TÜRK ANAYASA HUKUKU SİTESİ [www.anayasa.gen.tr]

ANAYASA HUKUKUNA GİRİŞ:

Genel Esaslar ve Türk Anaya Hukuku

Kemal Gözler

Kemal Gözler, Anayasa Hukukuna Giriş: Genel Esaslar ve Türk Anaya Hukuku, Bursa,  Ekin Kitabevi Yayınları, Yedinci Baskı, Şubat 2006, XVI+384 s. (www.anayasa.gen.tr/ahg.htm)

ISBN: 975-7338-75-3

 SON ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİNE GÖRE GÜNCELLEŞTİRİLMİŞ 12. BASKI, Mart 2008'DE ÇIKTI!!!

Güncelleştirilmiş ve düzeltilmiş 13. BASKI Ekim 2008'de çıktı.

 

Ana Sayfa: www.anayasa.gen.tr

Dağıtım: Ekin Kitabevi,

Burç Pasajı no: 27                                                        Online Alış: www.seckin.com.tr  www.turhankitabevi.com.tr

Altıparmak - BURSA

Tel: (0224) 220 16 72                 

Fax: (0224) 223 04 37    

KİTABIN BÖLÜMLERİ

Birinci Kısım.- GENEL ESASLAR

Bölüm 1.- Anayasa Hukukunun Kaynakları

Bölüm 2.- Anayasa Hukuku Kavramı

Bölüm 3.- Anayasa Kavramı

Bölüm 4.- Kanunların Anayasaya Uygunluk
                Denetimi: Anayasa Yargısı

Bölüm 5.- Kurucu İktidar

Bölüm 6.- Devlet Kavramı

Bölüm 7.- Devlet Şekilleri I: Monarşi-Cumhuriyet

Bölüm 8.- Devlet Şekilleri II: Tek Devlet-Bileşik Devlet

Bölüm 9.- Hükûmet Sistemleri

Bölüm 10.- Demokrasi

Bölüm 11.- Seçimler

Bölüm 12.- Temel Hak ve Hürriyetler

 

 

İkinci Kısım- TÜRK ANAYASA HUKUKU

Bölüm 13.- Osmanlı Anayasal Gelişmeleri

Bölüm 14.- Cumhuriyet Dönemi Anayasal Gelişmeleri

Bölüm 15.- Temel İlkeler

Bölüm 16.- Temel Hak ve Hürriyetler

Bölüm 17.- TBMM Üyelerinin Seçimi

Bölüm 18.- TBMM Üyelerinin Statüsü

Bölüm 19.- TBMM’nin İç Yapısı ve Çalışma Düzeni

Bölüm 20.- TBMM’nin  Görev ve Yetkileri

Bölüm 21.- Cumhurbaşkanı

Bölüm 22.- Bakanlar Kurulu

Bölüm 23.- Yürütme Organının Düzenleyici İşlemleri

Bölüm 24.- Olağanüstü Yönetim Usûlleri

Bölüm 25.- Yargı

Bölüm 26.- Anayasa Yargısı

Bölüm 27.- Anayasanın Değiştirilmesi

Anayasa Hukukuna Giriş başlıklı bu kitap, lisans öğrencilerine yönelik olarak hazırlanmış bir “ders kitabı”dır. O nedenle fazla kalın olmamasına özen gösterilmiştir. Bununla birlikte kitap, gerek anayasa hukukunun genel esasları, gerekse Türk anayasa hukuku konularının hepsini kapsamaktadır.

Bu kitapta konular üniversite birinci sınıf öğrencilerinin anlayabileceği bir açıklıkta işlenmiştir. Konuların fazla ayrıntılarına girilmemiştir. Bu kitapta bazı yeni yöntemler kullanılmıştır. Her bölümde o konuyla ilgili bazı ayrıntı sayılabilecek bilgiler, metin içinde verilmek yerine, metinden ayrı “KUTU”lar içinde verilmiştir. Kitapta toplam 81 adet kutu vardır. Keza metin içinde verilen bilgiler, bazı yerlerde ayrıca “TABLO”lar hâlinde özetlenmiştir. Aynı şekilde, metin içinde yapılan bazı sınıflandırmalar, “ŞEMA” olarak da gösterilmiştir. Öğrenciler bu “kutu”lar sayesinde sıkılmayacak, “tablo” ve “şema”lar yardımıyla ise konuları kolayca öğrenebileceklerdir.

Kitabın her bölümünün sonuna, “DAHA FAZLASI İÇİN” başlığı altında o konuyla ilgili daha fazla bilgi edinmek isteyen öğrencilerin bakabilecekleri kaynaklar verilmiştir. Yine her bölümün sonuna, o bölümde verilen bilgilerin hatırlanmasını sağlayacak “ANAHTAR TERİMLER” sıralanmıştır. Kitaptaki diğer bir yenilik de, her bölümün sonuna çoktan seçmeli test usûlüyle hazırlanmış “SORULAR”ın konulmasıdır. Kitapta toplam 170 adet test sorusu vardır. Bu soruları cevaplayarak öğrenciler, o bölümü öğrenip öğrenmediklerini kendi kendilerine sınayabileceklerdir. Dahası bu test soruları, öğrencilerin başta KPSS olmak üzere, müfettişlik, kaymakamlık, hakimlik, uzman yardımcılığı gibi giriş sınavlarına hazırlanmalarına yardımcı olacaktır. Ayrıca bazı bölüm sonlarında “TARTIŞMA” konuları ortaya atılmış, bazen de, test sorularıyla yetinilmemiş, “PROBLEMLER” verilmiştir.

 

Kitabın iç kapaklarını, içindekiler kısmını ve birinci, ikinci ve üçüncü bölümlerini PDF formatında görmek için burasını tıklayınız.

 

 

Birinci Kısım
anayasa hukukunun
genel esasları 

 

 

 

 

 

“Anayasa Hukukuna Giriş” başlıklı bu kitabımız iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda “anayasa hukukunun genel esasları”, ikinci kısımda ise “Türk anayasa hukuku” konuları işlenecektir.

Birinci kısımda, anayasa kavramı, anayasacılık hareketleri, kurucu iktidar, kanunların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimi, devletin unsurları, devletin kökeni hakkında teoriler, devlet şekilleri (cumhuriyet-monarşi; üniter devlet-bileşik devlet), kuvvetler ayrılığı teorisi, kuvvetler ayrılığına göre hükûmet sistemleri (meclis hükümeti, başkanlık rejimi, parlâmenter rejim), demokrasi teorisi, demokrasi tipleri (doğrudan demokrasi, yarı-doğrudan demokrasi, temsilî demokrasi), seçim sistemleri, seçim ilkeleri, temel hak ve hürriyetler gibi konuları inceleyeceğiz. Buna göre bu kısmın planı şu şekilde olacaktır:

Bölüm 1: Anayasa Hukukunun Bilgi Kaynakları

Bölüm 2: Anayasa Hukuku Kavramı

Bölüm 3: Anayasa Kavramı

Bölüm 4: Kanunların Anayasaya Uygunluğunun Denetimi: Anayasa Yargısı

Bölüm 5: Kurucu İktidar

Bölüm 6: Devlet Kavramı

Bölüm 7: Devlet Şekilleri I: Monarşi-Cumhuriyet

Bölüm 8: Devlet Şekilleri II: Tek Devlet-Bileşik Devlet

Bölüm 9: Hükûmet Sistemleri

Bölüm 10: Demokrasi

Bölüm 11: Seçimler

Bölüm 12: Temel Hak ve Hürriyetler

 

 

Bölüm 1
anayasa hukukunun
Bilgi Kaynakları
[1]

 

 

“Anayasa hukukunun bilgi kaynakları ”[2] anayasa hukuku kurallarının bulunacağı yerleri ve bunların kapsamları hakkında bilgi edinilecek belgeleri ifade eder. Anayasa hukukunun başlıca bilgi kaynakları şunlardır:

I. anayasalar

Şüphesiz anayasa hukukunun bilgi kaynakları arasında en önemlisi anayasalardır. Doğal olarak bir anayasal meseleyle karşılaşıldığında yapılması gereken ilk şey, o konuda anayasada bir kural olup olmadığına bakmaktır.

A. Türk Anayasaları

Türk anayasalarının bilgi kaynakları resmî kaynaklar ve özel kaynaklar olarak iki gruba ayrılabilir.

1. Resmî Kaynaklar.- Resmî kaynaklar arasında Düstur ve TBMM Tutanak Dergisi ve Resmî Gazete yer alır. Bunların en önemlisi Resmî Gazetedir. Resmî Gazete, Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü tarafından Ankara’da yayımlanmaktadır. Gazete bayilerinde satılmaz. Resmî Gazete kural olarak günlüktür; ancak bazen acele yayınlanması lazım gelen bir metin için aynı gün ikinci bir sayı daha çıkarılır. Buna “mükerrer sayı” denir. Resmî Gazetenin 1997 yılından buyana olan sayılarına ücretli bir site olan http://www.rega.com.tr adresinden ulaşılabilir ve bu sitede arama yapabilirsiniz. 2000 yılından beri Resmî Gazetenin sayılarına ücretsiz olarak http://rega.basbakanlik.gov.tr adresinden ulaşılabilmektedir.

2. Özel Kaynaklar : Anayasa Derlemeleri.- Resmî kaynakların dışında özel kişilerin yaptığı anayasa derlemeleri de vardır (Ör: Kemal Gözler [der.], T.C. Anayasası,  Bursa, Ekin, 2004]. Şu iki derlemede eski anayasalarımız da bulunmaktadır:

1. Suna Kili  ve Şeref Gözübüyük, Türk Anayasa Metinleri, Ankara, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2000 (Bu derleme 1808’den bu yana bütün Türk Anayasalarını ve anayasal belgelerini içermektedir).
2. Server Tanilli, Anayasalar ve Siyasal Belgeler, İstanbul, Cem Yayınevi, 1976. (Bu derleme 1808’den bu yana bütün Türk anayasalarını [1982 Anayasası hariç] ve anayasal belgelerini ve keza bazı yabancı anayasaları içermektedir).

İnternette Anayasalar.- Türk anayasa metinlerine internet üzerinden şu adreslerden ulaşılabilir: www.anayasa.gen.tr; www.tbmm.gov.tr; www.anayasa.gov.tr; www.yasayananayasa.ankara.edu.tr; www.basbakanlik.gov.tr

B. Yabancı Anayasalar

Türkçe Olarak.- Maalesef Dünya anayasalarının Türkçe olarak derlendiği yeni tarihli bir kaynak yoktur. Bununla birlikte, bazı ülkelerin Anayasalarını içeren şu iki eski derlemeyi zikredebiliriz:

1. Server Tanilli, Anayasalar ve Siyasal Belgeler, İstanbul, Cem Yayınları, 1976, 668 s. (Bu kaynakta A.B.D., Fransa, İtalya, Almanya, İsviçre, SSCB, Cezayir Anayasalarını bulabilirsiniz. Ancak 1976 tarihli olan bu kaynaktaki Anayasalardan bazıları yürürlükten kalkmış diğerlerinde de önemli değişiklikler yapılmıştır).
2. Yaşar Gürbüz, Anayasalar, İstanbul, Filiz Kitabevi, 1981, 493 s (Bu kaynakta A.B.D., Almanya, Fransa, İtalya, Çin, SSCB, Çin, Yugoslavya Federal Sosyalist  Cumhuriyeti, Cezayir ve Kolombiya Anayasalarını bulabilirsiniz. Ancak 1981 tarihli olan bu kaynaktaki Anayasalardan bazıları yürürlükten kalkmış, diğerlerinde de önemli değişiklikler yapılmıştır).

Yabancı Dilde.- Dünya anayasalarının tamamına İngilizce olarak şu iki kaynaktan ulaşmak mümkündür:

1. Amos J. Peaslee, Constitutions of Nations, The Hague, Martinus Nijhoff, Dorothy Peaslee Xydis tarafından hazırlanan üçüncü baskı, (Cilt I: “Africa”, 1965; Cilt II: “Asia, Australia and Oceania”, 1966; Cilt III: “Europe”, 1968; Cilt IV: “Americas”, 1970).
2. Gisbert H. Flanz (Ed.), Constitutions of the Countries of the World, New York, Oceana Publications, 1971’den Beri Devamlı Gözden Geçirilen ve Güncelleştirilen Yayın, 20 Cilt (www.oceanalaw.com).

İnternette Yabancı Anayasalar.- İnternet sayesinde yabancı anayasaların son metinlerine –İngilizce olarak– ulaşma sorunu artık ortadan kalkmıştır. Aşağıdaki sitelerden değişik ülkelerin anayasalarının İngilizce metinlerine ulaşılabilir:

1. “ICL: International Constitutional Law”: http://www.oefre.unibe.ch/law/icl/    index.html http://www.uni-wuerzburg.de/law/
2. “Constitution Finder”: http://confinder.richmond.edu/

II. Anayasa Mahkemesi Kararları

Anayasa hukukunun bilgi kaynaklarının ikincisi Anayasa Mahkemesi kararlarıdır. Bir anayasal mesele hakkında anayasada kural yoksa o konuda Anayasa Mahkemesinin kararlarına bakmak gerekir.

1. Türk Anayasa Mahkemesi Kararları.- Türk Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede ve Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisinde bulunabilir. Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisinin ilk sayısı 1964 yılında yayınlanmıştır. En son olarak 37’nci sayısı yayınlanmıştır. Bu Dergiye atıf genellikle şöyledir: AMKD, Sayı 26, s.234. Üniversite kütüphanelerinde bu dergi genellikle bulunmaktadır. Türk Anayasa Mahkemesi kararlarına http://www.anayasa.gov.tr adresinde bulunan Anayasa Mahkemesinin resmî internet sitesinden ulaşmak mümkündür. Anayasa Mahkemesi kararları hakkında şu değişir yapraklı üç ciltlik derlemeyi de zikretmek gerekir: Mustafa S. Aykonu ve E. Aydın Özkul, Anayasa Yargısı, Ankara, Anayasa Mahkemesi Yayınları, Cilt I ve II: 1981; Cilt III: 1987.  

2. Amerikan Federal Yüksek Mahkemesi Kararları.- Birleşik Devletler Yüksek Mahkemesi (Supreme Court of the United States; www.supremecourtus.gov) kararları, Government Printing Office (Washington, D.C.) tarafından yayınlanan ve U.S. şeklinde kısaltılan United States Reports’ta bulunmaktadır. Bu kaynağa atıf usûlü şöyledir: 354 U.S. 298. İlk rakam cilt numarasına, son rakam ise sayfa numarasına işaret eder. Bu kaynağa internet aracılığıyla şu adresten ulaşılabilir: http://www. supremecourtus.gov/opinions/boundvolumes.html

3. Fransız Anayasa Konseyi  Kararları.- Fransız Anayasa Konseyi (Conseil constitutionnel) kararları Fransız Resmî Gazetesinde (Journal officiel) yayınlanmaktadır. Keza kararlar, Anayasa Konseyi tarafından yılda bir kez yayınlanan Recueil des décisions du Conseil constitutionnel ’de de bulunmaktadır. Fransız Anayasa Konseyi kararlarına internet üzerinden de ulaşmak mümkündür. Bu kararlara Fransız Anayasa Konseyinin web sitesinden (http://www.conseil-constitutionnel.fr) ulaşılabilir. Aynı kararlara ve Fransız mevzuatına http://www.legifrance.gouv.fr ve http://www.journal-officiel.gouv.fr adreslerinden de ulaşmak mümkündür. Fransa’da çok tanınmış bir Anayasa Konseyi kararları derlemesi de vardır: Louis Favoreu ve Loïc Philip, Les grandes décisions du Conseil constitutionnel, Paris, Sirey, 2003.

