bazı yetkileri, bakanlar kuruluna değil, devlet başkanlarına vermektedir. Örneğin parlâmentoyu fesih yetkisi, savaş ilânı yetkisi, vs. Anayasalar bu yetkilerin bir bakanlar kurulu işlemiyle değil, devlet başkanının bir işlemiyle yapılmasını istemektedirler. Şüphesiz bu işlemler için de, başbakan veya ilgili bakanın karşı-imzası gerekir. Ancak karşı-imzadan sonra da bu işlemler, başbakan veya ilgili bakanın bir işlemi değil, hukukî biçim olarak devlet başkanının bir işlemi olarak kalırlar. Devlet başkanı böyle yetkilerini kullanmak istiyorsa, başbakan veya ilgili bakanın karşı-imzasını almalıdır. Peki ama, böyle yetkilerin kullanılmasını devlet başkanı değil, hükûmet istiyorsa ne olur? Hükûmetin istemini devlet başkanı reddedebilir mi? Örneğin bir anayasa fesih yetkisini devlet başkanına veriyorsa, hükûmet parlâmentonun feshini devlet başkanından istemişse, devlet başkanı hükûmetin istemini reddedebilir mi?

Kanımızca bu soruya olumsuz yanıt vermek gerekir. Hayır, devlet başkanı hükûmetin istemini reddedemez. Hükûmet kendisinden kullanılmasını istediği yetkisini kullanmak zorundadır. Bunun nedeni, yukarıdaki ihtimal kadar açık değildir. Ancak burada “iki-başlılık sorunu” üzerine dikkati çekmek isteriz[5].

İki-Başlılık Sorunu  ve Çözümü.- Yukarıda gördüğümüz gibi, parlâmenter sistemlerde yürütme organının, “devlet başkanı” ve “hükûmet” olmak üzere iki başı vardır. Bu başlardan ikisi de etkili olamaz. Bu başlardan biri gerçek, diğeri ise sembolik olmak zorundadır. Çünkü, parlâmenter sistemlerde de, yürütme organı bir bütündür; zira sadece tek bir “yürütme fonksiyonu”, tek bir “yürütme kuvveti” vardır. Tek bir kuvvetin, tek bir fonksiyonun, birbirinden bağımsız iki ayrı başa tâbi olması eşyanın tabiatına aykırıdır. Tabir caizse, bu durum iki başlı bir yaratığa benzer. Başlardan birisi yaratığın ayaklarına sağa git, diğeri sola git emrini verebilir. Böyle bir durumda bünyenin normal hareketini sağlamak için, başlardan birinin koparılıp atılması veya başlardan birinin içindeki beynin alınması veya beyinden bünyeye giden sinirlerin kesilmesi gerekir.

“İki-başlı (bicéphale)” yapıya sahip yürütme organları için de aynı şey geçerlidir. Bu tür yürütme organlarında hükûmet ve devlet başkanı olmak üzere, iki ayrı baş vardır. Bu iki baş, birbirinden bağımsız hareket ederse, biri yürütme organına bir emir, diğeri karşı yönde bir emir verirse, yürütme organı bloke olur. “İki-başlılık” sorununa tarihsel olarak iki çözüm getirilmiştir: Birincisi başlardan birini koparıp atıp, yürütme organını tek başlı bırakmaktır. Bu çözüm başkanlık sisteminin çözümüdür. İkinci çözüm, başlardan birini etkisiz bırakmak, daha doğrusu diğerine tâbi kılmaktır. Bu çözüm ise parlâmenter sistemin çözümüdür.

Hangi Baş Etkisiz Bırakılmalı?- Peki başlardan biri koparılıp atılmayacaksa, etkisiz bırakılacak, diğerine tâbi kılınacak baş hangisidir? Devlet başkanı mı? Hükûmet mi? Demokratik mantıkta bu sorunun cevabı bellidir: Etkisiz bırakılacak, diğerine tâbi kılınacak baş, devlet başkanıdır. Bunun da iki nedeni vardır:

1. Bir kere, parlâmenter sistemlerde devlet başkanlarını halk seçmediği halde, hükûmet halkın temsilcileri arasından çıkmaktadır. Gerçekten de parlâmenter monarşilerde devlet başkanı veraset kuralları gereğince[6], parlâmenter cumhuriyetlerde ise halkın doğrudan katılımı olmadan belirlenmektedir[7]. Oysa gerek parlâmenter monarşilerde, gerek parlâmenter cumhuriyetlerde hükûmet, parlâmentonun içinden çıkmakta ve onun güvenine dayanmaktadır. Bu şu anlama gelmektedir ki, parlâmenter sistemlerde devlet başkanları yetkilerini kullanmak için gerekli olan demokratik meşruluktan mahrumdurlar. Oysa hükûmetlerin demokratik meşruluğu tamdır.

2. Etkisiz kılınacak başın devlet başkanı olmasının ikinci nedeni ise devlet başkanının sorumsuz, hükûmetin, yani başbakan veya bakanların ise sorumlu olmalarıdır. Gerçekten de, devlet başkanlarının siyasî, cezaî[8], hukukî sorumlulukları yoktur. Devlet başkanları halk veya halkın temsilcileri tarafından görevden alınamaz. Kendilerine karşı hukuk ve ceza davası açılamaz. Oysa, hükûmetin ve onu oluşturan başbakan ve bakanların siyasî, hukukî ve cezaî sorumlulukları tamdır. Hükûmet halkın temsilcileri karşısında kolektif olarak sorumludur. Halkın temsilcileri istedikleri her zaman hükûmeti düşürebilirler. Hükûmeti oluşturan başbakan ve bakanlar ayrıca tek tek parlâmentoya karşı sorumludur. Halkın temsilcileri istedikleri her bakanı görevden alabilirler. Nihayet, başbakan ve bakanların hukukî ve cezaî sorumlulukları da tamdır. Demokratik mantık sorumluluk ile yetkinin birlikte olmasını öngörür. Sorumlu olan kişi yetkili de olmalıdır. Yetki, sorumluluk  derecesindedir. Bir kişi ne kadar sorumluysa, o kadar yetkilidir. Sorumsuz olan kişi, yetkisizdir  de. Buna göre, parlâmenter sistemlerde, devlet başkanları sorumsuz olduklarına göre, yetkisiz de olmalıdırlar. O halde etkisiz kılınması gereken baş, içi boşaltılması gereken baş, diğerine tâbi kılınması gereken baş, “devlet başkanı” isimli baştır.

Parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanını etkisiz kılmanın, daha doğru bir ifadeyle bu devlet başkanını diğer baş olan hükûmete tâbi kılmanın tekniği, yukarıda gördüğümüz karşı-imza  kuralıdır. Karşı-imza, yukarıda açıkladığımız gibi, devlet başkanının işlemlerinin başbakan veya ilgili bakanca imzalanması demektir. Karşı-imza, tabir caizse, yürütme organizmasında yer alan devlet başkanı isimli “başı”n beyninin boşaltılması veya bu beyinden vücuda giden sinirlerin kesilmesi veya sinirlerdeki sinyallerin denetlenmesi operasyonudur. Karşı-imza kuralı sayesinde, devlet başkanı isimli baş, vücuda ancak hükûmet isimli diğer başın uygun gördüğü emirleri verebilir. Hükûmet isimli baş karşı-imza ile uygun görmedikçe, devlet başkanı isimli başın vücuda herhangi bir emir vermesi mümkün değildir. Başbakan ve bakanlar devlet başkanının işlemine karşı-imzalarını koymayı reddedebilirler. Zira, karşı-imza taşıyan devlet başkanının işlemlerinden doğan sorumluluk, devlet başkanına değil, karşı-imza sahibi başbakan veya bakana aittir. Sorumluluk ile yetkinin birlikte bulunması kuralı, başbakan veya ilgili bakanın devlet başkanının uygun görmedikleri işlemlerine imza atmama yetkisine sahip olmaları sonucunu doğurur. O halde devlet başkanı kural olarak tek başına işlem yapamaz. Devlet başkanının işlemleri karşı-imza kuralına tâbidir.

Gerçek anlamda iki-başlılık eşyanın tabiatına aykırı ise ve parlâmenter sistemde, gerçek baş hükûmet isimli baş ise, devlet başkanının hükûmetin istediği işlemleri yapmayı reddedememesi gerekir. Devlet başkanı hükûmetin istemiyle bağlı olmalı, hükûmet istediği yetkisini kullanmalıdır.

Gerçekte devlet başkanına verilen yetkilerin hepsi yürütme organının yetkileridir ve nihaî olarak yürütme organı tarafından kullanılacaktır. Yürütme organı biri sorumsuz, diğeri sorumlu iki baştan oluştuğuna göre, bu yetki, sorumsuz baş olan devlet başkanı tarafından kullanılamayacağına göre, sorumlu baş olan hükûmet tarafından kullanılmalıdır. Aksinin kabulü halinde bu yetkilerin hiç kullanılmaması ihtimali vardır. Zira, bu yetkileri devlet başkanı kendiliğinden kullanmak istediğinde, buna karşı-imzasını vermeyerek başbakan; başbakan kullanılmasını istediğinde imza atmaktan çekinerek devlet başkanı engel olabilecektir. Bu ise anayasanın öngördüğü bir yürütme yetkisinin kullanılamaması sorucunu doğurur.

V. Devlet Başkanının Bu Yükümlülüklerinin Müeyyidesi Nedir?

Yukarıdaki açıklamalarımızdan üç sonuç çıkmaktadır: (1) Devlet başkanı başbakan veya ilgili bakanın karşı-imzasını almadan işlem yapamaz. (2) Devlet başkanı bakanlar kurulunun işlemlerini imzalamayı reddedemez. (3) Devlet başkanı hükûmetin kendisinden kullanılmasını istediği yetkileri kullanmak zorundadır. Peki ama, devlet başkanı, bu yükümlülüklerini yerine getirmezse ne olur? Yani: (1) Devlet başkanı başbakan veya ilgili bakanın karşı-imzasını almadan işlem yaparsa ne olur? Bunun müeyyidesi nedir? (2) Devlet başkanı bakanlar kurulunun işlemlerini imzalamayı reddederse ne olur. Bunun müeyyidesi nedir? (3) Devlet başkanı hükûmetin kendisinden kullanılmasını istediği yetkileri kullanmayı reddederse ne olur? Müeyyidesi nedir? Şimdi bu soruları tek tek sorup cevaplayalım:

A. Devlet Başkanının, Başbakan veya İlgili Bakanın Karşı-İmzasını Almadan İşlem Yapmasının Müeyyidesi Nedir?

Başbakan ve ilgili bakanın karşı-imzalarını taşımayan devlet başkanının işlemlerinin karşılaşacağı bir müeyyide var mıdır? Varsa nedir?

Devlet başkanının karşı-imza kuralına uymadan  işlem yapmasının bir müeyyidesi vardır; o da işlemin geçersizliğidir. Başbakan ve ilgili bakanın karşı-imzasını taşımayan Cumhurbaşkanının bir işlemi hükümsüzdür; hatta yokluk ile sakattır (nul et sans nul effet )[9].

Karşı-imza kuralına tâbi olduğu halde başbakan veya ilgili bakanın karşı-imzasını taşımayan devlet başkanının bir işlemi, herhangi bir hukukî sonuç doğuramaz. Bu işlemi kamu makamları icra edemez. Çünkü, karşı-imza şartını yerine getirmemiş bir işlem, henüz hukuken tekemmül etmemiştir. İcraî bir işlem değildir. Diğer yandan, karşı-imza aynı zamanda, devlet başkanının işlemini tevsik edici bir fonksiyona sahiptir. Başbakan veya bakan karşı-imzasını atarak devlet başkanının işleminin “mevsukiyetini (authenticité)” tespit etmiş olur[10]. Mevsukiyeti tespit edilmemiş bir işlemi ise, kamu makamları uygulayamazlar. O nedenle idare makamları, uygulayacakları işlemin devlet başkanının imzasının dışında, başbakan veya bir bakan tarafından imzalı olup olmadığını araştırmak ve başbakan veya bir bakan tarafından imzalı değilse, bu işlemi uygulamamak zorundadırlar.

Örneğin başbakan ve millî eğitim bakanı tarafından imzalanmamış olan devlet başkanının rektör atama kararı yokluk ile malûldür. Bu kararın yokluğunu tespit için, Kara Avrupası sisteminde idarî yargı organlarında dava açılabilir. Devlet başkanının böyle bir kararında başbakan ve ilgili bakanın imzasının bulunmaması ağır ve bariz bir yetki tecavüzü  oluşturur. Karşı-imza şartını yerine getirmeyen bu kararın uygulanmaması gerekir. Eski rektör, atama kararnamesi başbakan veya bir bakan tarafından imzalanmamış olan bir kişiye rektörlük görevini devretmemelidir. Devretmiş olsa da değişen bir şey olmaz. Yeni rektör, de facto rektör  durumundadır. Onun yaptığı bütün işlemler, ağır ve bariz yetki tecavüzü nedeniyle yokluk ile malûldür. Bu rektörün işlemlerine karşı açılan davalarda mahkemeler, bu işlemler hakkında yokluğun tespiti kararı vermelidirler. Keza, devlet başkanı başbakan ve adalet bakanının karşı-imzasını almadan bir mahkumun cezasının affına (grâce) karar vermiş ise, ilgili cezaevi savcısı, bu kararı yerine getirmemeli, mahkumu salmamalıdır.

Başbakan ve ilgili bakanın karşı-imzasını taşımayan devlet başkanının bir işlemini idare makamları uygulamışlar ise, bu işlemin yokluğunun tespiti için ilgili kişiler idarî yargıda “yokluğun tespiti” davası açabilirler. Keza bu işlemden dolayı bir kişi zarara uğramış ise, bu kişiler idarî yargıda tam yargı davası açabilirler. Bu davalarda husumet, sorumsuz olan devlet başkanına değil, bu işlemi uygulayan bakanlığa ve kamu tüzel kişisine yöneltilmelidir. İdare makamının karşı-imza ile mevsuk edilmemiş cumhurbaşkanının bir işlemini uygulaması hizmet kusuru teşkil eder.

Gerektiği halde başbakan veya bir bakanın karşı-imzasını taşımayan devlet başkanı işlemi, şekil değil, yetki bakımından sakattır[11].

B. Devlet Başkanının Bakanlar Kurulunun İşlemlerini İmzalamayı Reddetmesinin Müeyyidesi Nedir?

Bakanlar kurulunun bir işlemini devlet başkanının imzalamayı reddetmesi durumunda, bakanlar kurulunun işlemi tekemmül edemez ve dolayısıyla yürürlüğe giremez. Devlet başkanının imzasını almadan da bu işlemi tekemmül ettirmenin, yürürlüğe sokmanın bir yolu yoktur. Devlet başkanının imzasını temin etmenin hukukî bir yolu da yoktur. Devlet başkanının açık veya zımnî ret kararına karşı bir dava açılması düşünülemez. Çünkü ortada doğmuş bir idarî işlem yoktur. Zira, kararnameler devlet başkanının imzası bakımından bir “karma işlem” niteliğindedir. Karma işlemler ise son imzanın atılmasıyla tamamlanır. Ve bilindiği gibi tekemmül etmemiş bir idarî işleme karşı da dava açılması mümkün değildir.

Bununla birlikte devlet başkanının bakanlar kurulunun bir işlemini imzalamayı reddetmesi hukuka aykırıdır. Hukuka aykırı davranan devlet başkanına bir müeyyide tatbik edilmesi gerekir. Ancak devlet başkanları yukarıda gördüğümüz gibi sorumsuzdurlar. Siyasî, cezaî ve hukukî sorumlulukları yoktur. O nedenle devlet başkanlarına karşı herhangi bir müeyyide uygulanması mümkün değildir. Gerçi parlâmenter cumhuriyetlerde, cumhurbaşkanlarının cezaî sorumluluğu mutlak değildir. Yukarıda gördüğümüz gibi cumhurbaşkanları vatana ihanetten dolayı suçlandırılabilir. Bazı yazarlar, cumhurbaşkanlarının anayasal görevlerini çiğnemelerinin vatana ihanet suçunu oluşturduklarını düşünmektedirler. Ne var ki, yukarıda açıkladığımız gibi, vatana ihanet suçu tanımlanmamıştır; ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi gereğince bakanlar kurulu işlemlerini imzalamayı reddeden cumhurbaşkanının bu fiilinin vatana ihanet suçunu oluşturduğu kabul edilemez. O halde, bakanlar kurulu işlemlerini imzalamayı reddeden devlet başkanlarına karşı hukuken bir müeyyide uygulamanın imkânı yoktur.

C. Devlet Başkanının Hükûmetin Kendisinden Kullanılmasını İstediği Yetkiyi Kullanmayı Reddetmesinin Müeyyidesi Nedir ?

Devlet başkanının hükûmetin kendisinden yapmasını istediği işlemi yapmayı reddetmesi durumunda, bakanlar kurulunun yapılmasını istediği işlem hiçbir zaman oluşmaz. Devlet başkanını bu işlemi yapmasını sağlayacak bir hukukî yol da yoktur. Devlet başkanının açık veya zımnî ret kararına karşı bir dava açılması düşünülemez. Devlet başkanının bu reddi hukuka aykırıdır. Ama yukarıdaki aynı sebeple devlet başkanına karşı hukuken bir müeyyide uygulamak mümkün değildir.

- Müeyyidesizlik Durumunda Devlet Başkanına Karşı Yapılacak Bir Şey Yok mudur?

O halde son iki halde fiilen devlet başkanının dediği olur. Bununla birlikte devlet başkanının bu tavrı hukuka aykırıdır. Devlet başkanının bu tavrını ortadan kaldırmanın yollarını aramak gerekir. Bu yollar nelerdir? Öncelikle şunu belirtelim. Burada önereceğimiz yollar devlet başkanına karşı gösterilebilecek birtakım tepkilerden geçmektedir. Bu mekanist anayasa anlayışı çerçevesinde, bir anayasal organın diğer bir anayasal organa tepki gösterme hakkı vardır. Mekanist anayasa anlayışı[12] kısaca, bir anayasal organın yetkilerini kullanırken partneri durumundaki organların muhtemel tepkilerini dikkate alması gerektiğini ileri sürmektedir. Dolayısıyla, bu anlayış, anayasanın müeyyidesiz normlarının kendisine verdiği yetkileri kullanırken bir anayasal organ aşırıya giderse, diğer anayasal organların da kendi yetkilerinin kullanılmasında aşırıya gidebileceğini, böylece her organın yetkilerinin diğer organların yetkileri ile dengeleneceğini öngörmektedir. İşte bu anlayış çerçevesinde, bakanlar kurulunun işlemlerini imzalamayan veya bakanlar kurulunun kendisinden istediği işlemleri yapmayan devlet başkanına karşı, diğer anayasal organların şu tepkileri göstermesi düşünülebilir:

1. Tali Kurucu İktidarın Tepkisi .- Böyle bir durumda tali kurucu iktidar, yani anayasa değiştirme iktidarı, anayasanın devlet başkanının yetkilerine ilişkin maddesini değiştirerek, devlet başkanına bakanlar kurulu işlemlerini belirli bir süre içinde imzalama zorunluluğunu getirebilir. Keza, tali kurucu iktidar, bakanlar kurulunun bütün veya bazı kararlarının devlet başkanı tarafından imzalanmadan yürürlüğe girebileceğini öngörebilir. Aynı şekilde tali kurucu iktidar anayasa değişikliği yaparak, bakanlar kurulunun devlet başkanının kullanılmasını istediği yetkileri doğrudan doğruya bakanlar kuruluna verebilir. Devlet başkanı ile bakanlar kurulu arasındaki çatışmanın nihaî ve doğru çözüm usûlü, tali kurucu iktidarın bu yönde anayasa değişikliği yapmasıdır. Ancak böyle bir çözümün bulunabilmesi, devlet başkanına böyle bir tepkinin gösterilmesi oldukça zordur. Çünkü anayasa değişikliğinin yapılabilmesi için, katı anayasa sisteminde, genellikle, parlâmento üyelerinin 3/5, 2/3 gibi nitelikli çoğunluğunun kabul oyu gerekir. Keza bazı ülkelerde anayasa değişikliğinin referanduma sunulması gerekir. Dahası bazı ülkelerde devlet başkanlarına anayasa değişiklikleri üzerinde güçleştirici veto yetkisi tanınmaktadır.

2. Yasama Organının Tepkisi : a) Yasama organı da bir kanun çıkararak, devlet başkanına bakanlar kurulu işlemlerini imzalaması zorunluluğunu getirebilir. Keza parlâmento bir kanun çıkararak bakanlar kurulunun bazı veya bütün işlemlerinin devlet başkanı tarafından imzalanmadan yürürlüğe girebileceğini öngörebilir. Şüphesiz böyle kanunlar, eğer anayasa söz konusu işlemleri yapma yetkisini devlet başkanına veriyorsa, anayasaya aykırı olurlar ve dolayısıyla ülkenin anayasa yargısı organı tarafından iptal edilebilirler. Ancak posterior anayasaya uygunluk denetimi sistemi varsa, bu ülkede yine de bu kanunlar belli bir süre de olsa yürürlükte kalır.

b) Yasama organı devlet başkanının imzalamayı reddettiği bakanlar kurulu işlemini bu sefer bir kanun biçiminde yapabilir. Ancak kanunlar birçok ülkede konu itibarıyla sınırlandırılmamıştır. Her konuda kanun çıkarılabilir. Bakanlar kurulunun yaptığı bir düzenleyici işlem, devlet başkanı tarafından imzalanmadığı için yürürlüğe giremiyorsa, bu sefer yasama organı o işlemi bir kanun biçiminde yapar. Bu taktirde, devlet başkanının kanunun yürürlüğe girmesini engelleme ihtimali azalır. Çünkü devlet başkanının kanunlar üzerinde geri gönderme yetkisi vardır. Bu yetki ise, yukarıda gördüğümüz gibi, parlâmento tarafından aynı çoğunlukla aşılabilmektedir. Bu tepki, sadece teoride değil, pratikte de işleyebilecek bir tepkidir. Zira, bakanlar kurulu, parlâmenter hükûmet sistemlerinde, parlâmentoda çoğunluğa sahiptir ve parlâmentodan kural olarak kanun çıkartmak imkânına sahiptir.

