TÜRK ANAYASA HUKUKU SİTESİ

 anayasa.gen.tr

 

Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000,  32+1072 s. www.anayasa.gen.tr/tah.htm

 

Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Bursa Ekin Kitabevi Yayınları, Üçüncü Baskı, 2005, XVI+ 432 s. www.anayasa.gen.tr/tahd.htm

Kemal Gözler, Anayasa Hukukuna Giriş: Genel Esaslar ve Türk Anaya Hukuku, Bursa,  Ekin Kitabevi Yayınları, Altıncı Baskı, Ekim 2005, XVI+384 s. www.anayasa.gen.tr/ahg.htm Kemal Gözler (Haz.), Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, Ekim 2005 Baskı,  (128 s., link.

Ana Sayfa: www.anayasa.gen.tr

Demokratik Devlet İlkesi

 

Kemal Gözler

Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.131-135'den alınmıştır (www.anayasa.gen.tr/demokratikdevlet.htm (15 Kasım 2005).

 

 

 

PLAN

V. Demokratik Devlet İlkesi................................................................................................... 131

A. Demokrasi Nedir?......................................................................................................... 132

    1. Normatif Demokrasi Teorisi.................................................................................... 132

    2. Ampirik Demokrasi Teorisi..................................................................................... 133

B. 1982 Anayasasına Göre Demokratik Devlet................................................................ 135

 

 

V. demokratik Devlet İlkesi

Bibliyografya.- Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.60-74; Soysal, Anayasanın Anlamı, op. cit., s.178-190; Sabuncu, Anayasaya Giriş, op. cit., s.71-88; Gözübüyük, Anayasa Hukuku, op. cit., s.149-150; Yüzbaşıoğlu, Türk Anayasa Yargısında Anayasallık Bloku, op. cit., s.145-168; Rumpf, Türk Anayasa Hukukuna Giriş, op. cit., s. 62-66; Gören, Anayasa Hukukuna Giriş, op. cit., s.91-100.

1982 Anayasasının 2’nci maddesine göre, “Türkiye Cumhuriyeti... demokratik... bir... devlet”tir. Acaba “demokratik devlet ” ne demektir? “Demokratik” sıfatı “demokrasi” kelimesinden türemiştir ve TDK’nın Türkçe Sözlüğüne göre, “demokrasiye uygun” demektir[99]. O halde “demokratik devlet”, “demokrasiye uygun devlet” demektir. Bu durumda ise “demokrasi”nin ne olduğunu açıklamamız gerekir.

A. Demokrasi Nedir?

Bibliyografya.- Giovanni Sartori, Demokrasi Kuramı (Çev. Deniz Baykal), Ankara, Ankara, Siyasî İlimler Türk Derneği Yayınları, Tarihsiz; Giovanni Sartori, Demokrasi Teorisine Geri Dönüş, (Çev. Tunçer Karamustafaoğlu ve Mehmet Turhan), Ankara, Yetkin Yayınları, 1993; Giovanni Sartori, “Democracy”, in International Encyclopedia of the Social Sciences, New York, Macmillan and Free Press, 1968, Cilt 4, s.112-121; Robert A. Dahl, Polyachy: Participation and Opposition, New Haven, Yale University Press, 1971; Robert A. Dahl, Demokrasi ve Eleştirileri (Çev. Levent Köker), Ankara, Yetkin Yayınları, 1996; Herry B. Mayo, Demokratik Teoriye Giriş (Çev. Emre Kongar), Ankara, Siyasî İlimler Türk Derneği Yayınları, 1964; Arend Lijphart, Çağdaş Demokrasiler (Çev. Ergun Özbudun ve Ersin Onulduran), Ankara, Türk Demokrasi Vakfı ve Siyasî İlimler Türk Derneği Yayınları, Tarihsiz (1988), s.1-2, 23-28; Bingham Powel, Çağdaş Demokrasiler (Çev. Mehmet Turhan), Ankara, Türk Demokrasi Vakfı ve Siyasî İlimler Türk Derneği Yayınları, 1990, s.1-16; Münci Kapani, “Demokratik Teori Alanında Bazı Yeni Görüş ve Tartışmalar”, Prof.Dr. Bülent N. Esen’e Armağan, Ankara, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1977, s.205-219.

