TÜRK ANAYASA HUKUKU SİTESİ

 anayasa.gen.tr

 

 

 Parlâmento Kararları[1]

(TBMM Kararları)

Doç. Dr. Kemal Gözler

1985-2005 yılları arasında kabul edilmiş TBMM Kararları listesi için burasını tıklayınız.

Yasama işlemlerinin birinci türü “parlâmento kararı ”dır. Parlâmento kararına “meclis kararı” veya “TBMM kararı ” da denmektedir.

1. Tanımı

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, parlâmento kararları ancak maddî mahiyetlerine göre, yani içeriklerine göre tanımlanabilir. Fikrimizce, şu konular “kanun” ile değil, “parlâmento kararı” ile düzenlenmelidir. Diğer ifadeyle şu konularda, TBMM iradesini “kanun” biçiminde değil, “parlâmento kararı” biçiminde açıklamalıdır.

 

KUTU 9.3: Örnek Parlamento Kararı

TBMM Kararı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Çalışmalarına Ara Vermesine Dair Karar

 

Karar No. 857       Karar Tarihi : 3.7.2005

Türkiye Büyük Millet Meclisinin, 4 Temmuz 2005 Pazartesi gününden başlamak ve 1 Ekim 2005 Cumartesi günü saat 15.00’de toplanmak üzere tatile girmesine, Genel Kurulun 3 Temmuz 2005 tarihli 125 inci Birleşiminde karar verilmiştir. (RG, 8.7. 2005 - Sayı : 25869).

a) Yasama organının iç yapısına ve çalışma düzenine ilişkin olan konular.

b) Yasama organının yürütme organı ile olan ilişkileri.

c) Yasama organının yargı organı ile olan ilişkileri.

Bu üç unsuru göz önünde tutarak, parlâmento kararlarını şu şekilde tanımlayabiliriz:

TANIM: Parlâmento kararları, TBMM’nin iç yapısına ve çalışma düzenine ilişkin olarak veya TBMM’nin yürütme ve yargı organlarıyla ilişkileri çerçevesinde aldığı kararlardır.

Bu tanımdan açıkça görüleceği gibi, parlâmento kararları içerik olarak sınırlıdır. Her şey parlâmento kararı konusu yapılamaz. Örneğin, vatandaşlar için uyulması zorunlu, bağlayıcı, genel hukuk kuralları parlâmento kararıyla konulamaz[2].

 

KUTU 9.3: Uyaı.- Parlâmento kararlarıyla vatandaşlar için uyulması zorunlu hukuk kuralları konulamaz. Vatandaşların temel hak ve özgürlükleri parlâmento kararıyla düzenlenemez. Böyle bir düzenleme temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğini öngören Anayasanın 13’üncü maddesine aykırı olur[3].

2. Parlâmento Kararları Çeşitleri

Parlâmento kararları ile belli başlı üç grup konu düzenlenebilir. Şimdi bu üç grup konuyu örneklendirelim:

a) Yasama Organının Kendi İç Yapısına veya Çalışma Düzenine İlişkin Aldığı Parlâmento Kararları

Anayasa tarafından öngörülmüş parlâmento kararları :

- TBMM İçtüzüğü (m.95)

- Yasama dokunulmazlığının kaldırılması (m. 83)

- Milletvekilliğinin düşmesi kararı (m.84)

- Meclisin kendi seçimlerinin yenilenmesine karar vermesi (m.77/2)

- TBMM Başkanı ve Başkanlık Divanının seçilmesi kararı (m.95)

- Meclisin tatile girmesi kararı (m.93/2)

- Kapalı oturum yapılmasına ve bu oturumlardaki görüşmelerin yapılmasına ilişkin kararlar (m.97/2)

- Bir milletvekilinin altı ayı geçmemek üzere Bakanlar Kurulunca verilecek görevi kabul etmesine ilişkin kararlar (m.82/2)

TBMM İçtüzüğü tarafından öngörülmüş parlâmento kararları:

- Açık oylama kararı (İçtüzük, m.143)

- Gizli oylama kararı (İçtüzük, m.147)

- Komisyonların seçilmesi kararları (İçtüzük, m.20)

b) Yasama Organının Yürütme Organı ile İlişkileri Çerçevesinde Aldığı Parlâmento Kararları

aa) Parlâmenter Sistemin Doğasından Kaynaklanan Parlâmento Kararları:

- Bakanlar Kurulunun göreve başlaması sırasında güven oyu verilmesi kararı (m.110)

- Gensoru veya güven istemi sonucunda Bakanlar Kurulu veya bir bakan hakkında güven veya güvensizlik kararı (m.99, 111)

- Cumhurbaşkanının seçimi kararı (m.102)