4. Alman Federal Anayasa Mahkemesi.- Alman Federal Anayasa Mahkemesi (Bundesverfassungs­gericht ) kararları Sammlung der Entscheidungen des Bundes-verfassungsgerichts ’de bulunabilir. Bu yayın BverfGE şeklinde kısaltılmaktadır. Alman Anayasa Mahkemesi kararlarına bu Mahkemenin internet sitesinden (http://www.bverfg.de) ulaşılabilir. Bazı kararların İngilizce özetlerine http://www. jura.uni-sb.de/Entscheidungen/abstracts/entsch-e.html adresinden ulaşılabilmektedir.

III. Bilimsel Eserler

Anayasa hukukunun üçüncü bilgi kaynağı anayasa hukuku alanında yazılmış bilimsel eserlerdir. Anayasa hukuku alanında yazılmış Türkçe, Fransızca ve İngilizce bilimsel eserlerden en önemlileri aşağıda verilmiştir:


 

Türkiye:

ARSEL (İlhan), Anayasa Hukuku: Demokrasi, Ankara, Doğuş Matbaacılık, 1964, 248 s.

ARSEL (İlhan), Türk Anayasa Hukukunun Umumî Esasları (Birinci Kitap: Cumhuriyetin Temel Kuruluşu), Ankara, Mars Matbaası, 1965, 471 s.

BAŞGİL (Ali Fuat), Esas Teşkilat Hukuku: Türkiye Siyasî Rejimi ve Anayasa Prensipleri (Cilt I, Fasikül I), İstanbul, Baha Matbaası, 1960, 272 s.

çağlar (Bakır), Anayasa Bilimi: Bir Çalışma Taslağı, İstanbul, BFS Yay, 1989, 332 s.

ERDOĞAN (Mustafa), Anayasa Hukukuna Giriş, Ankara, Liberte Yayınları, 2004, 268 s.

EROĞUL (Cem), Anatüzeye Giriş (“Anayasa Hukukuna Giriş”), Ankara, İmaj Yayıncılık, Altıncı Baskı, 2000, 376 s.

GÖREN (Zafer), Anayasa Hukukuna Giriş, İzmir, Barış Yayınları, 1997, 558 s.

GÖZLER (Kemal), Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Bursa, Ekin Kitabevi, 2004, 432 s.

GÖZLER (Kemal), Türk Anayasa Hukuku, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, 1071 s.

Gözübüyük (A. Şeref), Anayasa Hukuku, Ankara, Turhan Kitabevi, 7. Baskı, 1998, 433 s.

KubalI (Hüseyin Nail), Anayasa Hukuku Dersleri, İstanbul, İÜHF Yay., 1971, 533 s.

Özbudun (Ergun), Türk Anayasa Hukuku, Ankara, Yetkin Yayınları, Yedinci Baskı, 2002, 436 s.

RUMPF (Christian), Türk Anayasa Hukukuna Giriş, Ankara, 1995, 201 s.

SABUNCU (Yavuz), Anayasaya Giriş, Ankara, İmaj Yayıncılık, 10. Baskı, 2004, 359 s.

Soysal (Mümtaz), 100 Soruda Anayasanın Anlamı, İstanbul, Gerçek Yayınevi, Onbirinci Baskı, 1997, 281 s.

TANÖR (Bülent) ve YÜZBAŞIOĞLU (Necmi), 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku, İstanbul, YKY Yayınları, İkinci Baskı, 2002, 536 s.

TEZİÇ (Erdoğan), Anayasa Hukuku, İstanbul, Beta, Beşinci Baskı, 1998, 452 s.

TUNAYA (Tarık Zafer), Siyasal Kurumlar ve Anayasa Hukuku, İstanbul, Araştırma, Eğitim, Ekin Yayınları, 5. Baskı, 1982, 688 s.

TUNÇ (Hasan), Anayasa Hukukuna Giriş, Ankara, Nobel Yayın Dağıtım, 1999, 225 s.

Anayasa Yargısı, Ankara, Anayasa Mahkemesi Yayınları, Yılda Bir Kez (Bu yayın Anayasa Mahkemesinin kuruluş yıldönümü münasebetiyle yılda bir kere Nisan ayında düzenlenen sempozyumlarda sunulan bildiri metinlerini kapsamaktadır. Türk anayasa hukukunun önemli bir kaynağı hâline gelmiştir. En son 19’uncu cildi yayınlanmıştır. Son ciltlere http://www.anayasa.gov.tr/ayargi.htm adresinden ulaşmak mümkündür).

- Bunlara öğrencilere yönelik olarak iki “pratik çalışma” kitabını da eklemek gerekir:

TUNÇ (Tunç) ve BİLİR (Faruk), Anayasa Hukuku Uygulamaları, Ankara, Nobel Yay., 2003, 230 s.

ODER (Bertil Emrah) ve KANADOĞLU (O. Korkut), Aktif Öğrenme İçin Anayasa Hukuku Pratik Çalışmaları, İstanbul, Beta Yayınları, 2001, 120 s.

Fransa:

Ardant (Philippe), Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, LGDJ., Onbeşinci Baskı, 2003, 616 s.

Burdeau (Georges), Hamon (Francis) ve Troper (Michel), Droit constitutionnel, Paris, L.G.D.J., Yirmiyedinci Baskı, 2001.

Cadart (Jacques), Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris Economica, Üçüncü Baskı, 1990, 2 Cilt.

CHAGNOLLAUD (Dominique), Droit constitutionnel contemporain, Paris, Armand Colin, 2003, 390 s.

Chantebout (Bernard), Droit constitutionnel et science politique, Paris, Armand Colin, Yirminci Baskı, 2003, 591 s.

Debbasch (Charles), PONTIER (Jean-Marie), BOURDON (Jacques) ve RICCI (Jean-Claude), Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Economica, Dördüncü Baskı, 2001.

FAVOREU (Louis) et al., Droit constitution-nel, Paris, Dalloz, Beşinci Baskı, 2002.

FRANCK (Claude), Droit constitutionnel, Paris, PUF, Coll. Themis, 2001, 512 s.

GIcquel (Jean), Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Montchrestien, Ondokuzuncu Baskı, 2003, 770 s.

Lavroff (Dmitri Georges), Le droit constitutionnel de la Ve République, Paris, Dalloz, Üçüncü Baskı, 1999, 1100 s.

Pactet (Pierre), Institutions politiques-Droit constitutionnel, Paris, Armand Colin, Yirmiikinci Baskı, 2003, 667.

Prélot (Marcel) ve Boulouis (Jean), Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris, Dalloz, Onbirinci Baskı, 1990.

TurpIn (Dominique), Droit constitutionnel, Paris, P.U.F., Dördüncü Baskı, 2003, 767 s.

Vedel (Georges), Droit constitutionnel, Paris, Sirey, 1949, (Tıpkı Basım, 1989), 616 s.

VERPEAUX (Michel) ve MATHİEU (Bertrand), Droit constitutionnel, Paris, PUF, Coll. Droit fondamental, 2004, 928 s.

ZOLLER (Elisabeth), Droit constitutionnel, Paris, PUF, İkinci Baskı, 1999, 642 s.

A.B.D:

FİSHER (Louis), American Constitutional Law, Durham, N.C. Carolina Academic Press, Beşinci Baskı, 2003, 1172 s.

LOWİ (Theodore J.) ve GİNSBERG (Benjamin), American Government: Freedom and Power, New York, W.W. Norton&Company, Üçüncü Baskı, 1994, 456+76 s.

Mason (Alpheus Thomas) ve STEPHENSON (Donald Grier), American Constitutional Law: Introductory Essays and Selected Cases, New Jersey, Prentice Hall, Onüçüncü Baskı, 2001, 725 s.

NOWAK (John E.) ve ROTUNDA (Ronald D.), Handbook on Constitutional Law, St. Paul, Minn., West Publishing Co., Altıncı Baskı, 2000, 1546 s.

STEPHENS (Otis H.) SCHEB (John M.), American Constitutional Law, Belmont, CA, Wadsworth Publishing, Üçüncü Baskı, 2002, 960 s.

SHANOR (Charles), American Constitutional Law: Structure and Reconstruction; Cases, Notes and Problems, St. Paul, MN, Thom-son West, İkinci Baskı, 2003, 896 s.

MASSEY (Calvin R.), American Constitutional Law: Powers and Liberties, Gaithersburg, MD., Aspen LawPublishers, 2001, 1280 s.

TRIBE (Laurence H.), American Constitutional Law, New York, Foundation Press, 2000, c.I, 1470 s.

WILSON (James Q.) ve DİIULLIO (John J.), American Government: Institutions and Policies, Lexington, D.C. Heath and Company, 1995, 710+74 s.

İngiltere :

BARENDT (Eric) Introduction to Constitutional Law, Oxford University Press, 1998, 214 s.

BARNETT (Hilaire), Constitutional and Administrative Law, Cavendish Publishing Ltd., 2002, 500 s.

De Smıth (S.A.) ve Brazier (Rodney), Constitutional and Administrative Law, London, Penguin Books, Altıncı Baskı, 1989, 756 s.

HOOD PHİLLİPS (Owen) ve JACKSON (Paul), Constitutional and Administrative Law, London, Sweet & Maxwell, Yedinci Baskı, 1987, 807 s.

Punnet (R.M.), British Government and Politics, Cambridge, Gower Publishing Company, Dördüncü Baskı, 1985, 557 s.

YARDLEY (D.C.M.), Introduction to British Constitutional law, London, Butterworth&Co. LTD., 1960.

İtalya:

BİSCARETTİ Dİ RUFFİA (Paolo), Diritto costituzionale, Napoli, Jovene Editore, Onbeşinci Baskı, 1989.

Belçika:

WIgny (Pierre), Droit constitutionnel: principes et droit positif, Bruxelles,  Bruylant, 1952,  2 Cilt, 947 s.

Delpérée (Francis), Le droit constitutionnel de la Belgique, Bruxelles, Bruylant, 2000, 1050 s.

UYTTENDAELE (Marc), Precis de droit constitutionnel belge, Bruxelles, Emile Bruylant, 2001.

İsviçre:

Aubert (Jean-François), Traité de droit constitutionnel suisse, Neuchâtel, Editions Ides et Calendes, 1967.

THÜRER (Daniel), AUBERT (Jean-François) ve MÜLLER (Jörg Paul) (Ed.), Verfassungsrecht der Schweiz: Droit constitutionnel suisse, Zürih, 2001.

AUER (Andreas) MALINVERNI (Giorgio) HOTTELIER (Mİchel) Droit constitutionnel suisse, Berne, Staemfli Editions SA, 2000, 2 Cilt.

Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku:

BLONDEL (Jean), Comparative Government, London, New York, Prentice Hall, İkinci Baskı, 1995, 418 s.

Cappelletti (Mauro) ve Cohen (William), Comparative Constitutional Law, Indianapolis, New York, The Bobbs-Merril Company, 1979, 628 s.

CHARLTON (Roger), Comparative Government, London, Logman, 1986, 204 s.

GUCHET (Y.) (Der.), Les systèmes politiques des pays de l’Union européenne, Paris, A. Colin, 1994.

JACKSON (Vicki C.) ve TUSHNET (Mark), Comparative Constitutional Law, New York, Foundation Press, 1999, 1507 s.

GREWE (Constance) ve RUİZ FABRİ (Hélène), Droit constitutionnels européens, Paris, PUF, 1995, 661 s.

HAGUE (Rod), Martin Harrop, ve Shaun Breslin, Comparative Government and Politics: An Introduction, Houndmilles, Palgrave Macmillan Press, Dördüncü Baskı, 2001, 336 s. 

VERGOTTİNİ (Giuseppe de), Diritto constituzionale comparato, Padova, CEDAM, 1999, 1091 s.


 

IV. Kaynak Tarama  

Aranılan kaynağın bulunabilmesi için ilk önce kaynak tarama yapmak gerekir. Kaynak taramanın çeşitli usûlleri vardır. Artık kütüphaneye gitmeden internet aracılığıyla kaynak taraması yapmak mümkündür. Örneğin şu kütüphanelerden internet aracılığıyla kaynak taraması yapılabilir:

Millî Kütüphane: http://www.mkutup.gov.tr
Türkiye Büyük Millet Meclisi Kütüphanesi: http://www.tbmm.gov.tr
Ankara Üniversitesi Hukuk ve SBF Kütüphaneleri: http://bil-sis.ankara.edu.tr
Gazi Üniversitesi Merkez Kütüphanesi: http://bliss.gazi.edu.tr
Bilkent Üniversitesi Merkez Kütüphanesi: http://bliss.bilkent.edu.tr

V. Internet Kaynakları

Aşağıdaki internet sitelerinden anayasa hukuku hakkında çeşitli bilgiler edinilebilir:

1. Türkçe

a) “Türk Anayasa Hukuku Sitesi” (www.anayasa.gen.tr).- Benim editörlüğümde hazırlanan bu siteden anayasa hukukunun bilgi kaynaklarına (mevzuat, içtihat, kitap, makale, vs.) ulaşılması mümkündür. Bu sitede “Türk Anayasa Hukuku E-Kütüphanesi” isimli kısım bulunmaktadır. Bu kısma anayasa hukuku alanında yazılmış kitap ve makalelerin tam metinlerinin konulması amaçlanmaktadır. Ancak şu an için bu e-kütüphanede sadece 13 kitap ve 30 makalenin tam metni bulunmaktadır.

b) “Yaşayan Anayasa” (www.yasayananayasa.ankara.edu.tr).- Bu site Levent Gönenç, Ozan Ergül ve Ersoy Kontacı tarafından hazırlanmaktadır. Anayasa hukuku alanındaki güncel gelişmeler bu siteden izlenebilir. Anayasa hukukuyla ilgili bir olay arandığında bu siteye başvurulması yerinde olur.  