Demokrasi iki değişik anlamda tanımlanmakta ve buna paralel olarak iki değişik demokrasi teorisinden  bahsedilmektedir: Normatif ve ampirik demokrasi teorisi.

1. Normatif Demokrasi Teorisi

Normatif demokrasi teorisi , demokrasiyi sözlük anlamından hareketle tanımlar. Demokrasi eski Yunanca “halk” anlamına gelen demos ve “yönetmek” anlamına gelen kratein sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmuştur ve bu anlamıyla “halkın yönetimi” demektir[100]. Demokrasi sadece “halk tarafından yönetim” olarak değil, “halk için yönetim” olarak da tanımlanmalıdır. O halde demokrasi, Abraham Lincoln ’ün meşhur ifadesiyle “halkın, halk tarafından, halk için yönetimi” olarak tanımlanabilir[101].

Normatif anlamda demokrasi, bir ideali, bir olması gerekeni yansıtır. Bu anlamda bir rejimin demokratik olabilmesi için, halkın bütününün arzularına tam olarak uyması gerekir. Arend Lijphart’ın  gözlemlediği gibi, “böylesine halkın eğilimlerine tam olarak uyan bir yönetim hiçbir zaman olmamıştır ve belki de hiç olmayacaktır”[102]. Normatif anlamda demokrasi, demokratik rejimlerin ulaşmayı düşledikleri bir idealden başka bir şey değildir. Şüphesiz bu ideal reddedilemez; ancak, demokrasilerin bu idealle tanımlanması doğru olmaz. Zira demokrasi bu şekilde tanımlanırsa, yeryüzünde demokratik rejim kalmaz. O nedenle bir de ampirik demokrasi teorisi ortaya atılmıştır.

2. Ampirik Demokrasi Teorisi

Ampirik demokrasi teorisi  ise, ideal anlamda demokrasiyi değil, “bu ideale kaba taslak yaklaşan... gerçek demokrasiler”i[103] esas alır. Demokrasinin tanımı konusunda “olması gereken”e değil, “olan”a bakar. Demokratik olarak kabul edilen mevcut rejimlerin ortak özelliklerinin neler olduğunu ortaya koymaya çalışır. Bu tür demokratik rejimlerin özelliği, “tam bir demokratik duyarlılık değil, nispeten çokça bir yurttaş gurubunun uzun bir zaman boyunca arzularına cevap verebilmesidir”[104]. Robert Dahl, bu tür rejimlere, onları ideal demokrasilerden ayırt etmek için, “poliarşi ” ismini vermektedir[105]. İşte nispeten çokça bir yurttaş gurubunun uzun bir zaman boyunca arzularına cevap verebilen rejimlerin ortak özellikleri olarak şu altı özellik ortaya konabilir:

1.        Etkin siyasal makamlar seçimle belirlenmektedir.

2.        Seçimler düzenli aralıklar ile tekrarlanmaktadır.

3.        Seçimler serbesttir.

4.        Birden çok siyasal parti vardır.

5.        Muhalefetin iktidar olma şansı mevcuttur.

6.        Temel kamu hakları tanınmış ve güvence altına alınmıştır.

Bu özellikleri şart olarak ifade ederek, ampirik demokrasi teorisine göre, bir devletin demokratik olarak nitelendirilebilmesi için minimum şu altı şartı taşıması gerektiğini söyleyebiliriz:

1. Etkin Siyasal Makamlar  Seçimle İş Başına Gelmelidir.- Bir rejime demokrasi diyebilmemiz için o rejimde “etkin siyasal makamlar” halk tarafından seçimle belirlenmelidir. İngiltere’de Kral veya Kraliçe seçimle iş başına gelmez; ancak İngiltere’de krallık makamı (taç), etkin bir siyasal makam değildir.