- Başbakan ve bakanlar hakkında meclis soruşturması açılması ve Yüce Divana sevk kararı (m.100)

- Cumhurbaşkanının vatana ihanetten dolayı suçlandırılması kararı (m.105)

- Gensorunun gündeme alınıp alınmaması kararı (m.99)

- Genel görüşme açılması kararı (m.98)

- Meclis araştırması açılması kararı (m.98)

bb) Yürütmenin Bazı İşlemlerinin Meclisin Onayına Tâbi Tutulması:

- Olağanüstü hal ilân kararının onaylanması kararı (m.121/1)

- Olağanüstü hal süresinin her defasında dört ayı aşmamak üzere uzatılması kararı (m.122/1)

- Sıkıyönetim ilân kararının onaylanması kararı (m.122/1)

- Sıkıyönetim süresinin her defasında dört ayı aşmamak üzere uzatılması kararı (m.122/4)

- Kalkınma plânlarının onaylanması kararı (m.166)

c) Yasama Organının Yargı Organıyla İlişkileri Çerçevesinde Aldığı Parlâmento Kararları

Modern Anayasalarda yasama organlarının yargı organları ile ilişkiler içinde bulunduğu gözlemlenmektedir. Birçok Avrupa ülkesinde yasama meclisleri, anayasa mahkemelerine veya yüksek hakimler kurullarına üye seçmektedir. 1961 Anayasamızda bunun örneklerine rastlanıyordu. Örneğin Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu, Yüksek Hakimler Kuruluna üçer üye seçiyorlardı (1961 Anayasası, m.143 [ilk şekli]). Keza, Anayasa Mahkemesine Millet Meclisi üç, Cumhuriyet Senatosu ise iki üye seçiyordu (61 AY, m.145). İşte yasama meclisleri bu tür üye seçme yetkilerini, bir “kanun” ile değil, bir “parlâmento kararı” ile kullanırlar. 1982 Anayasasında yasama meclisinin yargı organlarına üye seçme yetkisi tanınmamıştır. O nedenle bu tür parlâmento kararlarına 1982 Anayasasından örnek veremiyoruz.

d) Yasama Organının Sui Generis Parlâmento Kararları

Yukarıda üç türe de girmeyen TBMM’nin aldığı parlâmento kararları da vardır. Örnekler:

- Savaş ilânı kararı (m.92)

- Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına izin verilmesi kararları (m.92)

Bu yetkileri Anayasa doğrudan doğruya TBMM’ye vermiştir. TBMM, bu yetkilerini bir “kanun” ile değil, bir “parlâmento kararı” ile kullanabilir.

e) Yeni Bir Tür Parlâmento Kararı: Yasama Organının Bağımsız
İdarî Otoritelere Üye Seçme Kararları
 

Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun üyelerinden beşini seçme yetkisi 13 Nisan 1999 tarih ve 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 6’ncı maddesi ile TBMM’ye verilmiştir. TBMM, RTÜK üyelerini seçme yetkisini  bir “kanun” ile değil, bir “parlâmento kararı” ile kullanır. Yani TBMM’nin RTÜK’e üye seçme kararı bir “parlâmento kararı”dır. Dolayısıyla, bu kararlar da parlâmento kararının hukukî rejimine tâbidir. Örneğin bu kararların yargısal denetimi mümkün değildir.

3. Parlâmento Kararlarının Kabulü ve Yayımlanması Usûlü

Parlâmento kararları, bir Genel Kurul kararıdır. TBMM Başkanlığı Kararları veya Başkanlık Divanı kararları bir “parlâmento kararı” değildir. Keza, Komisyon kararları da bir “parlâmento kararı” değildir. Şüphesiz parlâmento kararları ilk önce ilgili komisyonda görüşülür ve hazırlanır. Parlâmento kararlarının ilgili komisyonda görüşüldükten sonra Genel Kurulda oylanmaları gerekir. Bunlar bir kanun olmadıklarına göre, Cumhurbaşkanı tarafından “yayımlanmaya” tâbi değildir. Dolayısıyla parlâmento kararlarını Cumhurbaşkanı  bir kez daha görüşmek üzere TBMM’ye geri gönderemez. Bu kararlar, Resmî Gazetede doğrudan doğruya TBMM Başkanlığı tarafından yayımlanırlar. TBMM İçtüzüğünün 182’nci maddesinin ikinci fıkrası, Meclis kararlarından hangilerinin Resmî Gazetede yayımlanacağının Başkanlık Divanının hazırlayacağı bir yönetmelikle belirtileceğini öngörmüştür. Yine aynı maddenin ilk fıkrasına göre, Meclis kararları Resmî Gazetede yayımlanmakla yürürlüğe girerler. Kararın kendi metninde ileriye ait başkaca bir yürürlük tarihi de gösterilebilir.