3. Anayasayı İhlâlle Suçlandırma .- Cumhuriyet tipi parlâmenter demokrasilerde, bakanlar kurulu işlemlerini imzalamayı reddeden veya bakanlar kurulunun kullanmasını istediği bir yetkisini kullanmayan bir cumhurbaşkanına gösterilebilecek bir tepki de onun parlâmento tarafından “anayasayı ihlâl” ile suçlandırılmasıdır. Yukarıda gördüğümüz gibi, Almanya, Avusturya, İtalya ve Yunanistan’da cumhurbaşkanlarının anayasa ihlâlden dolayı cezaî sorumlulukları vardır[13], İşte bu ülkelerde, bakanlar kurulunun işlemlerini imzalamayı reddeden veya anayasanın öngördüğü yetkiyi bakanlar kurulunun istemesi durumunda kullanmayı reddeden cumhurbaşkanını parlâmento tarafından suçlandırabilir. Böyle bir cumhurbaşkanı yargılama makamı tarafından yargılanır, mahkûm olabilir ve görevden düşebilir[14].

4. Vatana İhanetle Suçlandırma .- Fransa ve Türkiye’de ise Cumhurbaşkanlarının sadece vatana ihanetten (veya yüksek ihanetten) dolayı cezaî sorumluluğu vardır[15]. Bu ülkelerde bakanlar kurulu işlemlerini imzalamayı reddeden cumhurbaşkanı, “vatana ihanet” ile suçlandırılabilir. Ancak cumhurbaşkanının bir anayasal yetkisini anayasa aykırı olarak kullanmasının veya kullanmamasının vatana ihanet suçunu oluşturup oluşturmayacağı sorunu tartışmalıdır[16]. Yukarıda gördüğümüz gibi bazı yazarlar, cumhurbaşkanının anayasal görevlerini çiğnemesinin vatana ihanet suçunu oluşturduğunu düşünmektedirler[17]. Biz, yukarıda belirttiğimiz gibi, ceza kanunları tarafından ayrıca bir vatana ihanet suçu ihdas edilmedikçe, suçların ve cezaların kanuniliği ilkesi nedeniyle, cumhurbaşkanının vatana ihanet suçu nedeniyle yargılanmasının mümkün olmadığını düşünüyoruz[18]. Ancak, buna rağmen, bakanlar kurulunun işlemlerini imzalamayı reddeden veya bakanlar kurulunun kendisinden kullanmasını istediği yetkiyi kullanmayan cumhurbaşkanı parlâmento tarafından vatana ihanetle suçlandırabilir. Böyle bir cumhurbaşkanı, pek muhtemelen yargılama makamı (yüce divan) önünde beraat eder. Ama bu arada çok güç durumda kalmış ve muhtemelen de görevini kaybetmiş olur.

5. İstifaya Zorlama.- Bakanlar kurulunun işlemlerini imzalamayan bir devlet başkanının görevine son verilemez. Zira, yukarıda açıkladığımız gibi devlet başkanlarının siyasal sorumluluğu yoktur. Görev süresi boyunca görevde kalabilirler. Ne halk, ne parlâmento, ne mahkemeler, devlet başkanının görevine son veremezler. Devlet başkanı görevden sadece, monarşilerde ölüm ve feragat ile cumhuriyetlerde ise görev süresinin dolması, ölüm ve istifa ile ayrılır. Anayasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen devlet başkanı görevden alınamasa da, acaba, istifaya (krallar için tahttan feragate) zorlanamaz mı? Şüphesiz burada istifaya zorlamaktan kastedilen şey, devlet başkanına cebir ve tehdit ile bir istifa dilekçesi imzalatmak değildir. Devlet başkanı bu istifa dilekçesini kendi serbest iradesiyle imzalamalıdır. Ancak devlet başkanı, parlâmento ve hükûmet tarafından öyle bir durum içine düşürülebilir ki, devlet başkanı bu durum karşısında istifa etmek kararını alabilir. Buna Fransız literatüründe “cumhurbaşkanını istifaya zorlama (acculer le président de la République à la démission)”[19] denmektedir. Bir devlet başkanını istifaya zorlamanın belli başlı iki yolu vardır.

a) Sistematik Güvensizlik Oyu .- Birincisi, görevdeki bakanlar kurulunun istifa etmesi ve devlet başkanının bu bakanlar kurulunun yerine atadığı bakanlar kurullarına parlâmentonun “sistematik güvensizlik oyu” vererek hükûmet krizi çıkarılmasıdır. Bu mümkündür; çünkü, parlâmenter sistemde bakanlar kurulunun arkasında meclis çoğunluğu bulunduğuna göre, onun dışında yeni bir bakanlar kurulunun kurulması mümkün değildir. Neticede devlet başkanının atadığı tüm hükûmetler düşürülebilir. Hükûmet kurmayı başaramayan devlet başkanı ise çok zor durumda kalır ve bu nedenle muhtemelen istifa etmek kararını alabilir. Örneğin Fransa’da 1887’de Cumhurbaşkanı Grévy bu şekilde istifa etmek zorunda kalmıştır[20].

b) Bakanlar Kurulunun Grevi .- Cumhurbaşkanını istifaya zorlamanın ikinci yolu, “bakanlar kurulunun grevi (grève des ministres)”dir[21]. Bakanlar kurulunun ve bakanların grev yapması, yani hiç çalışmamaları, devlet başkanının işlemlerine başbakan ve bakanların karşı-imzalarını koymayı reddetmeleri durumunda da, cumhurbaşkanı istifa etmek zorunda kalabilir. Örneğin Fransa’da 1924’te Cumhurbaşkanı Millerand  “bakanların grevi” sonucu istifa etmiştir[22]. Ancak belirtelim ki bu şekillerde devlet başkanının istifa ettirilmesi her zaman mümkün değildir. Zira, ne kadar zorlanırsa zorlansın, cumhurbaşkanı istifa etmeyebilir de. Zira buradaki zorlama hukukî değil, politik, psikolojik bir zorlamadır. Cumhurbaşkanının “zorlama istifa (démission forcée )”sını garanti eden hukukî bir yol yoktur.

6. Bütçe Kısma.- Devlet başkanına gösterilecek bir diğer tepki olarak, devlet başkanlığı bütçesinin kısılmasıdır. Bütçesi kısılan devlet başkanının bu işleme karşı yapabileceği bir şey yoktur.

7. Halkın Hakemliğine Başvurma .- a) Referandum .- Yarı-doğrudan demokrasi sisteminin uygulandığı bir ülkede, bakanlar kurulu ile devlet başkanı arasında arasındaki bu uyuşmazlığın, halkın hakemliğine başvurarak da çözümlenmesi mümkündür. Eğer bakanlar kurulunun veya parlâmentonun inisiyatifiyle tahrik edilebilecek bir referandum usûlü mevcut ise, tartışmalı işlem halkın oyuna sunulur. Halk kimin haklı olduğuna karar verir. Ancak ülkemizde böyle bir imkân yoktur.

b) Fesih ve Erken Seçim Kararı .- Temsilî demokrasi sisteminde de, bu sorunu halkın hakemliğine götürebilmek teorik olarak mümkündür. Bunun yolu parlâmentonun feshi veya bizzat parlâmentonun erken seçim kararı (özfesih) almasıdır. Fesih veya erken seçim kararından sonra yapılacak parlâmento seçimlerinde, halk eski bakanlar kurulunu destekleyen çoğunluğu tekrar parlâmentoya gönderirse, bu halkın devlet başkanının değil, bakanlar kurulunun yanında olduğu anlamına gelir. Halk iradesini açıkladıktan sonra, devlet başkanı ya boyun eğmelidir, ya da çekilmelidir. Yani ya bakanlar kurulunun işlemini imzalamalı ya da istifa etmelidir. Ancak burada da teknik bir problem vardır. Parlâmentonun feshi yetkisi çoğunlukla devlet başkanına aittir. Hükûmet ile çatışma içinde olan devlet başkanı, hükûmet yaptığı parlâmentonun feshi talebini de kabul etmeyebilir.

8. Bakanlar Kurulunun İstifası .- Kanımızca, durum ne olursa olsun, işlemleri devlet başkanı tarafından imzalanmayan bir bakanlar kurulunun parlâmenter bir demokraside görevde kalmasının bir anlamı yoktur. Zira, işlem yapamayan, tüzük, yönetmelik çıkaramayan, yüksek kamu görevlilerini atayamayan bir bakanlar kurulunun ülkeyi yönetmesi mümkün değildir. Ülkeyi yönetemeyen bir bakanlar kurulunun ise istifa etmesi kendi yararınadır. Zira, böyle bir durumda, ülkeyi yönetme yetkisi elinden alınmış bakanlar kurulu, yine de sorumluluk altındadır. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde yetkisini kullanamayan organın sorumluluğu boşu boşuna üstlenmesinin bir anlamı yoktur. Kim yetkiyi kullanıyorsa sorumluluğu da o üstlenmelidir. Kullandığı yetkilerin hesabını o vermelidir. Bir parlâmenter demokraside, ülkeyi yönetme hakkı, devlet başkanına değil, bakanlar kuruluna aittir. Çünkü, ülkenin yönetiminde yapılan bir iş yanlışsa, bunun hesabını, devlet başkanı değil, siyasî, hukukî ve cezaî sorumluluğa sahip olan başbakan ve bakanlar verir. Yukarıda gördüğümüz gibi, parlâmenter hükûmet sisteminde yürütme organının sorumlu kanadı devlet başkanı değil, bakanlar kuruludur. Demokratik mantık, sorumluluk ile yetkinin aynı elde toplanmasını öngörür. Bir kişi sorumsuzsa yetkisizdir de. Bir demokraside, bir kişi sorumluluk yüklenmedikçe, yetki sahibi de olamaz. Parlâmenter sistemlerde ise devlet başkanının herhangi bir konuda sorumluluk yüklenmesi mümkün değildir.

 


 

[1].   Yukarıda gördüğümüz gibi cumhuriyetlerde istisnaen vatana ihanet, anayasayı kasten ihlâl gibi bazı suçlarından dolayı cumhurbaşkanlarının cezaî sorumluluklarının olduğu kabul edilmektedir.

[2].   Zoller, op. cit., s.447.

[3].   Autexier, op. cit., s.53.

[4].   Karl Korinek, “The Position of the Federal President within the Austrian System of Supreme Government Organs”, http://www.hofburg.at/en/index.htm (2.2.2001).

[5].   Bu konuda bkz. Gözler, Cumhurbaşkanı-Hükûmet Çatışması, op. cit., s.9-13.

[6].   Veraset kuralları hakkında bkz. Charles Cadoux, Droit constitutionnel et institutions politiques: Théorie générale des institutions politiques, Paris, Cujas, 1988, c.I. s.176; Pierre Wigny, Droit constitutionnel, Bruxelles, Etablessements Emile Bruylant, 1952, s.586; S. A. De Smith ve Rodney Brazier, Constitutional and Administrative Law, London, Penguin Books, 6th Edition, 1989, s.123; Francis Delpérée, “Loi salique”, Olivier Duhamel ve Yves Meny (sous la direction de-), Dictionnaire constitutionnel, Paris, P.U.F., 1992, s.608.

[7].   Maurice Hauriou, Précis de droit constitutionnel, Paris, Sirey, 2e édition, 1929, Hauriou, op. cit., s.394; Vedel, op. cit., s.428-429; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.606-610; Laferrière, op. cit., s.1023; Turpin, op. cit., s.334-337; Dmitri Georges Lavroff, Le système politique français: Constitution et pratique politique de la Ve République, Paris, Dalloz, 5e édition, 1991, s.371-380.

[8].   Cumhuriyetlerde istisnaen vatana ihanet suçundan dolayı cezaî sorumluluklarını olduğu kabul edilmektedir.

[9].   Laferrière, op. cit., s.1031.

[10]. Pierre Pactet, “Contreseing”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.224.

[11]. Prélot, op. cit., s.659 (Fransız Conseil d'Etatsı bunun şekil bozukluğu değil, yetkisizlik sonucunu doğurduğuna karar vermiştir (10 Mart 1905, Mac Donnel, 7 Nisan 1905 Conseil presbytéral de l'Eglise réformée du Mans, kararında).

[12]. Mekanist anayasa anlayışı hakkında bkz.: Kemal Gözler, “Realist  Yorum Teorisi ve Mekanist Anayasa Anlayışı”, Anayasa Yargısı, Ankara, Anayasa Mahkemesi Yayınları, 1998, Cilt 15, s.207-242.

[13]. Bkz. supra., s.93.

[14]. Bu konuda bkz. supra, s.95-100.

[15]. Bkz. supra, s.92, 93-94

[16]. Bkz. supra, s.101-108.

[17]. Bkz. supra, s.103-104.

[18]. Bkz. supra, s.105-106.

[19]. Vedel, op. cit., s.432; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.622; Laferrière, op. cit., s.773, 1030.

[20]. Vedel, op. cit., s.432; Barthélemy ve Duez, op. cit., s.622.

[21]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.622; Laferrière, op. cit., s.773, 1030.

[22]. Barthélemy ve Duez, op. cit., s.622.

 

EK-1 : DEVLET BAŞKANLARI LİSTESİ

 

Ülke

Devlet Başkanının Adı

Unvanı

1

A.B.D.

George W. Bush

Başkan (President)

2

Almanya

Johannes Rau

Federal Başkan (Bundespräsident)

3

Avustralya

Sir William Deane

Genel Vali (Governor-General)

4

Avusturya

Thomas Klestil

Federal Başkan (Bundespräsident)

5

Belçika

Philip

Kral (Roi)

6

Danimarka

Margarethe II

Kraliçe (Queen)

7

Finlandiya

Tarja Kaarina Halonen

Cumhurbaşkanı (President of the Republic)

8

Fransa

Jacques Chirac

Cumhurbaşkanı (Président de la République)

9

Hollanda

Beatrix

Kraliçe (Queen)

10

İngiltere

Elisabeth II

Kraliçe (Queen)

11

İrlanda

Mary McAleese

Başkan (President, Uachtan Eireann)

12

İspanya

Juan Carlos I

Kral (İspanya Kralı, Rey de España)

13

İsrail

Moshe Katsav

Devlet Başkanı (President of the State)

14

İsveç

Carl XVI Gustaf

Kral (King)

15

İsviçre

Moritz Leuenberger

Konfederasyon Başkanı (Président de la Confédération)

16

İtalya

Carlo Azeglio Ciampi

Cumhurbaşkanı (Presidente della Repubblica)

17

İzlanda

Vigdis Finnbogadottir

Cumhurbaşkanı, Başkan (President of Iceland)

18

Japonya

Akihito (Heisei Tennô)

İmparator (Emperor)

19

Kanada

Andrienne Klarkson

Genel Vali (Governor-General)

20

Lüksemburg

Henri

Büyük Dük (Grand Duc)

21

Norveç

Harald V

Norveç Kralı (King of Norway)

22

Portekiz

Jorge Sampaio

Cumhurbaşkanı (Presidente da República)

23

Türkiye

Ahmet Necdet Sezer

Cumhurbaşkanı

24

Yeni Zelanda

Dame Silvia Cartwright

Genel Vali (Governor-General)

25

Yunanistan

Costis Stephanopoulos

Cumhurbaşkanı (President of the Republic)

Kaynak: Her ülkenin resmi internet siteleri ziyaret edilerek tarafımızdan oluşturulmuştur.

Devlet başkanlarının fotoğrafları için kapak resmine bakılabilir.

Sonuç

 

 

 

 

“Devlet başkanı” devletlerin en eski organıdır. Nerede bir devlet varsa orada bir devlet başkanı mevcuttur. Dolayısıyla devlet başkanlığı kurumu, devlet kadar eski bir kurumdur. Devlet başkanları, hükûmet sistemlerine göre değişmektedir. Amerika Birleşik Devletleri gibi başkanlık sistemini benimsemiş ülkelerde yürütme organı monist yapıdadır. Yürütme organının başında bulunan “başkan”, hem hükûmet başkanı, hem de devlet başkanıdır. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde ise yürütme organı düalist yapıdadır. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organının bir kanadında “hükûmet”, diğer kanadında ise “devlet başkanı” bulunur. Parlâmenter hükûmet sistemlerinin kendi içinde ise devlet başkanları, devlet şekline göre ikiye ayrılmaktadır. Monarşilerde devlet başkanı “kral”, cumhuriyetlerde ise “cumhurbaşkanı”dır.

I. BAŞKANLIK SİSTEMLERİNDE DEVLET BAŞKANI: BAŞKAN.- Çalışmamızın birinci kısmında başkanlık sistemlerinde devlet başkanı, yani “başkan” incelenmiştir. İncelemeler Amerika Birleşik Devletleri örneği üzerinden yapılmıştır.

A. Statüsü.- Amerika Birleşik Devletlerinde başkan dört yıllığına halk tarafından seçilir. Bir kişinin ikiden fazla defa başkan seçilmesi yasaklanmıştır. Başkanın görevi, görev süresinin dolması dışında, ölüm”, istifa, görevden uzaklaştırılma hallerinde sona erer. “Başkan Yardımcısı”, Başkan ile birlikte seçilir. Amerika Birleşik Devletlerinde de parlâmenter sistemlerde “bakanlıklar”a tekabül eden teşkilâtlar vardır. Bu teşkilâtlara “departman (department)” ismi verilir. “Devlet (Dışişleri) Departmanı (Department of State)”, “Hazine Departmanı (Treasury Department)”, “Savunma Departmanı (Department of Defense)”, “Adalet Departmanı (Department of Justice)” gibi. Bu departmanların her birinin başında bulunan “baş görevli (principal officer)”ye “sekreter  (secretary)” denir. Sekreterleri atama yetkisi Başkana aittir. Ancak Başkan, sekreterleri atamadan önce Senatonun görüş ve onayını almak zorundadır. Sekreterler, Kongreye karşı değil, münhasıran Başkana karşı sorumludurlar. Başkan istediği zaman, Senatonun onayı olmaksızın bir sekreteri görevden alabilir. Amerika Birleşik Devletlerinde Başkan ve sekreterlerin bir araya gelmelerine “Kabine (Cabinet)” ismi verilmektedir. Amerika Birleşik Devletlerindeki “Kabine”, parlâmenter hükûmet sistemlerinde görülen “kabine  (bakanlar kurulu)”den çok farklıdır. Çünkü Amerika Birleşik Devletlerindeki bu “Kabine”, dayanışma ilkesinin geçerli olduğu kolektif bir organ, kolejyal bir organ değildir. Bu kabinenin karar alma, “genel siyaseti” belirleme yetkisi yoktur. Bu kabinenin kararları “istişarî” niteliktedir. Karar alma yetkisi münhasıran Başkana aittir. Amerika Birleşik Devletlerinde geniş bir Başkanlık teşkilâtı vardır. Bu teşkilât ikiye ayrılır: The White House Office ile esas olarak başkanlık sarayı kastedilir. 1901’de bu teşkilat beş on kişilik bir personele sahipti. Günümüzde The White House Office’te çalışanların sayısı 400-500 civarındadır. Bunların önemli bir kısmı, başkanın danışmanları, yardımcıları vs.dir. Executive Office of the President 1939’da F.D. Roosevelt tarafından bir başkanlık kararnamesi (executive order) ile kurulmuştur. Executive Office of the President bünyesinde 14 ayrı organ barındırır. Bunlar başkanın karar almasına teknik yardımda bulunan ve doğrudan doğruya başkana bağlı bulunan organlardır.

B. Sorumluluğu.- Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın Kongre karşısında siyasal sorumluluğu yoktur. Başkanın görevine Kongre tarafından son verilemez. Başkan halk tarafından dört yıllığına seçilir ve görev süresi boyunca görevde kalır. Buna karşılık Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanın, “ihanet  (treason)”, “zimmet (bribery)” ve “diğer ağır cürüm ve kabahatler (other high crimes and misdemeanors)”den dolayı “cezaî sorumluluğu (criminal liability)” vardır. Başkan bu suçlardan dolayı suçlandırılıp mahkum edilirse görevinden alınmış olur. Suçlandırma (impeachment ) yetkisi Temsilciler Meclisine aittir. Yargılama yetkisi ise Senatoya aittir. Başkanın yargılanması söz konusu olduğunda Senatoya Yüksek Mahkeme Başkanı (Chief Justice) başkanlık eder. Senato, mahkumiyet kararını ancak hazır bulunan üyelerinin üçte ikisinin oyuyla verebilir . Mahkumiyet halinde verilecek ceza, görevden alınma cezasından ibarettir.