2. İngilizce

İngilizce olarak hazırlanmış pek çok anayasa hukuku sitesi vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

ICL: International Constitutional Law: http://www.oefre.unibe.ch/ law/icl

The Constitution Society: http://www.constitution.org

The American Constitution Society: http://www.americanconstitutionsociety.org/

International Association of Constitutional Law: http://iacl-aidc.org

Centre for Constitutional Studies (Alberta-Canada): www.law.ualberta.ca./centres/ccs/

Constitutional Law Center: http://www.megalaw.com/top/constitutional.php

Constitutional Law - Yahoo: http://dir.yahoo.com/Government/law/constitutional/

FindLaw Constitutional Law Center: http://supreme.lp.findlaw.com/

CataLaw: Legal Topics: Constitutional Law: http://www.catalaw.com/topics/Constitu-tional.shtml#FS

The 'Lectric Law Library Lawcopedia's Constitutional Law & Rights: http://www. lectlaw.com/tcon.htm

Anayasa Mahkemeleri İçin bkz: Constitutional Courts: http://www. concourts.net/

DAHA FAZLASI İÇİN

Kemal Gözler, Anayasa Hukukunun Metodolojisi, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 1999, s.1-130.

Yaşar Karayalçın, Hukukda Öğretim-Kaynaklar-Metod: Problem Çözme, Ankara, BTHAE Yayınları, Dördüncü Baskı, 1994.

Zeynel Dinler, Bilimsel Araştırma ve İnternet’e Bağlı Bilgi Merkezleri El Kitabı, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 1998.

Halil Seyidoğlu, Bilimsel Araştırma ve Yazma El Kitabı, İstanbul, Güzem Yayınları, Yedinci  Baskı, 1997.

 

ANAHTAR TERİMLER

Bilgi kaynağı

Kaynak tarama

Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi

Derleme

Resmî Gazete

TBMM Tutanak Dergisi

 

 

SORULAR

SORU 1.1: 1808 tarihli Sened-i İttifakın metnini aşağıdaki kaynaklardan hangisinde bulabiliriz?

a) Özbudun, Türk Anayasa Hukuku

b) Yaşar Gürbüz , Anayasalar.

c) Teziç, Anayasa Hukuku .

d) Kili  ve Gözübüyük , Türk Anayasa Metinleri.

e) Hiçbiri

SORU 1.2: 1999 Finlandiya Anayasasının metnine aşağıdaki kaynaklardan hangisinden ulaşabiliriz?

a) Server Tanilli , Anayasalar ve Siyasal Belgeler.

b) Yaşar Gürbüz , Anayasalar.

c) Amos J. Peaslee, Constitutions of Nations.

d) “ICL: International Constitutional Law”, (http://www.oefre.unibe.ch/law/icl/index)

e) Hiçbiri.

SORU 1.3: “354 U.S. 298” şeklindeki atıf hangi yüksek mahkemenin bir kararınadır?

a) Fransız Anayasa Konseyi

b) Alman Anayasa Mahkemesi

c) ABD Yüksek Mahkemesi

d) Türk Anayasa Mahkemesi

e) Hiçbiri

 


 

[1]. Bu konuda daha geniş bilgi için bkz.: Kemal Gözler, Anayasa Hukukunun Metodolojisi, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 1999, s.27-54.

[2]. Genel olarak hukukun bilgi kaynakları konusunda bkz.: Yaşar Karayalçın, Hukukda Öğretim-Kaynaklar-Metod: Problem Çözme, Ankara, BTHAE Yayınları, Dördüncü Baskı, 1994, s.48.

 
Bölüm 3
Anayasa Kavramı
[1]

 

 

 




 

I. Anayasa Kavramının Tanımı

“Anayasa” kavramı maddî ve şeklî olmak üzere başlıca iki değişik anlamda tanımlanmaktadır.

1. Maddî Anlamda Anayasa.- “Maddî anlamda anayasa (constitution au sens matériel , devletin temel organlarının kuruluşunu ve işleyişini belirleyen hukuk kurallarının bütünü olarak tanımlanmaktadır. Bu anlamda bir kuralın anayasa kuralı olup olmadığına o kuralın içeriğine, neyi düzenlediğine bakılarak karar verilir. Bir kural, içerik itibarıyla devletin temel organlarının kuruluşuyla veya işleyişiyle ilgili ise, o kural anayasal niteliktedir.

2. Şeklî Anlamda Anayasa.- “Şeklî anlamda anayasa (constitution au sens formel , normlar hiyerarşisinde en üst sırayı işgal eden, kanunlardan farklı ve daha zor bir usûlle konulup değiştirilebilen hukuk kurallarının bütünü olarak tanımlanmaktadır. Bu anlamda bir kuralın anayasa kuralı olup olmadığına, onun içeriğine bakılmaksızın, o kuralın bulunduğu yere ve yapılış veya değiştiriliş şekline bakılarak karar verilir. Eğer bu kural normlar hiyerarşisinde en üst basamakta yer alıyorsa ve kanunlardan daha zor bir usûlle değiştirilebiliyorsa o kural, içerik olarak neye ilişkin olursa olsun bir anayasa kuralıdır.

Hangisi Doğru?- Bu tanımlardan şeklî anlamda anayasa tanımı doğrudur. Çünkü bir kere, devletin temel kuruluşuna ilişkin pek çok şey anayasalarda değil, kanunlarda düzenlenmiştir. Örneğin seçim sistemleri devletin temel organlarından biri olan yasama organının kuruluşuyla ilgili olduğundan maddî bakımından anayasal niteliktedir. Oysa gerek bizde, gerekse başka ülkelerde seçim sistemleri anayasayla değil, kanunla belirlenmiştir. Eğer maddî anlamda anayasa tanımı doğru olsaydı, seçim sistemlerini düzenleyen bu hükümleri de anayasa hükmü saymamız gerekirdi ki bu mümkün değildir. İkinci olarak anayasalarda maddî nitelikleri itibarıyla anayasal nitelikte olmayan yığınla kural vardır. Örneğin 1982 Türk Anayasasında yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarıyla (m.62), ormanlarla (m.169-170) ilgili hükümler vardır. Bu tür hükümler başka ülkelerin anayasalarında da bulunmaktadır. Örneğin 18 Nisan 1999 tarihli İsviçre Anayasasında sulara (m.76), ormanlara (m.77), avcılığa (m.79), hayvanların korunmasına (m.80), trafik vergilerine (m86), gezi yollarına (patikalara) (m.88), alkol üretimi ve tüketimine (m.105), şans oyunlarına ve lotaryaya (m.106) ilişkin hükümler vardır[2]. Bu hükümler her ne kadar devletin temel kuruluşuyla alakalı olmasalar da, anayasa metninin içinde bulunduklarından birer anayasa kuralıdırlar. Eğer maddî anlamda anayasa tanımı doğru olsaydı, bu hükümleri anayasa hükmü olarak kabul etmemek gerekirdi ki, bu mümkün değildir. Zira bunları değiştirmek için, anayasa değişikliği için öngörülen ve kanunlardan daha zor olan bir usûlü kullanmak gerekir.

Sonuç.- O halde, kendisine Anayasa denen, normlar hiyerarşisinin tepesinde bulunan ve kanunlardan daha zor değiştirilebilen bir metnin içinde bulunan bütün kurallar, neye ilişkin olursa olsunlar, birer anayasa kuralıdırlar. Buna karşılık, devletin temel kuruluşuyla ilgili olsalar, içerik bakımından ne kadar önemli olursa olsunlar, anayasa metninin içinde bulunmayan ve değiştirilmesi için kanunlardan daha zor bir usûl gerektirmeyen kurallar birer anayasa kuralı değildirler.

KUTU 3.1: Normlar Hiyerarşisi.- Bir hukuk düzeninde mevcut olan, anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik gibi normlar, dağınık hâlde ve rasgele değil, alt-alta, üst-üste bulunur. Bu normların arasında altlık-üstlük ilişkisi vardır. Buna “normlar hiyerarşisi” veya “hukuk düzeni piramidi” denir (Bu teori Hans Kelsen’in görüşlerine dayanır). Bu hiyerarşide alt basamakta yer alan norm geçerliliğini üst basamakta yer alan normdan alır ve dolayısıyla ona uygun olmak zorundadır.

 

                            Anayasa

 

                         Kanun

 

                        Tüzük

 

                        Yönetmelik

II. Anayasa Türleri

Anayasalar, klasikleşmiş bir ayrıma göre, “yazılı-yazısız” ve “katı-yumuşak” şeklînde ayrımlara tâbi tutulmaktadır.

A. YAZILI ANAYASA–YAZISIZ ANAYASA AYRIMI

1. Yazılı Anayasa

“Yazılı anayasa (written constitution, constitution écrite, bir anayasa içinde olması düşünülebilecek kuralların yetkili bir organ tarafından belirli bir belge içinde toplanmasıdır. Ancak bu kuralların, mutlaka tek bir metinde toplanması şart değildir. Örneğin Fransa’da Üçüncü Cumhuriyet Anayasası üç ayrı anayasal kanundan oluşuyordu (24 Şubat 1875, 25 Şubat 1875 ve 16 temmuz 1875 tarihli Anayasal Kanunlar).

2. Yazısız Anayasa

“Yazısız anayasa (unwritten constitution, constitution non-écrite)”, her şeyden önce “yazılı” anayasanın karşıtıdır. “Yazısız anayasa”ya,  “teamülî anayasa (constitution coutumière)” veya “geleneksel anayasa” da denir. Bu tür anayasa, toplum içinde uzunca bir süre kesintisiz olarak tekrarlanan ve bağlayıcı olduğuna inanılan uygulamalardan oluşur. Yazısız anayasanın en bilinen örneği İngiltere’dir. İngiltere’de devletin temel kuruluşunu düzenleyen kurallardan önemli bir kısmı teamülî niteliktedir. Bu kurallar belirli bir konuda anayasal organların uzunca bir zaman boyunca düzenli olarak tekrarlanan uygulamalarından oluşmaktadır. Bu uygulamalar konusunda anayasal organlarda ve kamuoyunda bir konsensus vardır. Örneğin Kraliçenin çoğunluk partisinin liderini başbakan olarak ataması, Başbakanın Avam Kamarası üyesi olması, Avam Kamarasının güvenini yitiren Kabinenin istifa etmesi, Avam Kamarası Başkanının (Speaker) tarafsız olması, Kraliçenin kanunları veto etme yetkisini kullanmaması birer yazısız anayasa kuralıdır[3]. Hiçbir yerde yazılı olmamalarına rağmen bu kurallara çok eski zamanlardan beri uyulmaktadır. Örneğin İngiltere’de bir Kral veya Kraliçenin bir kanunu veto ettiği, 1707 yılından bu yana görülmemiştir[4].

Ancak yazısız anayasa sisteminde de bazı kuralların yazılı belgelerde saptanması mümkündür. Örneğin İngiltere’de anayasal nitelikte olan bazı kuralları içeren kimi belgeler vardır: 1215 tarihli Magna Carta Libertatum, 1628 tarihli Petition of Rights, 1679 tarihli Habeas Corpus Act, 1689 tarihli bill of Rights, 1701 tarihli Act of Settlement, 1911 tarihli Parliament Act, 1947 tarihli Crown Proceedings Act, 1986 tarihli Representation of the People Act, 1999 tarihli House of Lords Act gibi. Ancak bu tür metinler, birer anayasa değil, kanundurlar. Çünkü onlar, diğer kanunlardan hiyerarşik bakımdan üstün değildirler ve onlarla aynı şekilde değiştirilebilirler.

B. YUMUŞAK ANAYASA-KATI ANAYASA AYRIMI

1. Yumuşak Anayasa

“Yumuşak anayasa (flexible constitution, constitution souple)”, normal kanunlarla aynı usûllerle ve aynı organlarca değiştirilebilen anayasa olarak tanımlanmaktadır. Yukarıda gördüğümüz yazısız anayasalar, mahiyetleri gereği yumuşak niteliktedirler. Örneğin İngiltere “anayasası”, yazısız olması itibarıyla bir yumuşak anayasadır.

Ancak birer yazılı anayasa olmakla birlikte yumuşak olan anayasalar da vardır. Bir yazılı anayasanın yumuşak nitelikte olması iki şekilde mümkündür. Anayasa, ya açıkça normal kanunlar gibi değiştirilebileceğini hükme bağlar; ya da değiştirme konusunda hiçbir hüküm içermez. Birinci duruma 1963 Singapur Anayasası örnek gösterilebilir. Bu anayasa, “yasama organının kabul edeceği bir kanunla değiştirilebileceğini” açıkça hükme bağlıyordu (m. 90/1)[5]. İkinci duruma örnek olarak ise, 1967 Irak, 1956 Sudan ve 1929 Vatikan Anayasaları gösterilebilir. Bu anayasalar değiştirilme usûllerini düzenlemediklerinden adî kanunlar gibi değiştirilebileceklerini kabul etmek gerekir[6]. Yumuşak anayasanın, diğer tarihsel örnekleri de şunlardır: 1814 ve 1830 Fransız Şartları, 1848 İtalyan, 1918 Sovyet, 1909 Güney Afrika ve 1975 Çin Anayasaları.

Yumuşak anayasa sisteminde yasama organı adî bir kanun yapar gibi anayasayı değiştirebilir. Bu nedenle, yumuşak anayasa sisteminde, “anayasanın üstünlüğü” bir sözden başka bir şey değildir. Zira, bu sistemin ayırıcı özelliği, anayasaların adî bir kanunla değiştirilebilmesidir. Gerçekte, yumuşak anayasa ile kanun aynı normlar hiyerarşisinde yer alır[7]. Bu nedenle, yumuşak anayasanın anayasallık değerinin tartışmalı olduğu ileri sürülmüştür. Bunlara göre, bir bakıma şekil açısından, yumuşak anayasa, anayasa sayılamaz. Çünkü bu normlar en üstün hukuk kategorisini temsil etmezler[8].

2. Katı Anayasa

“Katı anayasa  (rigid constitution, constitution rigide), normal kanunlardan daha farklı organlarca ve daha zor usullerle değiştirilebilen anayasa olarak tanımlanmaktadır. Yazısız anayasalar, nasıl nitelikleri gereği yumuşak iseler, yazılı anayasalar da aynı şekilde katıdırlar. Bir kaç istisna[9] dışında yazılı anayasaların hepsi, değiştirilme usûllerini yine kendileri saptamaktadırlar. Değiştirme usûlünün bir kez anayasada saptanması kabul edilince zorunlu olarak, kanunlar için öngörülenden farklı bir usûl tespit edilmektedir. Zira bunun aksi, mantıkî bakımdan bir tutarsızlık olur. Adî kanunların değiştirilmelerinden farklı bir usûl öngörmedikçe anayasanın, değiştirilme usûlünü ayrıca düzenlemesinin bir anlamı yoktur. Çünkü bu hükümler anayasada zaten vardır[10]. Bu nedenle katı anayasalara ayrıca örnek vermek gereksizdir. Yukarıda yumuşak anayasa olarak sayılan bir kaç örneğin dışında tüm yazılı anayasalar katı niteliktedir.