 

[1].   Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.188-198. Erdoğan Teziç, “Parlâmento Kararı ve Kanun”, Anayasa Yargısı, Ankara, Anayasa Mahkemesi Yayınları, 1989, Cilt 5, s.121-130; Ergun Özbudun, “Parlâmento Kararları ve Yasama Meclislerinin İçtüzükleri”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 36, Sayı 1-4, 1979, s.3-26; Teziç, Anayasa Hukuku, op. cit., s.58-59; Teziç, Türkiye’de 1961 Anayasasına Göre Kanun Kavramı, op. cit., s.11-21; Teziç, Türk Parlâmento Hukukunun Kaynakları..., op. cit., s.22-25.

[2].   TBMM bu nitelikteki bir işlemi, “kanun” değil de, “parlâmento kararı” adı altında yapmış olsa da değişen bir şey yoktur. Çünkü, aşağıda yarıca göreceğimiz gibi, Anayasa Mahkemesi, Türkiye Büyük Millet Meclisince bir işlemin şu ya da bu şekilde nitelendirilmiş olmasıyla kendisini bağlı görmemektedir. TBMM’nin vatandaşlar için bağlayıcı kural getiren “karar” başlığı altında yaptığı işlemi, Anayasa Mahkemesi “kanun” niteliğinde sayarak denetlemektedir (Anayasa Mahkemesi, 22 Şubat 1977 Tarih ve E.1977/6 ve K.1977/14 Sayılı Karar, AMKD, Sayı 15, s.186-187).

[3].   Ergun Özbudun, “Parlâmento Kararları ve Yasama Meclislerinin İçtüzükleri”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 1979, Cilt XXXVI, Sayı 1-4, s.8.

 

 

 


Copyright

(c) Kemal Gözler. 2004. Bu sayfaya izin almadan link verilebilir. Ancak, bu web sayfası, önceden izin almaksızın ne suretle olursa olsun, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, tekrar yayınlanamaz, dağıtılamaz, başka internet sitelerine metin olarak konulamaz. İzin için kgozler@hotmail.com adresine başvurunuz. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 21.2.2001 tarih ve 4630 sayılı kanunla değişik 71 ve 72’nci maddeleri, bir fikir ve sanat eserini herhangi bir yöntemle çoğaltanları, dağıtanları, satanları, elinde bulunduranları, paraya çevrilmeksizin, 2 (iki) yıldan 6 (altı) yıla kadar hapis cezası ve 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırmaktadır.

Alıntılar (İktibas) Konusunda Açıklamalar

Bu çalışmadan yapılacak alıntılarda (iktibaslarda) 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 35’inci maddesinde öngörülen şu şartlara uyulmalıdır: (1) İktibas, bir eserin “bazı cümle ve fıkralarının” bir başka esere alınmasıyla sınırlı olmalıdır (m.35/1). (2) İktibas, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderecatını aydınlatmak maksadıyla yapılmalıdır (m.35/3). (3) İktibas, belli olacak şekilde yapılmalıdır (m.35/5) [Bilimsel yazma kurallarına göre, aynen iktibasların tırnak içinde verilmesi ve iktibasın üç satırdan uzun olması durumunda iktibas edilen satırların girintili paragraf olarak dizilmesi gerekmektedir]. (4) İktibas ister aynen, ister mealen olsun, eserin ve eser sahibinin adı belirtilerek iktibasın kaynağı gösterilmelidir (m.35/5). (5) İktibas edilen kısmın alındığı yer belirtilmelidir (m.35/5).

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 21.2.2001 tarih ve 4630 sayılı kanunla değişik 71’inci maddesinin 4’üncü fıkrası, 35’inci maddeye aykırı olarak “kaynak göstermeyen veya yanlış yahut kifayetsiz veya aldatıcı kaynak” göstererek iktibas yapan kişileri, 4 (dört) yıldan 6 (altı) yıla kadar hapis ve 50 (elli) milyar liradan 150 (yüzelli) milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırmaktadır.

Ayrıca Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 18 Şubat 1981 tarih ve E.1980/1, K.1981/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre kararına göre, “iktibas hususunda kullanılan eser sahibinin ve eserinin adı belirtilse bile eser sahibi, haksız rekabet hükümlerine dayanarak Borçlar Kanununun 49. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi halinde manevi tazminat isteyebilir”.

Yukarıdaki şartlara uygun olarak alıntı yapılırken bu çalışmaya şu şekilde atıf yapılması önerilir:

Kemal Gözler,  "Anayasalar" , www.anayasa.gen.tr/TBMMkararlari-bilgi.htm. 15 Eylül 2005.

 


 

Editor: Kemal Gözler. kgozler@hotmail.com

Ana sayfa: www.anayasa.gen.tr