C. Görev ve Yetkileri.- Amerika Birleşik Devletleri Anayasası Başkana birçok görev ve yetki vermiştir. Bunlardan en önemlileri şunlardır: Baş komutanlık  yetkisi (military power, president as commander-in-chief ), af yetkisi (pardoning pover), uluslararası andlaşma yapma yetkisi (traity power), executive agreements  yapma yetkisi, elçileri  ve diğer temsilcileri kabul etmek yetkisi, kanunların yürütülmesi (execution of the laws ) yetkisi, atama yetkisi (appointment power), azil yetkisi  (removal power), veto yetkisi (power of veto), mesaj yetkisi, yürütme imtiyazı  (executive privilege ), executive orders çıkarma yetkisi, düzenleme yetkisi  (statutory power), kredileri harcamama  (ımpoundment of funds ) yetkisi, vs.

II. PARLÂMENTER HÜKÛMET SİSTEMLERİNDE DEVLET BAŞ-KANLARI.- Çalışmamızın ikinci kısmında parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarının sırasıyla statüleri, sorumlulukları, görev ve yetkileri incelenmiştir.

A. Statüleri.- Parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarının statülerini monarşilerde ve cumhuriyetlerde olmak üzere ayrı ayrı incelemek gerekir.

1. Monarşilerde devlet başkanları veraset yoluyla belirlenmektedir. Veraset konusunda “direkt hat sistemi”,  “primogenitur sistemi ”, “yaşlılık esası (order of seniority)”, civar sistemi , “seniorat sistemi”, “ekber evlat (droit d’aînaisse) sistemi” gibi değişik sistem ve esaslar uygulanmaktadır. Bazı ülkelerde saltanatın kız çocuklara ve kızların erkek çocuklarına geçmesi yasaktır. Monarşilerde genellikle tahta çıkma bakımından belirli bir dinden veya mezhepten olma şartı da aranmaktadır. Keza genellikle hanedan üyelerinin evlenmeleri izne bağlıdır. Tahta çıkmak bakımından bir rüşt yaşı yoktur. Kral ölünce interregnum olmaz; veraset kurallarına göre saltanat kimin hakkıysa ona derhal ve kendiliğinden geçer. Bir monarşide krallık sıfatını sona erdiren ve dolayısıyla “tahtın boşalması ”na yol açan “ölüm” ve “feragat” olmak üzere sadece iki hâl vardır. Kralın fonksiyonlarını yerine getiremeyecek durumda bulunduğu dönemde bu fonksiyonlar bir “naip” tarafından yerine getirilir. Bu döneme ve kuruma “niyabet” denir.

2. Cumhuriyet tipi parlâmenter sistemlerde, bu sistemin tanımı gereği, devlet başkanları irsî olarak belirlenmez. Kimi ülkelerde cumhurbaşkanı parlâmento, kimi ülkelerde özel bir seçim kurulu, kimi ülkelerde halk tarafından seçilmektedir. Hatta kimi ülkelerde cumhurbaşkanı seçimle değil, atamayla belirlenmektedir. Cumhurbaşkanlarının “görev süresi” genellikle beş veya yedi yıldır. Cumhurbaşkanlarının görev süresinin parlâmentoların görev süresinden birçok ülkede daha uzun olduğu gözlemlenmektedir. Cumhurbaşkanının tekrar seçilebilmesi konusunda üç sistem vardır. Birinci sistemde tekrar seçilebilmek konusunda sınırlandırma yoktur. Bu sistem İtalya, Fransa, İzlanda ve 1999 Anayasasına kadar Finlandiya’da da uygulanmıştır. İkinci sistemde, bir kişi cumhurbaşkanlığına en çok iki defa seçilebilir. Almanya, Avusturya , Yunanistan, İrlanda, İsrail ve Portekiz, 1999’dan beri Finlandiya’da bu sistem uygulanmaktadır. Üçüncü sistemde bir kişi sadece bir defa cumhurbaşkanı seçilebilir. Bu sistem sadece Türkiye’de uygulanmaktadır. Cumhurbaşkanlığı sıfatı, “süresinin dolması”, “istifa ” ve “ölüm ” sebepleriyle sona erer. Her ülkenin anayasası bu sebeplerin dışında, ayrıca “sürekli hastalık”, “temyiz kudretini yitirme ” gibi, cumhurbaşkanlığı sıfatının başka sebeplerle de sona erebileceğini öngörmektedir. Bazı ülkelerde, cumhurbaşkanının “anayasayı ihlâl”, “vatana ihanet” gibi istisnaî sebeplerle parlâmento tarafından suçlandırılıp, yargılama makamı tarafından görevinden alınması da mümkündür. Cumhurbaşkanına vekâlet edilmesi ihtiyacı, cumhurbaşkanlığı makamının boşalması ve cumhurbaşkanının görevini hastalık, yurtdışında bulunma gibi sebeplerle geçici olarak yerine getiremeyecek durumda bulunması hallerinde ortaya çıkar. İşte bu durumlarda, cumhurbaşkanının görev ve yetkilerinin geçici olarak kendisine “vekil” denen bir kişi tarafından yerine getirilmektedir. Cumhurbaşkanları her ne kadar tek bir kişi ise de, cumhurbaşkanlarının bir teşkilâtı vardır. Bazı anayasalar cumhurbaşkanlarının malî hakları konusunda ayrıca hükümler koymuştur. Bazı ülkelerde cumhurbaşkanları, krallardan kalma birtakım “törensel imtiyazlara” sahiptirler.

B. Sorumlulukları.- Devlet başkanlarının sorumluluğunu, “siyasal sorumluluk”, “cezaî sorumluluk” ve “hukukî sorumluluk” olmak üzere üçe ayırarak inceledik.

1. Siyasal sorumluluk, “egemen”e karşı yönetenlerin sorumluluğudur. İster monarşik, ister cumhurî nitelikte olsun, bütün parlâmenter sistemlerde devlet başkanlarının siyasal sorumluluğu yoktur. Yani, bir monarşide kralın veya bir cumhuriyette cumhurbaşkanının, halk tarafından veya parlâmento tarafından veya bir başka makam tarafından görevden alınabilmesi veya istifa ettirilmesi mümkün değildir.

2. Cezaî sorumluluk, ceza hukukuna ilişkin sorumluluk demektir. Cezaî sorumluluğa kişinin suç işlemesi yol açar. Cezaî sorumluluğun müeyyidesi “idam”, “hapis cezası” veya “para cezası” gibi cezalardır.

a) Parlâmenter monarşilerde, devlet başkanının, yani kralın cezaî sorumsuzluğu  ilkesi kabul edilmektedir. Zira, bir monarşide kralın şahsı, “kutsal ” ve “dokunulmaz ”dır. Buna kısaca “kralların dokunulmazlığı” ilkesi denir. Üstelik bu dokunulmazlık tam ve mutlaktır. Krallar görevleriyle ilgili suçlarından veya göreviyle ilgili olmayan kişisel suçlarından, yani “adî suçları ”ndan dolayı sorumsuz dur. Kralların sorumsuzluğunun altında “kral hata yapmaz, kral kötülük yapmaz  (the King can do no wrong , le roi ne peut mal faire)” ilkesi yatmaktadır. Bu ilke kralı bütün beşerî fiillerinden sorumsuz kılmaktadır. Hangi tür fiil söz konusu olursa olsun, krala karşı cezaî takibatta bulunulamaz.

b) Parlâmenter cumhuriyetlerde de cumhurbaşkanının kural olarak cezaî sorumsuzluğu  ilkesi kabul edilmiştir. Ancak bu ilke mutlak değildir. Cezaî sorumluluğu bakımından, cumhurbaşkanının “kişisel suçları” ile “göreviyle ilgili suçları” arasında ayrım yapılmaktadır. (aa) Cumhurbaşkanının kişisel suçları ndan dolayı sorumlu olduğu genel olarak kabul edilmektedir. (bb) Göreviyle ilgili suçlarından dolayı cumhurbaşkanlarının cezaî sorumluluğu konusunda incelediğimiz ülkeleri üç gruba ayırabiliriz: Cumhurbaşkanına tam bir sorumsuzluk tanıyan ülkeler (İsrail); cumhurbaşkanına tam bir sorumluluk yükleyen ülkeler (Portekiz); cumhurbaşkanına kural olarak sorumsuzluk, istisnaî olarak sorumluluk yükleyen ülkeler (Almanya, Avusturya, Finlandiya, Fransa, İrlanda, İtalya, Türkiye ve Yunanistan). Bu sonuncu grup ülkelerde cumhurbaşkanları göreviyle ilgili suçlarından dolayı sorumsuzluğu kural, sorumluluğu ise istisnadır. Bu ülkelerde vatana ihanet, anayasayı kasten ihlâl gibi anayasa tarafından ayrıca belirlenmiş birkaç suçtan dolayı cumhurbaşkanları sorumludurlar. Bu ülkelerde de Cumhurbaşkanları, bu birkaç suç (vatana ihanet, anayasayı ihlâl, vs.) dışında, göreviyle ilgili suçlarından dolayı sorumsuzdurlar. Anayasalar cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili suçlarından dolayı suçlandırılıp yargılanabilmeleri için özel usûller öngörmüşlerdir.

3. Hukukî sorumluluk özel hukuka (medenî hukuk, borçlar hukuku ve ticaret hukuku) ilişkin sorumluluk demektir. (a) Monarşilerde devlet başkanlarının, yani kralların sorumsuzluğu mutlaktır. Kralların cezaî sorumluluğu olmadığı gibi, hukukî sorumluluğu  da yoktur. Yani krala karşı ceza davası açılamayacağı gibi, hukuk mahkemeleri önünde, hukuk davası açılıp, kraldan tazminat da istenemez. (b) Cumhuriyetlerde ise cumhurbaşkanlarının hukukî sorumluluğu  açısından, cumhurbaşkanlarının göreviyle ilgili eylem ve işlemleri ile kişisel eylem ve işlemlerinden doğan hukukî sorumluluğu arasında ayrım yapılmaktadır. Cumhurbaşkanlarının birincilerden dolayı sorumsuz, ikincilerden dolayı ise sorumlu oldukları kabul edilmektedir.

C. Görev ve Yetkileri.- Parlâmenter monarşilerde ve parlâmenter cumhuriyetlerde devlet başkanlarının görev ve yetkileri birbirine büyük ölçüde benzemektedir. O nedenle monarşi ve cumhuriyet ayrımı yapmaksızın parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarının görev ve yetkilerini birlikte inceledik.

1. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarının ister monarşilerde olsun, isterse cumhuriyetlerde olsun, “devletin başı” sıfatıyla sahip olduğu bazı temel görev ve yetkiler vardır. Bunlar temsil, gözetme, hakemlik, uyarma ve görüş bildirme görev ve yetkileridir.

2. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde anayasalar devlet başkanlarına yasamayla ilgili birçok görev ve yetki vermektedir. Bunlardan en önemlileri şunlardır: Fesih yetkisi, parlâmentoyu toplantıya çağırma, toplantılarını erteleme, toplantılarını kapatma yetkisi, mesaj yetkisi, kanunları onaylama veya geri gönderme yetkisi, kanunları ısdar etme yetkisi, yayınlama yetkisi, referanduma sunma yetkisi, vs.

3. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarının yürütmeyle ilgili de birçok görev ve yetkisi vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: Başbakanı atamak, başbakanı azletmek, bakanları atamak ve azletmek, bakanlar kuruluna başkanlık etmek, bazı kamu görevlilerini atamak, düzenleyici işlem yapmak, bakanlar kurulu işlemlerini imzalamak, silahlı kuvvetlerin baş komutanlığını yapmak, olağanüstü hal veya sıkıyönetim ilân etmek, vs.

4. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarının yargıyla ilgili birçok önemli görev ve yetkileri vardır. Bunlardan en önemlileri şunlardır: Gras yetkisi, hakimleri ve savcıları atamak, yüksek mahkemelere üye seçmek, hakimler yüksek kuruluna başkanlık etmek ve bu kurula üye seçmek, anayasa mahkemesinde iptal davası açmak, vb.

5. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanlarının dış ilişkiler alanında birçok görev ve yetkileri vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: Yabancı devletlere temsilci göndermek ve yabancı temsilcileri kabul etmek, uluslararası andlaşmalar akdetmek ve onaylamak, savaş ve barış ilân etmek, vs.

6. Bazı parlâmenter ülkelerin anayasaları devlet başkanlarına, bazı kurullara başkanlık etmek, onursal payeler vermek, para bastırmak gibi başka görev ve yetkiler de vermektedir.

D. Karşı-İmza Kuralı.- Parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanları bu yetkilerini kural olarak tek başlarına değil; başbakan veya ilgili bakanın karşı-imzası ile kullanabilirler. “Karşı-imza”, devlet başkanının yazılı bir işleminde devlet başkanının imzasının altına başbakan veya ilgili bakanın veya her ikisinin attığı imzadır. Karşı-imza kuralının temel fonksiyonu , devlet başkanının işleminden kaynaklanabilecek sorumluluğun, başbakan ve ilgili bakanlarca üstlenilmesinin sağlamasıdır. Bu sorumluluk siyasî, cezaî, hukukî olabilir. Karşı-imza devlet başkanının işlemlerinin geçerlilik şartıdır. Dolayısıyla karşı-imza kuralına uyulmamasının müeyyidesi yapılan işlemin geçersizliğidir. İsveç dışında incelediğimiz bütün parlâmenter ülkelerin anayasalarında karşı-imza kuralı tanınmıştır. İsveç’te Krala herhangi bir işlem yapma yetkisi verilmediği için karşı-imza kuralına da ihtiyaç duyulmamıştır. İsveç dışında geri kalan ülkeler üç guruba ayrılabilir: Birinci gruptaki ülkelerde (Belçika, Danimarka, Hollanda, İrlanda, İtalya, İzlanda, Japonya, Lüksemburg, Norveç) karşı-imza kuralı mutlak olarak tanınmıştır. Bu ülkelerde kralların veya cumhurbaşkanlarının istisnasız bütün işlemleri karşı-imza kuralına tâbidir. İkinci grup ülkelerde (Almanya, Avusturya, Finlandiya, Fransa, İspanya, İsrail, Türkiye ve Yunanistan) ise karşı-imza kuralı kural olarak tanınmış, ama bundan bazı işlemler istisna tutulmuştur. Yani bu ülkelerde anayasada sayılan birkaç grup işlem dışındaki devlet başkanının diğer işlemleri karşı-imza kuralına tâbidir. İncelediğimiz ülkelerin birinde -Portekiz- Anayasa, karşı-imza kuralını genel olarak değil, kendi belirlediği 11 işlem için kabul etmiştir. İkinci grup ülkelere baktığımızda şu işlemlerin karşı-imza kuralından istisna tutulduğunu görüyoruz. Mesaj gönderme yetkisi , kanunları bir kere daha görüşülmek üzere geri gönderme yetkisi , kanunları referanduma sunma yetkisi, parlâmentoyu feshetmek yetkisi, başbakanı atanmak yetkisi , anayasa mahkemesine üye atamak yetkisi , anayasa mahkemesinde iptal davası açmak yetkisi, devlet başkanlığı idarî teşkilâtına personel atama yetkisi , istifa yetkisi.  Şüphesiz bir anayasanın bu istisnalar dışında, karşı-imza kuralına tâbi olmayan başka istisnalar da getirmesi her zaman mümkündür. Ancak bir anayasa karşı-imza kuralının istisnalarını belirtmiyorsa, bu anayasanın karşı-imza kuralının mutlak olarak benimsediğini, devlet başkanının istisnasız her işleminin karşı-imza kuralına tâbi olduğunu söyleyebiliriz. Diğer yandan, bir anayasa karşı-imza kuralı ne kadar istisna getiriyorsa, devlet başkanının karşı-imza kuralına tâbi olmayan sadece o kadar işlemi olabilir. Yani, yorum yoluyla istisnaların sayısı artırılamaz.

E. Devlet Başkanı-Hükûmet Çatışması.- Parlâmenter hükûmet sistemlerinde yetkilerin kullanılması bakımından devlet başkanı ile hükûmet arasında çatışma ortaya çıkması ihtimal dahilindedir. Bu çatışma konusunda şu üç soruya cevap verilmesi gerekir: 1. Devlet başkanları anayasanın kendisine verdiği yetkileri, başbakan ve ilgili bakanın imzasını almadan tek başına kullanabilirler mi? 2. Devlet başkanları bakanlar kurulunun işlemlerini imzalamayı reddedebilirler mi? 3. Devlet başkanı hükûmetin kendisinden kullanmasını istediği yetkisini kullanmayı reddedebilir mi? Kanımızca, bu sorulara olumsuz yanıt vermek gerekir. Şöyle ki: 1. Parlâmenter sistemlerde devlet başkanları yetkilerini, anayasa aksini öngörmemiş ise, tek başına değil; ancak başbakan ve ilgili bakanın karşı-imzasıyla kullanabilirler. 2. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde devlet başkanları, hükûmetin işlemlerini imzalamayı reddedemez; onları imzalamak zorundadır. Çünkü bir kere devlet başkanı sorumsuzdur. İkinci olarak devlet başkanı demokratik meşruluktan mahrumdur. Üçüncü olarak devlet başkanının imza yetkisi, bir tevsik etme yetkisinden ibarettir. 3. Kanımızca, devlet başkanları hükûmetin kendisinden yapmasını istediği işlemleri yapmayı da reddedemez. Çünkü, devlet başkanları bu işlemleri yapmayı reddetmesi durumunda gerçek anlamda bir iki-başlılık sorunu ortaya çıkar. Oysa iki-başlılık eşyanın tabiatına aykırıdır. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde gerçek baş, hükûmet isimli baştır. O hâlde, devlet başkanı hükûmetin istemiyle bağlı olmalı, hükûmet istediği yetkisini kullanmalıdır.

 

Bibliyografya

 

 

 

I. Anayasalar

A.B.D.: 17 Eylül 1787 Tarihli Amerika Birleşik Devletleri Federal Anayasası (İngilizce Aslı): http://www.constitution. org/ constit_.htm (1.2.2001).

Almanya: 23 Mayıs 1949 Tarihli Alman Anayasası (İngilizce Çevirisi): http://www.uni-wuerzburg.de/law/ gm00000_.html (1.2.2001).

Avustralya: 9 Temmuz 1900 Avustralya Anayasası (İngilizce Aslı): http://www.uni-wuerzburg.de/law/as00000_.html (1.2.2001).

Avusturya: 1929 Avusturya Anayasası (Bundes-Verfassungsgesetz in der Fassung von 1929) (İngilizce Çevirisi): http://www.uni-wuerzburg.de/ law/as00000_.html (1.2.2001).

Belçika: 17 Şubat 1994 Tarihli Belçika Anayasası (Fransızca Aslı): http://www.senate.be/ senbeldocs/ constitution/ const_fr.html (1.2.2001); İngilizce Çevirisi: http://www.uni-wuerzburg.de/law/ be00000_.html. (1.2.2001).

Danimarka: 5 Haziran 1953 Tarihli Danimarka Anayasası: http://www.uni-wuerzburg.de/ law/ da00000_.html (1.2.2001).

Finlandiya: 11 Haziran 1999 Tarihli Finlandiya Anayasası (İngilizce Çevirisi): http://www.om.fi/ constitution/ 3340.htm (1.2.2001).

Fransa: 4 Ekim 1958 Tarihli Fransız Anayasası (Fransızca Aslı): http://www.legifrance. gouv.fr/ html/frame_ constitution.htm (1.2.2001). İngilizce Çevirisi: http://www. assemblee-nationale.fr/ 8/8ab.htm (1.2.2001).

Hollanda: 17 Şubat 1983 Tarihli Hollanda Anayasası (İngilizce Çevirisi): http://www.uni-wuerzburg.de/ law/nl00000_ .html (1.2.2001).

İngiltere: Anayasal Konvansiyonlar ve Act of Settlement, 1701: http://members.home.net/ jacobites/settlement.htm (9.3.2001).

İrlanda: 1 Temmuz 1937 Tarihli İrlanda Anayasası (İngilizce Aslı): http://www.math.tcd. ie/pub/ Constitution.html (1.2.2001).

İspanya: 27 Aralık 1978 Tarihli İspanyol Anayasası (İngilizce Çevirisi): http://www.uni-wuerzburg.de/law/ sp00000_ .html (1.2.2001). İspanyolca Aslı: http://www.igsap. map.es/docs/cia/dispo/ constitu.htm (1.2.1001).

İsrail: 16 Haziran 1964 Tarihli Devlet Başkanı Hakkında İsrail Temel Kanunu (Basic Law: The President of the State); 14 Nisan 1992 tarihli Hükûmet Hakkında İsrail Temel Kanunu (Basic Law: The Government) (İngilizce Çevirileri): http://www.uni-wuerzburg.de/ law/is00000_.html (1.2.2001).

İsveç: 1 Ocak 1975 Tarihli İsveç Anayasası (İngilizce Çevirisi): http://www.uni-wuerzburg. de/law/ sw00000_.html (1.2.2001).

İsviçre: 14 Nisan 1999 Tarihli İsviçre Anayasası (Fransızca Aslı): http://www.admin.ch/ ch/f/rs/101/ index.html (1.2.2001); İngilizce Çevirisi: http://www.uni-wuerzburg.de/ law/sz00000_.html (1.2.2001).

İtalya: 27 Aralık 1947 Tarihli İtalyan Anayasası (İtalyanca Aslı): http://www.palazzochigi.it/ sez_ costituzione.html (1.2.2001); İngilizce Çevirisi: http://www.uni-wuerzburg.de/ law/it00000_.html (1.2.2001).