2. Seçimler Düzenli Aralıklarla Tekrarlanmalıdır.- İkinci olarak, etkin siyasal makamları belirlemek için yapılan seçimlerin düzenli aralıklarla (4-5 yılda bir) tekrarlanması gerekir. Zira, demokrasi, iktidara sadece seçimle gelmeyi değil, iktidardan seçimle gitmeyi de öngörür. Seçimi bir kere kazanan kişinin, tekrar seçime gitmeksizin, ömrü boyunca iktidarda kalması demokrasiyle bağdaşmaz. İşbaşına seçimle gelen yöneticiler, belli bir süre dolduktan sonra tekrar seçime gitmek zorundadırlar.

3. Seçimler Serbest Olmalıdır .- Etkin siyasal makamları belirlemek için düzenli aralıklarla yapılan seçimlerin, bir anlam ifade edebilmesi için, üçüncü olarak, bu seçimlerin serbest ve âdil olması gerekir. Bunun için ise seçimlerde genel oy, eşit oy, gizli oy, açık sayım ilkeleri uygulanmalıdır. Bu ilkelerin neler olduğunu aşağıda göreceğiz.

4. Birden Çok Siyasal Parti  Var Olmalıdır.- Etkin siyasal makamları belirlemek için düzenli aralıklar ile yapılan serbest ve âdil seçimlerin bir anlam ifade edebilmesi için, dördüncü olarak ülkede birden fazla siyasal partinin mevcut olması ve seçimlere birden fazla siyasal partinin katılması gerekir. Demokratik rejimleri, demokratik olmayan rejimlerden ayıran en önemli unsur, örgütlenmiş muhalefetin varlığıdır. Tek partili bir rejim hiçbir zaman demokratik olarak kabul edilemez. Ergun Özbudun’un ifade ettiği gibi, “seçim serbestliğinin gerçek bir anlam taşıması, seçmenlerin çeşitli alternatifler arasında serbest bir seçme yapabilmelerine bağlıdır. Çağdaş demokratik devlette bu alternatifler siyasal partiler tarafından oluşturulur. Modern demokrasi partiler demokrasisidir”[106].

5. Muhalefetin İktidar Olma Şansı  Mevcut Olmalıdır.- Etkin siyasal makamları belirlemek için düzenli aralıklar ile yapılan ve birden çok partinin katıldığı seçimlerin bir anlam ifade edebilmesi için, beşinci olarak, muhalefetin iktidar olma şansı mevcut olmalıdır. Bugünün muhalefeti yarının iktidarıdır. İktidarın el değiştirmesi, demokratik mantığın vazgeçilmez kuralıdır. Bazı tek-partili rejimler, demokratik görünebilmek için, hiçbir zaman iktidara gelme şansı olmayan “uydu partiler” kurarlar veya kurdurturlar. Bu “uydu partiler”in hiçbir zaman iktidar olma şansları yoktur. Bu tür rejimler demokratik olarak kabul edilemezler.

6. Temel Kamu Hakları Tanınmış ve Güvence Altına Alınmış Olmalıdır.- Etkin siyasal makamları belirlemek için düzenli aralıklar ile yapılan ve birden çok partinin katıldığı serbest seçimlerin bir anlam ifade edebilmesi için, ülkede temel kamu haklarının tanınmış ve güvence altına alınmış olması gerekir. Düşünce hürriyeti, basın hürriyeti, söz hürriyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hürriyeti gibi temel haklar tanınmamışsa, seçmenlerin gerçek anlamda bir tercih yaptıkları söylenemez. Seçimlerde seçmenlerin anlamlı tercih yapabilmeleri için partiler tarafından kendilerine sunulan alternatifleri bilmeleri gerekir. Alternatiflerden haberdar olmayan seçmenlerin oy kullanmaları mekanik bir işlemden ibarettir.

* * *

Şüphesiz bu şartlar oldukça basit ve ilkel şartlar olarak görülebilir. Gerçekten de sıradan bir demokrasi, bu şartlardan çok daha fazla niteliklere sahiptir. Ancak unutulmamalıdır ki, yukarıdaki altı şart, demokrasinin “vazgeçilmez şartları”, “minimum şartları”dır. Dünyamızda bu altı “basit” şartı İkinci Dünya Savaşından bu yana kesintisiz[107] olarak yerine getirebilmeyi başarabilmiş sadece 21 ülke vardır. Arend Lijphart ’ın tespitlerine göre bu ülkeler şunlardır: Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Avusturya, Belçika, Birleşik Krallık, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Japonya, Kanada, Lüksemburg, Norveç, Yeni Zelanda[108].