Bir anayasaya “katılık” sağlamanın değişik yolları şunlardır:

a) Üye Tamsayısının Salt Çoğunluğu Kuralı.- Normal kanunların kabul edilebilmesi için genellikle adî çoğunluk yeterlidir. Yani bir kanunun kabul edilebilmesi için toplantıya katılan milletvekillerinin veya kullanılan oyların çoğunluğu gerekir. Eğer bir anayasanın değiştirilmesi için -kanunlar için aranmadığı hâlde-, parlâmento üye tamsayısının salt çoğunluğu aranıyorsa, o anayasa katıdır.

b) Nitelikli Çoğunluk Kuralı.- Anayasanın değiştirilmesi için, parlâmentonun üye tamsayısının beşte üçü, üçte ikisi, dörtte üçü gibi bir nitelikli çoğunluğu gerekiyorsa, o anayasa katıdır. Zira bu çoğunluklara ulaşmak, kanunların değiştirilmesi için gerekli olan adî çoğunluğa ulaşmaktan daha zordur.

c) Halkoylaması.- Kanunlar için aranmadığı hâlde, bir anayasanın değiştirilebilmesi için değişiklik teklifinin halkoylamasına sunulması gerekiyorsa, bu anayasa katıdır. Zira, kanunlar için aranmayan böyle bir şart, anayasa değişikliğinin kabul edilmesini güçleştirir.

d) Değiştirilemeyecek Maddeler .- Bir anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesi yasak ise, o Anayasa katıdır. Örneğin 1982 Türk Anayasasının ilk üç maddesinin değiştirilmesi yasaktır.

e) Süre Yasağı.- Bir anayasanın kabul edilmesinden itibaren belli bir süre değiştirilmesi yasak ise o anayasa yine katıdır. Bazı anayasalar, istikrar amacıyla, kendilerinin kabul edilmelerinden itibaren belli bir süre içinde değiştirilmesini yasaklamaktadır. Örneğin 1787 tarihli Amerika Birleşik Devletleri Anayasası kendisinin 1808 senesinden önce değiştirilmesini yasaklıyordu (m.5). 1791 Fransız Anayasası ilk dört yılında değiştirilmesini yasaklıyordu. 1976 Portekiz Anayasası (m.284) ve 1975 Yunan Anayasası (m.110) yayınlanmalarından itibaren ilk beş yıl içinde değiştirilmelerini yasaklıyorlardı.

f) Dönem Yasağı.- Bir anayasa kendisinin belirli dönemlerde veya durumlarda değiştirilmesini yasaklıyorsa, o anayasa yine katıdır. Örneğin 1994 Belçika Anayasası niyabet dönemlerinde Anayasanın değiştirilmesini yasaklamaktadır (m.197). Keza, 1958 Fransız Anayasası Cumhurbaşkanına vekâlet edildiği dönemlerde Anayasanın değiştirilmesini yasaklamaktadır (m.7). Bazı anayasalar da savaş, sıkıyönetim ve olağanüstü hâl durumlarında anayasanın değiştirilmesini yasaklamaktadır (örneğin 1978 İspanyol Anayasası. m.169; 1976 Portekiz Anayasası, m.289). 1958 Fransız Anayasası da ülke toprağının bütünlüğüne dokunulduğu durumlarda Anayasanın değiştirilmesini yasaklamaktadır (m.94).

Anayasaların katılığının derecesi anayasadan anayasaya değişir. Parlâmentonun üçte iki çoğunluğuyla değiştirilebilen bir anayasa, beşte üç çoğunluğuyla değiştirilebilen bir anayasaya oranla daha katıdır; ama dörtte üç çoğunluk ile değiştirilebilen bir anayasaya oranla daha az katıdır.

III. Anayasacılık Hareketleri [11]

Bugünkü anlamda anayasa kavramı sanıldığı kadar eski bir kavram değildir. Bu kavram 1700’lerin sonlarında ortaya çıkmıştır. Yeryüzünün ilk Anayasası, 1787 Amerika Birleşik Devletleri Anayasasıdır. İkinci Anayasa 1791 Fransız Anayasasıdır. Onları sırasıyla şu anayasalar izlemektedir: 1809 İsveç Anayasası, 1812 İspanyol Anayasası, 1814 Norveç Anayasası, 1831 Bel-çika Anayasası, 1848 İsviçre Anayasası, 1848 İtalyan Anayasası (statuto Al-bertino), 1848-1850 Prusya Anayasası, 1849 Danimarka Anayasası, 1849 Lük-semburg Anayasası, 1864 Yunan Anayasası, 1866 Romanya Anayasası, 1876 Osmanlı Anayasası, 1887 Hollanda Anayasası ve 1889 Japon Anayasası[12].

Acaba 1700’lerin sonlarından önce devletlerin temel kuruluşlarına ilişkin yazılı hukuk kuralları yok muydu? Şüphesiz ki vardı. Bu konuda birçok ülkede birçok kanun, ferman vs. vardı. Peki bunlar niçin bir Anayasa olarak kabul edilmemektedir? Çünkü, bunlar, normlar hiyerarşisinde kanunların üstünde yer almıyor ve değiştirilmeleri için kanunlardan daha zor bir usûl gerekmiyordu. Normal kanunların üstünde yer alan ve onlardan daha zor bir usûlle değiştirilebilen kanunlar yapma düşüncesi insanlık tarihinde ancak 1700’lerin sonlarında ortaya çıkmıştır. İşte, normlar hiyerarşisinde kanunların üstünde bulunan ve kanunlardan daha zor bir şekilde değiştirilebilen kanunların yapılması gerektiği düşüncesine anayasacılık düşüncesi denir.

Peki ama neden 1700’lerin sonunda kanunların üstünde yer alan ve kanunlardan daha zor değiştirilebilen kanunların yapılmasına gerek duyulmuştur? Bunun nedeni, devlet iktidarının sınırlandırılması ve vatandaşların temel hak ve hürriyetlerinin devlet karşısında güvence altına alınması isteğidir. Zira, devletin temel organlarının görev ve yetkileri anayasa tarafından düzenlenirse ve keza vatandaşların temel hak ve hürriyetleri anayasalarda sayılırsa, bu devletin sınırlandırıldığı ve vatandaşların temel hak ve hürriyetlerinin korunduğu anlamına gelir. Şöyle ki, böyle bir anayasanın kabul edilmesinden sonra, bir devlet yetkisini herhangi bir organ değil, anayasanın belirlediği organ kullanabilir. Keza bu organ da sadece Anayasanın kendisine verdiği yetkileri kullanabilir. Bu durumda kanun koyucu organ dahi sınırlandırılmış olur. Anayasanın hükümlerine, bu arada anayasada sayılmış olan temel hak ve hürriyetlere yasama organı kanunla dahi dokunamaz. Bu şekilde devlet iktidarı sınırlandırılmış ve vatandaşların temel hak ve hürriyetleri korunmuş olur. İşte anayasacılığın özü budur. Anayasacılığın ek bir sonucu da devletin temel kuruluşuna belli bir istikrarın kazandırılması olmuştur. Çünkü, anayasada sayılan kurallara kanunlar ile her zaman dokunulamayacağı için bu kurallar uzun süre yürürlükte kalmış olacaktır.

DAHA FAZLASI İÇİN

K.C. Wheare, Modern Anayasalar, Çev. Mehmet Turhan, Ankara, Değişim Yayınları, 1985.

 

ANAHTAR TERIMLER

Anayasa

Anayasanın üstünlüğü

Anayasacılık hareketleri

Anayasa türleri

Geleneksel anayasa

İlk anayasa

Katı anayasa

Maddî anlamda anayasa

Nitelikli çoğunluk

Normlar hiyerarşisi

Süre yasağı

Şeklî anlamda anayasa

Teamülî anayasa

Yazılı anayasa

Yazısız anayasa

Yumuşak anayasa

 

SORULAR

SORU 3.1: Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Maddî anlamda anayasa tanımına göre, bir normun anayasal nitelikte olup olmadığı onun içeriğine bakılarak belirlenir.

b) Devletin temel kuruluşuna ilişkin kurallar, şekli anlamda anayasa tanımına göre anayasal niteliktedir.

c) Şekli anlamda anayasa tanımına göre, bir normun anayasal nitelikte olup olmadığına, onun bulunduğu yere bakılarak karar verilir.

d) Ormanlara ilişkin bir anayasa kuralı, maddî anlamda anayasal nitelikte değildir.

e) Seçim sistemlerine ilişkin kurallar, maddî nitelikleri itibarıyla anayasal niteliktedir.

SORU 3.2: Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Yazılı anayasa kurallarının tek bir belge içinde toplanması zorunlu değildir.

b) Teamülî anayasalar yazısız niteliktedir.

c) Yazısız anayasa sisteminde de bazı kuralların yazılı belgelerde saptanması mümkündür. 

d) Bir anayasanın kendi içinde nasıl değiştirileceğine ilişkin hüküm yoksa, o anayasa katı bir anayasadır.

e)  Bir anayasada değişiklik yapılması için, değişiklik teklifinin parlâmentonun üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuyla kabulü şart ise bu anayasa katı bir anayasadır.

SORU 3.3: Aşağıdaki ülkelerin hangisinin anayasası “yazısız”dır?

a) Almanya    b) Avusturya  c) İngiltere      d) Fransa        e) İtalya

SORU 3.4: Yeryüzündeki ilk anayasa nerede yapılmıştır?

a) Atina Site Devleti

b) Roma İmparatorluğu

c) Fransa

d) İngiltere 

e) A.B.D.  

SORU 3.5: 1215 tarihli Magna Carta Libertatum niçin bir anayasa olarak kabul edilmemektedir?

a) Devletin temel kuruluşuna ilişkin değildir.

b) Devlet karşısında vatandaşların temel hak ve hürriyetlerini korumaz.

c) Halkın katılımı olmadan. Baronlar ile Kral arasında yapılan bir pazarlık sonucu hazırlanmıştır.

d) Normlar hiyerarşisinde kanunların üstünde yer almaz.

e) Maddî anlamda anayasal nitelikte değildir.

 


 

[1]. Arsel, Anayasa Hukuku, op. cit., s.226-227; Tunaya, op. cit., s.116; K.C. Wheare, Modern Anayasalar, Çev. Mehmet Turhan, Değişim Yayınları, Ankara, 1985. s.21-25. Erdoğan, Anayasal Demokrasi, op. cit., s.28-33, 44-52; Arend Lijphart, Çağdaş Demokrasiler, Çev. Ergun Özbudun ve Ersin Onulduran, Ankara, Yetkin Yayınları, Tarihsiz, s.126-27; S. A. de Smith ve Brazier ve Rodney Brazier, Constitutional and Administrative Law, London, Penguin Books, 1989, s.3-28; O. Hood Phillips ve Paul Jackson, Constitutional and Administrative Law, London, Sweet& Maxwell, 1987, s.3; Rod Hague, Martın Harrop ve Shaun Breslin, Comparative Government and Politics, Houndmills, Macmillan Press, 1998, s.150-155; Jean Blondel, Comparative Gdvernment, London, New York, Prentice Hall, 1995, s.215-223; Louis Favoreu et al., Droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1998., s.92-100; Jean Gicquel, Droit constitutionnel et institutions politiques, Paris, Montchrestien, Onaltıncı Baskı, 1999, s.158-162; Elisabeth Zoller, Droit constitutionnel, Paris, PUF, 1999, s.11-12; Dominique Chagnollaud, Droit constitutionnel contemporain, Paris, Sirey, 1999, s.17-23; Constance Grewe ve Hélène Ruiz Fabri, Droits constitutionnels européens, Paris, PUF, 1995, s.33-46; Georges Burdeau, Traité de science politique, Paris, L.G.D.J., Üçüncü Baskı, 1983, c.IV, s.25; Dmitri Georges Lavroff, Le droit constitutionnel de la Ve République, Paris, Dalloz, 1995, s.79; Pierre Wigny, Cours de droit constitutionnel, Bruxelles, Bruylant, 1973; Paolo Biscaretti di Ruffia et Stefan Rozmaryn, La constitution comme loi fondamentale dans les Etats de l'Europe occidentale et dans les Etats socialistes, Paris L.G.D.J., Torino, Libreria Scientifica, 1966, s.4-12; Joseph Barthélemy ve Paul Duez, Traité de droit constitutionnel, Paris, Dalloz, 1933, s.184; Georges Vedel, Droit constitutionnel, Paris, Sirey, 1949, s.112; Jacques Cadart, Institutions politiques et droit constitutionnel, Paris Economica, Üçüncü Baskı, 1990, c.I. s.127;

[2]. http://www.uni-wuerzburg.de/law/sz00000_.html (1.6.2001).

[3]. Örnekler için bkz.: S. A. de Smith ve Brazier ve Rodney Brazier, Constitutional and Administrative Law, London, Penguin Books, 1989, s.28.

[4]. En son 1707 yılında Kraliçe Anne Scotch Militia Bill’i onaylamayı reddetmiştir (S.B. Chrimes, English Constitutional History, London, Oxford University Press, 1953, s.13).

[5]. Cem Eroğul, Anayasayı Değiştirme Sorunu, AÜSBF Yayını, Ankara, 1974, s.177, 247.

[6]. Ibid. s.33, dipnot 1.

[7]. Pierre Pactet, Institutions politiques–Droit constitutionnel, Paris, Masson, 1994, s.75.

[8]. Georges Vedel, Droit constitutionnel, Paris, Sirey, 1949 (réimpression, 1989), s.116.

[9]. 1964 Irak, 1956 Sudan ve 1929 Vatikan Anayasaları (Eroğul, op. cit., s.33, dn. 1).

[10]. Eroğul, op. cit., s.19.

[11]. Arsel, Anayasa Hukuku, op. cit., s.224-225; Erdoğan, Anayasal Demokrasi, op. cit., s.7-14; Pactet, op. cit., s.67-70; Zoller, op. cit., s.35-51; Grewe ve Ruiz Fabri, op. cit., s.33-45; Jackson ve Tushnet, op. cit., s.190-250.

[12]. İlk anayasaların yapılması konusunda bkz.: Paolo Biscaretti di Ruffia ve Stefan Rozmaryn, La Constitution comme loi fondamentale dans les Etats de l’Europe occidentale, Paris, LGDJ, 1966, s.9-22.