İzlanda: 17 Haziran 1944 Tarihli İzlanda Anayasası (İngilizce Çevirisi): http://www. richmond.edu/~ jpjones/confinder/ Iceland2.htm (1.2.2001).

Japonya: 3 Kasım 1946 Tarihli Japon Anayasası (İngilizce Çevirisi): http://www.uni-wuerzburg.de/ law/ja00000_.html (1.2.2001).

Kanada: 1867’den 1982’ye Anayasal Kanunlar (Constitution Acts, 1867 to 1982) (İngilizce Metni): http://www.georgetown.edu/LatAmerPolitical/ Constitutions/Canada/ canada1867.html. Fransızca Metni: http://canada.justice.gc.ca/cgi-bin/folioisa.dll/ const_f.nfo/query=*/doc/{@101}?

Lüksemburg: 17 Ekim 1868 Tarihli Lüksemburg Anayasası (Fransızca Aslı): http://www. etat.lu/ SCL/CNST0999.PDF (10.3.2001); (İngilizce Çevirisi): http://www.uni-wuerzburg.de/law/lu__ indx.html (1.2.2001).

Norveç: 17 Mayıs 1814 Tarihli Norveç Anayasası (İngilizce Çevirisi): http://odin.dep.no/ odin/ engelsk/ norway/ system/032005-990424/ index-dok000-b-n-a.html (1.2.2001).

Portekiz: 2 Nisan 1976 Tarihli Portekiz Anayasası (İngilizce Çevirisi): http://www. parlamento.pt/ constit/crp_ing.html (1.2.2001). Portekizce Aslı: http://www.cea. ucp.pt/lei/const/constind.htm (1.2.2001).

Türkiye: 7 Kasım 1982 Tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası: Resmî Gazete, 9.11.1982, Sayı 17863 Mükerrer; Düstur, Beşinci Tertip, Cilt 22, s.3.

Yeni Zelanda: 1 Ocak 1987 tarihli Yeni Zelanda Anayasası (New Constitution Act 1986) (İngilizce Aslı): http://www.uni-wuerzburg.de/law/nz02000_.html (1.2.2001).             

Yunanistan: 9 Haziran 1975 Tarihli Yunan Anayasası (İngilizce Çevirisi): http://www. hri.org/MFA/ syntagma/artcl50.html (1.2.2001); http://www.uni-wuerzburg.de/ law/gr0000_.html (1.2.2001).

Dünya ülkelerinin anayasa metinlerinin İngilizce çevirilerine şu iki siteden ulaşılabilir:

“ICL: International Constitutional Law”, http://www.uni-wuerzburg.de/law/ (Bu site A. Tschentscher tarafından yönetilmektedir).

“Constitution Finder”, http://www.richmond.edu/~jpjones/confinder/const/html (Bu site Richmond Üniversitesi profesörlerinden John Paul Jones tarafından yönetilmektedir).

 

II. Kitaplar ve Makaleler

AKİPEK (Ömer İlhan), Devletler Hukuku, Ankara, Başnur Matbaası, Üçüncü Bası, Tarihsiz (1965 ?), İkinci Kitap.

ARDANT (Philippe), Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Sekizinci Baskı, 1996.

ARSEL (İlhan), Anayasa Hukuku (Demokrasi), Ankara, Doğuş Matbaacılık, 1964.

ARSEL (İlhan), Türk Anayasa Hukukunun Umumî Esasları (Birinci Kitap: Cumhuriyetin Temel Kuruluşu), Ankara, Mars Matbaası, 1965.

AUTEXİER (Christian), Introduction au droit public allemand, Paris, PUF, 1997.

AUVRET (Patrick), “La responsabilité du chef de l'Etat”, Revue du droit public, 1988, s.77-117.

BAGEHOT (Valter), The English Constitution, London, Oxford University Press, 1952.

BARTHÉLEMY (Joseph) ve DUEZ (Paul), Traité de droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1933.

BARTHOLOMEW (Paul C.), Ruling American Constitutional Law, New Jersey, Littlefield, Adams & Company, 1970, c.I.

BASTİD (Paul), Le Gouvernement d’assemblée, Paris, Cujas, 1956, passim.

BESSON (Antonin), “Haute Cour de justice”, Répertoire de droit public et administratif, Mise à jour 1990, Editions Dalloz, Vol.II, s.1185‑1188.

BİDÉGARAY (Christian), “Le principe de responsabilité: fondement de la démocratie (petite promenade dans les allées du ‘jardin des délices démocratiques’)”, Pouvoirs, n.92, 2000, s.5-16.

BİSCARETTİ Dİ RUFFİA (Paolo), Diritto costituzionale, Napoli, Jovene Editore, Onbeşinci Baskı, 1989.

BURDEAU (Georges), HAMON (Francis) ve TROPER (Michel), Droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Yirmiüçüncü Baskı, 1993.

CADART (Jacques), Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, Economica, 1990, c.I ve II.

CADOUX (Charles), Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Cujas, 1988, c.I.

CARRÉ DE MALBERG (Raymond), Contribution à la théorie générale de l’Etat, Paris, Sirey, 1922, c.I

CHAGNOLLAUD (Dominique), Droit constitutionnel contemporain, Paris, Sirey, 1999.

CHANTEBOUT (Bernard), Droit constitutionnel et science politique, Paris, Armand Colin, Onbirinci Baskı, 1994.

CHARLOT (Monica), Le Système politique britannique, Paris, Armand Colin, 1976.

CHRİMES (SB), English Constitutional History, London, Oxford University Press, 1953.

CONAC (Gérard), “Régime présidentiel”, in Olivier Duhamel ve Yves Meny, Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.888-901.

CRONİN (Thomas E.), The State of the Presidency, Boston, Little, Brown and Company, İkinci Baskı, 1980.

ÇELİK (Edip F.), Milletlerarası Hukuk, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1975, c.I.

DAMROSH (Loru Fisler), “Constitutional Control Over War Power: A Common Core of Accountability in Democratic Societies?”, University of Miamy Law Review, Cilt 50, 1995, s.183-199 in Jackson ve Tushnet, op. cit., s.731-744.

DE SMİTH (S.A.) ve BRAZİER (Rodney), Constitutional and Administrative Law, London, Penguin Books, Altıncı Baskı, 1989.

DE VERGOTTİNİ (Guiseppe), Diritto costituzionale comparato, Padova, CEDAM, Beşinci Baskı, 1999.

DEBBASCH (Charles) et al., Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Economica, Üçüncü Baskı, 1990.

DELCROS (Xavier), “Commentaire des articles 67 et 68”, in François Luchaire et Gérard Conac (sous la direction de -), La Constitution de la République française, Paris, Economica, 2e édition, 1987, s.1178-1186.

DELPÉRÉE (Francis), “Loi salique”, Olivier Duhamel ve Yves Meny (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, P.U.F., 1992, s.608-609.

DELPÉRÉE (Francis), “Régence”, Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992,  op. cit., s.870-871. 

DÖNMEZER (Sulhi) ve ERMAN (Sahir), Nazarî ve Tatbikî  Ceza Hukuku, İstanbul, Filiz Kitabevi, Dokuzuncu Baskı, 1985, c.I .

DÖNMEZER (Sulhi) ve ERMAN (Sahir), Nazarî ve Tatbikî Ceza Hukuku, İstanbul, Beta, Onuncu Baskı, 1985, Cilt III.

DUGUİT (Léon), Manuel de droit constitutionnel, Paris, Anciennes Maisons Thorin et Fontemoing, Dördüncü Baskı, 1923.

DUGUİT (Léon), Traité de droit constitutionnel, Paris, Ancienne librairie fontemoing, İkinci Baskı, 1924, c.IV.

DUPUİS (Georges), “Promulgation”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.836-837.

DUVERGER (Maurice), Le système politique français, Paris, P.U.F., Yirminci Baskı, 1990.

ERDOĞAN (Mustafa), Anayasal Demokrasi, Ankara, Siyasal Kitabevi, Üçüncü Baskı, 1999.

ESMEİN (Adhémar), Eléments de droit constitutionnel français et comparé, Paris, Sirey, Henry Nézard Tarafından Gözden Geçirilmiş Sekizinci Baskı, 1928, c.II.

FABRE (Michel Henry), Principes républicains de droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Dördüncü Baskı, 1984.

FAVOREU (Louis) et al., Droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1998.

FEERİCK (John D.), “Presidential Succession”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi.grolier.com/presidents/ea/ side/succsion.html, 2.1.2001.

FOYER (Jean), “Haute Cour de justice”, Répertoire de droit pénal et de procédure pénale, (Encyclopédie Dalloz - Droit pénal), t.II, s.5.

GAUDEMET (Paul Marie), Le pouvoir exécutif dans les pays occidentaux, Paris, Editions Montchrestiens, 1966.

GİCQUEL (Jean), “Régime parlementaire” in Olivier Duhamel ve Yves Meny, Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.886-888.

GİCQUEL (Jean), Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Montchrestien, Onaltıncı Baskı, 1999. (“Gicquel, op. cit.,” şeklindeki atıflar bunadır).

GÖZLER (Kemal), Anayasa Normlarının Geçerliliği Sorunu, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 1999.

GÖZLER (Kemal), Cumhurbaşkanı-Hükûmet Çatışması, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000.

GÖZLER (Kemal), Türk Anayasa Hukuku, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000.

GÖZLER (Kemal), “Realist  Yorum Teorisi ve Mekanist Anayasa Anlayışı”, Anayasa Yargısı, Ankara, Anayasa Mahkemesi Yayınları, 1998, Cilt 15, s.207-242.

GÖZLER (Kemal), “Karşılaştırmalı Anayasa Hukukunda Af Yetkisi”, Anayasa Yargısı, Ankara, Anayasa Mahkemesi Yayınları, 2001, Cilt 18 (Çıkacak) (Bu tebliğ Anayasa Mahkemesinin 39’uncu Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle Anayasa Mahkemesinde düzenlenen Anayasa Yargısı Sempozyumunda 26 Nisan 2001 günü sunulmuştur).

GREWE (Constance) ve RUİZ FABRİ (Hélène), Droits constitutionnels européennes, Paris, PUF, 1995.

HAURİOU (Maurice), Précis de droit constitutionnel, Paris, Sirey, İkinci Baskı, 1929.

HENRY (Michel) Fabre, Principes républicains de droit constitutionnel, 4e édition, Paris, L.G.D.J., 1984.

HOCHEREZ (Dominique), “Message”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.633.

HOOD (O) Phillips ve Paul Jackson, Constitutional and Administrative Law, London, Sweet & Maxwell, Yedinci Baskı, 1987.

İLHAN (Ömer) Akipek, Devletler Hukuku, Ankara, Başnur Matbaası, Üçüncü Bası, İkinci Kitap, Tarihsiz (1965 ?).

JACKSON (Vicki C.) ve TUSHNET (Mark), Comparative Constitutional Law, New York, Foundation Press, 1999.

JEANNEAU (Benoît), “Quinquennat”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.850-851.

JEANNEAU (Benoît), “Septennat”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.975-976.

JEANNEAU (Benoît), Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Dalloz, Sekizinci Baskı, 1991 (“Jeanneau, op. cit.,” şeklindeki atıflar bunadır).

KARAMUSTAFAOĞLU (Tunçer), Yasama Meclislerini Fesih Hakkı, Ankara, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1982.

KİNDER-GEST (Patricia), Droit anglais, Paris, LGDJ, 1993.

KOENİG (Louis W.), “President of the United States”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online, Available: http://gi.grolier.com/ presidents/ ea/ side/pofus. html, 2.1.2001.

KOJA (Friedrich), “The Legal and Political Role of the Federal President in Appointing the Federal Government”, http://www.hofburg.at/en/index.htm, 2.2.2001.

KORİNEK (Karl), “The Position of the Federal President within the Austrian System of Supreme Government Organs”, http://www.hofburg.at/en/index.htm (2.2.2001).

LAFERRİÈRE (Julien), Manuel de droit constitutionnel, Paris, Editions Domat Montchrestien, 1947.

LAUVAUX (Philippe), “Les monarchies: inventaires des types”, Pouvoirs: Revue française d'études constitutionnelles et politiques, 1996, no 78, s.24-36.

LAVROFF (Dmitri  Georges), Le droit constitutionnel de la Ve République, Paris, Dalloz, 1995.

LİJPHART (Arend), Çağdaş Demokrasiler (Çev. Ergun Özbudun ve Ersin Onulduran), Ankara, Yetkin Yayınları, Tarihsiz.

LİNDON (Raymond) ve AMSON (Daniel), La Haute Cour: 1789-1987, Paris, P.U.F., Coll. “Politique d'aujourd'hui”, 1987.

LOMASK (Milton), “Impeachment”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online:  http://gi. grolier.com/presidents/ ea/side/impeach.html, 2.1.2001.

LOWİ (Theodore J.) ve GİNSBERG (Benjamin), American Government, New York, W. W. Norton & Company, Üçüncü Baskı, 1994.

LUCHAİRE (François) ve CONAC (Gérard) (dir.), La Constitution de la République française, Paris, Economica, İkinci Baskı, 1987.

MASON (Alpheus Thomas) ve BEANEY (William M.), American Constitutionnal Law: Introductory Essays and Selected Cases, New Jersey, Prentice‑Hall, Üçüncü Baskı, 1964.

MASSOT (Jean), La présidence de la République en France, Paris, Documentation française, 1977.

MATHİOT (André), Le régime politique britannique, Paris, Librairie Armand Colin, 1955.

MAUS (Didier), “Responsabilité”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény, Dictionnaire constitutionnel, Paris, P.U.F., 1992, s.926-929.

MAUS (Didier), Aborder le droit constitutionnel, Paris, Seuil, 1998. (“Maus, op. cit.,” şeklindeki atıflar bunadır).

MOREAU (Antide), “La haute trahison du président de la République”, Revue du droit public, 1987, s.1451-1601.

NOWAK (John E.), ROTUNDA (Ronald D.) ve YOUNG (J. Nelson), Handbook on Constitutional Law, St. Paul, Minn. West Publishing Co. 1978.

ÖZBUDUN (Ergun), Türk Anayasa Hukuku, Ankara, Yetkin Yayınları, Altıncı Baskı, 2000.

PACTET (Pierre), “Contreseing”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, s.224.

PACTET (Pierre), Institutions politiques-Droit constitutionnel, Paris, Masson, Onbirinci Baskı, 1992. (“Pactet, op. cit.,” şeklindeki atıflar bunadır).

PAZARCI (Hüseyin), Uluslararası Hukuk Dersleri, Ankara, Turhan Kitabevi, Yedinci Baskı, 1998, c.I.

PRÉLOT (Marcel), Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, Dalloz, Beşinci Baskı, 1972.

PRÉTOT (Xavier), “Le pouvoir de faire grâce”, Revue du droit public, 1983, s.1525-1569.

PUNNET (RM), British Government and Politics, Cambridge, Gower, Dördüncü Baskı, 1985,

ROUGEAUX (Jean-Pierre), “La Haute Cour de justice sous la Ve République”, Revue du droit public, 1978, s.1019-1053.

SARTORİ (Giovonni), Karşılaştırmalı Anayasa Mühendisliği, (Çev. Ergun Özbudun), Ankara, Yetkin Yayınları, 1997.

SEGUR (Philippe), “Qu’est-ce que le responsabilité politique?”, Revue du droit public, 1999, n.6, s.1600-1623;

SHANK (Alan), American Politics, Policies and Priorities, Boston, Ally and Bacon, Inc, 4’üncü Baskı, 1984.

SLUSAR (Mark R.), “The Confusion Defined: Questions and Problems of Process in the Aftermath of the Clinton Impeachment, Case Western Reserve Law Review, Summer 1999, Vol. 49 Issue 4, s.869-901 (http://www.ebsco.net) (1.2.2001).

SMİTH bkz. DE SMİTH

TOİNET (Marie France), Le système politique des Etats-Unis, Paris, PUF, İkinci Baskı, 1990.

TRİBE (Laurence H), American Constitutional Law, New York, Foundation Press, Üçüncü Baskı, 2000.

TURHAN (Mehmet), Hükûmet Sistemleri, Ankara, Gündoğan Yayınları, 1993.

TURPİN (Dominique), “Parfaire l'Etat de droit en reformant ou supprimant la Haute Cour de justice”, Les Petites affiches, 4 mai 1992, n° 54, s.40-44.

TURPİN (Dominique), Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1995. (“Turpin, op. cit.,” şeklindeki atıflar bunadır).

TWOMEY (Anne), “Methods of Choosing a Head of State”, http://www.aph.gov.au/library/ pubs/bp/1997-98/98bp12.htm, 1.2.2001.

ULUŞAHİN (Nur), Anayasal Bir Tercih Olarak Başkanlık Sistemi, Ankara, Yetkin Yayınları, 1999.

VEDEL (Georges), “La compétence de la Haute-Cour”, in Mélanges dédies à M. le professeur Joseph Magnol, Paris, Librairie du Recueil Sirey, 1948, s.393-422.

VEDEL (Georges), Manuel élémentaire de droit constitutionnel, Paris, Sirey, 1949. (“Vedel, op. cit.,” şeklindeki atıflar bunadır).

VERGOTTİNİ bkz. DE VERGOTTİNİ

VOİSSET (Michèle), “Pouvoirs de crise”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, , s.785-788.

VOİSSET (Michèle), “Pouvoirs exceptionnels”, in Olivier Duhamel ve Yves Mény (der.), Dictionnaire constitutionnel, Paris, PUF, 1992, , s.789-190.

WİGNY (Pierre), Droit constitutionnel: principes et droit positif, Bruxelles, Bruylant, 1952.

WİLSON (JamesQ) ve DİIULLİO (JohnJ), American Government: Institutions and Policies, Lexington, D.C. Heath and Company, 1995.

WOLL (Peter), American Government: Readings and Cases, Boston, Little, Brown and Company, 1975.

WRİGHT (Quincy), “Veto”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi.grolier.com/ presidents/ea/side/veto.html, 2.1.2001.

YARDLEY (D.C.M.), Introduction to British Constitutional Law, London, Butterworth & Co., 1960.

YOUNG (Donald), “Vice-President of the United States”, The New Book of Knowledge (2000): The American Presidency, Grolier Online: http://gi.grolier.com/ presidents/ ea/vp/vpusa.html, 2.1.2001.

ZOLLER (Elisabeth), Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1999.

 

 


 

 

IV. KAVRAM ve İSİM DİZİNİ

 


 

A

ab initio düzenleme yetkisi: 39

Amerika Birleşik Devletleri: 15-44 

-af yetkisi: 29

­-atama yetkisi: 32

-azil yetkisi: 32

-elçileri ve diğer temsilcileri kabul etmek: 31

-güçleştirici veto: 149

-kabine: 21

-kongreyi toplantıya çağırma: 37

-mesaj: 37

-veto yetkisi: 34

-uluslararası andlaşma yapma yetkisi: 30

Aberrufungsrecht (fesih hakkı): 122

absolute majority: 59

Academie française: 76

accréditation: 221

acculer le Président à la démission: 84

acil durum (estado de alarma): 196

Act of Settlement 1701: 45: 47: 49: 205

act: 146

acte de authentification: 154

acte de confection: 154

acte de dissolution: 128

acte de naissance: 153

acte de volonté: 146: 154

acte illicite: 108

acting president: 18: 73

actual or imminent aggression: 229

açıklama (statement): 148

ad hoc mahkeme: 98

Adalet Departmanı: 20

adalet kraldan gelir (toute justice émane du roi): 203

Adalet Mahkemesi (Superior Court of Justice): 215

Adalet Yüksek Konseyi (Conseil supérieur de la justice): 214

Adalet Yüksek Konseyi (Conseil supérieur de la Justice: 217

Adalet Yüksek Konseyi: 210

adalete engel olmak: 25

adaletin kraldan geldiği: 108

adaletin kraldan kaynaklandığı ilkesi: 203

adî suçları (délits de droit commun): 85: 87

adî suçları: 85

adjourn: 37

administration générale: 180

administrative agency: 40

administrative regulations: 34

adoption: 146

adresse: 144

advice and approval: 241

advice and consent of the Senate: 32

advice of Ministers: 238

advice of Prime Minister: 239

af (pardon) yetkisi: 30

af (pardon: mercy: grâce): 199

af kararı şartlı olabileceği: 30

af yetkisi ABD: 29

affaires courants: 73

affın reddi: 29

age of majority: 50

agrément: 220

ağır cürüm ve kabahatler: 26

ağır ve bariz bir yetki tecavüzü: 263

ajournement: 142

akdetme (conclusion): 222

akdetme yetkisi (power of conclude the treaties: pouvoir de conclure des traités): 222

Åland: 238

alarma: 196

Almanya: 60, 64, 70, 97, 167, 204, 244, 71, 81, 91, 95, 112, 134, 170, 208, 225, 256

-andlaşma akdetme: 223

-andlaşmaları onaylama yetkisi: 224

-atama yetkisi: 179

-bakan atama ve azletme yetkisi: 174

-başbakanı atama yetkisi: 166

-elçi göndermek: 221

-fesih: 134

-gras: 206

-hakimleri atama: 210

-ısdar: 156

-karşı-imza: 237

-olağanüstü hâl: 196

-yayın: 159

-yüksek komuta yetkisi: 193

alt görevliler: 32

alta tradimento: 92: 101

Althingi: 82, 138, 143

Altman and Company v. United States: 31

ambassadors: 31, 32

amendment: 16

amnesty: 199

amnisti tanımı: 200

amnisti ve gras yetkileri: 201

amnisti yetkisinin temeli: 202

amnisti: 201

amnistie: 199

amnisti-gras ayrımı: 199

ampirik demokrasi teorisi: 4

ana soyundan intikal sistemi (système matrilinéaire): 48

anayasa değişikliği (constitutional revision, révision constitutionnelle): 163

anayasa koyucu: 262

Anayasa Mahkemesi (Tribunal Constitucional) İspanya: 214

anayasa mahkemesi sistemi: 98

anayasa mahkemesi: 257

anayasa mahkemesinde iptal davası açmak: 218

-Fransa: 218

-İrlanda: 218

-Portekiz: 218

-Türkiye: 218

anayasa mahkemesinde iptal davası açmak yetkisi/karşı-imza: 249

anayasa mahkemesine üye atamak yetkisi/karşı-imza: 248

Anayasa Mahkemesi (Corte Costituzionale): İtalya: 214

anayasacı görüş: vatana ihanet: 103

anayasal teamül ABD: 40

anayasaya karşı cürüm (attentato alla Costitutizone): 93

anayasayı ihlâl (violation of the constitution): 108

anayasayı ihlâl: 91, 93

anayasayı ihlâl, “vatana ihanet” gibi suçlardan dolayı mahkumiyet.: 70

anayasayı kasten ihlâl (intentional violation of the Constitution): 92, 93

anayasayı veya diğer bir federal kanunu kasten ihlâl (vorsätzlicher Verletzung des Grundgesetzes oder eines anderen Bundesgesetzes): 93

anayasayı veya diğer bir federal kanunu kasten ihlâl: 91

andlaşma akdetme

Belçika’da: 223

İngiltere’de: 223

Yunanistan’da: 223

andlaşma yapma yetkisi: 222

andlaşmaları onaylama yetkisi

Almanya’da: 224

Avusturya’da: 224

andlaşmaları onaylama yetkisi: 224

andlaşmaların yürürlüğe girebilmesi: 227

Andrew Johnson: 25

annual sessions: 35

annulment: 200

appointment and removal from office of ministers: 174

appointment power: 32

approbation: 225

approval: 225

arbitrage du peuple: 132

arbitrage: 119

arrêtés: 183

askerî ve sivil görevler (civil and military posts): 181

Askerî Yargıtay üyelerini seçme yetkisi: 215

Askerî Yüksek İdare Mahkemesi: 215

assent: 146

assistance matérielle: 253

assistant: 22

atama yetkisi: 179 vd.