Kanımızca demokrasi ampirik teorinin şartlarından hareket edilerek tanımlanmalıdır. Buna göre demokrasiyi, yukarıdaki altı şartı yerine getiren rejim olarak tanımlayabiliriz. Yani, demokrasi, etkin siyasal makamların, düzenli aralıklarla tekrarlanan, birden fazla siyasal partinin katıldığı, muhalefetin iktidar olma şansına sahip olduğu serbest seçimlerle belirlendiği ve temel kamu haklarının tanınmış ve güvence altına alınmış olduğu bir rejimdir.

B. 1982 Anayasasına Göre Demokratik Devlet

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Anayasamız, Türkiye Cumhuriyetinin “demokratik bir devlet” olmasını emretmektedir. “Demokratik devlet”in tanımını ve şartlarını ise hemen yukarıda görmüş bulunuyoruz. O halde, Türkiye Devleti, ampirik demokrasi teorisinin altı şartına uygun olmalıdır. Gerçekten de 1982 Anayasasının kurduğu sistem ampirik demokrasi teorisinin bu altı şartına uygundur. Şöyle ki:

1. Etkin Siyasal Makamlar Seçimle İş Başına Gelmektedir.- Türkiye’de yasama organının üyeleri seçimle belirlenmektedir (m.75). Yürütme organının etkin kanadı olan Bakanlar Kurulu ise halkın seçimle belirlediği yasama organı içinden çıkmakta ve ona karşı sorumlu olmaktadır (m.109-113). Yürütme organının diğer kanadı olan Cumhurbaşkanı da yine halkın seçtiği milletvekilleri tarafından seçilmektedir (m.101). Yerel yönetimlerde de karar organları seçimlerle belirlenmektedir (m.127).

2. Seçimler Muntazam Aralıklarla Tekrarlanmaktadır.- Gerçekten de Türkiye’de seçimler en geç beş yılda bir tekrarlanır (m.77). Seçimlerin yapılması ancak savaş sebebiyle bir yıl geriye bırakılabilir (m.78). Erken seçimlere gidilmesi mümkündür (m.77). Cumhurbaşkanı da belli şartların gerçekleşmesiyle yeni seçimlere gidilmesine karar verebilir (m.77, 116).

3. Seçimler Serbesttir.- Anayasamızın 67’nci maddesine göre, “seçimler, serbest , eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre ve yargı yönetim ve denetimi altında yapılır”. Bu ilkelerin ne olduğunu ve nasıl uygulandıklarını aşağıda seçimleri inceleyeceğimiz sekizinci bölümde göreceğiz. Bu konuda oraya bakılmalıdır.

4. Birden Çok Siyasal Parti Vardır.- Anayasamız çok partili siyasal hayatı benimsemiştir. 68’inci maddenin ikinci fıkrasına göre, “siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır”. Yine aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre, “siyasî partiler önceden izin almadan kurulurlar”. Maddenin birinci fıkrası da “vatandaşlar siyasî parti kurma ve usûlüne göre partilere girme ve partilerden ayrılma hakkına sahiptir” demektedir.

Siyasî partilerin serbestçe kurulmaları, örgütlenmeleri ve faaliyette bulunmaları kural olmakla birlikte, Anayasamız siyasî partilere bu konularda bazı yasaklamalar getirmiştir[109]. Bu yasakları üç grupta toplayabiliriz[110]:

a) Siyasî Partilerin  Amaçlarına İlişkin Yasaklar.- Anayasamızın 68’inci maddesinin 4’üncü fıkrasına göre,

“Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz. Sınıf veya zümre diktatörlüğünü; veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez”.