 
 

 

 

 

İkinci Kısım
Türk Anayasa Hukuku

 

 

 

 

Yukarıda birinci kısımda (Bölüm 1-12) anayasa hukukunun genel esasları konularını görmüş bulunuyoruz. Şimdi kitabımızın ikinci kısmına geçiyoruz. Bu kısımda Türk anayasa hukuku konularını işleyeceğiz. Bu kısımda önce Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi Türk anayasal gelişmeleri üzerinde duracağız. Sonra 1982 Anayasasına göre Türkiye Cumhuriyetinin temel ilkelerini ve bu ilkelerden sonra Anayasanın benimsediği temel hak ve hürriyetler sistemini göreceğiz. Daha sonra, 1982 Anayasasına göre devletin temel organlarını incelemeye başlayacağız. Burada yasama, yürütme ve yargı organlarının kuruluşları ile bu organların görev ve yetkilerini göreceğiz. Buna göre planımız şu şekilde olacaktır:

Bölüm 13: Osmanlı Anayasal Gelişmeleri

Bölüm 14: Cumhuriyet Dönemi Anayasal Gelişmeleri

Bölüm 15: Temel İlkeler

Bölüm 16: Temel Hak ve Hürriyetler

Bölüm 17: TBMM Üyelerinin Seçimi

Bölüm 18: TBMM Üyelerinin Statüsü

Bölüm 19: TBMM’nin İçyapısı ve Çalışma Düzeni

Bölüm 20: TBMM’nin  Görev ve Yetkileri

Bölüm 21: Cumhurbaşkanı

Bölüm 22: Bakanlar Kurulu

Bölüm 23: Yürütme Organının Düzenleyici İşlemleri

Bölüm 24: Olağanüstü Yönetim Usûlleri

Bölüm 25: Yargı

Bölüm 26: Anayasa Yargısı

Bölüm 27: Anayasanın Değiştirilmesi

 

 
 
Bölüm 13
Osmanlı anayasal Gelişmeleri[1]

 

 

 

Osmanlı İmparatorluğunda anayasacılık hareketleri, 1808 tarihli Sened-i İttifakla  başlamakta, 1839 Tanzimat ve 1856 Islahat Fermanıyla gelişmektedir. İlk Anayasa da 1876 tarihli Kanun-u Esasîdir. Şimdi bunları kısaca inceleyelim:

I. Sened-i İttifak (1808)[2]

Hazırlanışı.- 1807 yılında İstanbul’da Kabakçı Mustafa’nın yönetiminde Üçüncü Selim’e karşı bir ayaklanma oldu. Üçüncü Selim tahttan indirildi ve yerine Dördüncü Mustafa geçirildi. Üçüncü Selim’i tekrar tahta oturtmak için Rusçuk âyanı Alemdar Mustafa Paşa İstanbul’a yürüdü. Bunun üzerine Üçüncü Selim öldürüldü. Alemdar Mustafa Paşa tahta İkinci Mahmut ’u geçirdi. Kendisi de sadrazam oldu[3]. Alemdar Mustafa Paşa, devletin otoritesini İstanbul’da tekrar kurdu. Ancak bu devirde, merkezî otorite taşrada tamamıyla etkisizdi. Rumeli ve Anadolu’da âyanlar âdeta bağımsız idareler kurmuşlar ve merkezin otoritesini tanımamaya başlamışlardı[4]. Alemdar Mustafa Paşa, merkezî otoriteyi taşrada hâkim kılmak için Rumeli ve Anadolu âyanlarını İstanbul’a davet etti. Âyanlar İstanbul’a kendi askerleriyle birlikte geldiler ve şehir dışında konakladılar[5]. Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa başkanlığında bir tarafta âyanlar, diğer tarafta devletin ileri gelenleri arasında 29 Eylül 1808’de[6] Kağıthane’de bir toplantı (meşveret-i amme) yapıldı[7]. Toplantıda varılan kararlar “Sened-i İttifak” adı verilen bir belgede tespit edildi ve bu belge Sadrazam, Şeyhülislâm, vezirler ve ayanlar tarafından imzalanıp mühürlendi (7 Ekim 1808)[8] ve Padişaha sunuldu. Daha sonra Padişah İkinci Mahmut Sened-i İttifakı onayladı[9].

Getirdikleri.- Senet bir “giriş”, yedi “şart” ve bir “zeyl (ek)”den oluşmaktadır. Sened-i İttifak ne gibi yenilikler getirmektedir? Sened-i İttifak’ın getirdiklerini üç ayrı grupta toplanabilir[10]:

 

KUTU 13.1: Sened-i İttifak.- Şartı evvel: (...) Gerek vüzera ve ulema ve rical ve gerek hanedanan ve gerek bilcümle ocaklar taraflarından kavlen  ve fiilen, sırren ve alenen bir gûna ihanet ve hilafı emru rıza tavru hareket zuhur ederse, bâdettahkik cesaret edenin tedip ve ibret kılınmasına dahilen ve haricen cümlemiz bilittifak ikdam ve gayret edüp...

1. Merkezin Kazanımları .- Padişahın ve devletin otoritesini herkesin kabul etmesi (şart 1); sadrazama itaat (şart 4); vergi toplanmasına ilişkin emirlere uyma (şart 3); asker ocaklarının Padişaha itaati (şart 1, 2, ve 6); âyanların kendi toprakları dışına müdahale etmemesi (şart 5).

2. Âyanların Kazanımları .- Sadrazamın keyfi eylemlerinin önlenmesi (şart 4); suçsuz âyanlara haksızlık edilmemesi; hanedan haklarının babadan oğula geçmesinin kabul edilmesi; büyük âyanların idare alanlarının tanınması, büyük âyanların kendilerine bağlı küçük âyanlar üzerindeki egemenliklerinin tanınması (şart 5).

3. Genel Kazanımlar.- Sened-i İttifakta “fukara ve reaya ” ile ilgili şartlar da vardır. Sened “fukara ve reayanın himayet ve siyanetinin esas” aldığını (şart 7) açıkça ilân ediyordu. Sened-i İttifak, “fukara ve reaya”nın korunmasını, “fukara ve reayanın” vergilendirilmesinde ölçülü (hadd-i itidale riayet) davranılmasını (şart 7); ve keza “fukara ve reaya”ya zulüm edilmemesini öngörüyordu (şart 5 ve 7). Sened-i İttifakta genel koruyucu şartlar da vardır. Sadrazamın kanuna aykırı işlere girişmemesi (şart 4); suç işlenmesi durumunda soruşturma yapılmadan ceza verilmemesi (şart 5) gibi. Özetle, kazanımlar sadece merkez ve âyanları değil, geneli ve kamuyu, kısacası halkı da ilgilendirmektedir[11].

Uygulanması.- Sened-i İttifak, 7 Ekim 1808’de imzalanmıştır. Sened-i İttifakın arkasındaki güç olan Alemdar Mustafa Paşa ise, 15 Kasım 1808’de yeniçeriler tarafından çıkarılan olaylar neticesinde ölmüştür[12]. Böylece Sened-i İttifak etkisini büyük ölçüde yitirmiş, kendisinden bahsedilmez olmuştur. Keza Sened-i İttifakın zeylinde her yeni sadrazam tarafından senedin imzalanması öngörülmüştü. Oysa Sened-i İttifak, Alemdar Mustafa Paşa’nın yerine geçen sadrazamlar tarafından imzalanmamıştır.

Niteliği.- Sened-i İttifak anayasa değil; bir “anayasal belge”dir. İçeriği itibarıyla devlet iktidarının sınırlandırılmasına ilişkindir. Türk tarihinde ilk kez devlet iktidarının sınırlandırılabileceği düşüncesi Sened-i İttifak ile ortaya çıkmıştır.

Biçimi: Misak.- Sened-i İttifak, hukukî biçimi olarak “misak” niteliğindedir. Misak, devlet iktidarın sınırlandıran iki taraflı bir belge, bir “sözleşme (mukavele, akit)”dir. Bu itibarla, Sened-i İttifak 1215 tarihli İngiliz Magna Cartasına benzemektedir[13].

II. Tanzimat Fermanı (1839)[14]

1839 yılında İkinci Mahmut’un ölmesinden sonra yerine Abdülmecit geçmiştir. Abdülmecit devletin kuruluşunu yeniden tanzim eden bir ferman ısdar etmiştir. Bu ferman 3 Kasım 1839’da Padişahın, yabancı elçilerin ve halkın huzurunda Gülhane’de fermanı yazan zamanın Dışişleri Bakanı Mustafa Reşit Paşa tarafından okunmuştur[15]. Bu nedenle Tanzimat Fermanına “Gülhane Hatt-ı Hümayunu” da denir.

Hükümleri.- Tanzimat Fermanında bir yandan birçok temel hak ve hürriyet tanınmış, diğer yandan da devlet iktidarının kullanılmasına ve sınırlandırılmasına ilişkin birçok ilke kabul edilmiştir. Ancak bu haklar ve ilkeler oldukça dağınık ve iç içe girmiştir. Tanzimat Fermanının değişik yerlerinde tanıdığı haklar ve benimsediği ilkeler şu şekilde özetlenebilir:

 

KUTU 13.2: Tanzimat Fermanı.- (...) Bundan böyle devleti aliye ve memaliki mahrusamızın hüsnü idaresi zımmında bazı kavanini cedide vaz ve tesisi lazım ve mühim görünerek işbu kavanini mukteziyenin mevaddı esasiyesi dahi emniyeti can ve mahfuziyeti ırz ve namus ve mal, tayini vergi ve asakiri mukteziyenin sureti celp  ve müddeti istihdamı kaziyelerinden ibaret olup...

 

1. Malî güce göre vergi  ilkesi

2. Devlet harcamalarının kanunîliği ilkesi

3. Irz ve namus (şeref ve haysiyet) dokunulmazlığı

4. Ceza yargılamasına ilişkin güvenceler (“yargılanma hakkı”, “yargılamanın aleniliği” ilkeleri)

5. Asker almada adalet ilkesi

6. Can güvenliği  

7. Mülkiyet hakkı

8. Müsadere yasağı

9. Eşitlik ilkesi

10. Kanunun üstünlüğü ilkesi  

 

Temel Haklar Beyannamesi.- Yukarıda görüldüğü gibi, Tanzimat Fermanında kişinin temel hak ve hürriyetleri açısından eksik de olsa derli toplu bir liste bulunmaktadır. Bu bakımdan, aksini düşünenler varsa da, Tanzimat Fermanını Türklerin ilk “temel haklar beyannamesi ” veya “haklar fermanı” olarak görülebilir[16].

Kanunların Hazırlanması: Meclis-i Ahkâm-ı Adliye .- Tanzimat Fermanı kanunların hazırlanması konusunda yeni bir usûl öngörmüştür. Kanunlar kendisine “Meclis-i Ahkâm-ı Adliye” ismi verilen bir kurul tarafından hazırlanacak ve Padişah tarafından onaylanıp yürürlüğe konulacaktır.

Hukukî Niteliği: Ferman.- Tanzimat Fermanı da bir “anayasa” değil, “anayasal belge”dir. Tanzimat Fermanı, hukukî biçimi itibarıyla, Sened-i İttifak gibi iki-yanlı bir işlem, yani bir “misak” değil, tek-yanlı bir işlem, bir “ferman (octroi) ”dır[17]. Ferman usûlünde hükümdar, tek taraflı olarak, kendi isteğiyle, kendi kendini sınırlandırmakta (auto-limitation)[18], tebaasına birtakım haklar bahşetmektedir. Gerçekten de Padişah Abdülmecit, Tanzimat Fermanında, tebaasına tanıdığı haklardan “müsaadatı şahane” olarak bahsetmekte, “ahaliye taraf-ı şahanesinden emniyet-i kamile verilmiş” olduğunu belirtmektedir. Bu ifadeler Gülhane Hatt-ı Hümayünunun tek yanlı bir işlem, bir “ferman (octroi)” niteliğinde olduğunu göstermektedir.

Tanzimat Fermanının Müeyyidesi .- Tanzimat Fermanının müeyyidesi olarak Padişah, fermanda ilân edilen ilkelere ve konacak kanunlara uyacağına yemin etmektedir. Aynı yeminin ulema ve vüzera tarafından yapılması da Tanzimat Fermanında öngörülmüştür.

III. Islahat Fermanı (1856)[19]

Islahat Fermanı, Kırım Harbinin son yıllarında hazırlanarak Paris Andlaşmasının imzalanmasından altı hafta önce, 28 Şubat 1856’da Bâb-ı Âlî’de bütün bakanlar, yüksek memurlar, şeyhülislâm, patrikler, hahambaşı ve cemaat ileri gelenleri önünde okunarak ilân edildi ve Paris Andlaşmasını hazırlayan devletlere bildirildi[20]. Kitaplarda Islahat Fermanının “dış baskı ” sonucu çıkarıldığının yazılması âdettir. Kırım Harbinde, İngiltere, Fransa ve Avusturya Osmanlı İmparatorluğunu Rusya’ya karşı desteklemişti. 1856 Paris Konferansı öncesinde, Osmanlı İmparatorluğunu Rusya’nın müdahalelerine karşı korumanın bedeli ve Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa Devletleri ailesine katılma sının şartı olarak Avrupa Devletleri birtakım şartlar ileri sürdüler. Bu şartlar Islahat Fermanının esasları olarak Ali Paşa ile İstanbul’daki İngiliz ve Fransız elçileri arasında kararlaştırıldı[21]. Islahat Fermanı da Tanzimat Fermanı gibi Padişah Abdülmecit tarafından ısdar edilmiştir.

Islahat Fermanı Tanzimat Fermanından daha kapsamlıdır. Islahat Fermanının ana hedefi, Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında her yönden tam bir eşitlik sağlamaktı. Din, vergi, askerlik, yargılama, eğitim, memurluk ve temsil alanında o zamana kadar olan farklar kaldırılıyordu. Din bakımından ayrımcılık kaldırılıyor; dini dolayısıyla kimsenin aşağılanmaması öngörülüyor; din değiştirme hakkı kabul ediliyor; İslâm dininden çıkmanın ölüm cezasıyla cezalandırılması usûlüne son veriliyordu. Vergi bakımından olan eşitsizlikler de kaldırılıyordu. Keza askerlik bakımından da eşitlik sağlanıyordu. Tanzimata kadar Hristiyan tebaa askere alınmazdı. Islahat Fermanı gayrimüslimlerin de askerlik hizmeti yapmaları prensibini açıkça kabul etmiştir. Ancak askerlik hizmetini yapmak istemeyenler için ise “bedel-i nakdi (=bedelli askerlik)” formülü bulunmuştur. Bu bir derece haraç vergisinin devamı demekti; ama böylece artık Müslümanların da bedel-i nakdi vererek askere gitmeme hakları tanınmış oluyordu[22]. Mahkemelerde gayrimüslimler aleyhine olan eşitsizlikler kaldırılmıştır. Gayrimüslimlerin, Rumlar hariç, devlet memurluklarına geçme hakları yoktu. Islahat Fermanı bu eşitsizliği de gidermiştir. Gerek askerlik, gerek memurluk, bunları hazırlayan okullarla ilgili olduğundan gayrimüslimlerin de askerî ve mülkî okullara girebilmesi esası kabul edilmiştir. Gayrimüslimlere eyalet meclislerinde ve Meclis-i Vâlâda temsil hakkı verilerek onların siyasal hakları da tanınmıştır.

Islahat Fermanının hukukî biçimi  de Tanzimat Fermanınınki gibidir; yani bir misak değil, “ferman” niteliğindedir.

Osmanlı imparatorluğunda Islahat Fermanıyla tebaaya o dönem Avrupa ülkelerinde tanınan temel hak ve hürriyetlerinin önemli bir kısmının tanındığını görmekteyiz.