-ABD: 32

-Almanya: 179

-Avustralya: 180

-Avusturya: 179

-Belçika: 180

-Danimarka: 180

-Finlandiya: 180

-Fransa: 179: 180

-Hollanda: 180

-İspanya: 181

-İsrail: 181

-İsveç: 181

-İtalya:181

-İzlanda: 181

-Japonya: 181

-Lüksemburg: 181

-Norveç: 181

-Portekiz: 181

-Türkiye: 182

-Yunanistan: 183

attentato alla Costitutizone: 93: 108

Attorney General: 20, 200

Attorney-General Portekiz: 245

authenticité: 154

authentificateur: 189

authentification: 223

authorization by the parliament: 230

auto-dissolution: 122

autorisation de ratification: 225

autorisation préalable du parlement: 230

Avam Kamarası: 146

avertir: 120

avis conforme: 211

avis consultatif: 211

Avustralya: 62, 143

Avustralya atama yetkisi: 180

Avustralya baş komutanlık yetkisi: 190

Avusturya: 61, 64, 67, 73, 82, 91, 135, 244

-andlaşmaları onaylama yetkisi: 224

-atama yetkisi: 179

-bakan atama ve azletme yetkisi: 174

-baş komutanlık yetkisi: 190

-başbakanı azletme yetkisi: 172

-elçi göndermek: 221

-fesih: 135

-ısdar: 156

-karşı-imza: 237

-quash: 200

-referanduma sunma: 162

-yayın: 159

-yüksek mahkemelere üye seçme: 214

awarding of honors: 232

azil yetkisi: 32

B

baba hattından Yunan neslinden olmak: 56

baba soyundan - ana soyundan intikal: 48

baba soyundan intikal (succession en ligne paternelle) sistemi: 48

Bagehot: 120

bağdaşmazlıklar (incompatibilités): 67, 118

bağdaşmazlıklar (incompatibilities, incompatibilités): 67

bağımsız düzenleyici ajans: 33

bağlayıcı (obligatoire): 159

bağlı yetki (compétence liée): 155

bakan atama ve azletme yetkisi: 174 vd

-Almanya: 174

-Avusturya: 174

-Belçika: 175

-Finlandiya: 174

-Fransa: 174

-İrlanda: 175

-İspanya: 175

-İsrail: 176

-İsveç: 176

-İtalya:175

-Norveç: 175

-Portekiz: 175

-Türkiye: 175

-Yunanistan: 175

bakan atama ve azletme yetkisi için başbakanın önerisini öngörmeyenler: 175

bakan atama yetkisini başbakana verenler: 176

bakanın refakati ilkesi: 252, 253

bakanlar (ministres): 11

bakanlar kurulu (conseil des ministres): 11

bakanlar kurulu işlemlerini imzalamak: 187 vd

-Danimarka: 187

-Fransa: 187

-İspanya: 187

-İzlanda: 187

-Portekiz: 187

-Türkiye: 188

bakanlar kuruluna başkanlık etmek: 178 vd

-Danimarka: 178

-Fransa: 178

-İsveç: 178

-Portekiz: 178

-Türkiye: 178

bakanlar kurulunun grevi (grève des ministres): 84

bakanlari atamak ve azletmek: 174

barış yapmak (make peace, conclure la paix): 229

Barthélemy et Duez: 103

baş görevliler: 21

baş komutanlık (commander-in-chief: commandant en chef): 190

baş komutanlık: 28, 190

-ABD: 28

-Avustralya: 190

-Avusturya: 190

-Fransa: 190

-İngiltere: 190

-Norveç: 190

-Türkiye: 190

-Yunanistan: 190

başbakan (premier ministre): 11

başbakan adayı: 166

başbakan atama işlemini karşı-imza kuralına tâbi tutanlar: 168

başbakan atama işlemini karşı-imza kuralından istisna tutanlar: 168

başbakan atama: 169, 170

Başbakan ataması: 169

(pouvoir de nomination du premier ministre): 165

başbakanı atama yetkisi: 165 vd

-Almanya: 166

-Avusturya: 165

-Belçika: 166

-Danimarka: 165

-Finlandiya: 166

-Fransa: 165

-İngiltere: 171

-İrlanda: 166

-İspanya: 166

-İtalya:165

-İzlanda: 165

-Japonya: 166

-Portekiz: 165

-Türkiye: 165

-Yunanistan: 165, 170

başbakanı atanmak yetkisi / karşı-imza: 247

başbakanı azletme yetkisi: 172

-Avusturya: 172

-Danimarka: 172

-Fransa: 172

-İspanya: 172

-İsveç: 172

-Norveç: 172

-Portekiz: 172

-Yunanistan: 174

başbakanın atanamaması durumunda ne olur: 166

başbakanın görüşüyle (on the advice of Prime Minister: 239

başbakanın önerisi (proposal of the Prime Minister): 174

Başkan (ABD): 3-15

Başkan Yardımcı: 16, 18, 19

başkanın af yetkisi: 30

başkanın cezaî sorumluluğu: 23: 24

başkanın görev süresi: 1, 16

başkanın görev ve yetkileri: 28

Başkanın göreve başlama: 1, 16, 17

Başkanın görevin sona ermesi: 1

Başkanın görevin sona ermesi: 16: 17

Başkanın halk tarafından seçilmesi: 9

Başkanın hukukî sorumluluğu: 23: 27

Başkanın kongre karşısında siyasal sorumsuzluğu: 23

Başkanın kongreye ilişkin yetkileri: 37

Başkanın seçilme yeterliliği: 16

Başkanın seçimi: 1, 16, 17

Başkanın siyasal sorumsuzluğu: 10

Başkanın statüsü: 16

Başkanın yürütme ofisi: 22

başkanlık sistemi: 7

başkanlık sistemlerinde yürütme: 15

başkanlık teşkilatı: 16, 22

battre monnaie: 233

bazı kurullara başkanlık etmek: 232

behalf of the Queen: 239

Belçika: 47, 49, 51, 126, 135, 143, 163, 166, 167, 168, 175

-andlaşma akdetme: 223

-atama yetkisi: 180

-bakan atama ve azletme yetkisi: 175

-başbakanı atama yetkisi: 166

-çağrı: 143

-düzenleme yetkisi: 183

-fesih: 135

-Gras: 206

-hakimleri atama: 210

-ısdar: 157

-kanunların uygulanması: 183

-karşı-imza: 237

-onay: 147

-savaş ve barış ilân etme: 229

-savcıları atamak: 213

-yüksek komuta yetkisi: 191

-yüksek mahkemelere üye seçme: 214

belirli fena hareket (stated misbehaviour): 92

Belirli fena hareket: 94

Berne: 122

beş yıllık sistem (quinquennat): 65

Beşinci Fransız Cumhuriyeti: 61

beyan (sworn): 51

bicéphalisme: 10

Biddle v. Perovich: 30

bihakkın savaş hâli (état de guerre de plein droit): 231

bildirici (déclaratif): 129

bilgilendirilme hakkı: 119

Bill of Rights 1689: 122

bill: 146

bir kez daha görüşülmek üzere parlâmentoya geri gönderme: 149

bireysel niyabet (régence individuelle: reggenza individuale): 53

bireysel vekâlet: 71

birliğin durumu hakkında bilgi: 37

Borbon: 47

boşalması (vacancy: vacance): 71

boşluk (vacuum): 50

bribery: 24, 26

Budget and Impoundment Act: 41

Bundespräsident: 55, 58

Bundesrat: 58, 95, 134

Bundesversammlung: 58

Bush v. Gore: 17

Bush: 36

büyük dük: 45

büyük tercihlere (grandes options): 73

büyükelçiler: 220

büyüklük esası: 47

C

cabinet orders (Japonya): 242

cabinet: 11, 21

Callaghan: 171

carî işler (affaires courants): 73

Carlesi v. New York: 30

Carlos: 47

cause money: 233

Central Intelligence Agency: 23

cep vetosu: 35

certification: 151: 154

cessation of hostilities: 230

ceza davalarından bağışıklık (immunity from criminal proceedings): 87

ceza kanunlarının mecburîliği ilkesi: 87

ceza soruşturmasını durdurma (to stop a prosecution): 200

ceza türüne çevirme (commutation): 200

cezacı görüş: 103

cezaî sorumluluk (criminal liability, criminal responsibility, responsabilité pénale): 85

cezaî sorumsuzluk: 86

cezanın ertelenmesi: 30

cezayı indirme (reduction): 200

chambre des représentants: 135

Chancellor of Justice: 96

Charles II: 123

chef de l’Etat: 1

chef des armées: 190

Cheshvan: 137

Chief Justice: 17: 24

Chief of the General Staff: 194

Chirac: 84, 133

CIA: 23

civar sistemi: 48

civil and military posts: 181

civil lawsuit: 38

civil liability: 27

Civil List Act 1952: 54

Civil List Act 1972 ve 1975: 54

civil list: 54

civil servants (Danimarka): 180

civil suits against a sittihg president for non-presidential conduct: 27

Clinton v. City of New York: 36

Clinton v. Jones: 27: 38

Clinton: 16, 25, 26

Clinton-Lewinsky: 25

clôture de la session: 143

clôture des sessions: 130

clôture: 142

coinage: 233

Columbia: 17

comando delle Forze armate: 191

commandant en chef: 190

commander-in-chief: 28, 190

commun accord avec le Roi: 163

commutation: 30, 200

compétence liée: 155

conclure la paix: 229

conduct unbecoming his status as President of the State: 82

confidentiality: 37

Congreso de los Diputados: 196

Congreso: 137

conseil de régence: 53

Conseil et Comités supérieurs de la Défence nationale: 232

Conseil supérieur de la Justice: 217

Conseil supérieur de la magistrature: 210

Consejo General del Poder Judicial: 211: 217

Conselho de Estado: 138

consent opinion: 145

Consiglio superiore della magistratura: 211: 217

Consiglio supremo di difesa: 232

constitutif: 129

constitutional revision: 163

consuls: 32

consultatif: 211

consultations d’usage: 170

consultative referendum: 162

consulté: 120

consulted: 120

continuité: 118

contract: 108

contrat: 108

contravention of the Federal Constitution: 91

contreseing: 235

controfirma: 235

convocation du parlement en session extraordinaire: 142

convocation du parlement: 141

convocation: 123:,142

coronation: 50

Corte Costituzionale: 214

Cortès Generales’i: 137

Cortes: 47

Council of Economic Advisers: 23

council of miniters: 11

counsel: 22

counsellor: 22

countersignature: 235

Court of Impeachment: 205

crime against humanity: 92: 94

crime politique: 102

criminal liability: 24, 85

criminal obstruction of justice: 26

criminal responsibility: 85

crise: 195

Crown is not bound by statute save by express words or necessary implication: 110

Crown Procedings Act 1947: 85, 109

Crown servants: 109

Crown: 2

cumhurbaşkanı (president of the republic, président de la république): 55

cumhurbaşkanı...

-hakkında soru, genel görüşme, meclis araştırması: 83

-seçilme yasakları: 57

-seçim usûlü: 58

cumhurbaşkanına vekâlet: 70

cumhurbaşkanını istifaya zorlama: 84

cumhurbaşkanının...

-kişisel suçları: 87

-atamayla belirlenmesi: 62

-görev süresi: 65

-göreve başlaması: 63

-görevini geçici olarak yerine getiremeyecek durumda bulunması: 71

-görevini kesin olarak yapamayacak durumda bulunması hali: 69

-görevini sona erdiren haller: 68

-halk tarafından seçimi: 61

-hukukî sorumluluğu: 108, 111

-ölümü: 69

-tek başına yapacağı işlemler: 259

cumhurbaşkanları kanunları isdar etmeyi reddedebilir veya isdarı geciktirebilir mi?: 155

cumhurbaşkanlarının...

-görev süreleri “kişisel” nitelikte: 66

-göreviyle ilgili suçlarından dolayı suçlandırılması ve yargılanması usûlü: 94

-kişisel statüleri: 76

-kişisel suçlarından sorumluluğu: 88

-malî hakları: 75

-seçimi: 56

-siyasal sorumsuzluğu ilkesi: 81

cumhurbaşkanlığı bağdaşmazlıkları: 67

cumhurbaşkanlığı genel sekreterliği: 75

cumhurbaşkanlığı idarî teşkilâtı: 74

cumhurbaşkanlığı kararnamesi (presidential decree) (Yunanistan): 198

cumhurbaşkanlığı kararnamesi (Türk): 186

cumhurbaşkanlığı seçimleri: 56

cumhurbaşkanlığının boşalması (vacancy of the presidency of the republic: vacance de la présidence de la république): 70

Cumhuriyet Meclisini (Assembleia da República): 142

cumhuriyet nişanları (onorificenze della repubblica): 233

cumhuriyetlerde devlet başkanlarının statüleri: 54

cumhuriyetlerde savaş ve barış ilân etme: 230

cumhuriyetlerde siyasal sorumsuzluk: 81

Ç

çağrı (convocation): 142, 143

-Avustralya: 143

-Belçika: 143

-İzlanda: 143

-Japonya: 143

-Yunanistan: 143

Çalışma Departmanı: 20

çatışmalara son verme: 230

çoğu yapmaya yetkili olanın azı da yapmaya yetkili olacağı (qui potest plus: potest minus: 202

çoğunluk: 59

 

D

Dahl: 3: 4

Dail Eireann: 96, 166, 137

daimî parlâmento: 122

danışılma hakkı (droit d’être consulté): 120

danışılma hakkı (the right to be consulted: 120

Danıştay üyeleri: 180

Danıştay: 215

Danimarka: 48, 49, 51, 131, 135, 164, 168, 175, 185, 204

-andlaşma akdetme: 223

-atama yetkisi: 180

-bakanlar kurulu işlemlerini imzalamak: 187

-bakanlar kuruluna başkanlık etmek: 178

-başbakanı azletme yetkisi: 172

-fesih: 135

-gras: 206

-ısdar: 157

-olağanüstü yetkiler: 197

-onay: 147

-savaş ve barış ilân etme: 229

dar yorum (karşı-imzada): 249

dar yorum: 26

davayı ortadan kaldırma (quash): 200

dayanışma: 9

de facto rektör: 263

de nomination du premier ministre: 165

death: 52, 69

déchéance (Kralın): 52

declarar la guerra y hacer la paz: 229

déclaration de guerre: 229

declare war: 229

decorations: 232

decree: 183

decree-laws (Portekiz): 187

decrees of Government: 187

decrees (Yunanistan): 184

décret: 183

décrets délibéré en Conseil des Ministres: 187

délégation expresse: 71

delil ihtiyacı: 38

délits de droit commun: 85: 87

délits personnels: 87

demande d’une nouvelle délibération: 149

démission forcée: 84

démission: 68

demokrasi ilkesine aykırılık: 258

demokrasi kriteri: 3

demokrasi teorisinden: 3

demonstrated: specific need for evidence in a pending criminal trial: 38

demos: 4

departman: 20

departmanlar: 16: 20

Department of Commerce: 20

Department of Defense: 20

Department of Education: 20

Department of Health and Human Services: 20

Department of Housing and Urban Development: 20

Department of Justice: 20

Department of Labor: 20

Department of State: 20

Department of the Interior: 20

Department of Transportation: 20

Department of Veterans Affairs: 20

Department of War: 20

department: 20

descendance directe: 47

devamlılık (continuité): 118

devlet başkanı (president of the state): 55

devlet başkanı bakanlar kurulu işlemlerini imzalamayı reddedemez: 188

devlet başkanı istediği kişiyi başbakan olarak atayabilir mi: 169

devlet başkanı: 1

devlet başkanı-devlet başkanlığı: 2

devlet başkanının...

-cezaî sorumluluğu ve sorumsuzluğu: 85

-fesih yetkisi: 122

devlet başkanlarının...