b) Siyasî Partilerin Örgütlenmelerine İlişkin Yasaklar .- Anayasamızda siyasî partilerin kurulmalarına ve örgütlenmelerine ilişkin şu yasaklar getirilmiştir: “Temelli kapatılan bir parti bir başka ad altında kurulamaz” (m.69/7). “Bir siyasî partinin temelli kapatılmasına  beyan veya faaliyetleriyle sebep olan kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesi'nin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmî Gazete'de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamazlar” (m.69/8). “Hâkimler ve savcılar, Sayıştay dahil yüksek yargı organları mensupları, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri, yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, Silahlı Kuvvetler mensupları ile yükseköğretim öncesi öğrencileri siyasî partilere üye olamazlar” (m.68/5).  Siyasî partiler “yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyruğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddî yardım” alamazlar (m.69/9). “Siyasî partilerin gelir ve giderlerinin amaçlarına uygun olması gereklidir” (m.69/3).

c) Siyasî Partilerin Çalışmalarına İlişkin Yasaklar.- “Siyasî partilerin faaliyetleri, parti içi düzenlemeleri ve çalışmaları demokrasi ilkelerine uygun olur” (m.69/1). “Siyasî partiler, ticarî faaliyetlere girişemezler” (m.69/2).

Parti Kapatma .- Anayasamız yukarıda metni alıntılanan 68’inci maddenin dördüncü fıkrasındaki yasakların müeyyidesi olarak “parti kapatma” yaptırımını getirmiştir. 69’uncu maddenin dördüncü fıkrasına göre, “siyasî partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanır”. İki değişik parti kapatılması hali öngörülmüştür: “Bir siyasî partinin tüzüğü ve programının 68’inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temelli kapatma kararı verilir” (m.69/5). “Bir siyasî partinin 68’inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak halinde geldiğinin Anayasa Mahkemesi'nce tespit edilmesi halinde karar verilir” (m.69/6).

5. Muhalefetin İktidar Olma Şansı  Mevcuttur.- 1982 Anayasasının kurduğu sistemde muhalefetin iktidar olma şansını engelleyen hiçbir husus yoktur. Pratikte de genellikle her genel seçimde Türkiye’de iktidar el değiştirmektedir. Bu konuda eleştirilebilecek herhangi bir nokta yoktur.

6. Temel Kamu Hakları Tanınmış ve Güvence Altına Alınmıştır.- 1982 Anayasasının kurduğu sistemde temel kamu hakları tanınmış ve güvence altına alınmıştır. Bu hakların nasıl tanındığını ve güvence altına alınmış olduğunu aşağıda “temel hak ve hürriyetler”i inceleyeceğimiz yedinci bölümde göreceğiz.

 

 

[99].    TDK, Türkçe Sözlük, op. cit., s.354.

[100].  Erdoğan, Anayasal Demokrasi, op. cit., s.205.

[101].  Arend Lijphart, Çağdaş Demokrasiler (Çev. Ergun Özbudun ve Ersin Onulduran), Ankara, Türk Demokrasi Vakfı ve Siyasî İlimler Türk Derneği Yayınları, Tarihsiz (1988), s.1; Erdoğan, Anayasal Demokrasi, op. cit., s.205.

[102].  Lijphart, op. cit., s.1.

[103]Ibid.

[104]Ibid.

[105].  Robert A. Dahl, Polyachy: Participation and Opposition, New Haven, Yale University Press, 1971. Dahl’e göre, makul ölçüde duyarlı bir demokraside en az şu sekiz kurumsal garantinin olması gerekir: (1) Örgüt kurma ve bunlara katılma hürriyeti, (2) ifade hürriyeti, (3) oy verme hakkı, (4) kamu görevlerine getirilme hakkı, (5) siyasal liderlerin seçmen tercihini kazanmak için yarışabilme hakkı, (6) değişik haber alma kaynaklarının varlığı, (7) serbest ve âdil seçimler, (8) hükûmet politikalarını oylara ve diğer tercih belirtilerine dayandırmak için gerekli kurumların bulunması (Ibid., s.3).

[106].  Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.65.