 

KUTU 13.3: Islahat Fermanı.- (...) Bir mezhebe tâbi olanların adedi ne miktar olursa olsun, ol mezhebin kemali serbesti ile icra olunmasını temin için tedabiri lazime ve kaviyyenin ittihaz kılınması, ve mezhep ve lisan veyahut cinsiyet cihetleriyle sunufı tebaai saltanatı seniyemden bir sınıfın aher sınıfından aşağı tutulmamasını...  Memaliki mahrusamda bulunan... hiçbir kimesne bulunduğu dinin ayinini icradan menolunmaması ve bundan dolayı çevrü eza görmemesi ve tebdili din ve mezhep etmek üzere kimse icbar olunmaması...

IV. Kanun-u Esasî: Birinci Meşrutiyet (1876)[23]

Hazırlanışı.- Sultan Abdülaziz 30 Mayıs 1876’da hal edildi. Yerine veliaht Murat Efendi, Beşinci Murat unvanı ile tahta geçirildi. Beşinci Murat kısa bir süre sonra delirdi. Veliaht Abdülhamit, Mithat Paşaya haber göndererek Kanun-u Esasîyi ilân edeceği konusunda söz vererek tahta geçirilmesini istedi. 31 Ağustos 1876’da Beşinci Murat hal edildi ve yerine İkinci Abdülhamit geçirildi[24]. Abdülhamit söz verdiği üzere Kanun-u Esasîyi 23 Aralık 1876 günü bir ferman ile ısdar etmiştir. Kanun-u Esasî, halkı temsil eden bir kurucu meclis tarafından hazırlanmamıştır. Keza Kanun-u Esasînin kabulü için bir kurucu referandum da yapılmamıştır. Kanun-u Esasî, hukukî olarak Padişahın tek yanlı bir işleminden doğmuştur. Kanun-u Esasî monokratik anayasa yapma usullerinden biri olan “ferman (octroi) ” usûlüyle yapılmıştır[25].

Kanun-u Esasî, gerek maddî anlamda, gerek şeklî anlamda tam bir “anayasa”dır. Zira, Kanun-u Esasî normlar hiyerarşisinde kanunların üstünde yer almakta ve kanunlardan daha zor (Meclis-i Umuminin üçte iki çoğunluğuyla) değiştirilebilmektedir (m.115, 116). Kanun-u Esasî, yazılı ve katı bir anayasadır.

Şimdi Kanun-u Esasînin kurduğu anayasal düzeni görelim. İlk önce Kanun-u Esasînin temel ilkelerini, sonra Kanun-u Esasînin vatandaşlara tanıdığı temel haklar ve hürriyetleri, daha sonra da Kanun-u Esasîye göre devletin temel kuruluşunu görelim.

A. Temel İlkeler

1876 Kanun-u Esasîsine göre Osmanlı Devleti bir monarşidir. Yani devlet başkanlığı (saltanat) irsî olarak intikal etmektedir (m.3). Osmanlı devleti bir federal devlet değil, bir üniter devlet idi (m.1). Osmanlı Devleti laik değildi; devletin resmî bir dini vardı; o da “din-i İslâm ” idi (m.11). Kanun-u Esasîye göre devletin resmî bir dili vardı; o da Türkçeydi (m.18). Devlet hizmetine girmek için bu dili bilmek gerekmekteydi (m.18).

 

KUTU 13.4:     KANUN-U ESASİ

Kabul Tarihi: 7 Zilhicce 1293 (23 Aralık 1876)

Düstur, Birinci Tertip, Cilt 4, s.1-40.

 

Memaliki Devleti Osmaniye

     MADDE 1.- Devleti Osmaniye memalik ve kıtaatı hazırayı ve eyalatı mümtazeyi muhtevi ve yek vücud olmakla hiçbir zamanda hiç bir sebeple tefrik kabul etmez.

    MADDE 2.- Devleti Osmaniyenin payıtahtı İstanbul şehridir ve şehri mezkurun sair biladı Osmaniyeden ayru olarak bir gûne imtiyaz ve muafiyeti yoktur.

    MADDE 3.- Saltanatı Seniyei Osmaniye hilâfeti kübrayı İslâmiyeyi haiz olarak sülalei âli Osmandan usulü kadimesi veçhile ekber evlada aittir.

    MADDE 4.- Zatı Hazreti Padişahi hasbel hilâfe dini İslâmın hâmisi ve bilcümle tebeai Osmaniyenin hükümdar ve padişahıdır.    (...)

B. Temel Hak ve Hürriyetler[26]

Kanun-u Esasî 8 ilâ 26’ncı maddelerinde “Tebaa-i Devlet-i Osmaniye’nin Hukuku Umumîye si” başlığı altında Osmanlı tebaasının temel hak ve hürriyetlerini düzenlemiştir. Düzenlenen temel hak ve hürriyetler şunlardır: Vatandaşlık hakkı (m.8), kişi hürriyeti (m.9), kişi güvenliği (m.10), ibadet hürriyeti (m.11), basın hürriyeti (m.12), şirket kurma hürriyeti (m.13), dilekçe hakkı (m.14), öğretim hürriyeti (m.15), eşitlik ilkesi (m.17), devlet memurluğuna girme hakkı (m.19), malî güce göre vergi ilkesi (m.20), konut dokunulmazlığı (m.22), kanunî hâkim güvencesi (m.23), müsadere, angarya yasağı (m.24), vergilerin kanunîliği ilkesi (m25), işkence yasağı (m.26).

C. Devletin Temel Organları

1876 Kanun-u Esasîsinde, devletin temel organları, modern sistematiğe uygun olarak yasama, yürütme ve yargı olarak üçe ayrılarak düzenlenmiştir.

1. Yasama Organı: Meclis-i Umumî 

Kanun-u Esasînin kurduğu yasama organının adı “Meclis-i Umumî”dir (m.42-80). Meclis-i Umumî, “Heyet-i Âyan” ve “Heyet-i Mebusan” isimli iki heyetten oluşmaktadır (m.42). Yani Osmanlı Parlâmentosu iki-meclisli bir parlâmentoydu.

a) Heyet-i Âyan.- Heyet-i Âyan günümüzün senatolarına tekabül eden bir ikinci meclistir. Heyet-i Âyan azası doğrudan doğruya Padişah tarafından atanır (m.60). Üye sayısı Heyet-i Mebusanın üye sayısını üçte birini geçmeyecektir (m.60). Heyet-i Âyan üyeliği ömür boyudur (kayd-ı hayat) (m.62).

b) Heyet-i Mebusan.- Heyet-i Mebusan üyeleri ise Osmanlı tebaasından her ellibin erkek nüfusa bir temsilci seçilmesiyle kurulur (m.65). Seçimler dört yılda bir kere yapılır (m.69). Seçimlerde “gizli oy ilkesi (rey-i hafî kaidesi)” kabul edilmiştir (m.66). 28 Ekim 1876’da yürürlüğe konulan Talimat-i Muvakkateye[27] göre, seçimler iki dereceli idi. Yani önce “birinci seçmenler”, “ikinci seçmenler”i seçiyor, sonra da ikinci seçmenler, “mebusları” seçiyorlardı. Seçim sistemi olarak basit çoğunluk sistemi uygulanıyordu[28].

Kanun Yapma Usûlü.- Kanun teklifleri önce Padişaha iletilir ve onun izni istenirdi (m.53). Padişah izin verirse, teklif Şura-ı Devlete gönderilir; Şura-ı Devlet bir kanun lahiyası hazırlar (m.54); bu lahiya (tasarı) önce Heyet-i Mebusanda, daha sonra Heyet-i Âyanda görüşülürdü (m.54). Tasarı her iki Meclis tarafından da kabul edilirse, tasdik için Padişaha sunulurdu. Padişah bir “irade-i seniyye” ile tasdik ederse, kanun yürürlüğe girerdi (m.54). Görüldüğü gibi, kanunlar üzerinde Padişahın “mutlak veto” yetkisi vardır.

2. Yürütme Organı: Padişah ve Heyet-i Vükela

Kanun-u Esasînin kurduğu yürütme organı ikili yapıdadır. Bir tarafta devlet başkanı olarak Padişah, diğer tarafta da Hükûmet vardır.

a) Padişah.- Kanun-u Esasîye göre saltanat Osmanlı sülalesi ne aittir (m.3). Bu sülalenin içinde ise saltanat, “ekber evlat (seniorat )” sistemine göre geçer (m.3). Yani ölen Padişahın yerine en büyük oğlu değil, Osmanlı ailesinin en yaşlı erkek üyesi geçer. Kanun-u Esasîye göre, Padişah aynı zamanda Halifedir (m.4). Tüm monarşilerde olduğu gibi[29], Osmanlı İmparatorluğunda da Padişah sorumsuz ve kutsaldı (m.5). Yani Padişah ne siyasal nedenlerle görevden alınabilir; ne de Padişah hakkında hukuk veya ceza davası açılabilirdi. Bunun herhangi bir istisnası da yoktu. Padişahın yürütme organının başı olarak birçok yetkileri vardır (m.7): Bakanların tayin ve azli, rütbe ve nişan verilmesi, para basılması, uluslararası andlaşma yapma yetkisi, “harb ve sulh ilânı”, kara ve deniz kuvvetlerinin komutanlığı, kanun ve şeriat hükümlerinin uygulanması, “nizamnamelerin tanzimi”, cezaların hafifletilmesi ve affı, Meclis-i Umumînin toplantıya çağrılması ve tatil edilmesi, Heyet-i Mebusanı fesih hakkı, vb. Bunlara kanunları veto etme yetkisi (m.54) ve istediği kişileri sürgüne gönderme yetkisi (m.113) de eklenebilir.

b) Heyet-i Vükelâ.- “Heyet-i Vükel┠bakanlar kuruludur. Heyet-i Vükelânın başkanı Sadrazamdır (m.28). Heyet-i Vükelâda Sadrazamdan başka Şeyhülislâm ve diğer vekiller bulunur. Sadrazam, Şeyhülislâm ve diğer vekiller (bakanlar) doğrudan doğruya Padişah tarafından atanır ve azledilirler (m.7, 27). Yani Heyet-i Vükela, Meclis-i Mebusana karşı değil, Padişaha karşı sorumludur. Meclis-i Mebusan güvensizlik oyuyla Heyet-i Vükelayı düşüremez. Bu nedenle Kanun-u Esasînin kurduğu Hükûmet sistemini “parlâmenter sistem” olarak nitelemek oldukça güçtür. Padişahın sahip olduğu olağanüstü yetkiler de göz önüne alınırsa, Kanun-u Esasînin bir “parlâmenter monarşi”, bir “sınırlı monarşi ” kurduğunu söylemek oldukça güçtür[30].

3. Yargı Organı

Kanun-u Esasî yargı organını  “mehakim (mahkemeler)” başlığı altında 81 ilâ 91’inci maddelerinde düzenlemiştir. 1876 Kanun-u Esasîsinin yargı konusunda getirdiği güvenceler günümüz Anayasalarının güvencelerden hiç de az değildir. Yargılama faaliyeti önemli güvencelere bağlanmıştır. Kanun-u Esasî de, “hakimlerin azlolunamayacağı ilkesi” (m.81), “mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi” (m.87), “yargılamanın alenîliği ilkesi” (m.82), “hak arama özgürlüğü” (m.83), “mahkemelerin ihkak-ı haktan imtina edemeyecekleri ilkesi” (m.84), “kanunî hâkim güvencesi” (m.85) gibi önemli ilke ve güvenceler tanınmıştır.  Kanun-u Esasînin yargıya ilişkin hükümleri döneminin Batı Avrupa ülkelerinin Anayasalarıyla tamamıyla boy ölçüşebilir niteliktedir. 1876 Kanun-u Esasîsinde yargı yetkisi sahibi artık Padişah değildir. Bu yetki bağımsız mahkemeler tarafından kullanılmaktadır.

Kanun-u Esasînin Değeri.- Kanun-u Esasînin tam anlamıyla “sınırlı (meşrutî) monarşi” sistemini kurduğunu söylemek oldukça güçtür. Bunun nedenlerini yukarıda gördük. Bir kere yasama yetkisinin kullanımına Padişahın çok önemli müdahaleleri vardır (kanun teklifinin görüşülebilmesi için Padişahın izni ve yürürlüğe girmesi için onayı gerekir). Bakanlar Kurulu, parlamentoya karşı değil, Padişaha karşı sorumludur. Özetle yasama ve yürütme fonksiyonu hâlâ büyük ölçüde Padişaha bağımlıdır. Bu iki fonksiyon bakımından Padişahının yetkileri anlamlı bir şekilde sınırlandırılmış olduğunu söylemek oldukça güçtür. Ancak bununla birlikte, yargı fonksiyonu artık Padişahın egemenliğinden çıkmıştır. Yargı fonksiyonu bağımsız mahkemelere verilmiştir. Diğer yandan birçok temel hak ve hürriyet de tanınmıştır. Özetle, parlâmenter meşrutî monarşi tam anlamıyla kurulamamış olsa da, artık mutlak monarşiden çıkılmıştır.

Uygulama.- Abdülhamit, daha Meclis-i Mebusan toplanmadan Mithat Paşayı azletti ve sürgüne gönderdi (5 Şubat 1877). Meclis ilk içtimaını 20 Mart 1877’de yapmıştır. Bu tarihten itibaren 56 içtima (toplantı) yaptıktan sonra 28 Haziran 1877’de feshedilmiştir. 1877’de ikinci seçimler yapılmış ve 13 Aralık 1877’de Meclis-i Umumî tekrar toplanmış ve 29 toplantı yaptıktan sonra 14 Şubat 1878’de Abdülhamit tarafından “tatil” edilmiş ve bir daha 1908 yılına kadar toplantıya çağrılmamıştır[31]. Abdülhamit bundan sonra adım adım mutlakıyetçi bir rejim kurmuştur.

V. 1909 Kanun-u Esasî Değişiklikleri 
(İkinci Meşrutiyet
)[32]

Olaylar.- İttihat ve Terakki örgütü Abdülhamit’in istibdat rejimine karşı mücadele ediyordu. 1908 Temmuzunda Abdülhamit’e karşı yapılan toplantı ve mitingler bütün Rumeli’yi sardı. 400 kişilik çetesiyle birlikte kolağası Niyazi Bey, Resne’de dağa çıktı. 23 Temmuz 1908 günü İttihat ve Terakki Manastır’da hürriyet ilân etti. Aynı günün gecesi Abdülhamit Kanun-u Esasîyi yeniden yürürlüğe koydu ve böylece İkinci Meşrutîyet ilân edilmiş oldu. Abdülhamit, nazırları da değiştirdi. Bu durumda da İttihat ve Terakki Cemiyeti Abdülhamit’in tahtta kalmasına rıza gösterdi[33].