-“devletin başı” olması sıfatıyla sahip olduğu görev ve yetkiler: 118

-anayasa değişikliği sürecindeki yetkileri: 163

-dış ilişkiler alanındaki görev ve yetkileri: 219

-diğer görev ve yetkileri: 232

-düzenleme yetkisi (tablo): 186

-görev ve yetkileri: 117

-kriz dönemlerinde olağanüstü yetkileri: 195

-silahlı kuvvetlerin komutasıyla ilgili yetkileri: 190

-sorumluluğu ve sorumsuzluğu: 79

-statüsü monarşilerde: 45

-yargıyla ilgili olan görev ve yetkileri: 199

-yasamayla ilgili görev ve yetkileri: 121

-yürütmeyle ilgili görev ve yetkileri: 164

devlet başkanlığı statüsüyle uygunsuz davranış: 83

devlet başkanlığının kolejyalliği: 1

devlet başkanlığının tekliği: 1

Devlet Departmanı: 20

Devlet Genel Savcısı (Fiscal General del Estado) İspanya: 213

devlet noteri fonksiyonu (staatsnotarielle Funktionen): 155

Devlet Şurası (Conselho de Estado): 232

Devlet Şurası (Council of State): 232

devletin başı olma sıfatından kaynaklanan yetkileri abd: 41

devletin başı: 119

devletin kişiliği: 118

devletin sembolü (symbol of the state): 119

dévolution automatique de la couronne: 51

devredilebilir tek oy sistemi (single transferable vote): 62

devredilmiş düzenleme yetkisi abd: 40

dış kabine: 22

dış sağlamlık: 156

Diário da República: 160

Diet: 166

diğer ağır cürüm ve kabahatler: 24: 26

diğer meclis sistemi: 98

diktatörlük: 6

din şartları: 49

dinsel (yemin): 64

diplomasi temsilcileri: 220

diplomatik misyon şefleri: 220

direct line: 47

Directoire: 2

direkt füru: 47

direkt hat sistemi: 47, 48

direktör: 2

dispensatio: 203

dissolution par décision de l’assemblée elle-même: 122

dissolution sur dissolution ne vaut pas: 124

dissolution: 121

doğum ilmühaberi: 153

doktrinin ürettiği istisnaların eleştirisi: 259

dolaylı hat: 48

Don Juan Carlos: 47

donanma kurmak: 29

droit d’aînaisse: 48

droit d’avertir: 120

droit d’être consulté: 120

droit de dissolution: 121

droit de donner son avis: 120

droit de message: 143

droit de se réunir de plein droit: 142

droits régaliens: 76

Dublin: 75

due regard for the results of the general election: 170

Duguit: 194

Dumont c. Giscard d’Estaing et autres kararı: 88

durée du mandat: 65

düalist: 8

düzenleme yetkisi (pouvoir réglementaire): 183

düzenleme yetkisi (regulatory power: 183

düzenleme yetkisi: 183

-Belçika: 183

-Hollanda: 184: 185

-Lüksemburg: 184

-Norveç: 184

-Yunanistan: 184

düzenleyici işlemler (regulations) (Lüksemburg): 184

dynastie: 46

dynasty: 46

E  

échange de lettre de ratification: 227

egemen (sovereign, souverain): 46

Eğitim Departmanı: 20

Eisenhower: 16, 18

ekber evlat (droit d’aînaisse) sistemi: 48

Ekonomi Danışmanları Konseyi: 23

elçi atamak: 182

-ABD: 31

-Almanya: 221

-Avusturya: 221

-Fransa: 221

-İspanya: 221

-Portekiz: 222

-Türkiye: 222

electoral college: 17, 58

electors: 17

eligibility for re-election: 67

emergency: 195

emir (fiat): 109

emir verme yetkisi (power of command, pouvoir de commander): 190

emirler (orders) Lüksemburg: 184

emirname (ordonnance, ordinance): 183

emirnameler (ordinances) (Norveç): 184

empêchement définitif: 69

empêchement temporaire: 71

empereur: 45

emperor: 45

emplois civils et militaires de l’Etat: 180

employees: 34

emredici vekâlet: 17

erteleme (ajournement): 142

erteleme (prorogation): 123

Esmein: 104

estado de alarma: 196

estado de excepción: 196

estado de sitio: 196

état d’urgence: 195

état de crise: 195

état de guerre de plein droit: 231

état de guerre: 195

état de mobilisation: 195

Evangelical Lutheran Church: 49

Evangelical Lutheran Religion: 49

evlenme izni: 49

evlilik: 49

Ex parte Grossman: 30

excepción: 196

exceptionnels -pouvoirs: 195

exclusiva responsabilidad: 137

exécution des lois: 183

execution of statutes: 184

Execution of the Laws: 31

executive agreements: 30, 31

executive departments: 20

Executive Office of the President: 22

executive orders ABD: 22, 39

executive privilege: 37

exécutoire: 159

expediency: 177

expiration de la durée: 68

extinction: 47

extraordinary occassions: 37

extraordinary parliamentary elections: 135

F

famille royale: 46

Federal Anayasayı ihlâl (contravention of the Federal Constitution): 91

Federal Kanunlar Gazetesi (Federal Law Gazette: 159

Federal Konsey (Conseil fédéral): 2

federal konvansiyon (Bundesversammlung): 58

Federal Law Gazette: 159

Federal Trade Commission Act: 33

Federal Trade Commission: 33

Federasyon Başkanı: 55

feragat (abdication): 52

ferman (write): 135

fesih: 121, 134

-Almanya: 134

-Avusturya: 135

-Belçika: 135

-Danimarka: 135

-Finlandiya: 135

-Fransa: 136

-Hollanda: 136

-İngiltere: 136

-İrlanda: 137

-İspanya: 137

-İsrail: 137

-İtalya: 138

-İzlanda: 138

-Portekiz: 138

-Türkiye: 138

Yunanistan: 139

fesih (dissolution): 121

fesih hakkı (right of dissolution, droit de dissolution): 121

fesih hakkı ve parlâmenter sistem: 132

fesih hakkının aynı sebeple iki defa kullanılmasını yasaklamak: 127

fesih hakkının sahibi: 123

fesih hakkının tarihsel kökeni: 122

fesih işleminin denetimi sorunu: 129

fesih işleminin hukukî biçimi: 128

fesih işleminin hukukî niteliği: 128

fesih / karşı-imza: 124, 257

fesih sebepleri: 125

feshin sonuçları: 130

fesih üzerine fesih olmaz (dissolution sur dissolution ne vaut pas): 124: 133

fesih üzerine fesih olmaz: 127

fesih ve hâlkın hakemliği: 132

fesih yasakları: 127

fesih yetkisi: 121

fesihten sonra bir yıllık fesih yasağı: 127

fetret: 50

fiat: 109

fin des hostilités: 229

Finlandiya: 61, 64, 67, 71, 81, 91, 96, 97, 119, 135, 204, 205, 244,

-andlaşma akdetme: 223

-andlaşmaları onaylama yetkisi: 224

-atama yetkisi: 180

-bakan atama ve azletme yetkisi: 174

-başbakanı atama yetkisi: 166

-başbakanı azletme yetkisi: 172

-fesih: 135

-gras: 205

-hakimleri atama: 210

-ısdar: 157

-karşı-imza: 238

-savaş ve barış ilân etme: 230

-yayın: 159

-yüksek komuta yetkisi: 191

Finlandiya Kanunlar Kitabı (Statute Book of Finland: 159

First Chamber: 136

Fiscal General del Estado: 213

Florida: 17

fons honorum: 232

Foreign Secretary: 239

foreign travel: 71

fountain of honour: 232

fountain of justice: 109, 203

Foyer (Jean): 105

Franklar: 48

Fransa: 61, 69, 67, 71, 84, 88, 91, 95, 98, 102, 112, 127, 136, 144, 163, 208, 256,

-Anayasa Konseyinde davası açmak: 218

-atama yetkisi: 179: 180

-bakan atama ve azletme yetkisi: 174

-bakanlar kurulu işlemlerini imzalamak: 187

-Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek: 178

-baş komutanlık yetkisi: 190

-başbakanı atama yetkisi: 165

-başbakanı azletme yetkisi: 172

-elçi göndermek: 221

-fesih: 136

-geciktirici veto: 150

-gras: 206

-hakimleri atama: 210

-ısdar: 152, 157

-karşı-imza: 238

-mesaj: 144

-olağanüstü yetkiler: 197

-referanduma sunma: 162

-savcıları atamak: 213

-yüksek mahkemelere üye seçme: 214

Fransa’da kral ölmez: 50

funzionari dello Stato: 181

G

Garfield: 18

Gaulle: 77, 133

geciktirici veto (veto suspensif): 150

geciktirici veto (Fransız): 150

geciktirici veto (İtalyan): 150

geciktirici veto (Türk): 150

geçersizlik: 263

geçici kanunlar (provisional laws) (Danimarka): 197

geçici olarak boşalma: 18

Gegenzeichung: 235

genel af: 199

genel bağlayıcı düzenlemeler (generally binding regulations) Hollanda: 185

genel düzenleyici kararnameler (general regulatory decrees)Yunanistan: 185

genel düzenleyici kararnameler: 185

genel idarî emirler (general administrative orders) Hollanda: 184

genel seçim sonuçlarını uygun bir şekilde dikkate alarak (with due regard for the results of the general election): 170

Genel Vali (Governor-General): 55, 62

Genelkurmay Başkanı (Chief of the General Staff): 194

general administrative orders hollanda: 184

general regulatory decrees: 185

generally binding regulations: 185

geniş yorum: 26

gerekçeli mesaj (messaggio motivato): 150

gerekli tedbirleri tavsiye etmek (ABD): 37

geri gönderme (Fransa'da): 151

geri gönderme: 145, 148, 149

Giscard d’Estaing: 77, 78

gizli andlaşma (secret treaty, traité secret): 229

gizli oy (secret ballot, scrutin secret): 59

gouvernement: 11

Government Printing Office: 27

government: 11

Governor-General: 55

görev süresi (term of office, durée du mandat): 65

görevden alma yetkisi (Amerika Birleşik Devletleri): 32

görevden uzaklaştırılma: 18

görevini geçici olarak yerine getiremeyecek durumda (temporary incapacity: empêchement temporaire): 71

görevini kesin olarak yapamaması (empêchement définitif): 69

Göreviyle İlgili Eylem ve İşlemlerinden Dolayı Cumhurbaşkanının Hukukî Sorumluluğu: 112

Göreviyle İlgili Suçlarından Dolayı Cumhurbaşkanlarının Cezaî Sorumluluğu: 90

görüş bildirme (droit de donner son avis): 120

görüş ve onayıyla (with the advice and and approval): 241: 252

görüşme (müzakere: negotiation: négociation): 222

görüşme: 222

Gözetme Görev ve Yetkisi: 119

grâce: 199

grand croix: 76

grand duc: 46

grand duke: 45

Grand maître: 76

grandes options: 73

grand-master of Portuguese orders of honour: 233

gras (pardon): 205

Gras, 206

-Almanya: 206

-Belçika: 206

-Danimarka: 206

-Finlandiya: 205

-Fransa: 206

-Türkiye: 207

gras ile amnisti arasında farklar: 201

gras...

-parlâmentonun izni şartı: 205

-sebep: 205

-tanımı: 200

-yargısal bir organının görüşünün alınması şartı: 205

-yetkili organ: 204

gras yetkisinin...

-bakanlar hakkında kullanılması yasağı: 204

-devlet başkanı tarafından hükûmetin önerisiyle kullanılabildiği ülkeler: 206

-devlet başkanı tarafından karşı-imzayla kullanılabildiği ülkeler: 206

-devlet başkanı tarafından tek başına kullanılabildiği ülkeler: 205

-devlet başkanı tarafından tek başına kullanılamadığı ülkeler: 206

-temeli: 203

Greek descendence from the father's line: 56

grève des ministres: 84

Grévy: 84

guerre de plein droit: 231

güçleştirici veto (ABD): 149

güçleştirici veto (Portekiz): 149

güçleştirici veto (Yunan): 149

Güney Kore: 29

güven mektubu: 221

güven oyu: 165

güven verme (accréditation): 221

hacer la paz: 229

hakaret (offense): 77

hakemlik (arbitrage): 119

hakemlik görev ve yetkisi: 119

Hâkim Seçim Komitesi (Judges' Election Committee): 211

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (Türk): 211

Hakimler Yüksek Kuruluna Başkanlık Etmek ve Bu Kurula Üye Seçmek: 217

hakimleri atama (nomination des juges): 210

hakimleri atama: 210

-Almanya: 210

-Belçika: 210

-Finlandiya: 210

-Fransa: 210

-Hollanda: 211

-İspanya: 211

-İsveç: 211

-İtalya:211

-Lüksemburg: 211

-Portekiz: 211

-Türkiye: 211

-Yunanistan: 211

Hakimlik Yüksek Konseyi (Conseil supérieur de la magistrature): 213, 211, 217

Hakimlik Yüksek Konseyi (Consiglio superiore della magistratura): 211, 217

Hakimlik Yüksek Konseyi (Portekiz): 211

Hakimlik Yüksek Kurulu: 232

haksız fiil (tort, acte illicite): 108

haksız fiilden doğan sorumluluğu (liability of the Crown in tort): 109

halk tarafından fesih: 122

halk tarafından seçim (Cumhurbaşkanının): 61

halk tarafından seçim (Başbakanın): 168

halka mesaj (messages to the People): 145

halkın hakemliği (arbitrage du peuple): 132

hanedan dışına çıkma yasağı: 46

hanedan: 46

hanedanın tükenmesi: 47

Hanover Electress’i Sofia: 47

hastalık (illness, maladie): 52, 71

Hauriou: 103

Haute Cour de la Justice: 98

Haute Cour: 103

haute trahison: 92, 93, 101

Hazine Departmanı: 20

head of state: 1

heads of departments: 32

héréditaire: 46

hereditary: 46

High Court of Impeachment: 98

high crimes and misdemeanors: 26

high treason: 92, 93, 101

Hocverrat: 101

Hollanda, 47, 48, 51, 86, 131, -136, 144, 163, 175, 185

-atama yetkisi: 180

-düzenleme yetkisi: 184: 185

-fesih: 136

-hakimleri atama: 211

-kanunların uygulanması: 184

-karşı-imza: 238

-mesaj: 144

-olağanüstü yetkiler: 197

-onay: 147

-savcıları atamak: 213

-yayın: 160

-yüksek mahkemelere üye seçme: 214

Hollanda Yüksek Mahkemesi (Supreme Court of the Netherlands): 214

Home Secretary: 239

honorary privileges: 233

honors: 232

honours: 239

House Committee: 82

hukuk devleti ilkesine aykirilik: 259

hukuk devleti: 256

hukukî sorumluluk: 27, 108

Humphrey: 33

Humphrey’s Executor v. United States: 33

Humprey Kararı: 34

Husband of Queen Regnant: 46

husûsât-ı şahsîye: 89

husûsat-ı şahsîyesinden dolayı mes’uliyeti: 87

hükûmet (gouvernement): 11

hükûmet kararları (resolutions) Danimarka: 187

hükûmet kararnameleri (decrees of Government) Portekiz: 187

hükûmet sistemleri: 6

hükûmet tasarrufu (acte de gouvernement): 129

hükûmet tasarrufu (fesih): 129

hüküm süren kraliçe (queen regnant): 2, 46

hüküm süren kraliçenin kocası (husband of queen regnant): 46

hükümdar (monarch, monarque): 11, 46

I

ısdar (promulgation): 151 vd

-Almanya: 156

-Avusturya: 156

-Belçika: 157

-Danimarka: 157

-Finlandiya: 157

-formülü: 152

-Fransa: 157

-İrlanda: 157

-İspanya: 157

-İsveç: 157

-İtalya:157

-Japonya: 158

-Lüksemburg: 158

-Portekiz: 158

-Türkiye: 158

-Yunanistan: 158

ısdarın fonksiyonları: 153

ısdar-onay: 154

ısdar süresi: 158

İ

icraî (exécutoire): 159, 260

iç kabine: 22

iç savaş: 30

İçişleri Departmanı: 20

ihanet (treason): 24, 26, 92

ikamet: 16

iki-başlılık (bicéphalisme): 8, 10

ikili (dualiste): 11

ikinci seçmenler: 17

ilân (proclamation): 227

illness: 71

immunity from criminal proceedings: 87

imparator (emperor, empereur): 45

impeachment: 23, 24, 26, 29

impeachment (Johnson): 25

impeachment usûlünde gras yasağı: 204

impeachment-gras: 204

İmpeachment Yüce Divanı: 98

impoundment of funds: 40

imtiyaz-ı mahsus (personal prerogative): 127

imzalama (signature): 222

inability: 18

incapacité: 52

incompatibilités: 118

independent regulatory agency: 33

indirekt hat: 48

inferior officers: 32

information of the state of the Union: 37

İngiltere: 49, 85, 109, 122, 124, 136, 146, 200

-baş komutanlık yetkisi: 190

-fesih: 123, 136

-karşı-imza: 238

-andlaşma akdetme: 223

-başbakanın atanması: 171

-karşı-imza: 236

inner cabinet: 22

insanlığa karşı suç (crime against humanity): 92

insanlığa karşı suç: 94

intentional violation of the Constitution: 92: 108

interim president: 73

interim: 71

intérim: 71

interregnum yasağı: 50

intikal kuralları: 47

intra legem: 183

inviolabilité: 85

iptal davası açmak: 218

irade işlemi (acte de volonté): 146, 154, 188

İris Oifigiuilda: 160

İrlanda, 61, 64, 67, 75, 81, 91, 98, 119, 137, 170

-Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmak: 218

-bakan atama ve azletme yetkisi: 175

-başbakanı atama yetkisi: 166

-fesih: 137

-ısdar: 157

-karşı-imza: 240

-mesaj: 144

-referanduma sunma: 162

-yayın: 160

-yüksek komuta yetkisi: 191

irsî olarak intikal: 11

irsî: 46

İspanya: 47, 48, 51, 126, 137, 167, 170 187

-atama yetkisi: 181

-bakan atama ve azletme yetkisi: 175

-bakanlar kurulu işlemlerini imzalamak: 187

-başbakanı atama yetkisi: 166

-başbakanı azletme yetkisi: 172

-elçi göndermek: 221

-fesih: 137

-hakimleri atama: 211

-ısdar: 157

-karşı-imza: 240

-olağanüstü hâl: 196

-onay: 147

-referanduma sunma: 162

-savaş ve barış ilân etme: 229

-savcıları atamak: 213

-yüksek komuta yetkisi: 191

-yüksek mahkemelere üye seçme: 214

İsrail: 61, 71, 82, 87, 88, 90, 94, -112, 137, 225

-andlaşmaları onaylama yetkisi: 224

-atama yetkisi: 181

-bakan atama ve azletme yetkisi: 176

-başbakanın atanması: 168

-elçi göndermek: 221

-fesih: 137

-karşı-imza: 241

-olağanüstü hâl: 196

-teknik komuta: 194

istifa (Cumhurbaşkanının): 68

istifa (resignation, démission): 18, 68

istifa mektubu (lettre de démission): 69, 84

istifa mektubu / karşı-imza: 241, 249

istikrar kriteri: 5

istikrarlı demokrasileri: 5

istimzaç: 220

istisnaî sorumluluk: 91

istisnaların dar yorumlanması kuralı: 249

istişarî görüş (avis consultatif): 211: 213

istişarî referandum (consultative referendum): 162

İsveç: 49, 86, 148

-atama yetkisi: 181

-bakan atama ve azletme yetkisi: 176

-Bakanlar Kuruluna Başkanlık Etmek: 178

-başbakanı azletme yetkisi: 172

-başbakanın atanması: 167

-hakimleri atama: 211

-ısdar: 157

-karşı-imza: 241: 243

-onay: 147

-yayın: 160

yüksek komuta yetkisi: 192

İsviçre: 2, 122

İşçi Partisi: 171

İtalya: 59, 67, 71, 81, 91, 95, 112, 119, 127, 138

-atama yetkisi: 181

-bakan atama ve azletme yetkisi: 175

-başbakanı atama yetkisi: 165

-Cumhurbaşkanı seçimi: 60

-fesih: 138

-geciktirici veto: 150

-gras: 206

-hakimleri atama: 211

-ısdar: 157

-karşı-imza: 241

-mesaj: 144

-savaş ve barış ilân etme: 230

-yayın: 160

-yüksek komuta yetkisi: 191

-yüksek mahkemelere üye seçme: 214

item veto: 36

itimatname: 221

ittifak hâli (Bündnisfall): 196

ius dispensandi (muafiyet verme hakkı): 203

İzlanda: 61, 64, 67, 72, 82, 87, 89, 94, 138, 143, 168

-andlaşma akdetme: 223

-atama yetkisi: 181

-bakanlar kurulu işlemlerini imzalamak: 187

-başbakanı atama yetkisi: 165

-çağrı: 143

-fesih: 138

-karşı-imza: 241

J

Japonya: 125, 138, 143,

-andlaşmaları onaylama yetkisi: 224

-atama yetkisi: 181

-başbakanı atama yetkisi: 166

-çağrı: 143

-elçi göndermek: 221

-ısdar: 158

-yüksek mahkemelere üye seçme: 214

-karşı-imza: 241

Jefferson: 40

Johnson (Andrew): 32

Johnson: 25, 29, 30

Jones, Paula: 25

journal officiel: 159

Judges' Election Committee: 211

judges of the Supreme Court: 32

Judiciary Committee’yi: 24

justice: 203

Justices of the Peace: 211

K

kabine (cabinet): 11, 16, 21

kabine kararnameleri (Cabinet orders): 242

kabul (adoption): 146

kadın ve erkek füru arasında eşitlik: 49

Kamboçya: 29

kamu makamları (public offices): 181

kanun hükmünde kararnameler (decree-laws) Portekiz: 187

kanunlarda değişiklik yapan andlaşmaların: 225

kanunları bir kere daha görüşülmek üzere geri gönderme yetkisi / karşı-imza: 247

kanunları referanduma sunma yetkisi / karşı-imza: 247

kanunların uygulanması (exécution des lois): 183

kanunların uygulanması (execution of statutes)(Yunanistan): 184

kanunların uygulanması (Belçika): 183

kanunların uygulanması (Hollanda): 184

kanunların uygulanmasına ilişkin düzenleyici işlem yapma yetkisi: 183

kanunların uygulanmasını gözetmek  (ABD): 39

kanunların yürütülmesi: 31

kanunsuz suç ve ceza olmaz: 103

kanun (bill, act, statute): 146

kanunu bilmemek mazeret sayılmaz (Nul n’est censé ignorer la loi): 159

kanunun aslına uygunluğunun tasdiki: 154

kanunun varlığının tespiti: 153

kapatma (clôture): 142

karar yetersayısı (suçlandırma): 96

kararlar (arrêtés): 183

kararname (décret, decree:): 183

kararnameler (decrees) (Yunanistan): 184

karma görüş (vatana ihanet): 104

karşı-imza: 235, 256, 247

-Almanya: 237

-Avusturya: 237

-Belçika: 237

-Danimarka: 237

-Finlandiya: 238

-Fransa: 238

-Hollanda: 238

-İngiltere: 236, 238

-İrlanda: 240

-İspanya: 240

-İsrail: 241

-İsveç: 241, 243

-İtalya: 241

-İzlanda: 241

-Japonya: 241

-Lüksemburg: 242

-Norveç: 242

-Portekiz: 242: 245

-Türkiye: 242, 251

-Yunanistan: 242

karşı-imza (countersignature, contreseing, Gegenzeichung, controfirma): 235

karşı-imza atma yetkisi: 251

karşı-imza kuralı ve

-anayasa mahkemesinde iptal davası açmak yetkisi: 249

-anayasa mahkemesine üye atamak yetkisi: 248

-başbakanı atanmak yetkisi: 247

-devlet başkanlığı idarî teşkilâtına personel atama yetkisi: 249

-fesih: 124, 127

-kanunları bir kere daha görüşülmek üzere geri gönderme yetkisi: 247

-kanunları referanduma sunma yetkisi: 247

-istifa yetkisi: 249

-mesaj gönderme yetkisi: 246

-parlâmentoyu feshetmek yetkisi: 247

karşı-imza kuralı / dar yorum: 249

karşı-imza kuralı hakkında anayasal düzenlemeler: 237

karşı-imza kuralını genel olarak tanıyıp bundan bazı işlemleri istisna tutan ülkeler: 244

karşı-imza kuralını mutlak olarak tanıyan ülkeler: 243

karşı-imza kuralının...