[107].  Bu altı şarta Arend Lijphart bir de ek şart eklemiştir. Bu ek şart “sistemin uzun bir dönem itibarıyla vatandaşların isteklerine karşı makul ölçüde duyarlı olması gereğidir”. Lijphart’a göre, demokratik yönetimin, yaklaşık İkinci Dünya Savaşının sonundan bu yana kesintisiz olarak süregelmesi gerekir (Lijphart , op. cit., s.23).

[108].  Lijphart, op. cit., s.24.

[109].  Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.65.

[110].  Bu konuda önemli bir çalışma için bkz.: Fazıl Sağlam, Siyasî Partiler Hukukunun Güncel Sorunları, İstanbul, Beta Yayınları, 1999.

[111].  Paul Robert (rédaction dirigé par A. Rey et J. Rey-Debove), Dictionnaire de la langue française (Le Petit Robert 1), Paris, Le Robert, 1991, s.1066.


 

Copyright

(c) Kemal Gözler. 2005. Bu sayfaya izin almadan link verilebilir. Ancak, bu web sayfası, önceden izin almaksızın ne suretle olursa olsun, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, tekrar yayınlanamaz, dağıtılamaz, başka internet sitelerine metin olarak konulamaz. İzin için kgozler@hotmail.com adresine başvurunuz. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 21.2.2001 tarih ve 4630 sayılı Kanun ve 3.3.2004 tarih ve 5101 sayılı Kanunla değişik 71 ve 72’nci maddeleri, bir fikir ve sanat eserini herhangi bir yöntemle çoğaltanları, dağıtanları, satanları, elinde bulunduranları, paraya çevrilmeksizin, 2 (iki) yıldan 4 (dört) yıla kadar hapis cezası veya 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla veya  zararın ağırlığı dikkate alınarak bunların her ikisiyle birden cezalandırmaktadır.

Alıntılar (İktibas) Konusunda Açıklamalar

Bu çalışmadan yapılacak alıntılarda (iktibaslarda) 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 35’inci maddesinde öngörülen şu şartlara uyulmalıdır: (1) İktibas, bir eserin “bazı cümle ve fıkralarının” bir başka esere alınmasıyla sınırlı olmalıdır (m.35/1). (2) İktibas, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderecatını aydınlatmak maksadıyla yapılmalıdır (m.35/3). (3) İktibas, belli olacak şekilde yapılmalıdır (m.35/5) [Bilimsel yazma kurallarına göre, aynen iktibasların tırnak içinde verilmesi ve iktibasın üç satırdan uzun olması durumunda iktibas edilen satırların girintili paragraf olarak dizilmesi gerekmektedir]. (4) İktibas ister aynen, ister mealen olsun, eserin ve eser sahibinin adı belirtilerek iktibasın kaynağı gösterilmelidir (m.35/5). (5) İktibas edilen kısmın alındığı yer belirtilmelidir (m.35/5).

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 21.2.2001 tarih ve 4630 sayılı Kanun ve 3.3.2004 tarih ve 5101 sayılı Kanunla değişik 71’inci maddesinin 4’üncü fıkrası, 35’inci maddeye aykırı olarak “kaynak göstermeyen veya yanlış yahut kifayetsiz veya aldatıcı kaynak” göstererek iktibas yapan kişileri, 2 (iki) yıldan 4 (dört) yıla kadar hapis veya 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla veya  zararın ağırlığı dikkate alınarak bunların her ikisiyle birdencezalandırmaktadır.

Ayrıca Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 18 Şubat 1981 tarih ve E.1980/1, K.1981/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre kararına göre, “iktibas hususunda kullanılan eser sahibinin ve eserinin adı belirtilse bile eser sahibi, haksız rekabet hükümlerine dayanarak Borçlar Kanununun 49. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi halinde manevi tazminat isteyebilir”.

Yukarıdaki şartlara uygun olarak alıntı yapılırken bu çalışmaya şu şekilde atıf yapılması önerilir:

Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.131-135 (www.anayasa.gen.tr/demokratikdevlet.htm (20  Kasım 2005).


23 Kasım 2005
Editör: Kemal Gözler

kgozler@hotmail.com

Ana Sayfa: www.anayasa.gen.tr