Heyet-i Mebusan Seçimleri.- Yeni Meclis-i Mebusanın oluşturulması için Kasım-Aralık 1908’de seçimler yapıldı. Seçimlerde İttihat ve Terakki Cemiyeti listeleri kazandı[34]. Yeni Meclis-i Umumî 17 Aralık 1908 günü Padişahın nutkuyla açıldı. Epey bir süre etkili bir şekilde çalıştı. Zamanla İttihat ve Terakkiye karşı muhalefet arttı ve 13 Nisan 1909 (31 Mart 1325)’da, İstanbul’da tarihimizde “31 Mart Vak’ası” şeklinde bilinen ayaklanma oldu. Ayaklanmayı bastırmak için İttihat ve Terakkinin güçlü olduğu Selanik’ten Hareket Ordusu  İstanbul’a yürüdü ve 24 Nisan 1909’da İstanbul’a girdi ve ayaklanmayı bastırdı. 27 Nisan 1909’da Meclis-i Umumî-i Millet İstanbul’da toplandı ve Abdülhamit’in “tahtan indirilmesine” ve Mehmet Reşat’ın “tahta çıkarılmasına” karar verdi. Abdülhamit Selanik’e  gönderildi[35]. Bu tarihten (27 Nisan 1909) sonra Padişahın siyasal sistemdeki etkisi kırılmıştır. Osmanlı Padişahı bu tarihten sonra meşrutî monarşideki bir hükümdar gibi, sembolik yetkileri olan bir devlet başkanı konumuna düşmüştür. Böylece ülkede meşrutî monarşi gerçekleşmiş oluyordu. Hareket Ordusunun müdahalesi, ülkemizde siyasal iktidara karşı ordunun yapmış olduğu ilk doğrudan müdahaledir. Ülkemizde bunun örneklerine daha sonra da rastlanılacaktır[36].

Ayaklanmanın bastırılması ve Padişahın değiştirilmesinden sonra Meclis-i Umumî yoğun bir çalışma içine girdi. 1876 Kanun-u Esasîsi, kendi öngördüğü usûle uyularak 8 Ağustos 1909 tarihli kanunla büyük ölçüde değiştirildi. Toplam olarak 21 maddede değişiklik yapıldı. Bir madde kaldırıldı ve üç yeni madde eklendi[37]. Şimdi 1909 değişikliklerinin neler getirdiklerini özetleyelim:

Temel Hak Ve Hürriyetler İle İlgili Değişiklikler.- Temel hak ve hürriyetler alanında şu yenilikler yapılmıştır: Kanun dışı tutuklama yasağı (m.10), sansür yasağı (m.12) getirilmiştir. Haberleşme gizliliği esası (m.119) benimsenmiş, toplanma (m.120) ve dernek kurma hakları (m.120) tanınmış, padişahın sürgün yetkisi (m.113) kaldırılmıştır.

Yasamayla İlgili Değişiklikler.- Meclis-i Mebusan ve Heyet-i Âyanın kuruluşlarında bir değişiklik olmamıştır. Ancak yasama yetkisinin kullanılmasında önemli değişiklikler yapılmıştır. Bir kere kanun teklif etmek için Padişahın iznini alma şartı kaldırılmıştır. İkinci olarak kanun tekliflerinin ilk önce Şura-ı Devlette görüşülmeleri usûlü ilga edilmiştir. Üçüncü olarak Kanun-u Esasînin ilk şeklinde olan Padişahın mutlak veto yetkisi, 1909 değişikliği ile “geciktirici ve zorlaştırıcı veto yetkisi”ne dönüştürülmüştür. Meclis-i Umumî Padişahın veto ettiği kanunları üçte iki çoğunluğuyla kabul ederse Padişah kanunu tasdik etmek zorunda kalmaktadır. Bu şu anlama gelmektedir ki, artık Padişah “egemen” değildir. Zira, Parlâmento bir kanunu Padişaha rağmen çıkarabilmektedir.

Yürütmeyle İlgili Değişiklikler.- (a) Padişah.- 1876 Kanun-u Esasîsinin ilk şeklindeki Padişahın görev ve yetkileri, 1909 değişikliğinde de esas itibarıyla korunmuştur (m.7). Ancak artık Padişah, bu yetkilerini sadrazam ve ilgili vekilin karşı-imzasıyla kullanabilir[38]. 1909 değişiklikleriyle Padişahın 113’üncü maddede öngörülen “sürgüne gönderme” yetkisi kaldırılmış, 35’inci maddede öngörülen “fesih hakkı” da kullanılamaz hale getirilmiştir. Diğer yandan Padişahın milletlerarası andlaşma “akdetme” yetkisi Meclis-i Umumînin tasdiki şartına bağlanmıştır (m.7). (b) Heyet-i Vükelâ .- Heyet-i Vükelânın kuruluş tarzı tamamen değiştirilmiştir. 1909 değişikliğine göre, sadrazam (başbakan) Padişah tarafından atanacak, diğer vekiller (bakanlar) ise sadrazam tarafından seçilecektir (m.29). Hükûmetin kuruluş şemasının parlâmenter sisteme tam anlamıyla uygun olduğunu söyleyebiliriz. 1909 değişiklikleri ile Heyet-i Vükelânın (Bakanlar Kurulunun) Padişaha karşı değil, Meclis-i Mebusana karşı sorumlu olduğu esası kabul edilmiştir (m.30). 1909 değişikliği bakanların kolektif ve bireysel sorumluluklarını açıkça kabul etmektedir. Meclis-i Umumî Heyet-i Vükelayı güvensizlik oyuyla düşürebilecektir. Yukarıda 1876 Kanun-u Esasîsinin ilk şeklinde yürütme organının aslî unsurunun Padişah olduğunu görmüştük. 1909 değişikliğinden sonra ise yukarıda gördüğümüz gibi yürütme organının aslî unsuru artık “Heyet-i Vükelâ (Bakanlar Kurulu)”dır. Yürütme yetkisinin Padişahtan Heyet-i Vükelâya doğru kaydığını söyleyebiliriz.

Yargıyla İlgili.- 1876 Kanun-u Esasînin ilk şeklinin de yargıya ilişkin hükümlerinin döneminin koşullarında mükemmel olduğunu söylemiştik. Her halde bu nedenle olsa gerek, 1909 değişikliklerinde yargıya ilişkin bir değişiklik yapılması ihtiyacı hissedilmemiştir.

1909 Anayasa Değişikliklerinin Değerlendirilmesi.- 1909 değişikleriyle artık Osmanlı rejimi bir “meşrutî (sınırlı, anayasal) monarşi” haline gelmiştir. Böyle bir sistem esas itibarıyla demokratiktir. Böyle bir sistemde yasama yetkisi halkın temsilcilerinden oluşan yasama organı; yürütme yetkisi ise esas itibarıyla yasamanın güvenine dayanan hükûmet tarafından kullanılır. Padişahın gerek yasama ve gerek yürütme alanındaki yetkileri semboliktir. 1909 değişiklikleriyle Osmanlı İmparatorluğunun mutlak monarşiden kesin olarak çıktığını ve “sınırlı monarşi” dönemine girdiğini söyleyebiliriz.

Uygulama.- Ancak bilindiği gibi rejim, kısa bir süre sonra İttihat ve Terakki diktatörlüğüne dönüşmüştür. Bu dönemdeki uygulamaları demokratik olarak nitelendirebilmek oldukça güçtür. En azından yapılan seçimlerin serbestliği pek şüphelidir. Seçimlerde İttihat ve Terakkinin baskıları söz konusudur. Osmanlı İmparatorluğu 1909 değişikliklerini izleyen dönemde, Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı gibi oldukça güç günler yaşamıştır. Birinci Dünya Savaşından yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğunun ülkesinin önemli bir kısmı (başkent dahil) işgal altına girdi.

- Osmanlı Anayasal Gelişmeleri Hakkında Genel Bir Değerlendirme

Genelde ülkemizde anayasacılık hareketlerinin geç başladığı, demokrasi deneyimimizin az olduğu, Batıda demokrasi uğrunda yüzyıllarca savaş verildiği, ülkemizde ise bu işe yeni başlandığı gibi fikirler hakimdir. Hemen belirtelim ki, bu yöndeki genel kanılar yanlıştır ve maalesef bu yanlışlığı görmemiz için bir Alman hukukçudan, Cristian Rumpf’tan şu satırları okumayı bekledik:

“Anayasa tarihinin ayrıntılı olarak incelenmesi, Osmanlı İmparatorluğundaki makropolitik demokrasi kurumlarının, ‘Avrupa’da ortaya çıkan benzerlerini sadece birkaç yıl gecikmeyle izlediğini gösterir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin Almanya’dan daha fazla demokrasi deneyimi vardır”[39].

Gerçekten yukarıda üçüncü bölümde gördüğümüz gibi Dünyada ilk Anayasa, 1787 tarihli Amerikan Anayasasıdır. İkinci Anayasa ise 1791 tarihli Fransız Anayasasıdır. Diğer anayasalar tarih olarak şöyle sıralanabilir: 1812 İspanyol, 1814 Norveç, 1831 Belçika, 1848 İtalya (Statut Albertin), 1848 İsviçre, 1887 Hollanda, 1889 Japonya Anayasalar [40]. Görüldüğü gibi ilk Osmanlı Anayasasının tarihi olan 1876 Dünya anayasacılık tarihinde oldukça erken bir tarihtir. Hele 1808 Sened-i İttifakı, 1839 Tanzimat Fermanı ve 1856 Islahat Fermanının içerikleri bakımından anayasal nitelikte olan belgeler olduğu hatırlanırsa, Osmanlı İmparatorluğunun bu alanda Batılı örneklerinden pek de geri kalmadığı, hatta birçok ülkeden önde bile olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Yukarıda da gördüğümüz gibi ülkemizde devlet iktidarının sınırlandırılması ve temel hak ve hürriyetlerin tanınması ve korunması fikri 1808’den bu yana vardır. 1808 tarihli Sened-i İttifakta birçok temel hak ve hürriyet tanınmıştır. Yine bu belgede Hükümdarın yetkilerinin sınırlandırılması ilkesi benimsenmiştir. 1839 Tanzimat Fermanında ise temel hak ve hürriyetler konusunda oldukça ileri bir liste vardır. 1856 Islahat Fermanında bu liste geliştirilmiş; özellikle din ve mezhep bakımından eşitlik ilkesi tanınmıştır. 1876 Kanun-u Esasîsi biçimsel anlamda anayasa özelliklerini yerine getiren, yani kanunlardan üstün ve katı bir anayasadır. Temel hak ve hürriyetleri eksiksiz tanımıştır. Devletin temel kuruluşunu bu Anayasa düzenlemiştir. Yargı yetkisi bağımsız mahkemelere verilmiş ve zamanı için mükemmel sayılacak güvencelere bağlanmıştır. Yargı yetkisinin sahibi ülkemizde 1876’dan sonra kesin bir şekilde artık Padişah değildir. 1876 Kanun-u Esasîsinin ilk şeklinde yasama ve yürütme yetkilerinin hâlâ büyük ölçüde Padişaha bağımlı olduğunu yukarıda gördük. Bu nedenle tam bir meşrutî monarşinin kurulamamış olduğuna işaret ettik. Ancak 1909 anayasa değişiklikleri ile ülkemizde bu anayasal monarşi kurulabildiğini söyledik. 1909’dan sonra, artık, sadece yargı değil, yasama ve yürütme de Padişahın elinde değildir. Yasama yetkisi Meclise, yürütme yetkisi de yasamanın güvenine dayanan Heyet-i Vükelâya aittir. Ülkemizde daha 1909 yılında, demokrasinin tüm anayasal kurumları hukukî planda kurulmuştur. Şüphesiz bu, ülkenin bu dönemde fiilen de demokratik bir şekilde yönetildiği anlamına gelmez. Ancak demokrasinin hukukî kurumları konusunda Türkiye’nin çok eskiye dayanan önemli deneyimi vardır. Kaldı ki, o dönemin demokratikliğini o dönemin koşullarına göre değerlendirmek gerekir. O dönemde diğer ülkelerde de bugünkü anladığımız anlamda bir demokrasi yoktur.

 

DAHA FAZLASI İÇİN

Orhan Aldıkaçtı, Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi ve 1961 Anayasası, İstanbul, İÜHF Y.,1982, s.7-76.

Bülent Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri: 1789-1980, İstanbul, Der Yayınları, 1995, s.15-180.

Recai Galip Okandan, Amme Hukukumuzun Anahatları, İstanbul, İÜHF Yayınları, 1968.

Mustafa Erdoğan, Türkiye’de Anayasalar ve Siyaset, Ankara, Liberte Yayınları, 2. Baskı, 1999, s.1-43.

 

ANAHTAR TERİMLER

1909 değişiklikleri

31 Mart Vak’ası

Âyanlar

Can güvenliği

Ekber evlat

Ferman

Fukara ve reaya

Gülhane Hattı Hümayunu

Hareket Ordusu

Heyet-i Âyan

Heyet-i Mebusan

Heyet-i Vükelâ

Islahat Fermanı

İkinci Meşrutiyet

İttihat ve Terakki

Kanunî hâkim ilkesi

Kanun-u Esasî

Kırım Harbi

Malî güce göre vergi

Meclis-i Ahkâm-ı Adliye

Meclis-i Umumî

Meşveret-i Amme
Mutlak veto

Padişah

Paris Andlaşması

Resmî dil

Sadrazam

Saltanat

Sened-i ittifak

Seniorat

Sınırlı monarşi

Sürgüne gönderme

Şeyhülislâm

Tanzimat Fermanı

İSİMLER

Abdülaziz

Abdülmecit

Alemdar Mustafa Paşa

İkinci Abdülhamit

İkinci Mahmut

Kabakçı Mustafa

Mithat Paşa

Murat Efendi

Mustafa Reşit Paşa

Niyazi Bey

Üçüncü Selim

 

TARTIŞMA 13.1: 1910 yılı itibarıyla Osmanlı İmparatorluğu acaba bir demokrasi olarak kabul edilebilir mi? Tartışınız?

 

SORULAR

SORU 13.1: Türkiye’de Anayasacılık hareketleri aşağıdakilerden hangisiyle başlamaktadır?

a) Fatih Kanunnamesi

b) Tanzimat Fermanı

c) Islahat Fermanı

d) Sened-i İttifak

e) Kanun-u Esasî

SORU 13.2: Türk tarihindeki ilk Anayasa aşağıdakilerden hangisidir?

a) Sened-i İttifak

b) Kanun-u Esasî

c) Tanzimat Fermanı

d) Islahat Fermanı

e) 1921 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu

 

SORU 13.3: Aşağıdaki sıralamalardan hangisi tarihsel olarak doğrudur?

a) Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı.

b) Islahat Fermanı, Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı.

c) Sened-i İttifak, Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı.

d) Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı, Sened-i İttifak.

e) Islahat Fermanı, Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı.