-fonksiyonu: 235

-istisnaî olarak tanıyan ülke: 245

-istisnalarını: 208, 260

-kapsamı: 243

-müeyyidesi: 263

-tarihsel kökeni: 236

karşı-imza Üçüncü Fransız Cumhuriyetinde: 253

karşı-imza yetkisini....

-bakanlara verenler: 251

-başbakana ve gerekli durumlarda yetkili bakanlar: 252

-sadece başbakana verenler: 252

karşı-imza (yorum): 249

karşı-imzanın müeyyidesi: 236

karşılaştırmalı yaklaşım: 3

katolik: 49

kayırma sistemi: 34

Kekkonen: 67

kendiliğinden toplanma hakkı (droit de se réunir de plein droit): 142

kısmî veto (item veto): 36

king: 2, 11, 45

king can do no wrong: 86: 108: 109

king cannot act alone: 237: 238

king is a name of continuance: 50

king is a preferred creditor: 110

king is never an infant: 50

king is the fountain of justice: 109

king never dies: 50

King's Commissioners: 180

Kirchschläger: 65

kişisel eylem ve işlemlerinden dolayı cumhurbaşkanının hukukî sorumluluğu: 111

kişisel suçlar: 86: 87

Kişisel Suçlarından Dolayı Cumhurbaşkanlarının Sorumluluğu: 86

Klestil: 65

Knesset: 69, 82, 131, 137

kolejyal niyabet (régence collégiale): 53

kolejyal vekâlet: 72

Kongrenin toplantı dönemini kapatma ABD: 37

Kongreyi toplantıya çağırma ABD: 37

konsoloslar: 32

konuşma (nutuk: speech): 145

Konut ve Kentsel Gelişme Departmanı: 20

Körfez Savaşı: 29

kral: 2

kral adaletin kaynağıdır (the king is the fountain of justice): 203

Kral Başbakanı öldürürse: 85

kral fenalık yapmaz (the King can do no wrong): 108

kral hata yapmaz: 86

kral hiçbir zaman küçük değildir: 50

kral hiçbir zaman ölmez: 50

kral öldü, yaşasın kral: 50

kral rüçhan hakkına sahip alacaklıdır: 110

kral tek başına işlem yapamaz (The King cannot act alone): 237: 238

krala karşı süre işlemez: 110

kralın adaletin kaynağı olduğu (the king is the fountain of justice): 109

kralın belirlenmesi: 46

kralın cezaî sorumsuzluğu: 85

kralın dokunulmazlığı: 85

kralın görevlileri (king's commissioners): 180

kralın krallıktan düşürülmesi: 52

kralın siyasal sorumsuzluğu ilkesi: 80

kralın şahsının dokunulmaz (inviolable) olması: 85

kralın şahsının kutsal olması: 85

kralın şahsının kutsal olması: 86

kralî haklar (droits régaliens): 76

kralî imtiyaz (royal prerogative): 222

kralî müeyyide (sanction royale): 146

kralî onay (royal assent): 146

Kralî onay (royal assent, sanction royale): 145

kraliçe (queen: reine): 45

kraliçe adına (on the behalf of the Queen): 239

kraliçenin haksız fiil alanında kişisel bağışıklığı (Queen’s personal immunity in tort): 110

kraliyet ailesi: 46

kraliyet kararnamesi (Royal Decree): 136, 184

kraliyet ödeneği: 54

kralların “dokunulmazlığı (inviolabilité)” ilkesi: 85

kralların hukukî sorumsuzluğu: 108

krallığın durumu (state of the realm): 145

krallık sıfatının başlaması: 50

krallık sıfatının sona ermesi: 51

kredileri harcamama abd: 40

kriz dönemlerinde olağanüstü yetkiler (pouvoirs exceptionnels en temps de crise): 195

kriz hâli (état de crise): 195

kriz hâli (Spannungsfall): 196

kriz yetkileri (pouvoirs de crise): 195

kural: sorumsuzluk: 91

kurucu (constitutif): 129

kutsal (sacrée: sacrosanct): 85

kuvvetler ayrılığı sistemleri: 6

kuvvetler birliği sistemleri: 6

kuvvetlerin komutanı (comando delle Forze armate): 191

L

L. Ed. : United States Supreme Court Reports: Lawyers’ Edition: 27

lâik (yemin): 64

Lavroff: 102

laws be faithfully executed: 31

Légion d’Honneur: 76

Légion d’Honneur’ün Büyük Şansölyesi: 180

Leone: 60

Léopold de Saxe-Cobourg: 47

Léopold:: 47

lettre de créance: 221

lettre de démission: 84

lettre de ratification: 227

Lewinsky, Monica: 25

liability of the Crown in tort: 109

ligne colleteral: 48

ligne directe: 47

ligne indirecte: 48

Lijphart: 4, 5

Lincoln: 4, 9, 21

Line Item Veto Act: 36

liste civile: 54

liyakat sistemi: 34

loi salique: 48

Lord Chancellor: 239

Lordlar Kamarası: 146

Lüksemburg: 47, 138, 163, 175, 176, 184, 185, 230

-andlaşma akdetme: 223

-atama yetkisi: 181

-düzenleme yetkisi: 184

-hakimleri atama: 211

-ısdar: 158

-kanunların uygulanması: 184

-karşı-imza: 242

-onay: 147

-savaş ve barış ilân etme: 230

-komuta yetkisi: 191

-yüksek mahkemelere üye seçme: 215

Evanjelik Kilise (Evangelical Lutheran Church): 49

Lütherci Evanjelik Mezhebi: 49

 

 

M

maddî desteği (assistance matérielle): 253

mahzar (adresse): 144

maison civile: 75

maison militaire: 75

majorité absolue: 59

majorité qualifiée: 59

majorité: 59

majority: 59

make a statement: 145

make peace: 229

maladie: 71

mariages posthumes: 76, 234

maslâhatgüzarlar: 220

matrilinéaire: 48

mayors: 180

meclis hükûmeti: 6

meclisin kendi kararıyla feshi (dissolution par décision de l’assemblée elle-même): 122

medenî hukuk alanındaki yetkiler: 234

medenî ve siyasî hakları kullanma ehliyeti: 56

mercy: 199

merit system: 34

Merkezî İstihbarat Ajansı: 23

mesaj (message): 143

mesaj gönderme hakkı (droit de message): 143

mesaj gönderme yetkisi karşı-imza: 246

mesaj hakkı: 143

-Fransa: 144

-Hollanda: 144

-İrlanda: 144

-İtalya:144

-Norveç: 145

-Portekiz: 145

-Yunanistan: 145

meskukat darbı: 233

message à la naiton: 144

message: 143

messages to the People: 145

messaggio motivato: 150

mevsuk (authentique): 154

mevsukiyet (authenticité): 154

mevsukiyet işlemi: 154

Michael of Kent (Prens): 49

military power: 28, 190

Millerand: 84

Millî Güvenlik Konseyi: 23

millî noter: 189

Millî Savunma Yüksek Kurul ve Komiteleri (Conseil et Comités supérieurs de la Défence nationale): 232

ministers: 11

minting money: 233

Mitterrand: 133: 151

mobilisation: 195

mobilization: 195

monarch: 2, 11, 46

Monark: 2

monarque: 46

monarşilerde devlet başkanının hukuki statüsü: 45

monarşilerde devlet başkanlarının hukuki sorumsuzluğu: 80, 108

monarşilerde, savaş ve barış ilân etme yetkisi: 229

money: 233

Monica Lewinsky: 25

monocéphalisme: 8

monografiler: 206

mort: 52: 69

muafiyet verme hakkı (ius dispensandi): 203

Muharip İşleri Departmanı: 20

mukaddes ve gayrı mesul: 86

murahhaslar: 220

mutat danışmalardan sonra (après les consultations d’usage: 170

mutlak monarşi: 6

mutlak veto (veto absolu): 148

muvafakat: 220

müzakere: 222

Myers Kararı: 34

Myers v. United States: 28: 33

Myers: 33

N

naip (régent): 53

naip prens (prince régent): 53

Napoléon: 52

narrow reading: 26

Nassau ailesi: 47

National Security Act: 23

National Security Council: 19, 23

Nationalrat: 162

need for evidence in a pending criminal trial: 38

négociation: 222

negotiation: 222

nispî çoğunluk (relative majority: majorité relative: highest number of votes): 59

nişanlar (decorations): 232

nitelikli çoğunluk (qualified majority: majorité qualifiée): 59

Nixon: 25: 40

niyabet (regency: régence): 52

niyabet konseyi (conseil de régence): 53

nolle prosequi: 239, 200

nomination et de révocation des ministres: 174

normal veto: 35

normatif demokrasi teorisi: 4

Norveç: 47, 48, 51, 138, 145, 148, 185

-andlaşmaları onaylama yetkisi: 224

-atama yetkisi: 181

-bakan atama ve azletme yetkisi: 175

-baş komutanlık yetkisi: 190

-başbakanı azletme yetkisi: 172

-düzenleme yetkisi: 184

-karşı-imza: 242

-mesaj: 145

-onay: 147

-savaş ve barış ilân etme: 230

-yüksek komuta yetkisi: 191

notarielle Funktionen: 155

noter: 189

noterlik fonksiyonu: 155

notification: 129

nouvelle délibération: 149: 150

nul et sans nul effet: 263

nul n’est censé ignorer la loi: 159

nullum crimen, nulla poena sine lege: 103, 104, 202,

nullum tempus occurit regi: 110

nuova deliberazione: 150

O

oath: 64

obligatoire: 159

obstruction of justice: 25

Odelsting: 148

offences not committed in the performance of his or her duties: 87

offense: 77

offenses against the United States: 29

Office of Management and Budget: 22

Office of Strategic Studies: 23

Oireachtas: 96, 157

Okanogon Indians v. United States: 36

olağanüstü hâl (estado de excepción): 196

olağanüstü hâl (state of emergency, état d’urgence): 195

olağanüstü toplantı (session extraordinaire): 143

olağanüstü yetkiler (pouvoirs exceptionnels): 195

olağanüstü hâl yetkileri: 196

-Almanya: 196

   -İspanya: 196

-İsrail: 196

-Danimarka: 197

-Fransa: 197

-Hollanda: 197

-Portekiz: 197

-Yunanistan: 198

olumsuz şartlar: 57

ombudsman: 96

onama yetkisi (anayasa değişikliklerinin): 164

onay (assent, sanction): 146

onay belgelerinin değişimi (échange de lettre de ratification): 227

onay (ratification): 222

onay (kanunları): 145, 147

-Belçika: 147

-Danimarka: 147

-Hollanda: 147

-İspanya: 147

-İsveç: 147

-Lüksemburg: 147

-Norveç: 147

-Osmanlı İmparatorluğu: 148

onaylamayı reddetme (refusal of the royal assent: 146

onaylamayı reddetme İngiltere'de 1707: 146

onay (milletlerarası anlaşmaları): 223

onay izni (autorisation de ratification): 225

onay (ratification): 224

onorificenze della Repubblica: 233

onur kaynağı: 232

onursal payeler vermek: 232

ope legis: 50

Orange-Nassau: 47

order of seniority: 47

ordinance: 183

ordinances (Norveç): 184

ordonnance: 183

ordre de primogéniture: 47

Ordre national de la Légion d’honneur: 76, 233

Ordre national du Mérite: 76, 233

ordu komutanları: 194

ordu kurmak: 29

orduların başı (chef des armées): 192

originaire: 186

Osmanlı: 47, 48, 54, 86, 148

other high crimes and misdemeanors: 24: 26

other public ministers: 32

otomatik fesih: 139

otomatik intikali: 50, 51

otuzbeş yaş: 57

outer cabinet: 22

Ö

öğrenim şartı: 57

ölüm (death, mort): 17, 52, 69

ölüm (kralın): 52

ölüm cumhurbaşkanının: 69

ölüm sonrası evlilikler: 234

ölüm sonrası evliliklere (mariages posthumes): 76

öz feshi (auto-dissolution): 122

Özbudun: 257, 258

özel af: 199

özel mahkeme sistemi: 98

özel yetki devri (special delegation): 185

özerk bölgelerin özyönetim organları (organs of self-government of the autonomous regions): 245

özerk düzenleme yetkisi ABD: 39

özerk düzenleme yetkisi: 186

P

paix: 229

para basma (meskukat darbı, coinage, minting money, battre monnaie): 233

para bastırma hakkı (droit de battre monnaie): 233

paraf (paraphe): 223

paraphe: 223

pardon: 30, 199

pardoning power: 29

pardons: 29

Paris Asliye Ceza Mahkemesi: 88

parlâmenter cumhuriyetlerde cezai sorumsuzluk: 86

parlâmenter hükûmet sistemine aykırılık: 258

parlâmenter monarşilerde cezaî sorumsuzluk: 85

parlâmenter sistem: 7

parlâmento başkanı tarafından atanma: 167

parlâmento tarafından seçim: 58

parlâmentonun “uygun bulması” şartı: 224

parlâmentonun devamlılığı (permanence du parlement): 141

parlâmentonun izni (authorization by the parliament: autorisation préalable du parlement): 230

parlâmentosuzluk zamanı (parlementslose zeit): 131

parlâmentoyu feshetmek yetkisi karşı-imza: 247

parlâmentoyu olağanüstü toplantıya çağırma (convocation du parlement en session extraordinaire): 142

parlâmentoyu toplantıya çağırma (convocation du parlement): 141

parlâmentoyu toplantıya çağırma: 141

parlement permanent: 123

parlementslose zeit: 131

Parliament Act 1911: 123

paz: 229

peace: 229

pénaliste anlayış: 103

perjury: 25

permanence du parlement: 141

personal prerogative: 127

personnalité: 118

personnification: 118

petition of right: 109

plebiscite: 82

plein droit: 231

Pocket Veto Case: 36

pocket veto: 35

poliarşi: 4

political expediency: 177

Political Honours Scrutiny Committee: 233

political responsability: 79

polyarchy: 4

Pompidou: 133

Portekiz: 61, 81, 88, 90, 94, 95, 99, 127, 131, 138, 142, 150, 194, 204

-Anayasa Mahkemesinde iptal davası Açmak: 218

-atama yetkisi: 181

-bakan atama ve azletme yetkisi: 175

-bakanlar kurulu işlemlerini imzalamak: 187

-bakanlar kuruluna başkanlık etmek: 178

-başbakanı atama yetkisi: 165

-başbakanı azletme yetkisi: 172

-elçi göndermek: 222

-fesih: 138

-güçleştirici veto: 149

-hakimleri atama: 211

-ısdar: 158

-karşı-imza: 242: 245

-mesaj: 145

-olağanüstü yetkiler: 197

-referanduma sunma: 162

-savaş ve barış ilân etme: 230

-savcıları atamak: 213

-yayın: 160

-yüksek komuta yetkisi: 191

-yüksek mahkemelere üye seçme: 215

pouvoir de commandement militaire: 190

pouvoir de commander: 190

pouvoir de conclure des traités: 222

pouvoir de nomination et de révocation des ministres: 174

pouvoir de présider le conseil des ministres: 178

pouvoir de révocation du premier ministre: 172

pouvoirs de crise: 195

pouvoirs exceptionnels: 195

power of command: 190

power of veto: 34

power to conclude the treaties: 222

Prélot: 102

prerogative of dissolution: 136

présidence de l’Etat: 1

présidence du conseil des ministres: 178

presidency of state: 1

présidence du conseil des ministres: 178

president as commander-in-chief: 28

président intérimaire: 73

president of republic: 11

president of the state: 1

President: 15, 35

président: 3

presidential decree (Yunanistan): 198

presidential succession: 18

prime minister: 11

primogenitur sistemi: 47

primogeniture: 48

prince régent: 53

principal officer in each of the executive departments: 21

principal officers: 21

private capacity: 109

pro tempore Başkan: 19

pro tempore: 19

proclamation: 128

Procurator General at the Supreme Court: 180: 211: 213

promulgation: 151

prorogation: 123: 130

prosecution: 200

protestan: 49

provisional laws: 197

public offices: 181

publication: 129: 151: 159

purely executive officers: 34

Q

qualified majority: 59

quash: 200

quasi-judicial: 33: 34

quasi-legislative: 33

queen regnant: 2, 46

queen: 45

queen’s personal immunity in tort: 110

qui facit per alium facit per se: 109

qui potest plus, potest minus: 202

quinquennat: 65

R

re muore mai: 50

Reagan: 16: 19

reduction: 200

rééligibilité: 67

refakat: 253

referandum: 162

referanduma sunma: 162

-Avusturya: 162

-Fransa: 162

-İrlanda: 162

-İspanya: 162

-Portekiz: 162

refusal of the royal assent: 146

régence collégiale: 53

régence individuelle: 53

régence: 52

Regency Act 1937: 52: 53

regency: 52

regent: 53

régent: 53

reggenza collegiale: 53

reggenza individuale: 53

règlements: 183

regulations  (ABD): 39

regulatory power: 183

reine: 45

rektör atama kararı: 263

relation extérieure: 180

removal from office of prime minister: 172

removal from office: 174

removal power: 32

removal: 18

renvoi pour une nouvelle délibération: 149

representation: 71

reprieves: 29: 30

resignation: 68

resmî gazete (journal officiel): 159

resolutions (Danimarka): 187

Résponsabilité civile: 108

responsabilité pénale: 85

responsabilité politique: 79

révision constitutionnelle: 163

révocation des ministres: 174

révocation du premier ministre: 171

Richard II: 123

right of dissolution: 121

right to be consulted: 120

right to mint money: 233

right to sue the Crown in contract: 109

right to warm: 120

Rigsdag Başkanı: 167

Roi est mort, vive le Roi: 50

roi ne meurt pas en France: 50

roi ne peut mal faire: 86

roi: 45

Roma’da: 1, 94

Roosevelt, Franklin: 22, 29, 33

Roy s’avisera: 147

Roy/ la Reyne le veult: 146

royal assent: 145

Royal Decree: 136, 175, 180, 184

Royal Decrees (Hollanda): 185

Royal Marriage Act 1772: 49

royale family: 46

rüşt yaşı: 50

S

S. Ct. : Supreme Court Reporters.: 27

sacrée: 85

sacrosanct: 85

sadakat beyanı: 64

saf yürütme görevlileri: 34

Sağlık ve Beşerî Hizmetler Departmanı: 20

Saint-Jean du Latran Baziliği: 76

salique (loi): 48

salt çoğunluk (absolute majority: majorité absolue): 59

sanction royale: 145

sanction: 146

saraya personel atama: 241

sarih devir (délégation expresse): 71

Savaş Departmanı: 20

savaş hâli (state of war, état de guerre: 195

savaş ilân etmek (declare war, déclaration de guerre): 229

savaş ilân etmekten vazgeçme: 230

savaş ve barış ilân etme: 229

-Belçika: 229

-Danimarka: 229

-Finlandiya: 230

-İspanya: 229

-İtalya:230

-Lüksemburg: 230

-Norveç: 230

-Portekiz: 230

-Yunanistan: 230

savaş ve barış ilân etme / Karşı-İmza: 231

savcılar (magistrats du parquets) Fransa: 213

savcıları atamak: 213

-Belçika: 213

-Fransa: 213

-Hollanda: 213

-İspanya: 213

-Portekiz: 213

-Türkiye: 213

Savoia Hanedanı (Casa Savoia): 57

Savunma Bakanı: 193

Savunma Departmanı: 20

savunma hâli (Verteidigungsfall): 196

Savunma Yüksek Kurulu (Consiglio supremo di difesa): 232

Saxe-Cobourg: 47

Schaffouse: 122

scrutin secret: 59

Seanad Eireann: 96, 157, 162

sebep unsuru bakımından sınırlandırma getirenler: 126

sebep unsuru bakımından sınırlandırma getirmeyenler: 125

Second Chamber of the Parliament: 214

Second Chamber: 136

secret ballot: 59

secret treaty: 229

Secrétariat général de la Présidence de la République: 75

secretary: 21

secundum legem: 39, 183: 185

seçilme yeterliliği (cumhurbaşkanının): 56

seçim koleji: 17

seçim kurulu tarafından seçim (cb): 58

seçim usûlü (cumhurbaşkanının): 58

seçme hakkı (cumhurbaşkanının): 56

seferberlik hâli (state of mobilization: état de mobilisation): 195

Segretariato generale della Presidenza della Repubblica: 75

seing: 252

sekreter (secretary): 8

sekreter: 21

sekreterler: 16: 20

Senado: 137

Senatonun görüş ve onayını: 32

Senatonun pro tempore Başkanına: 19

seniorat sistemi: 48

seniority: 47

septennat: 65

Septennial Act 1715: 123

serment: 51: 64

sert kuvvetler ayrılığı sistemi: 6

session extraordinaire: 142

session: 123

sessions ordinaires: 142

Sezar: 1

sıradan memurlar: 34

signature des actes du conseil des ministres: 187

signature: 222: 223

silahlı kuvvetler üzerinde yüksek komuta (supreme command over the armed forces): 190

silahlı kuvvetler: 194

silahlı kuvvetlerin “teknik komutası”: 193

silahlı kuvvetlerin “yüksek komutası: 190

silahlı kuvvetlerin komutası ile ilgili bazı yetkiler: 190

single transferable vote: 62

sistematik güvensizlik oyu: 84

sitio: 196

sivil liste (civil list: liste civile): 54

sivil ve askerî görevlere (emplois civils et militaires de l’Etat: 180

siyasal sorumluluğa: 256

Siyasal sorumluluk (political responsability: responsabilité politique): 79

siyasal yerindelik (political expediency): 177

siyasî cürüm: 102

Siyasî Onursal Payeler İnceleme Komitesi: 233

siyasî sorumluluk: 79: 80

siyasî-cezaî (politico-pénale): 104

So help me God: 65

Sofia: 47

souverain: 46

sovereign: 46

soyluluk unvanları (titles of nobility): 232

sözleşme (contract, contrat): 108

sözleşmeden dolayı Taca karşı dava açma hakkı (right to sue the Crown in contract): 109

Speaker: 19

special adviser: 22

special assistant: 22

special consultant: 22

special delegation: 185

spoils system: 34

staatsnotarielle Funktionen: 155: 189

Stanton (Edwin): 33

Stanton: 25

state of emergency (Hollanda): 197

state of emergency (İsrail): 196

state of emergency: 195

state of mobilization: 195

state of the Realm: 145

state of war: 195

stated misbehaviour: 92

statement: 145: 148

Statute Book of Finland: 159

statute: 146

statutory power: 40

Storting: 145, 148

substitute: 71

succession en ligne paternelle: 48

Succession to the Throne Act 1953 (Danimarka): 49

succession: 47

suçlandırılan cumhurbaşkanı görevinde kalır mı?: 97

suçlandırma önergesi: 96

suçlandırma yetkisi: 95

suçlandırma: 24, 95

suçların ve cezaların kanunîliği ilkesi karşısında vatana ihanet suçu: 103

sulh hakimleri (justices of the peace): 211

Superior Council for the Judiciary Portekiz: 211: 217

supléance: 71

supreme command over the armed forces: 190

Supreme Court of Justice: 217

Supreme Court of the Netherlands: 214

Supreme Judicial Council: 211

Supremo Tribunal de Justiça: 98

sülale-i âli Osman: 47

sürekli hastalık: 69

süresinin dolması (expiration de la durée): 68

sworn: 51

symbol of the State: 119

système matrilinéaire: 48

Ş

şansölye: 134

T

tacın irtihali (demise of the Crown): 50

tacın memurlarının: 109

tacın otomatik intikali: 50

taç giyme töreni (coronation: 50

taç: 2

taç, sarahaten veya zımnen öngörülmedikçe kanun ile bağlı değildir: 110

tahtın boşalması: 51

taktik fesih (dissolution tactique): 133

taktik fesihler: 133

taktik hataları: 84

tam sorumluluk (Portekiz): 90

tam sorumsuzluk (İsrail): 90

Tanrı bana yardım etsin (so help me God): 65

taoiseach: 166: 175

tarafsızlık statüsü: 117

Tarım Departmanı: 20

tasdik (certification): 151

tebliğ (notification: 129

tek başına yapabileceği: 208

tek taraflı (unilatéral): 128

tek turlu liste usûlü: 17

tek-başlılık (monocéphalisme): 8

teklif yetkisi: 163

teknik komuta (İsrail): 194

teknik komuta (Türk): 193

teknik komuta: 193

tekrar seçilebilirlilik (rééligibilité; eligibility for re-election): 67

temporary incapacity: 71

temsil görev ve yetkisi: 118

Temsilciler Meclisi: 24, 135

temsilcilik görevi: 118

temyiz kudretini yitirme: 69

temyiz mahkemesi sistemi: 98

Tenure of Office Act: 25, 32

tenured judges: 210

term of office: 65

teşriî devir (délégation législative): 184

teşrii devir yoluyla düzenleyici işlem yapma yetkisi.-: 184

teşvik etme hakkı (the right to encourage): 120

tevsik edici (authentificateur) bir rolden: 189

tevsik etme (authentification): 223

Ticaret Departmanı: 20

time does not run against the King: 110

time of adjournment: 37

titles of nobility: 232

to stop a prosecution: 200

top atışı: 77

toplantı döneminin kapatılması (clôture des sessions): 130

toplantı dönemlerini kapatma (clôture des sessions): 141

toplantıların ertelenmesi (prorogation): 130

toplantılarını erteleme (ajournement des sessions): 141

toplantılarını erteleme: 141

toplantılarını kapatma hakkı: 141

toplantıya çağırma (convocation): 123

tort: 108

toute justice émane du droit: 108

törensel nitelikteki: 258

törensel: 260

tradimento: 92

trahison: 92

Train v. City of New York: 41

traité secret: 229

Traity Power: 30

treason: 24

treason: 92

Treasury Department Appropriations Bill: 36

treaties-executive agreements: 31

treaties of peace: 230

treaties: 30

treaty making power: 222

Tribunal Constitucional (İspanya): 214

Tribunal correctionnel de Paris: 88

Tribunal Supremo İspanya: 214

Triennial Act 1694: 123: 142

Truman: 29: 39

turlar: 59

Turpin: 102

Türkiye: 60, 64, 72, 81, 91. 112, 138: 186, 225

-Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmak: 218

-andlaşmaları onaylama yetkisi: 224

-atama yetkisi: 182

-bakan atama ve azletme yetkisi: 175

-bakanlar kurulu işlemlerini imzalamak: 188

-Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek: 178

-baş komutanlık yetkisi: 190

-Başbakanı atama yetkisi: 165

-elçi göndermek: 222

-fesih: 138

-geciktirici veto: 150

-gras: 207

-hakimleri atama: 211

-ısdar: 158

-karşı-imza: 242, 251, 255

-savcıları atamak: 213

-teknik komuta: 193

-vatana ihanet: 103

-yayın: 160

-yüksek mahkemelere üye seçme: 215

U

Uachtan na Eireann: 55

Ulaştırma Departmanı: 20

ulusa mesaj (message à la naiton): 144

uluslararası andlaşma yapma yetkisi- abd: 30

uluslararası andlaşma yapmak: 222

uluslararası Ceza Mahkemesi Kurulması Hakkında Uluslararası Andlaşma: 94

uluslararası örgütlere ilişkin ve özellikle devletin uluslararası örgütlere katılmasını öngören andlaşmaların: 226

unité: 118

United States Reports: 27

United States Supreme Court: 27

United States v. Belmont: 31

United States v. Curtiss-Wright Corp:: 31

United States v. Nixon: 38

urgence: 195

usûl-füru sistemi: 47

uyarma (droit d’avertir): 120

uyarma hakkı (the right to warm): 120

uyarma ve görüş bildirme görev ve yetkisi: 120

uygun bulma (approbation: approval) andlaşmaları: 225

uygun görüş (avis conforme): 127, 211

uygun görüşü (consent opinion): 145

Ü

üç konsül: 1

Üçüncü Fransız Cumhuriyetinde karşı-imza: 253

ülke terkine veya kazanılmasına veya ülke sınırlarında değişiklik yapılmasına ilişkin andlaşmaların: 226

üniversite rektörlerini seçmek: 182

V

vacance de la présidence de la république: 70

vacance du trône: 52

vacancy of the presidency of the republic: 70

vacancy of the throne: 52

vacuum: 50

Valle d'Aosta: 58

vatana ihanet karma görüş: 104

vatana ihanet konusunda anayasacı anlayışı: 104

vatana ihanet suçu: 101, 105

vatana ihanet: 103

vatana ihanetle suçlandırma önergesi: 95

vatandaşlık: 56

Vedel: 104, 189

Vekâlet (Cumhurbaşkanına): 70

vekâlet (intérim: interim: substitute: representation): 71

vekil anayasa tarafından tespit edilmemiş ise: 73

vekil-başbakan: 72

vekil başkan: 18

vekil cumhurbaşkanı (acting president: interim president: président intérimaire): 73

vekil parlâmento başkanları: 72

vekilin tespiti: 71

vekilin yetkileri: 73

vekil-kral: 53

veraset (hérédité): 11

very high: 26

veto absolu: 148

veto message: 34

veto suspensif: 150

veto yetkisi (ABD): 34

veto yetkisi: 34

Vice-President: 15: 18: 19

Vietnam savaşı: 29

violation of the constitution: 108

Viyana Andlaşması (9 Haziran 1825 tarihli): 47

vorsätzlicher Verletzung des Grundgesetzes oder eines anderen Bundesgesetzes: 91

voyage extérieur: 71

W

 Waldheim: 65

war: 195

warm: 120

Water Pollution Control Act: 40

Watergate skandalı: 25, 38

White House Office: 16: 22

William I: 47

Wilson (Woodrow): 39

Wilson: 18, 33, 171

with the advice and approval: 241

write: 135

Y

yabancı devletlere temsilci göndermek: 220

yabancı temsilcileri kabul etmek: 220

yapımı işlemi (acte de confection): 154

yargı alanındaki yetkilerini: 262

Yargı Kuvveti Genel Konseyi (Consejo General del Poder Judicial): 211

Yargı Kuvveti Genel Konseyi (Consejo General del Poder Judicial: 217

yargılama makamı: 97

yargılama makamının fiilin tavsifi konusundaki yetkisizliği: 99

yargılama makamının yetkisi: 99

yargılama: 97

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı: 213

yargıyla ilgili birçok görev ve yetkileri: 199

yarı-başkanlık sistemi: 261

yarı-başkanlık sistemi: 61

yarı-başkanlık sistemleri: 12

yarı-başkanlık sistemleri”nde yürütme organının yapısı: 12

yarı-teşriî: 33: 34

yasama alanındaki yetkilerini: 261

yasama ve yargıya ilişkin yetkiler: 257

yasamanın güvenine dayanma: 12

yaş (cumhurbaşkanının ): 57

yaş (kralın): 50

yaşlılık esası (order of seniority): 47

yayımlanması (publication): 129

yayın (publication) (anldlaşmaların): 227

yayın (publication) (kanunların): 151, 159

Almanya: 159

Avusturya: 159

Finlandiya: 159

Hollanda: 160

İrlanda: 160

İsveç: 160

İtalya:160

Portekiz: 160

Türkiye: 160

Yunanistan: 160

yedeklik (supléance): 71

yedi hayır, bir evet: 22

yedi yıllık sistem (septennat): 65

yemin (cumhurbaşkanının): 64

yemin (oath, serment): 17, 51, 64

yemin dinsel: 64

yeminli ifadesinde yalan söylemek: 25

yeni görüşme (nuova deliberazione): 150

Yeni Zelanda: 62

yeter sayı (quorum): 59

yetersizlik: 18

yetki (compétence): 189

yirmi beş ülke: 3

yirmibeşinci amendment: 18

yirmiikinci amendment: 16

yokluğun tespiti: 264

yokluk: 263

yorum-karşı-imza: 249

yorum yoluyla yeni istisna yaratma yasağı: 249

YÖK üyelerini atamak: 182

Yönetim ve Bütçe Ofisi: 22

yönetmelikler (règlements: 183

yöntem: 3

yumuşak kuvvetler ayrılığı sistemi: 6

Yunanistan: 60, 64, 67, 68, 72, 81, 88, 91, 92, 95, 112, 119, 126, 139, 150, 185

-andlaşma akdetme: 223

-atama yetkisi: 183

-bakan atama ve azletme yetkisi: 175

-baş komutanlık yetkisi: 190

-başbakanı atama yetkisi: 165

-başbakanı azletme yetkisi: 174

-başbakanın atanması: 170

-çağrı: 143

-decrees: 184

-düzenleme yetkisi: 184: 185

-fesih: 139

-güçleştirici veto: 149

-hakimleri atama: 211

-ısdar: 158

-kararnameler (decrees): 184

-karşı-imza: 242

-mesaj: 145

-olağanüstü yetkiler: 198

-savaş ve barış ilân etme: 230

-yayın: 160

yüksek komuta yetkisi: 192

yurt dışına çıkma yasağı: 234

yurtdışı gezisi (foreign travel: voyage extérieur): 71

Yüce Divan: 98

Yüksek Adalet Divanı (Haute Cour de la Justice): 98

Yüksek Adalet Mahkemesi (Supreme Court of Justice) Portekiz: 217

Yüksek Adliye Mahkemesi: 98

yüksek ihanet: 93: 101: 102

yüksek ihanet (alta tradimento): 92

yüksek ihanet (haute trahison): 92

yüksek ihanet (high treason): 92

yüksek ihanet (Yunan): 92

yüksek komuta yetkisi: 191 vd

-Almanya: 193

-Belçika: 191

-Finlandiya: 191

-İrlanda: 191

-İsveç: 192

-İtalya:191

-Lüksemburg: 191

-Norveç: 191

-Portekiz: 191

-Yunanistan: 192

Yüksek Mahkemenin (United States Supreme Court) kararlarına en atıf biçimi: 27

Yüksek Mahkeme Başkanı: 24

Yüksek Mahkeme nezdindeki Savcı (Procurator General at the Supreme Court): 213

yüksek mahkemelere üye seçme: 214

-Avusturya: 214

-Belçika: 214

-Fransa: 214

-Hollanda: 214

-İspanya: 214

-İtalya:214

-Japonya: 214

-Lüksemburg: 215

-Portekiz: 215

-Türkiye: 215

Yüksek Öğretim Kurulu üyelerini: 261

Yüksek Yargı Konseyi (Supreme Judicial Council) (Yunanistan): 211

Yükseköğretim Kurulu: 215

yürütme imtiyazı (ABD): 37

yürütme organının yapısı: 6: 7: 10

Z

zimmet: 24

zorlama istifa (démission forcée): 84

 

 

 

ARKA KAPAK

 

PLAN

Birinci Kısım.- Başkanlık Sistemlerinde Devlet Başkanı: Başkan (ABD Örneği)

İkinci Bölüm.- Parlâmenter Hükûmet Sistemlerinde Devlet Başkanları

Birinci Bölüm.- Devlet Başkanlarının Statüsü
İkinci Bölüm.- Devlet Başkanlarının Sorumlulukları
Üçüncü Bölüm.- Devlet Başkanlarının Görev ve Yetkileri
Dördüncü Bölüm.- Karşı-İmza Kuralı

Beşinci Bölüm.- Devlet Başkanı-Hükûmet Çatışması

 

 

     “Devlet başkanı” devletin en eski organıdır. Nerede bir devlet varsa orada bir devlet başkanı vardır. Dolayısıyla devlet başkanlığı kurumu, devlet kadar eski bir kurumdur. Devlet başkanları, hükûmet sistemlerine göre değişmektedir. Amerika Birleşik Devletleri gibi başkanlık sistemini benimsemiş ülkelerde yürütme organı monist yapıdadır. Yürütme organının başında bulunan “başkan”, hem hükûmet başkanı, hem de devlet başkanıdır. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde ise yürütme organı düalist yapıdadır. Parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organının bir kanadında “hükûmet”, diğer kanadında ise “devlet başkanı” bulunur. Parlâmenter hükûmet sistemlerinin kendi içinde ise devlet başkanları, devlet şekline göre ikiye ayrılmaktadır. Monarşilerde devlet başkanı “kral”, cumhuriyetlerde ise “cumhurbaşkanı”dır.

      İşte bu çalışmada devlet başkanlarının statüleri (seçilme yeterliliği, görev süresi, seçim, göreve başlama , görevin sona erdiren haller, devlet başkanlığının boşalması, vekâlet, vs.), sorumlulukları (siyasî, cezaî ve hukukî sorumluluk ve sorumsuzluklarını), görev ve yetkileri karşılaştırmalı açıdan incelenmektedir. Karşılaştırma için 25 ülkenin anayasal düzenlemeleri seçilmiştir. Bu yirmi beş ülke şunlardır: Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Japonya, Kanada, Lüksemburg, Norveç, Portekiz, Türkiye, Yeni Zelanda ve Yunanistan.

 

Ön Kapak Resimleri

1. A.B.D. Başkanı George W. Bush; 2. Almanya Cumhurbaşkanı Johannes Rau; 3. Avustralya Genel Valisi Sir William Deane; 4. Avusturya Cumhurbaşkanı Thomas Klestil; 5. Belçika Kralı Philip;       6. Danimarka Kraliçesi Margarethe II; 7. Finlandiya Cumhurbaşkanı Tarja Kaarina Halonen;            8. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac; 9. Hollanda Kraliçesi Beatrix; 10. İngiltere Kraliçesi Elisabeth II; 11. İrlanda Cumhurbaşkanı Mary McAleese; 12. İspanya Kralı Juan Carlos I; 13. İsrail Cumhurbaşkanı Moshe Katsav; 14. İsveç Kralı Carl XVI Gustaf of Sweden; 15. İsviçre Kon. Başkanı Moritz Leuenberger; 16. İtalya Cumhurbaşkanı Carlo Azeglio Ciampi; 17. İzlanda Cumhurbaşkanı Vigdis Finnbogadottir; 18. Japonya İmparatoru Akihito (Heisei Tennô); 19. Lüksemburg Büyük Dükü Henri; 20. Norveç Kralı Harald Vekâlet; 21. Portekiz Cumhurbaşkanı Jorge Sampaio;             22. Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer; 23. Yeni Zelanda Genel Valisi Dame Silvia Cartwright; 24. Yunanistan Cumhurbaşkanı Costis Stephanopoulos.

01

02

03

04

05

06

07

08

09

10

11

12

13

14

15

16

17

18

19

20

21

22

23

24

 

İsteme Adresi:                                                                                    ISBN: 975-7338-72-9

Ekin Kitabevi,

Burç Pasajı, no: 27-29

16050 Altıparmak – BURSA

Tel+Fax: (0224) 220 16 72 - 223 04 37

Sipariş: www.ekinyayinevi.com

info@ekinyayinevi.com

Online alış: www.seckin.com.tr

 

 

 

Copyright

c) Kemal Gözler. 2001-2004. Bu sayfaya izin almadan link verilebilir. Ancak, bu web sayfası, önceden izin almaksızın ne suretle olursa olsun, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, tekrar yayınlanamaz, dağıtılamaz, başka internet sitelerine metin olarak konulamaz. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 3.3.2004 tarih ve 5101sayılı kanunla değişik 71 ve 72’nci maddeleri, bir kitabı herhangi bir yöntemle (fotokopi dahil) çoğaltanları, dağıtanları, satanları, elinde bulunduranları, paraya çevrilmeksizin, 2 (iki) yıldan 4 (dört) yıla kadar hapis cezası veya 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla veya zararın ağırlığı dikkate alınırık bunların her ikisiyle birden cezalandırmaktadır.

Aksi belirtilinceye kadar, bu kitabın internet versiyonundan bir adet yazıcı çıktısı, ticari olmayan kişisel kullanım için,  alınabilir ve keza kitabın bir adet kopyası aynı amaçla kişisel kullanıcı tarafından hard diskte saklanabilir.  

Alıntılar (İktibas) Konusunda Açıklamalar

Bu kitaptan yapılacak alıntılarda (iktibaslarda) 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 35’inci maddesinde öngörülen şu şartlara uyulmalıdır: (1) İktibas, bir eserin “bazı cümle ve fıkralarının” bir başka esere alınmasıyla sınırlı olmalıdır (m.35/1). (2) İktibas, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderecatını aydınlatmak maksadıyla yapılmalıdır (m.35/3). (3) İktibas, belli olacak şekilde yapılmalıdır (m.35/5) [Bilimsel yazma kurallarına göre, aynen iktibasların tırnak içinde verilmesi ve iktibasın üç satırdan uzun olması durumunda iktibas edilen satırların girintili paragraf olarak dizilmesi gerekmektedir]. (4) İktibas ister aynen, ister mealen olsun, eserin ve eser sahibinin adı belirtilerek iktibasın kaynağı gösterilmelidir (m.35/5). (5) İktibas edilen kısmın alındığı yer belirtilmelidir (m.35/5).

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 21.2.2001 tarih ve 4630 sayılı kanunla değişik 71’inci maddesinin 4’üncü fıkrası, 35’inci maddeye aykırı olarak “kaynak göstermeyen veya yanlış yahut kifayetsiz veya aldatıcı kaynak” göstererek iktibas yapan kişileri, 4 (dört) yıldan 6 (altı) yıla kadar hapis ve 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırmaktadır.

Ayrıca Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 18 Şubat 1981 tarih ve E.1980/1, K.1981/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre kararına göre, “iktibas hususunda kullanılan eser sahibinin ve eserinin adı belirtilse bile eser sahibi, haksız rekabet hükümlerine dayanarak Borçlar Kanununun 49. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi halinde manevi tazminat isteyebilir”.

Yukarıdaki şartlara uygun olarak alıntı yapılırken bu kitaba şu şekilde atıf yapılması önerilir:

Kemal Gözler, Devlet Başkanları: Bir Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku İncelemesi, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2001, XVI+320 s. (www.anayasa.gen.tr/devletbaskanlari.htm; erişim tarihi).

 


Editör: Kemal Gözler

Ana Sayfa: www.anayasa.gen.tr

İlk Konuluş: 2001(uludag.edu.tr altında)

1 Nisan 2004 (anayasa.gen.ttr altında)

Son değişiklik: 13 Mart 2009

 

Bu kitabın PDF formatında indirmek için aşağıdaki linklere tıklayınız.

1- Kapaklar, İçindekiler (Sayfa I-XVI)

2- Giriş, Kısım 1, Kısım 2, Bölüm1 ve 2 (Sayfa 1-116)

3- Kısım 2, Bölüm 3 (Sayfa 117-234)

4- Kısım 2, Bölüm 4-Son (Sayfa 235-291)

5-  Bibliyografya, Indeks, Arka Kapak