SORU 13.4: Aşağıdakilerden hangisinin hukukî biçimi “misak”tır?

a) Sened-i İttifak

b) Tanzimat Fermanı

c) Islahat Fermanı

d) Kanun-u Esasî

e) Teşkilât-ı Esasiye Kanunu

SORU 13.5: Ayanların haklarının merkeze karşı güvence altına alındığı belge, aşağıdakilerden hangisidir?

a) Sened-i İttifak

b) Tanzimat Fermanı

c) Islahat Fermanı

d) Kanun-u Esasî

e) İkinci Meşrutiyet

SORU 13.6: Gayrimüslim tebaanın da askerlik hizmeti yapmaları prensibini ilk defa aşağıdakilerden hangisiyle kabul edilmiştir?

a) Sened-i İttifak

b) Tanzimat Fermanı

c) Islahat Fermanı

d) Kanun-u Esasî

e) İkinci Meşrutiyet

SORU 13.7: Osmanlı İmparatorluğu tam anlamıyla bir “meşrutî (sınırlı) monarşi” hâline ilk defa aşağıdakilerden hangisiyle gelmiştir?

a) Sened-i İttifak

b) Tanzimat Fermanı

c) Islahat Fermanı

d) Kanun-u Esasî

e) İkinci Meşrutiyet

SORU 13.8: 1808 tarihli Sened-i İttifak hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Sened-i İttifak, 1808’de Kağıthane’de Alemdar Mustafa Paşa başkanlığında Meşveret-i Amme isimli bir toplantıda hazırlandı.

b) Türk tarihinde devlet iktidarının sınırlandırılabileceği düşüncesi ilk defa Sened-i İttifakla ortaya çıkmıştır.

c) Sened-i İttifak, sadece ayanların değil, aynı zamanda halkın haklarını da koruyordu.

d) Türk anayasa gelişmeleri Sened-i İttifak ile başlar.

e) Sened-i İttifak hukukî biçim olarak “ferman” niteliğindedir

SORU 13.9: 1839 Tanzimat Fermanı hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane’de okunmuştur.

b) Bir haklar beyannamesi olarak görülebilir. .

c) Hukukî biçimi itibarıyla bir “misak” niteliğindedir.

d) Müeyyide olarak, Padişahın yemini vardır.

e) Kanunların hazırlanmasıyla görevli bir Meclis-i Ahkam-ı Adliye isimli bir kurul kurmuştur.

SORU 13.10: Islahat Fermanı hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?

a) Islahat Fermanı, Kırım Harbinin  son yıllarında, Paris Konferansı  öncesinde hazırlanmıştır.

b) Islahat Fermanının genellikle “dış baskı” sonucu çıkarıldığı kabul edilmektedir.

c) Islahat Fermanı Padişah Abdülmecit tarafından ısdar edilmiştir.

d) Islahat Fermanı Tanzimat Fermanından daha dar kapsamlıdır.

e) Islahat Fermanının ana hedefi, Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında her yönden tam bir eşitlik sağlamaktı.

SORU 13.11: 1876 Kanun-u Esasîsinin ilk şekline göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Devlet şekli olarak “üniter devlet” benimsenmiştir

b) Padişah Meclis-i Mebusanı feshedebilir.

c) Heyeti Vükela Heyeti Mebusana karşı sorumludur.

d) Kurduğu Parlâmento iki-meclislidir.

e) Padişahın kanunlar üzerinde mutlak veto yetkisi vardır.

SORU 13.12: 1876 Kanunu Esasisinin öngördüğü günümüzde “senato”lara tekabül edebilecek olan ikinci meclisin ismi nedir?

a) Şurayı Devlet

b) Heyet-i Mebusan

c) Heyet-i Ayan 

d) Divanı Ali

e) Meclis-i Ahkâm-ı Adliye

SORU 13.13: Kanunu Esasisinin 1909 değişikleriyle (İkinci Meşrutiyet) aşağıdakilerden hangisi yapılmamıştır?

a) Kanun teklif etmek için Padişahın izni şartı kaldırılmıştır.

b) Padişahın mutlak veto yetkisi, zorlaştırıcı veto yetkisine dönüştürülmüştür.

c) Mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi kabul edilmiştir.

d) Vekillerin (bakanların) kolektif ve bireysel sorumlulukları kabul edilmiştir.

e) Vekillerin (bakanların) Sadrazam tarafından seçilmesi esası getirilmiştir.

 


 

[1]. Bu bölüm Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.3-42’den özetlenmiştir.

[2]. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.3-12; Selçuk Özçelik, “Sened-i İttifak”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt, XXIV, 1958, No 1-4, s.1 vd; Halil İnalcık, “Sened-i İttifak ve Gülhane Hatt-ı Hümayunu”, Belleten, Cilt XXXVIII, 1962, Sayı 112, s.603 vd; Hayati Hazır, “Sened-i İttifakın Kamu Hukuku Bakımından Önemi”, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 1984, Sayı 2, s.24 vd; Aldıkaçtı, op. cit., s.35-39; Bülent Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri: 1789-1980, İstanbul, Der Yayınları, İkinci Baskı, 1995, s.33-52; Sened-i İttifakın metni için bkz.: Suna Kili ve A. Şeref Gözübüyük, Türk Anayasa Metinleri, Ankara, Türkiye İş Bankası Yayınları, 1985, s.3-7; Server Tanilli, Anayasalar ve Siyasal Belgeler, İstanbul, Cem Yayınevi, 1976, s.3-8.

[3]. Olayların tarihsel gelişimi için bkz. Ahmed Cevdet Paşa, Tarih-i Cevdet, İstanbul, Üçdal Neşriyat, 1994, Cilt 4, s.2180-2200; İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihî Kronolojisi, İstanbul, Türkiye Yayınevi, 1972, Cilt IV, 93-97; Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1994, Cilt 5, s.81-95.

[4]. Cevdet Paşa, op. cit., c.5, s.2239; Karal, op. cit., c.5, s.90.

[5]. Cevdet Paşa, op. cit., c.5, s.2240-2241.

[6]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.35.

[7]. Cevdet Paşa, op. cit., c.5, s.2239.

[8]. Tarih için bkz. Arsel, Türk Anayasa Hukuku..., op. cit., s.16.

[9]. Cevdet Paşa, op. cit., c.5, s.2243.

[10]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.37-38.

[11]. Ibid., s.38. 

[12]. Danişmend, op. cit., c.IV, s.95-97.

[13]. Özçelik, op. cit., c.II, s.49; Aldıkaçtı, op. cit., s.38.

[14]. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.12-19; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.69-77; Üçok ve Mumcu, op. cit., s.311-314; Okandan, op. cit., s.63-70; Aldıkaçtı, Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi..., op. cit., s.40-46; Arsel, Türk Anayasa Hukuku..., op. cit., s.18-19; Özçelik, Esas Teşkilat Hukuku Dersleri, op. cit., c.II., s.52-55; Rumpf, Türk Anayasa Hukukuna Giriş, op. cit., s.9-10; Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.92-98; Ahmet Mumcu, İnsan Hakları ve Kamu Hürriyetleri, Ankara, Savaş Yayınları, 1994, s.185-196; Tarihsel Gelişim için bkz.: Karal, Osmanlı Tarihi, op. cit., c.V, s.169-191. Tanzimat Fermanının metni için bkz: Düstur, Birinci Tertip, Cilt 1, s.-7; Kili ve Gözübüyük, op. cit., s.11-13; Tanilli, Anayasalar ve Siyasal Belgeler, op. cit., s.8-11.

[15]. Aldıkaçtı, op. cit., s.42; Üçok ve Mumcu, op. cit., s.309;

[16]. Üçok ve Mumcu, op. cit., s.313. Karşı görüş için bkz.: Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.96.

[17]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.69; Rumpf, op. cit., s..9.

[18]. Özçelik, Esas Teşkilat Hukuku Dersleri, op. cit., c.II., s.55.

[19]. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.19-23; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.78-79; Üçok ve Mumcu, op. cit., s.314-316; Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.98-101; Rumpf, Türk Anayasa Hukukuna Giriş, op. cit., s.10; Arsel, Türk Anayasa Hukukunun Umumî Esasları, op. cit., s.19-20; Okandan, op. cit., s.73-75; Karal, Osmanlı Tarihi, op. cit., c.V, s.248-252. Islahat Fermanının Metni İçin Bkz.: Düstur, Birinci Tertip, Cilt I, s.7; Kili ve Gözübüyük, op. cit., s.14-18; Tanilli, Anayasalar ve Siyasal Belgeler, op. cit., s.11-17.

[20]. Karal, Osmanlı Tarihi, c.V, s.248.

[21]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.78.

[22]. Karal, Osmanlı Tarihi, op. cit., s.252.

[23]. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.23-36; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.101-183; Okandan, Amme Hukukumuzun Anahatları, op. cit., s.116-481; Aldıkaçtı, Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi..., op. cit., s.47-74; Arsel, Türk Anayasa Hukukunun..., op. cit., s.22-40; Özçelik, c.II, s.60-98; Soysal, op. cit., s.21-25; Rumpf, op. cit., s.11-12; Eroğul, op. cit., s.184-194; Kapani, Kamu Hürriyetleri, op. cit., s.101-107; Ömer Anayurt, “1876 Kanun-u Esasisî ve 1909 Değişikliklerinde Temel Hak ve Hürriyetler”, Yeni Türkiye, Yıl 4, Sayı 21, (Mayıs-Haziran 1988), s.660-672. Toplu Eserler: Türk Parlâmentoculuğunun İlk Yüzyılı: 1876-1976, Ankara, Siyasî İlimler Türk Derneği Yayınları, Tarihsiz (1977?); Armağan: Kanun-u Esasînin 100. Yılı, Ankara, 1978.

[24]. Olaylar için bkz. Karal, Osmanlı Tarihi, op. cit., c.VII, s.101-112, 352-367.

[25]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.111.

[26]. Ömer Anayurt, “1876 Kanun-ı Esasisî ve 1909 Değişikliklerinde Temel Hak ve Hürriyetler”, Yeni Türkiye, Yıl 4, Sayı 21, Mayıs-Haziran 1998, s.660-672.

[27]. Aldıkaçtı, op. cit., s.61.

[28]. Aldıkaçtı, op. cit., s.61-62; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.127-129.

[29]. Günümüzde de aynı kural geçerlidir. Bkz.: Gözler, Devlet Başkanları, op. cit., s.80, 85-86, 108-111.

[30]. Aynı yönde bkz.: Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.120; Aldıkaçtı, op. cit., s.64; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.4.

[31]. Aldıkaçtı, op. cit., s.62.

[32]. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, 36-42; Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.139-183; Tarık Zafer Tunaya, “İkinci Meşrutiyetin Siyasal Hayatımızdaki Yeri”, Türk Parlâmentoculuğunun İlk Yüzyılı: 1876-1976, Ankara, Siyasî İlimler Türk Derneği Yayınları, Tarihsiz (1977?), s.79-90; Tarık Zafer Tunaya, “1876 Kanun-u Esasî ve Türkiye’de Anayasa Geleneği”, Tanzimattan Cumhuriyete Türkiye Ansiklopedisi, İstanbul, 1985, Cilt 1, s.36-45; Okandan, Amme Hukukumuzun Anahatları, op. cit., s.231-282; Aldıkaçtı, Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi..., op. cit., s.47-74; Arsel, Türk Anayasa Hukukunun Umumî Esasları, op. cit., s.31-40; Özçelik, Esas Teşkilat Hukuku Dersleri, op. cit., c.II, s.88-98.

[33]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.146-149; Aldıkaçtı, op. cit., s.68-69.

[34]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.152.

[35]. Ibid., s.158.

[36]. Ibid., s.159.

[37]. Aldıkaçtı, op. cit., s.70.

[38]. Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, op. cit., s.161.

[39]. Rumpf, Türk Anayasa Hukukuna Giriş, op. cit., s.5.

[40]. Değişik ülkelerdeki anayasacılık hareketleri konusunda bkz. Paola Biscaretti di Ruffia ve Stefan Rozmaryn, La Constitution comme loi fondamentale dans les Etats de l’Europe occidentale, Paris, LGDJ, 1966, s.9-22.

 


Copyright

c) Kemal Gözler. 2001-2004. Bu sayfaya izin almadan link verilebilir. Ancak, bu web sayfası, önceden izin almaksızın ne suretle olursa olsun, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, tekrar yayınlanamaz, dağıtılamaz, başka internet sitelerine metin olarak konulamaz. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 3.3.2004 tarih ve 5101sayılı kanunla değişik 71 ve 72’nci maddeleri, bir kitabı herhangi bir yöntemle (fotokopi dahil) çoğaltanları, dağıtanları, satanları, elinde bulunduranları, paraya çevrilmeksizin, 2 (iki) yıldan 4 (dört) yıla kadar hapis cezası veya 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla veya zararın ağırlığı dikkate alınarak bunların her ikisiyle birden cezalandırmaktadır.

Alıntılar (İktibas) Konusunda Açıklamalar

Bu kitaptan yapılacak alıntılarda (iktibaslarda) 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 35’inci maddesinde öngörülen şu şartlara uyulmalıdır: (1) İktibas, bir eserin “bazı cümle ve fıkralarının” bir başka esere alınmasıyla sınırlı olmalıdır (m.35/1). (2) İktibas, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderecatını aydınlatmak maksadıyla yapılmalıdır (m.35/3). (3) İktibas, belli olacak şekilde yapılmalıdır (m.35/5) [Bilimsel yazma kurallarına göre, aynen iktibasların tırnak içinde verilmesi ve iktibasın üç satırdan uzun olması durumunda iktibas edilen satırların girintili paragraf olarak dizilmesi gerekmektedir]. (4) İktibas ister aynen, ister mealen olsun, eserin ve eser sahibinin adı belirtilerek iktibasın kaynağı gösterilmelidir (m.35/5). (5) İktibas edilen kısmın alındığı yer belirtilmelidir (m.35/5).

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 21.2.2001 tarih ve 4630 sayılı kanunla değişik 71’inci maddesinin 4’üncü fıkrası, 35’inci maddeye aykırı olarak “kaynak göstermeyen veya yanlış yahut kifayetsiz veya aldatıcı kaynak” göstererek iktibas yapan kişileri, 4 (dört) yıldan 6 (altı) yıla kadar hapis ve 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırmaktadır.

Ayrıca Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 18 Şubat 1981 tarih ve E.1980/1, K.1981/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre kararına göre, “iktibas hususunda kullanılan eser sahibinin ve eserinin adı belirtilse bile eser sahibi, haksız rekabet hükümlerine dayanarak Borçlar Kanununun 49. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi halinde manevi tazminat isteyebilir”.

Yukarıdaki şartlara uygun olarak alıntı yapılırken bu kitaba şu şekilde atıf yapılması önerilir:

 

Kemal Gözler, Anayasa Hukukuna Giriş: Genel Esaslar ve Türk Anaya Hukuku, Bursa,  Ekin Kitabevi Yayınları, 13. Baskı,  2008. (www.anayasa.gen.tr/ahg.htm; erişim tarihi)


Editör: Kemal Gözler

Ana Sayfa: www.anayasa.gen.tr

İlk Konuluş: 2001(uludag.edu.tr altında)

1 Nisan 2004 (anayasa.gen.tr altında)

PDF olarak konuluş:  12 Mart 2009

Son değişiklik: 13 Mart 2009